Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Yerli Otomobil Maceramızın En Haşin Karakteriyle Tanışın: İlk Türk Spor Otomobili Anadol STC-16

-

Malum, geçtiğimiz günlerde yerli otomobil için ilk adımlar atıldı, firmalar bir araya geldi. Halk da merakla ilk prototipi beklemeye başladı. Peki yerli otomobil maceramızda bildiklerimiz dışında geçmişte neler yaşadık? İşte pek duyulmamış Anadol STC-16'nın hikayesi. Bakalım neymiş bu ilk Türk spor otomobili, gelin birlikte öğrenelim...

Anadol STC-16, ilk prototipi 1972'de geliştirilen ve sadece 1973 ve 1975 yılları arasında üretilen bir Anadol modeli. STC-16 Eralp Noyan tarafından tasarlandı. Böylece 1961’de tasarlanan Devrim'den sonra, Türkiye'de tasarlanarak üretilen ve seri üretimi gerçekleşen ilk otomobil ve ilk Türk yapımı spor otomobil ünvanını aldı.

1971'de Otosan’ın genel müdürü ve Vehbi Koç’un damadı Erdoğan Gönül, Otosan yönetimini ikna ederek, seri üretime geçilmesi onayını aldı.

STC-16 üst gelir seviyesindeki kullanıcıları ve uluslararası rallilerde Anadol markasına prestij sağlamayı hedeflemişti.

Ardından hemen hummalı tasarım çalışmaları başladı...

Belçika’daki Kraliyet Sanat Akademisi (Royal Fine Arts Academy) mezunu olan Eralp Noyan’ın başında olduğu bir ekip tarafından çizilen STC-16, o yıllar gözde spor araba modelleri olan Datsun 240Z, Saab Sonett, Aston Martin, Ginetta & Marcos modellerinden esintiler taşımaktadır.

Ancak STC-16 bu modellerden çok ayrı bir hava ve karakter taşır

Eralp Noyan, aracın iç ve dış tasarım karakteristiğini II. Dünya Savaşı’nın en gelişmiş uçağı olan “Supermarine Spitfire”dan esinlenerek çizdiğini ifade eder.

Motor ve şanzıman:

STC-16 üretim bandına A4 kodu ile konmuş, kısaltılmış ve modifiye edilmiş Anadol şasi ve süspansiyon sistemi ile 1600cc’lik Ford Kent motoru kullanılmıştır. Şanzıman olarak ise yüksek performanslı İngiliz Ford Cortina ve Capri modellerinin şanzımanları kullanıldı.

  • Motor gücü: 68 PS/DIN 5200 RPM de (50 Kw)

  • Maksimum tork: 2600 devirde 116.0 Nm (11.8 kgm)

  • Maksimum devir: Dakikada 5700

STC-16’nın ön konsol ve gösterge tablolarının, o yılların gözde İtalyan ve İngiliz spor arabalarından hiçbir farkı yoktu.

Kilometre ve devir saati dışında o dönemin yeni detaylarından sıfırlanabilen mesafe göstergesi, Lucas ampermetre, Smiths yağ, benzin ve hararet göstergeleri konulmuştu.

11 ay süren proje geliştirme safhası sonunda, test sürüşleri için ilk olarak 3 adet STC-16 prototipi hazırlandı.

Test alanları olarak Cengiz Topel Havaalanı ile E-5 karayolunun İstanbul-Adapazarı bölümü seçildi. STC-16’nın ilk çarpışma testleri de bu dönemde yapıldı.

Daha sonra STC-16, test sürüşleri için Otosan Üretim Müdürü Nihat Atasagun tarafından İngiltere’deki M.I.R.A pistine götürüldü.

STC-16 İngiltere’deki deneme sürüşlerinde ve görüldüğü otoban ve caddelerde, bir İngiliz markasının yeni spor modeli sanılarak büyük ilgiyle karşılandı ve dikkat çekti. İnsanlar “320-E” plakalı test aracını birçok yerde durdurarak bu yeni model spor arabası hakkında bilgi istedi.

Ve sonunda Nisan 1973’te ilk STC-16 üretim bandından inerek showroom'lardaki yerini aldı.

STC-16 ismi “Sport Turkish Car 1600”ün kısaltması olsa da “Sport Touring Coupé 1600” anlamında olduğu da söylenir. Bu şık spor otomobil, gençler arasında ise daha farklı bir açılımla anıldı: Süper Türk Canavarı!

STC-16 o dönemin gençleri arasında haklı bir üne kavuştu. Geliştirilmiş ve modifiye edilmiş versiyonları Türkiye ve dünya rallilerinde birçok yarışa girdi ve kazandı.

Ralli için geliştirilen modellerde ağır şasi yerine daha hafif şasi ve 140 HP gücünde modifiye motorlar kullanılmıştır. En bilinen STC-16 pilotları olarak; Renç Koçibey, Demir Bükey, Romolo Marcopoli, İskender Aruoba, Cihat Gürkan, Ali Furgaç, Şevki Gökerman, Serdar Bostancı, Murat Okçuoğlu, Cüneyd Işıngör, Mehmet Becce, Hızır Gürel, Derya Karaköse ve Osman Arabacı’yı sayabiliriz.

Ne yazık ki STC-16 üretimi 1973’teki küresel petrol krizinin yol açtığı ekonomik kriz nedeniyle uzun sürmedi...

bangshift.com

Benzin fiyatlarındaki aşırı artış ve bir petrol türevi olan fibre-glass maliyetlerindeki artışlar STC-16’nın üretim maliyetlerinin aşırı yükselmesine neden oldu. Bu maliyetlerde yapılacak üretim sonrası satışların sadece yüksek gelir grubuna hitap etmesi ve aracın benzin tüketiminin yüksek olması da bu arkadan itişli spor modelin üretim ömrünün çok kısa olmasını sağladı. O yıllarda diğer Anadol modelleri 50.000-55.000 TL fiyatla satılırken STC-16 fiyatları 70.000 TL’den başlıyordu. Bu nedenle STC-16 müşterileri sadece ralli pilotları ve spor araba meraklıları olarak kaldı.

1973 ve 1975 arasında devam eden STC-16 üretimi sırasında toplam 176 araç üretildi. Bunların büyük bölümü 1973 modeliydi.

Renk olarak genelde “Alanya Sarısı” olarak üretilen STC-16’lar bu renkle özdeşleşmiştir. Az sayıda da olsa; dönemin spor arabalarında kullanılan beyaz, kırmızı veya mavi şeritli olanlar da mevcuttur.

İlk yerli spor otomobili olarak iyi iş çıkarsak da şartlar yüzünden devamı gelememişti. Umarız yeni yerli otomobilimiz STC-16'nın akıbetine uğramaz...

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
carsi-ulan

şuan bundan üretseler alırım aq baya hoş bence

birinci-tekil-birey

Üretmeme bahanesi yalan. İktisat bilimine göre "Üretmek hazır almaktan her zaman daha ucuzdur ve ekonominin anahtarıdır"..... 1973'teki petrol krizi dönemin otomotiv sektörünü dünya çapında etkilemiştir. Hatta dönemin kabul gören amerikan arabalarının tahtı ciddi şekilde sallanmıştır zira bu otomobillerde yakıt ekonomisi asla düşünülmezdi. O yıllarda (çocukken hatırladığım) amerikan otomobilleri hayli zengin kişilerde bulunur ya da ticari olarak kullanılırdı. Bunların Türkiye'de ekonomik açıdan karşılıkları önce Anadol, 70'lerin ikinci yarısında Murat 124 (Fiat 124) ve Renault 12 idi. Örneğin 1975'lerde bir reno12 65.000 lira iken güçlü spor bir Anadol'a 70.000 lira çok da fahiş değil. Velhasıl maksat biz üretmeyelim de ithal edelim mantığı... Şimdi tırmala dur çağı yakalıcam da üretcem diye....

jason-voorhees

araba bayağı yakışıklıymış

vilyimvolis

ben 10 yaslarındayken babamda anadol vardı kesip kasa yapmıştı limon satıyodu :)

miralay-ra

ben eminim seri üretime geçilememiş olmasının ( tıpkı devrim gibi ) bir çok uluslararası ve ticari baskı ile de alakası vardır..o zaman seri üretime uygun fiyatlarla geçilse ve şu an kendi yerli pontiac ımıza biniyo olsak ucuz ucuz fena mı olurdu..o dönem nihat erim den ferit melen e kadar hiç kimsede sağolsun destek çıkmamış

birinci-tekil-birey

Elbette öyledir. Çünkü üretmemek için sundukları bahanelerin tamamı ithal otomobiller için her zaman bilinen şeylerdir. Buna rağmen yerli otomobile "maliyeti pahalı" demek iktisadi açıdan dramdır. Kendine mermi sıkmak gibi bir şey.

Başlıklar

AkaryakıtBelçikaİngiltereİstanbul
Görüş Bildir