Okurken 'Olmaz Olsun Böylesi!' Diyeceğiniz, Fransızlara Ait Beyin Bükücü Saray Adetleri

-
4 dakikada okuyabilirsiniz

Fransızların birbirinden ilginç adetlerini öğrenip halinize şükredeceksiniz!

1. Saray ahalisi için 'rahatlık' her daim önemliydi, bu yüzden kraliçenin nedimeleri bulundukları her yere tuvaletini yapıyordu.

Oldukça katı kurallara tabi tutulan saray nedimelerinin tek bir konuda büyük bir özgürlükleri vardı... Tuvalet! İhtiyaç duydukları an, sarayın herhangi bir köşesinde durup tuvaletlerini yapıyor ve geride kendilerinden bir 'parça' bırakarak yollarına devam ediyorlardı. Bu yüzden saray çalışanları ve gelen ziyaretçilerin, Versailles'ın sürekli leş gibi koktuğunu söylemesi şaşırtıcı değil.

2. Tırmalamak dururken kapı çalmak da neymiş? İlginçlikte bir dünya markası olan saray ahalisi, gizli saklı işler çevirdiklerinde kapıyı 'tıklatmak' yerine 'tırmalamayı' tercih ediyormuş.

Versailles'de artık bir ritüel haline gelen bu durum, birilerinin varlığını odaya ilan etmek için etkili bir yöntemmiş. Hatta saray nedimeleri, sırf bu iş için tırnaklarından birini uzatıyormuş. Vallahi, kırk yıl düşünsek aklımıza gelmez...

3. Böylesi, hayatta herkese nasip olmaz! Sarayda yaşamanın en büyük ayrıcalıklarından biri de kralın çıplak bedenini görebilmekti.

Versailles'da kraliyet ailesinin hayatının neredeyse her anı düzenlenmiş, ritüelleştirilmiş ve diğer insanlara sergilenmişti. Öyle ki, yeterince şanslı ve bir o kadar da ensesi kalınsanız; kralın yatma veya uyanma saati geldiğinde ona eşlik edebiliyor ve giysilerini çıkarma şerefine erişebiliyordunuz. E bu vesileyle kralın çıplak vücuduna göz atma fırsatını kaçıracak değilsiniz ya!

4. Adabı vardır oturmanın... Saraydakiler, bir yere oturduğunda bu sadece dinlenmek istediğinin işareti değildi. Aynı zamanda rütbesinin ne olduğunu da gösteriyordu.

Versailles Sarayı'nda kral ve kraliçe değilseniz, öyle istediğiniz yere oturma gibi bir lüksünüz yoktu. Örneğin, kraliçe kollarını koyabileceği büyük bir koltuğa otururken siz ancak yanındaki minicik tabureye ilişebiliyordunuz. Ayrıca iş bununla da kalmıyordu, çünkü kraliçeye olan konumunuz da saraydaki statünüzü göstermekteydi. İnsan, ya bunlar da nelerle uğraşıyormuş diye düşünmeden edemiyor...

5. Fransız modası diye bir şey icat etmişler; sanırsınız işkence! Erkekler ve kadınlar, sarayda uzun topuklu ayakkabı giyiyorlardı...

Saray ahalisinin başındaki dertlerden biri de yüksek topuklu ayakkabılardı. Uymaları gereken bir kıyafet prosedürü olduğundan, öyle kafalarına göre giyinme şansları yoktu. XV. Louis'in giymeyi en sevdiği parça, kırmızı topuklularıydı. Bu arada yanlış anlaşılma olmasın, ayakkabıların sadece topuğu kırmızıydı. Eğer asil tayfasından değilseniz, kralınkine benzer kıyafetler giyemiyordunuz. Anlayacağınız, kırmızı topuklular taa o dönemlerden 'asalet' sembolüydü.

6. Saray nedimelerinin elbiseleri öyle büyük ve öyle ağırdı ki, düşmeden yürüyebilmek için öncesinde pratik yapmak zorundaydılar.

Kral ve kraliçeye takdim edilmek öyle kolay şey değildi, sizi otomatikman saray ahalisinden biri haline getiriyordu. Bu yüzden takdim işi meşakkatli bir işti ve takdim sırasında giyilen kostümler ise ayrı bir baş belasıydı. Sıkı korseler, geniş ve ağır etekler giyen kadınların bu elbiseleri taşıyabilmeleri oldukça zordu. Sarayda sürekli birilerine reverans yaptıklarından, yana doğru devrilmemek için kadınların bol bol pratik yapması gerekiyordu.

7. Şapka çıkarırken bile iki kere düşünün, maksat statünüz sarsılmasın!

Sarayda yapılan en küçük hareketin altında bile bir neden yatıyordu; örneğin birini selamlarken şapka çıkarmak. XV. Louis, selam verdiği herkese şapkasını çıkartmazdı; kimisinde şapkasının ucuna dokunur, kimisinde ise hafifçe yukarı kaldırırdı. Siz ne kadar soyluysanız, şapkanın çıkma ihtimali o kadar yüksek oluyordu. Alt tarafı bir şapka, bu kadar düşünmeye ne gerek varsa...

8. Saraylıysan yataktan çıkmana gerek yok, bırak düşük rütbeliler senin ayağına gelsin!

Saray ahalisinin garip uygulamalarından biri de düşük rütbeli misafirlerini karşılamak için yataktan çıkmak zorunda olmamalarıydı. Kendilerine o kadarcık da lüks tanısınlar ama, değil mi? Dışarıdan gelen misafirler, odanın bir köşesinde ayakta dikilirken siz rahat rahat yatağınızda keyif çatabiliyorsunuz. Şahane uygulama!

9. Biri yer biri bakar... Hele ki kral değilsen, el mahkum yemek bitene kadar diğerlerini izleyeceksin!

Koskoca kralsın, ülke falan yönetiyorsun ama her işin bir gösteriş, her işin bir seremoni... Tabii ki, saraylılar bu yeme içme işini de aksiyonsuz halledememişler ve masa başında toplanıp kralla kraliçe yemeklerini yerken onları seyretmişler. Düşünsenize, 300 kişi toplanmış ve iki insanın yemek yemesini seyrediyor. Kral bile olsa, o lokmalar insanın boğazına dizilir sonuçta...

10. Odalar iki kapılı... Ama bütün yollar sana çıkıyor!

Versailles Sarayı'nda her şey rütbeye bakıyordu ve hayatın her kademesini bu düzen belirliyordu. Öyle istediğiniz her kapıdan geçemiyordunuz mesela. Hatta odalardaki iki kapının ikisini birden kullanabilmek bile ne kadar soylu olduğunuzun bir göstergesiydi. Olmaz olsun böyle soyluluk dediğinizi duyar gibiyiz...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
justice_fighter

bi yana sçıp bi yanda oturmuşlar..hiçmi akıl yok sizde yaa..saray olmuş bok yuvası..tuvalet yokmuydu,bkun pis bişey olduğunu ve koktuğunu bilmiyolarmıymış aq?hasta da mı olmamışlar?!yok ağır elbiseler yok heryerden geçemezler,heryere oturamazlar!!skerim öyle hayatı aq.öyle asil olacağıma rahat ve huzurlu bi fakir olurum daha iyi!!insanların cehenneme ihtiyacı yok,kendilerine işkence etmek için nekadar uğraşmışlar aq?!sıkıntıdan adetler türetmişler.şu devrin tek iyi şeyi millet internete giriyo da enazından birbirine ve kendine eskisi kadar eziyet etmiyo..

feyyaz-tanju-vural

Cumhuru reisim de kendi sarayında dalgayı çıkartıp oraya buraya salıyor mudur acaba?

fenni-sunnetci

bu saray kulturu burjuvazinin olusmasina,burjuvaziye iyi yonunden bakarsak eger yeme icme,giyinme adabindan,sanata,sanatciya saygiya kadar dunya hep bunlardan ogrendi

will-graham

Arkadaş adamların adetlerini beğenmediniz diye niye içeriğe disslike atıyorsunuz nasıl milletiz hâlâ çözemedim sanırım biz bir şeyleri görmeyi bilmiyoruz. Sonuçta filmdeki kötü karakteri taşlayan insanlarız.

fatih-gurdal-kahraman

zeki insanları severim. onlar bu ülkenin aydınlığıdır.

bmo

her odanın iki kapısı olması hakkında; benim kendi tahmin ve gözlemim (versailles'a gitmedim btw, gördüğüm diğer avrupa saraylarından yola çıkıyorum) bu kapılardan biri saray çalışanlarına ve orda yaşayanlara mahsus olan, asıl sirkülasyonun sağlandığı kapı. diğeri de misafirler için, gösterişli hollerden, salonlardan başka hiçbir şeyden geçmeyen bir rotayı takip eden kapılar. bu bağlamda da ne kadar statü gösterisi olabilir bilmiyorum, sarayda yaşayıp yaşamamakla alakalı bi durum bence ama dediğim gibi kendi gözlemim.

novavetus

Aynen dediğiniz gibi asıl kapılar odaları ve salonları birbirine bağlayan görece büyük ve çift kanatlı kapılar oluyor. Diğer tür kapılar ise odaların arkalarında hizmetliler veya saray çalışanları için olan kapılar ve hatta genelde odadan bakıldığında bu kapılar duvar ile aynı biçimde olduğu dikkat çekiyor yani iç kapılar oldukça az dikkat çekecek veya görülmeyecek şekilde yapılmış.

FACEBOOK YORUMLARI

Başlıklar

Tercihkadınlartopuklu ayakkabı
Görüş Bildir