Merakla Beklenen Yeni Netflix Filmi Enola Holmes Ortamlara Salındı: Peki, Film Beklentileri Karşıladı mı?

60PAYLAŞIM

Holmes familyasına duyduğumuz hasretten adeta prangalar eskitmişken Enola Holmes yaramıza az da olsa merhem olur mu, ne dersiniz?

Efendim, bir süredir elimiz nah böyle böğrümüzde yeni Sherlock familyası üyesi Enola'nın hikayesini izlemek için bekliyorduk...

Yalnız bu filmle ilgili ne hikmetse herkes bir dizi yanılgısına kapılmış, inanın bunun çıkış sebebini biz de çözemedik. Neyse bu detayları şimdilik geçelim. 

Enola Holmes filminin hikayesi Sherlock Holmes'un asıl yaratıcısı olan Sir Arthur Conan Doyle'un eserlerine dayanmıyor, önce sizler için bu bilgiyi bir kenara not düşelim.

Yazar Nancy Springer'ın "The Enola Holmes Mysteries" serisine dayanan bir öykü ve karakterler var karşımızda. O yüzden başta karakterleri yadırgayacaksınız muhtemelen.

Çünkü filmde gördüğümüz Sherlock ve Mycroft bizim yıllardır farklı farklı versiyonlarını izleme şansı bulduğumuz ve kitaplardan da bildiğimiz hallerinden oldukça farklı. 

İlk olarak bayağı bayağı insanları seven, ilgili ve pek sempatik bir ağabey portresi çizen Sherlock Holmes var önümüzde. En büyükleri Mycroft ise bu filmde tamamen klasik bir İngiliz asilzadesi kimliğine bürünmüş.

Klasik derken kastettiğimiz şu; o dönemlerle ilgili aşk romanlarında kibirli, kendinden başkasını önemsemeyen ve toplumun normlarına uymak adına çevresindekileri mutsuz etmekten gocunmayan tipler vardır ya hani?

Hah işte Mycroft tam olarak böyle biri filmde!

Neyse ki filmdeki karakterlerin seçimlerinde Henry Cavill ve Sam Claflin ikilisinden yana oy kullanmışlar çünkü bu karakterleri sevdiren tam da oyuncu seçimleri olmuş. Şahsen Millie Bobby Brown'ı da Enola Holmes olarak sevdik, role farklı bir enerji ve ışıltı katmış. 

Anne Eudoria Holmes olarak ise Helena Bonham Carter çıkıyor karşımıza ki onun için söyleyecek tek sözümüz yok. Bir parantez genç asilzademiz Louis Partridge için açalım. Kesinlikle ekranda izlemesi keyifli bir yüz kendisi. Enola'yla olan uyumları ise çok hoş bir ambiyans yaratıyor filmde. Eğer devamı gelecek olursa bu ikiliyi izlemek bize keyif verir.

Hikayemiz annesiyle birlikte yaşayan ve onun tarafından eğitilen genç Enola'nın gözünden anlatılıyor. Enola'yı dedektiflik yapmaya sürükleyen şey ise annesinin bir sabah aniden ortadan kayboluşu...

Aslında her şey yolunda giderken yani en azından Enola'ya göre öyleyken Eudoria aniden kaybolunca ortalık karışıveriyor. Enola henüz 16 yaşında olduğu için ağabeyi Mycroft'un himayesi altına giriyor, üstelik yıllarca onu görmemişken. 

İdolü olan Sherlock ise onun sorumluluğunu almaya istekli değil, geriye tek seçenek annesini bulmak kalıyor. Enola en az Sherlock kadar keskin zekalı ve bir o kadar da meraklı. Annesini geri döndürmek için kolları sıvıyor o yüzden. Zaten Eudoria da ona bazı şifreler bırakıyor, geriye tek yapılması gereken Londra'nın yolunu tutmak...

Bu yolculukta, Enola Holmes'a eşlik eden bir kişi daha var; trende karşılaştığı genç vikont Tewksbury. Onun da kendince problemleri var haliyle.

Tewksbury ölümün kıyısından dönünce hayatının ne kadar boş ve anlamsız olduğunu anlamış ve hayat amacını bulmak için ailesinden ve sorumluluklarından kaçıp kendini yollara vurmuş bir genç adam. Azıcık saf ve savunmasız, bu da ister istemez Enola'nın koruma içgüdüsü uyandırıyor.

İkilimiz Londra'ya doğru gitmeye çalışırken başlarına gelmeyen kalmıyor, peşlerinde Sherlock gibi bir dedektif ve dediklerini yapmakta ısrarcı bir Mycroft varken kaçmak oldukça zor üstelik.

Açıkçası biz filmi keyifli bulduk. Tabii, keyif almamızın sebebi onu diğer Sherlock dizileri ve filmleriyle karıştırmamamız. Eğer siz bu yanılgıya düşerseniz, film size vasat gelebilir.

Bir iki saatliğine kafasını boşaltmak ve izlerken hoşça vakit geçirmek isteyenler için Enola Holmes ideal bir aile ve gençlik filmi. Ama siz ciddiyet arıyor ve vaka çözmek istiyorsanız, Enola Holmes ile en azından bugün vakit kaybetmemenizi öneririz. 

Yalnız filmle ilgili sıkıntılı olan asıl nokta, feminizme övgü yapmak isterken ne yazık ki işi ellerine yüzlerine bulaştırmış olmaları. Sherlock Holmes evreninde güçlü ve saygın karakterler zaten mevcut ama bunu kullanmak yerine Mycroft'un eline feminizm kitabı tutuşturup "Bunlar hep deli saçması!" dedirtmek yanlış bir seçim olmuş. Kadının gücünü göstermek için erkeklerin onları aşağılamasına gerek yok, son zamanlarda Hollywood'un en büyük yanılgısı da bu zaten. 

Hassasiyetlere vurgu yapmanın yolu onları ayaklar altına alıp hakaret etmek değil, aksine vurgu bile yapmaya gerek kalmadan o hassasiyeti doğal akışa uygun şekilde filme harmanlamaktır. Neyse bu kusuru görmezden geliyoruz oyuncuların hatırına...

Dün yayına giren Enola Holmes filmi sosyal medyada da büyük ilgi gördü. Tabii filmi sevenler de vardı sevmeyenler de...👇

twitter.com
twitter.com
twitter.com
twitter.com
twitter.com

Filmle ilgili ilginç noktalardan biri de iki Marvel oyuncusundan sonra Sherlock rolünün bu kez DC Comics'e geçmesi diyebiliriz.

Marvel ve DC arasındaki rekabet tam gaz sürüyor gördüğünüz gibi!

Tahminen ilerde hikayenin devamı gelecektir, filmin finali de ona göre yapılmış zaten. Henry Cavill, ekranda görmesi keyifli bir oyuncu ki zaten sırf onun için izleyen pek çok insan vardır. Kendisi filmde fazla görünmüyor, izleyecekseniz bunu göz ardı etmeyin. 

Millie Bobby Brown ise dönem filmlerinde gerçekten başarılı, kendisinin Viktorya dönemi İngilteresine ait olduğuna dair inancımız Enola Holmes rolüyle de pekişti. 

Son sözümüzü de söyleyip ufaktan noktayı koyalım. Hoş vakit geçirmelik, zihni yormayan eğlenceli bir Netflix yapımı Enola Holmes. Gönül rahatlığıyla ailenizle birlikte izleyebilirsiniz. 

Şimdiden sizlere keyifli seyirler diliyoruz, filmi izledikten sonra düşüncelerinizi bizimle paylaşmayı unutmayın!

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
felsefibiloderler

Arthur Conan kalemi olmadığını düşünürsek ve oyuncu seçimlerine de bakarsak bu filme Holmes demek büyük hakaret olur yani 2015 yapımı Mr.Holmes bile bin basar şu filme

sciencesoldier

açıkçası film fena değildi en azından yaşınız küçükse ve çok güzel dersler vardı bence özellikle kadınlar ve kendini kapana kısılmış hissedenler için ama dedikleri gibi sherlock filmleriyle karıştırmadan izlerseniz biraz zevk alırsınız. fena değildi film. bu arada sherlock ve mycroft seçimleri çok ama çok yanlış olmuş. bir kere henry cavill asla sherlock olamamış. oyunculuğuna en azından bu filmde ortalama diyebiliriz. sherlock karakterini oynamamalıydı bence. onun dışında helena çok iyi uymuş bence ama sherlock ve mycroft olmamış. neyse yine de onları görmezden gelerek izlerseniz birkaç güzel şeyi öğrenebilir, hatırlayabilir ve boş vakit için fena olmayan bir filmi izlemiş olursunuz.

ezgilice

lan ben de dizi sanıyodum !!! yarısında kalmıştım sindire sindire izleyeyim bari :/

kspgulcan

aslında içeriğin başında denildiği gibi kesinlikle diğer sherlock filmleriyle kıyaslamamk lazım çünkü çok vasat gelir burda amaç enola ön planda henry diğer sherlocklara göre çok saf iyi masum duruyordu

salvador-dali

hollywood'un en zeki karakterlerinden birinin feminizmin delice, bunakça bir şey olduğunu söylediğinde zevkten dört köşe oldum :D

sciencesoldier

maalesef şu an feminizm feminizm değil. aslında bütün düşünceler doğru anlaşılsa gayet iyi olur. insanizm akımı çıkarmak lazım bence başka çaresi yok.

Görüş Bildir