article/comments
article/share
Haberler
1.5 Derece Sınırını Aşarsak Dünyanın Alacağı Hali Gösteren 10 Korkutucu Senaryo

etiket 1.5 Derece Sınırını Aşarsak Dünyanın Alacağı Hali Gösteren 10 Korkutucu Senaryo

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

Küresel ısınmanın kritiği eşiği olan 1.5 derece sınırını aşarsak bizi neler bekliyor? Aslında gerçekten de gezegenimiz zincirleme reaksiyonlar ile karşı karşıya kalabilir. Burada göreceğiniz senaryolar aslında dünyanın karşı karşıya kaldığı o tehlikeyi de gözler önüne seriyor. Dünya şu an sanayi öncesine göre yaklaşık 1,2°C ısındı. Paris Anlaşması'nın 1,5°C sınırına 0,3 derece kaldı. Eğer bu şekilde devam ederse 2030'ların başında 1,5 dereceye gelmiş, hatta geçmiş bile olabiliriz...

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

1. Devrilme noktaları tetiklenir ve geri dönüşü olmayan bir noktaya gidilir.

1.5 derece geçildiğinde, iklim sisteminde tipping points, türkçe ismiyle devrilme noktaları tetiklenecek. Özellikle Grönland ve Batı Antarktika buz tabakalarının tamamen erimesi gibi süreçler bir kez başladığında, insanlık emisyonları sıfırlasa bile bu erime durdurulamayacak diye düşünülüyor. Bunun için bilim insanları ve mühendisler, atmosferdeki birikmiş karbonu emen devasa Karbon Yakalama ve Depolama tesislerini yaygınlaştırarak bu kritik eşiğe ulaşmadan atmosferdeki sera gazı birikimini durdurmayı hedefliyorlar.

2. Arktik Okyanusu tamamen buzsuz kalır.

Kuzey Kutbu diğer kıtalara göre çok daha hızlı ısınıyor. Eğer 1.5 derece sınırı kalıcı olarak aşılırsa önümüzdeki yıllarda Arktik Okyanusu yaz aylarında tamamen buzsuz kalacak. Beyaz buz örtüsü ısıyı yansıtamadığı için okyanus daha çok ısı emerek ısınmayı daha da hızlandıracak ve bu da beraberinde daha kötü senaryolar getirecek gibi duruyor. Yine de bu durum için uluslararası iklim anlaşmalarıyla metan salınımını azaltmaya yönelik sert yaptırımlar uygulanmaya başlandı. Ayrıca araştırmacılar, buz tabakalarını korumak ve Güneş ışınlarını yansıtmak için yüzey yönetimi ve jeomühendislik odaklı yenilikçi koruma teknolojileri üzerinde çalışıyor.

3. Mercan resiflerinin %99'u yok olur.

Deniz ekosisteminin kalbi sayılan mercan resifleri, 1.5 derece ısınmada %70 ila %90 oranında zarar görürler. Sınır 2 derece ulaştığındaysa tamamen yani %99'un üzerinde yok olabilir. Bu durum, deniz canlılarının dörtte birinin evsiz kalması demek... Gerçekten de çok ciddi olan bu durum için bilim insanları laboratuvar ortamında yüksek sıcaklıklara ve asitlenmeye dayanıklı süper mercanlar yetiştiriyor ve yetiştirdikleri mercanları okyanuslara naklediyor.

4. Ölümcül sıcak dalgaları sıradanlaşır.

Bugün yüzyılda bir görülen ekstrem sıcak dalgaları, 1.5 derece sınırı geçildiğinde birkaç yılda bir yaşanır hale gelebilir. Özellikle Orta Doğu, Güney Asya ve Akdeniz Havzası'nda buna Türkiye de dahil bazı bölgeler yaz aylarında insan yaşamı için biyolojik sınırları zorlayacak seviyelerde olabilir. Çünkü günümüzde bile Akdeniz havzası küresel ortalamadan %20 daha hızlı ısınmaya başladı. Türkiye'de son 10 yılda rekor kıran yaz sıcaklıkları artık daha sık görülüyor. Peki neler yapabiliriz? Şehirler betonlaşmayı azaltıp yeşil koridorlar, dikey ormanlar ve gölgelendirilmiş kamusal alanlar inşa edilmeye başlandı. Binalarda kullanılan ısı yansıtıcı akıllı boyalar ve kentsel ağaçlandırma projeleri, şehir içi sıcaklıkları 2 ila 4 derece arasında düşürmeyi başarmış durumda. Gelecekteki sonuçları da merakla bekliyoruz!

5. Tarım ve gıda krizleri meydana gelir.

Sıcaklık artışı ve öngörülemeyen kuraklıklar beraberinde buğday, mısır ve pirinç gibi küresel gıda arzının temelini oluşturan ürünlerin rekoltesini dramatik şekilde düşürebilir. Gıda fiyatlarındaki devasa artışlar küresel bir açlık krizini tetiklerken temel gıdaya ulaşmak daha da zor bir hale gelebilir. Bu durumun yaşanmaması için de dikey tarım, topraksız tarım ve kuraklığa dayanıklı yerel tohum ıslah çalışmaları gıda krizine karşı devrim yaratmayı amaçlıyor. Şehir içi kapalı tarım alanları, su kullanımını %90'a varan oranlarda azaltırken gıda güvenliğini garanti altına alıyor.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

6. Kutuplarda perfafrostlar erir ve zaman kapsülü açılır.

Kutup bölgelerinde binlerce yıldır donmuş halde bulunan topraklar bir diğer ismiyle permafrostlar erimeye başlar. Ardından bu erime de atmosfere devasa miktarda metan gazı salarken donmuş toprakta uyuyan bin yıllık antik virüs ve bakterileri de açığa çıkmasına sebep olabilir. Bu durum için erken uyarı sistemleri ve biyogüvenlik laboratuvarları bu bölgeleri anlık olarak izliyor. Ayrıca permafrost bölgelerindeki büyükbaş hayvan popülasyonunu artırarak kar örtüsünü sıkıştıran ve toprağın soğuk kalmasını sağlayan ekolojik koruma projeleri başarıyla uygulanıyor.

7. Süper kasırgalar ve aşırı yağışlar meydana gelir.

Atmosfer ısındıkça daha fazla nem tutmaya başlar. Bu da gelecekteki fırtına, kasırga ve tayfunların çok daha yıkıcı, ani ve aşırı yağışlı olmasına neden olur. Altyapısı yetersiz şehirler için her yağmur potansiyel bir felakete dönüşebilir. Yapay zeka destekli erken uyarı sistemleri afet risklerini günler öncesinden tahmin edebiliyor. Kentlerde ise suyu emen ve depolayan Sünger Şehir mimarisi uygulanarak taşkınlar büyük ölçekte engelleniyor.

8. Yüz milyonlarca iklim mültecisi göç eder.

Deniz seviyelerinin yükselmesi, kıyı şehirlerinin sular altında kalması ve tarım arazilerinin çölleşmesi nedeniyle yüzyılın ortalarına doğru yüz milyonlarca insan yaşanamaz hale gelen topraklarını terk etmek zorunda kalabilir. Bu durum, tarihin en büyük göç dalgalarını ve insani krizlerini doğuracak gibi duruyor. Şimdiden Birleşmiş Milletler öncülüğünde kurulan İklim Uyum Fonları kırılgan bölgelerdeki altyapıyı güçlendirmek için kaynak aktarıyor. Kıyı bariyerleri, mangrov ormanı restorasyonları ve yerinde kalkınma projeleriyle insanların yaşam alanlarında kalması destekleniyor.

9. Amazon ormanları savana dönüşür.

Dünyanın akciğerleri olan Amazon Yağmur Ormanları yükselen sıcaklıklar ve azalan yağışlar nedeniyle nem dengesini kaybederek kademeli olarak kurak bir savana ekosistemine dönüşme riskiyle karşı karşıya. Bu durum da milyarlarca ton karbonun atmosfere salınması anlamına geliyor. Yasa dışı ormansızlaşmaya karşı uydu destekli otonom takip sistemleri kullanılmaya başlandı. Bu sayede uluslararası fonlar ve yerli halkların koruyuculuğunda yürütülen devasa ağaçlandırma ve yeniden yabanileştirme projeleri ormanın nem dengesini korumayı hedefliyor.

10. Su kıtlığı ve su savaşı riskleri oluşur.

Dünya nüfusunun büyük bir kısmı tatlı su ihtiyacını dağlardaki buzullardan ve düzenli yağış rejimlerinden karşılıyor. Buzulların hızla erimesi ve kuraklığın kalıcılaşması ve ardından da milyarlarca insanı güvenli su erişiminden mahrum bırakarak ülkeler arası su krizlerini tırmandıracak kadar büyük bir risk taşıyor. Günümüzde uygulanmaya başlanan ileri düzey gri su geri dönüşümü de havadan su üretme teknolojileri ve damla sulama gibi akıllı tarım teknikleri su israfını minimuma indirmeyi hedefliyor.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Gelecek bizim elimizde, peki çözüm nerede ve ne yapmalı?

Anlattığımız bu senaryoları günümüzde ufak ufak yaşamaya başladık bile. Ancak 1,5°C sınırını aşmamak ve geri dönüşü olmayan noktaya gelmemek hâlâ mümkün. Çözüm; enerji sistemlerinin hızla dönüşmesinde yatıyor. Güneş ve rüzgar gibi temiz kaynaklara yatırım yaparak fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltabilir, karbonsuz ve güvenli bir geleceği inşa edebiliriz.

Türkiye’de temiz enerji dönüşümünün nasıl bir hızla ilerlediğine de bakalım mı? 2014 yılında sadece 40 MW olan güneş kurulu gücümüz, bugün 25.800 MW'a fırlayarak tam 641 kat arttı. Rüzgar enerjisi ise 2014'teki 3.800 MW'lık kapasitesini 13.000 MW'a çıkartarak yaklaşık 4 kat büyüdü. Bugün ülkemizde sadece güneş ve rüzgarın toplam kurulu gücü 40 GW seviyesine ulaşmış durumda. Tablo ciddi olsa da çaresiz değiliz, temiz enerjiye geçişi talep etmek ve farkındalık yaratmak geleceği kurtarabilir.

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
İstanbul Üniversitesi Gazetecilik bölümü mezunuyum. 2020 yılından beri yaşam, finans, eğlence, müzik ve birbirinden farklı kategorilerde içerik üretiyorum. Offline ve dijital alanlarda kreatif içerikler üretiyorum.
Tüm içerikleri
right-dark
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
1
1
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Yorum Yazın