Atatürk'ü Sevdiği Türkülerle Yad Etmek İsteyenler İçin 11 Parça
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 76’ncı yıldönümünde bir kez daha büyük bir özlem ve saygıyla anıyoruz. Atatürk'ü beyaz leblebi ve rakı ile anmak isteyenler için sevdiği 10 şarkıyı sizler için hazırladık.
Taylor Swift Vs Bono
Plak şirketlerine büyük rakamlar ödeyerek sanatçıların albümlerini kendi portalına koyan Spotify’a, Radiohead, David Bryne, Patrick Carney gibi müzisyenler, kendilerine telif olarak çok az bir miktar ödendiklerinden şikayet etmişti. Son olarak bu listeye country müzik yıldızı Taylor Swift de eklendi. Spotify uygulamasının ilk bir ayının kullanıcılara ücretsiz olmasını ve bu yüzden sanatçıların emek vererek çıkarttıkları albümleri, dinleyenlerin ücretsiz indirmesini haksızca bulan Swift, verdiği bir röportajda, “Bu bedavacı sistem, müziği değersizleştiriyor ve ben bunun bir parçası olmak istemiyorum’ diyerek, Spotify’da bulunan tüm albümlerini geri çekme kararı almıştı.SPOTIFY ÖNEMLİ BİR ŞANSSon olarak bu tartışmaya, U2’nun solisti Bono da katıldı. Ne var ki Bono, Spotify uygulaması sayesinden müzisyenlerin daha kaliteli eserler ortaya koyabileceğinin altını çizdi. Ünlü şarkıcı, “Bu uygulama sayesinde bir sanatçı, hangi parçasının kaç defa dinlendiğini ya da satın alındığını rahatça görebilir” diyerek, bu sayede müzik endüstrisinin daha şeffaflaşacağına inandığını belirtti. Spotify gibi müzik uygulamalarına bir şans verilmesi gerektiğini düşünen Bono, müzisyenlerin, Spotify’dan daha fazla ücret almaları gerektiğini belirten Bono, “Fakat burada daha önemli olan, müzisyenlerin önce şarkılarını büyük kitlelere dinletebilmeyi sağlamak” derken, Spotify’ı bir fırsat olarak görmek gerektiğini “Ayrıca müzik piyasasına yeni adım atmış şarkıcılar için, bu uygulamaların çok yerinde olduğuna inanıyorum, onların albümlerini ilk bir ay ücretsiz indirebilecek olan dinleyenler, bir ayın sonunda onların albümlerini satın alabilirler” sözleriyle açıkladı. Taraf
2014 MTV Avrupa Müzik Ödülleri Sahiplerini Buldu
9 Kasım 2014 Pazar gecesi Glasgow’da gerçekleşen MTV EMA 2014 ( MTV Avrupa Müzik Ödülleri) sahiplerini buldu.Töreninin sunuculuğunu Nicki Minaj üstlendi. Açılışta sahneye asılı olarak çıkan Nicki Minaj, giydiği taşlarla işli crop top’u, eldivenleri ve 4 metrenin üzerindeki gümüş rengi fırfırlı eteği ile gecenin en çok konuşulan ismi olmayı başardı. Görkemli gecenin performans açılışını ise Ariana Grande yaptı.Gecenin galibi One Direction oldu. Geceye katılamayan grup video bağlantısı ile ödülü kabul etti. MTV EMA 2014’ün kapanışını ise efsane isim Ozzy Osbourne yaptı.İşte bu yılın kazananlarıEn İyi Şarkı : Ariana Grande- Problem Ft. Iggy Azalea En İyi Pop Şarkıcısı : One Direction En Büyük Hayran Kitlesi : One Direction En İyi Hip-Hop Şarkısı : Nicki Minaj- Anaconda En İyi Erkek Şarkıcı : Justin Bieber En İyi Canlı Performans : One Direction En İyi Elektronik : Afrojack En İyi Şarkı (Mesaj Veren) : Beyonce- Pretty Hurts Evrensel İkon : Ozzy OsbourneEn İyi Dünya Sahnesi : Enrique Iglesias En İyi Görünüm : Katy Perry En İyi Kadın Şarkıcı : Ariana Grande En İyi Video : Katy Perry- Dark Horse Ft. Juicy J En İyi Alternatif Grup : 30 Seconds To Mars En İyi Yeni Çıkış : 5 Second Of Summer En İyi Push : 5 Second Of Summer En İyi Rock Grubu : Linkin Parkistanbella
En Politik Baba Zula
Baba Zula'nın sekizinci albümü “34 Oto Sanayi” geçtiğimiz hafta Türkiye'de satışa çıktı. Önceki albümlerine göre daha vurucu, daha çok sözün olduğu ve daha politik bir albüm olan “34 Oto Sanayi”yi ve albümün ilk olarak tanıtımının yapıldığı Japonya turnesini konuşmak üzere Baba Zula'dan Levent Akman ve Melike Şahin'le bir araya geldik.Albüm “İtaat Etme” şarkısıyla başlıyor. Şarkının sözleri “Zalimliğe, yoksulluğa, içinde nefret olana, gözü dönmüş yobazlığa isyancıyım ben.” Sanırım burada bize bir mesaj veriyorsunuz.Levent Akman: Acaba? Herşey gözüküyor. Anlayan anlar. Bize hep “Baba Zula ne demek?” diye sorarlar. Ben de “Türkçe bilen herkes bunun anlamını bilir” derim. Parçayı dinleyen herkes de bunun anlamını bilecektir. Net ve açık her şey.Albümün devamında da “Gariplere Yardım” şarkısında azınlıkları dile getiriyorsunuz, “Sinek Koca” şarkısında kadınlar var. Kapanış şarkısı “Direniş Destanı” da açılış şarkısı kadar vurucu. Bu yaptığınız en politik albüm galiba...L. A.: Evet, olduğunu söyleyebiliriz. Bundan önce de belli bir duruşumuz vardı tabii. Biz mizahla düşündürmeyi de seviyoruz. Bundan önceki albümlerde de bunu hedefliyorduk. Bu albüm kısa bir albüm oldu. Sekiz şarkı ve süresi de kısa. Toplamda 35 dakikayı geçmeyen bir albüm. 96'dan beri hep böyle kısa bir albüm yapmak istiyorduk. Ama bir türlü parçaları kısaltmaya ve parça atmaya kıyamıyorduk. Bu albüm kısa ama vurucu bir albüm oldu. En çok sözlü parçamızın olduğu albüm oldu. Dolayısıyla söz olduğu için bir sürü şey anlatıyoruz. En politik albüm diyebiliriz yani.Melike Şahin: Hepsinin kendi politikliği var içinde ama son dönemde olup bitenin etkilememesi de imkansız yani. İnsan etkilendiği şeyi yazıyor ona kayıtsız duramazsın.Albümü ilk olarak Japonya'da tanıttınız. Nasıl geçti?L.A.: Japonya güzel geçti. Bizim üçüncü gidişimiz. İlk olarak 2007'de gittik. Fatih Akın'ın “Köprüyü Geçmek” filmi dolayısıyla iki gün kalıp, konser verip dönmüştük. Japonya'dan çok etkilenmiştik. Bu sene en çok şehirde çaldığımız turne oldu. Albüm dünyada ilk orada çıktı. Bunu da Japonlar böyle istedi. “Yeni albüm çıkaracakmışsınız. Biz sizi seviyoruz. Burada bir turne yapın ama albümünüz dünyada ilk burada çıksın” dediler. Türkiye'de albüm bir ay sonra çıktı. Japonya'nın en kuzeyinden güneyine kadar seyahat ettik. Orada göbek dansı çok popüler. Tokyo'da 200 göbek dansı okulu var. Türkiye insanının göbek dansına yaklaşımı orada yok. Burada göbek dansı yapan kadınlara fahişe gözüyle bakılıyor orada hayranlıkla bakılıyor. Halbuki göbek dansı bir sanat. Mısır stili ve Türk stili diye iki ayrı stil bile var. Buna rağmen hak ettiği yeri almamış bir sanat dalı. Japonlar buna hakettiği yeri veriyor. Konserlerden önce iki saat göbek dansı workshop'u oldu. Osaka'da erkekler bile gelip göbek dansı yaptı. Seyirci babında da iyidi. Bütün konserler dolu geçti. “Yeni Türkiye”de sanatı, sanatçıyı ve müziği nasıl görüyorsunuz?M. Ş.: Kendi adımıza konuşacak olursak bizim müzik yaptığımız mekanlar sorunlar içerisinde. Bilhassa alternatif müzik yapan insanların çalabileceği yerler gün geçtikçe kapanıyor. Bir takım ortamlarda bir takım dönüşüm hareketleri var. Mesela İstiklal Caddesi... Yeni Türkiye'de sadece bu değil böyle sosyopolitik bir ortamda duygusal olarak da tıkanıklık yaşadığımız düzlemde zorlu bir durum var. Yeni Türkiye'de rahat ve ferah değiliz. Endişeliyiz, biz de bunu haykırıyoruz ve buna karşı bir duruş içindeyiz.Bu albüm de buna karşı bir haykırış mı? L. A.: Yeni Türkiye bir ilüzyon. Sihirbazlık yapılıyor. Yeni Türkiye diye bir şey yok. Eski Türkiye'nin devamı, hatta daha kötüsü. Olaylara baktığınızda ve geçmiş kuşaklarla konuştuğunuzda aslında olanların 12 Eylül'den daha beter olduğu söyleniyor. Bunu önce kabul etmek gerekiyor. Bizim de bu içinde bulunduğumuz duruma karşı bir çığlık olarak bu albümü çıkardığımızı söyleyebiliriz. İlüzyon bir sihirbazlıktır. Sihirbazlıkta dikkatleri başka yöne çekip yapman gerekeni yaparsın. Türkiye'de olan da bu. Dikkatleri başka yöne çekip bir takım sihirbazlıklar yapılıyor. Biz de bu albümle dikkatleri başka yöne çekilen insanların albümdeki çığlıkla bunun bir ilüzyon olduğunu görmelerini sağlamaya çalışıyoruz.Baba Zula bizden bir önceki kuşakta da vardı. Bizim kuşağımızda da var. Bizden sonraki kuşak için de Baba Zula olacak...L. A.: Yurt dışında da böyle oluyor aslında. Yılda 80-90 konser veriyoruz. Bunun büyük çoğunluğu yurtdışında oluyor. Konseri dinlemeye gelen insanların büyük çoğunluğu da o ülkenin insanları oluyor. Normalde Türkiye'den bir grup yurtdışında konser verdiğinde onu dinlemeye gidenlerin yüzde 80'i, 90'ı Türkler oluyor. Bizde ise tam tersi.Neden böyle sizce?L. A.: Türkiye'deki gruplarda şöyle bir ikilem oluyor: Ya batı formlarında müzik yapmaya yöneliyorlar ya da birebir Türkiye'deki dinleyiciye yöneliyorlar. Türkiye'yi düşünüyorsan mantıklı. Bu gruplarla konuşulduğu zaman onlar da en büyük hedeflerinin yurt dışında konser vermek olduğunu söylüyorlar. Ama bu hedef için iki yol da çıkmaz yol. Bir de biz içinde bulunduğumuz coğrafyanın müziğini çok dinledik ve onlardan etkilendik.Mesela kimlerden etkilendiniz?L. A.: 80 öncesi pop-rock gruplarının büyük etkisi var. Moğollar, Barış Manço, Üç Hürel, Bunalımlar ve adı sayılamayacak birçok sanatçı var. Artı Neşet Ertaş'ı çok severiz. Orhan Gencebay'ı çok severiz... Bir de Türkiye coğrafyası o kadar geniş bir müzik yelpazesine sahip ki... Karadeniz'e gittiğinizde yedilik çalıyor, Trakya'ya gittiğin zaman dokuzluk ritimler var, Güneydoğu'ya gittiğin zaman halaylar, zılgıtlar var... İç Anadolu'ya iniyorsun ikilik, üçlük parçalar var. Doğu'da aşık geleneği var. Bu bitmeyen bir kültürel coğrafya. Bunların hepsinden ister istemez etkileniyorsun. Konserler icabı çok dolaşan bir grup olduğumuz için bu ezgiler kulağına ister istemez çalınıyor. Mardin'den Urfa'ya giderken adam oranın yerel radyosunu açıyor hiç duymadığın bir müzik çıkıyor. Onu duyuyorsun ve o sende kalıyor. “Kostüm çok önemli, bizde sahnede kot giymek yasaktır”Sahne şovu sizin en önemli özelliklerinizden biri. Kostümleriniz, danslarınız...M. Ş.: Kostümsel şeylerde herkesin farklı bir yaklaşımı var. Levent daha dönemsel takılıyor. Murat daha etknlik. Ben de bu ikisini kombine etmeye çalışıyorum. Önemli bir şey ama. Konsere gittiğimizde özenilmiş ve gündelik hayatta kullanılmayan bir şeyin olması gerekiyor. Sahnede bir kişi bir özenle giyindiği zaman seyirci için de hoş bir şey. Salaşlık pek hoş durmuyor bence. Görsel de bir şey yapıyorsun orada. İşitsel bir durum yok ortada. Görselliği de kostümlerle, maskelerle, sahne şovlarıyla sağlıyorsun. Diğer türlü çok statik olurdu. Müziğimiz gereği bunu yapmasak bir tuhaf olurdu.Murat Ertel'in kostümleri çok ilginç. Uzun boyu ve kaftanıyla sahneye bir şaman çıkmış gibi oluyor...L. A.: Öncelikle yaptığın işe saygıdan kaynaklanıyor. Normal yolda yürüdüğün kıyafetle sahneye çıkmak bize ters geliyor. Bir takım insanlar zamanını ayırmak için sana gelmişler ve onlar için bir özen göstermek gerekiyor. Mesela bizde kot giymek yasaktır.Neden?L. A.: Çünkü günlük bir şey. Niye kotla sahneye çıkalım? Baba Zula birçok sanatı birleştirmeye çalışan bir grup. Dansçılarla çalıştık, bizim konserlerde arkada çizim yapan bir arkadaşımız vardı. Tiyatral bir iş yapıyoruz ve tiyatroda da kostüm ve sahne tasarımı çok önemlidir. Albümün ismi neden “34 Oto Sanayi”?L. A.: Bizim stüdyomuz orada. Oto Sanayi İkinci kısımda. O sitenin etrafı gökdelenlerle çevrilmiş durumda. Beş sene öncesinde böyle bir şey yoktu. Beş sene içinde mantar gibi bittiler. Belki de 5-10 sene sonra o site ortada kalmayacak, gökdelenler orayı da işgal edecek. Belki de bunun çoktan planları yapılmıştır. Oto Sanayi de nevi şahsına münhasır bir bölge. Sanayi sitesi mantığıyla yapılmış, içinde aklına gelebilecek her türlü aracı görebileceğin bir yer. Şimdi sanatçılar oraya gelmeye başladı. Bizim sokakta iki tane müzik stüdyosu, iki tane heykeltraş stüdyosu, bir de motosiklet çetesinin iki tane barınma mekanı oldu. Biz bunu hatıra, gelecek nesillere bir bilgi kırıntısı olsun diye koyduk. “Gecekondu” albümünün adını da bu nedenle koymuştuk. 60'lardaki 70'lerdeki gecekondu formu şimdi yok. Şimdiki nesiller, 2000'de doğmuş bir genç 70'lerdeki gecekonduyu bilmiyor, onun formu nasıl, kültürü nasıl, neden inşaa edilmiş bilmiyor. Gecekondu denince benim aklıma 10 metrekare 20 metre kare tek katlı, önünde kavak ağacı olan ve kendi geldiği coğrafyayı o ufacık yapıya sığdırmaya çalışan bir çaba görüyorum. Belki 2050'de albüm birinin eline geçer de bu “Oto Sanayi” neymiş diye bir araştırır.“Belediyeler bizi deli görüyorlar” Muhalif bir duruşunuz var. Zorluk çıkarıyorlar mı?L. A.: Belediyeler bize konser teklifiyle gelmiyor. Ama bu muhaliflikten değil daha çok bizi deli görüyorlar. “Biz çağıracağız bu herifler ne yapar, ne söz söyler, bir slogan atar mı?” gibi şeyler geçiyor kafalarından. Onun için “Aman uzak duralım biz” diyorlar. Bizi yok sayıyorlar. Üniversiteler başka bir durum. Antalya Film Festivali'nde 4-5 sene önce çaldık. Konser sonrası yemek yiyoruz. Sol tayfadan iyi bir abimiz o zamanki Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'a “Bunlar iyi arkadaşlar. Baba Zula diye bir grup var. Biraz onlara destek çıksana” demiş. Günay da “Ya abi onlar da çok anarşist” demiş. TRT'de birçok şarkımız yasak. “Pırasa”, “Galiba Hamileyim”, “Özgür Ruh” şarkılarımız TRT'de yasak.12 Eylül devam ediyor yani...L. A.: Tabii canım.YurtRöportaj: Ulaş Gürşat Fotoğraflar: Ceren Büyüktetik
Freddie Mercury'e hayran olmak için 5 sebep.....
Beatles grubundan sonra müziğiyle insanlara en çok ilham veren grup olarak kabul edilen Queen grubunun frontmanı olan Mercury'nin müzik dünyasına kattıkları, yeteneği ve müzik aşkı hakkında ufak bilgiler...
9 Kasım'da Dinlenecek, Muhtemelen Berlin Duvarı ile Alakalı Olduğunu Bilmediğiniz 9 Şarkı
Efsane David Bowie, 10 yıl boyunca piyasaya yeni bir şey sürmemişken 8 Ocak 2013'te yani doğumgününde bu single'ı iTunes'un orta yerine bıraktı. Şarkı tamamen sürprizdi ve hayranlarını dümdüz etti. Bowie şarkısında sadece kendi geçmişiyle bugünü değil duvarın yıkıldığı zaman ile Berlin'i karşılaştırır. Şarkı Potsdamer Platz'da başlar, burası Bowie'nin 1976 yılı itibariyle yaşadığı ve bir çok şarkısını kaydettiği Hansa stüdyolarının olduğu bölge. Sonra Nürnberger Straße'de bir gece kulübüne götürür Bowie bizi. 1970lerde Iggy Pop, Nick Cave, Carlos Santana ve Frank Zappa ile takıldığı bu mekan da girer şarkıya. Sonunda geçmişe Boesebruecke'ye döner. Boesebruecke, Doğu ve batı Berlin arasında geçişi sağlayan köprüydü ve duvarın yıkıldığı gün 20 bin kişi buradan özgürlüğe yürümüştü.
14 Adımda Şair Ceketli Çocuk 'Kazım Koyuncu'
Artvin'in Hopa ilçesine bağlı Yeşilköy (Pançol)'de, 7 Kasım 1971 tarihinde doğmuşsa da nüfusa geç kaydedildiğinden dolayı resmi doğum tarihi 10 Mayıs 1972'dir.[1] Müziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başlamış, çocukluğu, 'üstadım' dediği, 'Kemençeci Yaşar' lakabı ile tanınan Yaşar Turna'nın yanında türkü dinleyerek geçmiştir
AC/DC Davulcusu Phil Rudd'ın Davası Düştü
Avusturalyalı hard rock grubu AC/DC'nin davulcusu Phil Rudd hakkındaki 'cinayet planladığı' yönündeki suçlamalar düşürüldü.Phil Rudd'ın avukatı, müvekkili hakkındaki suçlamanın düşürülmesinin kanıt yetersizliğinden kaynaklandığını söyledi.Avukat Paul Mabey, bu suçlamanın hiçbir zaman yapılmamış olması gerektiğini ve müvekillinin suçlamayla ilgili 'her türlü yasal yola' başvurmayı düşündüğünü belirtti.Mabey, bu iddialar çevresinde dönen 'propogandanın' ve 'sansasyonel haberciliğin' müvekkiline 'tarifsiz' zarar verdiğini söyledi.Phil Rudd, hâlâ uyuşturucu bulundurmak ve ölümle tehdit etmek suçlamalarıyla karşı karşıya.Ancak avukatı Mabey uyuşturucu suçlamalarını 'küçük ve önemsiz' olarak değerlendirdi ve müzisyenin 'ölümle tehdit etmek' suçlamasına karşı kendisini savunacağını belirtti.Rudd, bu suçtan ceza alması halinde en fazla yedi yıl hapis yatacak.AC/DC daha evvel yaptığı açıklamada planladıkları turnelerin Phil Rudd hakkındaki haberlerden etkilenmeyeceğini söylemişti.AC/DC, tüm zamanların en çok kazanan müzik gruplarından biri olarak kabul ediliyor.Phil Rudd, Yeni Zelanda'da cinayet planlamaya teşebbüs etmekle suçlanmıştı.Polis, Perşembe günü 60 yaşındaki müzisyenin Yeni Zelanda'nın North Island bölgesindeki evine baskın düzenlemiş ve Rudd, mahkeme karşısına çıkarılmıştı.Rudd, kefaletle serbest bırakılmış ve mahkeme, Rudd'ın iddia edilen suçlamayla alakalı kişilerle iletişim kurmasını yasaklamıştı.Ancak davacı avukat Greg Hollister-Jones, Cuma günü yaptığı açıklamada davayı tekrar gözden geçirdiklerini ve ellerinde yeterli kanıt olmadığı sonucuna vardıklarını söyledi.Yerel medya, Rudd'ın 'cinayet planlarının' iki adamı hedeflediğini öne sürdü. Hakim, bu iki ismin yanında, planlarda yer aldığı iddia edilen tetikçinin isminin de gizli kalmasına hükmetti.'Kastedilen tetikçi', Yeni Zelanda Herald Gazetesi'ne verdiği demeçte 'meselenin çok abartıldığına inandığını' söyledi. Kendini tetikçi değil, 'aile babası' olarak tanımlarken, dostu olarak gördüğünü belirttiği Rudd'a yöneltilen suçlamaların 'boş laf' olduğunu ifade etti.BBC'nin Sydney muhabiri Jon Donnisson, Phil Rudd davasıyla ilgili gelişmelerin Yeni Zelanda polisi için küçük düşürücü olacağını söylüyor.Rudd, 27 Kasım'da tekrar mahkeme karşısına çıkacak. AC/DC ise yeni albümünü 2 Aralık'ta piyasaya sürecek.Davulcu Rudd, 1983 yılında AC/DC'den çıkarılmış, 1994'te gruba tekrar katılmıştı.Öte yandan, grup üyelerinin son günlerde ortaya çıkan bir fotoğrafında Rudd'ın olmaması, internette davulcunun grupta hâlâ var olup olmadığı söylentilerine yol açtı.AC/DC, Avusturalya'dan çıkan en büyük müzik gruplarından biri. Grup aynı zamanda tüm zamanların en fazla kazanan müzik gruplarından biri olarak görülüyor.'Highway to Hell', 'You Shook Me All Night Long', 'Back in Black', 'Hell's Bells' ve 'Dirty Deeds Done Cheap', grubun en ünlü hit parçaları arasında.Grup 1973'te Malcolm ve Angus Young kardeşler tarafından kuruldu. Young kardeşlerin isim babası olduğu grubun adı, logolarındaki şimşek işaretindeki gibi 'alternating current direct current' (alternatif akım doğru akım) sözünün kısaltmasından geliyor.Baş gitarist Angus, konserlerinde sık sık okul üniforması kostümü giymesiyle de biliniyor.2014'te Malcolm'ın rahatsızlığı sonucu ayrılmasına dek, grubun asla değişmez iki üyesi Young kardeşlerdi.Yıllar geçtikçe bir düzineden fazla kişi gruba katıldı; 1980'de alkol zehirlenmesinden ölen merhum şarkıcı Bon Scott da buna dahildi.Grup, 2003'te Rock and Roll Hall of Fame (Şöhretler Kulübü) resmi üyesi oldu.BBCTürkçe
Stumble Tuşuna Basarak Ulaşabileceğiniz 10 Güzel Müzik İçeriği
Öncelikle tanıştıralım stumbleupon.com Kendisi ile tanışıklığım eskiye dayanır. Efendim kendisi üyelerinin ilgi alanlarına uygun web siteleri ve içerik bulur. Basitce yapabileceğiniz kayıt işleminden sonra ilgi alanlarınızı seçiyorsunuz ve Stumble tuşuna her bastığınızda coşuyorsunuz. Basıyorsunuz coşuyorsunuz! Basıyorsunuz coşuyorsunuz!İşte size stumbleupon.com içerik kısmından Music seçildiğinde karşılaşmanız mümkün olan 10 güzel müzikli içerik! Hepsi hunharca keşfetmenizi bekliyor.
Etkileyici 5 Bilim Kurgu Filmi Müziği
Filmcilik artık endüstriyelleşip sektör haline geldiğinden bu yana filmler müzikleri ile bir bütün halinde kabul edilir. Ve bu konuda öyle soundtrackler var ki, çalındığı sahneyi izleyicinin gözlerinde canlandırır. 'Etkileyici 5 Film Müziği' serimizin bu bölümünde, bilimkurgu film müziklerini sizler için seçtik