Figen Yüksekdağ Haberleri

Figen Yüksekdağ ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Figen Yüksekdağ ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Selahattin Demirtaş: 'İki Aday da Statükoyu Temsil Ediyor'
Selahattin Demirtaş, seçim bildirgesini 'Ne Oluyor?'da açıklıyor. Seçim yarışının adil olacağına inanıyor mu? Stratejisi ne olacak? Seçim sürecinde kimlerden destek alacak? Kampanyalardaki 'kadın vurgusu'nu nasıl hayata geçirecek? Şirin Payzın, konukları Aslı Aydıntaşbaş, Abdülkadir Selvi, Mithat Sancar ve Murat Yetkin ile soruyor, Selahattin Demirtaş 'Ne Oluyor?'da yanıtlıyor. Demirtaş'a ilişkin yorumlarınızı siz de sosyal medyada, #demirtaşçünkü etiketiyle gönderebilirsiniz. Programdan satırbaşları... Diğer adaylara çağrı Selahattin Demirtaş, diğer adaylar Recep Tayyip Erdoğan ve Ekmeleddin İhsanoğlu ile birlikte tüm televizyonların ortak yayınında fikirleri tartışmak istediğini söyledi. Demirtaş, 'Hepimiz bir araya gelerek bunları konuşabilir, halka hitap edebiliriz' dedi. Tarafsızlık konusu Selahattin Demirtaş, Murat Yetkin'in, 'Seçildiğiniz takdirde tarafsız mı olacaksınız? Yoksa partinize bağlı mı kalacaksınız?' sorusu üzerine, cumhurbaşkanı olarak seçilecek kişinin Köşk'e çıktıktan sonra partisinden kopması gerektiğini söyledi. Demirtaş, 'Öncelikle darbe anayasasının değişmesini istemesi lazım. Yetkileri tekrar düzenlenmeli. Anayasada yazmasa dahi, cumhurbaşkanı haklar konusunda hassas olmalı' dedi. Kimlerden oy alacak? Selahattin Demirtaş, Mithat Sancar'ın, 'Milliyetçi kanat kadar olmasa da Kürt tarafından da eleştiriler var. Bu gelişmelere göre Doğu ve Güneydoğu'daki seçmen oranı ne olacak?' şeklindeki sorusu üzerine, Türkiye'de demokrasi ve özgürlüğe ihtiyacı olanların sadece Kürtler olmadığını söyledi. Demirtaş, 'Böyle geniş bir yaklaşım ile yeni bir çizgi oluşturulmadığı sürece kimse huzur bulmayacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimi bu gerilimi kırmak için fırsattır. Benim adaylığım da bu yüzden fırsattır. Biz, mevcut durumun kişiye kazandırsa bile halka kaybettirdiğini düşünüyoruz. Tüm etkin grupların kendisini özgürce, korkmadan ifade edebileceği bir seçim olmalı. Tüm yurttaşlar bu pencereden bakarsa seçimin ne kadar önemli olduğunu görecektir. Herkes oy verirken önümüzdeki 5 yılı değil, torunlarının hayatını düşünmeli' dedi. 'Radikal demokrasi' Bir izleyicinin, 'Hangisinden daha çok korkmalıyım; Otoriterleşmekten mi? Bir din devletinden mi? Yoksa bölücülükten mi?' şeklindeki soruya, 'Türkiye'de bütün bu risk olarak görülen meselelerin çözümü 'Radikal Demokrasi'dir' diyen Demirtaş, bu sözün seçim programında olan bir söylem olduğunu açıkladı. HDP, 2. turda AKP'yi destekleyecek mi? Aslı Aydıntaşbaş ve Murat Yetkin'in, 'İkinci turda Erdoğan'ı destekleyecek misiniz? Desteklemeyecek misiniz? İkinci turda pazarlık olur mu?' şeklindeki sorusunu yanıtlayan Selahattin Demirtaş, ikinci tura kalacaklarını söyledi. Demirtaş, 'İlk turda yüzde 51 alamayacağız' dedi. Demirtaş, 'İkinci turda 2 aday yarışacak ve biri biz olacağız. O yüzden pazarlık ihtimali yok. İlk turda veya ikinci turda, ölmezsem hiçbir zaman bir aday lehine ne ilk turda çekilirim, ne de ikinci turda çekilirim. Bu ilkeyi iki turda da devam ettireceğiz. Pazarlık yaparsak bize destek verenler bizi sorgular. Bu konuda herkesin içi rahat olsun.' dedi. Pazarlık iddiaları Abdulkadir Selvi'nin, 'Sizin pazarlık yapacağınız iddiaları vardı. Bahçeli'nin açıklamaları var. Ne diyorsunuz?' şeklindeki sorusuna, 'Hiç kimseden öyle bir teklif gelmediği gibi bizim de pazarlık düşüncemiz yok' diyen Demirtaş, çekilme olmayacağını bir kez daha yineleyerek, 'Bunlar spekülasyon. Bu tür konuşmalar sürekli yapılıyor. Yapmaya da devam edecekler. Bunları engelleyemeyiz ancak bizim tavrımız nettir.' dedi. 'CHP'ye açık teklif: Destekleriz...'Kılıçdaroğlu'nun kendisini ziyaret ettiğini hatırlatan Demirtaş, CHP Lideri'ne, 'CHP olarak belirli ilkelere bağlı, bu ilkeleri koruyabilecek bir aday çıkarırsanız destekleriz. Açıktan destekleriz, kampanyasında çalışırız. Ardından söyledik, bundan sonraki yola MHP ile mi HDP ile mi devam edeceksiniz? Değişim ihtiyacını okuyoruz. Buyrun aday çıkarın.' dediğini açıkladı. Demirtaş, 'AKP'yi destekleyecek olsak bunu nasıl söyleyebiliriz? Bu mudur AKP'yi desteklemek? Bunu herkesin kendisine iyi sorması lazım. Biz Recep Tayyip Erdoğan, CHP, MHP karşıtı değiliz. Karşıtlık yüzünden toplum korku yaşıyor. HDP olarak yeni bir kamplaşma ve kutuplaşma için aday çıkarmadık. Toplumu nasıl bir arada tutacak radikal demokrasi hamlesini düşünüyor, bu arayışları yapıyoruz.' dedi. Başkanlık sistemi hakkında ne düşünüyor?Demirtaş, Mithat Sancar'ın, 'Cumhurbaşkanlığı yetkileri ve sistem hakkında düşünceleriniz nedir? Başkanlık sistemi mi? Parlementer sistem mi?' şeklindeki sorusu üzerine, cumhurbaşkanlığı yetkilerinin azaltılması gerektiğini söyledi. Demirtaş, 'Yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması gerekiyor. Bu sayede daha sağlam bir yönetim oluşabilir.' dedi.Demirtaş'ın bu açıklamasının ardından Aslı Aydıntaşbaş'ın, 'Bu sözleriniz bölünme gibi algılanacak. Bu konuyu açabilir misiniz?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Yerel yönetimlerin güçlenmesinin kime ne zararı olabilir ki? İzmir'deki yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılması daha iyi olmaz mı?' dedi. Vizyon belgesiSelahattin Demirtaş, '15 Temmuz'da ismi vizyon belgesi olmayan bir bildirgemiz olacak. Bunu açıklayacağız' dedi. açıklayacaklarını ifade etti. Demirtaş, açıklayacakları bildirgede diğer iki adaydan kimsenin duyamayacağı şeylerin duyulacağını ifade etti. Halkın iradesinin daha fazla yerel ve genele yansıyacağını kaydeden Demirtaş, 'Seçim barajının da kalkması lazım' dedi. Kadın konusuTürkiye nüfusunun yarısının kadın olduğunu vurgulayan Selahattin Demirtaş, 'Cumhurbaşkanı olarak Çankaya'da görev yaparsam kadın danışma meclisimiz olacak. Engelli danışma meclisimiz olacak. Ötekileştirilmiş inanç grupları ve halkın değişik tabakalarından gelen insanlarla Çankaya'yı yönetmek lazım. Burada kadınların rolü çok önemli. Maalesef kadın yok. Kadın aday çıkmasını ben de partim de çok istedik. Kadının özgürlüğü, kadının toplumda uğradığı şiddet ve katliam gibi konuların önüne biz geçebiliriz. Kadınların cumhurbaşkanlığı seçimine böyle yaklaşması lazım. Tek adamlıkMurat Yetkin'in, 'Partinizin eşbaşkanı Figen Yüksekdağ Meclis'te bir konuşma yaptı. Erdoğan'a diktatörlük heveslisi dedi. Karşıtlık üzerine kampanya kurmuyoruz dediniz. Eşbaşkanınızın ifadeleri üzerinden bu durumu değerlendirebilir misiniz? şeklindeki soruya, 'Benim dikkat çekmek istediğim konulara dikkat çekmiş.' diyen Selahattin Demirtaş,'Tek adam anlayışının Türkiye'de en çok tartışılması gereken konulardan olduğunu ifade etti. Bu saatten sonra bize lazım olan şey güçlü, yetkileri kendinde toplamış bir lider değildir. Bugüne kadar haklı ya da haksız böyle bir düşünceniz vardı. Neden hala bunu tartışıyoruz? Artık buna ihtiyacımız mı var? Tek bir kişiye bağlı ise Türkiye'nin hali, vay halimize. Türkiye o zaman perişan bir ülkeye mi düşünecek? Güçlü lider iradesi güçlü liderdir. Artık sayın Erdoğan'ın mesajları Türkiye'yi rahatlatan değil, gerilimi arttıran açıklamalardır.Bağış konusuMithat Sancar'ın, malvarlıkları açıklandı. Bunların haricinde yakınlarınız için de malvarlığı açıklamanız olacak mı? Bağışlar konusunda şeffaf olacak mısınız? şeklindeki sorusu üzerine, 'Ben zaten açıkladım. Zerre de başka yok. Kampanyadan gelecek paralar konusunda ise web sitesi açalım. Diğerleri yapmasa da ben yapacağım. Tamamını açıklayacağım. Açıklayınca beni mahçup etmeyecek kadar para yatırın lütfen. (gülüyor) Paranın miktarından fazla kaç kişiden para geldiği benim için önemli. 1 lira da yatırsa trilyon yatırmış kadar mutlu olacağım' dedi.Çözüm paketiAbdulkadir Selvi'nin 'Çözüm paketi' konusundaki sorusu üzerine, yasaya çeşitli eleştirileri olduğunu ifade eden Demirtaş, 'Barışın hızlı şekilde kalıcı hale gelmesini istiyoruz. Benim cumhurbaşkanlığım bu işi daha da hızlandırır. Kalıcı hale getirir. Ne bölünme konusu kalır, ne de kandırıldık mı sorusu kalır. Bu çözüm paketi önemli bir duruştur. Çankaya'ya çıkarsam, Türkiye kısa bir sürede Kürt sorununu tüm kaygılarını aşarak çözmüş olur. Barış konusundaki kararlı tutumumuzu destekleyeceğiz. Çok iyi gitmiyor çünkü yavaş gidiyor. Kamuoyuna daha sağlıklı bilgiler aktarmak lazım. Herkesle paylaşmak lazım ki, kimse bundan kaygı duymasın' dedi.Murat Yetkin'in, 'Çözüm paketi sizce bugüne kadar neden Meclis'e gelmedi?' sorusu üzerine, 'Hükümet bunu getirmedi.' diyen Demirtaş gelmesi için çok uğraştıklarını ifade etti. Müzakere zeminini uzun zamandır beklediklerini açıklayan Demirtaş, 'Temeli olmayan bir bina yapmamız mümkün değildi. O yüzden bu zemini oluşturmak olmak herkes için fırsattır. Müteahhit binayı yapmadan kaçabilir. Türkiye'de çok oldu böyle şeyler. Ev sahipleri olarak bunu bitirmek için uğraşacağız. O katları yaptıkça biz daha da kredi vereceğiz. Korkmamak lazım. Barıştan korkmamak lazım. Kim olursa iktidarda barış için zorlamamız lazım. Her zaman barış hakkını savunmak lazım' dedi.Miting yapacak mı?Abdulkadir Selvi'nin, 'Yurt içi ve yurtdışında miting yapacak mısınız?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Elimizde devletin imkanları yok. Ata uçağı, Ana uçağı yok. Valiler emrimizde yok. Ama yine de büyük bir çok ilde miting yapacağız. Bir kaç gün yurtdışında da olacağız. Yaklaşık olarak 38-40 ilde miting yapacağız' açıklaması yaptı.Irak ve KürdistanAslı Aydıntaşbaş'ın, 'Irak'ta bağımsız bir Kürdistan kurulmasına nasıl bakıyorsunuz. Öte yandan Türkiye'den gençler IŞİD'e karşı savaşmak için Rojava'ya gidip geliyor. Ne diyorsunuz?' sorusu üzerine, Türkiye'nin sınırına komşu bir Kürdistan kurulacaksa elbette bunu önemseyeceğiz. Orayı bir devlet olarak görmesi daha doğru olur. Radikal demokrasi projesi bunu destekliyor. Bu arayış devam etmeli. Türkiye'de bölünme dışında başka seçeneğimiz yok değil, eksikliklerin giderilmesi gerekiyor. Tüm halkların özgürlüklerini sağlayabiliriz.' dedi. IŞİD konusunda ise, kadın çocuk demeden insanları kesebileceklerinin altını çizen Demirtaş, 'Türkiye'nin ve hükümetin bu konuda duyarsız olması büyük yanlıştır. IŞİD Musul'a girince önemli olunca diğer yerlere girince neden olmuyor? Devletin oradaki insanları desteklemesi lazım. İç politikadaki akıl değişmeyince, dış politikadaki akıl da değişmiyor. Ortak aklın çok hızlı değişmesi lazım' diye konuştu.Alevilik konusuMithat Sancar'ın 'Alevi sorunu çok yuvarlak geçiliyor. Bir kaç başlık sunuluyor. Daha geniş bir model olarak ne öneriyorsunuz?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Alevi toplumunun yaşam felsefesinden kaynaklı uzun zamandır maruz kaldıkları ayrımcı uygulamalar var. Sadece ayrımcı uygulamalar değil, katliamlar ve sürgünler var.' diyen Demirtaş, 'Bu sorun sadece Aleviler'in sorunudur gibi algılanmamalı. Aleviler Türkiye'de nasıl yaşamak istiyorlarsa, doğrudan belirleme hakları vardır. Devletin, kendisini onların yerine koyarak onların adına karar verme hakkı yoktur. O toplum kendini nasıl tanımlıyorsa devletin onu olduğu gibi tanıma hakkı vardır. Hiçbir inanç için yapamaz. Aleviler için hiç yapamaz. Yakın tarihimizde yaşanan travmalara dair devletin onarıcı bir rol oynaması, geçmişle yüzleşmesi lazım. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kuruma gerçekten ihtiyaç var mı? Bunu konuşmak lazım. Alevi yurttaşlarımızın kendi içindeki bölünmüşlüğün giderilmesi lazım. Birlikte hareket edebilirlerse çok daha görünür olacaklar. Bu benim seçilip, seçilmememden bağımsız önemli bir konudur' dedi.Dünya KupasıAslı Aydıntaşbaş'ın, 'Dünya Kupası yarı finalleri başladı. Kupayı kim kazansın istersiniz?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Arjantin'in kazanmasını isterim' diyen Demirtaş, 'Neden' sorusuna ise, daha ezilmiş bir ülke olduğu için yanıtını verdi.Selahattin Demirtaş, yapabileceğine inandığı için cumhurbaşkanı adayı olduğunu söyledi. Geçmişte büyük sıkıntılar yaşadığını ancak önemli bir yol kat ettiğini ifade etti.Gezi Parkı süreciMurat Yetkin'in Gezi Parkı süreci hakkındaki sorusu üzerine, 'Bu değişim, dönüşüm isteğinden faydalanan bir grup 27 Şubat darbesini yaptı. Bizim Gezi'yi darbe olarak niteleyen tek bir açıklamamız olmadı. Gezi Parkı direnişinin taleplerini sahiplendik' dedi.Abdulkadir Selvi'nin, 'Beyaz Türkler'den oy alma çabanız sezinleniyor. Bu dindar Türkler için sorun olur mu?' şeklindeki sorusu üzerine, 'Benim açıklamalarım sadece beyaz Türkler'i ilgilendirmiyor. Herkesi ilgilendiriyor. Tansiyonu düşürecek söylemlerden bahsediyorum. Böyle tanımlarsanız İslami kesime haksızlık yaparsınız. Tam tersine onlar da bu ilkeleri savunacaktır' dedi.Demirtaş, Şirin Payzın'ın, 'Eşiniz yanınızda mı, arkanızda mı, önünüzde mi olacak?' şeklindeki soruya, 'Biz her zaman fikirlerimiz paylaştık. Eşim hep yanımda oldu. Cumhurbaşkanı eşi olursa kadın özgürlüğü için kendi fikirlerini hayata geçirir. Biz çocukluktan bu yana birlikteyiz. Çocukluk aşkıyız. Halktan bir kadın olarak ezilenlerin yanında olur' açıklaması yaptı.CNN Türk
'Özerklik En Çok İzmir'e Yakışır'
Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'ın seçim çalışmaları kapsamında düzenlediği mitinglerin finali İzmir Gündoğdu Meydanı'nda gerçekleşti. HDP Milletvekilleri A.Levent Tüzel, Sırrı Süreyya Önder, HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, EMEP Genel Başkan Yardımcısı Sabri Topçu da mitinge katıldı. Miting için Aydın, Denizli, Muğla, Manisa ve diğer bölge illerinden binlerce kişi İzmir'e geldi. Miting meydanına girerken yapılan arama kontrellerinden geçen bazı vatandaşlar üzerlerindeki sarı, kırmızı ve yeşil renkteki kıyafetler bahane edilerek içeri alınmadılar, bunun üzerine yaşanan kısa bir gerginlikten sonra vatandaşlar içeri girdiler. Çeşitli sivil toplum örgütlerinin, derneklerin destek verdiği mitingde konuşan Demirtaş'ın hedefinde Başbakan Erdoğan ve IŞİD vardı. 'SİZİ YUHALATANA OY VERMEYİN' Kadınların önemine vurgu yapan Demirtaş, 'Sizin kaderiniz tacize, tecavüze uğramak, katledilmek eve kapanmak olamaz. Şen kahkahalarınızla toplumun geleceğini yaratacaksınız. Size hakaret eden yuhalatanlara neden oy veresiniz' dedi. İktidarın gençlere dair dair yapabildiği tek şeyin dindar ve kindar nesil yetiştirmek olduğunu belirten Demirtaş, 'Gençlerin genç adaydan, genç tavırdan yana olmaları lazım. Yarın sandık başında fotoğraflara baktığınızda tek seçenek olduğunu göreceksiniz. Demirtaş'a değil kendi geleceğinize oy verin' ifadelerinde bulundu. 'IŞİD NEYSE İSRAİL DE ODUR' IŞİD'in lanetlenmesi gerektiğini söyleyen Demirtaş, ' IŞİD vahşetini, barbarlığını kınıyorum.Buradan Şengal halkına, katliam tehdidi altında bulunan halkımıza dayanışma duygularımızı gönderiyoruz. Kobaniye, Rojova'ya selamlarımızı gönderiyoruz. Umarım insanlığın başına bela olan olan IŞİD yok edilir.. Bir tarafta barbarlık IŞİD tarafından gerçekleştiriliyorsa diğer tarafta Gazze de İsrail tarafından gerçekleştiriliyor. IŞİD neyse İsrail de odur. Aynı duygularımızı Filistinli halklar için paylaşıyoruz. Ama hükümet IŞİD için sesini çıkaramıyor, aman dokunmayalım diyorlar. Neredeyse bu örgütün haklı olduğunu söyleyecek durumdalar. İzmir'de 13 yaşındaki çocuğu kolundan tutup terörist derken, IŞİD'le ilgili dikkatli cümleler kuruyorlar, adeta meşru gösteriyorlar' dedi. 'BU SEÇİM ADİL DEĞİL' 'Bu seçim adil değil' diyen Selahattin Demirtaş, 'Bu seçim AKP 'nin adayının bütün devlet olanaklarını, finans gücünü, medya gücünü arkasına alarak haksız bir şekilde yürüttüğü son derece çirkin bir seçime dönüşmüş durumda. Bizler onlar gibi mitingler yapamıyoruz, onlar gibi süsleyemiyoruz ama emin olun sizin verdiğiniz emek daha dürüstçe çünkü sizin bağışlarınız yüreğinizden geliyor' ifadelerinde bulundu. KENDİNİZE OY VERİN Etnik kimliğimin bir önemi yok diyen Demirtaş, 'Yarın oy kullanmaya gideceksiniz, oy kullanırken Laz kendini, Çerkez kendini, Türk kendini, Kürt kendini, Ermeni de kendini görecek. Kendinize oy vereceksiniz. Bana değil. Böylece bu ülkeyi yeni baştan yaratacağız hep beraber el ele. 'ÖZERKLİK EN ÇOK İZMİR'E YAKIŞIR' İzmir'in AKP'den çok çektiğini söyleyen Demirtaş, İzmir'de yaşanan hukuksuzluklara değinerek, 'İzmir'de yaşayanlar burada karşılaştığınız hukuk dışı şeyleri benden iyi biliyorlar. Yüzde 50 halkın iradesi ile Aziz Kocaoğlu'nu o koltuğa getirdiler. Ama Kocaoğlu burayı yönetemiyor. Neden? Çünkü gerekli çoğunluğu sağlayamamasına rağmen, İzmir'de gücü bulunmamasına rağmen AKP, İzmir'i Ankara'dan yönetiyor. İzmir'in bütün çılgın projelerine oradan idare ettiriyorlar. İzmir'in ovasını, tarlasını, bağını, bahçesini, tüm ekolojik dengesini tarumar ediyorlar. Aldıkları kararlarla İzmir'i İzmirlilere dar ediyorlar. Belediyenin parası yok, mecliste karar alamıyor, ne yapacaklar, nasıl yönetecekler maddi destek olmadan? İzmir halkı AK Parti'ye mi oy vermek zorunda? İşte bizim yeni yaşam çağrımız burada başlıyor sevgili kardeşlerim. Özerklik dediğimiz şey budur. En çok da İzmir'e yakışır, en çok da İzmir bunun faydasını görür. Burada kime oy verdiyseniz yetki onda olsun. Siz belediye başkanını seçmişsiniz ama vali sizlere ve yöneticilere hakaret ediyor. Bu valinin yardımcısı ne diyordu? Soma'da yaşanan katliam için 'Aklını kullananlar kaçtı' diyordu. Emekçiye, madenciye olan yaklaşım bu. Eğer burası yerinden yönetim modeli ile yönetilseydi, sizler bu vali yardımcısını bir günde değiştirebilirdiniz. Ama şimdi yapamıyorsunuz. AKP istediği valiyi atıyor, istediğini ise görevden alıyor. Siz oy vererek getirdiğiniz belediyeden yeterli hizmet alamıyorsunuz. İşte özerklik tam olarak bunlara çare olacak. Yıllardır metroyu bitiremiyorlar, bütçe yok. İstanbul ve Ankara'daki metrolar 2-3 katı bir maliyetle üstelik ulaştırma bakanlığının desteği ile bitiriliyor ama İzmir'e bu destek yok. Bunlar sadece İzmir AKP'ye oy vermiyor diye oluyor. Madem bize oy vermiyorsunuz bizler de sizi cezalandırırız diyorlar' dedi. İzmir'in yeni yaşam çağrısına kulak vermesi gerektiğini söyleyen Demirtaş, 'Bir tarafta bizim evrensel ilkelerimiz, yüzyıllardır insan hakları çerçevesinde belirlenen değerlerimiz var. İzmir halkı ilkelerin yanında mı olacak yoksa ilkeleri umursamayıp koltuk sevdasına tutulanların mı yanında olacak?' dedi. BÜTÜN RENKLERLE MEYDANLARDAYIZ 90 yılda hiçbir zaman halkın temsilcilerinin iktidara gelmediğini dile getiren Demirtaş, '90 yıldır iktidarda halk yok. Devlet sadece kendi için orada. Türkler de yönetmiyor ki devleti, hepimiz beraber eziliyoruz. Sadece öyle düşünmemizi sağlamaya çalışıyorlar. Aramıza nifak tohumu ekiyorlar. Biz burada ırk, dil, din, cinsel yönelim ayrımı yapmamalıyız. Farklılıklarımızla beraber olmalıyız, yaşamalıyız. Bakın burada her kesimden insan var, Türk, Kürt, Alevi, Aünni, LGBT, Çerkez, Laz ve daha sayamadıklarımız. Hepimiz beraber olmalıyız. Aç insanın Laz'ı Türk'ü Kürt'ü yok. İşte bütün renklerle meydanlardayız. Birbirimizi suçlayarak kardeşliği inşa edemeyiz. Ezilen bütün kimlik ve inançlarımızla renklerimizi yarın sandığa yansıtalım. İzmir halkı uzatılan bu barış ve kardeşlik elini tutmalıdır. Demokratik çözüm Kürtler ve AKP arasında değildir. Halklar arasındadır. Yeni anayasayı da ancak böyle yazabiliriz' dedi. Yaklaşık 1.5 saat süren konuşmasının ardından arabasına binmek üzere sahneden ayrılan Selahattin Demirtaş'a vatandaşın ilgisi büyüktü. Neşe Yavuz / Ege'nin Sesi
Ethem Sarısülük'ü Vuran Polise 7 Yıl 9 Ay Hapis Cezası
Ankara'daki Gezi Parkı eylemleri sırasında Ethem Sarısülük'ü vurarak öldüren polis Ahmet Şahbaz'a 28 yıl hapis cezası verildi. Haksız tahrik indirimiyle ceza 7 yıl 9 aya düşürüldü. Şahbaz savunmasında 'Vefatına çok üzüldüm, hatta Fatiha okudum' dedi.Ankara 6.Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada polis Ahmet Şahbaz son savunmasını yaptı. Sarısülük ailesinin tepki gösterdiği savunma sırasında mahkeme heyeti sık sık uyarı yapmak zorunda kaldı.Şahbaz savunmasında şunları söyledi:'İçimdeki korkuyu paniği anlayamıyorsunuz. Olay esnasında benim yaşadığım korkuyu siz göremiyorsunuz. Bana tehditlerden dolayı bana koruma verdiler. 28 yaşında bir insanım. Ekmeğimin kavgasındayım. Benim polis olana kadar karakolluk işim olmadı. Biz hepimiz aynı vatanda yaşıyoruz. Yaşadığımız sıkıntı nedir böyle?Olay görüntüleri incelendiğinde benim aldığım ayakkabı darbeleri görülecektir. Kalkanı yere bırakıp üzerlerine koştuğum iddia ediliyor. Böyle bir görüntü yok. Havuz başında bizi taşladılar. Ben kalkancıyım. Oradan arkamı dönüm kaçma ihtimalim olsa kaçar giderdim. Eylemciyi tekme suretiyle uzaklaştırmak istedim.Eylemciye tekme attıktan sonra kalabalığın üstüme geldiğini gördüm. Kafama taşlar gelmesiyle havaya ateş edip durdurmak istedim. Kaldırım taşları atılıyor. Ben bunun fotoğrafını çektim. O taşlar düşünüldüğünde kontrolümün bozulması normal değil mi?O kadar taş yememe rağmen ben havaya ateş etmeye çalışıyorum. Eylemciler de bakıyor 'havaya uyarı ateşi açıyor' diye bana saldırmaya devam ediyor. Bunlar görüntülerde sabit.'Çektim vurdum' diye konuşmama da açıklık getirelim. Ben o an can havliyle bunu söylemiş olabilirim. Ethem Sarısülük vefat ettiğinde çok üzüldüm. Hatta oturdum fatiha okudum. Ben içimdekileri döküyorum. Dışardan görüntüm sakin olabilir. Ama insanın o anki psikolojisini anlamak gerekir.Bende olaydan sonra iç kanama olabilir bile dediler. Ben sizin vicadanınıza bırakıyorum. Bir senedir susuyorum. Bu şekilde savunma yapmam iyi oldu. Ben böyle bir olayın yaşanmasını istemezdim. Benim de annem var. Ethem'in annesi bağırdığında üzülüyorum. Beni ısrarla taşlamasalardı bu olay yaşanmazdı.Bir senedir yaşananlar benim psikolojimi bozmaya başladı. Avukatların söyledikleri her şeyin cevabını verdim. Basında bu olay verildiğinde polis grubunun içinden gelmişim gibi gösteriliyor. Halbuki olay farklı biz sıkıştığımız yerden kurtulmak için kaçtık. Ben anlattım. Beraatimi talep ediyorum.'Savcı cezada indirim istediSavcı esas hakkındaki mütalaasını değiştirdi ve haksız tahrik indirimi talep etti, 6 yıl 8 aydan 25 yıla kadar hapis cezası istedi. Daha önceki mütalaada Savcı, polis Ahmet Şahbaz'ın meşru müdafaa değil olası kasıtla adam öldürme ve 'kamuya ait araç ve gereci suçta kullanma' suçlarından 26 yıl 8 aydan 33 yıl 4 aya kadar ceza almasını istemiş, sanığın tutuklanmasını talep etmişti.Duruşma savcısı mütalaasında görüntülerin incelenmesine göre olayın meşru müdafaa kabul edilmesi için sanığın hiç bir şekilde kurtulamayacak durumda olması gerektiğini belirtti. Sanığın çekilme talimatına uyarak göstericilerden uzaklaşması gerekirken kendisine tehlikeye attığı ifade edildi.Tehlikeyi bertaraf etmek için sanığın havaya ateş ettiği, üçüncü atışında ise göstericilerden birini vurma ihtimalini bilmesine rağmen olası kastla adam öldürme suçunu işlediği kaydedildi.Göstericilerin polislere taş atması gerekçe gösterilerek haksız tahrik indirimi uygulanması istendi. Savcı istenen ceza ve kuvvetli suç şüphesi nedeniyle sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.Tahrik indirimi uygulanırsa 6 yıl 8 aydan 25 yıla kadar hapis cezası verilebilecek.Sarısülük ailesinin avukatları ise tahrik indirimi uygulanmamasını istedi.Şahbaz'ın avukatları mahkemeyi reddettiSanık polis Ahmet Şahbaz'ın avukatı mahkemenin tarafsızlığı sağlayamadığı için duruşmadan çekilmesini istedi. Sanık avukatları mahkemeyi reddettiklerini belirtti. Mahkeme, sanık avukatının reddi hakim talebini kabul etmedi.Sanık avukatı keşif yapılmasını ve dosyanın bir üst mahkemeye gönderilmesini de istedi. Ayrıca son savunma yapılması için süre verilmesini talep etti. Ancak mahkeme bu talepleri de reddetti.Kapalı duruşma talebi reddedildiDavaya Ethem Sarısülük'ün ailesi ve çok sayıda izleyici katıldı. Davaya jandarma eşliğinde getirilen sanık Ahmet Şahbaz'ın korunması için mahkeme salonunda 100'den fazla jandarma hazır bekletildi. Mahkeme salonu dışındaysa çevik kuvvet polisi, TOMA araçları ve itfaiye aracı olayların çıkma ihtimaline karşı hazır bekletildi.Mahkeme heyeti sanık vekilinin duruşmanın kapalı yapılması talebini 'yasal unsurların oluşmadığı ve gerekli güvenlik tedbirlerinin alındığı' gerekçesiyle reddetti.Avukat, daha önce duruşmada kayda alınan konuşmaları okuyarak mahkemenin kamu güvenliğini sağlayamadığını savundu:'Sanık saldırıya uğramıştır. Sanığın güvenliğinin sağlaması mahkemenin şerefidir. Mahkemeye hakaret edilmiştir. Sanığın saldırıya uğraması sonrası hiç bir işlem yapılmamıştır. Marjinal grupların mahkemeye gelerek mahkemeyi etkilemiştir. Alenen mahkeme tehdit edildiği için duruşma kapalı yapılamamıştır. Bu halde sanığın savunma yapması mümkün değildir.'Savcı 33 yıl ceza istediAnkara 6'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bir önceki davada savcı, olay günü yaşananları anlattı. Sanık polis Ahmet Şahbaz'ın, talimata rağmen dört arkadaşıyla birlikte geri çekilmediğini söylemişti.Savcı, Şahbaz'ın silahından çıkan kurşunun polislere taş atan Sarısülük'ün kafasının sol tarafına isabet ettiğini belirtti. Savcı, olay yerinde yapılan incelemede merminin sekmediğinin tespit edildiğini ifade etti. Savcı, polis Ahmet Şahbaz'ın meşru müdafaa değil olası kasıtla adam öldürme ve 'kamuya ait araç ve gereci suçta kullanma' suçlarından 26 yıl 8 aydan 33 yıl 4 aya kadar ceza almasını istedi, sanığın tutuklanmasını talep etmişti.Olay nasıl yaşandı?Ethem Sarısülük 1 Haziran 2013 tarihinde Ankara'daki Gezi olayları sırasında başından yaralanmış, 14 Haziran'da hastanede hayatını kaybetmişti.Sarısülük'ün ölümüne ilişkin davayı gören Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi, ilk duruşmada yaşanan arbede ve mahkemeye yöneltilen eleştiriler nedeniyle yargılamadan çekilme kararı aldı. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi bunu uygun bulmayınca, davaya bakan mahkeme Adalet Bakanlığı'na başvurdu. Bakanlık da olumsuz görüş bildirince 6. Ağır Ceza Mahkemesi davayı aynı heyetle görmeye devam etti.İddianamede polis memuru Ahmet Şahbaz hakkında 1 yıl 4 aydan 5 yıla kadar hapis cezası istendi. 'Meşru savunmada sınırın aşılması suretiyle öldürmek' suçlamasıyla hazırlanan iddianamede, Şahbaz'ın 'Meşru savunma sınırını kasten aştığının söylenemeyeceği, sınırın kasıt olmaksızın aşıldığı' kaydedildi. Ancak yargılama sonunda mütalaa veren savcı, suçun niteliğinin değiştiğine dikkat çekti. Polis memuru Ahmet Şahbaz'ın, meşru müdafaa değil olası kasıtla adam öldürme suçundan ceza alması gerektiğini savundu, sanığın tutuklanmasını da talep etti. Mahkeme bu talebi kabul etti ve Şahbaz tutuklanmıştı.Kaynak: Al Jazeera
Kobani'ye Destek İçin İstanbul'dan Yola Çıktılar
IŞİD'in saldırısı altındaki Kobani halkına destek vermek isteyen bir grup, bugün Kadıköy'den otobüsle yola çıktı. HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ'ın da katıldığı uğurlama sırasında bazıları gözyaşı döktü.Terör örgütü IŞİD'in Suriye 'nin Rojava bölgesindeki Kobani halkına yönelik saldırılarını protesto eden ve Kobani halkına destek vermek için Suruç'a doğru yola çıkan 50 kişilik bir grup, bugün saat 13.00'te Kadıköy eski Salı Pazarı girişinde toplandı. Protestocu grup içinde yer alan HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, 'Bugün bir yolculuğa çıkmak için bir araya geldik. Bu yolculuk bir özgürlük yolculuğu, insanlık değerleri için direniş yolculuğu, bu yolculuk dayanışmanın ve Rojava'daki o büyük insanlık davasını sahiplenmenin yolculuğudur. Bu yolculuk haramilerin saltanat kuramayacağı iradesini ilan etme yolculuğu. Bugün Kobani'de gerçekleştirilen direnişe sahip çıkmak bütün dünya halklarının, dünya kamuoyunun aslında birinci görevi. Bugün buradaki dayanışmayı bütün dünya kamuoyunun ve insanlık değerlerinden anlayan, anladığını söyleyen bütün kesimlerin göstermesi gerekir. Ancak hayatın siyasetin gerçeklerine baktığımızda bu cevabı göremiyoruz. Çünkü Rojava'daki bu barbarca saldırıya karşı IŞİD adı verilen bu cinayet şebekesinin saldırılarına karşı direnenler sadece Kürt halkı ve Rojava'da Kürt halkıyla birlikte mücadelesini ortaklaştırmış, diğer halklarımızdan kesimler' dedi.OTOBÜSE YÜRÜMELERİNE İZİN VERİLMEDİŞanlıurfa'nın Suruç ilçesine gitmek istediklerini söyleyen grubun kendilerini bekleyen otobüse yürümesine polis izin vermedi. Polisle grup arasında kısa süren bir gerginlik yaşandı. Anlaşmanın ardından otobüsün kalabalığın olduğu yere gelmesine karar verildi. Otobüsün gelmesinin ardından yolcular sevenleriyle birbirlerine sarılıp vedalaştı. Vedalaşma sırasında gözyaşı dökenler oldu. Yolculuk öncesi bazı gençler hatıra fotoğrafı çekildi. Otobüse binen yolcular geride kalanlar tarafından zafer işaretleriyle uğurlandı.(Cengiz ÇOBAN / DHA)
Demirtaş: 'El Ele Vermek Zorundayız'
HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, basın toplantısı düzenledi. Demirtaş yaptığı açıklamada, 'Şunu da altını çizerek belirtmek istiyorum, dün gece itibariyle bizler sayın Öcalan ile kısa bir mesaj bağlantısı kurma imkanı bulduk.' dedi.İşte Demirtaş'ın açıklamalarından satır başlarıÖncelikle hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Dört günden bu yana bütün Türkiye’de yaşanan üzüntü verici olaylar son 25 gündür Kobani’de yaşanan görkemli direniş ve onun öncesindeki siyasal gelişmelere dair hem bilgilendirme yapmak hem kurumlar olarak ortak görüşümüzü kanaatimizi çağrılarımızı sizlerle bu basın toplantısında detaylarıyla paylaşmak istiyoruz.ÜZÜNTÜLERİMİZİ BELİRTMEK İSTİYORUZGösterilerde yaşamını kaybeden 23 yurttaşımıza Allahtan rahmet dileyerek başlamak istiyoruz. Yine yüzlerce insanın yaralandığını biliyoruz. Kim olursa olsun en kısa zamanda sağlığına kavuşur. Bütün bu şiddet süresince, yaşanan şiddetten zarar gören her kim varsa üzüntülerimizi belirtmek istiyoruz.DOSYAYI KAPATANLAR...Bugün bu noktaya nasıl gelindiğini doğru analiz edemezsek ön yargılardan arınmış şekilde objektif şekilde tespit edemezsek yarın nereye gideceğimizi de doğru kestiremeyiz. Ortadoğu’nun bu kadar kaotik ortamında neredeyse son 30 yıldır yaşanan bütün bu iç savaşlar çatışmalar ve bunun Türkiye’ye yansımalarını basit bir HDP suçlamasıyla, HDP karalamasıyla tarif edip dosyayı kapatanlar hata yapmış olurlar. Bu kadar yüzeysel bir yaklaşımla HDP’nin çağrısının sonucuydu deyip dosyayı kapatanlar olup bitenlerden hiçbir şey anlamamış demektir.İki yıla yakın bir süredir Öcalan’ın çağrısıyla başlayan bir barış süreci var. Türkiye’nin 81 vilayetinde yaşayan insanlar bu çözüm sürecini barışa kısa sürede ulaşabilmek adına canı gönülden desteklediler. Hızlı bir şekilde adım atılmasını beklediler.SURİYE'DE YAŞANANLAR....Suriye’de yaşanan iç savaşın neredeyse üçüncü yılı bitti artık, yaşandığı günden bu yana biz hükümetin suriye yaklaşımını eleştirdik, öneriler yaptık ve bunun Türkiye’de kırılmalara yol açtığını ifade ettik. Türkiye’nin Suriye politikasının, alevileri ötekileştirdiğini anlatmaya çalıştık. Suriye’deki bütün inançların hepsinin desteklenmesi gerektiğini yüzlerce defa açıklamalarımızda belirttik. Fakat hükümet orada yaşayan halkları partisine göre siyasi düşüncesine göre ayırarak yardım etti. PYD’li Kürt, PYD’li olmayan Kürt. Esad’dan yana olan Şii, olmayan Şii diye ayırarak yardım etti.İÇ MESELEMİZDİR DEDİ DEFALARCABunların Türkiye’ye yansımaları oldu. dönemin başbakanı sayın Erdoğan, defaten yaptığı açıklamalarda Suriye bizim iç meselemizdir dedi. Biz suriye’de olup bitenleri dışımızda bir olay gibi değerlendiremeyiz dedi. Bugünün başbakanı sayın Davutoğlu, dış işleri bakanıyken, suriye’de yaşananlar bizim kayıtsız kalacağımız olaylar değildir, iç meselemizdir dedi defalarca. Ama mesele Kobani olunca, başka bir ülkede yaşanan meseleyi niye bizim iç meselemiz haline getiriyorsunuz dendi.Suriye bizim oysa iç meselemizse, Kobani’de yaşananlar bizim evimizin içinin meselesidir. İşte bu ayrımcı söylemler tutumlar kırılmalara yol açtı. Artık aleni oldu, iddia odur ki 2 bin TIR’dan fazla silah gönderildi. Toplanan silahlar 2 bin TIR’dan fazla gönderildi. Bunların bir kısmının El Nusra, El Kaide bağlantılı çetelerin eline geçtiği, IŞİD’in kullandığı silahların Türkiye’den giden silahlar olduğu çok tartışıldı. Bu da toplumda kırılma yarattı.BUNLARI HALK ADIM ADIM İZLEDİKobani’ye, bir insanı yardım tır’ının bile gönderilmesi için onlarca görüşme yapmak zorunda kaldık. Özgür Suriye ordusuna gönderilen tır’a hangi hukuk ön görüldüyse Kobani’ye de aynısı olsun dedik. Türkiye El Nusra çeteleri, son bir yılı aşkın süredir Rojova’ya saldırırken açık bir tavır koymadı. Bunları halk adım adım izledi.KÖLE PAZARLARINDA SATTI, TECAVÜZ ETTİDaha sonra Irak’ta kurulup Suriye’de gelişen IŞİD barbarlığı, dört saat içinde Musul’u işgal etti. Musul’da daha önceden IŞİD gelip el konsun diye konulduğu anlaşılan tanklara füzelere el koydu. Yüz yıldır çözülememiş musul sorunu 4 saatte IŞİD’e teslim ederek çözülmek istedi. Şengal’de on binlerce ezidiyi katletti, binlerce ezidi kürt kadının kaçırarak köle pazarlarında sattı, tecavüz etti. O görüntülerle medyada poz verdiler. On binlerce ezidi kardeşimiz dünyanın dört bir yanına savruldu.Aynı tecavüz çetesi, Mahmur’a Kerkük’e yürüdü. Bütün bunlar yaşanırken ciddi bir yardım destek görmedi Kürtler, Süryaniler, Aleviler, Şiiler, Türkmenler. Bunların hepsi kırılma yarattı. IŞİD’e karşı açık bir tavır halklarımız görmedi. Bütün bu emperyalist oyunların, IŞİD tetikçiliği altında sahnelenirken yalnız olduğunu hissetti. Arkalarında güçlü devletlerin, Türkiye devletinin olmadığını hissetti. Bu kırılmayı yaratan biz değiliz.En son bu tecavüz çetesi Kobani sınırlarına dayandı. 25 gündür evimizin içine girmeye çalışıyorlar. Dünyanın gözü önünde bizlerin çıplak gözle izleyeceği şekilde Kobani’ye girip oradaki insanların kellesini kesip, kadınlara tecavüz edip, köle pazarlarında satma çağrısı yapıyorlar. Kürtlerin kadınları bize helaldir diye fetva çıkartıyorlar.RİCA ETTİK, DURUMUN KRİTİK OLDUĞUNU...Bedenlerini ateş topu yapıp tankların altına yatarak durdurmaya çalışıyorlar. Biz kendi hükümetimizden, vatandaşımız olduğu ülkeden görüşme yapıyoruz çağrı yapıyoruz. Fakat IŞİD’e karşı sert bir eleştiri bile yapmayanlar 25 yıldır halkımızı gazlıyor copluyor. İşte bunlar kırılma yaratıyor. Biz herşeye rağmen hükümetle defalarca temaslar kurduk. Başbakanla görüşme yaptık. Görüşmeden sonra umudu büyütmeye çalıştık. Ve sayın başbakana da bu süreçleri dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştık. Halktaki kırılmayı anlatmaya çalıştık. Rica ettik, durumun kritik olduğunu, hassas olduğunu. Başbakan aynen şunu söyledi “Kürtlerin devleti yok diye mi bu kadar sahipsizler” sayın Davutoğlu’da “kürtlerin devleti var biziz” dedi.O zaman lütfen kürtlerin devleti olduğunuzu pratikte gösterin dedik. sadece kınamakla yetinip 180 bin kişiyi de içeri aldık daha ne yapalım söylemi kırıcıdır dedik. kaldı ki çözüm sürecini doğrudan etkileyen bir meseledir. Gelecek yüz yılımızı etkileyecen bir mevzudur. Kobani’ye birlikte yardım edelim, IŞİD’e karşı 40 dünya ülkesiyle koalisyon yapabiliyorsunuz, kendi halkınızla yapın. Kobani’yi de birlikte kurtaralım, geleceğimizi de birlikte kurtaralım.KOBANİ'NİN YANINDA OLUN DEDİKIŞİD, Türk’e de Türkmen’e de Araba da Alevi’ye Sünni’ye de tehdittir. Halen bu noktada olduğumuzu önceki gün Suruç’ta yaptığımız açıklamalarda belirttik. Ve biz halkların demokratik partisi olarak olağanüstü merkez kurulu toplantısı yaptığımız saatlerde, akşam saatlerinde Kobani’den acil telefon geldi ve Mürşitpınar sınır kapısını ele geçirmek olduğunu söylediler. Bütün gücüyle IŞİD sınır kapısına yüklenmiş durumda, sınır kapısı IŞİD’in eline geçebilir dediler. Bu ne demektir? Birazdan katliamlar başlayacak, tecavüz, kelle kesme haberlerini göreceğiz dedik. bu durumda her siyasi partinin yapması gereken onurlu tutumu sergiledik. Halkımızı eyleme çağırdık. Kobani’nin yanında olun dedik. birazdan yaşanacaklar tahmin ettiğimiz gibi gelişecekse artık biz bölgedeki gelişmeleri ele alamayız dedik.AMA HİÇ BİR YERDE ŞİDDET KULLANILMADIKritik hamleyi yaptık, halkımızı göreve eyleme çağırdık. Bizim yaptığımız budur. Bizi o noktaya getiren süreç işte tam olarak budur. Ve değerli arkadaşlar gerek bizim çağrımız üzerine gerekse kendini sorumlu hissederek insanlar sokağa çıkmaya başladılar. Hiçbir yerde şiddet kullanılmadı. Hopa’da da hareketlilik vardı, İstanbul’da da. Ama hiçbir yerde şiddet kullanılmadı.Biz yaptığımız çağrıda şiddet kullanılması çağrısı yapmadık. Silaha şiddete davet etmedik. Çağrımız insani bir çağrı. Ve binlerce kez teşekkür ediyoruz halkamıza ki duyarlı davrandılar. Gece sabaha kadar bütün dünyayı ayağa kaldıran eylem ve etkinliklerle Avrupa’dan ABD’ye Kobani’nin sesi duyuldu. Birkaç saat içerisinde Kobani’deki gidişat kısmen değişti ve Mürşitpınar sınır kapısını ele geçiremediler. Ertesi gün yürüyüşler devam etti ve Varto’dan bir ölüm haberi aldık.GÖRKEMLİ HALK DURUŞUNU YERE ÇEKMEYE ÇALIŞTILARO saate kadar ciddi bir şiddet eylemi olmamıştı. Batman’da sivil kişilerin silahla göstericilere ateş ettiği haberi geldi ve film koptu. Arkasından şiddetti tırmandıran açıklamaları hükümetten duymaya başladık. Provakatörler bazı yerde devreye girerek şiddet eylemini yönlendiren kişiler oldular. Yağma olayları, bazı öldürme olayları, büst yakma bayrak yakma etrafında, Kobani’deki görkemli halk duruşunu başka bir yere çekmeye çalıştılar.Biz ısrarla halkın bu onurlu duruşunun doğru yöne kanalize edilmesine uğraştık. Şiddeti büyüten, tahrik edenleri bulmak hükümetin görevidir. Gösterilerin başladığı saatte, sayın Erdoğan Kobani düştü düşecek diyerek insanların öfkesinin katlanmasına yol açtı. Beklediğimiz Kobani’nin düşmeyeceğini, yanında olduğu mesajını vermekti. Halkın duymak istediği oydu. Sayın Başbakan başka bir şey söylüyordu, ülkenin cumhurbaşkanı Kobani düştü, düşecek diyordu.EL ELE VERMEYE HAZIRIZ DEDİKŞiddet olayları başladığında ülkenin bakanları misliyle cevap vereceklerini açıklıyordu. Biz taleplerini anladık, şiddet kullanmayın demek yerine misliyle cevap vereceğiz diyerek, şiddetin normal olduğunu bir bakanın ağzından duyduk. HDP silah kullanın şiddet kullanın demedi. Biz sınıra gidip oradan hükümetle el ele vermeye hazırız dedik.Ve yine silahlandırılmış sivil kişilerin toplum içerisine nasıl girdiklerini nasıl yönlendirildiklerini HDP’den sormasınlar. HDP bir siyasal parti DBP bir siyasal partidir. Kullandıkları yöntemler budur. Hükümet merak ediyorsa bütün bunları araştırıp bulması kolaydır.Çözüm süreci ayrı kobani ayrı denmesi, iki yıldır adım bekleyen yurttaşlarımızda bir öfkeye neden oldu. Kobani tecavüzle katliamla karşı karşıya olsun. ama siz burada süreç bozulmasın diye susun demek hatalı bir politikadır. Bizler bu sürece böyle geldik. Şimdi çıkıp HDP suçludur, HDP’nin çağrısı vesilesiyle HDP’yi suçlayalım demek, çözümü gerçekleştirmez. Çözümü sağlamaz. Nedenler özetle aktarmaya çalıştığım şekilde. Toplumu bu noktaya getiren gerekçeler bunlardır. Eksiği vardır fazlası yoktur.BAŞIMIZA GELEBİLECEK EN BÜYÜK FELAKETŞimdi bütün bu ifade ettiklerimizin ışığında, şu saatten itibaren bizler bütün bu Ortadoğu kaosunda yönümüzü doğru bir şekilde bulmak istiyorsak el ele vermek zorundayız. Bütün halklar olarak el ele vermek zorundayız. Kürt, Alevi, Arap Ermenin bu ülkenin düşmanı değildir. Birbirimize düşman gözüyle bakacak, halklar arası çatışmaya sürükleyecek bir yaklaşımdan herkes hızla uzaklaşmalıdır. Bundan daha tehlikelisi olamaz. Başımıza gelebilecek en büyük felaket halklar arası bir savaşın gerçekleşmesidir. Türkiye Suriyelileşsin diye uğraşanlar var biz onlardan değiliz. Biz türkiye gerçek bir demokrasi barış ve kardeşlik ülkesi olsun diye uğraşanlardanız.Halen aynı noktada olduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Kobani halen kritik saatler yaşanıyor. Halklarımız her yerde Kobani’yle dayanışmasını ortaya koymalıdır. Tek bir şiddet eylemine kimse yönlenmemelidir. Protesto hakkını kullanırken şiddet uygulamamalı, herkes bu konuda dikkatli davranmalıdır. Bugün işçiler memurlar emekçiler grevleriyle kobani’ye destek oluyorsa, farklı etnik kimliğe sahip insanlar kobani’ye desteği ortaya koyuyorsa bu en büyük dayanışmadır.ÖCALAN İLE KISA BİR MESAJ BAĞLANTISI KURDUKBizler de çözüm sürecini doğru bir rotaya oturtmak için diyaloğa tartışmaya müzakereye hazır olduk, hazır olmaya devam edecek. Arkadaşlarımız sayın Yalçın Akdoğan ile bir görüşme gerçekleştirdiler. Kobani sahiplenme eylem ve etkinliklerine hiçbir yerde müdahale yapılmamalıdır. Şiddet şu saatten itibaren durmalıdır. Bunu önleyebilmenin yolu işte iradeyle disiplinle hareket etmekten geçer. Arkadaşlarımız kurumlarımızın ortak yaklaşımını dikkate almalıdır. Şunu da altını çizerek belirtmek istiyorum, dün gece itibariyle bizler sayın Öcalan ile kısa bir mesaj bağlantısı kurma imkanı bulduk. Kendisiyle bu katliam tehlikesine karşı diyalog ve müzakereyi hızlandırma yöntemini bütün taraflara telkin ettiğini önerdiğini belirtmek istiyoruz.Bütün bu gösteriler sırasında başka parti mensuplarıyla ciddi çatışmalar yaşandı. Bütün partilere, partilerin sempatizanlarına dikkatli olma çağrısı yapıyoruz. DTK bu konuda sorunları çözmek için diyaloglarını temaslarını yoğunlaştıracaktır.HAKARET DİLİNİ KULLANMAMALIDIRUluslararası topluma biz de seslenmek istiyoruz. Kobani’de katliam yapılırsa sorumlusu sizler olacaksınız. IŞİD’i bu halklara bela eden de sizlersiniz sorumluluğunuz var. Ne Kobani’de Kürtleri, ne Telaferi Türkmenleri ne Arapları ne de Türkleri asla bu katliam karşısında yalnız bırakamazsınız. Sorumluluk sizdedir. Hükümet de bu çağrılarımızın, sorunları çözme irademizin karşılık bulmasıyla adım atmalıdır. Medya mensupları da HDP’ye göstericilere yönelik hakaret dilini kullanmamalıdır.Birbirini suçlayarak hakaret tehdit ederek duygu kırılmasını hiç kimse derinleştirmemelidir. Kobani Türkiye için tehdit değildir. Kobani’yi birlikte kurtaralım ki geleceğimizi birlikte kuralım. Türkmeni de Arabı da Kürdü de kardeşimiz diyorsak.Günlerdir her yerde büyük fedakarlıkla Kobani Suruç sınırı başta olmak üzere dayanışma gösteren bütün halkımıza teşekkürlerimizi sunmak istiyoruz. Kobani’de direnen halkımızın evlatlarına Allah yardım etsin diyoruz.Sayın Öcalan'ın komplo sürecinin başladığı günde başladı. Bugün de 9 Ekim. uluslararası komployu da boşa çıkarmanın yolu, Öcalan’ın başlattığı müzakere sürecine sahip çıkmak, Hükümetin adım atması, bizlerin de bir sahiplenmeyi ortaya koymamızdır. Komployu bir kez daha hep birlikte kınadığımızı, komploda yer alan güçlerin bizi birbirimize düşürmek için, 9 Ekim komplosunu da boşa çıkardığımızı belirtmek isterim.YALÇIN AKDOĞAN GÖRÜŞMESİElbette ki arkadaşlarımız diyaloğun sorunların çözümü konusunda ortak bir yaklaşım ortaya koymuşlardır. Hükümetin de yaklaşımı budur. Henüz somut bir program üzerinde uzlaşma sağlanabilmiş değil. kobani ve çözüm süreciyle ilgili olarak neler yapabileceği. en azından hükümetin diyaloğa açık olduğunu biliyoruz. tabi ki şiddetin sokakta durmasının yolu sadece bizim çağrılarımızdan geçmiyor. umut ediyorum ki sokakta olan gençlerimiz bizim sesimize kulak verecektir. Ama hükümetin yapacağı şeyler çok daha kritik çok daha önemlidir.SORULAR - CEVAPLARÖcalan ile yaptığınız görüşme yazışma mıydı, görüntülü müydü?Yazışmalıydı. Kısa bir yazışma trafiği oldu.Bakın biz kimseye şiddet kullanın çağrısı yapmadık. Sokakta kobani'ye elbette sahip çıkılacak. Anayasal demokratik bir hak çerçevesinde. kobani'deki kritik süreç bitmemiştir. Yakma yıkma silah öldürme olmamalıdır. Bunlar bizim önerdiğimiz yöntemler değildir. Herkesten bu çağrımıza uymasını rica ediyoruz.KOBANİ'YE YARDIMKobani'ye sahip çıkmanın çok değişik yöntemleri var. Kobani'ye somut yardım ulaşamazsa, onun adı yardım olmayacak.Biz ille şöyle böyle olsun demiyoruz. Bir şekilde yardımın ulaşması lazım. Türkiye dışında başka kanal yok.Barzani'nin koridor açılmasıyla ilgili açıklaması vardı. Sizin bu konuda hükümete baskınız olacak mı? eğer cevap verilmezse...PYD'nin beklentisi talebi neyse, herkesin o şekilde hareket etmekte fayda var. PYD'de destek istiyor, yardım istiyor. Bir uluslararası karadan müdahale faydalı olmaz. Türkiye'nin de Suriye savaşından uzak durması lazım. Oradaki yerel grupları destekleyerek IŞİD'e karşı savaşabilmesi lazım. Gözlem heyeti gibi konularda hızlı adım atarak halktaki barış umudunu büyütmemiz lazım.haberler.com
HDP'den Bingöl Saldırısı Açıklaması: Provokasyon
HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ , Bingöl'de dün akşam Emniyet Müdürü'ne yönelik silahlı saldırıya ilişkin olarak 'Provokasyon olduğunu düşünüyorum' dedi.HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ; EHP, ÖDP, KESK, DİSK, TMMOB, Halkevleri, PSAKD, HBV, AKD, İHD genel başkanları ile ) TTB genel sekreteri ve HTKP temsilcisinin de yer aldığı bir basın toplantısı düzenledi.HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, Bingöl ’de dün akşam saatlerinde Emniyet Müdürü’ne yönelik olarak düzenlenen ve iki polisin hayatını kaybettiği, Bingöl Emniyet Müdürü’nün de ağır yaralandığı saldırıyla ilgili olarak bir açıklama yaptı. Yüksekdağ, “Saldırıyı üstlenen yok. Bu tip gelişmelerin provokasyon durumunun bir parçası olduğunu düşünüyorum” dedi.T24
HDP'li Yüksekdağ: 'Kobani Değil Türkiye Düştü'
HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, 'Kobani düştü düşecek dediler ama düşen Kobani değil Türkiye oldu' yorumunu yaptı.HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, partisinin grup toplantısında konuştu. İşte Yüksekdağ'ın konuşmasından satırbaşları:Kobani düştü düşecek denirken, insanlar kardeşlerinin yaşamı için sokağa çıktı. Demokratik bir biçimde başlayan eylemler ve sahiplenme tutumu, kurşunlarla, linç tezgahlarıyla kesilmeye çalışıldı. Bir sıkıyönetim ve darbe uygulaması zemini yaratıldı.- Kobani’nin düşürülmesine kilitlenmiş siyaset, AKP’nin başı gibi davranan Cumhurbaşkanı ve onun kışkırtıcı sorumsz tavrı bu noktaya getirdi. Kobani  ha düştü, ha düşecekti, 'çifte bayam' olacaktı ama Allah zalime bayramı nasip etmez. Kobani’deki soylu insanlık direnişi Kobani’nin düşmeyeceğini bütün dünyaya ilan etti.'Kobani değil Türkiye düştü'- Kobani düştü düşecek dediler ama düşen Kobani değil Türkiye oldu. Hükümetin karanlık hesapları düştü. Türkiye itibar kaybetti, bölgede gözden düştü.- Hükümet BM Güvenlik Konseyi geçici üyesi olmak için kapıda bekliyor, ama seçilemiyor. İtibarı yere çakılmıştır.- Şam’a gideceklerdi, Suriye politikaları çöktü. Rojava’daki yeni yaşamı yıkıma uğrtacaklardı, Kobani’yi düşüreceklerdi. Olmadı. Bugün çapsızlıklarının bedelini halklara, partimize ödetmeye çalışıyorlar.- Bölgede Türkiye’nin dostu olabilecek tek güç Kürtlerdir, Rojava halklarıdır. İktidar bunlarla dost olma olanağını da yitiriyor. Rojava halklarının dostluğunu geleneksel imhacı devlet politikalarına kurban etmek AKP tarzı oldu. Muhalif kesimleri marjinal ilan etmekte üsterine yok, ama bugün Türkiye Hükümeti dünyanın ve bölgenin marjinali oldu.'Sizi bu siyasetinizle hiçbir kale koruyamaz'Türkiye kendi halkına marjinal hale geldi. Bizi siyaset odacıklarında istedikleri gibi yönetebileceklerini sanıyorlar. Sizi bu siyasetinizle hiçbir kale koruyamaz.- Bugüne kadar bu direnişe gözünü kulağını kapatanlar, sonradan bir kurtarıcı peleriniyle alana dalarız diye düşünenler yanıldı. Kobani tüm dünyada, meşruiyeti daha fazla kabul edilen bir noktaya geldi. Bu, direnişin gücüdür.- Bir savaş cehennemine dönüştürülen Ortadoğu'da ancak direnmekten vazgeçmekseniz size dayatılan 'gerçek' yenilir. Rojava gerçeği, Ortadoğu’da yaratılmak istenen karanlığa galip gelmiştir. Bu sadece Rojava’nın da değil tarihin bir kazanımıdır.- Rojava’da biz, geleceğimizi kazanıyoruz. Eşit ve özgür bir geleceği. İşte hükümetin istemediği tam da budur. Kobani direnişinin gücünü en geç fark eden hükümet olmuştur. Sadece mecbur kaldığında adım atma siyaseti tekerrür etmiştir.- Memlekette Kobani düşmesin diye yer yerinden oynadı, Davutoğlu şimdi “Suruç’la Kobani’yi birbirinden ayırmıyoruz” diyor. Beyefendi yeni farketmiş. Sayın Davutoğlu, Kobani gerçeğini bir ay önce görseydiniz bu kadar insan yaşamını yitirmeyecekti.'Bu ölümleri mi beklediniz koridor için?'- Hükümete açıkça 'Dayanışma amaçlı koridoru açın' dedik. Şimdi haklı olarak soruyoruz, 'Bu ölümleri mi beklediniz koridor için?'- Kusura bakmayın Davutoğlu, kusura bakmayın Erdoğan, ölümler üzerinen siyaset yapan sizsiniz. Biz ölerek siyaset yapıyoruz, ölerek!- Biz bu ölüm siyasetinin nice ateş çemberinden gelip geçtik. Bizi ölüm tehditlerinizle yıldıramazsınız. Kaç araba tehdit gördük. Partimizi hedef tahtasına oturtarak mamur olacağınızı sanmayın. Bu sizi ancak çöküşe götürür.- Hükümet partimize karşı yalan ve çarpıtmaya dayalı öyle bir tablo oluşturdu ki, gerçeği açığa çıkartmak için de mücadele ediyoruz.- Gerçekler, olaylar araştırılmaya kalkıldığında suçlarınızın açığa çıkacağından mı korkuyorsunuz? Tek bir kamu görevlisi hakkında tek bir soruşturma bile yokken çoğu partilimiz iki bine yakın kişi, gözaltına alındı.- Yeni Türkiye'ymiş. Neye dayanarak inanacağız? Sizin yeni Türkiye'nizde, Adana’da bir gazete dağıtıcısı maskeli kişilerce katledildi. Maskeli faşizm hortladı, hükümet bunları bırakmış HDP ile uğraşıyor.- 'Kobani ve Rojava kantonlarını savunmayı süreçten ayrı düşünmeyin' dedik, Hükümet 'O ayrı bu ayrı' dedi. Bugün geldiği nokta bu. Biz artık sözleri ve bu sözlerle oyalamayı değil, gerçeği ve somut politikanın ta kendisini istiyoruz.Akil insanlar toplantısı- Akil insanlar toplantısı yapıldı. Peki Akil insanların ilk çalışmasında hazırlanan raporlar ne oldu?Akil insanlar size yol haritasının somut noktaları olacak tasarılar sundu. Sayın Öcalan yol haritası sundu. Hiçbir şey yapmadınız. - Hükümet sürecin deyim yerindeyse ekmeğini yemeye devam ediyor, ama somut adım atmıyor. Taslak da taslak.- Gerilim, çatışma, savaş dili ve siyaseti. Baskı politikalarının perçinlenmesi: Yol temizliğinden bunu mu anlıyorsunuz? Yol temizliği tastamam da demokratikleşmedir.- Barış bir temenni değildir, bir çatışmasızlık değildir, toplumsal bir olgudur, toplumla demokrasi temelinde bir araya gelmektir. Demokrasi yoksa barış da yoktur, barış yoksa da çözüm. Demokrasi de güvenlik paketleriyle sağlanamaz. Önce demokrasiyi getireceksiniz.- Gerçekten derdiniz sınır güvenliğiyse Rojava kantonlarını tanıyın. Güvendeki bir Rojava'dan daha güvenli bir bölge olamaz. Sınır içindeki güvenlik de demokrasiyle sağlanır.Süreçte muhattap kim? - Cumhurbaşkanı bir dil koşuyor, Başbakan ve bakanlar ayrı bir dilden. Bakanlar bir şey söylüyor, Cumhurbaşkanı çıkıp bakanlara yanıt veriyor. Böyle bir lakayıtlık olabilir mi? Süreçte muhattap kim? Davutoğlu mu yoksa kendisini her şeyin tek lideri gören Erdoğan mı? Önce bi bunu görelim.- İmralı’daki odayla, masayla, televizyonla uğraşmayın, sizin çok daha önemli işleriniz var. Gerçek sorunlarla ilgilenin. - Sayın Öcalan’ın villa istediği yok. Bizim gibiler villa istemez, villalar Hükümetin siyasetçilerine yakışır. Halkların Demokratik Partisi olarak tüm linç girişimlerine rağmen barış, çözüm ve özgürlük yolculuğundaki yerimizi koruyacağız.- Bu Cumartesi 500. kez toplanacak olan Cumartesi Annelerinin yanında olmak, insanlık ailesinin yanında olmak demektir. Cumartesi Annelerinin kimi zaman göz yaşlı ama her zaman kararlı yürüttükleri mücadelelerini selamlıyorum.Cumhuriyet
Yeni Sıcak Nokta Afrin mi?
Kobani’nin ardından bu kez Suriye’nin kuzeyinde PYD’nin ilan ettiği kantonlardan Afrin, KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın ‘Afrin düşerse süreç biter’ sözleriyle gündeme geldi. Al Jazeera Türk Afrin ve çevresindeki son gelişmeleri mercek altına aldı.Nusra Cephesi'nin, Kobani'nin batısındaki Afrin'e saldırmaya hazırlandığını söyleyen KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık, 'Kobani düşerse veya Afrin'e saldırılarsa, Türkiye'deki çözüm süreci biter' diye konuştu. Türkiye’nin Nusra Cephesi’ni durduracak nüfuzu olduğunu söyleyen Bayık, aksi halde 2013 Mart’ında başlayan ateşkesin bozulabileceğini ifade etti. HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ da, Salı günü partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada, Nusra Cephesi’nin Afrin'e saldırı hazırlığı yaptığını dile getirerek, 'Kobani'de umduklarını bulamayanlar, direnişi bitirme muradına eremeyenler bu kez gözlerini Afrin'e dikti' dedi.Peki Afrin ve çevresindeki son haftalarda neler yaşanıyor? Bayık ve HDP’den gelen açıklamalar neyin sinyalini veriyor?PYD’nin Ocak ayında Kobani ve Cezire ile birlikte ilan ettiği üç kantondan biri olan Afrin, Suriye’nin Halep kentine bağlı, Türkiye’nin Hatay iliyle komşu olan bir sınır ilçesi.Bölgenin demografik yapısıyla ilgili net bir bilgi yok ancak farklı kaynaklar ilçede 300 bin ila 1 milyon arasında nufüs yaşadığını belirtiyor.Afrin Suriye rejiminin muhalifleri tamamen kuşatmak üzere olduğu Halep kent merkezine 60 kilometre uzaklıkta.Afrin’in güneyindeki Nübbül ve Zehra köyleri PYD ve Suriye rejimi tarafından kontrol ediliyor.Bu hatta yakın bölgede ise Nusra Cephesi, İslami Cephe, ÖSO ve bağlantılı grupların yanısıra, daha uzak mesafede olmasına rağmen doğu tarafına yakın bölgede de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) unsurları bulunuyor.Nusra sınıra yaklaştıSon haftalarda Nusra Cephesi, Cemal Maruf’un liderliğini yaptığı ılımlı muhalif gruplardan Suriye Devrimciler Cephesi’nin elinden bazı bölgeleri alarak Afrin sınırına daha da yaklaştı.Bunun üzerine PYD, Halep merkezi yakınlarındaki Kürt köyleri Şeyh Maksut ve Halidiye’den Afrin bölgesine doğru takviye göndermeye başladı.Bölgede bulunan gruplar PYD’yi Suriye rejimiyle işbirliği yapmak ve Halep kuşatmasına karşı direniş göstermemekle suçluyor.Al Jazeera’nin sahadan edindiği bilgilere göre, İslami Cephe, Nusra Cephesi, ÖSO bünyesinde olduğu iddia edilen bazı gruplar ve IŞİD, Afrin’de PYD’ye karşı bir işbirliğine gitmeye hazırlanıyor.Afrin, Kobani’nin aksine Suriye’nin kuzeyindeki öteki Kürt bölgelerine nisbeten uzak bir noktada. Kasaba Kobani’ye 180 kilometre uzaklıkta. Dolayısıyla YPG birliklerinin olası bir çatışma durumunda bölgeye yeterli desteği gönderme olasılığı çok düşük.Bayık, Türkiye’nin Nusra Cephesi üzerinde söz sahibi olduğunu ve bu sebeple olası bir saldırıyı Türkiye’nin engelleyebileceğini belirtiyor.Türkiye’nin Nusra Cephesi ile organik bir bağı yok, ancak Ankara İslami Cephe grubuyla zaman zaman temas kuruyor, Batı ülkelerinin de tanıdığı HSO ve bağlantılı muhalif grupların üzerinde ise söz sahibi.Kobani’den sonra Afrin’de de çatışmaların patlak vermesi bölgede yeni bir insani krizin ortaya çıkmasına da sebep olabilir.Şiddetli çatışmaların yaşanması yüzbinlerce sığınmacının daha Türkiye’ye akın etmesi anlamına geliyor.Bu kez sığınmacı akının, Afrin’in komşu olduğu Hatay ve Kilis kentlerine yoğunlaşması söz konusu olabilir.Böyle bir durumda sığınmacıların gideceği bölgeler, Kobani-Suruç hattındaki durumun aksine, Türkiye içinde Kürt nüfusun yoğun olmadığı sınır kasabaları olacak.Serdar Ataş ve Erman Yüksel | Al Jazeera