Mutlaka Birine Denk Geldiğiniz ya da Geleceğiniz 13 Patron Tipi
İş hayatında çok farklı insanlarla çalışma fırsatı buluyoruz, bunların başında da patronlar geliyor. Kimisi babacan, arkadaş canlısı, sevimli olurken kimisi de çalışma hayatımızı zindana çevirebiliyor. İşte genel olarak karşılaştığımız 13 patron tipi.
ABD'de Çocuk Pornosu Çetesine Operasyon
ABD'de yetkililer, çocuklara ait cinsel içerikli görüntüleri paylaşan büyük bir uluslararası şebekenin çökertildiğini açıkladı.Koordineli yürütülen bir operasyonla, sadece üyelere yönelik gizli bir internet sitesini işleten 14 kişinin tutuklandığı kaydedildi.Sitede çoğu Amerikalı erkek çocuk olmak üzere 250 çocuğa ait görüntüler yer alıyordu.Sitenin 27 bin abonesinin çoğu için tek tek dava açıldı.Operasyondan sorumlu kurumun müdür yardımcısı, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada 'daha önce hiç bu kadar çok sayıda küçük yaşta kurbanı tespit etmediklerini söyledi.Kurumun, yurtiçi güvenlik yetkilileri ile ortak yürüttüğü çalışmada ortaya çıkarılan şebekenin, sosyal paylaşım platformlarında, bazen kadın kimliğiyle, erkek çocukları cinsellik içeren görüntüleri paylaşmaya yönelttiği ortaya çıktı.Yaşları 3 ila 17 arasında değişen çocukların 23'ünün İngiltere, Kanada, Yeni Zelanda, Avustralya ve Belçikalı olduğunu, diğerlerinin ise ABD'nin 39 eyaletinde yaşadıkları belirlendi.Yetkililer, Haziran'da tutuklanan 27 yaşındaki çocuk porno sitesi yöneticisi zanlının suçlu bulunması halinde 20 yıl hapis cezası alabileceğini belirtiyor.Yetkililer, şebeke çökertildiğinde ilgili sitede internet kamerası ile çekilmiş ve çoğu genç erkek çocukları içeren iki bini aşkın cinsel içerikli video bulunduğunu açıkladı.Uzmanlar, çocukların giderek daha fazla internet üzerinden bu şekilde görüntü paylaşmaya yöneltildiğini ve bunu önlemenin en iyi yolunun eğitim olduğunu vurguluyor.
Bir Arada Kalmışlık Hikayesi: Ortanca Çocuk Olmakla İlgili 29 Şey
'Bari sen yapma', 'Sen ablasın', 'Sen küçüksün', 'O daha küçük örnek olacaksın', 'Onlar büyük sen onlarla oynayamazsın', 'Sen dururken abin mi yapacak?', 'O daha bebek nasıl yapsın, hadi sen yap', vb. Bu gibi sözlerle büyüyen, küçük mü olsun, büyük gibi mi davransın karar veremeyen, kendini değersiz hisseden, büyük veya küçük olmak gibi doğuştan gelen özellikleri olmayan, kendini ispat çabasında, mükemmel arabulucu, dehşet müzakereci, yeri geldiğinde manipülatör, diplomat... Kısacası ortanca olmakla ilgili her şey.
Reklam
Eski Sevgiliyi Unutmak İçin Neler Yapılabilir?
etiket
Eski sevgiliyi unutmak, pek çok “yeni ayrılmış”ın (bazen eski ayrılmış da olabilir) peşinden koştuğu bir ideal. Şu ya da bu şekilde ilişkisi biten insanların önemli sorunlarından biri, yeni durumla başa çıkamamak. Bu yazıda eski sevgiliyi unutmak isteyenler için bazı bakış açıları sunmaya çalışacağım. Bunun için öncelikle, adı sanı belirsizleştirilen bir okuyucu sorusunu sizinle paylaşmama müsaade edin: Merhaba. Ben size K. şehrinden yazıyorum. İnternette arama yaparken sitenize ulaştım. Bir sorunumu sizinle paylaşmak istiyorum. Yaklaşık 4 ay önce sevgilimden ayrıldım; ama hala onu unutamadım. Artık onu unutmak istiyorum. Çünkü eski sevgilimi hatırlamak hayatımı zorlaştırıyor. Eski sevgilimi unutmak için neler yapabilirim. Cevaplarsanız çok memnun olurum. Teşekkürler. Eski sevgiliyi unutmak beklentisini anlamak için öncelikle “unutmak” kelimesine bakmamız fayda sağlayabilir. Unutmak, Türk Dil Kurumu Sözlüğünde, beş anlamla karşılık buluyor: Aklında kalmamak, hatırlamamak Bir şeyi dalgınlıkla bir yerde bırakmak Bir şeyi yapamaz duruma gelmek Bağışlamak Gereken önemi vermemek, üstünde durmamak Hatırdan, gönülden çıkarmak Şimdi, eski sevgiliyi unutmak beklentisinde olanlar, öncelikle unutma ile ilgili yukarıdaki tanımlardan hangisini ya da hangilerini kast ettiklerini kendilerine sormalılar. Eski sevgiliyi unutmak talebiyle psikoterapi desteği almaya gelenlere, “tam olarak neyi istediklerini” sorduğumda, bazılarının, “Onunla yaşadıklarım tamamen aklımdan çıksın.” tarzında cevapları oluyor. Yani, unutmak kelimesinin birinci anlamının peşinde oluyorlar. Bazıları ise, “Onu unutamayacağımı biliyorum ama, acı çekmek istemiyorum.” diye ifade ediyorlar beklentilerini. Demem o ki, psikoterapi açısından baktığımızda, beklentiler çok farklı olabiliyor. Unutmak ile ilgili ilk bilmemiz gereken şey, onun çok iradi bir yaşantı olmadığıdır. Yani biz, unutmaya çalışarak unutmayız. Hatta unutmayı çoğunlukla, “Bir baktım ki, unutmuşum!” şeklinde deneyimleriz. Bunu bilinçli bir şekilde deneyebilirsiniz. Kendinize bir anı (Mesela elma ağacı anısı olsun bu) belirleyin ve her sabah uyandığınızda, “Bu gün “elma ağacı anısını” unutacağım” deyin. Bakın bakalım unutabilecek misiniz. Unutmanın zıttı gibi duran hatırlamak , bir çeşit dikkati odaklama halidir. Yani siz bir şeyi hatırladığınızda dikkatinizi ona odaklamış olursunuz. Eski sevgiliyi unutmak peşinde olanların yaşadıkları paradokslardan biri de, dikkatlerini aynı şeye odaklı tuttukları halde o şeyi unutmaya çalışmalarıdır. Bir başka nokta, unutmak için zamana ihtiyaç olduğudur. İstisnai durumlar dışında, bizim için önemli yaşantıları hemen unutamayız. Şayet bizim için çok önemli bir şeyi çok kısa zamanda unutmuş isek, orada başka bir psikolojik durum (Bir savunma mekanizması olarak disosiyasyon ya da yok sayma gibi) söz konusu olabilir. Unutmak için gerekli zaman ise herkes için değişkenlik gösterebilir. Bizim için önemli olan şeyleri zor, önemsiz olan şeyleri ise daha kolay unuturuz. Dolayısıyla, biten ilişkimiz bizim için önemliyse, onu unutmamız daha zor olacaktır. Yeni yaşantılar, eski yaşantıları unutmamıza yardımcı olur. Bu da, eski sevgiliyi unutmak derdinde olanların en çok dikkat etmeleri gereken noktalardan biridir. Ben her şeyden önce, eski sevgiliyi unutmak isteyenlerin asıl derdinin, biten ilişkilerinin ortaya çıkardığı acıları yaşamak istemedikleri olduğunu düşünüyorum. Yani eski sevgilimi unutmak istiyorum diyen birisi aslında, “Eski ilişkimi hatırladığımda yaşadığım ve katlanmakta zorlandığım duyguları (hayal kırıklığı, özlem, yalnızlık, çaresizlik, değersizlik, terk edilmişlik vb.) yaşamak istemiyorum.” demek istiyordur. Bu yüzden amacının, eski sevgiliyi unutmak değil de, yaşadıklarıyla sağlıklı şekilde başa çıkabilmek olması gerektiğini düşünüyorum. Bu amaca dönük yapılabileceklrle ilgili şunları önerebilirim: Özetle, eski sevgiliyi unutmak ancak ve ancak şimdiye odaklandığınızda mümkün olacaktır ve yaşadığınız her şey, şayet yeterince kabullenici olabilirseniz sizi olgunlaştıracaktır. Konu ile ilgili soru ve düşüncelerinizi yazının yorum kısmından benimle paylaşırsanız memnun olurum. Muhabbetle.
Bir İngiliz İle Evlenmek – Vizeler Hakkında Bilmeniz Gereken 5 Şey
1) Birleşik Krallık’ta evlenmek istiyorsanız, bir AEA (Avrupa Ekonomik Alanı) veya İsviçre vatandaşı değilseniz bir vize almanız gerekir: Ziyaret-Evlilik Vizesi veya Nişanlılık Vizesi.2) Birleşik Krallık’ta yaşamak istiyor ama nerede evleneceğinizi düşünüyorsanız, yurtdışında (Birleşik Krallık dışında) evlenip daha sonra bir Eş Vizesine başvurmanız daha ucuz ve kolaydır. Birleşik Krallık’ta evlenmeye karar verirseniz önce Nişanlı Vizesine ve evlenmenizden itibaren 6 ay içerisinde bir Eş Vizesine başvurmanız gerekir. Bu, stresli olmasının yanında pahalı ve zaman alıcı bir süreç olacaktır. 3) Siz de sponsorunuz (eşiniz) da Yerleşim Vizesi için 18 yaşını doldurmuş olmalısınız. 4) Sponsorunuzun (eşinizin) (İngiliz Vatandaşı veya Birleşik Krallık’ta yerleşik) yıllık gelirinin en az 18600 Sterlin olması gerekir. 5) Vize seçenekleriniz: Ziyaret- Ziyaret -Evlilik Vizesi – Birleşik Krallık’a sadece evlenmeye gelip ve/veya evlendiğinizi bildirmeye gelip sonrasında Birleşik Krallık’tan ayrılmanız için kullanılan vize türüdür; veya Yerleşim – Nişanlılık Vizesi (diğer adıyla Evlilik Vizesi) – Birleşik Krallık’ta evlenip veya hemcins birlikteliği töreni yapıp sonrasında Birleşik Krallık’ta yaşamaya devam etmek için kullanılan bir vize türüdür (eşlerden biri İngiliz vatandaşı veya Birleşik Krallık’ta Süresiz Oturum İzni bulunan bir kişi olmalıdır). Yerleşim – Eş/Hemcins Birlikteliği Vizesi – Mevcut durumda evli veya hemcins birlikteliğini kaydettirmiş kişilere yönelik başvuru türüdür (eşlerden biri İngiliz vatandaşı veya Birleşik Krallık’ta Süresiz Oturum İzni bulunan bir kişi olmalıdır). Yerleşim – Evli Olmayan Eş Vizesi – En az 2 yıldır birlikte yaşadıktan sonra (karı-koca hayatı) Birleşik Krallık’ta birlikte yaşama niyetinde olanlara yönelik başvuru türüdür (eşlerden biri İngiliz vatandaşı veya Birleşik Krallık’ta Süresiz Oturum İzni bulunan bir kişi olmalıdır). 1) If you want to get married in the UK you need a visa (unless you are a citizen of an EEA country or Switzerland) – either a Visit-Marriage Visa or a Fiancé(e) Visa. 2) If you want to live in the UK, but are wondering where to marry, it may be cheaper and easier to marry overseas and then to apply for a Spouse Visa. If you marry in the UK instead you have to make two applications – first for a Fiancé(e) Visa then, within 6 months, for a Spouse/Civil Partner Visa. This can be expensive and time-consuming, not to mention stressful. 3) You both have to be over 18 to be eligible for any of the ‘Settlement’ Visas. 4) The sponsor (British Citizen or British permanent resident) must show they can support their partner with a minimum income of £18,600 5) The visa options: Visit -Visit-Marriage Visa – just to visit the UK to give notice of a marriage and/or to get married, then to leave the UK; or Settlement – Fiancé(e) Visa (aka Marriage Visa) – for those intending to marry or have a civil partnership ceremony in the UK, then remain living in the UK (one partner must be British or have Indefinite Leave to Remain in the UK) Settlement – Spouse/Civil Partnership Visa – for those who are already married or have registered as civil partners (one partner must be British or have Indefinite Leave to Remain in the UK) Settlement – Unmarried Partner Visa – for those who can demonstrate that they have been living together in a relationship ‘akin to marriage’ for at least 2 years, who now want to live together in the UK (one partner must be British or have Indefinite Leave to Remain in the UK). Etiketler: bir İngiliz ile evlenmek, ingiltere aile birleşimi, ingiltere yerleşim vizesi
Reklam
Kadınların Erkekleri Bir Türlü İkna Edemediği 24 Şey
Her defasında sebeplerini tane tane açıklasalar da erkeklerin kadınlar konusunda bir türlü ikna olmadığı şeyleri sizler için araştırdık. Neden 1 saatten aşağı hazırlanamazlar, neden tuvalete grup halinde giderler, neden depresyona girince soluğu kuaförde alırlar. İşte kadınların pek çok defa izah etmesine karşın erkekleri bir türlü ikna edemedikleri başlıca 24 şey.
Reklam
Sibel Kekilli: Game of Thrones’da Daha Çok Erkek Soyunmalı
Dünyaca ünlü Game of Thrones dizisinin Türk asıllı Alman yıldızı Sibel Kekilli dizide erkeklerin de soyunmasını istedi. Kekilli, dizinin Londra’daki basın tanıtımında bir gazetecinin, “Dizide erkeklerin de soyunmasını ister miydiniz?” sorusuna, “Elbette. Neden hep kadınlar çıplak ki bu dizide? Erkekler de soyunmalı. Tabii yakışıklı olanları kastediyorum. Conleth Hill, Nikolaj Coster-Waldau ve Peter Dinklage’ı çıplak görmeyi isterim” dedi. 33 yaşındaki oyuncu sözlerine şakayla karışık bir şekilde, “Senaryo yazarları David Benioff ve Dan Weiss ile konuşacağız” diyerek devam etti. Dizide hayat kadını Shae’yi canlandıran Kekilli’den önce rol arkadaşı Carice van Houten da oldukça fazla cinsellik sahnesi içeren Game of Thrones’da erkek oyuncuların da soyunması gerektiğini söylemişti.Medyafaresi
Külüne Muhtaç Olmak İstemeyeceğiniz 16 Komşu Tipi
Ev alma komşu al, komşu komşunun külüne muhtaçtır gibi güzel atasözlerimizi kulaklarımızda çınlatan komşulardan bahsedeceğiz sizlere, bunlardan bahsederken 'kötü komşu insanı ev sahibi yapar' atasözünü de aklınızdan çıkarmamanızı isteyeceğiz. Olumlu yanlarını da görmek lazım bu komuşularımızın.
Reklam
Erkekleri 'Kaba'laştıran Kadınlar!
Kadınlar güçlü erkekleri seviyor. Kabalık ise, zaafların ve kişilik zayıflıklarının üstünü örtüp erkek bedenine ve kimliğine kallavi bir cila atıyor! Sevgiliye hakaret etmeler, sert çıkmalar, en basit nezaket kurallarını bile unutmalarla birlikte, ciddi bir kıskançlık da söz konusu. Ancak erkeği asıl kaba yapan nedenler bunlar değil. Asıl sebep kadının imajı, toplum içindeki varlığını değerini gün geçtikçe sağlamlaştırması. Çalışma hayatındaki koltuklar kadınlar tarafından paylaşılıyor, kadınlar erkeklerden daha fazla kazanabiliyor ve ne yazık ki artık kadın kendini erkeğine saklamıyor! Dolayısıyla kadınlar, cinsel olarak da en az erkekler kadar tecrübeli bir hale geldiler Erkeğe has olan ne varsa, kadın da buna ortak; bir tek yalnız üreyemiyorlar ve dolayısıyla da bu konuda erkeklere ihtiyaç duyuyorlar. İşte tam da o safhada devreye giren erkeklik gururu, çalınan rollerin öcünü, kadınlardan çeşitli kabalıklar ve sertliklerle almaya dönüşüyor. Özgüvenlerini gün geçtikçe yitiren erkekler, yitik özgüvenlerinin üstünü, kabalık ve maçoluk kisvesiyle, külhanbeyi tavırlarla örtmeye çalışıyorlar. Toplumsal roller bize erkeğin sert olması gerektiğini öğütlüyor: ‘Erkekler ağlamaz’ gibi deyimlerle erkeğin sert olması gerekiyor. Dolayısıyla kibarlık göstermeyen, hayatındaki kadına maço davranan erkek modelini, doğru kişi sanma yanılgısına düşebiliyoruz. Yatakta daha iyi olacaklarına inanılıyor: Kaba erkeklerin yatakta da akıl almaz olacağına inanılıyor oysa sonuç çoğunlukla hüsran oluyor.
Reklam
Ofis Çalışanının 24 Rutini
Günümüzün büyük bölümünü iş yerinde geçiriyoruz. Karşımıza enteresan durumlar, ilginç olaylar çıkabiliyor. Bazı olaylar ise istisnasız her gün tekerrür ediyor. İşte iş yerinde karşımıza her gün çıkan durumlar, kişiler ve olaylardan bazıları.
12 Yaş Altı Çocuklarda Mobil Cihazların Yasaklanması İçin 10 Sebep
Amerikan Pediatri Akademisine ve Kanada Pediatri Derneği'ne göre 0-2 yaş arasındaki çocuklar teknoloji ile haşır neşir olmamalı, 3-5 yaş arasında günde 1 saat, 6-18 yaş arasında ise teknoloji kullanımları günde 2 saat ile sınırlanmalı. Teknoloji ile bu önerilerin 4-5 katı fazla içli dışlı olan çocuklar ve gençler ciddi tehlikeler ile karşı karşıya kalıyor.  Elde kullanılan cihazlar (cep telefonları, tabletler, elektronik oyunlar, vb.) özellikle küçük çocuklarda teknolojiye erişimi ve teknoloji kullanımını artırıyor. Pediatrik terapistler okullara, hükümetlere, ailelere 12 yaş altındaki çocukların bu tür cihazları kullanmalarını yasaklamaları çağrısında bulunuyor. Sizlere bu yasaklamaya gerekçe olarak araştırmalarla kanıtlanmış 10 gerçeği açıklıyoruz.
"Evlilik Ne Zaman" Sorusuna Tokat Gibi Cevap: 14 Yılda Mankenlerle Aile Albümü
'Evlensene artık bir sen kaldın, Yok mu ufukta bir gelin/damat adayı, Ben artık torun sevmek istiyorum, Bak aile kur ki yaşlanınca sana baksınlar' gibi süper daraltıcı sorulardan bunalan Suzanne Heints 'Durun ben size bir facebook albümü yapayım da sesiniz kesilsin' temalı çalışması ile bizlerle.  Bu plastik gülücüklerle süslenmiş, her pikselinden samimiyet damlayan, en az 58 like'ı ve 'Harika çıkmışsınız cnm öpüyorum' yorumu garanti aile albümünün en şaşırtıcı yanı tam 14 senede, dünyayı arşınlayarak hazırlanmış olması. Tabii bi diğer bayıldığımız nokta da 'kociş ve meleğim' i başarıyla canlandıran vitrin mankenleri. Hepsini ayrı ayrı like ediyor ve sanatçının bütün çalışmaları için sizi şöyle alıyoruz:  http://suzanneheintz.prosite.com/7996/135487/gallery/life-once-removed Not: Fotoğraf başlıkları sanatçıya ait değil.
Kadınları Cinsellikten Soğutan 10 Neden!
Aile Sağlığı Araştırma Derneği Başkanı Prof. Dr. Halim Hattat ,8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeni ile kadınlarda cinsel sağlık konusunu ele alan son araştırma sonuçlarını açıklıyor “Zannedildiğinin aksine, kadınlarda cinsel sorunlar erkeklere aslında daha fazla görülüyor. 27 ülkede yaklaşık 12 bin kadını takip eden uluslararası bir çalışma neredeyse 10 kadından 6'sının cinsel tatminsizlik yaşadığı gösterildi. Yine 29 ülkede 30 bin kadın üzerinde yapılan başka bir araştırmada kadınların %40'ının en az bir cinsel sorun yaşadığı ortaya kondu. Aile Sağlığı Araştırma Derneği olarak internet üzerinde yaptığımız bir çalışmamıza göre Türkiye’de her 10 kadından 9’u cinsel hayatından mutsuz. Bunlar çok ciddi rakamlar! Hayatı boyunca hiç uyarılma veya orgazm yaşamamış pek çok kadın var! Üstelik sorun bununla da sınırlı değil. Kadınlarda cinsel sorunlar çoğu zaman bir arada görülüyor, yaşla artıyor ve eşlerin yaşadığı cinsel sorunlarla daha da büyüyor. Buna rağmen cinsel sorun yaşayan kadınların çoğu hiçbir tedavi arayışına girmiyor. Partneriyle konuşmakta zorlanıyor, utanma nedeniyle doktora başvurmuyor, sağlık profesyonellerinin kendilerini yanlış anlayacağından korkuyor”. KADINLARI CİNSELLİKTEN SOĞUTAN 10 NEDEN Prof. Dr. Halim Hattat internet üzerinden yapılan ve 3800 kadının katıldığı araştırma sonuçlarına göre kadınları cinsellikten soğutan 10 nedenin şöyle sıralandığını belirtiyor: 1- İlişkideki duygusal problemler 2- Günlük stres ve yorgunluk, iş-aile-ev hayatındaki sıkıntılar 3- Altta yatan hastalıklar (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kolesterol sorunu, MS, depresyon, bazı jinekolojik sorunlar gibi) ve geçirilen ameliyatlar 4- Partnerin cinsel sorunu (erken boşalma, sertleşme sorunu, cinsel isteksizlik, penis boy ve hacim problemleri gibi) 5- Cinsel sorunlar (vajinismus, orgazm sorunu, isteksizlik, uyarılma problemleri gibi) 6- Kullanılan ilaçlar (örneğin bazı antidepresanlar) 7- Yanlış cinsel bilgiler ve şehir efsaneleri 8- Yaşam tarzı yanlışları (kötü beslenme, hareketsiz bir yaşam, kilo fazlalığı, sigara-alkol kullanımı gibi) 9- Cinsellikle ilgili arzu, düşünce ve hisler ile cinsel sorunları partnerle paylaşmamak 10- Rutin, heyecandan ve duygusal yakınlıktan yoksun bir cinsel yaşam TÜRK KADINLARı NE SORUYOR? Kadınlarda başlıca görülen cinsel sorunlar arasında cinsel isteksizlik, uyarılma, ıslanma ve orgazm problemleri ile ağrı hastalıkları ve vajinismus (cinsel birleşme sağlayamayacak derecede kasılma) yer alıyor. En sık görülen sorun ise cinsel isteksizlik! Ancak ülkemizde diğer Avrupa ülkelerine göre vajinismus sorunu ve ağrı hastalıkları ön plana çıkıyor. Kadınlarda cinsel sorunlar genelde bir arada görülüyor. Örneğin orgazm olamayan bir kadında zamanla cinsel isteksizlik gelişebiliyor. Veya cinsel ilişkide kayganlık sağlama güçlüğü çeken bir kadın ağrılı cinsellik yaşayabiliyor. Dolayısıyla öncelikli problemin ne olduğunun anlaşılması ve buna yönelik bir tedavi planı oluşturulması gerekiyor. 2002 yılından itibaren Aile Sağlığı Araştırma Derneği’nin Cinsel Sağlık Danışma Hattına kadınlar tarafından sorulan soruların dağılımı şöyle: Cinsel İstekte Azalma %24 KADIN CİNSEL SORUNLARI SADECE PSİKOLOJİK DEĞİL! Kadınlarda cinsel sorunların tamamen stresten ve ruh halinden kaynaklandığına inanılıyor. Oysa kadınlarda da cinsel sorunlar -aynı erkeklerde olduğu gibi- fizyolojik, psikolojik veya sosyal kaynaklı oluşuyor. Üstelik son yıllarda yapılan çalışmalar, kadın cinsel fonksiyon sorunlarında organik faktörlerin ön plana çıktığını gösteriyor. Anatomik, damarsal, hormonsal, sinir sistemik kaynaklı sorunlar organik nedenleri oluşturuyor. Altta yatan şeker hastalığı, yüksek tansiyon-kolesterol, kalp-damar sorunları, idrar yolu enfeksiyonları ile jinekolojik rahatsızlıklar kadınlarda cinsellik için sık rastlanan risk faktörleri arasında bulunuyor. Sağlıksız beslenme, kilo fazlalığı, hareketsiz bir yaşam, sigara-alkol, stres gibi yaşam tarzı faktörleri de cinsel sorunların oluşmasına etki ediyor. Özellikle damar sertliği ve sigara alışkanlığı kadınlarda cinsel organlara giden kan akışını azaltıp, uyarılmayı ve kayganlığı azaltabiliyor. Tiroid problemlerinde de cinsel isteksizlik görülebiliyor. Nörolojik hastalıklar sonucunda beyinden cinsel organlara giden mesaj engellenebiliyor. Üreme organlarına ait cerrahi girişimler ile mesane ve bağırsağa yönelik operasyonlar sırasında oluşabilen sinir zedelenmeleri de cinsel işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Ooferektomi (yumurtalıkların alınması) sonrasında yaşanan hormon eksikliği veya mastektomi (memenin alınması) sonrasında gelişen vücut imajı sıkıntıları da cinsel yaşamı etkileyebiliyor. Kalp hastalıkları, hipertansiyon, depresyon ve mide şikayetlerinin tedavisinde kullanılan kimi ilaçlarla bazı idrar söktürücüler de cinsel isteği ve uyarılmayı azaltabiliyor. Kadın cinselliği erkeklere göre daha karmaşık ve duygusallığın ön plana çıktığı bir yapıya sahip. Dolayısıyla kadınlarda cinselliğin psikolojik boyutu da çok önemli. Şefkat ve yakınlık hisleri birçok kadın için cinselliği teşvik edici oluyor. İlişki sorunları, duygusallıktan, yakınlıktan, iletişimden uzak bir beraberlik ise cinsel problemlere zemin hazırlıyor. Yanlış veya yetersiz cinsel bilgilerle büyüyen veya çocukluk döneminde cinsel travma yaşayan bireylerde cinsel işlev bozukluğuna yatkınlık oluşuyor. Hayatın ileri evrelerinde yaşanan cinsel tatminsizlik, cinsellikten korkma, cinsellik hakkında kalıplaşmış şehir efsaneleri, depresyon, endişe sorunları, aile ve iş yaşamında yoğun stres, vücut imajı sorunları da cinsel sorunlara yol açabiliyor. Kadın cinsel sorunlarının gelişimden eşin cinsel performansı da önem taşıyor. Eşinde cinsel isteksizlik olan, sertleşme sorunu veya erken boşalma problemi bulunan, eşiyle hiç önsevişme yaşayamayan, cinsel istek ve arzularını eşiyle paylaşamayan bir kadında mutlaka ve mutlaka tatmin azalıyor. Kadın vücudunun cinselliğe hazır hale gelmesi, cinsellikte keyif alınan noktalar erkekten farklılık gösteriyor. Bu nedenle psikolojik sebepleri araştırırken, cinsel ilişki rutinini de incelemek gerekiyor. Kadın cinsel sorunlarının tedavisindeki ilk adım problemi kabul edip, bir uzmana başvurmak. Cinsel sorun yaşayan 10 kadından 4’ü problemini hiç kimseyle konuşmuyor ve 10 hastadan 8’i tedavi görmediğini belirtiyor. Oysa kadınlarda uzman bir ekip, doğru tanı ve tedavi seçenekleri ile cinsel sorunların tedavisi mümkün. Tedavideki amaç, cinselliği etkileyen tüm organik, psikolojik ve sosyal faktörleri ortaya çıkarıp, hem cinsel sorunları tedavi etmek hem de çiftin birlikte mutlu ve kaliteli bir cinsel yaşama kavuşmalarını sağlamak. Şu anda tedavide kullanılabilen sistemik veya lokal ilaç tedavileri ile terapi teknikleri bulunuyor. Kadın cinselliği ile ilgili hormon takviyeleri ve diğer ilaç destekleri konusunda çeşitli araştırmalar devam ediyor. Tedavilerin başarı oranları konusunda gelişmeler var. Ancak kadınlarda cinsel sorunların aynı anda birden fazla görülmesi ve duygusal-psikolojik ve sosyal faktörlerin organik faktörle iç içe olması nedeniyle, cinsel sağlık sorunu yaşayan kadınlarda tanı ve tedavi süreçleri daha kapsamlı olabiliyor ve birden fazla tedavi gerekebiliyor. Bu durumda ana problemin ne olduğunun ortaya çıkarılması ve tedavinin esas etken faktörlere göre düzenlenmesi önem taşıyor.
Reklam