Geçtiğimiz Haftanın Mutlaka İzlemeniz Gereken 10 Videosu
Geçtiğimiz haftanın en çok izlenilen, tartışılan ve dikkat çeken videoları karşınızda. İyi seyirler...  Daha fazla eğlenceli video için Videolar butonunu ve her videonun üzerine gelince solunda açılan paylaş kısmını kullanabilirsiniz!
İşte Dünya'nın En Derin Mağarası Krubera
Dibi görünmeyen mağara, görenleri hayrete düşürüyor.Uluslararası mağaracılardan oluşan ekip dünyanın en derin mağarası sayılan Abhazya’da Kafkaslar’ın eteklerindeki Krubera’ya indiler. Mağaracıların ulaştığı son nokta 2 bin 80 metre.Yani içerisine Amerika’daki ünlü Empire States gökdelenini boylu boyunca 4 kez sığdırabilirsiniz…Hatta fazla fazla yeriniz bile kalır…Bu ekip, herkesin kolay kolay giremeyeceği bu doğa harikası mağarayı görüntüledi. Tam 2 kilometre derinliğindeki bu çukur ‘dünyanın en ölümcül çukuru’ olarak adlandırılıyor.Kâşiflerin Fransa’da ilk kez 1000 metrenin altına indiği 1956 yılından bu yana, kuşaklar boyu sayısız mağaracı 2 bin metre derinliğe ulaşmayı düşledi. İşte dünyanın en derin mağarası sayılan Krubera, bu 50 yıllık düşün gerçekleşeceği yerdi.Karadeniz kıyısındaki Arabika masifinin kireçtaşı dokusu boyunca zikzaklar çizerek Krubera Mağarası’na giden patika, bir dizi basamak, şelale ve bazıları 100 metreyi derinliğe ulaşan ve birbirine dar koridorlarla bağlanan şaftlar boyunca aşağıya iniyor.Abhazya’daki bu mağaranın adı Rus jeolog Alexander Kruber’den geliyor. Gürcistan’dan araştırmacılar 1960’ta mağarayı 90 metre derinliğe kadar incelemeyi başardı. 2001’de Ukraynalı Yuri Kasjan’ın liderliğindeki ekip, Krubera’da bin 710 metreye inerek dünya rekorunu elde etti. 2004 yılında Moskova’dan bir ekip rekoru bin 775 metreye yükseltti. Uluslararası mağaracılardan oluşan son ekip, 2 bin metreyi aşacak bir yol bulmayı umuyordu.“GEÇMEMİZ İMKÂNSIZ”Yedi ülkeden gelen 56 mağaracıdan oluşan ekip 700, 1.215, 1.410 ve 1.640 metre derinliklerde, bir dizi kamp kurdu. Ekip üyeleri bu kamplarda yemek pişirdi, her bir çadırda beş ila altı kişi uyudu, ısınmak için birbirine sokuldu ve yeri geldiğinde de aralıksız 20 saat çalıştı.Yolculuğun üçüncü haftasına gelindiğinde, 1.775 metrede mağaracıların karşısına çıkan bir sifon inişi engelledi. Gennadiy Samokhin, 10 metre derinliğindeki gölün dibinde dar bir geçit bulmak için yaptığı dalışın ardından yüzeye çıktı: “Geçmemiz imkânsız.”DÜŞE GİDEN YOLSifonun çevresinden bir yol bulmaya çalışan Sergio García-Dils de la Vega, neredeyse dondurucu soğukluktaki şelaleye girdi. Bu deneme de başarısız olduğu gibi, su geçirmez kuru elbisesinde delikler olduğunu farketti.Denis Kurta ve Dmitry Fedotov, son bir çabayla, ‘Düşe Giden Yol’ adını verdikleri 100 metre uzunluktaki dar geçit boyunca güçlükle ilerlemeyi başardılar. Sonra anlaşıldı ki, bu geçit sifonunun etrafından dolaşarak dik bir biçimde aşağıya uzanıyordu. Ertesi gün Bernard Tourte ve diğerleri de onları izledi. Mağaracıların 2 bin 80 metre’ye inmelerin sağlayan düş kapısı işte bu geçitti. Mağaracılar bunu, düşe giden yol harekâtı olarak adlandırdı.ilgincbirbilgi
Dünya'nın En Hızlı 10 Süper Spor Otomobili
Süperspor arabaların birçoğunun olduğu gibi İtalyan yapımı olan Huayra farkını tasarım harikası sayılabilecek dış görünüşü ve dünyanın en hızlı otomobillerinden biri olmasıyla ortaya koyuyor.2011 yapımı araç 730 beygir gücünde, 1000nm torka sahip otomobilde kullanılan 6lt'lik V12 twin turbo motor Mercedes AMG üretimi.Aşina olmayanlar bu süpersporu transformers serisinin son filmiyle tanıma fırsatı buldular.
Yakın Gelecekte Araçlarda Kullanılacak Son Teknoloji Standart Donanımlar
Şuan Cadillac SRX modellerinde standart donanım olan bu koltuklar, oturan kişinin vücut sıcaklığını ölçerek insan bedeninde gerçek zamanlı bir sıcaklık kontrolü sağlıyor. Manuel bir ayarlamaya gerek kalmadan vücudunuzu sürüş ve seyahat için gerekli ısılarda tutarak güvenli ve rahat bir yolculuk sağlıyor. 2014 sonlarında bu koltuklar Mercedes Benz S Sınıfı araçların standart donanıma eklenecek.
Reklam
Başka Bir Gezegenden Gibi Gözüken 10 Doğal Harika
Yeni Zelanda'nın Güney Adası'nın batı kıyısında bulunan Krep Kayalıkları bu adı krepe benzeyen iştah açıcı görüntüsünden almaktadır. Bu kayalıklar milyonlarca yıl önce deniz altında ölü deniz canlılarının kalıntılarından, çamur ve killerden oluşmaya başladı. Zamanla depremler sonucu gün yüzüne çıkan kayalıklar Yeni Zelanda'nın bir parçası haline geldi. Rüzgar, yağmur ve kayalıklara vuran dalgalar şu anki şekillerini kayalıklara verdiler. Yüksek gelgit sırasında kayalıklarda bulunan sayısız deliklerden gayzer gibi havaya su püskürmektedir.
Reklam
Ev yapımı  Lamborghini Diablo | Tabii ki Made In P.R.C.
Otomobil tutkunu 2 kafadar Wang Yu and Li Lintao. Büyüyüp de birer makine mühendisi olmuş, Almanya, İngiltere gibi ülkelerde çalıştıktan sonra ülkelerine geri dönmüşler. Ama Çin'de özellikle ithal spor arabalar aşırı pahalı olduğundan kendilerine bir Lamborghini Diablo SV yapmaya karar vermişler. 1 yıl ve ebay, marketplace gibi alışveriş portallarından elde ettikleri otomobil parçalarına harcadıkları 227.000$ sonunda gördüğünüz Lambo'yu yapmışlar. .Araç birebir Lamborghini Diablo SV ölçülerinde. Tıpkısının aynısı! Üstelik motoru da ilk tahmin edeceğiniz şekilde 'hacı murat' motoru değil.. 8 silindirli Toyota ve bu araç 100 km'ye 4.8 saniyede ulaşıyor.. Maksimum hızı da saatte 310 km!
Yeni Evli Çiftlerin Duymaktan Bıktığı 14 Soru
Yaz boyu evlendiniz! Arkadaş hepinize aynı ayda çeyrek takarsak, zaten kuş kadar olan maaşlar kanatlanır uçar dedik dinlemediniz. Aynı haftada bile ikişer üçer evlendiniz... Ve şimdi sizi akrabaların, arkadaşların bunaltıcı soruları bekliyor.  Her yeni evlenen bu süreci yaşar, yapacak bir şey yok. Hadi yine iyisiniz evli olarak vereceğiniz ilk sınavınızda size yardımcı olmak adına cevaplar da önerdim.
Reklam
Bu Eserlere Bakmadan Geçmeyin
Miro'dan Banks'ye, Ai Weiwei'den Anish Kapoor'a, Nuri Bilge Ceylan'dan Marina Abramovic'e dünya sanatının yıldız isimlerini İstanbul'a getiren Art Intentaional sanat fuarı Haliç Kongre Merkezi'nde açıldı. Cem Erciyes, pazar günü sona erecek fuarı gezdi ve dikkat çeken eserleri yazdı.Duyarsız
Reklam
El ve Tırnak Bakımı Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Ellerimiz özellikle kadınlar için çok önemlidir. Güzel ve bakımlı görünmelerinin bizde ve çevremizde iyi etkileri de doğmaktadır. Tabi tüm bunların yanı sıra iyi bakılmayan eller de de fazlası ile sorun oluşabilmekte ve bu sorunlarla baş etmek zaman ile zorlaşabilmektedir. Günümüzde kuaföre gitmekte zamanı olmayan iş hayatın da yoğun olan kişilerin evde de kısa zaman içerisinde yapabilecekleri bakımlar ve dikkat etmeleri gereken durumlar vardır. Bunlar gerçekleştirildiği sürece gayet iyi sonuçlar alınmaktadır. Ellerimiz ayaklarımızı gibi diller bolca hava alabiliyorlar rahatlar bu göz önünde bulundurulduğun da güzel olmasına rağmen günlük hayatta hemen hemen her şeyde ellerimizi öne sürmekteyiz ve ellerimize de zarar veren durumlar bulunmaktadır.Öncelikle ellerimize nelerin zarar verdiğini bir düşünün.Aşırı sıcak ya da aşırı soğuk sularEvde temizlikte kullanılan temizlik ürünlerinin eldivensiz kullanımı..
Tam 50 Topuz Modeli İle En Şık Seçenekler
Zerafete, şıklığa önem veren hanımların en çok tercih ettiği saç modellerinden birisi kesinlikle topuz. Birçok kadının düşündüğü gibi belki de herkeste yakışmaz topuz, ancak yakıştığında da çok güzel durur. Geçmiş senelerin aksine 2015 ile birlikte topuz saç modelleri konusunda oldukça farklı kreasyonlar göreceğiz. Marjinal ve minimal tarzda topuzlar, aksesuarlar ile bezenmiş topuz saç modelleri önümüzdeki yıl karşımıza çıkabilir.2015 topuz saç modelleri şimdiden ortaya çıkmaya başladı! Tumblr, Wehearthit ve Pinterest gibi moda ikonlarının yoğun kullandığı mecralarda topuz modasının 2015’te nasıl bir yol izleyeceğini rahatlıkla görebilirsiniz. Her türlü kombine uyan topuz modelleri ile tüm bakışları üstünüzde toplamak istiyor musunuz?Hazır olun, Modakan olarak sizler için 2015 topuz saç modası na yön verecek tam 50 saç modeli ele aldık ve yüksek çözünürlüklü fotoğrafları size galeri olarak sunuyoruz.
Reklam
27 Eylül 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Evliliğinde Tecavüze Uğrayan Kadınlar
Gündelik hayatta tecavüz denilince akla ilk gelen; bir kadının herhangi bir anda ve yerde tanımadığı bir erkek tarafından cinsel şiddete maruz kalmasıdır. Bu tanım doğru olmakla birlikte eksiktir. Çünkü ülkemizde pek çok kadın aynı evde aynı yatakta uyuduğu eşleri tarafından da tecavüze maruz kalmaktadır.Karşılıklı uzlaşmayı içermeyen, vücuda zarar verme tehdidi ve güç kullanılarak yapılan oral, anal ya da vajinal ilişki olarak tanımlayabileceğimiz evlilik içi tecavüzler genellikle 3 şekilde gerçekleşir.1-Tamamen yıkıcı tecavüz: Koca, örneğin tecavüz etmeden birkaç dakika önce eşini dövmüştür ve bunun hemen arkasından onunla cinsel ilişkiye girer. Daha doğrusu tecavüz eder, tecavüz esnasında da fiziksel şiddet uygulamaya devam eder. Burada erkeğin temel amacı cinsel ilişki ve doyum değil karısını her açıdan yıkmak, sarsmak ve öfkesini kusmaktır. Cinselliği bir cezalandırma aracı olarak kullanır. Kadının uğradığı fiziksel ve duygusal şiddetin devamı olarak bir saldırı amaçlı tecavüzdür.2-Güç amaçlı tecavüz: Bu durumda fiziksel bir şiddet yoktur. Amaç, erkeğin eşi üzerindeki güçlülüğünü ona cinsel olarak da göstermesi, ‘evde kimin otorite olduğunu’ ispatlamaya çalıştığı durumlardır. Bu tecavüz türü,  karısının cinsel ilişkiyi istememesi ya da reddetmesi durumunda erkeğin zorla ilişkiye girmesi durumlarında geçerlidir.3-Patolojik tecavüz: Erkek eşinden olağan dışı, sapkınlık içeren ya da acı verici şeyler yapmasını ister. Cinsel ilişki şiddet içerikli ve olağan dışıdır. Bu erkekler çoğunlukla hayat kadınları ile olan ilişkilerinde bunu daha rahat ve sınırsızca yapma eğilimindedirler. Örneğin, karısının başka bir erkekle ilişkiye girmesini ve kendisinin bunu seyretmesi, eşini grup seks yapmaya zorlama, cinsel ilişkiyi çocuklarının  önünde gerçekleştirme, sado-mazoşist içerikli cinsel ilişkiler bu gruba girer.Evlilik sürecinde maruz kalınan tecavüzlerde tıpkı diğer tecavüzlerde olduğu gibi kurbanda olumsuz duygular ve sonuçlara yol açar. Eşi tarafında tecavüze uğrayan kadınların çoğunda kendisine olan saygısının düşmesine, yoğun kaygılara, korkulara, suçluluk duygusuna,cinsel işlev bozukluklarına, eşten nefret etmeye, uyku ve yeme bozukluklarına ve intihar düşüncelerine yol açmaktadır. Evlilik içi tecavüze maruz kalan kadınların yüzde 50 ila 80 arasında değişen oranda depresyon yaşadıkları görülmüştür.Eşi tarafından tecavüze uğrayan kadınlar, eşlerini şikayet ettiklerinde yakın çevreleri tarafından dışlanmaktan ya da çocuklarının bakımını kocaları olmadan sürdürememekten korkarak susarlar. Özellikle cinsel bilgi ve deneyimden yoksun olan kadınlar yaşadıklarını çoğu zaman bir tecavüz olarak adlandıramaz bunun bir kadınlık görevi olduğunu zannederler. Zaten toplumuz bu gibi durumlar içi yeterince tecavüz mitlerine sahiptir;‘Kadınlık vazifeni yapmazsan başına gelenleri hakedersin’‘Kocasına karşı gelen kadın her şeyi hakeder’‘Dayak yemek kadının hatasıdır’‘Adamın çok üstüne gidersen hak edersin bunları’‘Sarhoşsa istemiştir canım ne var bunda’Tecavüz mitleri erkeklerin cinsel saldırganlık içeren davranışlarının inkar edilmesine ya da toplum tarafından kabul edilebilir şekilde onaylanmasına hizmet eder. Otoriteye itaat eden, aşırı muhafazakar, katı değerlere sahip kadın erkek rollerine bağlı kültürler tarafından yaratılır ve sürdürülürler. Şiddet, erkekler için güçlü olmak,eşi kontrol etmek, çatışmaları çözmek, son sözü söyleyen insan olmak terk edilmeyi engellemek, atalarımızdan öğrendiklerimize uygun davranmak kısacası ‘erkeklik’ rolünü sürdürmek ve korumak için önemli bir araçtır. Ortaya şöyle bir durum çıkmaktadır; evliliğinde yukarıda saydığımız tecavüz şekillerine maruz kalan kadın evine ekmek getiren erkeğine karşı kendini sunmak zorundadır bu onun kadınlık vazifesidir.Ülkemizde kağıt üzerinde yapılan değişikliklere rağmen, pratikte kadınlarımız gündelik hayatlarında ayrımcılığa uğramaya devam ediyorlar, şiddete maruz kalıyorlar, erken yaşta evlendiriliyorlar ve evliliklerinde tecavüze uğruyorlar. Bu nedenle kadını yok sayan, ona şiddet uygulayan veya onu bir meta olarak algılayan tüm zihniyet ve yapılara karşı yılmadan mücadelenin sürdürülmesi gerekiyor. Evlilikteki ya da birliktelikteki tecavüzün önlemesi için toplumun her kesimine, sivil toplum kuruluşlarına, devlet kurumlarına ve medyaya görevler düşmektedir. Birliktelikteki ya da evlilikteki cinsel şiddet, tecavüz ve saldırganlığı durdurma öncülüğü ve sorumluluğu kadına aittir.Öncelikle kadının; Zihnindeki tecavüz tanımını değiştirmesi, Cinselliği bir görev olarak görmemesi, cinselliğin zorlamayla olamayacağını anlaması ve anlatması, Sevgi, arzu, haz, şefkat ve bütünlüğün cinselliğin birer parçası olduğunu bilmesi ve öğretmesi,  Korku, kaygı ve suçluluk duygularının ortaya çıkmasına neden olan cinselliğin sağlıksız bir cinsellik olduğunu özümsemesi ve gereken durumlarda resmi kurum ve kuruluşlardan  yardım istemesi gerekmektedir.
Gebelikte Cinsellik
Bebek bekleyen çiftler hamileliğin getirdiği heyecan ve coşkuyu yaşarken bebeklerini ve kendilerini bekleyen sürece dair yüzlerce soru sorarken, genelde bilmedikleri ve utandıkları için doktorlarına soramadıkları bir soru ile karşı karşıya kalırlar;Gebelikle beraber cinsellik sonlandırılmalı mıdır, yoksa cinsel hayatın devamı  mümkün müdür?Özellikle cinsellik konusunda bilgilendirme soru sormaya bile çekindiğimiz  bizimki gibi toplumlarda gebelik sürecinde  cinselliği konuşmak daha da zor bir hal almakta ve bu da bilginin, yerini yanlış inançlar  ve asılsız korkulara bırakmasına neden olmaktadır. Gebelik dönemi kadın hayatının en karmaşık dönemlerinden biridir. Hamilelik psikolojik ve fiziksel birçok değişimin olduğu bir dönemdir. Bununla beraber yaşanan bu sürece uyum adına yapılanların, yanlış bilgilenmeler yüzünden,  bebeği korumak uğruna korkuların takıntı halini alması doğru ve açık bilgilendirme ile engellenebilir. Burada hekim-hasta ilişkisinin açık, samimi ve anlaşılır şekilde kurulması bebek bekleyen çifti rahatlatacağı gibi anne karnındaki  bebek için her koşulda en doğrunun yapılabilmesine olanak sağlayacaktır.Anne- baba adaylarının en sık merak ettiği sorular ve cevapları şunlardır;-Hamileliğin ilk aylarında cinsel ilişki düşüğe neden olur mu?Hayır. Hamileliliğin ilk dönemlerinde başka bir tıbbi sorundan kaynaklanan düşük tehdidi söz konusu değilse cinsel ilişkinin düşüğe yol açması söz konusu değildir. Yapılan çalışmalarda başka nedenlere bağlı olarak düşük tehdidi olmayan kadınların cinsel ilişkiye girmesinin düşük olasılığını artırmadığı kanıtlanmıştır.-Gebelikte cinsel istek azalır mı?Gebeliğin ilk üç ayında anne adayında genel olarak bir halsizlik, uyku hali, mide bulantısı mevcuttur. Özellikle kokulara karşı artmış hassasiyet bile cinsel isteği olumsuz etkileyebilir. Bu agresif değişimler anne adayının cinsellikten uzaklaşmasına ve isteksizliğine neden olabilmektedir. Bu çok doğal ve aynı zamanda geçici bir süreçtir. Gebeliğin ilk üç ayından sonra normale döner. Anne adaylarının çok az bir kısmında bu isteksizlik altta yatan başka nedenlere bağlı olarak devam edebilir. Bu durumlarda çiftlerin birbirine açık, yardımcı ve anlayışlı olması sürecin daha kolay geçirilebilmesini sağlamaktadır.-Orgazm olmak bebeğe zarar verir mi?Bu konuda yanlış bilgilenmelerden biri de orgazm olmanın bebek ya da anne sağlığı açısından bir risk teşkil edebileceği düşüncesidir. Orgazmın kadın vücudunda nelere sebep olduğu uzun yıllardır bilinen bir gerçek. Bununla beraber, yine uzun zamandır gebe kadınların orgazm yaşamaları sırasında ve sonrasında bedeninde oluşan değişiklikler bilimsel açıdan bilinmektedir. Gebe kadının orgazm olmasının bebeğe ya da kendine hiçbir zararı yoktur. Orgazm sonrası genel bir rahatlamadan sorumlu olan endorfin salgısının, bebeğin de yararına olduğu da bir gerçektir. Bu nedenle cinselliği hem en istekli hem de en rahat yaşayabileceğiniz ikinci üç aylarda bu konuda çok rahat olabilirsiniz.-Gebelikte cinsel ilişki erken doğuma neden olur mu?Cinsel ilişkinin erken doğuma neden olabileceği de sıkça karşılaşılan bir düşüncedir. Ancak genel kanının aksine cinsel ilişki varlığı ya da sayısının erken doğumla bir ilişkisi saptanmamıştır. Gebeliğin doğuma yakın zamanlarında da cinsel ilişkiye girilebilir. Genel olarak erkek ejekulat sıvısındaki prostoglandinlerin artık olgunlaşmış ve reseptörleri gelişmiş olan rahimde hafif  kasılmalara yol açabileceği bilinmelidir. Bunlar geçici kasılmalardır ve normal seyreden bir gebelikte bebeğe bir zararı olmaz. Fakat özellikle son üç ay doğumun yaklaşması nedeniyle kadında beliren doğum korkusu, endişe ve heyecan  bu kasılmalar nedeniyle artabilir.Eğer anne adayının cinsel ilişkiye girmesine engel bir problemi varsa ya da yüksek riskli bir gebelik mevcutsa bu durum takipleriniz esnasında hekiminiz tarafından size zaten bildirilecektir. Bütün bunlardan önemlisi  gebenin kendi durumu hakkında hekimden bilgi alması ve gebelikte yapabileceklerini dair doğru bilgileri edinmesidir. Herhangi bir tıbbi probleminiz bulunmadığı koşullarda cinsellik yaşamaktan çekinmenize hiçbir neden bulunmamaktadır. Gebelik,  kadın olarak yaşayabileceğiniz en güzel ve eşsiz deneyimdir. Bu güzel döneminizde cinselliğinizi de sınırlamanız gerekmez.
Birbirinden Eğlenceli  Anonim 6 Deyim ve Açıklaması
Bor’un pazarı salı günleridir. Bir gün önceki pazartesi günü hazırlık günü olup, yöresel deyimle “Deripazarı” dır. Asıl pazar gününe de Ulupazar denir. Deri pazarı günü, otuz kırk kilometre uzaktan gelecekler ve salı günü pazara yetişeceklerin hazırlık günüdür. İlçeye, bu deri günü gelenler, ertesi günün yoğun işlerinden bir kısmını görürler. Bu hazırlık günü çalışmaları, yaz ve kış mevsimine göre değişiklik gösterirdi. Sonbaharın yazdan kalma bir günü, erken saatlerde, kırk kilometre uzaktaki köyünden çıkan bir pazarcı, Bor’un bağlarına girdiğinde, geçmiş ikindi zamanıdır. Molayı, yıkılmış kerpiç duvarın içeri girdiği Pınarbaşı mevkiindeki, Tütüncü Hasan’in bağına verir. Eşeğini de dinlendirmek için indirdiği yüke sırtını dayayıp da pazardan alacaklarının hesabını yaparken, içi geçer ve derin bir uykuya dalar. Eşşeği önündeki yiyecekleri çoktan bitirmiş, bağlı bulunduğu ağacın kabuklarını kemirmeye başlamıştır. Deri pazarı gününün ikindi zamanı başlayan uyku gece de sürdüğü gibi, Ulupazar gününün, yani salı gününün ikindisine uzanır yirmibeş saatlik bir uykudan uyanan pazarcı, halinde bir değişiklik hissetmeden şehrin yolunu tutar. Tutar amma, yollarda bir başkalık var, pazara gidenlere rastlayacağı yerde, pazardan dönenleri görür. Dönen bir pazarcıya, merakla sorar; Neden Ulupazarını almadan dönüyorsunuz? Pazarcı ertesi günün Niğde pazarını işaretle;” Geçti Bor’un pazarı , sür eşeğini Niğde 'ye babalık” der.Kaynak: Anonim
Reklam