Vuran Ayakkabıda Tetanoz Riski
Tetanosun aşı ile korunulabilen bir hastalık olduğunu belirten Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İftihar Köksal, özellikle kırsal kesimde tarımla, hayvancılıkla ya da işi gereği kesici aletlerle uğraşan insanların büyük risk altında olduklarını söyledi. Erişkinlere her 10 yılda bir tetanos aşısı yaptırmalarını öneren Prof. Köksal, 'O zaman kişinin hiçbir şeyden korkmasına gerek yok. Tetanos olma riski de yok. Ancak aşısını tamamlamamış ve kazaen mikrobu barındıran tozla, toprakla teması olmuş, vücudunun herhangi bir yerinde kesi bulunan kişilerin de en kısa zamanda sağlık kuruluşuna başvurması lazım'' dedi. Tetanos mikrobu sporlarının her yerde bulunduğunu ve ortamda çok dayanıklı olduklarını anlatan Köksal, ilk müdahalede zamanlamanın çok önemli olduğunu belirterek şunları söyledi: ''Tetanos mikrobu toprakta, hayvan dışkısında, paslanmış yüzeylerde vardır ve çok kolay bulaşabilir. Dolayısıyla küçük bir kesi, bulaşma da olsa bunu ihmal etmemek lazım. Yüzeysel kesilerde bile bulaşma olduğunda hastalık ortaya çıkabilir. Tetanos maalesef geliştikten sonra ölüm riski yüzde yüze yakın bir hastalıktır. Ciddi yoğun bakım desteği gerektiren hastalıktır. Dolayısıyla saatler çok önemli. Yaralanmadan sonra sağlık kuruluşuna başvurulması, hemen yaranın temizlenmesi, içeride varsa yabancı cismin çıkarılması, yanı sıra tetanos aşısının ya da tetanos immünglobilinin verilmesi hayat kurtarır ve yüzde yüz koruyucudur.'' SADECE PASLI ŞEYLERDEN BULAŞMAZHastalığın sadece paslı şeylerden bulaşacağına dair yanlış bilgi olduğunu vurgulayan Köksal, 'Tetanos sadece paslı şeylerden değil, bu sporların bulunduğu her türlü ortamdan bulaşabilir. Evde beklemiş, kullanılmamış bıçak bile böyle bir temas olduysa eli kestiği zaman tetanos bulaştırması açısından risk oluşturur. Biz bunları kirli yaralar olarak adlandırıyoruz. Ev içindeki aletlerle kesilen yaralarda bile risk olabilir. Tığ batması sonucu tetanos gelişen hastamız vardı. Ayakkabı vurmaları da tetanos açısından ciddi ve ihmal edilen risktir. Ayakkabıdaki herhangi bir metalin batması da tetanos açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle en kısa sürede sağlık kuruluşuna gidilmesi lazım. Hastalıktan korunmak için kolay olan yol, her 10 yılda bir tetanos aşısının yapılmasıdır. Tetanos vakalarımızın yaş ortalamasına baktığımız zaman 40 yaşın üzerinde daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu da gençlikte yapılan tetanos aşılamasının koruyuculuğunun kalmamasından kaynaklanmaktadır'' diye konuştu.Haberin tamamı ve Vuran ayakkabıda tetanos riski hakkında bilgi için : Vuran ayakkabıda tetanos riski
CHP'den Şero Onaylı Genelge
CHP, 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları günü dolayısıyla bir genelge yayımlarken, belgenin altında partinin kedisi Şero'nun da imzası yer aldı.Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba ve Genel Sekreter Gürsel Tekin'in de imzasının bulunduğu genelgede CHP'li belediyelerden hayvan haklarını önceleyen bazı iyileştirmeler yapmaları istendi.CHP basın bürosu, Şero'nun 'uygundur' imzasıyla gönderilen genelgenin, 4 Ekim Dünya Hayvan Hakları Günü dolayısıyla tüm CHP'li Belediyelere gönderilidğini duyururken, genelgede sokak hayvanlarının da tıpkı insanlar gibi 'ekolojik sistemin bir parçası olduğu' vurgulandı. 'Sokak hayvanlarının yaşam haklarının korunması ve yaşam kalitelerinin yükseltilmesi açısından yerel yönetimlere önemli sorumluluklar düşmektedir' notunu düşen CHP, hayvan haklarıyla ilgili atılması gereken adımlara dikkat çekti:'Sokak hayvanlarının rehabilitasyonu kadar yaşadıkları alanlarda vatandaşlarla uyum içinde yaşamaları için gereken tüm önleyici ve koruyucu eylem ve mekanizmalardan bizler sorumluyuz. Bu bilinç ve farkındalıkla CHP'li belediyeler olarak olması beklenenden daha fazla çalışmamız gerekmektedir. Sokakta yaşayan hayvan nüfusunun fazla olması, belediye hizmetlerinin ve imkanlarının yetersizliği ve diğer sosyal meselelerin önceliği gibi bir takım nedenlerden ötürü kimi yanlış ve eksik uygulamalar, vatandaşlarımız ve sivil toplum örgütlerimiz tarafından sıkça dile getirilmektedir. Planlı ve programlı birkaç adımla bu sorunların çözümlenebileceğini başarılı belediyelerimizin çalışmalarından görmekteyiz.''Hayvanlar sizden kaçmıyorsa komşularınız güzel insanlardır'Hayvanları Koruma Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun tasarısıyla belediyelere de bu konuda yetki ve sorumluluk verildiği dikkat çekilen genelgede, belediyelerde veteriner işleri müdürlüğü kurulması, veteriner sayısının artırılması, hayvan barınaklarının koşullarının Avrupa standartlarına getirilmesi, kentlerin uygun yerlerine suluk ve yem makinelerinin yerleştirilmesi gibi hayvan haklarını önceleyen bazı iyileştirmelerin yapılması istendi.Genelgede, 'Bir kentin sokak hayvanları sizden kaçmıyorsa orada yaşayan komşularınız güzel insanlardır' sözünden referansla hareket etmenin önemine de değinildi.Kaynak: AA
İsveç'te Rahim Nakli Yapılan Kadın Doğurdu
İsveç'te tıp tarihinde ilk kez rahim nakli yapılan bir kadın doğum yaptı.Gothenburg Üniversitesi ve Stockholm Tüp Bebek Ünitesi'nde görevli doktor Mats Brannstrom liderliğindeki ekibin rahim nakli yaptığı 36 yaşındaki kadının, geçen ay bir erkek çocuk dünyaya getirdiği bildirildi.İsmi açıklanmayan kadına, geçen yıl menopoza girmiş, iki çocuk sahibi 61 yaşındaki yakın bir aile dostundan alınan rahim nakledildi.Vücudunun organı reddetmemesi için ilaç tedavisi gören kadın, nakilden altı hafta sonra rahmin sağlıklı olduğunun göstergesi olarak adet görmeye başladı.Bir yıl sonra Brannstrom ve ekibi, organın iyi çalıştığından emin olunca kadından alınan yumurta ve kocasının spermini kullanarak laboratuvar ortamında dölledikleri tek bir embriyoyu kadının rahmine yerleştirdi.Tek böbrekli kadın, tüp bebek tedavisi sırasında, biri gebelik sırasında olmak üzere hafif seyreden üç reddetme vakası yaşadı, ancak hepsi ilaçlarla başarılı bir şekilde tedavi edildi.Maliyeti Jane ve Dan Olsson Bilim Vakfı tarafından karşılanan araştırmada gebelik 31. haftaya kadar normal seyrederken, annenin preeklampsi geliştirmesi ve ölümcül kalp ritminin tespiti üzerine erkek bebek sezaryenle dünyaya getirildi.Gebeliğin bu döneminde normal karşılanan, 1 kilo 800 gram ağırlığında dünyaya gelen bebek, doğumdan sonraki 10 gün boyunca yenidoğan ünitesinde tutuldu. Şu anda evlerinde olan bebek ve annenin durumlarının iyi olduğu belirtildi.Tüm bu işlemlerden önce sağlıklı yumurtalıklara sahip İsveçli kadının, 4 bin 500 kız çocuğunda bir rastlanan bir durum olan rahimsiz dünyaya geldiği ifade edildi.Mats Brannstrom, böyle yaşlı bir rahmin işe yaraması karşısında şaşkınlığa düştüğünü belirterek, 'Bebek harika. Ebeveynlerin sevincini ve onları nasıl mutlu ettiğimizi görmek çok güzel' dedi.Brannstrom, öte yandan sezaryen sırasında nakledilen rahme zarar vermiş olabileceğinden endişe ettiğini belirterek, annenin, rahminin ikinci bir hamilelik için hazır olup olmadığını anlamak için birkaç hafta beklemeleri gerektiğini söyledi.Yine ismi açıklanmayan baba, karısı ve kendisinin, deney aşamasındaki prosedürün işe yaracağından emin olduğunu belirterek, bebek için 'Çok ama çok tatlı, hiç bağırmıyor bile, sadece mırıldanıyor' dedi.Bebeklerinin, diğer çocuklardan hiçbir farkı olmadığını belirten baba, 'Anlatacak güzel bir hikayesi var. Birgün nasıl dünyaya geldiğini ve dünyada bu şekilde doğan ilk bebek olduğunu öğrenmek için gazetelere bakabilir' diye konuştu.Brannstrom ve meslektaşları, son iki yılda dokuz kadına rahim nakletti, ancak yaşanan komplikasyonlar iki vakada organların çıkarılmasıyla sonuçlandı.Yıl başında Brannstrom, yedi kadına embriyo transferine başladı. Bu kadınlardan ikisinin de en az 25 haftalık hamile olduğu açıklandı.Türkiye'deki çalışmalarTürkiye'de de rahim nakli konusunda çalışmalar sürüyor.Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi ve Estetik Rekonstrüktif Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, 8 Ağustos 2011'de 23 yaşındaki Derya Sert'e kadavradan rahim nakli yapmış, Sert dünyada bu şekilde nakil yapılan ilk kişi olmuştu.Özkan ve ekibi, sonrasında embriyo transferi yapılan Sert'in geçen yıl hamile kaldığını açıklamış, ancak kadının gebeliği 8. hafta sonundaki kontrolünde embriyo kalp atışlarının izlenmemesi üzerine sonlandırılmıştı.Bazı uzmanlar, hayattaki bir kişiden rahim alınmasını etik dışı ve hayat kurtarıcı olmayan bir ameliyat için bağışçı açısından çok riskli buluyor.AA
Reklam
Sadece Erken Uyanmaktan Nefret Edenlerin Anlayabileceği 18 Hadise
etiket
Bilenler bilir, oldukça zor bir eylemdir sabah erken kalkmak. Her sabah yaşadığımız o uyanma ritüeli bizi 'geç kaldım' moduna soksa da, aynı şeyi tekrar tekrar her gün yaparız. Çünkü bizler Erken Uyanmaktan Nefret Edenler'iz ve bu konuda yalnızca bizler birbirimizi anlayabiliriz! Galeride sizler için sıraladığımız durumlara bir göz atın ve bize söyleyin: Bizi anlıyor musunuz?
Reklam
4 Ekim 2014 Günlük Burç Yorumu Videoları
Lütfen videoları öz burcunuza ve özellikle YÜKSELEN BURCUNUZA göre izleyin. Yükselen burcunuzu bilmiyorsanız NÖBETÇİ ASTROLOG servisinde gerçek astrologlara sorup hemen öğrenebilirsiniz:)
Reklam
Türkiye'nin Tam Bir Turizm Cenneti Olduğunun 7 Kanıtı
Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Turizm Örgütü (UNWTO) her sene ülkelerden gelen verileri toplayarak sıralamayı açıklar. Bu verilere göre 2013 yılında Türkiye Dünya sıralamasında Almanya ve Birleşik Krallık’ı geride bırakarak ilk 6 da yer almıştır. Listenin üst sıralarında İtalya, İspanya, Çin, A.B.D. ve Fransa bulunur. Avrupa sıralamasında ise Fransa, İspanya, İtalya’dan sonra 4’üncü sıradadır. Gayet iyi derecelere sahip olan Türkiye turizmi, yükseliş ivmesini korumaktadır.
Reklam
Marie Claire, IŞİD'le Savaşan YPJ'li Kadınları Haber Yaptı
Dünya’da çok sayıda ülkede okunan kadın ve moda dergisi Elle‘den sonra, Avustralya’nın moda dergisi Marie Claire de Rojava’da kadınların özsavunma gücü olarak Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) karşı savaşan Kadın Savunma Birlikleri’ni (YPJ) haberleştirdi.“Bu olağanüstü kadınlar IŞİD’e karşı savaşıyor. Şimdi onları tanımanın zamanı” başlığıyla verilen haber derginin kadın foto muhabiri Erin Trieb ’ın Rojava’da YPJ’li kadınlarla geçirdiği bir haftalık izlenimlerinden oluşuyor.imctv.com.tr’de yer alan habere göre, haberde çok sayıda kadın savaşçıyla yapılan görüşmeler yer alıyor. Derik ve Rabia’da savaşan kadınların yer aldığı haberde YPJ’li kadınlar şu ifadeleri kullanıyor: “ırk ve din farkı olmadan kendimizi kendimiz koruyoruz. IŞİD’e karşı başkaları korumayacak bizi.”Kadınların birbirlerini “Heval” yani “Yoldaş” olarak çağırdıklarının anlatıldığı haberde, YPJ’lilerin onur, adalet ve dürüstlük değerleriyle savaştığını, 18 yaşından küçük kadınların da savaşmalarına izin verilmediği belirtildi. Haberde YPJ’liler şöyle tanımlanıyor: “Erkek savaşçılar kadar güçlü, disiplinli ve inançlı…”Batı algısının olası sorularına yanıt verilen haberde, kadın askeri gücün gönüllülerden oluştuğu herhangi bir maaş almadıkları, istedikleri zaman askeri birimden ayrılabilecekleri, hediye ya da bağış kabul etmedikleri bilgisine yer veriliyorHaberin sonunda şöyle bir not da yer alıyor: “Fotoğrafları çekilen kadın savaşçıların bazıları IŞİD saldırıları sonucu yaralandı bazıları da IŞİD’in elinde.”T 24
Sezaryen Nedir, Nasıl Yapılır?
Sezaryen Nedir?Sezaryen doğum sırasında annenin karın ve rahminin açılarak bebeğin alındığı cerrahi bir operasyondur. Belirli durumlarda sezaryen doğum yapılacağı önceden kesinleştirilebilir. Bazı durumlarda ise önceden öngörülemeyen bazı durumlar sonucu sezaryen doğum gerçekleşir.Sezaryen Doğum Niçin yapılır?Sezaryen doğum aşağıdaki koşullar altında önceden kararlaştırılabilmektedir:Geçmişte birden fazla kere sezaryen doğum yaptıysanız uterusun normal doğumu engelleme riski yüksektir.Miyomektami (fibroidlerin ameliyatla alınması) gibi invasif uterin ameliyatı geçirdiysenizBebeğinizin büyük doğması bekleniyorsa (makrosomi). Özellikle şeker hastasıysanız ve geçmişte normal doğum sırasında ciddi bir travma yaşayan aynı kiloda veya daha küçük bir bebek dünyaya getirdiyseniz..
Reklam
Hamilelikte Düşük Riskini Arttıran Faktörler!
Düşük yapma olasılığını arttıran etmenler nelerdir?Her kadın için düşük riski bulunsa da bazı kadınlarda bu risk daha yüksektir. Modakan olarak sizin için araştırdık, İşte bazı risk faktörleri: Yaş İleriki yaşlarda kromozomsal olarak anormal hamilelik, sonuçta da düşük riski daha yüksektir. 40 yaş sonrasında düşük riski 20 yaşındaki bir kadının iki katı kadardır. Geçmişte düşük yapmış olmak Geçmişte ard arda en az iki kez düşük yapmış olan kadınların tekrar düşük yapma olasılığı yükselmektedir. Kronik hastalıklar veya bozukluklar İhmal edilen diyabet ve belirti kan pıhtılaşma bozuklukları, otoimmün bozuklukları (antifosfolipid sendromu veya lupus gibi) ve hormonal bozukluklar (polikistik over sendromu gibi) düşük riskini arttıran faktörler arasındadır. Rahim veya cervix problemleri Belirli rahim anomalileri, şiddetli rahim adhezyonları veya rahim boynu kısalığı gibi durumlar düşük olasılığını arttırmaktadır. Rahim fibroidleri ve düşük arasındaki ilişki tartışmalı bir konudur. Ancak çoğu durumda fibroidler problem oluşturmamaktadır. Doğuştan gelen..
Dış Gebelik Nedir, Belirtileri, Ağrıları ve Ameliyatı Nasıldır?
DIŞ GEBELİK NE ZAMAN FARK EDİLİR, BAŞLICA BELİRTİLERİ NELERDİR?Dış gebelik erken dönemde hekime başvurulmamışsa belli bir süre fark edilmeyebilir. Bu durumda genellikle kirli kahverengi bir kanama olur. Kanama süresi ve miktarı normal adet gününden farklılık gösterir. Kanama ile beraber ya da kanama olmadan kasık ağrısı da ortaya çıkabilir. Ağrı çoğunlukla dış gebeliğin yerleştiği bölgede görülür. Başlıca belirtileri ise; adet gecikmesi, ağrı oluşması, anormal kanama meydana gelmesi.Dış gebelikte en erken aşamalarda hiçbir belirti vermez. Normal bir gebelik gibi adet gecikmesi olur ve gebeliğin diğer belirtileri de olabilir. Ancak kısa zamanda gebeliğin büyümesiyle birlikte tüp gerilmeye başladığı andan itibaren hastalarda ‘’müphem’’ ağrılar olur. Bu müphem ağrılar duyarlı bir hastanın doktora başvurmasını sağlar ve en erken dönemde tanı koymak mümkün olabilir. Gebelik ilerledikçe bu ağrılar şiddetlenir. Bunun da nedeni embriyonun tüpün içinde büyümeye devam etmesi ve gerilmeye bağlı olarak ağrı uyandırmasıdır. Bu aşamada başvuran bir kadında da henüz tüp yırtılmadan tanı koymak ve tedavi etmek mümkündür. Gebelik daha da ilerlediğinde gebeliğin yerleştiği tüp gerginliği daha fazla kaldıramaz ve bir yerinden yırtılır. Yırtık giderek büyür ve... tamamı için tıklayın
Öldükten Sonra Dirilmek Mümkün mü?
“Vücut ısınız 10 santigrat derece, beyin fonksiyonlarınız durmuş, kanınız akıtılmış ve kalbiniz durmuşsa, herkes bunu ölüm olarak tanımlama konusunda hemfikir olacaktır,” diyen Arizona Üniversitesi’nden Peter Rhee. “Ama sizi yine de hayata döndürebiliriz,” diye devam ediyor.Maryland Üniversitesi’nden Samuel Tisherma n ile birlikte, bedenin saatlerce ‘gecikmeli canlandırma’ adı verilen durumda kalmasının mümkün olduğunu gösterdiler. Bugüne kadar sadece hayvanlar üzerinde denenmiş olan bu uygulama, vücuttan kanın boşatılmasını ve vücut ısısının 20 santigrat derece düşürülmesini gerektiriyor.Yaralanma hali giderildikten sonra kan geri pompalanıyor ve vücut ısısı yavaş yavaş yükseltiliyor. “Kan geri pompalandığında vücut hemen pembeleşiyor,” diyor Rhee. Vücut ısısı belli bir dereceye ulaştığında kalp kendiliğinden çalışmaya başlıyor. “Çok ilginç bir şekilde, 30 derecede kalp birdenbire tek tek atmaya başlıyor; ısı yükseldikçe kalp atışı da kendiliğinden artıyor,” diyor. Bu işlemden geçen hayvanlar uyandığında pek yan etki görülmeden ertesi gün normale dönüyor.Bir süre önce Tisherman’ın, bu tekniğin Pennsylvania’da kurşun yarası almış insanlar üzerinde deneneceğini açıklaması bütün dünyada yankı yaratmıştı. Yani yaralanma sonucu kalp atışları duran bu hastalar için bu uygulama son şansları olacaktı.Tisherman kamuoyunun bu tekniği bilim-kurgu olarak algılamasını istemiyor. Ancak Rhee bu çalışmanın böylesi bir deneyin başlangıcı olabileceği görüşünde.New York Devlet Üniversitesi’nden Sam Parnia bu konuda şunları söylüyor: “Hepimiz ölümün mutlak bir an olduğu düşüncesiyle yetiştirildik; ölünce artık geri dönüşünüz yok gibi. Bu bir zamanlar doğruydu, ama şimdi kalp masajının keşfinden bu yana şunu anladık ki öldükten saatler sonra bile vücudunuzdaki hücreler ‘ölü’ hale gelmiyor hemen… Kadavra olduktan sonra bile hala hayata döndürülebilirsiniz yani.”Tisherman artık ölümü, tanımın sübjektif olduğunun farkında olmakla beraber, doktorların kalp masajından umut kestikleri an olarak değerlendiriyor. Geçen Aralık ayında Resuscitation adlı dergide yayımlanan bir makale çalkantı yaratmıştı. Makalede, hastanelerin acil servislerinde çalışan doktorlar arasında yapılan bir ankette, bu doktorların %50’sinin, ‘Lazarus olgusu’ olarak adlandırılan ve artık umut kesilen bazı hastalarda kalbin kendi kendine yeniden çalışmaya başlamasına tanık oldukları belirtiliyordu.Kalbi yeniden çalıştırmak işin sadece başlangıcı; kalp durması ardından görülen oksijen yetersizliği, başta beyin olmak üzere hayati organlarda ciddi hasara yol açabiliyor. Tisherman, oksijensiz geçen her dakikada bu organlar yavaş yavaş ölmeye başlıyor,” diyor.Tisherman’ın öğretmeni ve 1960’larda geliştirdiği kalp masajı tekniğiyle ölüm algısının değişmesine yol açan bir bilim adamı olan Peter Safar bu soruna da bir çözüm getirmiş: Buz parçalarıyla vücut ısısını 33 dereceye kadar düşürüp hücrelerin daha yavaş çalışmasını sağlayarak oksijen eksikliğinin yol açacağı hasarı asgariye indirmek.Kalbi yeniden çalıştırılmak için uğraşılırken, kan dolaşımını ve oksijen pompalama görevini üstlenen makinelerle birlikte bu uygulama da kalp durması ve beyin ölümü vakaları açısından yeni bir fırsat yarattı.Bir süre önce Texas’taki bir hastanede 40 yaşındaki bir adamın üç buçuk saat süren kalp masajı boyunca zihni melekelerini yitirmeden hayatta kaldığı bildirilmişti. Ancak doktorların bu kadar uzun süre kalp masajına devam etmesini sağlayan motivasyon unsuru, kalp masajı sırasında hastanın bilincinin geri gelmesi ve konuşmaya başlaması olmuş. Buna şahit olan doktorlar daha önce böyle bir vakayla karşılaşmadıklarını belirtiyor.Kalp durmasına travma sonucu yaralanma (kurşun yarası ya da araba kazası) durumu da eşlik ediyorsa hayata döndürme işlemlerini bu kadar uzun süreli uygulamak şu an için mümkün değil. Bugün açısından cerrahların yapabileceği en iyi şey, kol ve bacaklara giden atardamarları tıkadıktan sonra göğsü açıp kalp masajı yaparak yaralar dikilinceye kadar beyne birazcık kan akışını sağlamak. Bu durumda hayatta kalma oranı yüzde 10’dan daha az.Bu nedenle Tisherman, vücut ısısını 10-15 dereceye kadar düşürerek doktorlara ameliyat için birkaç saat daha kazandırmak istiyor. Bu ölçüde vücut soğutma işlemi bugün de bazı kalp ameliyatlarında uygulanıyor. Tisherman’ın projesinde ise bu işlem ilk kez hastaneye ‘ölü’ olarak gelen kişilere uygulanıp kişi yeniden hayata döndürülmeye çalışılacak. Ölüm nedeniyle metabolizma durmuş olduğundan ve hücreleri canlı tutmak için kan gerekmediğinden vücuttaki kan boşaltılıyor ve vücudun hızlı bir şekilde soğuması için yerine tuzlu soğuk su dolduruluyor. Bu vücudu soğutmanın en hızlı yolu olarak biliniyor.Tisherman, Rhee ve başka bilim insanlarıyla 20 yıllık bir çalışma sonucunda bu uygulamanın güvenli ve etkili olduğunu kanıtlayacak verileri toplamış. Deneylerin birçoğunda ölümcül yara almış domuzlar kullanılmış. Hayvanlar gerektiği kadar hızlı bir şekilde soğutulabilmişse ki bu vücut ısısını dakikada 2 derece düşürmek demek, yüzde 90’dan fazlası, bir saatlik işlemin ardından vücutlarına kan geri pompalandığında yeniden canlanmış. Bu hayvanlar üzerinde yapılan testler, beyin aktivitelerinde de herhangi bir hasar oluşmadığını ve hafıza kaybı ortaya çıkmadığını göstermiş.Bu uygulamanın insanlar üzerinde denenmesi için izin almak kolay olmamış elbette. Ama bu yıl Tisherman’a Pennsylvania eyaletindeki Pittsburgh kentinde silahla yaralanmış hastalar üzerinde pilot deneme yapması için izin verilmiş. Baltimore ve Tuscon’da da deneme hazırlıkları yapılıyor.Bütün tıbbi araştırmalarda olduğu gibi bunda da hayvanlar üzerindeki deneylerden insana geçiş bazı zorluklar içeriyor. Örneğin hayvanlara ameliyat sonrası kendi kanları verilmiş; insanlara ise kan bankalarında haftalarca beklemiş kanlar nakledilecek. Ayrıca hayvanlar anestezi altında yaralanırken, ateşli silahla yaralanmış insanlar normal haldeyken bu yarayı almış olacağı için vücudun bu travmaya vereceği tepki farklı olabilir. Fakat Tisherman iyimser bakıyor. “Domuzlar ve köpekler kanama halinde insana benzer tepki veriyor,” diyor.Diğer doktorlar ise gelişmeleri ilgiyle izliyor. Bir doktor, beyni korumak için vücudu alışılagelmiş uygulamadan çok daha fazla soğutmak gerektiğini birçok kişinin bildiğini, ama uygulamadan korkulduğunu belirtiyor.Denemeler başarılı olursa Tisherman bu işlemleri farklı travmalarda da kullanmak istiyor. İlk denemede kurşunla yaralanmış olanların seçilmesinin nedeni, kan kaybı kaynağının kolay bulunması. Ancak bir gün bu işlemin araba kazalarındaki yaralanmalarda görülen iç kanamalarda, kalp krizi ve daha başka hastalıklarda da uygulanması ümit ediliyor.David Robson / BBC Türkçe
Evleri Geleceğe Taşıyan 9 Teknolojik Eşya
Tüplü televizyonlardan ince ekranlara geçilen bir çağdan sonra, icat edilen teknolojik eşyalar gün geçtikçe ihtiyaçlarımıza daha basit ve modern çözümler üretecek şekilde gelişmeye devam ediyor. İşte yakın zamanda evleri geleceğe taşıyabilecek yeni nesil 9 teknolojik eşya.
Reklam