Hakan Şükür Haberleri

Hakan Şükür ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Hakan Şükür ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Bu Yıl Guinness'e 11 Rekorla Girdik
Türkiye bu yıl, dünyanın en büyük resim mozaiği, bir saat içinde en fazla organ bağışı, bir dakikada yüzüyle en fazla top çevirme, en kalabalık DNA sarmalı oluşturma, en kalabalık pilates gösterisi ve sırt sırta bir dakikada topu yere düşürmeden sektirme gibi birbirinden ilginç 11 rekorla Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na girdi. Guinness Dünya Rekorları Türkiye Temsilcisi ve Hakemi Şeyda Subaşı Gemici, yaptığı açıklamada, rekor denemesinin her aşamasını kontrol ettiklerini ve Guinness dünya rekorlarına sahip olmanın kolay bir şey olmadığını söyledi. Şirket merkezlerinin Londra’da olduğunu, şirkette 4 yıldır temsilcilik ve hakemlik yaptığını anlatan Gemici, rekor denemesi için ‘standart’ ya da ‘hızlı takip’ seçeneklerinden biri tercih edilerek, direkt veya internet adresinden online olarak başvurulabileceğini kaydetti. Türkiye’nin bugüne kadar 110’dan fazla rekora imza attığını hatırlatan Gemici, Türkiye’den daha fazla başvuru beklediklerini dile getirerek, “Mutlaka Guinness’e başvurun. Paranın satın alamayacağı hayallerinizi gerçekleştirin. Rekortmen oluyorsunuz. Sertifika alıyorsunuz. Dünyaca tanınıyorsunuz’ diye konuştu. En büyük gelirlerinin kitap satışından olduğunu ve her yıl eylül ayında Guinness Rekorlar Kitabı’nın yayımlandığını hatırlatan Gemici, Guinness dünya rekorlarının 3 önemli kriterini; rekorun kırılabilir, ispatlanabilir ve ölçülebilir olması şeklinde sıraladı. Gemici, Guinness Rekorlar Kitabı’nda en çok dikkati çeken ilk 5 Türk rekortmenin; 2 metre 51 santim boyuyla “En Uzun Boylu Adam” Sultan Kösen, “İlk Kadın Savaş Pilotu” Sabiha Gökçen, 8.8 santimetrelik burun uzunluğuyla “En Uzun Burunlu Adam” Mehmet Özyürek, “Kürekle Üç Okyanusu Geçen İlk Kişi” Erden Eruç ve 11 saniyede attığı golle “Dünya Kupası’nda Atılan En Hızlı Gol”ün sahibi Hakan Şükür olduğunu söyledi. Bu yıl Guinness dünya rekorları hakemi olarak birçok ülkeye gittiğini anlatan Gemici, bu yılki unutamadığı rekor denemesini, “24 Mayıs’ta, aynı anda en çok gökyüzü feneri uçurma rekor denemesi için Filipinler’e gittik. Toplam 15 bin 185 gökyüzü feneri ayni anda uçuruldu. Görüntü muhteşemdi. Rekor denemesi hava karardıktan sonra yapıldığı için gökyüzü ışıl ışıldı. Gökyüzü rüyalardaki gibiydi” sözleriyle anlattı. Türkiye’de bu yıl Guinness dünya rekorları arasına giren rekorlar şöyle: Bir saat içinde en fazla organ bağışı rekoru: Antalya Valiliği koordinasyonunda, İl Sağlık Müdürlüğünce düzenlenen Guinness dünya rekoru denemesinde, daha önce Çin’e ait olan rekor 7 dakikada 475 organ bağışıyla kırıldı. Rekor denemesine destek vermek için gelenler arasında, Türkiye’nin yüz nakli ameliyatı olan hastaları Uğur Acar ve Turan Çolak da yer aldı. 2011’de Londra’da 321 kişi, 2012’de Çin’de 474 kişiyle kırılan rekorun Antalya denemesinde, ilk yarım saatte 1981 kişi organ bağışında bulundu. Kayısı tatlısı rekor denemesi: 21. Uluslararası Kültür Sanat ve Kayısı Festivali kapsamında gerçekleştirilen Guinness dünya rekoru denemesinde, 342 kilo 700 gramlık kayısı tatlısıyla rekor kırıldı. Kayısısıyla tüm dünyada tanınan Malatya’da kırılan rekorda, gün kurusu kayısı tatlısı hazırlandı. Tencerelerde yapılan ve tabaklarda ikiye bölünerek arasına kaymak konulan kayısı tatlısı yapımı yaklaşık 6 saat sürdü. Rekorun kırıldığının açıklanmasının ardından tatlı, rekor denemesini izlemeye gelen 3 bin 600 kişiye servis edildi. Üç boyutlu kaldırım resim rekoru: Büyükçekmece’deki rekor denemesinde, İngiltere’deki 318 metrekarelik üç boyutlu kaldırım resim rekoru 488.83 metrekareyle geçilerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girildi. Kordonboyu’ndaki deneme, ressam Abidin Yurdakul tarafından yapıldı. Etkinlikte 33 devlet okulu, 12 özel okul, 19 resim atölyesi,12 sivil toplum kuruluşu ve 492 bireysel katılımcı yer aldı. Dünyanın en büyük resim mozaiği rekoru: Adana’da Güney Rotary Kulübü üyelerince gerçekleştirilen rekor denemesi, nisan ayında Adana Portakal Çiçeği Karnavalı kapsamında Uğur Mumcu Meydanı’nda yapıldı. 1111.78 metrekare büyüklüğündeki resim mozaiğiyle Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na girmeye hak kazanan çalışmada, 17 bin 800 adet A4 kağıdı, bin 346 metre kraft kağıt, 32 kilogram yapıştırıcı ile 972 kutu pastel ve kuru boya kullanıldı. 279 kişinin destek verdiği rekor denemesinde barış temalı mozaiğin ortasında turna kuşu oluşturuldu. Rekor, 2002’de 643 metrekareyle İngiltere’de, son olarak da 2010’da 1024 metrekareyle Japonya’da kırılmıştı. Bir dakikada yüzüyle en fazla top çevirme rekoru: Maltepe Park AVM’nin ev sahipliğinde yapılan organizasyonda, dünyaca ünlü Arjantinli top cambazı Victor Rubilar, bir dakikada futbol topunu yüzünde 35 defa çevirerek yeni rekorun sahibi oldu. Böylelikle bugüne kadar 3’ü aynı gün olmak üzere 4 kez Guinness Rekorlar Kitabı’na girme hakkı kazanan Rubilar, 5. rekorunu İstanbul’da kırmış oldu. Dünyanın en büyük kazağı rekoru: Enerji tasarrufuna dikkati çekmek için Bayrampaşa Belediyesi’nin ve trikocuların başlattığı “Kazak giyelim, enerjide yüzde 20 tasarruf edelim” kampanyası kapsamında, BATİAD tarafından dünyanın en büyük kazağı üretildi. Bayrampaşa Belediyesi Semih Erden Spor Salonu’nda, Guinness’in İngiltere hakemi Kirsty Bennett tarafından ölçümü yapılan kazak, “dünyanın en büyük kazağı” unvanını alarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başardı. 18 metre boyunda ve 45 metre enindeki kazak, 30 işçi tarafından 45 günde üretildi. Dünyanın en büyük yeryüzü çizim rekoru: 19 Mayıs Atatürk ’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen rekor denemesi, İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’nin yanındaki Hazine Müsteşarlığına ait arazide 260 genç tarafından yapıldı. Barış ve dostluk temalı karikatür yarışmasında birinci seçilen Akın Candemir’e ait karikatürün son çizgisini, dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç çekerken, karikatür için 12 bin metrekarelik alanda 12 ton boya kullanıldı. 104 saat 43 dakikada tamamlanan rekor, daha önce 12 Haziran 1998’de Amerika’da kırılmıştı. En kalabalık pilates gösterisi rekoru: Denizli Belediyesinin “Ailemi Seviyorum Projesi” kapsamında 8 mahallede ücretsiz düzenlenen pilates kurslarına katılan 3 bin 486 kadın, aynı anda pilates yaparak Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Rekor, 2009’da İspanya’nın Madrid şehrinde 862 kişiyle kırılmıştı. En büyük paketlenmiş ürünlerden oluşan teşhir alanı rekoru: Yıldız Holding şirketlerinden Horizon Gıda’nın satışını gerçekleştirdiği markalardan Komili Konfor isimli temizlik kağıdı ürünleri, Tokat’taki tek bir mağaza içerisinde 11 bin 600 adet üründen oluşan teşhirle Guinness Rekorlar Kitabı’na girmeyi başardı. Sırt sırta bir dakikada topu yere düşürmeden sektirme rekoru: İstanbul’daki Dünya Gençler Futbol Şampiyonası kura çekiminde kırılan rekorda, İngiliz Billy Wingrove (30) ve Jeremy Lynch (25), sırt sırta verip bir dakikada topu yere düşürmeden 125 kere sektirerek Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi. Radikal
Forvet Hattında Yerli Krizi
HABERLER Spor Herhangi bir ligdeki yabancı oyuncu sayısının o ülkenin futbolunu nasıl etkilediği konusunda farklı fikirler ortaya atılır. Kimisi kaliteli yabancı oyuncuların o ligdeki oyun kalitesini de yukarı taşıdığından dem vurur, kimisi lejyonerlerin sayısı arttıkça yerli oyuncuların fiyatlarının dengelendiğini savunur. İşe kulüpler açısından bakanlar, 'Ne kadar çok yabancı oyuncu, Avrupa kupalarında o kadar çok başarı' fikrine sahiptir. Bu fikirlerin hepsi tartışılabilir... Doğrulukları ya da yanlışlıkları üzerine farklı örnekler verilebilir. Evet, bazı yabancı oyuncuların gerçekten de sudan ucuzdur ama bu ülkede bir sezon boyu mahzun gözlerle yedek kulübesinden maç izleyen adı büyük golcülere milyonlarca euro sayıldığı da çok görülmüştür. Avrupa kupalarındaki başarı ise sadece yabancı oyuncuların çokluğu ya da kalitesiyle doğru orantılı olamaz. O zaman Galatasaray'ın dört yabancı oyuncuyla kazandığı UEFA Kupası zaferi nasıl izah edilebilir? Üstelik kupaya uzanan süreçte atılan 15 golün 11'ini yerliler, 4'ünü yabancılar atmışken. Futbol Federasyonu Basın Departmanı tarafından hazırlanan TamSaha Dergisi'nden Mazluç Uluç'un hazırladığı Türk futbolundaki yerli forvet krizi dosyasının detayları şöyle: Tüm bu tartışmaların arasındaki tartışılmaz tek gerçek, kulüplerde oynayan yabancı oyuncu sayısındaki artışın, forma giyebilen yerli oyuncu sayısını aşağıya çektiği ve Millî Takım'a seçilebilecek oyuncu alternatifini azalttığıdır. Zaten bu sorunu yakından hisseden Türkiye de son yıllarda Avrupa'da yetişen Türk asıllı oyuncuları Genç Millî Takımlardan itibaren kazanmaya çalışarak problemi çözmeye çalışıyor. Geçmiş sezonlarda ligimizde giderek artan sayılarda yabancı oyuncu gördük. Yakın dönemde sahada 6, yedek kulübesinde 2 yabancı yer alırken, kulüpler ayrıca istedikleri kadar lejyonerle sözleşme imzalıyordu. Bu sayı daha sonra sahada 6, yedek kulübesinde 2, toplamda 10 olarak sınırlandırıldı. Yeni sezonda ise kulüpler yine 10 yabancı oyuncuyla sözleşme imzalayabilse de 18 kişilik kadrolarında sadece 6 oyuncu bulundurabiliyor. Bu sınırlamanın yerli oyunculara daha fazla forma bulma şansı verdiği de gözle görülür bir gerçek. Nitekim Süper Lig'deki 18 takımın ideal on birlerine baktığımızda, forvet dışındaki tüm mevkilerde yeri oyuncu seçeneklerinin büyük ölçüde arttığını görebiliyoruz. Kalecilerde 10-8'lik yerli üstünlüğü var. Yerlilerin sağ bekte 13-5, sol bekte 14-4, orta sahada 21-15, kanatlarda da 22-14 üstünlüğü bulunuyor. Yabancılar stoperde 19-17 ile ele geçirdikleri üstünlüğü forvet ikilisinde 30'a 6 gibi ezici bir çoğunluğa yükseltiyor. Mevkilere göre dağılım: Kaleci: 10 yerli, 8 yabancı Sağ Bek: 13 yerli, 5 yabancı Stoper: 17 yerli, 19 yabancı Sol Bek: 14 yerli, 4 yabancı Orta saha: 21 yerli, 15 yabancı Kanatlar: 22 yerli, 14 yabancı Forvet: 6 yerli, 30 yabancı YABANCI KRALLAR Bu girizgâhtan sonra sanırız konunun ağırlığı belli oldu; Türkiye'deki yabancı forvet sayısının çokluğu! O zaman şöyle bir geçmişe uzanalım ve yabancı golcülerin ligimizdeki durumuna bir göz atalım. 56'ncı sezonu oynanan ligimizde geçmişte yabancı oyuncuların parmakla gösterildiğini ve bir ara da yabancı oyuncu transferinin yasaklandığını göz önünde tutarsak, 1983-84 sezonuna kadar Süper Lig'de bir yabancı gol kralının çıkmamasını normal karşılayabiliriz. 1970'lerin ikinci yarısından itibaren iki yabancı oyuncu transferine izin verilmesinin ardından ise ilk yabancı gol kralıyla 1983-84 sezonunda karşılaşıyoruz. Yugoslavya'dan gelerek 1981'de Galatasaray formasını giyen Boşnak Tarık Hodzic,bir sezon sonra aynı takımda top koşturmaya başladığı Mirsad Sejdic'in de asist desteğiyle 1983-84 sezonunda 16 gol atarak ligimizin ilk yabancı gol kralı oldu. Ancak yabancı oyuncu sayısının 3'ü geçmediği o yıllarda lejyonerler tam 11 yıl gol krallığı göremedi. Ta ki 1995-96'da Trabzonspor formasıyla 25 gol atarak bu tacı giyen Gürcü Shota Arveladze'ye kadar. Yabancı oyuncuların üçüncü gol krallığı için beklemesi de 10 yıl daha sürdü. Bu defa 2006-07 sezonunda Fenerbahçe'nin Brezilyalı yıldızı Alex De Souza 19 golle ligin gol krallığını elde etti. Ancak bu yıllarda yabancı oyuncu sayılarında önemli artışlar olmuş, takımlar özellikle gol bölgelerini büyük ölçüde lejyonerlere teslim etmeye başlamıştı. Nitekim Alex'in ardından ertesi sezon takım arkadaşı Semih Şentürk tacı taksa da sonraki üç sezonda sırasıyla Galatasaray'ın Çek santrforu Milan Baros, Kayserispor'un Portekizli santrforu Aziza Makakula ve bir kez daha Fenerbahçeli Alex De Souza gol kralı oldu. Son iki sezonda bu yabancı hegemonyası Burak Yılmaz sayesinde bozulmuş görünüyor. Burak son iki sezonda önce Trabzonspor formasıyla 33, sonra da Galatasaray formasıyla 24 gol atarak ligin kral tahtına oturdu. Ancak meseleye sadece bu açıdan bakarsak önemli bir gerçeği ıskalamış oluruz. O gerçek ne mi? Bakalım... Burak'ın 33 golle açık ara gol kralı olduğu sezonda 10 gol ve üzerinde gol kaydeden 18 oyuncu daha var ligimizde. Bu oyuncuların Burak'tan sonraki 6 sırasında yabancılar var. Kamara, Tum, Eneramo, Webo, Alex ve Doka'dan oluşan bu altılının ardından gelen 12 oyuncunun arasında ise sadece Necati Ateş, Selçuk İnan ve Muhammet Demir yer alabiliyor. Geçtiğimiz sezon Burak Yılmaz'ın 24 gollü krallığının arkasından ise Kalu Uche, Bobo, Pierre Webo, Moussa Sow, Pablo Batalla, Lamine Diarra, Mert Nobre listesi uzanıyor. Sonrasındaki 13 isim arasında ise yerli oyunculardan Necati Ateş, Umut Bulut, İlhan Parlak, Olcay Şahan ve Cenk Tosun yer alabiliyor. BU SEZON TABLO DAHA VAHİM Biz şimdi bu sezon ligin krallık yarışına bir göz atalım ve zirvede kimler var bir görelim. Sezonun ilk yarısı sona erdi ve zirvede Sivasspor'un 10 gollü Fransız oyuncusu Aatif Chahechouhe, Beşiktaş'ın Portekizli santrforu Hugo Almeida ile aynı sayıda gol atan son iki sezonun gol kralı Galatasaraylı Burak Yılmaz yer alıyor. Bu üçlünün arkasında Kasımpaşa'nın Arjantinli forveti Oscar Scarione ile Fenerbahçe'nin Senegalli golcüsü Moussa Sow 9'ar golle sıralanıyor. 8 gollü oyuncular ise Akhisar Belediye Gençlik ve Sporlu Oumar Nissa ile Fenerbahçeli Emmanuel Emenike. Yani zirvede ve hemen altındaki 7 oyuncu arasında sadece tek yerli isim bulunuyor. 7 gollü oyuncularda ise Fenerbahçeli Dirk Kuyt, Pierre Webo, Medical Park Antalyasporlu Lamine Diarra, Gençlerbirliği'nden Bogdan Stancu, Galatasara'dan Didier Drogba'nın arasına sadece Gaziantepspor'dan Cenk Tosun girebiliyor. 6 gollü oyuncularda da Akhisar Belediye Gençlik ve Spor 'dan Bruno Rosa, Sivasspor'dan Manuel Da Costa ve Trabzonspor'dan Paulo Henrique ile birlikte Sivassporlu Burhan Eşer, Beşiktaş'tan Olcay Şahan ve Kardemir Karabüksporlu İlhan Parlak listede kendilerine yer bulabiliyor. Kısaca özetlemek gerekirse ilk 20 sıradaki golcülerin arasında sadece 5 yerli oyuncu bulunuyor. GOL TİMLERİ LEJYONER Şimdi bu tablonun sebeplerine yakından bakalım. Neden gol krallığı listelerinde Türk oyuncuların isimleri yabancıların arasında kayboluyor. Bu soruya ilk etapta, 'Yabancı golcüler bizimkilerden daha becerikli ve daha yetenekli' cevabını verebilirsiniz. Ama haklı olmanız için yerli ve yabancı golcülerin eşit şartlarda bir yarışa girmesi ve yabancıların böyle bir yarışta üstünlük sağlaması gerekiyor. Çünkü Süper Lig'deki 18 takımın gole en yakın noktadaki ayaklarının büyük bölümünü yabancı oyuncular oluşturuyor. 'Gole en yakın nokta'dan kastımız santrforlar ve arkasında yer alan hücuma dönük orta saha oyuncuları. Takımların ideal on birlerinde bu bölgedeki 36 oyuncudan 30'u yabancı, sadece 6'sı Türk. 18 takım arasında bu bölgede direkt santrfor oynayan yerli oyuncular sadece Elazığspor'da Deniz Yılmaz, Gaziantepspor'da Muhammet Demir veya zaman zaman Cenk Tosun. Yani 18 takımdan sadece ikisinin santrforu Türk. Bu bölgeye orta sahadan destek veren oyunculara baktığımızda ise Elazığspor'da Köksal Yedek veya Mehmet Nas, Eskişehirspor'da Erman Kılıç, Galatasaray'da Burak Yılmaz, Torku Konyaspor'da Recep Aydın isimlerini görüyoruz. 36 oyuncuda 6 Türk'ün yüzdesi genel toplam içinde 16.6'ya tekabül ediyor ki, bu rakam da golcüler listesinde yerlilerin isimlerine neden bu kadar seyrek rastlandığını açıklamaya yetiyor. Takımlara tek tek yakından baktığımızda, zaman zaman da olsa yüzde yüz yerli hücum timine sahip tek ekip Elazığspor. Sağda Serdar Gürler, solda Serdar Özkan, forvet arkasında Köksal Yedek veya Mehmet Nas, santrforda Deniz Yılmaz dörtlüsüyle sık sık izlediğimiz Elazığspor, ligin son sırasında yer alıyor. Gaziantepspor, üç yerli oyuncunun yanında forvet arkasında oynattığı Traore ile hücum hattını ağırlıklı olarak Türk oyunculardan oluşturuyor. Torku Konyaspor da zaman zaman sağ kanatta Djalma'nın yerine Ömer Ali Şahiner'e yer verip forvette 3-1'lik yerli üstünlüğünü sağlıyor. Hücum hattını dört yabancıyla oluşturan takımlar da var ligimizde. Bu takımların başında lider Fenerbahçe geliyor. Sarı-lacivertli ekip Cristian'lı on birle oynadığı maçlarda hücum hattını Kuyt, Sow, Webo veya Emenike ile oluşturarak tamamen lejyoner bir forvetle gol arıyor. Aynı tablo Medical Park Antalyaspor için de söz konusu. Akdeniz ekibi sağda Isaac, solda 'vatandaş' Tita, forvet arkasında Insa ve santrforda Diarra ya da zaman zaman Baros'la tam bir yabancı hücum takımı görünümünde. Kasımpaşa da Adem Büyük'ün yerine Viudez'i kullandığı maçlarda Babel, Scarione ve Malki ile hücum hattını yabancı oyunculardan oluşturuyor. Kayserispor, Trabzonspor ve Kayseri Erciyesspor ise hücum timlerinde sadece birer yerli oyuncuya yer veriyor. KALEDE SIKINTI YOK Geçmişte çok sayıda yabancı kalecinin yer aldığı ligimizde bu sezon gerçek bir denge hâkim. Millî Takımımız için ligimizde sürekli görev yapan 10 kaleci seçeneği bulunuyor. Şampiyonluk yaşamış beş takımdan üçünün kalesini yerliler koruyor. Fenerbahçe'de Volkan Demirel, Beşiktaş'ta Tolga Zengin, Trabzonspor'da da Onur Kıvrak Millî Takım teknik ekibinin elini rahatlatan isimler. Sivasspor'da Korcan Çelikay, Medical Park Antalyaspor'da Hakan Arıkan, Kayserispor'da Gökhan Değirmenci ve Ertuğrul Taşkıran, Gençlerbirliği'nde Ramazan Köse, Çaykur Rizespor'da Serkan Kırıntılı ligde banko oynayan yerli kalecilerin sayısını 9'a yükseltiyor. Bu isimlere Elazığspor'da Vanja Ivesa'yı çoğu zaman yedek bırakan Zülfük Özer'i de eklemek ve sayıyı 10'a çıkarmak da mümkün. SAĞ VE SOL BEK PATLAMASI Geçmişte Millî Takım'ın oyuncu bulmakta sıkıntı çektiği sağ ve sol bekte Süper Lig takımları bu sezon yerli oyuncuları tercih etti. 18 takımdan 13'ü sağ bekte, 14'ü ise sol bekte tercihlerini yerli oyunculardan yana kullandı. Fenerbahçe'de Gökhan Gönül, Medical Park Antalyaspor'da Koray Arslan ve Serkan Balcı, Kayserispor'da Salih Dursun, Akhisar Belediyespor'da Emrah Eren, Gençlerbirliği'nde Serkan Kurtuluş ve Serkan Yanık, Beşiktaş'ta Serdar Kurtuluş, Kayseri Erciyesspor'da Cem Can, Eskişehirspor'da Veysel Sarı, Kardemir Karabükspor'da Uğur Uçar ve Erdem Özgenç, Kasımpaşa'da Elyasa Süme ve Orhan Şam, Çaykur Rizespor'da Koray Altınay, Torku Konyaspor'da Ali Turan, Elazığspor'da Adem Alkaşi ile Deniz Aslan forma giyiyor. Sağ bekte yabancıya yer veren takımlar ise Bursaspor (Basser), Sivasspor (Cicinho), Gaziantepspor (Binya), Trabzonspor (Bosingwa) ve Galatasaray (Eboue). Uzun yıllardır Gökhan Gönül ile Sabri Sarıoğlu dışında alternatif bulmakta zorlanan Millî Takım için bu sezon Salih Dursun, Serkan Kurtuluş, Koray Altınay gibi isimler de seçenek oldu. Yine bir dönem sıkıntı yaşanan ve sağ ayaklı Ümit Özat'la çözüm bulunmaya çalışılan sol bekte de 14 takım yerli oyuncuya yer veriyor. Fenerbahçe'de Caner Erkin, Hasan Ali Kaldırım, Galatasaray'da Hakan Balta, Trabzonspor'da Kadir Keleş, Elazığspor'da Özgür Özkaya, Sivasspor'da Ziya Erdal, Kayserispor'da Ömer Bayram ve Alper Uludağ, Akhisar Belediyespor'da Çağdaş Atan, Gençlerbirliği'nde Uğur Çiftçi, Gaziantepspor'da Şenol Can, Kayseri Erciyesspor'da Emre Öztürk ve Ekrem Ekşioğlu, Eskişehirspor'da Tarık Çamdal, Kardemir Karabükspor'da İshak Doğan, Kasımpaşa'da Sancak Kaplan ve İlhan Eker, Torku Konyaspor'da Mehmet Uslu ve Ergün Teber sezonun ilk yarısında forma giyen sol bekler. Sol beklerini yabancılara emanet eden takımlar ise Bursaspor (Taiwo), Medical Park Antalyaspor (Vederson - TC vatandaşı), Beşiktaş (Motta) ve Çaykur Rizespor (Ali Adnan). Yerli sol beklerden Tarık Çamdal, Uğur Çiftçi ve İshak Doğan son Millî Takım kadrosunda yer alarak ay-yıldızın alternatiflerini çoğalttı. STOPERDE YABANCILAR ÖNDE 18 takımın stoper tercihinde ise forvetler kadar olmasa da yabancıların üstünlüğü bulunuyor. Takımlarının ilk on birlerinde ağırlıklı olarak oynayan 36 stoperin 19'u yabancı, 17'si yerli. Stoperde yüzde yüz yerliyi tercih eden takımlar Emre Güngör-Musa Nizam ikilisiyle Medical Park Antalyaspor, zaman zaman Bamba'ya şans tanısa ada Mustafa Yumlu-Aykut Demir ikilisiyle Trabzonspor, İbrahim Kaş-Görkem Görk ikilisiyle Elazığspor. Torku Konyaspor'da da Kokaloviç'in sakatlığında Selim Ay-Erdinç Yavuz ikilisinin kullanıldığını vurgulamak gerekiyor. Yüzde yüz yabancı stoperlere ise Fonseca Sereno- Khizanishvili ikilisiyle Kayserispor, Kecojeviç-Stankevicius ikilisiyle Gaziantepspor, Akaminko-Diego ikilisiyle Eskişehirspor, Mabiala-Puygrenier ikilisiyle Kardemir Karabükspor, Oboabona-Viera ikilisiyle de Çaykur Rizespor sahip. ORTA SAHADA YERLİLER FAZLA Orta sahanın ortasında yer alan 36 oyuncuda da yerlilerin 21'e 15 üstünlüğü bulunuyor. Bu bölgede yüzde yüz yerli ikililer kullanan takımlar Batalla'nın ayrılmasının ardından Belluschi'nin forvet arkasına kaymasıyla Bursaspor (Şamil Çinaz - Murat Yıldırım veya Musa Çağıran), Sivasspor (Kadir Bekmezci - Adem Koçak), MP Antalyaspor (Serkan Balcı - Uğur İnceman), Akhisar Belediyespor (Merter Yüce - Bilal Kısa), Torku Konyaspor (Ali Çamdalı - Mehmet Güven), zaman zaman da Fenerbahçe (Alper Potuk - Mehmet Topal) ve Beşiktaş (Veli Kavlak - Oğuzhan Özyakup). Bu bölgede yüzde yüz yabancıyı tercih eden takımlar ise Elazığspor (Sane - Vitolo/Sow), Kayserispor (Mijailoviç - Cleyton) ve Trabzonspor (Zokora - Colman). KANATLAR YERLİYLE UÇUYOR Hücum hattının her iki kanadındaki 36 oyuncu tercihinin de 24'ü yerli, 12'si yabancı. Bu bölgede Elazığspor (Serdar Gürler - Serdar Özkan), Bursaspor (Kazım Kazım - Ferhat Kiraz), Sivasspor (Burhan Eşer - Aydın Karabulut), Akhisar Belediyespor (Ahmet Cebe / Kenan Özer - Güray Vural / Sertan Vardar), Gaziantepspor (İbrahim Akın / Taşkın Çalış - Cenk Tosun / Turgut Doğan Şahin), Beşiktaş (Gökhan Töre - Olcay Şahan), Kardemir Karabükspor (İlhan Parlak - Ahmet İlhan Özek / Erkan Kaş), Çaykur Rizespor (Tevfik Köse - Sercan Kaya) yüzde yüz yerli oyuncu tercihleri kullanırken, kanatlarını tamamen yabancı oyunculara emanet eden takımlar ise Medical Park Antalyaspor (Promise Isaac - Tita / TC vatandaşı), Fenerbahçe (Dirk Kuyt - Moussa Sow) ve zaman zaman da Kasımpaşa (Viudez - Babel). Not: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçen lejyoner oyuncular, bu araştırmada 'yabancı' kategorisinde değerlendirilmiştir. Süper Lig'in Gol Kralları 1983-1984 Tarık Hodzic 16 1984-1985 Aykut Yiğit 20 1985-1986 Tanju Çolak 33 1986-1987 Tanju Çolak 25 1987-1988 Tanju Çolak 39 1988-1989 Aykut Kocaman 29 1989-1990 Feyyaz Uçar 28 1990-1991 Tanju Çolak 31 1991-1992 Aykut Kocaman 25 1992-1993 Tanju Çolak 27 1993-1994 Bülent Uygun 22 1994-1995 Aykut Kocaman 27 1995-1996 Shota Arveladze 25 1996-1997 Hakan Şükür 38 1997-1998 Hakan Şükür 33 1998-1999 Hakan Şükür 18 1999-2000 Serkan Aykut 30 2000-2001 Okan Yılmaz 23 2001-2002 Arif Erdem 21, İlhan Mansız 21 2002-2003 Okan Yılmaz 24 2003-2004 Zafer Biryol 25 2004-2005 Fatih Tekke 31 2005-2006 Gökhan Ünal 25 2006-2007 Alex De Souza 19 2007-2008 Semih Şentürk 17 2008-2009 Milan Baros 20 2009-2010 Aziza Makakula 21 2010-2011 Alex De Souza 28 2011-2012 Burak Yılmaz 33 2012-2013 Burak Yılmaz 24 CİHAN
Okan Yılmaz'ın Akıllara Durgunluk Veren Hikayesi
Türk futbolunun 'Gol Kralı' unvanlı eski yıldızlarından Okan Yılmaz, Marsilya transferinin ardındaki akıllara durgunluk veren hikayeyi ilk kez anlattı.Yılmaz, 100’ler kulübüne girdikten sonra Marsilya'nın dikkatini çekti. Bonservisi elinde bulunan Okan Yılmaz, Fransız devi ile sözleşme imzaladı. Ancak daha sonra bu transferden vazgeçmek isteyen Okan, 1 yıllık ceza veya 500 bin dolar tazminat seçeneklerinin arasında kaldı. İşte, bir dönemin Gol Kralı, şimdinin teknik direktörü Okan Yılmaz, Marsilya'ya gerçekleşmeyen transferinin ilginç öyküsünü ve “ya ceza ya tazminat” kıskacından kurtuluşunun akıl almaz hikayesini NTV Spor’a anlattı. PARA DİYE GAZETE KAĞITI VERMİŞ! Yaşananlar gerçekten de insanı hayrete düşürecek türden. Marsilya yetkilisi 500 bin dolar karşılığında sözleşmeyi feshetmek için İstanbul'a geliyor. Ama Okan Yılmaz, Fransız yetkiliye 500 bin dolar diye içine gazete kağıtları doldurduğu bir el çantası veriyor. Fransız yetkili daha ne olduğunu anlamadan, elindeki sözleşme fesihnamesini kapıp koşarak kaçıyorlar! İşte Okan Yılmaz'ın ağzından Türk futbol tarihinin en sıra dışı transfer öykülerinden biri: '3 BÜYÜKLER DE BENİ İSTEDİ' '2000-2001 yıllarında ilk gol krallığım döneminde, Kennet Andersson, Pascal Nouma, Mario Jardel, Hakan Şükür gibi üst düzey oyuncular vardı. 22 yaşlarındaydım, daha yeni yeni oynamaya başlıyordum. O sene beni Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş istedi.' 'MARSİLYA'DA MENAJERLER ARASINDA KAVGA ÇIKTI' 'Beni en son Marsilya'dan bir menajer aradı, bu kişi aynı zamanda Mondragon'un menajeriydi. Konuştuk, o zaman tecrübesiz olduğum için bazı şeyleri sağlıklı düşünemiyordum ve kabul ettim. Menajerimle birlikte Marsilya'ya gittik. İstanbul’da havaalanına gittiğimde, 4 tane menajer çıktı. Biz oraya 5 kişi gittik ve orada 2 menajer daha çıktı, 7 kişi olduk. Kulübe gittik ve anlaştık. O arada menajerler kendi aralarında komisyon yüzünden tartışma yaşadı. Orada gördüğüm senaryodan korktum. Herşey bitmişti ve 3 yıllığına 5 milyon dolar alacaktım. Bonservisim de elimdeydi ve beni Okan yapan Bursaspor'dur, eğer beni almak istiyorsanız cüzi bir miktar da olsa kulübüme para kazandırmak istiyorum diye direttim.' 'ÇİRKİN OLAYLARI GÖRÜNCE BURSA'YA DÖNMEK İSTEDİM' 'Tabii ki oradaki çirkin olayları görünce, senaryoyu görünce ve Bursa'da bana ve aileme baskı oldu. Ben orada kalmak istemedim, bunu kabul etmediğimi söyledim ama bunu söylememe rağmen imza atmıştım. Türkiye'ye döndüm ve kulüp başkanımızla görüştüm. Orada yaşadığım durumları anlattım ve oraya gitmek istemediğimi söyledim. Bursaspor'a da imza attım. Aradan 10-15 gün geçtikten sonra tebligat geldi. 2 imza attığım için 1 sene futbol oynamama sıkıntısı çıktı. '500 BİN DOLAR TAZMİNAT İSTEDİLER' 'Genel kaptanımıza bu konuyu açtım. 1 sene top oynamayacağım ve Bursa'da kalmak istiyorum dedim. Adamlar benden 500 bin dolar tazminat istediler. Genel kaptanımızla beraber adamlarla buluşmak için İstanbul'a gittik.'EL ÇANTASINA GAZETE KAĞITLARINI DOLDURDUM...' 'Ama biz hep senaryo kurduk. El çantası aldım ve içine gazete kağıtları doldurdum, para diye verip elinden evrakları alıp kaçacaktık. İstanbul'da buluştuk önce parayı istediler ama biz de önce evrakları istedik. Yönetici abimiz çantayı verirken elinden evrakları aldı ve kaçtı. Havaalanı Şube Müdürü de Bursalı, bir şey de yapamadı, beni de tanıyor. Adamlar hırsız var diye bağırıken bizimkiler evrakları aldı kaçtı ve olay da kapandı”Skorer
17 Maddeyle Gerçek Bir Sakaryalı Olduğunuzun Kanıtı
Kimse bilmez ama caddenin iki ucunda da insanların türlü bahanelerle çarpıp döndüğü görünmez bir duvar vardır aslında. Bir Sakaryalı'nın olmazsa olmazıdır Çark Caddesi. Hatta öyle ki mağazaların diziliş sırasını saydırsanız hata yapacağını hiç sanmıyorum. Saatin önünde buluşmaya devam!..
BBC Bizim 1 Mayıs'ı Böyle Verdi
Türkiye'de yaşanan 1 Mayıs ana akım medyada heyecansız başlıklarla nakledildi. Sık sık Türkiye'de yaşanan basına sansür konularını gündeme getiren ünlü İngiliz Yayın Kuruluşu BBC başta İstanbul'da yaşanan 1 Mayıs'ın kutlanmasına ilişkin yasak ve baskılara aldırmadan yine dakika dakika okurlarına yansıttı. BBC her zaman yaptığı gibi canlı bağlantılar ve sokaktan insan manzaralarını yayınlayarak Türk basınından daha zengin bir arkaplan sunmuş oldu, İşte dakika dakika 1 Mayıs Türkiye BBC'de böyle yer aldı.ÇHD (Çağdaş Hukukçular Derneği) İstanbul Şubesi'nden avukatlar İstiklal Caddesi'nde bir basın açıklaması yaptı.Açıklamada bugünkü gösterilerde 250 kişinin gözaltına alındığı, 50 kişi yaralandığı belirtildi.Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şubesi Ankara'daki gözaltı sayısının 102 olduğunu belirtti.Dernek, gözaltına alınanlar arasında İstanbul'da üç, Ankara'da iki avukatın da bulunduğunu bildirdi.İstanbul Valiliği'nden yapılan 1 Mayıs açıklamasında bugün yaşanan olaylarda 19'u polis 90 kişinin tedavi edilmek üzere hastaneye kaldırıldığı, 142 göstericinin gözaltına alındığı bildirildi:'1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kapsamında kamu düzenini bozan yasadışı eylemlerde 19'u polis memuru olmak üzere toplam 90 kişi hastanelere tedavi görmek üzere intikal etmiştir. Halen 23 yurttaşımız müşahade altında tutulmakta olup hayati tehlikeleri bulunmamaktadır.''Kutlamalar için yapılan müracaatlara Valiliğimiz tarafından Yenikapı yönünde gerekli izin verilmiş ve 300 adet otobüsün de ulaşımı kolaylaştırmak üzere tahsis edildiği bildirilmiştir. Ancak Taksim ısrarı doğrultusunda sabah 08.00'dan itibaren şehrin muhtelif yerlerinde polisle çatışmaya girilmiş ve yapılan müdahalelerde güvenlik güçleri ile çatışmaya giren farklı yapılarda eylemci gruplara mensup 142 eylemci gözaltına alınmış olup haklarında adli makamlarca yasal işlemler başlatılmıştır.''Ayrıca emniyet güçlerimiz tarafından yapılan kontrollerde 8 adet el yapımı bomba ile birlikte bol miktarda eylemlerde kullanılmak üzere hazırlanan malzeme ve molotof ele geçirilmiştir. Saat: 14.00 itibariyle trafik akımı ile ilgili alınan kısıtlayıcı tedbirler çok büyük oranda kaldırılarak ulaşımda normal seyre dönülmüştür.'Sinan Onuş Ankara Sakarya Caddesi'nde polisin gaz ve plastik mermiyle müdahalesi sırasında caddeden geçen bir çocuğun gözüne plastik mermi isabet ettiğini belirtiyor.Sinan Onuş Ankara'dan son durumu bildiriyor:'Gazi Mustafa Kemal Bulvarı Kolej yönü hala trafiğe kapalı. Polis ile göstericiler arasında yeniden çatışma başladı. Polis Sakarya Caddesi yönüne doğru yoğun gözyaşartıcı gaz ve plastik mermi atıyor. Çevik kuvvet ve sivil polisler özellikle ara sokaklarda göstericileri gözaltına alıyor'Fotoğrafta iki gösterici sivil polisler tarafından gözaltına alınırken görülüyor:Öğle saatlerinde sendika kortejiyle Taksim'e yürümeye çalışan ancak polis müdahalesi nedeniyle Taksim'e ulaşamayan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanları Ertuğrul Kürkçü ve Sabahat Tuncel, daha sonra Taksim İstiklal Caddesi’nde bulunan parti il binasına gitti. Çıkışta açıklama yapan Ertuğrul Kürkçü, “Şu anda İstanbul kendi güvenlik güçlerinin, kendi devletinin işgali altındadır. Hükümet 1 Mayıs’ta Taksim alanının işçilere yasaklamak istedi, ama bütün İstanbul Taksim 1 Mayıs alanı haline geldi. Nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça' dedi.Ankara'da 1 Mayıs kutlamalarında Ziya Gökalp Caddesi ile Sakarya Caddesi'nin kesiştiği bölgede polis ile Kızılay'a çıkmak isteyen gruplar arasında çatışma çıktı.Sinan Onuş 'un çektiği görüntüler.Polisin kullandığı gaz bütün gösteriler sırasında sokak hayvanlarını da kötü etkiliyor. Sosyal medyada 1 Mayıs öncesinde sokak hayvanlarına yardımcı olmak için neler yapılabileceği hakkında tavsiyeler dolaşıyordu.Polisin Beşiktaş çarşısı içindeki gruplara tekrar müdahale ettiğini duyuran gazeteci Dinç Çoban Twitter hesabından şu fotoğrafı geçti:3 saat 17 dakika önce - @CHDistanbul - TwitterGazeteci Pınar Öğünç 'ün objektifine yansıyan bir kare. Beşiktaş'tan.3 saat 18 dakika önce - @pinarbihter - TwitterDİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu , BBC Türkçe'den Rengin Arslan 'a yaptığı açıklamada, İstanbul'da bugün 'adı konmamış bir sıkıyönetim yaşandığını' söyledi.Çerkezoğlu, AKP iktidarının Taksim Meydanı'nı işçi ve emekçi sınıfına bir kez daha kapatmasıyla 15 milyonluk bir kente zulmedildiğini belirtti.Beşiktaş'ta yaşanan ilginç bir anı da gazeteci Elif Ilgaz yakalamış:3 saat 32 dakika önce - @eagunes - TwitterDevrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK yaralılarla ilgili şu bilgiyi verdi:Sinan Onuş Ankara'da Ziya Gökalp Caddesi ile Sakarya Caddesi'nin kesiştiği bölgede polis ile Kızılay'a çıkmak isteyen gruplar arasında çatışmanın sürdüğünü bildiriyor.Gazeteci Fatih Yağmur, Şişli'deki müdahalenin ardından gaz fişeğine konulan karanfilleri fotoğraflamış.3 saat 34 dakika önce - @fatihyagmur - Twitter1 Mayıs gazeteciler için de zor geçiyor. İstanbul'da serbest dolaşabilmek için sarı basın kartı ve yer yer valilik izni koşulu getiriliyor. T24 Haber sitesi gece editörü Deniz Zerin'in ofisine ulaşmaya çalışırken gözaltına alındığını duyurdu.Daha önce yaralandıklarını duyurduğumuz 4 gazeteci, Sedat Suna, Elif Örnek, Ali Haydar Doğan ve Ozan Güzelce'den sonra gazeteciler Emin Şentürk, Yusuf Ali Gümüşlü ve Haydar Daşdan'ın da yaralandığı haberleri geldi.İngiltere basınından Guardian gazetesi, internet sayfasında 1 Mayıs için canlı anlatım yapıyor. Sayfada ağırlıklı olarak polis müdahalesine yer veriliyor.'Dünyada 1 Mayıs kutlanıyor İstanbul'da biber gazı atılıyor' manşetiyle verilen haberde, dünyadaki 1 Mayıs kutlamalarından özetler ve fotoğraflar yer alıyor.Türkiye'de Taksim yasağını konu alan haberde, ayrıca Moskova, Kuala Lumpur ve Phnom Penh kentlerindeki protestolardan da güncellemeler yer alıyor.Diyarbakır'dan Zübeyde Sarı, kentteki kutlamaların hiçbir sorun yaşanmaksızın devam ettiğini, halaylar çekildiğini söylüyor.Efe Moral, Twitter hesabından İzmir'deki 1 Mayıs kutlamalarına dair fotoğraflar paylaştı. Fotoğraflarda LGBT örgütlerinin de 1 Mayıs'a destek verdiği görülüyor.4 saat 31 dakika önce - @oemoral - TwitterBBC Türkçe'den Çağıl Kasapoğlu, Beşiktaş'taki gelişmeleri izliyor. Son twitinde Barbaros tarafında ara ara müdahale sürerken Çarşı tarafında halay çekildiğini belirtiyor.Rengin Arslan Şişli'deki son durumu aktarıyor:'Halaskargazi Caddesi’nde ortalık sakin. Birçok polis cadde dinleniyor. Bazı ara sokaklarda ise geçişe izin verilmiyor. Hayat yavaş yavaş normale dönüyor. Şişli'nin ara sokaklarında ise yer yer çatışmalar sürüyor.'Sinan Onuş Ankara'da Kızılay Meydanı'na yürümek isteyen gruplarla polis arasında Ziya Gökalp bulvarında çatışma yaşandığını bildiriyor. Polisin gözyaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahalesine göstericiler zaman zaman havai fişekle karşılık veriyor.Beşiktaş'ta Taksim'e çıkmaya çalışanlara CHP az önce sıcak kumanya dağıtmış.Diyarbakır'da Dağkapı meydanındaki kutlamalarda yoğun güvenlik önlemleri vardı.Zübeyde Sarı , yapılan konuşmalarda 'çözüm süreci, inşaa edilen kalekollar ve Rojava' konularının öne çıktığını bildiriyor.HDP Muş Milletvekili Demir Celik, konuşmasında 'Özgür, özerk Kürdistan'ı inşaa edeceğiz' dedi.Türküler ve halaylar eşliğinde 'Her yer Taksim her yer direniş' sloganlar atan gruplar daha sonra dağıldı.Barbaros bulvarında yeniden biraraya gelen bir grup gösterici Beşiktaş'a doğru yürüyüşe geçti.Fotoğraf: Leyla AlpBBC Türkçe'den Sinan Onuş, Ankara'da 1 Mayıs'ı kutlamak üzere Kızılay Meydanı'na gitmek isteyen gruplara polisin Sıhhiye Köprüsü üzerinde müdahale ettiğini, gözaltına alınmamak için köprüden atlayanlar olduğunu bildirmişti. Sıhhiye Köprüsü'nden bir kare:Twitter'da 20 bin takipçisi olan Polis Reform Grubu (@polishaklari) adlı hesap, dün 1 Mayıs için şu temenniyi yayınlamıştı:Aynı hesap bugün polislere aşırı güç kullanımı konusunda uyarılar yapıyor.Twitter'da paylaşılan bu fotoğrafla, hükümetin 1 Mayıs’ta İstanbul’da miting alanı olarak gösterdiği Yenikapı’ya tepki olarak kimsenin gitmemesi ele alınıyor.“Yanımda sıfır insanla birlikte Yenikapı’dayım”5 saat 21 dakika önce - @HG_Masters - Twitter5 saat 42 dakika önce - @140journos - TwitterBeşiktaş'taki gelişmeleri izleyen BBC Türkçe'den Çağıl Kasapoğlu, polisin apartmanlara girdiğini yazdı.''Taksim tamamen kuşatılmış durumda. Giriş çıkışlar, bir kaç kat bariyerlerle çevrilmiş. Divan Oteli'nin önündeki kavşak tamamen kapatılmış durumda. Turistler var, karşıdan karşıya geçip otellerine gitmeye çalışıyorlar.''''Polis onlara da izin vermedi ve 'otelinizi arayın, gelip sizi alsınlar' tavsiyesinde bulundu. Polise, 'Harbiye yönünü gösterip geçebilir miyim' diye sordum. Şaka yollu, 'Yasak olan bu tarafa yürümek, o tarafa yürüyebilirsiniz. Ama ne kadar gidebilirsiniz onu bilemem' dedi.''''Cumhuriyet Caddesi'nde polis dışında kimse yok. Kaldırım kenarında bekleşiyorlar, gergin bir halleri yoktu, güneşleniyorlardı. Ortalık sakindi.''''Askeri müzenin çevresinde de yoğun polis varlığı dikkat çekiyor.''''Valikonağı Caddesi'ndeki pankart ise günün ironisydi. 1 Mayıs kutlaması mesajının asıldığı cadde bomboş.''''Dükkanların çoğu kapalı.''Oyuncu Emre Canpolat İstanbul'daki 1 Mayıs gösterilerinde gözaltına alındıktan sonra, bilekleri plastik kelepçeyle bağlanmış halde kendi fotoğrafını çekerek Twitter'dan paylaştı.6 saat 1 dakika önce - @canpolatemre - Twitterİstanbul'daki gösterilere polis müdahalesinde gazetecilerden de yaralananlar oldu.Okmeydanı'ndaki polis müdahalesi sırasında yere düşen Etha muhabiri Ali Haydar Doğan'ın kolu kırıldı.Sol gazetesi muhabiri Elif Örnek Beşiktaş'ta başından yaralandı. Hastaneye kaldırılan Örnek’in durumunun iyi olduğu bildirildi.Yine Sol gazetesi muhabirlerinden Emin Şentürk plastik mermi nedeniyle hafif yaralandı. Şentürk’ün durumu iyi.EPA muhabiri Sedat Suna ayağına gelen gaz fişeği nedeniyle yaralandı. Suna hastaneye kaldırıldı.Milliyet foto muhabiri Ozan Güzelce de biber gazı fişeğiyle bileğinden yaralanarak hastaneye kaldırıldı.1 Mayıs'ı kutladığını belirten Gül, bu günün 'huzur ve dayanışma içinde kutlanmasını diliyorum' dedi.Gül, 1 Mayısların geçmişteki 'acı hatıralarla' gündeme geldiğini belirtti ve bu günün 'toplumsal barışı güçlendiren bir bayram' olarak anılmasına dair temennilerini ifade etti.Açıklamasında herkesi 'sağduyulu ve sorumlu' davranmaya davet eden Cumhurbaşkanı, çalışmaya ilişkin sorunların karşılıklı anlayış, diyalog ve uzlaşma çerçevesinde çözülebileceğini vurguladı.Sinan Onuş, Ankara'daki son durumu şöyle ifade ediyor:'Kızılay Meydanı'na çıkmak isteyen kalabalığa polis Kurtuluş Kavşağı'nda müdahale etti. Kalabalık ikiye bölündü. Bir grup Cebeci'ye yöneldi, burada da polis müdahalesiyle karşılaştı. Diğer bir grup ise Sıhhiye Köprüsü üzerinden gitmek istedi. Polis burada çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınmamak için köprüden atlayanlar oldu. Sıhhiye Meydanı'ndaki miting sürüyor.'6 saat 34 dakika önce - @istabip - TwitterBeşiktaş'ta müdahale sonrası soluklanan bir eylemci.Dokuz8 haber ağında, @illaleyla adlı kullanıcının fotoğrafı paylaşılıyor. Saraçhane'de çekildiği belirtilen fotoğrafta, Antikapitalist Müslümanların yürüyüşe geçtiği belirtiliyor.6 saat 34 dakika önce - @illaleyla - TwitterAnkara'daki 1 Mayıs kutlamalarını izleyen Atakan Foça, Sıhhiye köprüsü yakınlarında polisin çok sayıda göstericiyi gözaltına aldığını, bir otobüsün taşımaya yetmediğini ikincisinin beklendiğini yazdı. Foça küçük yaşta göstericilerin de gözaltına alındığını söylüyor.Bağımsız milletvekili Hakan Şükür, 1 Mayıs'ı kutladığı için kendisine hakaret edildiğini ve 'Gezici' denildiğini söyledi. Şükür, bu kişilere AKP'nin birkaç sene önce 1 Mayıs'ı kutlayan afişiyle cevap verdi.İzmir'de de sendikalar Gündoğdu meydanında yapılacak 1 Mayıs kutlamaları için Basmane ve Konak'da sabahın erken saatlerinden itibaren toplanmaya başladı. Kalabalıkların Gündoğdu meydanına akışı sürüyor.Reuters haber ajansı İstanbul'daki 1 Mayıs gösterilerinde plastik mermi atan bir polisi böyle fotoğrafladı:Çağdaş Hukukçular Derneği'nden alınan son yaralı ve gözaltı sayılarını, direnişteki Karşı gazetesi çalışanlarının Twitter hesabı şöyle duyurdu:DİSK kortejine Şişli'de polis müdahale etti... Rengin Arslan'ın görüntüleri...Gazeteci Mehmet Atakan Foça Ankara Kurtuluş Kavşağı'ndan Kızılay'a yürümek isteyen gruplara polis müdahalesinin başladığını bildiriyor.7 saat 4 dakika önce - @matakanfoca - TwitterBBC Türkçe'den Selin Girit , Beşiktaş'tan gözlemlerini aktarıyor....Mersin milletvekili ve HDP Eş Başkanı Ertuğrul Kürkçü, 'Gazdan sonra hala ayaktayız' mesajıyla bu fotoğrafı paylaştı. Kürkçü, en son Şişli'deki DİSK kortejindeydi.7 saat 10 dakika önce - @ekurkcu - TwitterGazeteci Hilmi Hacaloğlu , 1 Mayıs tertip komitesinin müdahaleden sonra genel merkez binasına sığındığını bildiriyor.Gazeteci Zübeyde Sarı , Diyarbakır'da Dağkapı meydanındaki kutlamalar için kortejlerin gelişinin devam ettiğini aktarırken, ''Polisin arama noktasından geçen gruplar sorunsuz bir sekilde Dağkapı meydanına giriş yapıyor. Yol boyunca ''Her yer Taksim, her yer direnis. Biji berxwadana Rojava, yani Yaşasın Rojava devrimi' sloganları atılıyor'' diyor.Gazeteci Leyla Alp, Metrocity alışveriş merkezinin önünde de bir grubun toplandığını söylüyor.7 saat 15 dakika önce - @leylaalp - Twitter7 saat 15 dakika önce - @asli_bucak - TwitterSosyal medyada DİSK'in Taksim Meydanı'na bırakmak istediği ancak Şişli'deki polis müdahalesi nedeniyle bırakılamayan çelengin fotoğrafları paylaşılıyor.7 saat 32 dakika önce - @DevLis1969 - TwitterGazeteci Şenol Çarık, DİSK kortejine yapılan müdahalenin ardından Halaskargazi caddesinden fotoğraflar paylaşıyor.7 saat 32 dakika önce - @senolcarik - TwitterTwitter'dan @stereger isimli kullanıcı, Zincirlikuyu'da TAT Towers'ın önünde gazlı ve plastik mermili müdahale gerçekleştiğini söylüyor.7 saat 44 dakika önce - @stereger - TwitterDiyarbakır'dan Zübeyde Sarı 'nın notları:Diyarbakır’da Türk-İş’e bağlı sendikalar ve KESK, DİSK, TMMOB, Tabip Odası 1 Mayıs’ı Dağkapı Meydanı'nda kutlayacakOrtak kutlamada ise Rojava ve çözüm sürecine dair beklentiler de önemli gündemlerden biri olacak.''Kadıköy'de Türk İş'e bağlı sendikalar ve İşçi Partisi'nin katıldığı 1 Mayıs kutlaması da başladı. Gruplar Kadıköy meydanına doğru yürüyor.İstanbul'da Şişli ve Beşiktaş'taki polis müdahalesine karşı göstericiler yer yer hava fişek, sapan ve taş kullanarak karşılık veriyor.Beşiktaş'tan bildiren Çağıl Kasapoğlu, TKP'lilerin Abbasağa Parkı'ndan sahile doğru indiğini söylüyor. Ara sokaklarda müdahalenin aralıklarla devam ettiğini belirten muhabirimiz, polisin kalabalığı Kartal heykeline doğru ittiğini kaydediyor.Şişli'deki muhabirimiz Rengin Arslan, polisin DİSK kortejine ağır bir müdahale gerçekleştirdiğini belirtti.Önce biber gazı sıkıldığını belirten Arslan, ardından TOMA ile su sıkıldığını söyledi.Ortalığın toz duman içinde olduğunu belirten muhabirimiz, kortejin dağıldığını, protestocuların ara sokaklara ve caddenin diğer tarafına kaçıtığını kaydetti.Doğan Haber Ajansı, Beşiktaş Abbasağa mahallesinde yapılan polis müdahalesinin ardından bazı evlerin boşaltıldığını yazıyor.Fotoğraf: Timur Tarlığİstanbul'da polis, DİSK (Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) kortejinin Taksim Meydanı'na yürümesine izin vermiyor.8 saat 5 dakika önce - @hilmihacaloglu - TwitterBeşiktaş'tan Taksim'e yürümeye çalışanları izleyen Elif Ilgaz, son olarak polisin gaz atmaya devam ettiğini ve bir pastaneye sığındıklarını anlatıyor.İstanbul'da polis yer yer göstericilere göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale ediyor.DİSK korteji polisle karşı karşıya geldi. Gökhan Tan da izleyen gazeteciler arasında.8 saat 15 dakika önce - @ccanannnn - TwitterŞişli'de DİSK kortejini izleyen Rengin Arslan notları aktarıyor.''Yaklaşık 500-600 kişilik bir kalabalık var. Kürtçe ve Türkçe yaşasın 1 Mayıs sloganları atılıyor. HDP, Halkevleri, feministler, LGBTİ kortejde yer alıyor. Kalabalık bir gazeteci grubu var. Polis yaklaşık 10 metre önlerinde barikat var ve kortej barikata doğru yürüyor.''Polis Kurtuluş'un ara sokaklarındaki gruplara biber gazı ve tazyikli su kullanarak müdahale ediyor.Sokaklarda barikat kuran göstericiler polise taş ve hava fişek kullanarak karşılık veriyor.Türkiye Gazeteciler Sendikası'ndan Arzu Demir, ETHA muhabirlerinden Ali Haydar Doğan'ın 1 Mayıs protestolarını takip ederken yaralandığını duyurdu.Okmeydanı'ndaki protestoları takip eden Ali Haydar Doğan'ın polis müdahalesi sırasında düştüğü ve kolunun kırıldığı belirtildi.Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Doğan, ameliyata alınacak.Gazeteci Cem Gurbetoğlu Ankada'da Sıhhiye Meydanı'nda 1 Mayıs için kurulan yeni polis barikatlarını böyle fotoğrafladı.
"Hoca Bu Kadar Zor Bir Lig Beklemiyordu"
'Yabancı sınırı serbest de olsa ben her zaman rekabete varım' diyerek meydan okuyan Sabri, takımdan ayrılmak için de şartını sundu; 'Galatasaray'ın menfaati'.İşte Sabri'nin bomba sözleri... Galatasaray Kaptanı Sabri Sarıoğlu, Galatasaray dergisinin haziran sayısına özel açıklamalarda bulundu. Geçen sezon kaçırılan şampiyonluk ve takım içerisindeki dengeler hakkında da konuşan Sarıoğlu, gelecek sezon adına da bilgiler verdi. “ DEPLASMANDA KAYBETTİĞİMİZ PUANLAR YÜZÜNDEN ŞAMPİYONLUĞU KAÇIRDIK” Sezon başında Süper Kupa ve Emirates’i kazanmanın takımda rehavet oluşturup oluşturmadığı hakkında bilgi veren sarı-kırmızılı takımın kaptanı Sabri Sarıoğlu, şu şekilde konuştu: “İki sene üst üste şampiyon oluyorsunuz, iki sene üst üste Süper Kupa’yı kazanıyorsunuz, Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynuyorsunuz. Bu durumda insanlarda bir beklenti oluşabilir ama biz daha da ilerisini hedefleyerek yola çıkmıştık. Maalesef olmadı. Her zaman, her şey istediğiniz gibi olmuyor. Sezona umutla başladık ama beklemediğimiz kayıplar yaşadık. Yine de her şey elimizdeydi, deplasmanda kaybettiğimiz puanlar yüzünden şampiyonluğu kaçırdık” dedi. “FATİH TERİM’İN AYRILIŞINA ŞAŞIRDIK” Sarıoğlu, Fatih Terim’in takımdan ayrılışı hakkında ise bu durumun biraz ani olduğuna değinerek, “Şaşırdık. Fatih Hoca ile iki sene üst üste şampiyonluk yaşamışız; beklemiyorduk. Fakat şöyle de bir durum var; bizler Galatasaray Camiası’nın işçileriyiz, profesyonel futbolcusuyuz. Camianın en yetkili karar mercii başkanımızdır, o neye karar verirse saygı duyup, uymamız gerekir” diye konuştu. “YENİ HOCA DEMEK, YENİ BİR ANLAYIŞ VE O ANLAYIŞA ADAPTASYON DEMEK VE BU DA BİR SÜREÇ ALIYOR” İtalyan Teknik Direktör Roberto Mancini göreve geldikten sonra Juventus maçına çıktıklarının hatırlatılması üzerine Sabri Sarıoğlu, yeni hocaları ile sezon başında Juventus deplasmanından iyi bir sonuçla döndüklerini belirterek, “Hoca gelir gelmez ilk maçımızda, Şampiyonlar Ligi’nde Juventus karşısında çıktık ve iyi bir sonuçla döndük. Ama lig bambaşka bir atmosfere sahip. Şampiyonluk yolunda son dakikada alınan puanlar size büyük moral aşılar. Fenerbahçe bu sene bunu çok yaşadı. Biz her şeye rağmen geriden yetişebilirdik. Başında da söyledim, deplasmanda çok gereksiz puanlar kaybettik. Şunu da belirtelim, yeni hoca demek, yeni bir anlayış ve o anlayışa adaptasyon demek. Bu da bir süreç alıyor” şeklinde konuştu. “DEPLASMANDA İYİ OYNAYAMADIK, İYİ MÜCADELE EDEMEDİK” Geride kalan sezonda deplasmanlarda yaşanılan puan kayıplarının sebebini, takım olarak mücadele güçlerinin iyi olmamasına bağlayan tecrübeli futbolcu, “Olmadı. Belirli bir nedeni yok. İki sene üst üste şampiyon olduğumuzda çok önemli deplasman galibiyetleri aldık ama bu sene alamadık. İşin aslı deplasmanda iyi oynayamadık, iyi mücadele edemedik. İçerde de puan kaybedebilirsiniz ama deplasman puanları bir takım için çok önemlidir. Deplasman galibiyetleri sizi yarışta tutar” dedi. “ HOCA BU KADAR ZOR BİR LİG BEKLEMİYORDU” Galatasaray Takım Kaptanı Sabri Sarıoğlu, Mancini’nin Türkiye alışmasının biraz zaman aldığını vurgulayarak, “Türk futbolunun kendisine has özellikleri var. Basın, taraftar ve futbolcu olarak çok farklıyız. Bir futbolcu iyi oynadığı zaman övgüler yağdırıp, onu zirveye çıkarıyoruz, eleştirirken de yerin dibine sokuyoruz. Hocaya da ilginç geldi bu durum, hemen alışamadı ortama. Sonuçta Türkiye Ligi gerçekten zorlu bir lig. Avrupa’da da zorlu ligler var ama burada her anlamda mücadele çok fazla. Benim görüşüm, hoca bu kadar zor bir lig beklemiyordu” ifadelerini kullandı. “BİRİ KAZANACAK, BİRİ KAYBEDECEK Takım kaptanı olarak şampiyon olunamayan dönemlerde, takım kaptanlarının çok tepki aldığı konusunda özellikle Arda Turan’ın kaptan olduğu dönemde daha fazla tepki almasının, Arda’nın medyada daha ön planda olmasına bağlayan Sabri, “Arda hem takım kaptanı olarak, hem de medyatik yönüyle daha ön plandaydı ve o yüzden en ufak bir şeyde çok tepki aldı. Bu durum biraz da abartıldı, olduğundan farklı gösterildi. Sonuçta Arda da çok duygusal ve çok iyi bir kardeşim. Her zaman konuştuk ve dertleştik. Sezon içinde bazen de görüştük, kampı ziyarete geldi, maçlara geldi. O da bizim iyi olmamızı ister. Şampiyonluğu almamızı istiyordu ama sonuçta futbol bu. Yine aynı noktaya geliyorsun. Biri kazanacak, biri kaybedecek” sözlerine değindi. “BENİM DE SEVİNDİĞİM YA DA ÜZÜLDÜĞÜM DÖNEMLER OLDU” Taraftarın tepkilerinden olumsuz etkilenip etkilenmediği sorusu üzerine Sarıoğlu, kendisinin yapı olarak çok sabırlı biri olduğunu dile getirerek, “Yıllarca da bunu gösterdim. Herkes böyle olmayabilir. Selçuk’ta olduğu gibi. Benim de sevindiğim ya da üzüldüğüm dönemler oldu. Üzülerek bir sonuca varamazsınız. Yapım gereği sabırlı bir insanım. Mesela bir ara taraftar şut atmama tepki gösteriyordu ama futbolda denemeden gol olmaz. Ben sağ bek oynuyorum. Toplasan bir maçta bir ya da iki şut çekebilirsin. Taraftarın da tepkisi olabilir, olağan bir şey bu. Ama bir yandan da denemek zorundasın. Bir zaman sonra öyle bir hal aldı ki, 10 şutun 9’unu gol atsam, ‘o birini nasıl atamaz’ gibi bir algı oluştu. Çok kafayı takmamak lazım, yoksa sahaya daha çok olumsuzluk yansıyor” diye konuştu. “TÜRK PASAPORTUN VARSA AVRUPA ARENASINDA 1-0 MAĞLUP BAŞLIYORSUN” Mancini’nin Türk futbolcuları hakkında, “‘Herkesin oldu, tamam’ dediği yerde kendini geliştirmeyi bırakıyor” görüşlerinin hatırlatılması üzerine sarı-kırmızılı takımın kaptanı, bu durumun tamamen futbolcudan kaynaklandığını ifade ederek, “Futbolcu büyük bir camiada oynayınca ve bir yere gelince tabii ki bir doyuma ulaşmış oluyor. Sadece Galatasaray için konuşabilirim. Ben takımda ‘ben oldum’ diyen bir oyuncu görmedim. Şimdi biz Avrupa Şampiyonası’nda yarı final oynadık, o takımdan kaç kişi Avrupa’ya transfer oldu. Hatırladığım kadarı ile sadece Mehmet Topal Valencia’ya gitti, Arda ise turnuvadan 3-4 sene sonra transfer oldu. Avrupa takımlarının Türk oyunculara bakış açısı da farklı. Yıllardır Avrupa arenasında, hem Milli Takım ile hem Galatasaray’la mücadele ettik. Şunu gördük; Türk oyuncusu Avrupa takımlarındaki birçok oyuncudan daha yetenekli ve daha kaliteli ama bize bakış açıları farklı. Türk pasaportun varsa Avrupa arenasında 1-0 mağlup başlıyorsun. Aynı şampiyonada Rusya da yarı final oynamıştı ama onlardan 5-6 oyuncu o sezon Avrupa’da bir takıma transfer oldu. Yani bize bakış farklı” görüşlerini belirtti. “GALATASARAY’IN MENFAATLERİNE UYARSA, O ZAMAN AYRILIRIM” Geçmiş dönemlerde İtalya’dan aldığı tekliflerin o günkü şartlarda kendisine uygun olmadığını belirten Sabri Sarıoğlu, “Her açıklamamda söyledim. ‘Ben Galatasaray’ın evladıyım. Burada yetiştim, gözümü burada açtım, ikinci evim burası. Galatasaray’ın menfaatlerine uyarsa, o zaman ayrılırım. Ayrılırsam da sadece yurt dışında oynarım’ dedim. O zaman bu menfaatler oluşmadı, kısmet değilmiş. Sonuçta ben Avrupa’nın en önemli takımlarından birinde oynuyorum, Galatasaray forması giyiyorum ve bundan da gurur duyuyorum” dedi. “İNİŞLER-ÇIKIŞLAR OLABİLİR” Sezon içerisinde hem sağ kanatta hem sol kanatta görev almasını, hocasının oyun içerisindeki planına bağlayan Galatasaray Kaptanı Sabri Sarıoğlu, “Sonuçta hocanın kafasında bir düşüncesi var. Hangi mevkiide kimin oynayacağını belirliyor. Ben de elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Sahaya çıkınca en iyisini yapmaya çalışan bir oyuncuyum. İnişler-çıkışlar olabilir. Her mevkiide oynamaya çalışıyorum. Bunu beğenenler olur, beğenmeyenler de. İnişlerim-çıkışlarım, kötü performans gösterdiğim zamanlar, hatta tepki çektiğim zamanlar oldu ama futbolun içinde bunlar var” diye konuştu. “BAŞARILARA GİDEN YOLDA TAKIM BÜTÜNLÜĞÜ ÇOK ÖNEMLİ” Galatasaray’da sürdürdüğü kaptanlığın, hem saha dışında hem de saha içerisinde sürdüğünü vurgulayan Sabri, “Sonuçta 25-30 milyonluk taraftarı olan takımın oyuncususunuz. Sizden bu camia, bu taraftar, şampiyonluklar ve başarılar bekliyor. Bu başarılara giden yolda takım bütünlüğü çok önemli. O yüzden biz şanslıyız. Önceki jenerasyonda beraber oynadığım ağabeylerim Bülent Korkmaz, Hakan Şükür, Arif Erdem ve Ergün Penbe gibi oyunculardan çok şey öğrendim. Onlarla oynamak benim için büyük bir avantaj oldu. Onlar sayesinde Galatasaray, Türkiye’nin en büyük kulübü oldu. UEFA Kupası ve Süper Kupa’yı kazandılar. Türkiye’de hiçbir takımın gerçekleştiremediği başarıyı yakaladılar. Sonuçta o grubun içerisinde bulunmak, onların neler yaptığını gözlemlemek benim için büyük bir avantaj oldu. Bir maç kötü gittiğinde takım arkadaşlarımın moral motivasyonlarını düzeltmeye çalışıyorum, kazanmak için onları yüreklendiriyorum. Sonuçta kaptanlık sadece saha içinde pazubandını takmakla olmuyor. Saha içinde ve dışında bu sorumlulukları bilmek gerekiyor. Ben elimden geleni yapıyorum, sağ olsun takım arkadaşlarım da sorun çıkarmıyorlar” dedi. “AMACIMIZ SENEYE ŞAMPİYON OLUP 4. YILDIZI İLK TAKAN TAKIM OLMAK” Gelecek sezon hakkında da açıklamalarda bulunan Sabri Sarıoğlu, şu şekilde konuştu: “Kaliteli oyunculardan kurulu bir ekibiz ama sonuçta ne kadar kaliteli oyunculardan kurulu olsanız da, sahada o mücadeleyi vermediğinizde veya girdiğiniz pozisyonları atamadığınızda şampiyon olamıyorsunuz. Dünya’nın en iyi takımlarının bile, böyle inişleri-çıkışları var. Bu sene Manchester United da şampiyon olamadı. Herkes ister her sene şampiyon olmayı. Biz iki sene şampiyon olduk ve sonuçta rakiplerimiz daha da hırslandı, şampiyonluğa susadılar. Amacımız seneye şampiyon olup 4. yıldızı ilk takan takım olmak” ifadelerini kullandı. “YABANCI SINIRI SERBEST DE OLSA BEN HER ZAMAN REKABETE VARIM” Yabancı sınırlaması hakkında da, takım içerisindeki dengeyi kurmanın önemine değinen Sabri, “”Çözümü bulacak olan yöneticiler. Yabancı sınırı serbest de olsa ben her zaman rekabete varım. Ne karar verilirse saygı duymak zorundayız” açıklamalarında bulundu.Radyospor
Maça Ceket ve Kravatla Çıkmıştı
Futbolda dünyanın en büyük organizasyonu olarak kabul edilen FIFA Dünya Kupası, Brezilya'da 20. kez düzenlenecek. Dünya kupasında geride kalan 19 organizasyon birçok ilginç olaya sahne olurken, 4 yılda bir düzenlenen kupaya İkinci Dünya Savaşı nedeniyle 2 kez ara verildi. İlk olarak 1930 yılında düzenlenen kupayı 8 farklı ülke kazanırken, Brezilya 5 şampiyonluk ile başı çekti. İlk dünya kupası O dönemki FIFA Başkanı Julies Rimet'in girişimleriyle başlayan ve bir süre kendi adıyla oynanan Dünya Kupası'na ilk olarak 1930 yılında Uruguay evsahipliği yaptı ve şampiyon oldu. Uruguay, 1924 ve 1928 olimpiyat şampiyonluğu ve 1930'da bağımsızlığının 100. yılını kutlayacak olması nedeniyle evsahibi olarak seçilirken, Avrupa takımları, yolun uzak olması nedeniyle bu karara karşı çıktı. Fransız spor adamı Rimet'in çabalarıyla bu kupaya Avrupa'dan 4 ülke Belçika, Fransa, Romanya ve Yugoslavya katıldı. Toplam 13 takımın katıldığı ilk Dünya Kupası'nı Arjantin'i 4-2 yenen ev sahibi Uruguay kazandı. Bu kupadan ilginç notlar şöyle 1930'daki şampiyonada final maçının hakemi Belçikalı John Langenus sahada ceket ve kravatla yer aldı. Organizasyonda yer alan 13 ülke, eleme oynamadan FIFA'nın davetiyle kupaya katıldı. Kupaya katılan Avrupa ülkeleri, gemi yolculukları sırasında antrenmanlarını güvertelerde yaptı. Kupanın iki yarı final maçında Arjantin, ABD'yi, Uruguay da Yugoslavya'yı aynı skorlarla 6-1 mağlup etti. 1934 İtalya Uruguay'daki ilk kupanın ardından Avrupa ülkeleri kupayı kendi ülkelerinde düzenlemek için çalışmalara başladı. FIFA'ya ilk müracaat eden ülke İtalya, 1934 Dünya Kupası'nı düzenlemeye hak kazandı. Uruguay'daki ilk kupaya Avrupa ülkelerinin ilgi göstermemesi nedeniyle Uruguay İtalya 1934'e katılmadı. Bu turnuvanın öne çıkan ilginç olayları ise şöye: İtalya, kupa tarihinde eleme maçı oynayan ilk ve tek evsahibi ülke oldu. Mısır, dünya kupalarına katılan ilk Afrika ülkesi unvanını elde etti Uruguay'daki ilk dünya kupasında Arjantin forması giyen Monti, İtalya Milli Takımı'nda görev aldı. İtalya, evsahibi takımın şampiyon olma geleneğini sürdürdü 1938 Fransa Amerika ve Avrupa'da sırayla düzenlenmesi kararlaştırılan kupanın yeniden bir Avrupa ülkesi olan Fransa'ya verilmesi nedeniyle Arjantin, 1938 Dünya Kupası'na katılmadı. 1938'de de öne çıkan olaylar şöyle: 16 takım dünya kupasına katılmaya hak kazansa da Hitler'in Avusturya'yı işgal etmesiyle, katılımcı sayısı 15'e düştü. Penaltı uygulaması olmadığı için ilk turda uzatmaya giden 5 maçın 3'ü tekrar edildi. Giuseppi Meazza'nın yarı finaldeki kritik penaltıyı kullanırken şortu düşse de atış gol oldu ve İtalya finalde Macaristan'ı 4-2 yenmeyi başardı. İtalya Teknik Direktörü Vittorio Pozzo, dünya kupasını üst üste iki kez kazanan ilk ve tek antrenör oldu. 1942 ve 1946'da yapılamadı Patlak veren İkinci Dünya Savaşı nedeniyle 1942 ve 1946'da dünya kupaları organize edilemedi. 1950 Brezilya Brezilya'da 12 yıl aradan sonra gerçekleştirilen dünya kupasına 13 ülke katıldı. Kupanın akılda kalanları da şöyle: İlk şampiyon Uruguay, protestosuna son verip, komşusu Brezilya'daki turnuvada yer aldı. Türkiye, katılmaya hak kazandığı ilk dünya kupasına maddi sıkıntılar nedeniyle gidemedi. İngiltere, ilk kez dünya kupasında boy gösterdi. 1950'de, maçları çıplak ayakla oynama isteği reddedilen Hindistan şampiyonaya katılmadı. Yaklaşık 200 bin kişinin izlediği Brezilya-Uruguay finalinin ardından Uruguay şampiyonluğa ulaşırken, ev sahibi ülkenin taraftarları uzun süre tribünlerdeki yerlerinden kalkamadı. 3 kişi kalp krizi geçirirken, 1 kişi intihar etti ve 1 hafta yas tutuldu. 1954 İsviçre Türkiye, dünya kupasına ilk kez 1954 İsviçre'de katıldı. Elemelerde İspanya ile eşleşen Türkiye, ilk maçı 4-1 kaybedip, ikinci karşılaşmada ise 1-0 galip geldi. Averaj uygulaması olmadığı için üçüncü karşılaşma İtalya'nın başkenti Roma'da oynandı. Bu maç da 2-2 berabere bitince, yazı-tura atışı yapıldı. İtalyan çocuk Franco'nun yaptığı atışta Türkiye kazanıp, dünya kupalarına katılmaya hak kazandı. Milli takım, 1954 Dünya Kupası'nda Batı Almanya'ya iki maçta 4-1 ve 7-2 mağlup olurken, Güney Kore'yi 7-0 yendi. Türkiye'nin kupa tarihindeki ilk golünü Suat Mamat atarken, Lefter'in attığı gol ise kupa tarihinin 400. golü olarak kayıtlara geçti. Kupa finalinde ise Macaristan'ı 4-2 mağlup eden Batı Almanya şampiyonluğa ulaştı. 1958 İsveç 1958 İsveç'te ilk kez dünya kupası finalleri bir televizyon kanalı tarafından yayınlandı. Türkiye, Avrupa yerine Asya-Afrika grubuna dahil edilip, İsrail ile maç yapması gerekince durumu protesto ederek, elemelere katılmadı. Mısır, Etiyopya, Tayvan, Kore, Endonezya, Mısır ve Sudan da çekilince İsrail maç yapmadan kupaya katılmaya hak kazandı. Maç yapmadan kupaya katılmayı kabul etmeyen İsrail, Galler ile karşılaştı ve elendi. Dünya kupası tarihinin golsüz biten ilk maçı İngiltere ile Brezilya arasında yapıldı. Brezilya ilk kez dünya şampiyonu olurken, kupa da ilk kez düzenlendiği kıtanın dışında bir ülke tarafından kazanıldı. 1962 Şili Şili'de 1962'de düzenlenen dünya kupası oldukça sert geçti. Şili ve İtalya arasında oynanan ve sert faullere sahne olan maç sonrası, Şili'deki dükkanlara 'İtalyanlar giremez' tabelaları asıldı. Kupanın ilk 12 maçında 37 futbolcu sakatlandı. Brezilya'nın yıldız futbolcusu Pele de ikinci maçında sakatlanarak, kupaya veda etti. Brezilya ve Şili arasında oynanan ve 'Sambacılar'ın 4-2 kazandığı maçın ardından Şilili futbolcu Ramirez'in babası kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Brezilya, finalde Çekoslovakya'yı 3-1 yenerek, kupayı üst üste ikinci kez kazandı. Final maçının heyecanına dayanamayan 4 Brezilyalı taraftar ise kalp krizi geçirerek öldü. 1966 İngiltere Afrika ülkeleri, FIFA'nın Asya ve Okyanusya takımları ile baraj maçı oynanması yönündeki kararı nedeniyle 1966 Dünya Kupası'na katılmadı. Kupa turnuva başlamadan önce sergilendiği yerden çalındı. Altın kupa, bir parkta gazetelere sarılmış olarak bulundu. Televizyondan renkli olarak yayınlanan ilk kupa turnuvası olma özelliğini taşırken finalde Batı Almanya'yı 4-2'lik skorla geçen İngiltere, ilk ve tek kupasını kazandı. Finalde İngiltere'yi öne geçiren 3. golde topun kale çizgisini geçip geçmediği tartışmalara neden oldu. 1970 Meksika 1970 Meksika Dünya Kupası'nda oyuncu değişiklikleri ve sarı-kırmızı kart uygulamaları ilk kez kullanıldı. Bu turnuvada ilk kez tüm maçlar canlı yayınlandı. Brezilyalı Mario Zagallo dünya kupasını hem futbolcu hem de teknik adam olarak kazanan ilk isim oldu. Honduras-El Salvador eleme maçında çıkan olaylar, orduların da devreye girmesiyle 100 saat süren çatışmalara neden oldu. Daha sonra El Salvador, Honduras'ı geçip, kupaya katılmaya hak kazandı. Finali 4-1 kazanan Brezilya Jules Rimet Kupası'nın ebedi sahibi oldu. Bu organizasyon daha sonra FIFA Dünya Kupası adını aldı. Brezilya'nın müzesine götürdüğü Jules Rimet kupası çalındı ve halen bulunamadı. 1974 Batı Almanya Batı Almanya'da 1974 yılında düzenlenen Dünya Kupası'nda ilk kez bir Türk hakemi düdük çaldı. Doğan Babacan, aynı zamanda Batı-Almanya-Şili maçında Güney Amerikalı futbolcu Carlos Caszely'ye gösterdiği kırmızı kartla da tarihe geçti. Bu kart, dünya kupalarında gösterilen ilk kırmızı kart oldu. Dünya kupası ilk kez FIFA Dünya Kupası adıyla düzenlendi ve İtalyan mimar Silvio Gazzaniga'nın tasarımını yaptığı yeni kupa kullanıldı. Zaire, dünya kupaları tarihinde kaleci değişikliği yapan ilk ülke olarak dikkat çekti. Haitili Ernst Jean Joseph, dünya kupalarında doping yaptığı tespit edilen ilk futbolcu olarak tarihe geçti. İtalya Milli Takımı'nın kalecisi Dino Zoff'un 1143 dakikalık gol yememe rekoruna Haitili futbolcu Sanon son verdi. Batı Almanya, Hollanda'yı 2-1 yenerek şampiyon oldu. 1978 Arjantin 1978'de evsahibi Arjantin'de iktidarda olan cuntanın faaliyetleri ve propagandası turnuvaya damga vurdu. Hollanda'nın yıldız futbolcusu Johann Cruyff ve Alman Paul Breitner, Arjantin'deki siyasi durumu protesto ederek kapıya katılmadılar. Kupayı kazanan Arjantin ilk turda hayal kırıklığı yaşattı. Gruptan çıkmak için Brezilya ile çekişen 'Tangocular'ın, son maçlarında Peru'yu 4 farklı yenmesi gerekiyordu. Söylentilere neden olan maçta Arjantin, Peru'yu 6-0 mağlup ederek, bir üst tura çıkmayı, sonrasında da kupayı kazanmayı başardı. 1982 İspanya İspanya'da düzenlenen 1982 Dünya Kupası'nda FIFA, katılımcı sayısını 16'dan 24'e çıkardı. Tüm kıtaların temsil edildiği ilk kupa oldu. Turnuvada Cezayir, Almanya'yı 2-1 mağlup ederek, dünya kupaları tarihinde Avrupa takımını yenen ilk Afrika ülkesi olmayı başardı. 1982'nin en çok konuşulan maçlarından biri Federal Almanya ile Avusturya arasındaki karşılaşmaydı. 2. grupta mücadele eden iki takım son maçta karşı karşıya geldi. Almanya ve Avusturya'nın birlikte gruptan çıkması için Almanların sahadan 1-0 galip ayrılması gerekiyordu. Maç da 1-0 Almanya'nın galibiyetiyle sonuçlanınca, iki takımla aynı puana sahip olan Cezayir, şike yapıldığı gerekçesiyle itirazda bulundu ancak bu itiraz sonuçsuz kaldı. 1982'de, Kuveyt takımının genel menajeri Şeyh El Sabah, Fransa'nın 4. golüne itiraz etmek için sahaya indi. Şeyh'in bu ilginç olayı sonrasında hakem golü iptal etti. Macaristan, El Salvador'u 10-1 yenerek, kupa tarihinin en farklı galibiyetine imza attı. Gruptaki 3 maçını da berabere bitirip, sadece 1 gol averajla üst tura çıkan İtalya, 1982 Dünya Kupası'nı kazanmayı başardı. İtalyanlar, finalde Federal Almanya'yı 3-1 mağlup etti. 1986 Meksika Kolombiya'nın evsahipliğini yapması kararlaştırılan 1986 Dünya Kupası, ekonomik sorunlar nedeniyle Kolombiya'nın çekilmesiyle Meksika'ya verildi. Büyük bir deprem geçiren Meksika, ikinci kez evsahipliği için başvuruda bulundu ve kabul edildi. Bu turnuvayla birlikte aynı grupta yer alan takımların son maçlarını aynı saatte oynaması uygulamasına geçildi. Fas, kupa tarihinde grubunu lider tamamlayan ilk Afrika ülkesi oldu. Arjantin'in yıldız futbolcusu Armando Diego Maradona'nın çeyrek finalde İngiltere'ye eliyle attığı gol, şampiyonanın en çok konuşulan konusuydu. Bu gol daha sonra 'Tanrı'nın eli' olarak isimlendirildi. Maradona'nın aynı maçta orta sahadan aldığı topla İngilizleri çalımlayıp attığı gol de kupa tarihinin en güzel golleri arasında gösterildi. Günümüzde de tribünlerde kullanılan 'Meksika Dalgası', bu turnuvada ortaya çıktı. Arjantin, Batı Almanya'yı 3-2 kazanarak, ikinci kez şampiyonluğa ulaştı. 1990 İtalya Meksika'dan sonra İtalya da kupaya ikinci kez ev sahipliği yaptı. Turnuvanın sürpriz takımı Kamerun, Kolombiya'yı eleyerek çeyrek finale yükselen ilk Afrika ülkesi oldu. Kamerun'da forma giyen 38 yaşındaki Roger Milla, Romanya'ya attığı 2 golden sonra 'General' rütbesiyle ödüllendirildi. Arjantin ile evsahibi İtalya arasında Napoli'de oynanan maçta İtalyan taraftarların bir bölümü, Napoli'yi Serie A'da şampiyonluğa taşıyan Maradona'yı destekledi. İtalyan kaleci Walter Zenga, dünya kupası maçlarında 517 dakikayla en uzun süre gol yemeyen kaleci oldu. Batı Almanya, finalde Arjantin'i 1-0 yenerek, şampiyonluğa ulaştı. Franz Beckenbauer, Brezilyalı Zagallo'dan sonra dünya kupasını hem futbolcu hem de teknik adam olarak kazanan ikinci kişi oldu. 1994 ABD ABD'de düzenlenen 1994 Dünya Kupası'nın en ses getiren olaylarından biri Arjantinli futbolcu Maradona'nın doping nedeniyle ihraç edilmesi ve Kolombiyalı futbolcu Escobar'ın kendi kalesine attığı gol nedeniyle ülkesinde öldürülmesi oldu. ABD maçında kendi kalesine gol atan ve takımının elenmesine neden olan Kolombiyalı Andres Escobar'ın öldürülmesi futbol dünyasını derinden sarstı. 1994'te ilk kez şampiyon ülke, penaltıların ardından belirlendi. Brezilya, 0-0 berabere biten final maçındaİtalya'yı penaltılar sonucunda 3-2 mağlup ederek, 24 yıl aradan sonra mutlu sona ulaştı. Rus futbolcu Oleg Salenko, Rusya'nın Kamerun'u 6-1 yendiği maçta 5 gol birden atarak, bir maçta en fazla gol atan oyuncu oldu. Kamerunlu Roger Milla, 42 yaşında katıldığı dünya kupasında en yaşlı futbolcu unvanını aldı. 1998 Fransa Fransa'da düzenlenen 1998 Dünya Kupası'nda takım sayısı 24'ten 32'ye yükseltildi. Dünya kupalarında altın gol uygulaması getirildi. Robert Prosinecki, 1990'da Yugoslavya adına gol attıktan sonra, 1998'de de Hırvatistan adına fileleri havalandırdı. Bir dönem Kayserispor'u da çalıştıran Prosinecki, böylece kupa tarihinde iki ülke milli takımı adına gol atan ilk futbolcu oldu. Alman Lothar Matthaus, dünya kupalarında 25. maçına çıkarak rekor kırdı. Dünya kupaları tarihinde ilk kez ev sahibi takımla son şampiyon finalde karşılaştı. Evsahibi Fransa, son şampiyon Brezilya'yı 3-0 yenerek, tarihindeki ilk şampiyonluğa ulaştı. 2002 Güney Kore-Japonya 2002 yılında Güney Kore ve Japonya'da düzenlenen şampiyonayı ilk kez iki ülke birlikte düzenledi. Bu turnuva, Asya'da düzenlenen ilk kupa olarak da tarihe geçti. Türkiye, ikinci kez katıldığı dünya kupasında tarihi bir başarıya imza atarak, dünya üçüncüsü oldu. 1954 İsviçre'de sadece şampiyon olan Almanya'ya 2 maçta da yenilen Türkiye, 2002'de de sadece şampiyonluğa ulaşan Brezilya'ya yine 2 maçta mağlup oldu. Milli takım böylece katıldığı 2 dünya kupasında da sadece şampiyon takımlar karşısında mağlubiyet aldı. Son dünya şampiyonu takımın eleme oynamadan doğrudan katılması kuralı son kez uygulandı. Fransa, eleme oynamadan kupaya katılan son şampiyon oldu. Son şampiyon Fransa, tek bir gol atamadan kupadan elendi. Hakan Şükür'ün Güney Kore karşısında 11. saniyede attığı gol, kupa tarihinin en erken atılan golü olarak tarihe geçti. Brezilya, Almanya'yı 2-0 yenerek, beşinci kez şampiyonluğa ulaştı. 2006 Almanya Almanya'da 2006'da düzenlenen Dünya Kupası'nın en çok konuşulan konusu İtalya ile Fransa arasındaki finalde Zinedin Zidane'ın, İtkalyan futbolcu Marco Materazzi'ye kafa atması oldu. Zidane, bu pozisyon sonrası kırmızı kart görürken, İtalya, penaltı atışlarıyla 5-3 galip gelip, şampiyonluk unvanını aldı. Bu turnuvayla birlikte altın ve gümüş gol uygulaması kaldırıldı. Brezilya, dünya kupalarında peş peşe 11 maç kazanan ilk takım oldu. Portekiz-Hollanda maçı 12 sarı, 4 kırmızı kartla kupa tarihinin en çok kart gösterilen maçı olarak tarihe geçti. 2010 Güney Afrika Güney Afrika'daki 2010 Dünya Kupası'yla Afrika ilk kez bu büyük organizasyona evsahipliği yaptı. 2010 Dünya Kupası'nın en çok ses getiren olayı 'Vuvuzela' oldu. Güney Afrika'ya özgü bu üflemeli çalgı çıkardığı yüksek ses nedeniyle, televizyon başında maçı seyreden seyirciler tarafından tepki çekse de, maçlarda 90 dakika boyunca çalındı. İspanya, tarihindeki ilk şampiyonluğunu 2010 Güney Afrika'da elde etti. Vicente Del Bosque yönetimindeki 'Matadorlar', finalde Hollanda'yı 1-0 mağlup etti.