Öz Güvenli ve Dayanıklı Çocuk Yetiştiren Ebeveynlerin Çocuklarına Öğrettiği 6 Şey
Başarılı çocuk yetiştirmekten söz edildiğinde genellikle çocuğun neler yapabildiğine odaklanıyoruz: Notları iyi mi, maçları kazanıyor mu, odasını topluyor mu, sorumluluk alabiliyor mu?
Ama 200'den fazla aileyle çalışan ebeveynlik koçu Reem Raouda'ya göre, çocukların mutlu ve başarılı bir hayat sürmesi ve sağlıklı ilişkiler kurması için gereken en önemli derslerin başarıyla pek ilgisi yok. Çocuklar bu mesajları; zorlandıklarında, başarısız olduklarında, bize karşı çıktıklarında ya da bizi hayal kırıklığına uğrattıklarında nasıl tepki verdiğimizden çıkarıyor.
Raouda'ya göre öz güvenli ve dayanıklı çocuk yetiştiren ebeveynlerin erken yaşta öğrettiği 6 şey şöyle...
1. Başarısız olmak, senin gözündeki yerini değiştirmez
Çocuklar bir şeyler ters gittiğinde aranızda ne olduğunu fark ediyor. Karne geldiğinde yüz ifadenizi, kazandıklarında daha gururlu, kaybettiklerinde daha mesafeli olup olmadığınızı görüyorlar.
Raouda'ya göre bir çocuk, sizin gözünüzde değer kaybettiğini hissetmeden başarısız olabilmeli. Bu yüzden hemen 'Neden daha çok çalışmadın?' diye sormak yerine şunu denemenizi öneriyor: 'Farklı bir sonuç istediğini biliyorum. Bu konuda nasıl hissediyorsun?'
2. Birini hayal kırıklığına uğratmak her zaman yanlış yaptığı anlamına gelmez
'İyi çocuk olmak' başkalarını memnun etmek anlamına gelirse, birinin hayal kırıklığı çocuğa yanlış bir şey yaptığının kanıtı gibi gelmeye başlıyor. Böyle çocuklar, kendilerini okumayı öğrenmeden önce ortamı okumayı öğreniyor.
Raouda bunun yerine şöyle bir cümle öneriyor: 'Biri senin seçimin yüzünden hayal kırıklığına uğrayabilir; ama bu seçim yine de senin için doğru seçim olabilir.'
3. İyi olduğu şey, kim olduğu değildir
Olumlu etiketler bile zamanla baskıya dönüşebiliyor. Bir çocuğa sürekli belli bir özelliğiyle seslenildiğinde, çocuk bunu sessizce 'Hep böyle olmak zorundayım' diye duymaya başlayabiliyor. O zaman düşük bir not sadece düşük bir not olmaktan çıkıyor; zorlanmak, kimliğinin bir parçasını kaybetmek gibi hissettiriyor.
Raouda, başarıyı çocuğun kimliği haline getirmek yerine ona giden emeği fark etmeyi öneriyor: 'Zorlaştığında bile devam ettin.'
4. Karşı çıksa da kızsa da sevilmeye devam eder
Çocukların zaman zaman bize karşı çıkması ve buna rağmen ilişkinin sarsılmadığını görmesi gerekiyor. Bu, her kararı onların verdiği anlamına gelmiyor; ebeveyn hâlâ sizsiniz. Ama bir sınırı korurken aynı anda bağınızı da koruyabilirsiniz.
Raouda'nın önerdiği cümle: 'Kararıma kızabilirsin. Cevap yine hayır, ama aramız iyi.'
5. Rahatsız edici duyguların hemen düzeltilmesi gerekmez
Ebeveyn olarak ilk içgüdümüz çocuğumuzu bir an önce rahatlatmak oluyor: Sorunu çözüyor, teselli ediyor, dikkatini dağıtıyor ya da 'Her şey yoluna girecek' diyoruz.
Oysa bazen çocukların ihtiyacı çok daha basit: 'Bu zor. Yanındayım.'
Çocukların kötü hissetmenin bir şeylerin yanlış gittiği anlamına gelmediğini öğrenmesi gerekiyor. Utanabilir ve bunu atlatabilirler; gergin olabilir ve yine de o odaya girebilirler. Raouda'ya göre onları her zor duygudan kurtarmak zorunda değiliz. Bazen o duyguyu yaşarken yanlarında durmak, 'Bununla başa çıkabilirim' demeyi öğrenmelerini sağlıyor.
6. Ev, kimseyi etkilemek zorunda olmadığı tek yerdir
Çocuklar zaten sürekli ölçüldükleri bir dünyada yaşıyor: Notlar, takımlar, sıralamalar, beğeniler; ileride de üniversite sınavları, iş teklifleri ve performans değerlendirmeleri...
Dış dünya onlara hep 'Ne yapabiliyorsun?' diye soracak. Raouda'ya göre ev ise başka bir soruya kocaman bir 'evet' ile cevap vermeli: 'Kutlanacak hiçbir şey olmadığında da değerli miyim?'
Bazen bunu açıkça söylemek de işe yarıyor: 'Başarılı olduğunu görmeyi çok seviyorum. Ama buraya ait olmak için beni etkilemek zorunda değilsin.'
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın