Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

etiket Merve Aydın Yazio: Beyaz Giyme Söz Olur! Camdaki Kız Dizisindeki Bekaret Kontrolü Sahnesine Gerek Var mıydı?

Anasayfa > Yazio

Son yıllarda hiç duymadığımız kadar çok cinayet, tecavüz, istismar ve pedofili evlilik duyduk. Bunların büyük bir çoğunluğu kadına şiddet ve tecavüz iken kalan kısmı ise çocuklara istismar şeklinde, haber kaynaklarıyla ya da internet aracılığıyla bizlere duyuruldu. Her duyduğumuza elimiz ağzımızda aaa yeter artık dedik. Kimimiz sosyal medya hesaplarında yaşananlara tepki verdi. Kimimiz kurum ve kuruluşlara katıldı ve mağdur insanlara yardım etmenin yollarını aradı. Bazılarımız kampanyalar düzenledi. Yani içimizdeki insanlık olanlara isyan etti. Hepimizde bir şeyleri düzeltme, iyi hale getirme isteği istem dışı oldu. Çünkü gerçekten artık yeterdi!

Hiçbirimizin hiddete ya da şiddete tahammülü kalmadı. İçerisinden geçtiğimiz zor günlerde “Her koyunun kendi bacağından asılmadığını da misliyle öğrendik.”

Hiçbirimizin hiddete ya da şiddete tahammülü kalmadı. İçerisinden geçtiğimiz zor günlerde “Her koyunun kendi bacağından asılmadığını da misliyle öğrendik.”

Birimizin hepimiz olduğunu veya bir şeyleri düzeltmek istiyorsak, bunun bir kişiyle başladığını deneyimleyerek en acı şekilde idrak ettik. Peki neden okumayı sevmeyen bir toplumun, görsel ifadelerle daha iyi öğreneceği üzerinde yeterince durmadık? Tüm ülke, geceleri TV de yayınlanan dizileri beynimizi uyuşturmak için kullanıyoruz. O saatler kendimize ayırdığımız, elimizde çayımızı yudumladığımız, dinlendiğimiz saatler. Ama reytingine tavan yaptırdığımız diziler aslında yukarıda karşı çıktığımız konuların görsel halini işliyor. 

Eee hani karşıydık?

İzleye izleye o konuların beynimizde meşrulaştırıldığını kim farkında?

Hele şu son günlerde ünlü yazar ve Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun “Camdaki Kız” dizisi reyting rekorları kırarken, söylediğimiz ile yaptığımız birbirinden ayrı düşüyor sanki.

Hele şu son günlerde ünlü yazar ve Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun “Camdaki Kız” dizisi reyting rekorları kırarken, söylediğimiz ile yaptığımız birbirinden ayrı düşüyor sanki.

Fikrimce o kitabın, kitap olarak kalması daha doğruydu. 

Çünkü en yaralı olduğumuz konu kadın ve çocuk! Ve ikisinde de en çok darbe alınan yer cinselliğe mal edilmiş namus… Ülkemizde hâlâ namus cinayetleri devam ediyor. Bir sürü ölen, öldürülen, öldüren varken tüm ülke ruh sağlığı yerinde olmayan bir kadının, kızına yaptığı manevi ve fiziksel namus yaptırımını (ki bana göre yaptırım değil, şiddet) ağzı açık izliyoruz. Ve yine yıllardır canımızı yakan o namus konusu. Ve orada küçük bir kız çocuğunun yaşadığı duygusal ve reel şiddet 30 yaşına kadar kesitlerle ara ara veriliyor. Açıkçası benim izlemeye yüreğim dayanmıyor. 

Orada beyaz iç çamaşırlarıyla namus algısındaki beyaz, beynimize kazınıyor tekrar ama farkında değiliz…

Neden gelinlik beyaz, hiç düşündünüz mü? Çünkü beyaz temizliği, namusu, bekareti temsil eder.

Neden gelinlik beyaz, hiç düşündünüz mü? Çünkü beyaz temizliği, namusu, bekareti temsil eder.

Dizinin gerçekten çok usta oyunculardan oluşan harika bir kadrosu var ama bizim ülkemiz daha namus kavramıyla olan davasını bitirmedi ki şimdi oturup namus dramı izleyelim. Şu anki kafayla namus otoritesi şövalyeler, vah vah bizler zamanında neler yapmışız mı diyecek sanıyorsunuz? Cevap vereyim, bu yapı daha çok hoşlarına gidecek ve unuttukları içlerinde yaşayan o çirkin canavarı kaldığı yerden kızına eziyete devam edecek. Hele dizide duşta abdest alma sahneleri yok mu? Aslında en kasıtlı algı operasyonu orada, namus+abdest=din ve sonuç Müslümanlık böyle bir şey!

 Ve böyle olmalı imajı! 

Hayır işte öyle değil o işler. Bizim dinimizde kadın değerlidir el üstünde tutulur, çocuk ise omuz ya da baş üstünde gezer. İnsanların algısına öyle harika oynuyorlar ki dinimizdeki en hassas noktaları birleştirip bize çok farklı sunuyorlar. Böylece dizide anne rolündeki Feride’nin yaptıkları bile hafifletilmiş oluyor. Eee sonuçta dinimizin emri, Müslüman kadın, kızının namusunu korumuş işte değil mi?

Çok yanlış zaman, belki toplum olarak namus kavramıyla barışmayı başarmış ve namusu iki bacak arasından çekip çıkarabilmiş olsaydık, bu dizi o zaman iyi bir sanat eserinin senaryosu olabilirdi.

Çok yanlış zaman, belki toplum olarak namus kavramıyla barışmayı başarmış ve namusu iki bacak arasından çekip çıkarabilmiş olsaydık, bu dizi o zaman iyi bir sanat eserinin senaryosu olabilirdi.

Ama bizde kadın hala eşya gibi sahiplenilen ve namusa göre alınıp, yine namusa göre kötü ilan edilirken bu gibi dizileri izleyerek zirveye taşımak ne kadar doğru bir düşünelim isterseniz?

Yıllar önce “Adını Feriha Koydum” dizisinde Hazal Kaya, dizide yer alan bekaret muayenesini sahnesini oynamam deyip senaryodan çıkarttırmıştı. Ne kadar güzel bir hareket yapmış oysa… 

“Camdaki Kız”ın 3. bölümünü izlerken bunu daha iyi anladım. O doktor muayenesi sahnesinde yüreğimin acıdığını hissettim.

Kaldı ki tıp camiası otoriteleri tarafından da bir doktorun, hastasının iznini alsa da tüm çıplaklığıyla hayatını roman şeklinde yazması tartışma konusu oldu. Şu an herkes hasta mahremiyetinin umuma sunulmasının doğruluğunu tartışıyor. 

Bana göre de bu konu soru işaretleriyle dolu. Çünkü yazılan hayat olumlu bir örnek oluşturmuyor ve ruh sağlığı yerinde olmayan bir kadının yaptıkları sanki iyi bir örnek gibi tam yemek saati tüm Türkiye’nin sofralarına misafir oluyor.

Biz neyin savaşını veriyorduk şimdi ise neyin alkışını tutuyoruz. Bu hassas konularla dolu dizi her açı ve alandan ruhumuza eziyet. Bizim toplumumuz  televizyonda gördüklerini örnek alan bir toplum ve bunun en güzel örneği gündüz kuşağı programlarında mevcut. 

Yufkacıya kaçanlar mı istersin…

Aldatıldığı halde eşine geri dön çağrısı yapanlar mı istersin…

Annesi erkek çıkanlar bile var…

Yakında da şu beyaz namus koruyucu korseler önce pazar tezgahlarına düşer sonra da fragmansız tek perdelik aile kavgaları, korku filmi ortalıkta yayılmaya başlar.

Hem ayrıca şu an namus abidesi olarak gösteren başkarakterin, roman yazılışı gereği değişime girmesi gerekiyor. Bu da namusla şahlanan şövalyelerin, gördükleri karşısında vurgun yemesi demek…

Bu kadar yerdikten sonra senaryolaşmış hali yerdiğimi hatırlatır, Gülseren Hoca’nın ellerine sağlık demeyi de es geçemem. Hoca gerçekten iyi yazmış yani sadece toplum olarak biz evrelerimizi tamamlamadık.

Ve dizi kadrosu da o kadar usta oynuyor ki Nur Sürer’e sinir olmaktan kendimi yiyorum…

Instagram

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
77
18
16
3
2
1
0
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?
Aylin Kayhan

Tiksiniyorum bu sahnelerden Hazal Kaya gibi yapmasını isterdim....

..12

Su diziler normal psikolojiye sahip insanın bile psikolojisini bozar masumlar apartmanı bu kırmızı oda zaten virüs sebebiyle insanlar bunalmış vaziyette bu g... Devamını Gör

_harold_13

Türk aile yapısına uygun değil maddesi gereğince önüne gelene ceza kesen RTüK konu bekaret olunca devekuşu gibi... Gereksiz,yersiz ve hadsiz bir sahne kaldı ... Devamını Gör