Kızınca Susuyor, İmalı Konuşuyor musun? Bu Test Tam Sana Göre!
Bazen insanlara doğrudan kızdığımızı söylemek yerine sessizleşir, imalı cümleler kurar veya hiçbir şey olmamış gibi davranırız. İçimizden bir şeylere öfkelenirken dışarıya “Yok, bir şeyim” diyebilir, karşımızdaki kişinin neye kırıldığımızı kendiliğinden anlamasını bekleyebiliriz. Peki, bu davranışlar ne zaman sıradan bir kırgınlık olmaktan çıkar ve pasif agresif bir iletişim biçimine dönüşür?
Haydi öğrenelim!
Sahip olduğun davranışları seç!
Eğer seçmek istediğin tüm şıkları seçtiysen.
Sonucu görmek için yandaki butona tıkla!
Duygularını Açıkça İfade Etmeye Yakınsın
İşaretlediğin maddelerin sayısı düşük. Bu, pasif agresif davranışlarla ilişkilendirilen birçok tutumun kendine pek uymadığını düşündürüyor. Rahatsız olduğunda konuşmayı, bir sorun yaşandığında meseleyi açıklığa kavuşturmayı veya en azından karşı tarafla iletişim kurmayı tercih ediyor olabilirsin. Elbette bu, hiçbir zaman küsmediğin, imalı konuşmadığın ya da öfkeni içinde tutmadığın anlamına gelmez. Herkes zaman zaman duygularını ifade etmekte zorlanabilir. Burada önemli olan, bu davranışların sürekli tekrarlanan bir iletişim biçimine dönüşmemesidir.
İletişimde doğrudan olabilmek, ilişkilerde yanlış anlaşılmaları azaltan önemli bir beceridir. Bir davranış seni rahatsız ettiğinde bunu uygun bir dille anlatabilmek, karşındaki kişinin zihnini okumasını beklemekten daha sağlıklı bir yol sunar. Sen de zaman zaman duygularını ifade etmek için doğru anı bekliyor olabilirsin. Bu oldukça anlaşılır bir durumdur. Ancak sakinleşmek için zamana ihtiyaç duymakla karşı tarafı belirsizlikte bırakmak arasında fark olduğunu unutmamak gerekir.
Kendini bu aralıkta buluyorsan, bunu bir kişilik etiketi olarak değil, mevcut alışkanlıklarına dair küçük bir ipucu olarak değerlendirebilirsin. Bir sorun yaşadığında kendine “Ne hissettim, neye ihtiyacım var ve bunu nasıl anlatabilirim?” diye sormak yeterli bir başlangıç olabilir. Amaç her duyguyu anında dile getirmek değil; gerektiğinde kendini açıkça ifade edebileceğin bir iletişim alanı oluşturmak. Zaman zaman dolaylı tepkiler versen bile bunları fark edip daha yapıcı bir yol seçebilirsin.
Zaman Zaman Dolaylı Tepkiler Verebiliyorsun
Senin için bazı durumlarda doğrudan konuşmak kolay olmayabilir. Özellikle kırıldığında, haksızlığa uğradığını düşündüğünde veya karşı tarafın tepkisinden çekindiğinde duygularını açıkça ifade etmek yerine sessizleşebilir, imalı cümleler kurabilir ya da karşı tarafın kendiliğinden anlamasını bekleyebilirsin. Bu davranışlar her zaman bilinçli bir şekilde karşı tarafı cezalandırmak amacı taşımaz. Bazen tartışmadan kaçınmak, reddedilmekten çekinmek veya duygularını nasıl anlatacağını bilememek de insanı dolaylı tepkilere yöneltebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, bu davranışların hangi durumlarda ortaya çıktığıdır. Örneğin bir arkadaşının sözlerine kırıldığında “Sorun yok” deyip sonrasında ondan uzaklaşıyorsan, belki de asıl ihtiyacın tartışmak değil, incindiğinin anlaşılmasıdır. Fakat karşı taraf ne yaşadığını bilmediğinde davranışlarını yanlış yorumlayabilir. Sen anlaşılmayı beklerken o neden mesafe koyduğunu anlamayabilir. Böylece çözülmesi mümkün olan bir mesele, iletişim eksikliği nedeniyle gereğinden fazla büyüyebilir.
Kendini bu sonuçta buluyorsan, değişim için büyük adımlar atman gerekmiyor. Önce dolaylı tepki vermek istediğin anları fark etmeye çalışabilirsin. Ardından “Bunu söylediğinde kırıldım”, “Şu an konuşmaya hazır değilim ama sonra konuşmak istiyorum” veya “Bu konuda senden farklı düşünüyorum” gibi açık cümleler kullanabilirsin. Böylece hem kendi sınırlarını korur hem de karşındaki kişiye seni anlaması için daha net bir fırsat verirsin. Unutma, duygularını ifade etmek her zaman kavga çıkarmak anlamına gelmez.
Pasif Agresif İletişim Alışkanlıkların Olabilir
Bu aralıkta çok sayıda ifadeyi kendine yakın bulmuş olman, özellikle rahatsızlık duyduğun durumlarda duygularını doğrudan ifade etmekte zorlanabileceğini düşündürüyor. Öfkeni açıkça dile getirmek yerine sessizleşmek, imalı konuşmak, karşı tarafın ilk adımı atmasını beklemek veya davranışlarınla kırgınlığını belli etmek sana tanıdık geliyor olabilir. Bazen birine kızdığını söylemek yerine onun bunu fark etmesini beklemek daha güvenli hissettirebilir. Çünkü doğrudan konuşmak, anlaşılmama ya da daha büyük bir tartışmayla karşılaşma ihtimalini beraberinde getirir.
Bu iletişim biçiminin uzun vadede yorucu tarafı, asıl meselenin çoğu zaman konuşulmadan kalmasıdır. Sen yaşananları kendi içinde tekrar tekrar değerlendirirken karşı taraf neye tepki verdiğini anlamayabilir. Bir süre sonra ilk olaydan bağımsız yeni kırgınlıklar birikebilir. Özellikle yakın ilişkilerde bu durum, iki kişinin de kendini anlaşılmamış hissetmesine neden olabilir. Ancak bu sonuç, senin kötü niyetli veya değişmesi mümkün olmayan biri olduğunu göstermez. Davranışların farklı koşullarda ortaya çıkabilir ve farkındalık geliştirmek, onları değiştirebilmenin ilk adımıdır.
Kendine şu soruyu sorabilirsin: “Ben bu kişiye gerçekten ne söylemek istiyorum ama söylemekten kaçınıyorum?” Cevap bazen “Beni kırdın”, bazen “Bunu yapmak istemiyorum”, bazen de “Benden böyle bir şey beklemeni doğru bulmuyorum” olabilir. Bu cümleleri suçlayıcı olmadan kurmayı öğrenmek, ilişkilerinde daha açık bir alan yaratabilir. Eğer dolaylı tepkilerin sık sık çatışmaya, yoğun strese veya yakın ilişkilerinde sorunlara yol açtığını fark ediyorsan bir psikologla görüşmek de iletişim alışkanlıklarını anlamana yardımcı olabilir.
Dolaylı Öfke İfadesi Hayatında Önemli Bir Yer Tutuyor
Listedeki ifadelerin neredeyse tamamını kendine yakın bulman, öfke, kırgınlık veya rahatsızlık yaşadığında dolaylı iletişim yollarını sık kullanıyor olabileceğine işaret ediyor. Belki doğrudan tepki vermekten hoşlanmıyor, çatışmanın büyümesinden çekiniyor veya karşındaki kişinin seni yeterince tanıyorsa neye kırıldığını zaten anlaması gerektiğini düşünüyorsun. Bazen de duygularını açıkça ifade etmenin seni savunmasız bırakacağına inanıyor olabilirsin. Bu durumda sessizleşmek, imalı konuşmak ya da mesafe koymak, kendini korumanın alışılmış yolları hâline gelmiş olabilir.
Ancak bu yöntemler kısa vadede rahatlatıcı görünse de uzun vadede sorunları çözmek yerine erteleyebilir. Karşı tarafın ne hissettiğini tahmin etmesini beklemek, iletişimi bir tür sınava dönüştürebilir. Üstelik senin için çok açık olan bir kırgınlık, diğer kişi için görünmez olabilir. Bu da “Beni anlamıyor” düşüncesini güçlendirerek daha fazla geri çekilmene yol açabilir. Burada amaç kendini suçlamak değil; davranışlarının hangi ihtiyaca hizmet ettiğini anlamaktır. Belki anlaşılmak, belki kontrolü kaybetmemek, belki de reddedilmekten kaçınmak istiyorsun. Bu ihtiyacı fark etmek, farklı bir tepki seçmene yardımcı olabilir.
İlk adım olarak, seni rahatsız eden bir olay yaşandığında hemen tepki vermek zorunda olmadığını kabul edebilirsin. Kendine sakinleşmek için zaman tanıdıktan sonra ne hissettiğini ve ne istediğini açıkça ifade etmeyi deneyebilirsin. “Bunu yaptığında kendimi önemsenmemiş hissettim” veya “Bu isteği kabul etmek istemiyorum” gibi cümleler, imalı sözlerden daha anlaşılır bir iletişim kurmanı sağlayabilir. Bu davranışlar ilişkilerinde sık sık sorun yaratıyorsa veya öfkeni ifade etmekte belirgin biçimde zorlanıyorsan bir ruh sağlığı uzmanından destek almayı düşünebilirsin. Bu puan senin kim olduğunu belirlemez; yalnızca üzerinde çalışmak isteyebileceğin bazı alışkanlıklara ışık tutar.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!





Yorum Yazın