Görüş Bildir
Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio'da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

etiket Hayri Cem Yazio: Şike Organize Bir İştir

Anasayfa > Yazio

Bir önceki yazımda şikenin saha içindeki elemanlarını anlatmıştım. Aslında saha içindeki uygulamacılar sadece piyonlardır. Oyunun diğer elemanları, filler, atlar, kaleler geri plandadır. Şahlara ve vezirlere ise ulaşmak imkânsızdır.

İnsanlar aşık oldukları renkler uğruna şike yapmazlar. Şike yapmanın temelinde para kazanma güdüsü vardır. Para deyince de akla derhal bahis şirketleri gelmektedir. Şike konusunda yapılmış tüm araştırmalar bu işin uluslararası platformdaki patronlarının Uzak Doğu’daki bahis şirketleri olduğunu ortaya koymaktadır.

ŞAHLAR

ŞAHLAR

Şikeyi yöneten bahis şirketleri, futboldan golfe, kriketten basketbola, kickbokstan tazı yarışına kadar bahis oynamaya konu olan her spor yarışmasına kirli ellerini sokmaktadırlar. 1915 yılında Manchester United ve Liverpool arasında oynan maçta futbolcuların bahis şirketleri ile işbirliği halinde yaptığı şike hukuk fakültelerinde örnek olay olarak anlatılmaktadır.

Bu yazıda ben şikeyi futbol ile sınırlandıracağım. Buraya kadar yazdıklarımdan, şike satranç tahtası üzerindeki ‘Şah’ın Uzak Doğu bahis mafyası olduğu anlaşılmaktadır. Satranç oyununda şahların tek başına oyun kazanma ihtimalleri oldukça düşüktür. Vezirlerin desteği olmadan oyun kazanmak zordur.

VEZİRLER

VEZİRLER

Peki, o zaman kim bu vezirler?

Vezirler uluslararası bahis şirketleri ve yerel ortaklarıdır. Uluslararası ve yerel bahis şirketlerinin sıklıkla birlikte ‘operasyon’ yaptıkları ispat edilmiştir.

KALELER

Satranç oyununda vezirden sonraki en güçlü oyuncu kaledir. Bahis oyunları vasıtasıyla yapılan şikelerde operasyonlarının kaleleri ise siyasilerdir. Siyasi otorite içerisinden bazı kişileri bu kirli operasyonlara dahil etmeden iş görmek çok zordur.

Bu konuda yazılmış kitaplarda yüzlerce örnek sergilenmektedir. Bunlardan bana çarpıcı gelenlerinden biri, 2022 yılı Dünya Kupasının Katar’a verilmesi sürecinde yaşanan rüşvet zinciridir. Bu rüşvet işine dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve dönemin UEFA Başkanı Platini de katılmıştır. Bu konuda ortaya konulan iddialara göre, UEFA Başkanı Michael Platini’nin oylamadan önce Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, Katar Emiri ve Paris St-Germain kulübünün üst düzey yetkilileriyle bir yemekte buluşmuş, Sarkozy, Platini’yi Katar için oy vermesi yönünde ikna etmiştir.

Buna benzer yüzlerce örnek mevcuttur.

ATLAR

ATLAR

Şikeye bulaşmış olan bahis şirketleri operasyonlarını sürdürebilmek için kurumsal desteklere de ihtiyaçları vardır. Bu kurumlar FIFA, UEFA, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) gibi kuruluşlar ve bunların yerel örgütleridir. Şike satrancı tahtasında bu kurumlar At görevi yapmaktadırlar. Bu kurumlar içerisinden ‘satın’ alınacak üst düzey yetkililerin sağlayacağı destek çok önemlidir.

FIFA Başkanı Sepp Platter ve UEFA Başkanı Michael Platini’nin görevden alınıp, cezaya çarptırılmaları bu konuda güzel bir örnek teşkil etmektedir. Bu ikili hem rüşvet hem de şike iddialarından suçlu bulunmuşlardır. Uluslararası Olimpiyat Komitesi ve diğer spor dallarının uluslararası teşkilatlarında da benzer rüşvet ve şike olayları ortaya çıkartılmıştır.

FİLLER

Şike satrancı tahtamızın filleri ise futbolcu menajerleri, eski popüler futbolcular, eski hakemler ve futbol kulüpleri içerisindeki bazı yöneticilerdir. Bu gruplar içinden ayartılan kişiler, şikeye ortak edilecek futbolcular ve hakemler ile ilişkileri sürdürmekte ve gerekli organizasyonları yapmaktadırlar.

Bahis şirketlerinin dışında yayıncı kuruluşlar da şike olaylarına bulaşmaktadırlar. Yayıncı kuruluşların bu pisliğe buluşmalarının iki getirisi vardır:

1) Sezon sonuna kadar heyecanı üst düzeyde tutarak abone sayısını artırmak ve abonelik geliri elde etmek

2) İzlenme oranlarını artırarak daha fazla reklam ve sponsorluk geliri elde etmek.

Yayıncı kuruluşlar da bu işleri yaparken aynen bahis şirketlerinin kullandıkları yöntemleri kullanırlar.

Bu kirli konuyu daha fazla uzatmanın bir anlamı yok. Bu satırları yazmamın önemli bir amacı var.

Bu kirli konuyu daha fazla uzatmanın bir anlamı yok. Bu satırları yazmamın önemli bir amacı var.

Maçlar esnasında hepimizin fark ettiği bazı anormallikler oluyor. Örneğin uluslararası organizasyonlarda üstün başarı ile hatasız maç yöneten bir hakemin bizim ligimizde yaptığı hataların iyi niyetle yapılmış hatalar olmadığını hepimiz kolayca fark ediyoruz. Bazı hakemlerin bazı takımlar lehine hatalı kararlar verirken bazı takımlar aleyhine karar vermesini renk aşkı olarak değerlendiriyoruz. VAR hakemlerinin tüm yasal riskleri göze alarak ofsayt çizgilerini hatalı çizmelerini, ofsayt yaratmak için hepimizin

kullandığı bilgisayar programları ile futbolcunun poposunu Kim Kardashian poposuna dönüştürmelerini, ya da futbolcunun ayağını 75 numaraya uzatmalarını sadece renk aşkına bağlayamazsınız.

Bu tür müdahaleler sahtekârlıktır ve kendilerine güvence verilmemiş olan hiçbir görevli kendi insiyatifi ile bu riski almaz. Bu risk almanın da elbette bir bedeli olmalıdır. Kimine para verilir, kimleri ise kulüplerinin başkan ve yönetim kurulu üyelerinin işlerinden nemalanırlar.

Özetle; bu işler organize işlerdir. Kimse kendi başına, forma aşkı için, bu tür eylemleri yapamazlar. Yapanlar da iki gün de derdest edilip, kapıya konulur.

Biraz da maçları bu gözle izleyin istedim.

Instagram

Samsung Data Code
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
19
9
1
1
1
1
1
ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?