onedio
Cahit Berkay: 'Politik Şarkılarla Kimse İlgilenmiyor, Sevgiyi Silah Olarak Kullanacağım'
180 film için müzik yapan Cahit Berkay, klasikleşmiş müziklerini bugüne uyarlayıp tekrar dinleyicilerinin beğenisine sunmayı planlıyor Bugüne kadar aralarında Çiçek Abbas, Selvi Boylum Al Yazmalım, Güler misin Ağlar mısın'ın da aralarında bulunduğu 180 film için müzik yapan Moğollar'ın kurucularından sanatçı Cahit Berkay yeni bir proje hazırlığında. Proje kapsamında Berkay'ın klasikleşmiş film müzikleri, senfoni orkestrasıyla sahnede yeniden çalınacak. Senfoniye darbuka, bağlama gibi enstürmanlar eşlik edecek. Cem Karaca ve Barış Manço ile birlikte söylediği şarkıları bugüne uyarlayıp Emrah Karaca solistliğinde dinleyicisi ile buluşturmayı planlıyor. Hem rock hem de aşk için 'içi boşaldı' yorumu yapan Berkay, siyasetin de müziğin değişimini tetiklediğini ifade ediyor. Kenan Evren 'e kadar analog olan müziğin onun ardından soğuklaştığına dikkat çekti. Berkay 'Politik içerikli şarkılarla kimse ilgilenmiyor. Sevgiyi silah olarak kullanıp bunu yapacağım.' diyerek Gezi olaylarının kendisini olağanüstü umutlandırdığını söyledi. Ayşegül Akyarlı Güven ’in The Wall Street Journal’da yer alan söyleşisinin bir kısmı şöyle: Kaç filmin müziğinde imzanız var bugüne kadar? Bugüne kadar birebir yaptığım 180 tane film müziği var. Uzunca bir dönem yaşamım yurtdışında geçti. Ama yaptığım film müziklerini başka filmlere de döşediler. 250 film kadar vardır herhalde onlar bir arada olunca. Şimdi bunları bir araya getirecek bir projeniz var. Biraz anlatır mısınız? Proje herşeyden önce 70'li yılları 2014'de tekrar yaşamak tekrar çalıp söylemek, nostaljiden öte dönemin müzikal yaşanmışlığını tekrar yaşamak için. bugünkü kuşaklarla paylaşmak için. Ne yapılacak bu kapsamda? İki farklı formatımız var. Birinde benim hit olmuş film müziklerinin çalınması. Bunu senfoni ile çalacağız. Şu an 12 parça var. 18-20'ye de çıkabilir sayı. Selvi Boylum Al Yazmalım, Çiçek Abbas gibi parçaları çalacağız. Tamamen batı formülünde bir senfoni resmi oluşabilir hayalinizde. Ama öyle oluşmasın. Sonuçta ben bu parçaları Anadolu'dan beslenerek yaptım. Bu nedenle Anadolu'da varolan seslerin de senfoni enstürmanlarıyla güzel bir harmanlamasını oluşturduk. Mesela zurna var, ney var, darbuka var. İki tane böyle konser yaptık. Çok başarılı geçti. Cemal Reşit Rey'de merdivenler bile doldu. Altın Portakal'da da yaptık. O Yeşilçam filmleri zaten 70'lerde kalmadı. Özel kanallar sayesinde bugünün gençleri de onları iyi tanıyor. İkinci formatınız nasıl? Biliyorsunuz biz Cem Karaca ile 45'likler artı albümler yaptık. Barış ile de 1 albüm yaptık. Emrah Karaca'nın solistliğinde bunların bugünkü yorumunu sergilemeyi düşünüyoruz. Bazılarını bugüne uyarlıyoruz. Bazılarınıysa aynı bırakıyoruz. Mesela Dağlar Dağlar. Ona hiç dokunmuyoruz. 70'li yıllarla 2014'ün enerjisinin harmanlandığı bir pozitif kurgu hazırlığındayız. Sinema için müzik nasıl yapılır? Pratikte neler değişir? Senaryo gelir. Okursun. Beğenirsen işi kabul edersin. Filmi çekip kaba montajını yaparlar. Oturup yönetmenle birlikte o kaba montajı izlersin. O sırada elinde kronometre ile filmin neresinde müzik olacağını kararlaştırırsın. Sonra stüdyoda müziği kaydedersin. Biz kaydederken stüdyoda da o film döner. Zamanın yönetmene göre değişir. Mesela Ömer Kavur ve Atıf Yılmaz'ın 'filmi bitireceğiz aman şu tarihte vizyona gireceğiz' gibi bir dertleri olmazdı. O film onların istediği olgunluğa ulaşıncaya kadar ne emek gerekiyorsa o vakti ayırırdı. Ama genelde motor dendikten 1 ay sonra film vizyona girerdi. Ama işin beste boyutu başka.. Nasıl başka? Mesela Selvi Boylum Al Yazmalım'ın müziğini nasıl bestelediğinizi anlatır mısınız? Bazı filmlerde ana temanın yanısıra ikinci bir tema da gerektirir. Mesela bir duygusal müzik olur. sonra o müziğin mutluluk hali olur, dramatik hali olur, işkilli gerilimli hali de olur. Kötü adam takibi için bir müzik gerekir. Ortalama en az 4-5 çeşit tema gerekir. Ben oturdum önce Selvi Boylum Al Yazmalım için tema oluşturmaya. İlk olarak gitar aldım elime. Ama gitarla olmadı. Bağlamayla da olmadı. 3-4 saat kara kara düşündükten sonra evdeki cura aklıma geldi. İlk curam... Telleri yok, toz içinde. O curayı indirdim. Eski telleri temizledim, akordunu yaptım. Yarım saat sonra o müziğin tamamı çıkmıştı. Çünkü filme müzik yapmak hayaldir. Önce o müzikal kurguyu hayal edeceksin. Notalarını hayalinde duyacaksın. New York'ta geçen filme davul zurnayla, Anadolu'da geçen filme saksafonla müzik yapamazsın. Hiç kaybettiğiniz iş oldu mu mesela? Hayır kaybettiğim olmadı. Ama rötuş yaptığım oldu. Ses yükselterek kavgalar etmedik. Çünkü müzikte kavga olmaz. Ama münakaşa olur. Mesela benim asla çalışmayacağım 2 tane yönetmen vardır. Ama isimlerini açıklamam. Atıf Yılmaz ve Ömer Kavur ile çalışmaksa bir ayrıcalıktır. Ne istediğini bilmeyen adamla işi çözmek çok zor. Bu coğrafyada yaşayan insanlara müzik yapıyorsan buradaki kültürü ıskalamayacaksın. Öğrenip kendini onunla donatacaksın. Pir Sultan Abdal'ı da bileceksin, Yaşar Kemal'i de. 70'lerden bugüne 10 yıllık süreçleri düşünecek olursak, neler değişti ve biz nasıl bir etki altına girdik ki bizim dinlediğimiz müzikler değişti? Siyasi açıdan bir etkilenme oldu bir kere. Ama daha da önemlisi 60-70'li yıllar analog dönemdi. Elle dokunup koklayabildiğin bir müzik vardı. Şimdi dijital. Karşı değilim hayat böyle gelişti. Ama analog filmin sıcaklığı ile dijital arasında nasıl bir fark varsa bu fark müzikte de kendini belli eder. Biri sıcaktır, diğeri soğuktur. Kenan Evren'e kadar olan dönemde hayat analogdu. Hatta bir dönem var ki taş plak dönemleri, analog bile yoktu. Sevgi, aşk, bunlar farklı yaşanıyordu. Sevgilinin elini tutmak için yanıp tutuşuyordun. Zırt diye elini tutamıyordun. Uzaktan bakıyordun, mektup yazıyordun falan filan. O zaman şarkı çıkıyordu. Şimdi çıkmıyor. Aşk için emek yok ki. 'Merhaba, naber' hooop yatağa. Maymun iştahlılık var. Aşklar 2 günde bitiyor. Yaşasalar onun da şarkısı çıkacak aslında. Siyaset çok etkiler mi müziği? Bizi etkiliyor. Mesela ben çok etkilenen bir kuşaktan geliyorum. Şimdi de var etkilenenler birkaç tane. Popçulara diyecek birşeyim yok. Onların derdi başka. Ama rock müzik yapıyorsan bunu yapamazsın. Rock'ta bunu yemez. Ama yedirdiler maalesef. İçi boş. Kendi yaşadığı ortamdan bahsetmiyor. Sen menfaatini nasıl koruyacaksın? Kendi şarkını yapmazsan bir gün sıra sana da gelir. 70'lerde her gün 25 kişi ölüyordu ortalama. Sonra büyük çoğunluk çocuklarını uzak tutmaya çalıştı haklı olarak. Kenan Evren ve şülekasının en büyük 'başarısı' kuşaklar arasındaki kültür akışını kestiler. Siyasetle ilgilenenler ya mahkemelerde hapis cezaları aldılar, ya da işkencede öldüler. Turgut Özal da sonra gelip tüy dikti üzerine. Nazım Hikmet'i bile tanımıyorlar şimdi.. Yazık. Onlar özellikle böyle yapıldılar. Son 10 yılda tek parti iktidarı var. Bu nasıl yanısıdı müziğe Genelde yok ama sistem sanata akıllı dokonuşlar yapıyor yavaş yavaş. son günlerde profesör lakaplı admalar müzikte kadın sesi haramdır, enstürman haramdır, telefonda bekleme yaparken size çalınan şarkılar haramdır gibi sözler söyler oldu. 10 yıllık bir süreçte gerçekten ciddi bir müdahale oldu mu sizce müziğe? Özgürlükleriniz gerçekten kısıtlandı mı? Gösterişte kısıtlamadılar ama polisiye devlet durumuna girdik ve bundan sonra ne yapacaklarını bilemiyorum. Gezi olayları beni olağanüstü umutlandırdı. Çünkü Gezi'ye kadar siyasetle ilgilenmeyen bir profil çiziyordu gençler. Ben yoruldum demeyeceğim ama, o kadar çok yapılmış şarkılarım var ki.. Iskaladılar. Politik içerikli şarkılarla kimse ilgilenmiyor. Sevgiyi silah olarak kullanıp bunu yapacağım. Solcuyum demenin bir anlamı kalmadı. Ama ben hala solcuyum, komunistim. Bunu söyleyecek dönem değil ama aklını kullanacak dönemdeyiz. T24
Pharrell’den Yeni Video: 'Marilyn Monroe'
Pharrell Williams’ın yeni albümü G I R L‘den “Marilyn Monroe” adlı şarkısına çektiği yeni klibi yayınlandı. Pharrell klipte yine ünlü büyük şapkası ile yer alıyor ama bu defa şapkayı farklı reklerde de görmek mümkün. Klipte çok sayıda güzel kızın yanında Kelly Osbourne’da oynuyor. Dipnot TV
Led Zeppelin, Hiç Ortaya Çıkmayan İki Eski Kaydını Yayımladı
Led Zeppelin'in hiç kullanılmamış kayıtlarını ortaya çıkaran Jimmy Page: Parçaları uzun zaman sonra yeniden dinlemek, kendimize olan güvenimi artırdıTarihin en uzun soluklu rock gruplarından Led Zeppelin, daha önce hiç yayınlamadığı iki eski kaydını yayınladı. Efsanevi grubun ilk üç albümü de Haziran ayında yeniden Led Zeppelin hayranlarıyla buluşacak. 1970 yılında kaydedilen ve yeni yayınlanan kayıtlar, 'Whole Lotta Love'ın eski bir versiyonu ve blues klasiği 'Keys to the Highway'. Grubun vokalisti Robert Plant o yılları şöyle anlatıyor: 'Çok verimli yıllardı, birbirimizin yeteneklerini yeni yeni keşfediyorduk. Birlikte yeni şeyler deniyor, evde dinlemek isteyeceğimiz şarkılar yapıyorduk. Hiç bir şeyi önceden tasarlamıyorduk'. Arşivde iki buçuk yıl Grubun 70 yaşındaki gitaristi Jimmy Page, arşivlere daldı ve iki buçuk yıllık bir çalışmanın ardından, bu hiç yayınlanmamış kayıtları ortaya çıkardı. Page, eski parçaları yeniden dinleyince hissettiklerini şöyle anlatıyor: 'Parçaları uzun zaman sonra yeniden dinlemek, kendimize olan güvenimi artırdı. İyi olduğumuz inkar edilemez' Page, yeniden yayınlanacak albümlerde bir çok sürpriz olacağı sözünü veriyor. 'Reissue' albümler, Led Zeppelin'in bilinen şarkılarının alternatif versiyonlarını, canlı kayıtları ve tamamlanmamış parçaları da içerecek. Yıllardır grubun arşivinde duran parçaların hepsi, orjinal albüm kayıtları sırasında alınmış kayıtlar. Grubun eskiye dönüşü bu üç albümle sınırlı kalmayacak. Led Zeppelin, yayınlanmış dokuz stüdyo albümünün hepsini elden geçirip, kronolojik olarak yeniden yayınlamayı planlıyor. Led Zeppelin, tarihin en çok albüm satışına ulaşan gruplarından. 111 milyonu Amerika Birleşik Devletleri'nde olmak üzere dünya genelinde 300 milyona yakın albümü satıldı. Birleşme ihtimali 'sıfır' 1968 yılında kurulan İngiliz grup 1980 yılında, baterist John Bonham'in ölümünün ardından dağılmıştı. Ancak Led Zeppelin'e olan ilgi hala çok yoğun. Grubun hayattaki elemanları son kez yedi yıl önce Atlantic Records'un kurucusu Ahmet Ertegün anısında Londra'da düzenlenen konser için bir araya geldi. Yeni bir konser bekleyen Led Zeppelin hayranlarına ise şimdilik iyi haber yok. Grubun yeniden canlı performans sergileme şansı Robert Plant'e göre 'Sıfır'.T24
Pharrell Williams'ın Happy Klibi Kopya mı?
Brooklyn'de yaşayan 24 yaşındaki oyuncu ve dansçı Anne Marsen tarafından 2011 yılında hazırlanan video Pharrell Williams'ın Happy klibiyle benzerlikleri bulunuyor. Kopya olup olmadığına siz karar verin.
Travis ve Bob Dylan İstanbul'a Geliyor!
Sezona damgasını vuracak Pozitif Live konserleri İstanbul’un yeni canlı etkinlik merkezi Black Box Istanbul’da! İstanbul ve Türkiye'nin en aktif ve kapsamlı etkinlik mekanlarından biri olmaya hazırlananve canlı konser deneyimi için tasarlanan Black Box Istanbul, Pozitif Live organizasyonu ile Haziran ayında Tiesto, Travis, Bob Dylan ve Pixies gibi dev isimleri ağırlamaya hazırlanıyor. İstanbul’un yeni canlı etkinlik merkezi Black Box Istanbul’da gerçekleşecek olan Pozitif Live konserleri, gelmiş geçmiş en iyi DJ’lerden biri olarak gösterilen Tiesto’nun 06 Haziran’daki performansının ardından, 19 Haziran’da da İskoçya’nın en önemli gruplarından Travis ile devam edecek. Avrupa’nın en iyi akustiğe sahip konser salonlarından biri olmaya aday Black Box Istanbul’da hayranlarıyla buluşacak olan Bob Dylan’ın ardından ise Pozitif Live Haziran ayı konserleri, başka bir efsanenin ilk kez Türkiye’ye gelişi ile sona erecek. Türk hayranlarının yıllardır beklediği Pixies, 24 Haziran’da unutulmaz bir konser ile İstanbul’a merhaba diyecek. 06 Haziran –TiestoBlack Box Istanbul’da, 06 Haziran akşamı ağırlanacak olan DJ ve prodüktör Tiesto, kariyerine elektronik müziğin her geçen gün daha popüler olmaya başladığı 80’li yıllarda Hollanda ve Belçika’da gece kulüplerinde başladı. 90’ların başında Armin Van Buuren ve Ferry Corsten gibi isimlerle birlikte yaptığı çalışmalardan sonra solo kariyerine odaklanmaya karar veren Tiesto’nun şöhrete doğru attığı ilk büyük adım Amsterdam’daki ilk Innercity partisindeki performansı oldu. Daha sonra 6 saatlik solo setleriyle ününü ARTtıran Tiesto, ilki 2002 yılında olmak üzere üç sene üst üste DJ Magazine tarafından düzenlenen “Dünyanın en iyi 100 DJ’i” anketinde birinci sırayı almayı başardı. 2004 Atina Olimpiyatları Açılış Töreni’nde sergilediği “Parade of theAthletes” performansıyla şöhretin zirvesine ulaşan Tiesto’nun kendisine ait 5 stüdyo albümü bulunuyor. Ayrıca 2001 yılında kurduğu MagikMuzik isimli plak şirketiyle diğer sanatçıların prodüktörlüğünü de yapan Tiesto, 2011 yılından beri yaptığı mixlerden oluşan Club Life albüm serisinden de üç adet yayınladı. 19 Haziran – Travis1990 yılında İskoçya’nın Glasgow kentinde kurulan Travis, şu ana kadar iki kere kazandığı BritAwards En İyi Grup ödülüyle İngiltere tarihinin en başarılı müzik gruplarından biri olarak görülüyor. Kariyerinde Glastonbury, Roskilde, Benicassim, Rock am Ring ve Rock im Park gibi önemli festivallerde çok başarılı performansları olan Travis’in ayrıca 1 numaraya yükselmiş 2 albümü, top 10 listesine girmeyi başarmış 10 single parçası ve 12 top 20 single’ı bulunuyor. Bunca başarıdan sonra 2008 yılında müziğe 5 yıllık bir ara veren Travis, 2013 yılında piyasaya sürdüğü “Where You Stand” albümü ile İngiltere en çok satan albümler sıralamasına 3. sıradan girmeyi başardı. Brit pop’un önde gelen ismi 2013 yılından beri dünya turnesinde ve biletleri günler öncesinden tükenen konserler vermeye devam eden Travis, 19 Haziran akşamı gerçekleşecek Black Box Istanbul konseri ile bir kez daha İstanbul’a uğrayacak. 20 Haziran – Bob DylanBob Dylan ya da doğum ismiyle Robert Allen Zimmerman, müzik tarihinin en çok etki bırakmış ozanlarından biri olarak kabul edilmekle birlikte, şu ana kadar geride bıraktığı 35 albüm, yüzlerce efsanevi konser performansı ve etkilediği sayısız müzisyeni de hesaba katınca, müziğin son 50 yılda gösterdiği gelişimin sayılı öncülerinden biri olarak görülüyor. Beat kuşağı şiirini popüler kültüre taşıyarak 60’lar folk müziğinin canlanmasını tek başına sağlayan Dylan, daha sonra rock-n-roll müziğe doğru kaymasına rağmen, şarkı sözlerinde içinde bulunduğu dönemlerin sorunlarına değinmekten, politik eleştiriden ve haksızlığa karşı mücadele etmekten hiçbir zaman vazgeçmedi. Folk döneminde “Blowin’ IntheWind”, “Mr. Tambourine Man” ve “The Times TheyAre a-Changin’”, ardından rock-n-roll döneminde “Subterranean Homesick Blues”, “Like a Rolling Stone” ve “Visions of Johanna” gibi hitlere imza atan Dylan’ın kariyerinde 11 Grammy ödülü bulunuyor. Son albümü Tempest’ı 2012 yılında yayınlayan Dylan aynı sene ABD Başkanı Barack Obama tarafından devletin sivil vatandaşlara layık görebileceği en yüksek onur olan Özgürlük Madalyası ile ödüllendirildi. Bob Dylan, 20 Haziran gecesi Black Box Istanbul sahnesinden İstanbullu hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor. 24 Haziran –PixiesSeattle tabanlı grunge akımı rock müziği ele geçirmeden sadece iki yıl önce, 1987 yılında, ilk 8 parçalık albümü Come on Pilgrim’i yayınlayan Pixies, 1993 yılında dağılana kadar toplam 6 stüdyo albümü piyasaya sürdü. Dinamik, enerjik, zaman zaman gürültülü fakat her zaman insanı yerinde zıplatan müzik tarzıyla Pixies, kendisinden sonra gelen Nirvana, Pavement, Radiohead ve TheStrokes gibi efsane gruplara ilham vermekle kalmamış, Nirvana üyeleri, kimileri tarafından gelmiş geçmiş bir numaralı rock şarkısı kabul edilen “SmellsLikeTeenSpirit” parçası hakkında “Tam bir Pixies şarkısı!” yorumunu yapmıştır. “Fight Club” filmiyle birlikte kitleler tarafından sevilen “Where’s My Mind?”ın yanı sıra “Debaser”, “ThisMonkey’sGonetoHeaven”, “Caribou” , “Here ComesYour Man”, “Hey” ve daha birçok harika parçasıyla ThePixies, her performansında neden 90’ların rock müziğinin tanımlayan gruplardan biri olduğunu tekrar ve tekrar kanıtlıyor. 2004 yılında tekrar bir araya gelen grupta, 2013 yılında kendi isteğiyle ayrılan basçı Kim Deal’in yerine Paz Lenchantin devam ediyor. Pixies, 24 Haziran’da kariyerlerindeki ilk Türkiye konseri ile Black Box Istanbul sahnesinde olacak. Müzikseverler, Türkiye’nin canlı müzik ve performans sektörünü kökten değiştirecek dünyanın sayılı etkinlik mekanlarından biri olmaya aday Black Box Istanbul ile buluşuyor. Birbirinden önemli konserlere ev sahipliği yapacak olan Black Box Istanbul, Haziran ayı boyunca sahnesinde Bob Dylan’dan Pixies’e, Travis’ten, Tiesto’ya kadar müziğin tüm renklerinden dev isimleri ağırlayacak. Black Box Istanbul, açılışıyla birlikte “Avrupa’nın en iyi akustiğe sahip mekanı” unvanına da aday olacak. Mekan, müzik severlere hiç şahit olmadıkları bir müzik deneyimi vaat ediyor. Tribünler ve saha içi ayakta kullanımla 5 bin 800, tamamı oturmalı düzende ise 5 bin kişiyi ağırlayabilen mekan, ‘Tek Amaçlı, Çok Kullanışlı’ mottosu ile Türkiye'de bir benzeri daha olmayan, üstün ses kalitesinin ön plana çıkarıldığı ‘amplified’- yüksek sesli canlı konserlere öncelik veren bir mekan olarak tasarlandı.Black Box Istanbul, üstün ses kalitesiyle seyirciye özgün bir konser deneyimi sunacak. Milliyet
Itzhak Perlman, 20 Milyon Dolarlık Kemanıyla Geliyor
HABERLER KÜLTÜR Dünyanın en önemli müzik otoritelerince 20. ve 21. yüzyılın en üstün keman virtüözü kabul edilen Itzhak Perlman, Türkiye'ye geliyor. Perlman, bu sene 70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda Map İletişim ve Piu Music organizasyonuyla 29 Nisan'da İstanbul Kongre Merkezi'nde sahne alacak. 'Schindler'in Listesi' filminden de tanınan ve geçtiğimiz aylarda İstanbul'da konser veren Itzhak Perlman'ın konser biletleri, biletix.com üzerinden satılıyor. 20 MİLYON DOLARLIK 1714 YAPIMI SOİL STRADİVARİUS İLE GELİYOR Perlman, bu yıl yine geçmişte Yehudi Menuhin'e ait Stradivari'nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen ve değerinin 20 milyon dolar olduğu tahmin edilen 1714 yapımı antik Soil Stradivarius ile müzik ziyafeti verecek. En İyi Oda Müziği ve En İyi Enstrümantal Solist Performansı gibi toplamda 5 ayrı dalda Grammy Ödülü'ne sahip olan Perlman'ın, Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva ve Hebrew Üniversitelerinde fahri ve onursal doktoraları bulunuyor. Zaman
Müzik Meraklısına Görülmesi Gerekli 8 Yer
Londra, Abbey Road’da yürüyüp, Paris’te Jim Morrison’ın mezarını ziyaret ettiniz mi? O zaman Avrupa’da gizli kalmış müzik mabetlerini tavaf etmenin vakti gelmiştir. Bu araştırmayı Busabout (nereye gitmek istediklerine, nerede yaşamak istediklerine kendi karar veren özgür ruhlu gezginler) yapmış. Bir çok turist The Beatles’ın Abbey Road albümün canlandırmak için çaba harcıyor. Yine bir çoğu da Jim Morrison’ın Paris’teki mezarı başında içip sarhoş oluyor-du, artık korumalar buna izin vermiyor. Morrisson’ın mezarına doğru yolu gösteren diğer mezar taşlarına yapılan grafitileri bekçiler her gün silmek zorunda kalıyordu. Ki bu mezarlıkta Oscar Wilde, Edith Piaf gibi bir çok ünlü ismin ebedi uykularında olduğunu biliyoruz. O zaman neden kalabalıktan uzaklaşıp biraz da alt kültürün mekanlarını keşfe çıkmıyoruz? 1. John Lennon’ın Barış, Aşk ve Müzik Tapınağı – Rusya Kolya Vasin, Rusya’daki en büyük Beatles hayranı. 1964’ten beri, yani hem Beatles müziğinin, hem de grubun saç kesiminin memleketinde yasaklandığı günlerden beri, sabahtan akşama kadar Beatles dinlediğini iddia ediyor. Sovyetler Birliği’nin çökmesi ardından Muhteşem Dörtlü’ye olan aşkını artık gizlemek zorunda kalmamış. St. Petersburg’da onların anısına bir tapınak yapmış. Puskinskaya’da, küçük bir odada, dünyanın dört bir yanından topladığı binlerce Beatles hatırasını biriktirmiş, sergiliyor. Bu malzemelerden bazıları zamanında sınırdaki X-ray’lerden dahice kaçırılıp ülkeye sokulmuş ve daha sonra plak formatına sokulmuştur. 2. The Rolling Stones’un Exile On Main St malikanesi “Nellcôte” – Fransa 1971 senesinde, The Rolling Stones elemanları, İngiliz Hükümeti’ne borçlu oldukları, gelirlerinin yüzde 93’ünü vermemek için sürgün hayatını seçmişti. Keith Richards’ın Fransız Rivierası’ndaki evine, Nellcôte’e gittiler. Exile On Main St. albümünün neredeyse tamamını bu evin rutubetli, karanlık bodrumunda kaydettiler. Ortaya çıkan sound üzerine Richards daha sonra “yapılmış ilk grunge albümüdür” diyecekti. Bu ev grubu ziyaret eden ünlüler için cennet gibiydi. Bir rivayete göre bir gece Richards’la çok içen John Lennon evin önündeki merdivenleri kusmuk içinde bırakmıştı. Elbette keyif verici madde satanlar için de bulunmaz bir mabetti, ta ki Fransız polisi olaya ayana kadar. 10 Louise Bordes Avenue, Villefranche-sur-Mer adresinde yer alan bu mabedi gidip ziyeret edebilirsiniz, ama şu anda malikaneye sahip olan Rus milyarderlerin sizi içeri sokmasını beklemeyin. 3. Erovizyon Birincisi Lordi Meydanı – Finlandiya Erovizyonu kazanan ilk ve şimdilik tek Finlandiya’lı grup, hard rock canavarları Lordi kendi memleketlerinde çok meşhur. Yüzlerini pulların üstüne görebilirsiniz, kendi çizgi roman, film ve hatta farklı aromalarda üretilen alkolsüz içecekleri bile var. Grubun eli baltalı solisti Bay Lordi’nin doğduğu yer olan Rovaniemi Kasabası’ndaki meydana da, onun şerefine adları verilmiş. Elemanların betona bıraktıkları el izleri bir duvarın dekoru haline gelmiş. Serinletici bir Lordi Kolası içerken, onların kalıbıyla karşılaştırıp kendi elinizin ne kadar küçük olduğuna bakabilirsiniz. 4. ABBA Müzesi – İsveç Elbetteki Liverpool’da George Harrison’ın ilk gitarı, John Lennon’ın ikonik gözlüklerinin sergilendiği ve Julia Lennon tarafından The Beatles’ın hikayesinin anlatıldığı bir sergi açılacaktır. Herkes böyle bir sergiye gider. Stockholm’deki Djurgården bulunan İsveç’in Music Hall Of Fame’inde de ABBA Müzesi var. Böyle bir müzede grupla ilgili görmek isteyeceğiniz her şeyi bulabilirsiniz. Kostümler, altın plaklar, Benny Andersson’ın piyanosu, Polar stüdyosundayken kullandıkları mix masasını görebilir, grubun 5. üyesi olarak bir interaktif hologram tecrübesi bile yaşayabilirsiniz. 5. David Bowie ve Iggy Pop’un apartman dairesi – Almanya 1976’dan 78’e kadar David Bowie ve Iggy Pop; 155 Haupstrasse, Schonenberg’deki apartmanda yaşamışlardı. Bowie Berlin’e hem şehirden, hem de burada yapılan müzikten etkilendiği için taşınmıştı. Taşınmasının bir başka nedeni de uyuşturucudan uzak durabilmekti. Almanlar o kadar nazik insanlardı ki, henüz şöhretinin doruklarına ulaşmamış Bowie’ye öyleymiş gibi davranıyorlardı. Hatta öyle ki; hayranları Bowie’yi gittiği plak dükkanına kadar takip edip, içeri girdiği zaman peşini bırakacak kadar kibarlardı. Bowie çıktıktan sonra dükkana girip onun aldığı albümlerin aynısını sipariş eden kişilerden bahsediyoruz. Evlerinin bir kaç bina ötesinde, Neues Ufer vardı. Burası Bowie ve Pop’un hep takıldıkları, Avrupa’da açılmış olan ilk gay barlardan biriydi. Yine kibarlıklarından olsa gerek, bu bara giderseniz sadece Bowie’yle çekilmiş bir fotografı görebilirsiniz. Hepsi bu! 6. Sigur Rós’un Reykjanes Yarımadası – İzlanda Sigur Rós’un ‘Glósóli’ videosu, turistler için reklam filmi niyetine. “İzlanda’ya gelin, sıcak su kaynaklarını, rüzgarlı lav sahalarını görün, yosunla kaplı kayaların üstünde dinlenin.” Bu video, üçünden elektriğin üretildiği, bir çok jeotermal bölgenin olduğu Reykjanes Yarımadası’nda çekilmişti. Volkanik kraterler ve lagünler kadar görmek isteyeceğiniz bir diğer şey ‘Glósóli’nin zirvesini çerçeveleyecek falezlerdir. Reykjanesviti’den ülkenin en eski fenerini gören muazzam manzaraya da buradan bakabilirsiniz. 7. Black Metal’in Yaktığı Kilise – Norveç Fantoft Stave Kilisesi 1150 yılında yapılmıştı. Tahrip edileceği düşünüldüğünden 1883’te parça parça Bergen’e taşınmıştı. Yine de black metal’den kurtulamadı. 1992’de, death metal grubu Old Funeral’dan ayrılıp Burzum’a geçenlerin çetesi Varg Vikernes tarafından yakılan ilk kilise bu oldu. Kiliseden arta kalanlar Burzum’un EP’si Aske’ın kapağını süsleyecekti. Grup bastıkları ilk 1000 kopyanın yanında çakmak da verdi. Neredeyse orijinal gibi restore edilen kiliseyi, sabah 10:30’dan akşam 06:00’a kadar ziyaret edebilirsiniz. 8. Serge Gainsbourg’un Aşk Evi – Fransa Paris’te, 5 bis Rue de Verneuil’de bulunan ve Serge Gainsbourg’un 1969’dan ölene kadar, yani 1991 senesine kadar yaşadığı ev onun anısına türbe haline getirildi. Hayranları tarafından grafitilerle süslenen evin dış duvarında oldukça etkileyici portreleri de görmek mümkün. Bu arada evin içine neredeyse hiç dokunulmamış. Etrafta hala kültablaları ve polis rozetleri, silahlar, Fransa’nın dört bir yanından toplanmış kurşunlar gibi tuhaf koleksiyonlar duruyor. Duvarlarında ona ilham veren; birlikte şarkı söylediği, aşık olduğu kadınların fotografları asılı. Brigitte Bardot, Jane Birkin, Charlotte Gainsbourg gibi. Sadece piyanoları ve patlayan konserveler evden çıkarılmış. Sakızları ve naneli şekerleri gibi yatağının üstüne serptiği çiçekler bile, kurumuş olsalar da, hala evin içinde, bıraktığı yerde duruyor. Kaynak: fasterlouder | Eksen
Dünyaca Ünlü DJ'ler Türkiye'ye Geliyor!
Dünyaca ünlü Above & Beyond, Alesso, Apollonia gibi DJ’ler, 5-7 Ağustos’ta Antalya’da yapılacak 'Isle of Dreams' elektronik müzik festivali için Türkiye’ye gelecek. Medyatava
Kulaktan Kulağa - Ferman Akgül (Manga)
Manga grubu solisti Ferman Akgül,Aşıklar diyarı Sivas/Şarkışla'ya gelmiş, dedelerinin soyunu araştırmış ve Dedesinin yazdığı birkaç türküyü seslendirmiş.
Tarkan, Dünya Listesine Girdi
Tarkan'ın Şımarık şarkısı 'gelmiş geçmiş en iyi 15' şarkı listesine girdi.Tarkan; bir dönem fırtınalar estirdiği 'Şımarık' şarkısıyla 'cover'ı yapılan gelmiş geçmiş en iyi 15' şarkı listesine girdi. Aynı listede Pink ve Rihanna da var.Türk Pop Müziği'nin en başarılı isimlerinden Tarkan; dünyanın en ünlü şarkıcılarıyla aynı listeye girerek bir kez daha göğsümüzü kabarttı.İngiltere ve ABD'de yaklaşık 15 bin kişinin katılımıyla yapılan bir ankette; bugüne kadar farklı versiyonları yapılmış en iyi 15 şarkı belirlendi. Megastar'ın bir döneme damgasını vuran ve halen çok sevilen 'Şımarık' isimli şarkısı listeye girdi. Stella Soleil ve Holly Valance tarafından seslendirilen Şımarık, Tarkan'ın da yorumuyla sadece Türkiye'de değil tüm dünyanın en gözde gece kulüplerinde çalınıyor.YILDIZLARLA AYNI LİSTEDETarkan'la aynı listede; Rihanna ile Eminem'in düet yaptığı ve orijinali Bebe Rexha'ya ait olan 'Monster' şarkısı; orijinali GoNorthToGoSouth'a ait olan ve yıldız şarkıcı Pink'in yeniden düzenlemesiyle çok sevilen Try gibi milyonlarca defa dinlenen dünyaca ünlü şarkılar da bulunuyor.cumhuriyet
Jose Feliciano Hayata Veda Etti
San Juan’da sabaha karşı 04:00’te aracı elektrik direğine çarpan 78 yaşındaki şarkıcı, hastaneye yetiştirilemeden aracının içinde vefat etti. Özellikle salsa tarzı parçalarıyla dikkat çeken Latin müzik efsanesi Feliciano, 2008’deki Latin Grammy’lerinde Hayat Boyu Başarı Ödülü’ne değer görülmüştü. İki yıl önce Türkiye’de de bir konser veren Feliciano, Türkiyeli hayranlarına unutulmaz birkaç saat yaşatmıştı. Porto Riko’nun Lares kentinde 1945’te dünyaya gelen ve doğuştan âmâ olan müzisyen, 17 yaşındayken ailesini geçindirmek için okuldan ayrıldı ve profesyonel müziğe başladı. Çeşitli yerlerde sahne alan Feliciano, özellikle 50’lerin rock müziğinde etkilendi. 60’larda Amerika’ya yerleşen müzisyen, burada çeşitli bar ve pub’larda sahne almaya başladı. İlerleyen yıllarda Joan Baez ve Bob Dylan gibi efsane isimlerle çalmaya başlayan Feliciano, 1965’te ilk albümü The Voice and Guitar of Jose Feliciano’yu çıkardı. Amerika’da büyük beğeni kazanan albümü, pek çok müzik listesinin üst sıralarında yer aldı. Müzik kariyeri boyunca 50’den fazla albüme imza atan sanatçı, en son 2012’de rock’n roll efsanesi Elvis Presley anısına The King, José Feliciano Tribute to Elvis Presley adlı albümünü yayınlamıştı. TUNCA ÖĞRETEN/Taraf
Lana Del Rey'in Yeni Albümü Hakkında Bildiklerimiz
Lana Del Rey'in yeni albümü tabii ki beklediğimiz üzere yine melankoli kokan karanlık bir albüm olacak. Geçtiğimiz gün kavuştuğumuz yeni single'ı 'West Coast'tan da anlayabileceğimiz üzere, Lana Del Rey bu albümde de hüznünü, şarkılarına işliyor olacak. Hatta, kendisinin de belirttiği üzere, 'bu albüm, ilk albümünden daha yoğun ve daha karanlık olacak.' Sanki tersini düşünmüşüz gibi. Bu albümün ilk albümden daha manevi bir boyutu olacağını söyleyen Lana Del Rey, bu albümdeki sözlerin onu manevi olarak daha fazla etkilediğini düşüyor. Ayrıca, pek sevindirici olmayan bir haber de, geçtiğimiz haftalar da online sızıntıya maruz kalan 'Meet Me In Pale Moonlight' şarkısının bu albümde yer almayacağı!Dream Tv
Dünyaca Ünlü Keman Virtüözü İstanbul'a Geliyor!
Dünyanın en önemli müzik otoritelerince 20. ve 21. yüzyılın en üstün keman virtüözü kabul edilen Itzhak Perlman, bu sene 70. yılını kutlayan Yapı Kredi ana sponsorluğunda Map İletişim ve Piu Music organizasyonuyla 29 Nisan 2014 tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde vereceği konser için tekrar Türkiye’ye geliyor. Her gittiği ülkede müzikseverlerin yoğun ilgisiyle karşılaşarak konser biletleri aylar öncesinden tükenen, “Schindler'in Listesi” filminden de tanınan ve geçtiğimiz aylarda İstanbul’da müthiş bir konsere imza atan Itzhak Perlman’ın konser biletleri, Biletix.com üzerinden satılıyor. 20 milyon dolarlık Soil Stradivarius geri geliyor! Geçtiğimiz aylarda da Yapı Kredi sponsorluğunda İstanbul’da konser veren Perlman, bu yıl yine geçmişte Yehudi Menuhin’e ait Stradivari’nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen 1714 yapımı antik Soil Stradivarius ile katılacak. Perlman konsere, geçmişte Yehudi Menuhin’e ait Stradivari’nin altın çağında yapılmış en iyi kemanı olduğu düşünülen 1714 yılı yapım tarihli, 300 yıllık Soil Stradivarius ile katılacak. Perlman’ın kullandığı enstrümanın değerinin 20 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor. 5 ayrı dalda Grammy sahibi... En İyi Oda Müziği ve En İyi Enstrümantal Solist Performansı gibi toplamda 5 ayrı dalda Grammy Ödülü’ne sahip olan Perlman’ın, Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva ve Hebrew Üniversitelerindefahri ve onursal doktoraları bulunuyor. Schindler’in Listesi filminden de tanınan Perlman, 1945 yılında Birleşik Krallık Filistin Mandası altında bulunan Tel Aviv’de doğdu. Çocukluk yıllarında radyodan dinlediği klasik müziklerle kemana olan ilgisi başladı. İlk eğitimini Shulamit Konservatuarı’ndaveTel-Aviv MüzikAkademisi’ndeRivka Goldgart’tan aldı. Sonrasında Juilliard Okulu’nda büyük keman eğitmeni Ivan Galamian ve onun asistanı Deraothy DeLay ile çalışmak için Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. Perlman dört yaşında çocuk felci geçirmiştir.Zaman içinde iyileşerek koltuk değnekleri ileyürümeyi öğrenen Pearlman, hızlı hareket edebilmek ve otururken keman çalmak için elektrikli amigo scooter kullanıyor. 20- ve 21. yüzyılın en üstün kemancılarından biri olarak görülen Perlman, halen eşiyle birlikte New York’ta yaşıyor. 2009 yılındaki Barack Obama’nın göreve başlama merasiminde, John Williams’ın Air and Simple Gifts adlı eserinde Yo-Yo Ma (çello), Gabriela Montero (piyano) ve Anthony McGill (klarnet) ile birlikte sahne aldı. Son yıllarda, orkestra yönetmeye başlayan Perlman, Detroit Senfoni Orkestrası’nın başmisafir orkestra şefliği görevini de yürütüyor. 2002-2004 yılları arasında Saint Louis Senfoni Orkestrası’nda müzik danışmanı olarak hizmet verdikten sonra, Kasım 2007’de Westchester Senfoni Orkestrası Perlman’ın sanat yönetmenliğine ve baş orkestra şefliğine atandığını duyurdu. Bu çerçevede 11 Ekim 2008 tarihinde, Beethoven’ın 5.Piyano Konçertosu’nun çalındığı, Leon Fleisher’ın da yer aldığı Beethoven programında ilk konserini verdi. Leventritt Yarışması – Galibiyet En İyi Oda Müziği Performansı En İyi Enstrümental Solocu Performansı (orkestra ile) En İyi Enstrümental Solocu Performansı (orkestra olmadan) En İyi Klasik AlbümEn İyi Tasarlanmış Albüm, Klasik Newsweek Magazine, Perlman’ı baş makalede yayınladı A.B.D Başkanı Ronald Reagan tarafından “özgürlük madalyası” (Medal of Liberty) ile ödüllendirildi. A.B.D Başkanı Bill Clinton tarafından “sanatlar ulusal madalyası” (National Medal of Arts) ile ödüllendirildi Kennedy Merkezi Ödülleri (2003) Fahri / Onursal derecelerde Harvard, Yale, Brandeis, Roosevelt, Yeshiva and Hebrew üniversiteleri tarafından ödüllendirildi. milliyet