onedio
Müziğin En İyi 6 Şehri
Yıllar önce şehirlerin kendine özgü karakterleri vardı. Bugün ise her şey her yerde bulunabiliyor ve Avrupalı olsun, Amerikalı olsun istediğiniz bir şey diğer şehirlerde bulunmazsa internette bulunuyor. Bir şey hariç; müzik. Müziğin kökeni çok derinlere uzanıyor fakat uzaklara gitmiyor. Berlin'den San Francisco'ya bir çok şehir hayat verdiği müzik türlerini bugün hala sağlam bir şekilde canlı tutuyor. Kazaklar, laptoplar ve dondurulmuş yoğurtlar sınırları aşmış ve diğer ülkelere seyahat etmiş olabilir ama jazz, blues, folk müziği ve hatta house müzik bile en çok doğduğu şehirlerde en orijinal halinde duruyor. İşte size geçmişte müzik devrimlerine hayat veren 6 ABD ve Avrupa şehri ve oralarda bulabileceğiniz en geleneksel müzik kulüpleri.
Şarkılarda Çok da Göz Önünde Olmayan 11 Şahsın Hikayesi
Şarkıları hep onu söyleyen ve kendisine söylenen bakış açısından dinledik. Oysa o şarkıların çoğunda hiç dikkat etmediğimiz, sadece mısralarda geçen bir kelime olarak gördüğümüz, kim bilir belki daha büyük dramlar yaşayan, aşağılanan, örselenen insanlar vardı. Size çok bilinen 11 şarkı ile bu görünmeyen insanları anlatmaya çalıştım.
Türkiye'nin En Büyük Elektronik Müzik Festivali: Isle of Dreams
Isle of Dreams elektronik müzik festivali, dünyaca ünlü DJ’leri Türkiye ile buluşturuyor. Avicii, Ingrosso, Afrojack, Axwell, Steve Aoki, Alesso, Paul Oakenfold ve daha fazlası, 5-6-7 Ağustos’ta İstanbul Sarıyer Life Park’ta olacak. İstanbul Sarıyer Life Park’ta yapılacak olan Isle of Dreams festivali, dünyaca ünlü DJ’leri eşsiz bir açık hava festivalinde buluşturuyor. Seçkin yabancı ve yerli DJ’ler bu özel eventte beraber sahne alacaklar.  İbiza adasının müziği ve kültüründen esinlenilerek organize edilen Isle of Dreams, festival takipçileri için elektronik dans müziğinin tüm türlerini sunacak. Wake Me Up, Hey Brother parçalarının sahibi Avicii, Swedish House Mafia üyeleri Axwell ve Ingrosso, Pitbull’un bir numaralı hit’i Give Me Everything’in prodüktörü, Beyonce ve Snoop Dog gibi dünyaca ünlü isimlerle çalışan Afrojack, Isle of Dreams sahnesinde yer alacak. Üç gün sürecek olan Isle of Dreams’in geniş kamp alanında ziyaretçilere iki seçenek sunuluyor: Organizatörler tarafından sağlanacak Isle of Dreams çadırları ile “festival kampı” ya da “kendi çadırını kendin getir” seçeneği. Türkiye’nin en büyük elektronik müzik festivalini kaçırmamak için harekete geçmenizi öneririz!  Biletlere buradan ulaşabilirsiniz! Isle of Dreams festivalinde yer alacak kesinleşmiş sanatçılar: Ana sahne: Avicii – Ingrosso – Afrojack – Axwell – Steve Aoki – JP Candela – Paul van Dyk – R3HAB – Richard Grey– Alesso – Chuckie – Fedde LeGrand – Paul Oakenfold – Nervo – Kaz James – Pete Tong – Yaxx – autoerotique – Francesco Diaz ve daha fazlası.. İkinci sahne: Cocoon, Paradise and Sankeys plak şirketlerinin temsilcisi olduğu sanatçılar 3 gün boyunca festival alanında bulunacak. Jamie Jones – The Martinez Brothers – Richy Ahmed – Infinity Ink – Russ Yallop – Sasha – Steve Lawler – Amine Edge & Dance – Manu Gonzales – Apollonia – Onur Ozer – Andy Baxter ve daha fazlası… Festival Programı: 1.Gün
:Above & Beyond, Ingrosso, Afrojack, Jp Candella, Paul Van Dyk, R3hab, Richard Grey, Jamie Jones, The Martinez Brothers, Richy Ahmed, Infinity Ink, Russ Yallop. 2. Gün:
Avıcii, Alesso, Chuckie, Fedde Legrand, Kaz James, Pete Tong, Yaxx, Sasha, Steve Lawler, Amine Edge & Dance, Manu Gonzales
 3. Gün
:Axwell, Steve Aoki, Paul Oakenfold, Nervo,Autoerotique, Francesco Diaz, Apollonia, Andy Baxter, Onur Özer
Optik İlüzyonun Dibine Vuran Müzik Klibi
Chicago’lu indie müzik grubu OK Go “The Writing’s On the Wall” isimli şarkısına öyle bir klip çekti ki gözlerinizin fal taşları bir açılmaya dursun. Yeni single’ları için optik ilüzyonlar yaratan müzik grubu 3 haftalık bir hazırlıktan sonra bu video klibi ortaya çıkartabildi.
Queen'in Kayıp Konser Kaydı Çıkıyor
Queen, uzun süredir kayıp olan bir konser kaydını yayımlayacak İngiliz efsane rock grubunun aslında 1974 yılında piyasaya sürmeyi planladığı “Queen: Live at the Rainbow ‘74”, grubun Londra Rainbow Theatre’da verdiği üç konserin kayıtlarını içeriyor ve kırk yıl gecikmeli olarak bu yılın Eylül ayında çıkması bekleniyor. Freddie Mercury’nin aynı adlı tablodan esinlenerek yazdığı “The Fairy Feller’s Master-Stroke”ın tek canlı kaydı da bu albümde yer alacak. Rainbow konserlerinden ilki 31 Mart 1974’de gerçekleşti. 3000 kişi kapasiteli salonun tamamen dolu olduğu konser, Queen’in ilk dört albümünün prodüktörlerinden Roy Thomas Baker tarafından kaydedildi. “The Fairy Feller’s Master-Stroke” tek canlı versiyonu da bu konserde kaydedildi. Kaydın, o dönemde grubun üçüncü albümü olarak yayımlanması planlanmıştı fakat grup daha sonra konser albümü fikrini rafa kaldırıp “Sheer Heart Attack”ı piyasaya sürdü. Şimdi gruptan Brian May ve Roger Taylor bu konserle beraber aynı yıl Kasım ayında gerçekleşen iki konserin daha kayıtlarını yeniden düzenleyerek Eylül ayında piyasaya sürmeye hazırlanıyor.Milliyet Sanat
Genç Müzisyen Ömür Kılıçaslan Yaşama Veda Etti
Hariçten Gazelciler grubunun vokalisti ve çağlama isimli enstrümanın mucidi Ömür Kılıçaslan, sabaha karşı evinin balkonundan düşerek hayatını kaybetti. 2001 yılında İzmit’te kurulan Hariçten Gazelciler adlı alternatif müzik gurubunun solisti, İstanbul müzik piyasasının tanınan isimlerinden Ömür Kılıçaslan’ın vefat haberi, grubun sosyal medya hesaplarından duyuruldu. Mucidi olduğu çağlama isimli enstrumanıyla adını müzik tarihinin sayfalarına altın harflerle yazdıran Kılıçaslan, 1998 yılında Türk Rock müzik grubu Çamur’un bas gitaristliğini üstlenmişti. Kılıçaslan'ın cenazesi yarın ikindi namazına müteakiben Sarıyer Eski Bahçeköy Mezarlığı'na (Orman Fakültesi yanı) defnedilecek...Tamar Melike Tegün / Milliyet.com.tr
PSY'dan Yeni Video: Hangover
Gangnam Style ile tüm dünyada üne kavuşan Güney Koreli müzisyen PSY, yeni şarkısı Hangover'ı ABD'li rapçi Snoop Dogg ile söylüyor. Hangover videosu bir günde yaklaşık 4 milyon kişi tarafından izlendi bile!
Dünya Piyasasında Muadili Bulunabilen 20 Türk Albümü
Bu listemizde üşenmedik sizler için dünya piyasasında karşılığını bulmuş yerli albümleri derledik. Her ne kadar dünya müziğinden kopuk bir özgün kültürümüz olduğunu düşünsek de aslında albümlerde işlenen temalar birbirine çok yakın. Yabancı da olsalar onlar da insan, onlarda bizim gibi... İnanmıyorsanız buyrun kendiniz görün;
'Bir Şey Yapmazsak Bütün Medeniyet Duvara Toslayacak'
Manu Chao, “Heyecan verici olan ise bir yıl geçmiş olmasına rağmen hareketin hâlâ bir arada ve güçlü olması. Buradan bakınca Türkiye’deki sol akımların bu amaç uğruna bir araya gelmiş olmalarına büyük saygı duyuyoruz. Bu her zaman böyle olmaz. Türkiye’de olanların en pozitif yanlarından biri de bu” diye konuştu. Manu Chao, Radikal’den Hakan Dedeoğlu’na konuştu. Hakan Dedeoğlu’nun Manu Chao ile yaptığı söyleşi şöyle: Merhabalar Manu, Barselona’da havalar nasıl? Hava daha iyi olabilirdi. Ama şehirde bir sürü sorun var, buradaki sosyal hava pek iyi sayılmaz. E, burada da pek iyi sayılmaz… İstanbul seyircisi seni, uzun bir aradan sonra bir kez daha canlı izleyebileceği için çok heyecanlı. İstanbul’a daha önce iki kere geldin. Şehirle ilişkin nasıldı? Bir gün gerçekten İstanbul’da yaşamayı umuyorum. Bence son kalan ilginç şehirlerden biri. Tekrar geleceğim için çok mutluyum. Sanırım ilk geldiğim sene 2002’ydi, şehrin her köşe başında içimi heyecan kaplıyordu. Şehir her saniye yeni bir maceraya davetiye çıkarır gibiydi. İnanılmazdı. Yıllardır tekrar gelmenin yollarını arıyordum... İstanbul’da takılmalık zamanın olacak mı? İstanbul turnenin ilk konseri, amacımız birkaç gün önce gelip şehirde biraz takılmak. Çalacağınız EkşiFest; Baba Zula, Hakan Vreskala gibi muhalif yönleriyle de bilinen grupların sahne aldığı, STK’ların stand açacağı, bağımsız ve bizler için önemli olan bir web sitesinin düzenlediği bir festival... Eminim geçen yıllarda da birçok teklif almışsınızdır Türkiye ’den ama bu festivali kabul ederken saydığım sebeplerin etkisi oldu mu? Tabii ki… Türkiye’de iki, üç yıldır büyük bir sosyal tansiyon ve sokağa çıkıp daha ileri bir demokrasi için protesto düzenleyen insanlar var. Onları desteklemek istiyoruz. Onlara en iyi şekilde ulaşmak, seslenmek, birleşmek istiyoruz. Bu sebeple nereye geldiğimizi, çalan isimleri biliyoruz ve hareketi destekliyoruz. Sokak hareketleri demişken... Geçen hafta Gezi’nin yıldönümüydü... Geçen sene bir Gezi mesajı yayımlamıştın. Gezi bizler için olduğu kadar dünyanın geri kalanı için de önemli miydi sence? Uzun bir süre, tüm dünyada insanlar böyle bir hareketi beklemişti... Türkiye’de insanların yaptığı herkes için çok cesurca ve önemliydi. Sadece Türkler için değil, herkes için bir örnekti bu… Heyecan verici olan ise bir yıl geçmiş olmasına rağmen hareketin hâlâ bir arada ve güçlü olması. Buradan bakınca Türkiye’deki sol akımların bu amaç uğruna bir araya gelmiş olmalarına büyük saygı duyuyoruz. Bu her zaman böyle olmaz. Türkiye’de olanların en pozitif yanlarından biri de bu... Gezi’den sonra buradaki en önemli kazanımlardan biri ortaya çıkan mahalle oluşumları, platformları oldu... Bence çözümün, kurtuluşun en önemli parçası bu. Biz de burada böyle yapıyoruz. Tüm mahalleni sosyal bir bahçe olarak görüp onunla ilgilenmen gerek. Mücadeleye mahallende organize olup başlaman gerek. Burada Barselona’da, kendi mahallemizde de öyle yapıyoruz. Ve işe yarıyor, bazı şeyleri değiştirebildiğini görüyorsun. Dünyanın dört bir yanında da farklı sebeplerden gerçekleşen ayaklanmalar var... Olup biteni takip edebiliyor musun? Her şeyi internetten takip etmek kolay gibi gözükse de birebir içlerinde olmak zor. Ama gezegenin her yerinde durum kötüye gidiyor, gezegen resmen köpürmekte. Eminim bir şeyler olacak ve değişim gelecek. İnsanlar kapitalizmin insanlığı hiçbir yere götürmediğini görmeye başladı. Bunun yansımalarını görüyor ve yaşıyoruz. Bütün medeniyet, bir şey yapmazsak duvara toslayacak... Senin bir futbol hayranı olduğunu biliyoruz... Haftaya Dünya Kupası başlıyor ve Brezilya’daki kupa etrafında da protestolar var... Bence dünyadaki tüm sosyal sorunların yanında, tüm bunlar olurken futbolun hiçbir önemi yok. Futbolu elbette seviyorum ama izlemekten çok oynamayı... Mahallemizde sürekli yaptığımız aktivitelerden biri de futbol. Haftada üç kez, çocuklarımızı da alır top oynarız… Futbol oynamak harika, hayatta en sevdiğim şeylerden biri ama hıyar gibi evde oturup televizyondan futbol izlemek… Artık o işi bıraktım, bağımlısı değilim ve bununla da gurur duyuyorum. Artık hangi müzisyenle konuşsanız, röportaj yapsanız size müzik sektörünün ne kadar kötü durumda olduğundan, internetin müziği bitirdiğinden bahsederler, haksız da sayılmazlar... Senin, sektörünün geldiği noktayla ilgili düşüncelerin neler? İyi ya da kötü yönde değiştiğini söylemek için henüz erken. Müzik sektörü değişti evet ama müzik sektörü zaten öyle matah bir şey de sayılmazdı. Bu sebeple bir değişim olacaksa iyi yönde olmasını temenni ederim. Aslına bakarsan çok bir şey de değişmedi. Sadece bütün büyük firmaların isimleri değişti. Birkaç yıl önce isimleri Sony’di, şimdi Google… Üzücü olan şu: Şirketler isimlerini, logolarını değiştirirken müzisyenler hâlâ aynı pozisyonda kalmış durumda. Şimdilerde bir müzisyen için hayat kurmak daha zor, albüm satmak falan bitti… Tüm bunlar da müzisyeni baştaki önemli noktaya geri getirdi, o da canlı çalmak. Bu da değişimin pozitif tarafı bence. Yaşayabilmek ve ailesini doyurabilmek için canlı çalmak zorunda artık gruplar. Sen de pek albüm yayımlayan bir müzisyen değilsin. Son albümün 2007’de çıkmıştı… Benzer bir sebepten mi albüm yayımlamayıp daha çok canlı çalıyorsun? Zamanımı ve kalbimi müziğimi canlı yapmaktan yana kullanmak istiyorum yıllardır… Turne yapmak istiyorum ya da bu akşam ve dün akşam yaptığım gibi gidip mahalle barımızda, mahallelilere çalacağım. Çünkü ben bu mahallenin müzisyeniyim ve beni canlı tutan şey bu… Mahallemde yapmayı en çok sevdiğim şeylerden biri komşularıma çalabilmek, onlarla paylaşabilmek. Bu yüzden bu akşam bir sürü müzisyen bir araya gelip müzik yapacağız. Ruhum ve bedenim bana hep canlı çalmam gerektiğini söylüyor. Kayıt yapmak bambaşka bir spor . Bir stüdyonun içinde birkaç kişisindir, ekranın başında oturursun. Açıkçası albüm yayımlamamamın asıl sebebi bilgisayar ekranından çabuk sıkılıyor olmam. Bir diğer sebep ise ne zaman yeni bir albüm yayımlasan, istesen de istemesen de anında her şeyin merkezinde olmak... Basın konuşmak istiyor, herkes senden bahsediyor… Bunu pek istediğimi sanmıyorum. Yeni şarkılarımızı konserlerde ya da mahalle barımızda çalıyoruz. Bazı gençler kaydedip internete koyuyor ve parça hemen dünyayı dolaşıyor. Sonra başka bir yere konsere gidiyorsun bir bakmışsın insanlar parçayı biliyor bile… Yeni düzen, organik bir şekilde böyle yürüyor. Yıllar oldu, resmi bir kayıt yayımlamadım ama bu düzeni seviyorum ve işime de yarıyor. Dünyanın her yerinde gençler beş dakikada, mahallemde barımda söylediğim bir şarkıya ulaşabiliyor. 2000 kilometre öteye gidiyorum, bir bakıyorum şarkıyı çoktan biliyorlar. Daha iyisi, parçamı gitarlarıyla çalıp söylüyorlar. Sırada neler var? Bu yaz Avrupa’da turne yapacağız... Sonrasında tekrar Hindistan’a gitmek istiyoruz. Delhi’de bedava konser ayarlamaya çalışıyoruz. Ücretsiz bir konser vermek istiyoruz ama sponsorlarla çalışmıyoruz onun için biraz zor. Sonra Arjantin’e gidip bir ressam ile birlikte bir projeye girişeceğiz. Hayatım böyle... Geziyorum, insanlarla tanışıyorum, çalıyorum... Grubumuz La Ventura gerçekten yakın ailem ve dünyayı gezmeyi seviyoruz. Amacım da La Ventura’yı hayatta tutmak ve seyahatlerimizden yeni şeyler öğrenmek. Seni bekleyenlere bir mesajın var mı? İnsanlara sevgilerimi ilet. Daha iyi bir dünya için savaşan tüm insanlara selam olsun... Onlara lütfen hepimiz için çok önemli olduklarını iletir misin? Teşekkür ediyoruz onlara. T24
John Lennon'ın Az Bilinen Çizimleri 3 Milyon Dolara Satıldı!
Efsanevi İngiliz şarkıcı John Lennon ‘ın 1960′larda yaptığı ve sergilenecek en geniş koleksiyonu olduğu iddia edilen bazı çizimler ABD’de yaklaşık üç milyon dolara satıldı. The Beatles’ın kurucularından Lennon’ın 1980′de öldürülmeden 20 yıl önce yaptığı çizimler ve bazı şiir denemeleri 35 bin dolarla 200 bin dolar arasında alıcı buldu. Eserler arasında bir de Sherlock Holmes parodisi olduğu öğrenildi. Sergiyi ve açık artırmayı düzenleyen yetkililer bu eserlerin Lennon’ın şu ana kadarki en özel çalışmaları olduğunu, eserlerin üzerindeki espirilerin de 50 yıl sonra da aynı ölçüde komik olduğunu ifade etti. diken.com.tr