onedio
Yeni Türkiye'de Öne Çıkan 11 Gelişme
Eski Türkiye çok sıkmış olacak ki ısrarla 'Yeni Türkiye'den bahsediliyor. Peki Yeni Türkiye nasıl bir yer olacak? İpuçlarını sizler için derleyip toparladık.
Marvel Cinematic Universe(MCU)'ün Çıkarması Heyecanla Beklenen 10 Filmi
1 Mayıs 2015'te vizyona girecek film hem MCU'ya yeni bir yön verecek, hem de Marvel evreninin kapılarını daha da geniş bir şekilde açacak. Zaten Marvel, Guardians of the Galaxy ile farklı evrenleri seyirciye yavaştan kabul ettirmiş durumda. Avengers Age of Ultron'da da bu evrenler söz konusu hale gelebilir. Ayrıca yeni karakterler de izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Scarlet Witch ve Quicksilver yeni filmde Avengers'a katılacak iki isim. Yine ana Avengers karakterlerinden olan Vision da görücüye çıkacak. Ve gelelim ana kahramanımız Ultron'a... Orijinal hikayesinde Hank Pym tarafından yaratılan ve Tony Stark'ın yardımlarıyla geliştirilen, sonradan ise zıvanadan çıkan çılgın robot Ultron Avengers'ın en tehlikeli düşmanlarından biri. Ayrıca Captain America: The Winter Soldier'ın end credits kısmında karşımıza çıkan, yine Avengers'ın azılı düşmanlarından biri olan Hydra lideri Baron Von Strucker da filmde Avengers'ın uğraşması gereken konulardan biri. (Malum elinde Loki'nin asası var.)    Toparlarsak Avengers'ın yeni filmi bomba gibi gelmeye hazırlanıyor. Ayrıca ileride çıkacak Marvel filmleri hakkında da pek çok bilgi edineceğimiz bir film bizleri bekliyor.
Memeler Hakkında Bilmediğiniz 16 Şaşırtıcı Gerçek
2012'deki araştırmalar erkeklerin neden kadınların göğüslerini çekici bulduğunun sebeplerini göstermek istedi. Buldukları cevap ise Evrim'le doğrudan alakalıydı. Erkekler kadınları meme uçlarından uyarınca, kadınlar fiziksel olarak partnerlerine daha çekilmiş ve bağımlı hissediyor.
Ozon Deliği Kapanıyor
Dünya Meteoloji Örgütü (DMÖ), güneşin zararlı ışınlarından yerküreyi koruyan atmosferdeki ozon miktarının son yıllarda artış gösterdiğini ve ozon deliğinin kapanmakta olduğunu bildirdi.DMÖ Bilimsel Araştırma Birimi Sorumlusu Geir Braathen, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nde düzenlenen basın toplantısında, DMÖ'nün atmosferdeki ozon miktarı değişimine ilişkin raporunu açıkladı.Atmosferdeki ozon miktarını azaltan maddelerin yavaş yavaş kullanımdan kaldırılmasını amaçlayan 1987 tarihli Montreal Protokolü'nün başarı sağladığına işaret eden Braathen, DMÖ'nün ozon konusunda 4 yıl önce yaptığı son araştırmadan bugüne kadar çok iyi bir gelişme kaydedildiğini söyledi.Braathen, 'Bu raporda ilk kez, toplam ozon miktarında küçük bir artış belirtisi gördüğümüzü ifade ediyoruz. Bu da ozon katmanındaki iyileşmenin başlamış olduğunu gösteriyor' dedi.Yerden 40 kilometre yükseğe çıkıldığında, ozon miktarında gerçekleşen artışın net bir şekilde görülebildiğine işaret eden Braathen, Montreal Protokolü'ne tam olarak uyulması halinde 2050 yılına kadar ozon deliğinin kapanabileceğini kaydetti.BM Çevre Programı'na göre, Montreal Protokolü'ne uyulması halinde 2030'a kadar 2 milyon insanın cilt kanserine yakalanması önlenecek ve pekçok konuda insanların ve yerkürenin yaşadığı riskler azalacak.Muhabir: Murat Ünlü | AA
Dünyada Sadece Ankara'da Karşılaşabileceğiniz 10 Belediyecilik Örneği
Venedik... Londra.. Paris.. New York... Bütün bu şehirlerin milyonlarca turist toplamasının son derece akılcı sebepleri var elbette. Şu fani hayatımızda türlü çeşit siteye bakıp, paraları denkleştirip bu beldelere bir ziyaret gerçekleştirmek istiyorsak işte göreceğimiz tarihi ve kültürel yapılardır, başka yerde eşine rastlanmayacak gusto zevklerdir, sevdiceği romantik bir atmosfere sürükleyerek benzersiz bir tecrübe yaşama sevdasıdır bunun gibi türlü çeşit öğenin elbette payı var. Gerçekteyse Ankara'ya haksızlık yapıyoruz. Ankara bize eşsiz bir yaşam tecrübesi, her gün zihinsel kalıplarımızı zorlayan yepyeni eserler, başka hiçbir yerde karşımıza çıkmayacak fırsatlar veriyor. Bardağına musluk suyu dolduran sevdiceğinin elinden o bardağı kapan adamın kahramanlığını, aniden çökme tehlikesi geçiren yollardaki o müthiş hayatta kalma savaşının verdiği özgüveni, bir metro istasyonunda yağmur altında yürüyüş yapma keyfini, girdiğiniz tüneldeki o harikulade kanal sefasını küçümsemek kimsenin haddi değil. Ankara milyonlarca turist hak ediyor. Çünkü Ankara bizlere başka hiçbir yerde bulamayacağımız bir tecrübe sunuyor.
Evcil Hayvan Astım Riskini Azaltıyor
Almanya'da yapılan bir araştırmada, evcil hayvanlarla uyuyan çocuklarda astım riskinin azaldığı gözlemlendi.Münih’teki ‘Helmholtz Zentrum’ araştırma merkezinde, bilim insanları doğumundan itibaren yaklaşık 2 bin 500 çocuğun sağlık durumunu 10 yıl boyunca inceledi.Çocukların yarısından fazlası doğumu izleyen üç ay boyunca bir evcil hayvanın yanında uyudu. Hayvan tüyünün astıma olumsuz etkisini araştıran bilim insanları, evcil hayvanların yanında uyuyan çocukların 6 yaşına geldiğinde astım riskinin yüzde 79 azaldığını gördü.10 yaşına geldiklerinde de astım riskinin yüzde 41'e kadar indiği ortaya çıktı. Olumlu etkinin hayvan postu üzerinde uyuyan çocuklarda da görüldüğü belirtildi.Araştırmanın sonuçları Münih'te düzenlenen Avrupa Solunum Derneği Kongresi'nde sunuldu.Daha önce Finlandiya'da yapılan bir araştırma da doğumu izleyen 12 ay boyunca kedi ya da köpekle büyüyen çocuklarda kulak enfeksiyonu ile solunum yolu enfeksiyonları riskinin yüzde 30 azaldığını göstermişti.Kaynak: AA
Reklam
Stonehenge'in Esrarı Çözülüyor
İngiliz arkeologlar Stonehenge anıtının altındaki ve çevresindeki topraklara ait şimdiye kadarki en ayrıntılı haritayı açıkladı.Arkeologlar çok farklı cihazlarla zeminin üç metre derinliğini taradı. İlk veriler anıtın tek bir yapı olmadığını ve çevresinde 17 tapınak daha bulunduğunu gösteriyor.İngiltere'nin Wiltshere kentinde bulunan ve geçmişi milattan önce 8000 yılına kadar dayanan Stonehenge taş çemberinin tam olarak ne amaçla kullanıldığı hâlâ bilinmiyor.Elde edilen kapsamlı verilere dayanılarak Stonehenge anıtının zaman içinde nasıl değiştiğinin ortaya çıkarılması bekleniyor.Araştırmanın ortaya çıkardığı sürprizlerden biri, Durrington Walls'da bulunan ve 1,5 km. genişliğindeki 'süper anıt'ın bir parçasını oluşturan 60 kadar dev taş veya sütunun izlerinin keşfi oldu.İngiltere Bilim Festivali'nde konuşan, proje başkanı ve Birmingham Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Vincent Gaffney, 'Son dört yıldır bu hayret uyandıran anıta bakıp etrafında neler bulunduğunu anlamaya çalışıyoruz. Burası gerçekten de özel kişilerin gelebileceği, ayrıcalıklı bir yer miydi konusu, en temel soru olarak hep karşımızdaydı.' dedi.Araştırma ekibinin 12 kilometre kareyi kapsayan üç boyutlu haritası, durumun böyle olmadığını ortaya çıkardı.Araştırmacılar tüm alanı yüzeyin farklı derinliklerinde tarayabilmek için altı değişik teknik kullandı. Kullanılan cihazlar arasında mıknatıs ölçer, yer radarı ve üç boyutlu lazer tarayıcı gibi gereçler vardı.Leicester Üniversitesi araştırmacılarından Nishad Karim de, 16. yüzyıla ait Tudor mezarlarını yeniden oluştururken benzer bir yöntem kullanmıştı.Karim, BBC'ye yaptığı açıklamada 'Yeraltı Görüntüleme Cihazı ve diğer teknikler kullanılarak, toprağın derinlikleri açıkça görülebildi ve binlerce yıl önceki uygarlıkların neye benzediği keşfedildi.' dedi.Bölgedeki sayısız tümsekten birinin altında 33 metre uzunluğunda ve 6000 yıllık bir ahşap bina olduğu saptandı. Bu binanın geleneksel gömme törenlerinde ve büyük olasılıkla ölülerin kemiklerinin etten ayrılması gibi geleneklerin yerine getirilmesinde kullanıldığına inanılıyor.Araştırma ekibindeki bir diğer kurum olan Ludwig Boltzmann Enstitüsü müdürü Prof. Wolfgang Neubauer, 'Yapıda üç sıra çatı taşıyıcı direk var. 300 metrekarelik bir alana yayılmış ve hafif ikizkenar yamuk şeklinde. Bu ilginç bir nokta, zira, Avrupa kıtasında da, o dönemden 100-200 yıl önce, dev taşlarla ilişkili benzer ikizkenar yamuk yapı örnekleri görüyoruz.' dedi.Stonehenge civarındaki tümseklerde, anıtla hemen hemen aynı yaşlarda 17 dini anıt ve yapı bulunduğu belirlendi.Bütün bu ilk bulgular, araştırmacıların verileri daha derin incelemeleri ardından zamanla açığa çıkarılacak olan bölgenin karmaşık tarihine ve değişimine işaret ediyor.BBC
KA.DER: CHP Kotayı Kadın Adayların Aleyhinde Kullandı
KA.DER, CHP Parti Meclis seçimlerinde kadınlar için konan 'cinsiyet kotası'ndan üç erkeği gösterip iki kadının elenmesini kınayarak yöneticilerden haksız uygulamanın düzeltilmesini talep etti.KA.DER, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Parti Meclis seçimlerinde kadınlar için konan 'cinsiyet kotası'ndan üç erkeği gösterip iki kadının elenmesini kınadı.KA.DER, açıklamasında eşit temsil ilkesini ihlal eden bu haksız uygulamanın düzeltilmesini talep etti.'Sosyal demokrat bir siyasi parti olma iddiasındaki CHP, Parti Meclisi seçiminde 'cinsiyetçi kadın kotası'nı erkek egemen bakış açısıyla değerlendirmiş ve kotayı kadın adayların aleyhinde kullanmıştır.'CHP, oldukça karmaşık gibi görünen bir taktikle aslında tüzüğünde yer alan ve kadın temsiliyeti için konan yüzde 30 'cinsiyet kotası'nı tüzükte erkek ve kadın denmediği için erkekler lehine kullandı.Sistem şu şekilde işledi:CHP’de 60 kişilik Parti Meclisi listesinin sekiz kişisi “Bilim Yönetim ve Kültür Platformu” olarak seçiliyor. Bu platformun seçimlerinde Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu toplam 12 aday gösteriyor. Delegeler de bu 12 adaydan sekizini seçerek, Parti Meclisi’ne taşıyor.Kılıçdaroğlu dokuz kadını aday olarak gösterdi. Bu isimler şöyle: Emel Yıldırım, Elfin Tataroğlu, Ayşe Nilden Postalcı, Gülsün Bilgehan, Ayşe Eser Danişoğlu, Gaye Usluer, Selin Sayek Öke, Seyhan Erdoğdu, Ayşin Tektaş Keskin.Dokuz aday kadın olunca yüzde 30 kota doldurulacağı için kalan üç aday Mehmet Bekaroğlu, Sencer Ayata ve Burhan Şenatalar olarak gösterildi. Ancak bu üç erkek aday, seçilmeleri garanti olsun diye yüzde 30 cinsiyet kotasına dahil edildi. Böylece az oy alsalar bile kota sistemi nedeniyle seçilmiş olacaklardı.Böylelikle 1119 delegenin oy kullandığı seçimde en az oy alan isim Mehmet Bekaroğlu, kendisinden daha fazla oy alan Genel Başkan Yardımcısı Emel Yıldırım’ın önüne geçerek Parti Meclisi'ne girdi; Yıldırım ise meclis dışı kaldı.Aynı şekilde 683 oy alan Ayşe Nilden Postalcı liste dışı kalırken, 624 oy alan Sencer Ayata listeye girdi.Yani dokuz kadın adaydan beşi ve üç erkek PM'ye girmiş oldu.KA.DER açıklamasında şöyle dedi:'Ayşe Nilden Postalcı ve Emel Yıldırım'ı liste dışı bırakan anlayış, CHP'de uygulanmakta olan kadın kotasını üst sınır olarak kabul edip, PM'ye daha fazla kadın alınmasını engelleyen eril zihniyetin sonucu.'Oysa sözü edilen kota Parti Meclisi'nde yer alması gereken kadın sayısının alt sınırını kritik eşik olarak belirlemeli.'Yerel seçimlerde tüzüğündeki yüzde 33 kadın kotasını uygulamayıp yüzde 10‘a bile ulaşmayan CHP yönetimi, Parti Meclisi seçiminde söz konusu erkekler olunca çok hızlı bir çözüme imza atarak erkek egemen bir parti olduğunu bir kez daha gösterdi.' Bianet
Reklam
İsteyen Kriptolu Cep Telefonu Kullanabilecek
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TÜBİTAK’ın sivillere yönelik kriptolu telefon projesini yürüttüğünü bildirerek, 'İsteyen kriptolu cep telefonu kullanabilecek' dedi.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, devletin zirvesinin kullandığı kriptolu telefonların dinlenmesinin ardından yeni kriptolu telefonlar hazırlandığını belirtti. Yazılımı ve donanımı değiştirilen yeni kriptolu telefonların yılbaşında devletin üst yöneticilerine dağıtılacağını açıklayan Işık, yılbaşından sonra devlet yöneticileri için 'yeni nesil' kriptolu telefonlar için yeni bir çalışma başlayacağını kaydetti.Bakan Işık, hukuksuz dinlemelerin bir örgütün işi olduğunu ifade ederek, kripto yazılımını yapanla dinlemeyi yapanın örgütsel işbirliği olmadan dinlemesinin mümkün olmadığını belirtti. Bakan Işık, hukuk devletinde yasadışı dinlemeyi kimsenin mazur ve meşru gösteremeyeceğini vurguladı.Sivillere de kriptolu telefonGündelik hayatta kullanılan cep telefonlarının dinlenilmemesine yönelik güvenlik tedbirlerinin olmadığını belirten Işık, kriptolu telefonların ise güvenlikli olduğunu ifade etti.Sivillerin özellikle de ticari şirketlerin güvenli görüşme için kriptolu görüşmeleri tercih ettiğini aktaran Bakan Işık, 'TÜBİTAK’ın sivil kullanıma yönelik cihaz üretim çağrısını çok önemsiyoruz. Herkesin kolaylıkla dinleyemeyeceği bir yapı oluşturmak istiyoruz. Buna yönelik olarak TÜBİTAK bir çalışma başlattı. Hiçbir iletişim yüzde 100 güvenli değildir. Buna karşılık, en güvenli görüşmeler kriptolu telefonlarla yapılıyor. Sivillerin talebiyle bunu yaygınlaştırmak istiyoruz. İsteyen kriptolu cep telefonu kullanabilecek' ifadelerini kullandı.AA
50 Milyon Yıllık Karınca!
Bilim insanları, amber içerisinde günümüze kadar bozulmadan kalmış 50 milyon yıllık bir karınca ve onun başında parazit olarak yaşamış mayt (akar) buldu.İngiltere merkezli bilim dergisi Biology Letters'ın haberine göre, Berlin'deki Leibniz Enstitüsü'nde yer alan Doğa Tarihi Müzesi eklembacaklılar uzmanı Jason Dunlop önderliğindeki araştırma ekibi, gelişmiş tarayıcı ve kimyasallar ile amber içinde bozulmadan bulunan canlıların tam 50 milyon yıl yaşında olduğunu belirledi.Rusya'nın Kaliningrad bölgesinde, bir ağaç reçinesinin içine gömülmüş halde bulunan iki fosilin, karınca ve akarlar arasındaki en eski ortak yaşam örneklerinden birisini gösterdiği belirtildi.Araştırmaya göre, 54-38 milyon yıl önceki zaman aralığı Eosen'de yaşamış bu iki canlı, günümüzdeki benzer organizmalarla aynı özelikleri gösteriyor. Dergiye konuşan Jason Dunlop, 'Keşif önemli çünkü bu parazit akarlar ile karıncalar arasındaki ortak yaşam, günümüzde hala sürüyor. Amberin içindeki görüntü, iki canlının bundan 50 milyon yıl önce de aynı ortaklığı sürdürdüğünü gösteriyor. Karıncanın başındaki akar, mesostigmatids adı verilen ve fosillerde hayli nadir rastlanan bir tür' dedi.Akarlar, kalbi ve ciğerleri olmayan karıncaların 'hemolymph' adı verilen renksiz kanlarından beslenerek parazit bir yaşam sürdürebiliyor. Bitkilerden salınan reçine veya çeşitli sıvıların katılaşmış hali olan amberlerin içinde milyonlarca yıl öncesine ait canlılar mükemmel bir şekilde korunabiliyor. Eosen döneminde yaşanan iklim değişiklikleri, donan kutuplar, akıntılardaki yön değişiklikleri ve zorlu hava olayları sebebiyle dünya üzerinde yaşayan canlı türlerinin yüzde 20'sinin yok olduğu sanılıyor.GÖKHAN ÖZTÜRK - Zaman
Reklam
Milli 'Lazer Silahı' Projesinde İkinci Aşamaya Geçildi
Geliştirdiği yüksek teknolojili ürünlerle Türk Silahlı Kuvvetlerinin vurucu gücünü artıran Bilim, Sanayi Teknoloji Bakanlığı'na bağlı çalışan Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu ( TÜBİTAK ), savunma sanayisinde devrim yapacak yeni bir projeye öncülük ediyor.TÜBİTAK'ın dünyada sadece sayılı ülkelerde bulunan lazer silahın geliştirilmesi için başlattığı projenin diğer ortakları ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi . Savunma sanayisinde büyük devrim olacak lazer sistemi, TÜBİTAK'ın yüksek bütçeli çalışmaları arasında yer alırken, Milli Savunma Bakanlığı da projeyi yakından takip ediyor. Türkiye'nin önemli kurumlarını bir araya getiren proje için TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi ( BİLGEM ), TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ( MAM ), TÜBİTAK Ulusal Metroloji Enstitüsü ( UME ) ve Bilkent Üniversitesi Ulusal Nanoteknoloji Araştırma Merkezi ( UNAM ) birlikte çalışıyor.Türk mühendisler, ülkelerin savunmasında geleceğin teknolojik silahı olarak tabir edilen ' lazersilahlar' için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor. Yüksek GüçlüLazer Sistemi (YGLS) Projesi'nin bütçesi 120 milyon lira olarak planlanıyor. Bu yılın başında hız kazanan çalışmalarda birinci altı aylık dönem tamamlandı. Yüksek güçlü lazersistemlerinin yerli olarak geliştirilmesi için başlatılan projede, tasarım aşamasına geçildi. Proje için tedarik faaliyetleri devam ediyor.Dünyada sayılı ülkelerde var olan teknolojiyle 6 yıl içinde 2 ayrı lazer silah geliştirilmesi hedefleniyor. Proje yöneticisi kuruluş olan TÜBİTAK BİLGEM, proje sonunda kullanılabilecek 2 yüksek güçlü lazersisteminin, istenen teknik özelliklerde üretilmesinden sorumlu olacak. Lazer sistemi ile kara, deniz ve havada tehdit unsuru oluşturan hedefler algılanacak, takip edilecek ve lazerle etkisiz hale getirilecek. Yüksek Güçlü Lazer Sistemi Projesi kapsamında geliştirilecek silahlar; insansız hava araçları, seyir füzeleri ve havan mühimmatlarına karşı kullanılabilecek.Kaynak: AA
Uzay İstasyonundaki HD Kameralar ile Yeryüzü Bir Başka Güzel
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA)'nın Uluslararası Uzay İstasyonu (UUİ)'ye yerleştirdiği 4 yüksek çözünürlüklü (HD) kamera ile Dünya'nın eşsiz güzellikteki görüntülerinin canlı yayını sürüyor.Yüksek Çözünürlüklü Yeryüzü Görüntüleme (HDEV) olarak adlandırılan deney kapsamında, Mart ayından bu yana uzay istasyonunun HD yayınını http://eol.jsc.nasa.gov/HDEV/ adresinden milyonlarca kişi izledi.Değişik ısı ve zorlu radyasyon koşullarına rağmen 720p çözünürlükte yayın yapılırken, UUİ ekibinin radyo bağlantısı üzerinden gerçekleştirdiği telsiz görüşmeleri de yayınla birlikte izleyicilere ulaştırılıyor. Canlı yayın sırasındaki karanlık görüntü, UUİ'nin gece döngüsü içinde olduğunu gösteriyor. Bu, her 90 dakikada bir tekrarlanıyor ve 40 dakika sürüyor. Eğer görüntü gri ise bu kameralar arasında geçiş yapıldığı anlamına geliyor.İki yıl devam edecek bu test süresince kamera donanımının uzayın zorlu şartlarına ne kadar dayandığı ve nasıl işlediği tespit edilecek. Görüntü kalitesini inceleyen NASA'daki bilim insanları, gelecekteki görevlerde hangi kameraların etkin bir şekilde kullanılabileceğine karar verecek.Yerden ortalama 350 kilometre yükseklikteki rotasında ilerlemeye devam eden ve halen boşluktaki tek faaliyet alanı olan UUİ, 16 ülkenin desteğiyle ayakta duruyor. Rusya'ya ait olan Mir İstasyonu'nun görevine 2001 yılında son verilmişti.Zaman
Anadolu İnsanının DNA'sı Çıkarılacak
Kahramanmaraş'taki Direkli mağarasında yürütülen kazılarda ortaya çıkan insan kemiklerinden alınacak örneklerin DNA analizi yapılacak. Kemikler, Anadolu insanının gen yapısına ilişkin ipucu verecek.Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Merih Erek'in'in girişimiyle, Kahramanmaraş merkeze bağlı Döngel mahallesinde 2007'de başlayan kazı devam ediyor.Erek'in başkanlığında yürütülen çalışmalara, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra üniversite öğrencileri de katılıyor.Bu yılki kazılarda bulunan insan kemikleri, DNA analizi yapılmak üzere ABD'deki bir merkeze gönderilecek.DNA analiziyle, Anadolu insanı ve bölge arkeolojisine ilişkin önemli bilgilere ulaşılacağı tahmin ediliyor.Yrd. Doç. Dr. Erek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Direkli mağarasında yürütülen kazılarda kent ve Anadolu arkeolojisine yönelik çok farklı bilgiler elde ettiklerini söyledi.Kazılarda ortaya çıkan bulguların kendilerini M.Ö 14 bin yıla kadar götürdüğünü anlatan Erek, mağaranın, Anadolu ve Arap Yarımadası'nın kesişme noktasında bulunduğunu anımsattı.Direkli mağarasının aynı zamanda göç yolu üzerinde yer aldığını aktaran Erek, 'Burası, insanların belirli dönemde iskan ettiği bir yerleşim yeri. Besin kaynağı bol olduğu için tercih edildiğini tahmin ediyoruz. Mağarada en çok kaplumbağa ve dağ keçisi kemiğine rastladık. Bulgular bize en fazla bu hayvanların tüketildiğini gösteriyor' dedi.Erek, mağaradan çıkan insan kemikleriyle genetik araştırmalara başlanacağını vurguladı.Kemiklerin ABD'deki bir merkezde inceleneceğini anımsatan Erek, şöyle konuştu:'Bu çalışma bize bölgede yaşayan insanların genetik özelliklerinin ne kadarlık bir alana yayıldığını gösterecek. İnsanların Anadolu'ya dışarıdan geldiği söylenir. DNA analiziyle Anadolu kültürünün dışarıya gidip gitmediği konusunda fikir sahibi olacağımızı düşünüyorum. Gen tahlili birçok konuyu daha iyi anlamamızı sağlayacak. Dolayısıyla elde edilecek sonuçların geçmişe ilişkin önemli ipucu vereceğini inanıyorum.'Direkli MağarasıKahramanmaraş'a 65 kilometre uzaklıktaki Döngel köyündeki Direkli mağarasındaki çalışmalara 1959'da yaptığı araştırmayla ilk kez ışık tutan isim Prof. Dr. Kılıç Kökten oldu. Kökten'in yazdığı bir makaleden yola çıkılarak yürütülen çalışmalar doğrultusunda bölgede önemli gelişmeler kaydedildi. Gazi Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Cevdet Merih Erek'in başkanlığında yürütülen çalışmalar kapsamında, 4 yıl önce bulunan ana tanrıça figürü, dünyanın birçok ülkesinde meraklıları tarafından ilgiyle karşılandı.Kaynak: AA
Reklam
CHP'nin Parti Meclisi Kesinleşti
CHP'de Çankaya İlçe Seçim Kurulu itiraz edilen Parti Meclisi listesine ilişkin beklenen kararı verdi. Karar uyarınca Mehmet Bekaroğlu ve Sencer Ayata 'cinsiyet kotası' gereği Parti Meclisi'ne girdi.CHP'de tüzüğün gereği olan 'cinsiyet' ve 'gençlik' kotalarının nasıl uygulanacağı konusunda çıkan anlaşmazlık nedeniyle yaşanan gerileme ilçe seçim kurulu son kararı verdi. Karar uyarınca Mehmet Bekaroğlu ve Sencer Ayata 'cinsiyet kotası' gereği Parti Meclisi'ne girdi. Cinsiyet kotası uygulaması nedeniyle seçimlerde 60 kişilik PM'ye girmek için yeterli oyu alan Ali Özcan ise liste dışı kaldı, yerine kendisinden daha az oy almış Sera Kadıgil girdi.Çankaya Yüksek Seçim Kurulu'nun verdiği bu kararla bundan sonraki itirazlar ancak 'tam kanunsuzluk' gerekçesiyle YSK yapılabiliyor fakat YSK, CHP'nin cinsiyet ve gençlik kotası koymasından beri yapılan tüm itirazları esası görüşmeden reddetmişti. Cinsiyet kotasındakı kesin karar ile Kılıçdaroğlu'nun yakın çalışma arkadaşlarından Genel Başkan Yardımcısı Emel Yıldırım liste dışı kalmış oldu.Bekaroğlu ve Ayata PM'deCHP'nin kesinleşen PM listesi şu şekilde: Sera Kadıgil, Sena Kaleli, Ercan Karakaş, Haluk Koç, Ümran Köksüz, Bülent Kuşoğlu, Nihad Matkap, Ekrem Kerem Oktay, Gülseren Onanç, Kadir Gökmen Öğüt, İrfan Önal, Yasemin Öney Cankurtaran, Durdu Özbolat, Murat Özçelik, Tuncay Özkan, İhsan Özkes, Engin Özkoç, Faik Öztrak, Serpil Öztürk, Şafak Pavey, Şenal Sarıhan, Mehmet Ali Susam, Sezgin Tanrıkulu, Gürsel Tekin, Zekeriya Temizel, Bülent Tezcan, Erdoğan Toprak, Halit Toraman, Elif Uzunşimşek, Hüseyin Yaşar, İdris Yıldız, Candan Yüceer, Alaattin Yüksel, Gürkut Acar, Onursal Adıgüzel, Veli Ağbaba, Ezgi Akar, Yakup Akkaya, Zeynep Altıok, Enis Berberoğlu, Tekin Bingöl, Rana Bozkurt, Volkan Canalioğlu, Cemal Canpolat, İlhan Cihaner, Aytun Çıray, Gül Çiftçi, Zeki Eker, Ahmet Ertuğrul, Levent Gök, Didem Gültekin, Fevzi Gümüş, Sencer Ayata, Mehmet Bekaroğlu.SoL
Türk Bilim İnsanları Sentetik Kemik Tozu Üretti
Çukurova Üniversitesi bilim adamları, laboratuvar ortamında sentetik kemik tozu üretti.Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Kürkçü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çene cerrahisinde ve ortopedi ameliyatlarında kullanılan sentetik kemik tozunu (greft) uzun süren araştırma ve geliştirme projeleri ile üretmeyi başardıklarını belirtti.Sentetik kemik malzemesini, gerekli belgelendirme işlemlerini tamamlayarak seri üretimine geçmeye hazırlandıklarını aktaran Kürkçü, şöyle devam etti:''Üretilen sentetik kemik tozu sayesinde kemik ameliyatları daha kolay geçecek. Üre ürün ortopedi, beyin cerrahisi, diş hekimliği ve çene cerrahisinde kemik boşluklarını doldurmak amacıyla kullanılacak. Yapay kemik, bir takım işlemlerden geçirildikten sonra özellikle ortopedi ve çene cerrahisi ameliyatlarında kullanılıyor. Kırıklarda, ameliyatlarda ve çene cerrahisinde ihtiyaç duyulan kemiğin üzeri yapay kemik tozuyla kaplanıyor. Bir süre sonra bu ürün kimyasal ürün olmadığı için, insandaki kemikle uyum sağlıyor. Dolgu malzemesi olarak kullanılan kemik tozu tedavi sürecini hızlandırıyor. Yakın gelecekte araştırma çalışmalarını tamamladığımız ve belgelendirdiğimiz yapay kemik malzemelerini üretmeye başlayacağız.''TRT Haber
Reklam
Bermuda Şeytan Üçgeni'nin 5 Sırrı
Bermuda Şeytan Üçgeni olarak adlandırılan ve Bermuda, Miami, San Juan arasında kalan bölgede bugüne kadar yaşanan uçak ve gemi kazaları sebebiyle hep araştırılan bir nokta olmuştur. Bu üçgende yaşanan kazaları açıklamak isteyen bir çok insan, doğaüstü, mistik güçler ve değişik efsanelerden bahsetmiştir. Onlarca gemi ve uçağın okyanusun ortasında birden yok olması ve bir daha iz bulunamaması bu efsaneleri destekler niteliktedir. Ama işin aslı nedir? Tonlarca ağırlığındaki gemi ve uçaklar nasıl birden yok olabilmektedir?
Kadın Heykellerin Koruduğu Mezarlar
Yunanistan'ın Amphipolis kazı alanında yapılan çalışmalarda girişini kadın heykellerin koruduğu dev bir mezar keşfedildi. İçine girilemeyen mezarın Büyük İskender'in ailesi veya generallerine ait olabileceği düşünülüyor.Selanik'in yaklaşık 105 km kuzeydoğusunda yer alan Amphipolis alanında kazı yapan arkeologlar, Büyük İskender'in yakınları veya generallerine ait olduğu düşünülen mezarlar keşfetti. Mezarların girişinde, daha önce benzeri görülmemiş iki karyatit (kadın heykeli) bulundu.Arkeologlar, Yunanistan'daki en büyük antik mezar kalıntılarını ortaya çıkarmış olabileceklerini, karyatitlerin mezarın giriş kısmında yer aldığını belirtti. Mermerden oyulmuş karyatitlerin yer aldığı bölümde, koyu kırmızı ve sarı ile boyanmış ve üzerinde geometrik şekiller yer alan bir duvarın yer aldığı bilgisi verildi.Yunanistan Kültür Bakanlığı, antik mezarlığın keşfini Cumartesi günü duyurdu. Mezarlarda yer alan karyatitlerin, mezarın ana girişinde Ağustos'ta ortaya çıkarılan iki sfenksle aynı heykeltıraşlık yöntemlerini barındırdığı belirtildi.Yunan yetkililer, mezarın ikinci girişi olarak kabul edilen alanda bulunan karyatitlerin, 'büyük önem taşıyan bir define işaret ediyor olabileceğini' ifade etti. Karyatitlerden birinin yüzünün eksik olduğu ve her ikisinin gelenlere dışarı yönlendirmek istermiş gibi kollarını öne uzatmış halde durdukları belirtildi.M.Ö 300-325 yıllarında inşa edildiği tahmin edilen mezarlığın, Büyük İskender'in yakınları veya generallerine ait mezarları içerdiği düşünülüyor.Kaynak: Al Jazeera
Çok Gerekli Bilgiler Ansiklopedisinden, Yıldırımdan Nasıl Korunursunuz?
Yıldırıma bağlı ölümlerin sayısının çokluğu Türk insanının bu tabiat olayından korunmayı yeterince bilmediğini gösteriyor. Oysa alınabilecek basit önlemlerle yıldırımdan korunmak mümkün.Bir insana yıldırım çarpma riski, 600 binde bir olarak tahmin ediliyor. Yıldırım çarpan her 10 kişiden 9’u hayatta olmasına rağmen bunlardan yaklaşık yüzde 25’i uzun vadede psikolojik ve fizyolojik sorunlarla karşılaşabiliyor.Haberin devamı için tıklayın
Reklam