IŞİD 225 Bin Dolar Maaşa CEO Arıyor
Petrol alanındaki faaliyetlere önem veren IŞİD terör örgütü, 225 bin dolar maaşla rafineriler için bir yönetici arıyor.The Times'da yer alan habere göre, örgüt tarafından ele geçirilen Irak'taki petrol sahalarında Haziran ayında yaşanan ölümcül kazalar serisinin ardından, IŞİD elinde bulundurduğu rafinerileri yönetecek ve yaşanan kazanç kayıplarını sonlandıracak bir yönetici arıyor. IŞİD adaylar arasından uygun gördüğü ve işe alacağı kişiye, yıllık 225,000 dolar maaş ödeyecek.Rafineri yöneticisi pozisyonu, IŞİD'in boşluk bulunan en önemli noktalarından biri olarak görülüyor. Örgütün kara borsa petrol gelirleri yaz aylarının başında günlük 3 milyon doların üzerinde olarak tahmin edilirken, bunun 3'te ikisinin azaldığı ve giderek gerilemeye devam ettiği düşünülüyor.Irak'taki petrol işçileri, ülkenin Kürt bölgesindeki kara borsa mümessillerinin yoğun bir şekilde satış noktalarıyla ilgili ilanlar verdiğini söylüyor.Milliyet
Bankacılık Kanunu Değişiyor, İşte Detaylar...
Bankacılık Kanunu Tasarısı TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Tasarıya göre, Türkiye Kalkınma Bankası yalnızca anonim şirketlere değil, tüm gerçek ve tüzel kişilere kredi verebilecek. TMSF'ye borcu olan patron veya şirketlerin, haczi mümkün olan malvarlıklarını ihbar edenlere 'ihbar ikramiyesi' ödenecek.
Borsa ile İlgilenenlere 9 Pratik Tavsiye
Borsa oyun yeri mi yatırım yeri mi?Uzun vadede ne yapalım?Borsada nasıl para kazanılır?Bu ve benzeri sorulara cevaplar veren altın öğütlerimiz var.1-) Uzun vadede borsa oynamaya geldim diyorsanız hemen kağıtlarınızı satıp kurtulun. Çünkü uzun vadede borsa oynanmaz, uzun vadede sadece borsa yatırımı yapılır.2-) Uzun vade yatırımcısı olduğunuza karar verdiyseniz asla borç para, kredi veya orta vadede ödemeniz gereken para ile yatırım yapmayın. Sebebi sizin ödeme tarihleriniz geldiğinde her seferinde borsa düşmüş olacaktır. Uzun vade yatırımı bana göre tasarruf yaptığınız paralar ile olmalıdır.3-) Uzun vade yatırımı yapacaksanız en azından temel analizi az da olsa bilmeniz gereklidir, öyle ki şirketler çeyrek bilançoları açıkladığında faaliyet karları, yönetim giderleri, yurtiçi-yurtdışı satışları yorumlayabilmelisiniz.4-) Uzun vade yatırımcısı borsadaki herkesten daha az akıllı olduğunu kabul etmelidir. Böylelikle hareket kabiliyeti artar ve daha mantıklı düşünebilir. Kibir kavramını söküp attığımız için daha sağlıklı düşünür ve uygulama yapabiliriz.5-) Paraya değer veren biri asla uzun vade yatırımcısı olamaz, öyle ki düşüşlerde para kaybettikçe maliyet düşüremez ve mutsuz olursunuz. O mutsuzlukla sürekli en dipten almak istersiniz. Ve büyük yatırımcılar sizden daha zeki oldukları için sizin kafanızda belirlediğiniz dip fiyatları asla göremezsiniz. Mutsuz olan biri para kazanayım derken sağlığından olabilir, hiçbir yatırım sağlığımızdan önemli değildir. En büyük yatırım unutmamalıyız ki sağlığımızdır.6-) Para kazanırken size tavsiye verenlere ödeme yapmadığınıza göre, kaybederken de sitemde bulunamazsınız bunu asla unutmayın! Öyle ki kazananda sizsiniz, kaybedende bu yüzden kimseden tavsiye istemeyin, böylelikle kimseyi de zor duruma düşürmemiş olursunuz.7-) Unutmamanız gereken ön önemli husus borsa her zaman yükselmeyeceği gibi her zaman düşmeyecektir de. Doğru hisse senedindeyseniz her fiyattan alım yaparak para kazanabilirsiniz. 8-) Uzun vadede kademeli alım candır. 28 liradan ucuz bulup aldığınız bir hisse, 18 liraya düştüğünde daha ucuzdur. Bunu asla unutmayın. Bu yüzden ağlayıp, başkalarını suçlayacağınıza maliyetinizi düşürmeye çalışın.9-) Kademeli alım yapanlar için bir hisse senedinin fiyatı yoktur. Her kademeden alım yapabilir. Ama toplu para ile alım yapanlar daha uygun fiyatları kollamalıdır, bu psikolojik açıdan avantaj sağlar. Vadenizi iyi belirlemeli ve kendinize ait bir sistem geliştirmelisiniz.
Tam İlmihalli Türkiye Üzerinde Oyunlar Oynayan Lobiler Rehberi
Cumhurbaşkanımız zat-ı alileri, kuşkusuz her kudrete sahip hükümetimizin kıymetli üyeleri, Cumhurbaşkanımızın ekonomiye olduğu kadar metafiziğe de hakim Sayın Başdanışmanı Yiğit Bulut, asla fol yutmayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız Melih Gökçek hazretleri ve kalbi onlarla atan basınımızın parlak münevverleri sağolsunlar geçtiğimiz iki yıl içerisinde yaptıkları türlü açıklama ile Türkiye üzerinde oyunlar oynayan tüm lobileri bir bir faş ettiler. Ancak bütün bu lobileri toplu bir şekilde derlenmediği için tehditin boyutlarını algılamamız yardımcı olacak bir rehber bulunmuyordu. Böyle kıymetli ve vatanperver bir görev karşısında Türk Basınının yenilikçi sesi Onedio olarak sessiz kalmamız elbette düşünülemezdi. Hangi lobilerle mücadele ettiği bilincinden yoksun, şuursuz nesiller önümüzde dururken herhalde sessiz kalacak, milli, manevi ve hamasi inkişafımız için elimizden geleni ardımıza koyacak değildik. Bu görev bilinciyle harekete geçerek bütün lobileri tek tek sıraladık. Gördüğümüz manzara aklı olan herkesi eminim hayrete ve tedirginliğe düşürecektir.
Hong Kong'da Neler Oluyor?
27 Eylül’de Hong Kong’da başlayan Occupy Central eylemleri birdenbire ortaya çıkmadı. 16 Ağustos 2013′te Benny Tai Yiu-ting isimli bir hukuk profesörü, akademik bir dergide yayınlanan makalesinde insanları şehrin iş ve finans merkezinde düzenlenecek bir sivil itaatsizlik eylemine çağırdı. Benny Tai’nin planladığı bu eylemin amacı 2017 devlet başkanlığı seçimlerinde daha demokratik bir seçim ortamının yaratılmasıydı.Hong Kong devlet başkanının seçileceği 2017 seçimlerinde, son düzenlemelere göre halk sadece Beijing tarafından gösterilen adayları oylayabilecek. Beijing’in seçtiği isimler de büyük ihtimalle komünist ve anti-demokratik partiler olacak. Kendi adaylarını kendi seçmek isteyen ve bu seçim sisteminin uluslararası demokratik standartlara uymadığını düşünen Hong Konglular bu durumdan rahatsız.Bu eylem fikrinin geliştirilmesi için halka açık tartışma ortamları yaratıldı. 22 Haziran 2014′te resmi olmayan, katılımcılara seçim sistemini daha demokratik kılacak üç reform planından birini seçme imkanı veren bir referandum yapıldı. Bu referanduma 100 bin kişinin katılması hedeflenirken sayı 780 bine ulaştı. Son olarak planlanan ‘ Occupy Central with Love and Peace ‘ ismindeki şiddet yanlısı olmayan bir sivil itaatsizlik hareketi 27 Eylül’de başlatıldı. Polisin protestoculara göz yaşartıcı gaz kullanmasıyla birlikte tepkiler çoğaldı ve protestolar şehrin diğer kısımlarına da yayıldı.Dipnot Tv
Alibaba, Ebay ve Amazon'un Toplamından Daha Değerli
Çin’in Amazon’u olarak bilinen alışveriş devi Alibaba, rekor talep ve değerle Wall Street borsasında halka açıldı. Piyasa değer 231 milyar dolara ulaşan site, Amazon ve eBay’in toplamından daha yüksek bir değere ulaştı.Bu yılın başından beri ABD borsasına giriş yapmaya hazırlanan Alibaba, cuma günü Wall Street’te işlem görmeye başladı. Halka arzı planlanırken 60-66 dolar arası değer biçilen hisse fiyatı, borsa kapanışında 93,89 dolar oldu. Yaklaşık 271 milyon hissenin el değiştirdiği işlemler sonucunda, Alibaba’nın değeri 231 milyar dolara ulaştı.Bu yüksek değerlenmeyle beraber, ABD’li çevrimiçi satın siteleri Amazon ve eBay’in toplamından bile daha yüksek bir değere ulaşan Alibaba, borsa değeri 200 milyar doları gören Facebook’u da geçmeyi başardı.Borsadaki ilk gününü halka arz fiyatının yüzde 38 üstünde kapatan Alibaba adına açıklama yapan CEO Jack Ma, hedeflerinde Wal-Mart’tan daha yüksek bir değere ulaşmak olduğunu açıkladı. Wal-Mart’ın değeri ise 245 milyar dolar.Alibaba, iyi geçen cuma gününün ardından ABD’nin dördüncü en büyük teknoloji şirketi unvanını kazandı.Alibaba, çevrimiçi alışveriş sektöründe birçok firma ve hizmeti bulunan bir şirket. Satıştan ödeme sistemlerine, bulut bilişimden anında mesajlaşmaya kadar birçok servisi bulunan firma, dünyanın en büyük teknoloji gruplarından biri.ABD’li Yahoo, Alibaba’nın yüzde 22,6′sına sahip ve cuma günü gerçekleşen halka arz ile 8,27 milyar kazandı.stuff
Reklam
Bank Asya Yarım Saat Kapalı Kaldı
Seans başında işleme geçici olarak kapatılan Bank Asya hisseleri yüzde 7.81 primle 0.69 liradan açıldıBank Asya hisseleri ikinci seansın başında yaklaşık yarım saat işleme geçici olarak kapatıldıktan sonra saat 14:45'te yüzde 7.81 primle 0.69 liradan açıldı.Borsa İstanbul Genel Müdürlüğü, Bank Asya'nın hisseleri borsa yönetmeliğinin 25. maddesinin b bendini gerekçe göstererek işleme geçici olarak kapatmıştı.Bank Asya hisseleri sabah seansın ilk dakikalarında taban fiyattan işlem gördükten sonra kayıplarının tamamını geri alarak tavan fiyata yükselmişti. Hisseler, ilk seansta yüzde 10.94 yükselişle tavan fiyat olan 0.71 liraya ulaşmış ve ilk seansı bu seviyeden tamamlamıştı.Bank Asya ilk seansın kapanışının ardından KAP'a yaptığı açıklamada, 'Bankamız ile ilgili olarak, mevcut durum itibariyle kamuya açıklanmış olanlar haricinde, kamuya açıklanmamış herhangi bir özel durum bulunmamaktadır' denildi.Dünya
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Maliye Bakanlığı verilerinden, “gizli hizmet giderleri” başlığı altında geçen örtülü ödenekten, temmuzda 157 milyon 229, ağustos ayında ise 141 milyon 796 bin TL harcama yapıldığını öğreniyoruz.Bu iki rakam, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ ın başbakanlığının son iki ayında, örtülü ödenekten 300 milyon TL kullandığı anlamına geliyor.Temmuz-ağustos ile birlikte 2014 yılı ocakağustos dönemi sekiz aylık toplam örtülü ödenek harcaması ise 738 milyon 77 bin TL’ye ulaştı.Karşılaştırmalı olarak gerek temmuzağustos, gerekse sekiz aylık veriler açısından bakıldığında, örtülü ödenek harcamalarında “düşüş” var.2012-2013 dönemindeki olağanüstü artış hızı yavaşlamış.Önceki yıllarla karşılaştırıldığında, özellikle son iki yıl örtülü ödenek harcamalarında kaydedilen “rekor” artış kamuoyunda sık tartışıldı.
Reklam
'Petrol İddiası Adice Bir İfade'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan Türkiye'nin IŞİD'den petrol aldığı iddiaları için 'Çok çirkin ve kesinlikle yalan, adice bir ifade' dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki günlük Katar ziyareti sonrası dönüş yolunda uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.Erdoğan, Katar'ın ülkeden ayrılmalarını istediği Müslüman Kardeşler üyelerinin Türkiye'ye gelme ihtimalleri hakkında 'Talepte bulunanlar olursa inceler, sakıncalı bir durum yoksa bir yabancı nasıl misafir oluyorsa onlar da gelebilir' dedi.Erdoğan'ın sözleri şöyle:'Bunların Türkiye'ye gelmek gibi bir talepleri olması durumunda incelenir, bakılır. Gelmelerini engelleyecek bir sebep varsa farklı bakılır. Engel yoksa herkese gösterilen kolaylık nedir, onlara da bakılır. İsim bazında sıkıntı var mı, yok mu, bakılır. Bu noktada yoksa, herhangi bir yabancı nasıl misafir oluyorsa onlar da gelebilir.'Bank Asya'nın durumuErdoğan, Borsa'daki tahtası uzun süre kapalı kaldıktan sonra tekrar açılan Bank Asya'nın durumu konusundaki soruları da yanıtladı, BDDK'nın atması gereken adımlar olduğunu, bu adımları atmadığı takdirde sorumlu olacağını söyledi.'Bank Asya tahtası açıldı, dip yapma süreci var. Burada bir gerçeği görmek lazım. Böyle taşıma su ile değirmeni döndüremezsiniz. Bankacılığın kendine has kuralları var. Ona göre top oynamak zorundasınız. İstediği zaman vatandaş parasını çekebilmeli. Eğer vatandaş parasını çekemez hale gelirse, sermaye rasyosunda ciddi bir kapanma var demektir. BDDK'nın atması gereken adımlar var. Hangi maddeyi uygular bilemem ama benim de ülkemin birliği, dirliği için bir yere kadar işi takip edip gerekli bilgiyi almam lazım. takipteyiz. BDDK karar vermeli ve buna göre adım atmalı. Aksi takdirde bunun sorumlusu BDDK olur.''Ekonomik risk yok'Cumhurbaşkanı Erdoğan, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye hakkındaki değerlendirmelerini de eleştirdi, 'Türkiye'de ekonomik risk yok' dedi.'Türkiye'nin önünde herhangi ekonomik bir risk söz konusu değil, bunlar bu açıklamaları siyasi yapıyor. Bu açıklamaların ekonomik bir temeli, bilimsel bir temeli yoktur. Bunu geçmişte de yaptılar. Standard and Poor's'la ilişkiyi kestik. Bunlar tavırlarını böyle sürdürürlerse Başbakan'a söylerim, 'bunlarla da ilişkiyi kes, bize bunlar bir şey kazandırmış değil'. Bunlarla gelmedik buraya. Batan ekonomileri değerlendireceksin, Türkiye gibi bir ülke büyüyor, sen kalkıyor hâlâ 'durağandır, budur' diyorsun. Siyasi yaklaşımlar... Bunların perde arkasında nelerin olduğunun sizler de benim gibi farkındasınız.''IŞİD'den petrol alındığı' iddiasıErdoğan, New York Times gazetesinde yer alan Türkiye'nin IŞİD'den petrol aldığı iddiasını kesin bir dille yalanladı, 'Türkiye'ye resmi kanallar dışından gelen petrol olursa bunu imha ediyoruz' dedi.'Bu konuyla ilgili Türkiye'nin duruşu her zaman belli. Burada bir defa 'IŞİD'den Türkiye petrol alıyor' ifadesi çok çirkin ve kesinlikle yalan. Bu ifadeleri ortaya koyanlar adice bir ifade ortaya koyuyorlar. Ben dün de açıklamamı yapmıştım. Bölgedeki tüm terör eylemlerine karşı duran bir ülkeyiz. Çünkü biz terör eylemlerinden çok çektik. Kaldı ki bize resmi kanal dışından giren bu tür petrol olursa bunları alıkoyup imha ediyoruz. Beş bin ton getirilmek istenen petrol yakalandı, imha edildi. Türkiye bu konularda hassastır, asla fırsat vermez. IŞİD ya da petrol kaçakçılığı yapan örgütlere müsamaha ile bakmamız mümün değil.''ABD ile stratejik ittifakımız devam ediyor'Amerikan basınında yer alan, Türkiye'nin ABD'nin müttefiki olmadığı yönündeki yorumlarla ilgili olarak da Erdoğan şunları söyledi:'Kerry ile de yaptığımız görüşmede söyledim. ABD basını asparagas, yalan haber üretiyor. Bu adını verdiğiniz gazete de bu tür haberler üretmekte mahir bir gazete. Bizim bir defa ABD ile stratejik ittifakımız devam ediyor. Hatta model ortaklığımız devam ediyor. NATO Zirvesi'nde bazı gerek ulusal, gerek uluslararası medya bizim görüşme yapmayacağımızı ve ertelendiğini yazdı. Biz Başkan Obama ile bir buçuk saat oturduk. ABD Milli Savunma Bakanı Türkiye'deydi, görüşmeler yaptı. Cuma günü Dışişleri Bakanı Türkiye'deydi. Bu kadar yoğun bir trafik Türkiye ile ABD arasında olurken, bu haberlerin kıymeti harbiyesi olabilir mi? Uydurma, amaç 'Türkiye ile ABD arasına nasıl fitne sokarız?' Türkiye'deki bazı grupların buna aracı olması da bunların ne kadar önemli olduğu konusunda önemli...'ABD'nin IŞİD'le mücadele stratejisiErdoğan, ABD'nin ortaya koyduğu IŞİD'le mücadele stratejisinde Ankara'yı tatmin etmeyen unsurlar olduğu yönündeki değerlendirmelerle ilgili olarak 'Buradaki mücadelenin boyutunda hem Suriye'yi hem Irak'ı görüyorsunuz. Bu ifade benim NATO Zirvesi'nde de kullandığım ifade. Olayı sadece Irak olarak değerlendirmek yanlış' dedi.Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:'Koalisyona lafta değil gerçekte kim gerekecek. Afgnaistan'da dört ülke kaldı. ABD, Almanya, Türkiye, İtalya. Sayı ortaya koyduğunda 10 bin. Burada da biz 'Tamamen işin dışında kalalım' demiyoruz. Bizim söylediğimiz, 'İnsani yardım konusunda destek veririz' diyoruz, 'Ama hassasiyetlerimizi göze almanız lazım' diyoruz. Bunu böyle değerlendirmeye alırlarsa, 'İnsani yardım konusunda haklılığımızı anlarsınız' diyorum.'Erdoğan 'Peki anlayış var mı?' sorusunu, 'Kerry aksi bir şey söylemedi' diyerek yanıtladı.'Suriye rejimi ile mücadele konusunda ABD tavrı tatminkar mı?' yönündeki soruya ise 'Burada olayın iki boyutu var: Strateji ve taktik. Bunlar çalışılıyor, değerlendirmeler yapıldıktan sonra gerçeği görür, ona göre 'memnunuz ya da değiliz' derler' yanıtını verdi.IŞİD'in elindeki rehineler'Katar'dan çok, gayretlerimiz ve çalışmalarımız, Irak'taki özellikle bu işle ilgili birimlerle yürüyor. Çünkü bu işin merkezi Musul. Olayın döndüğü yer orası. Tüm bu olanlar karşısında bizim 49 rehinemize yönelik elimizde bizim de kendimize yönelik bazı değerlendirebileceğimiz imkanlar var. Bizim derdimiz şu: Türkiye, halkının yüzde 99'u Müslüman ülke. Bu 49 arkadaşımızın hepsi Müslüman. Onlara karşı böyle bir yaklaşımın olması bizi üzmüştür. Bunu temaslarla nasıl çözeriz, bunun gayretindeyiz. Bunu istihbaratla yapıyoruz. İstihbarat örgütümüz bunu sürdürüyor. Temennim sağ salim bu işi başarırız. Dert, gayret bu.'Tampon bölgeErdoğan, Irak ve Suriye'de tampon bölge iddiaları için de 'Bu işin teknik boyutu silahlı kuvvetlerde. Onlarla görüşme sürüyor. Buna gerek var mı, yok mu; varsa, nerelerde; derinlik belirleyip önümüze getirecekler ve biz de 'uygundur ya da değildir' diyeceğiz' ifadelerini kullandı.Kürtçe eğitimDiyarbakır, Şırnak ve Hakkari'de Kürtçe eğitim verme amacıyla açılan okullar da gazetecilerin Erdoğan'a sorduğu sorular arasındaydı. Erdoğan, 'Devletin resmi dili Türkçe'dir. Biz Kürtçe olsun, diğer diller olsun; düşüncelerimizi söyledik. Seçmeli olarak, seçmeli derste Kürtçe öğrenebilir. Üniversitelerde ön açıldı. 'Yeterli değil' diyorlarsa, kurslar da açabilirler. Bunlar artık çok ciddi alınmış bir mesafe. Bunun dışında kalkıp da resmi dil olarak konuşmaya kalkarlarsa olmaz. Türkiye'nin resmi dili Türkçedir' dedi.Çözüm süreci'Sağlıklı netice aldık diyemeyiz ama umut var. Bölge halkı çok mutlu. Beş maddelik bir yasal zeminimiz var. En önemli olanı silahların verilmesi, tekrar evlerine dönüş. Bunların farklı şekilde rehabilitasyon çalışması, iş sahibi yapılması gibi konular. Çözüm sürecinde devletin birimlerinde görev alan insanların, onlara yönelik adli, cezai uygulamaların olmaması konusu. Burada yol alan insanlar 'Adli, cezai noktada yarın bir takibata uğrayacaksam ben bu işin içine giremem' der. Yasal düzenlemenin içine koyduk.'Erdoğan, 'Çözüm sürecinde en büyük risk nedir?' sorusuna da şu yanıtı verdi:'Tahriklere kapılmamak ve soğukkanlılığı elden bırakmamak lazım. Bayrak indirme bir tahriktir. Araç yakma, yatırımlar vb. Bunlarla ilgili olarak girişim var. Güneydoğu'da bakıyorsun bir sürü adım atıyoruz, araçlar yakıldığında bunca insan çalışıyor, birçoğu bırakıp gidiyor, yeni müteahhit arıyorsun. Yollarda da aksamalar oluyor. Bir taraftan Kürt sorunu meselesi diyorlar, varsa bir sorun, yakma yıkma işlemlerine karşı benim vatandaşlarım direnç koymalı. Beni ekmeğimden ediyorsun. Diyarbakır'daki annelerin direnişi önemliydi, şahsiyetli duruştu. Bazılarının çocukları gönderildi, geldi. Bu konuda özellikle parlamentoda 'biz Kürt vatandaşlarımızın temsilciyiz' diyen partinin de samimiyetle kaçırılan insanların verilmesi noktasında, çocuklarla ilgili hükümetle el ele vermek suretiyle bu işi çözmeleri lazım. Biz ne yaptık? MİT Müsteşarı ile parlamentoda olan bu partiyi adaya belli aralıklarla gönderdik. Bir çözüm için gönderdik. Bundan dolayı biliyorsunuz parlamentoda grubu olan başka parti ya da partiler hakaret etti. Bizim derdimiz bağcı ile değil, üzümü yemektir. Siyaset risktir. Bu riski göze alamazsanız olmaz.'O soruya yanıt vermediErdoğan, dün bir gazetede yer alan ve Ahmet Davutoğlu'nun Başbakan olmasının ardından AK Parti'nin oyunun yükseldiğini gösteren anket hatırlatılarak sorulan bir soruya ise yanıt vermekten kaçındı. Cumhurbaşkanı 'Siz genel seçimlerde yüzde 34, 47 ve 49 almıştınız, sizce Davutoğlu için 2015 Haziran seçimlerinde başarılı sonuç nedir' sorusuna 'Böyle bir değerlendirmeyi yapmam bulunduğum makama ters olur, bana ters köşe yapmaya çalışıyorsun, fırsat vermem' dedi.Kaynak: Al Jazeera
İşte Apple'ın Kol Saati; "Apple Watch"
Yıllardır süren spekülasyon ve dedikodulardan sonra Apple sonunda kol saati, Apple Watch'u tanıttı... 2015'in ilk çeyreğinde Amerika'da 349 Dolar'dan başlayan fiyatlarla piyasaya sunulacak olan saate yakından bakalım
Reklam
Borsadan Galatasaray ve Trabzonspor'a Uyarı
Borsa İstanbul, Galatasaray ve Trabzonspor'un süren finansman sıkıntısı için alacakları tedbirleri 31 Aralık'a kadar açıklaması gerektiği yönünde açıklama yaptı.Borsa İstanbul'dan iki buyük kulübe uyarı geldi.Borsa İstanbul Yönetim Kurulu, Galatasaray GSRAY ve Trabzonspor'un TSPOR finansman sıkıntılarının devam ettiğini ve iki şirketin finansal yapılarını düzeltmek için alacağı tedbirleri 31 Aralık'a kadar KAP'ta açıklamaları gerektiğini bildirdi.BIST Yönetim Kurulu ayrıca, yıl sonuna kadar açıklanacak tedbirlerle ilgili gelişmelerin takibine ve 31 Mayıs 2016 tarihli finansal tablolarına yansıyacak şekilde herhangi bir düzelme olmadığı takdirde BIST tarafından alınacak aksiyonların, şirket paylarının pazar değişikliği de dahil olmak üzere belirlenmesi için konunun yeniden değerlendirilmesine karar verdi.eurosport
KAP Yoğunluk Yüzünden Çöktü
Kamu Aydınlatma Platformu'nun resmi sitesi yoğunluk yüzünden çöktü.Galatasaray ve Trabzonspor’un arka arkaya transfer bombaları patlatmasının ardından Kamu Aydınlatma Platformu’nun resmi sitesi yoğunluk yüzünden çöktü.Transfer sezonunun son gününde arka arkaya yapılan borsa bildirimleri, KAP’ın resmi sitesinin açılmamasına neden oldu.AMK Spor
Babacan-Kurtulmuş İkilisi Piyasayı Endişelendirdi
Yeni kabinede, Başbakan yardımcısı Ali Babacan'ın yanı sıra Numan Kurtulmuş'un da aynı görevi üstlenmesi piyasada endişe yarattı. Piyasa analistleri, Babacan ve Kurtulmuş'un eşit görevlerde olmasının, ekonomi yönetiminde 'çift başlılık' yaratabileceği endişesiyle, kâr realizasyonu kaygılarının da eklenmesiyle piyasada küçük çaplı satışlara neden oldu.Kabinenin açıklanmasından önce 2.1550 liraya kadar gerileyen dolar, ekonomi yönetimine ilişkin kaygıların belirginleşmesiyle 2.1655 liraya kadar yükseldi. Kapanış saatlerinde dolar 2.1635 ve euro da 2.8450 lira dolayında işlem görürken, yarı yarıya dolar ve eurodan oluşan döviz sepeti de 2.5042 değerine yükseldi. Yeni kabinede ekonomi yönetiminin beklendiği gibi görevini korumasının ardından kâr realizasyonu ile karşılaşan hisse senetleri günü yüzde 0.65 ekside kapatırken, seans sonuna doğru banka hisselerinde satışlar arttı. Güne 81,009 puan ile artıda başlayan Borsa İstanbul Endeksi beklentilerin altında kalan Temmuz ayı dış ticaret açığı verisi sonrası 81,600 puanın üzerine çıktıktan sonra, yeni hükümetin açıklanmasının ardından eksiye geçti. Borsa İstanbul Endeksi 80,312.94 puandan kapanırken, banka hisseleri yüzde 1.53 geriledi. DHA
Reklam
Dünyanın En Büyük Borsa Hurafeleri
Borsa hakkında fazla bilgisi olmayıp kulaktan dolma bilgilere göre borsayı değerlendiren kişiler tarafından efsane haline gelmiş hurafeler vardır. Borsanın bir kumarhane olduğu, para yatırdığınızda tüm paranızı zaten kaybedecek olduğunuz bir oyun olduğu gibi en bilindik hurafeleri mutlaka duymuşsunuz. Peki, bu hurafelerin gerçekle bir ilgisi bulunuyor mu? Her şeyden önce borsa bir kumarhane değildir ve borsaya para yatırdığınız zaman mantıklı bir şekilde hareket ederseniz para kazanırsınız. Borsanın tanımı yapılırken, menkul kıymetlerin alım – satım işlemlerinin yapıldığı kurumsal piyasalar kelimeleri kullanılır. Kurumsal olmaları ve piyasa olmaları, bunlara ek olarak küresel ekonomi ve ülke ekonomisi adına birçok katkısı olması borsanın bir kumarhane olmadığını açıklamaktadır. Aynı zamanda denetlenen kurumlardır ve belli bir düzene göre işlemektedir. Borsalarda yaşanan bazı çöküşler, spekülasyonlar ve asılsız tüyolardan kaynaklanan kayıplar kişilerin borsaya dolandırma merkezi olarak bakmasına neden oluyor. Libor skandalı, Londra Balina Skandalı ve manipülasyon gibi yasal olmayan faaliyetler, borsayı yanlış tanıtmaktadır. Ama borsa denetlenmektedir ve bu faaliyetlerin karşılığında cezai işlemler uygulanmaktadır. Borsanın en klişe hurafelerine bakacak olursak; Hisse Senedi Yatırımı Sadece Kumardır! Birçok kişinin düşündüğü ve inandığı hurafe budur. Hisse senedi alıp satarak para kazanmayı planlayan kişilerin dolandırılacağı düşünülür. Oysa ki, hisse senedi yatırımları ile ünlü birçok borsacı bulunmaktadır. Bu kişilerin paralarını kaybetmelerinin çeşitli nedenleri vardır. Bunların başında bilgisizlikleri gelmektedir. Bilgisizlikten doğan birçok nedenle para kaybı meydana gelir. Aynı zamanda borsa başka bir kişiden aldığı tüyo ile hareket eden kişiler de para kaybetmeye mahkumdur diyebiliriz. Hisse senedi, sermaye şirketlerinin ortaklarına, ortaklıklarını ve paylarını belgelemek amacıyla verdikleri menkul kıymettir. Hisse senedi sahiplerinin çeşitli sorumlulukları ve hakları bulunmaktadır. Aynı zamanda şirketin kendine kaynak yaratması, tanınması ve güveni sağlaması adına borsaya açılması da şarttır. Borsaya açılan şirketin hisse senetleri alınıp satılmaktadır ve bu hisseler borsada listelenmekte, kayıt altında tutulmaktadır. Daha sonra da şirketin performansına, verimliliğine, karlılığına, sermaye artırımına ve sermaye büyüklüğü gibi nedenlere bağlı olarak hisseleri de değerlenmektedir ve bu hisselere sahip olan kişiler para kazanmaktadır.Borsa Zenginler ve Aracılar için Özel Bir Kulüptür! Borsada yalnızca zenginlerin servetine servet kattığı düşünülmektedir. Ama bu da tamamen yanlıştır. Ayrıca aracıların piyasaya müdahale etmesi mümkün değildir ve denetlenen kurumlardır. Borsaya minimum teminat ile girerek yaptığınız başarılı işlemler sonucunda borsadan para kazanırsınız. Portföyünüzün büyüklüğüne ve başarısına göre de daha çok kazanç elde edersiniz. Zengin bir kişinin borsaya 100 bin lira ile girdiğini düşünürsek daha büyük kazanç elde edeceği bir gerçektir. Çünkü 100 bin ile oluşturulan portföy minimum teminatla oluşturulan portföye göre daha büyüktür.Başarısız Şirketlerin Geri Geleceği Amatör yatırımcıların düştüğü bir hurafedir. Eskiden başarılı olmuş ama şu anda başarılı olmayan şirketlerin hisselerinin tekrardan zirveye ulaşacağına inanmaları ve bu nedenle de bu hisseleri satın almalarının karlı olduğu söylenmektedir. Bu noktada yapılması gereken iyi bir borsa bilgisi, piyasa takibi ile analizleri doğru bir şekilde uygulayıp yorumlayabilmektir.Yükselen Hisseler Mutlaka Düşmelidir! Teknik analistlerin inancına göre zirveye ulaşan hisse senetleri mutlaka düşüş yaşayacaktır. Ama bazı durumlarda fizik yasaları borsa ile uyuşmamaktadır. Belli bir noktaya düşen veya yükselen hisse senetleri destek ve direnç noktalarını kırabilir. Bu durumda da analizlerin önemi bir kere daha ortaya çıkmaktadır. Arz ve talebe göre bu kırılmalar meydana gelebilir ve bu nedenle de piyasada oluşan arz ve talep durumu iyi bir şekilde yorumlanabilmelidir.Biraz Tüyo Almak İyidir! Borsa para kazanılan bir ortamdır ve söz konusu para kazanmak olduğu zaman kimse kimseye güvenmemelidir. Böyle bir ortamda kimse size bedavadan tüyo vermeyecektir. Tüyolar büyük olasılıkla bir spekülasyonunun varlığını göstermektedir. Bu nedenle de başkasına para kazandırmak için bu tüyolara inanabilirsiniz. Ama başkasına kazandırıyorsanız, siz kaybediyor olabilirsiniz. Borsa hakkında bilgi ve deneyim kazanarak kendi stratejilerinizi oluşturmalı ve başkalarından edindiğiniz bilgilere göre işlem yapmamalısınız. Günümüzde internet sayesinde bilgi edinmek ve deneyim kazanmak eskiye göre çok daha kolaydır. Bu olanaklardan tam anlamıyla faydalanarak kendinize en uygun yatırım stratejisini bulmalısınız ve planlarınız dahilinde disiplinli bir şekilde işlemlerinizi gerçekleştirmelisiniz. Yatırım yapmak sıkı bir çalışma ve çaba gerektirmektedir. Eğer kolay yoldan para kazanmak istiyorsanız, borsa bunun için uygun bir yer değildir. KAYNAK: http://borsanasiloynanir.co/
Reklam
Vatandaş Gırtlağa Kadar Borç Batağında, Erdoğan Kapağı Çankaya'ya Atma Derdinde
CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran Başbakan Recep Tayyip Erdoğan döneminde Türk ekonomisinin iç-dış borcunun katlandığına ilişkin çeşitli verileri derlerken, 'Erdoğan döneminde kamu ve özel sektör borcu üç kat arttı o hala 'borç yiğidin kamçısıdır' diyor. Borç yiğidin kamçısı değil, ekonominin yumuşak karnıdır. Türkiye’nin sırasıyla eğitim, sağlık, adalet, güvenlik, iş bulma ve fırsat eşitliğinde yeni bir sayfa açması gerekmektedir. Ayrıca her alanda eşitsizlik giderilerek yeni bir kalkınma hikâyesi yazılmalıdır. Erdoğan “borç yiğidin kamçısıdır” sözünü ezberlemiş, ama koca Türkiye “borç yiyen kesesinden yer”in canlı örneği haline geldi, bunu gizliyor. Borç yiğidin kamçısı değil Türk ekonomisinin yumuşak karnıdır! Kendisine bir de “Borç ağır bir yüktür” Hadis-i Şerifini de hatırlatalım belki üzerinde etkisi olur” diye konuştu. Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Umut Oran şunları kaydetti:   Cumhurbaşkanlığı’na kendi kendini aday gösteren Tayyip Erdoğan, üç dönemlik başbakanlığı süresindeki ekonomi politikalarıyla devleti, özel sektörü ve vatandaşları gırtlağına kadar borca soktu. Erdoğanlı yıllarda kamunun toplam borcu net 378,8 milyar lira artarak 257 milyar liradan 636 milyara yükseldi. Başka deyişle ilk 80 yılın sonundaki borç bakiyesi 257 milyar lira olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, son 11.5 yılda bunun yaklaşık bir buçuk katı kadar net borçlanmaya gitti, toplam borç 2.5 katına çıktı.  Kamu ve özel sektörün 2002 sonunda 129.6 milyar dolar olan toplam dış borcu, 386.8 milyar dolarla üçe katlandı. 2002’de 3.896 TL olan kişi başına kamu borcu, Erdoğan’la 8.296 TL’ye, kişi başına 1.963 dolar olan dış borç ise 5.045 dolara çıktı. Buna karşılık Erdoğanlı yıllarda ekmek fiyatı ikiye, benzin üçe katlandı, asgari ücretin alım gücü yaklaşık 7 çeyrek altından 5’e düştü. Sürekli borçlanmaya ve tüketmeye teşvik edilen vatandaşların kredi borçları 127 kat artışla 1.9 milyardan 253 milyara, kredi kartı borçları da 4.3 milyardan 77.7 milyara yükseldi. 2.5 milyon kişi borcunu ödeyemediği için kara listeye girmiş durumda. Erdoğan döneminde kârın yurt dışına aktarılması teşvik edildi. Aralık 2002-Nisan 2014 arasında dış kredilere ödenen faizler, yabancıların Türkiye’deki doğrudan yatırım ve portföy yatırımlarından elde ederek ülkelerine aktardıkları kârlar ve Türkiye’de elde ettiği ücret ve primlerden aktarmalar şeklindeki toplam kaynak transferi 170 milyar doları aştı. Şimdi Köşk’e kapağı atıp ülkeyi oradan yönetmeye, kendi tek adam rejimini tahkim edip resmileştirmeye niyetlenen Erdoğan, dokunulmazlık zırhı sayesinde, yaptığı onlarca yolsuzluğun cezai sorumluluğundan da kurtulmayı planlıyor. Erdoğan’ın ekonomide bıraktığı saatli bombanın bedelini ise 77 milyon ödeyecektir. Bu enkazın ciddi siyasi ve sosyal sonuçları olacak, bu yük uzun yıllar halkın ve devletin sırtında kambur olmaya devam edecektir. Erdoğan “borç yiğidin kamçısıdır” sözünü ezberlemiş, ama koca Türkiye “borç yiyen kesesinden yer”in canlı örneği haline geldi, bunu gizliyor. Borç yiğidin kamçısı değil Türk ekonomisinin yumuşak karnıdır! Kendisine bir de “Borç ağır bir yüktür” Hadis-i Şerifini de hatırlatalım belki üzerinde etkisi olur. Erdoğan, üç dönem yaptığı başbakanlık görevinin ardından şimdi kendi kendini Cumhurbaşkanlığına aday göstererek Çankaya’ya kapağı atmaya hazırlanıyor. Başbakanlığı süresince içeride toplumu kutuplaştıran, ülkeyi bölünme noktasına getiren, dış politikası ile Türkiye’yi adeta tüm dünya ile düşman eden Erdoğan, ekonomide de izlediği sıcak paraya ve borçla tüketime dayalı politikaların sonucuolarak patlamaya hazır bir saatli bomba niteliğinde devasa bir borç batağı bırakıyor. 11.5 YILDA DEVLETİ NET 379 MİLYAR LİRA BORÇLANDIRDI Kamunun 2002 sonunda 155 milyar lira olan iç borç stoku 11.5 yılda 436,3 milyar liraya çıkarak üçe katlandı. Aralık 2002- Mart 2014 döneminde 102 milyar liradan 199.6 milyara çıkan dış borçla birlikte kamunun toplam borç yükü yaklaşık bir buçuk kat büyüyerek 257 milyar liradan 636 milyar liraya ulaştı. Buna göre toplam kamu borcu 2002-2014 döneminde net 378,8 milyar lira büyüdü. Başka deyişle ilk 80 yılın sonundaki borç bakiyesi 257 milyar lira olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, son 11.5 yılda bunun yaklaşık bir buçuk katı kadar net borçlanmaya gitti, toplum kamu borç stoku 2.5 katına çıktı.  11.5 YILDA DIŞ BORÇ 3’E KATLANDI…Erdoğan’ın başbakanlığında Türkiye, dış borçlanma rekoru kırdı. Ülkenin 2002 sonunda 129.6 milyar dolar olan toplam dış borcu, Mart 2014 itibariyle 386.8 milyar dolara çıktı. AKP döneminde, Cumhuriyetin ilk 80 yılında oluşan stokun iki katı kadar net dış borçlanmaya gidildi. Başka deyişle 80 yılın sonundaki dış borç bakiyesi son 11.5 yılda üçe katlandı. 386.8 milyar dolarlık dış borcun yaklaşık 117 milyar doları kamuya, 4.9 milyar doları Merkez Bankası’na, 264.9 milyar dolarla en büyük bölümü ise özel sektöre ait bulunuyor. 11.5 yılda kamunun dış borcu yüzde 81 büyürken, özel sektörün dış borcundaki büyüme 515 kata ulaştı. AKP’nin işbaşına geldiğinde kamu finansmanını dış borç yerine ağırlıkla iç borçla döndürmeye ağırlık vermesi, kur garantisi vererek özel sektörü dışarıdan borçlanmaya teşvik etmesi bu kesimin dış borcunu patlattı. Bankalar başta özel sektör dışarıya, kamu ise daha çok içeriye borçlu hale geldi. VATANDAŞIN KREDİ BORCU 127 KAT, KART BORCU 17 KAT BÜYÜDÜ AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılının sonunda 1.9 milyar lira dolayında bulunan toplam tüketici kredileri, aradan geçen sürede tam yüzde 12 bin 743 (127.4 kat) artarak bu yılın Nisan sonunda 253.4 milyar liraya ulaştı. Bunun 112.1 milyarını konut, 7.7 milyarını taşıt kredileri, yaklaşık 133.6 milyarını da diğer krediler oluşturuyor. AKP’nin, ekonominin lokomotifi olarak gördüğü ve aynı zamanda en büyük yolsuzluk alanlarının başında gelen inşaat sektörüne verdiği olağanüstü kamu desteğinin de etkisiyle, tüketici kredileri içinde en hızlı artış 420 katla konutta gerçekleşti. Aynı dönemde bireysel kredi kartı borçları da yüzde 1.692 oranında (16.9 kat) artarak 4.3 milyar liradan 77.7 milyara yükseldi. Böylece tüketici kredileri ve bireysel kredi kartı borçlarının bileşimi olan toplam hane halkı borç yükü, 51.5 kat büyüyerek 6.3 milyar liradan 331.1 milyara yükseldi. Bu dönemde haneler 324.8 milyarlık net borçlanmaya gittiler. Halkın borçla tüketime şartlandırıldığı AKP döneminde kredi kartlarının sayısında adeta patlama yaşandı. 2002 sonunda 15 milyon 705 bin 370 adet olan dolaşımdaki toplam kredi kartı sayısı, yüzde 265 artışla Mayıs 2014 itibariyle 57 milyon 317 bin 236 adede ulaştı. Buna göre AKP döneminde vatandaşların cebine net 41 milyon 611 bin 866 adet yeni kredi kartı konuldu. Öte yandan Mayıs 2014 itibariyle tüketici kredisi ve/veya kredi kartı borcunu ödemediği için kara listeye alınan 2.5 milyon vatandaş bulunuyor. Kara listedekilerin sayısı son 4 yılda 5’e katlanmış durumda. BORÇ BATAĞI NASIL OLUŞTU?Erdoğan hükümetlerinin izlediği politikalarla Türkiye ekonomisi, sıcak para ve borçlanma şeklinde dış kaynağa aşırı bağımlı hale getirildi. Tatlı kârı gören sıcak para geldikçe ekonomi çarkı döndü. Ekonomide canlılık, yoğun sıcak para girişleri ve bankaların yurt dışından borçlanıp bununla içeriyi fonlaması sayesinde sürdürüldü. Bu kadar dış kaynak bolluğuna rağmen 2003-2013 dönemindeki ortalama büyüme sadece yüzde 4.9’la vasat düzeyde kaldı. Kâğıt üzerinde kaydedilen büyümeler de istihdam yaratmadı, işsizlik sorunu çözülemedi. İşsizlik kronikleşti, reel ücretler geriledi, gelir dağılımı bozuldu, buna rağmen tüketici kredisi ve kredi kartları üzerinden henüz kazanılmamış gelirlerle, yani borçlanarak tüketen vatandaşlara, sanal bir refah ve zenginleşme algısı yaşatıldı ve bu da oya tahvil edildi. Halk sürekli borçla tüketmeye teşvik edildi; bankaların yurt dışından borçlanarak sağladığı kaynaklar özellikle inşaat gibi belli sektörler yanında en çok tüketiciye pompalandı. Bankacılık sektörünün kaynak bombardımanına tuttuğu iç tüketim canlandıkça, ithalat, dış ticaret açığı ve buna bağlı olarak cari açık patladı. Kışkırtılan tüketim, tüm kesimleriyle ülkeyi ağır bir borç yükünün altına soktu. Sonuçta vatandaşlar bankalara; bankalar ve şirketler yurt dışı kreditörlere, devlet ise hem yurt içi hem yurt dışındaki borç verenlere gırtlağına kadar borçlu hale getirildi. 2002’de 3.896 TL olan kişi başına kamu borcu, Erdoğan’la 8.296 TL’ye, kişi başına 1.963 dolar olan dış borç ise 5.045 dolara çıktı. Açık tüketici kredisi bulunanların sayısı 2002-2014 döneminde 1.7 milyondan 14.7 milyona yükseldi. Erdoğanlı yıllarda ekmek fiyatı ikiye, benzin üçe katlanırken, asgari ücretin alım gücü yaklaşık 7 çeyrek altından 5’e düştü. GELİNEN NOKTA: GELİR EŞİTSİZLİĞİNDE OECD 3’ÜNCÜLÜĞÜ Tayyip Erdoğan, siyaset ve ekonomide kendisine yöneltilen tüm eleştirilerde “ekonomideki başarımızı çekemiyorlar” yalanına sarıldı ve ortaya çıkan tüm başarısızlıklarını “faiz lobisinin komplosuna” bağladı. Oysa TÜSİAD tarafından yaptırılan gelir dağılımı araştırması, yaklaşık 12 yıldır Tayyip Erdoğan tarafından yönetilen Türkiye’nin, OECD ülkeleri arasında Meksika ve Şili’den sonra gelirleri en eşitsiz dağılan 3. ülke olduğunu ortaya koyarken,  2007-2011 döneminde açık farkla gelirleri en fazla artanın, faiz geliri elde eden kesim olduğunu gösteriyor.  Araştırmaya göre ülkedeki tüm ekonomik kesimlerin toplam geliri söz konusu dönemde yüzde 2.4 arttı. Bu kesimler içinde işçi ve memurların oluşturduğu emek kesiminin gelirleri yüzde 3.7, tarım müteşebbislerinin gelirleri yüzde 8.5, diğer müteşebbis gelirleri yüzde 4.8, emekli gelirleri ise sadece yüzde 1.6 artarken, Erdoğan’ın “faiz lobisi” diye adlandırdığı kesiminin gelirlerinde tam yüzde 45.6 artış yaşandı. YURTDIŞINA KÂR AKTARILMASI TEŞVİK EDİLDİErdoğanlı yıllarda, yabancıların kârı yurt dışına aktarması teşvik edildi. 2002 sonundan bu yılın Nisan sonuna kadar olan dönemde dış kredilere ödenen faizler, yabancıların Türkiye’deki doğrudan ve portföy yatırımlarından elde ederek ülkelerine aktardıkları kârlar ve Türkiye’de çalışan yabancıların elde ettiği ücret ve primlerden aktarmalar şeklinde yapılan toplam kaynak transferi 170 milyar doları aştı. Bu dönemde; dış kredilere ödenen faiz 104.8 milyar, sıcak paracıların Borsa ve DİBS’teki portföy yatırımlarından kazanarak ülkesine yaptığı transferler 38.2 milyar, doğrudan yatırımlardan elde edilerek aktarılan kârlar yaklaşık 25.5 milyar ve maaş-primlerden yapılan aktarma 1.7 milyar dolara ulaştı. 13 Haziran 2014 itibariyle Türkiye’de Borsa, DİBS, eurobond ve mevduatta park etmiş 144 milyar dolarlık bir portföye sahip bulunan yabancılar parayla para kazanıp, kârını ülkelerine aktarmaya devam ediyor. BORÇ YİĞİDİN KAMÇISI DEĞİL EKONOMİNİN YUMUŞAK KARNIDIR!Sonuç olarak Erdoğan’ın ekonomi politikaları Türkiye de her alanda EŞİTSİZLİĞİ ciddi oranda arttırdı. Gelir artışının %90’ı en yüksek gelire sahip %5’lik kesime gidiyor. Türkiye’de fırsat eşitsizliği ve gelir dağılımı eşitsizliği öncelikle ele alınması gereken en önemli konulardandır. Erdoğan’ın ekonomi politikaları sonucunda BORÇLANMA / DIŞ TİCARET AÇIĞI / CARİ AÇIK / İŞSİZLİK ve YOKSULLUK çok büyük artış kaydetmiş ve kronik sorun haline gelmiştir. Türkiye’nin sırasıyla eğitim, sağlık, adalet, güvenlik, iş bulma ve fırsat eşitliğinde yeni bir sayfa açması gerekmektedir. Ayrıca her alanda eşitsizlik giderilerek yeni bir kalkınma hikâyesi yazılmalıdır. Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda BORÇ KRİZİNE sürüklenmemesi ancak üretim eksenli yeni bir kalkınma paradigmasının inşasına ve tasarruf oranlarının arttırılmasına bağlı gözükmektedir. Bu yeni kalkınma stratejisi için bilim ve teknoloji politikalarının planlı bir şekilde hazırlanıp üretim yapısının dönüştürülmesiyle Türkiye’nin orta gelir tuzağından çıkmasında yararlı olacaktır. Bu bağlamda özellikle temel bilimlere yönelik eğitim yatırımlarının kamu tarafından planlı bir şekilde ele alınması yararlı olacaktır. Erdoğan “borç yiğidin kamçısıdır” sözünü ezberlemiş, ama koca Türkiye “borç yiyen kesesinden yer”in canlı örneği haline geldi, bunu gizliyor. Borç yiğidin kamçısı değil Türk ekonomisinin yumuşak karnıdır! Kendisine bir de “Borç ağır bir yüktür” Hadis-i Şerifini de hatırlatalım belki üzerinde etkisi olur.
Dünya Borsa Sistemleri
Dünya üzerindeki tüm borsalarda değişik sistemler uygulanmaktadır. İlk bakışta hepsinin farklı bir işleyişe sahip olduğu düşünülse de, fiyat oluşturma mekanizmaları incelendiğinde dünyada borsaların birkaç ana sistemden oluştuğu anlaşılmaktadır. Borsa salonunda kürsü, tahta veya korbey ve havuzların bulunması ya da bunların yerine tümüyle bilgisayarların kullanılması tam olarak sistem farklarından kaynaklanmaz. Sistemler görünüşte çeşitli dekorasyon içinde uygulanabilir. Asıl sistem farkları fiyat oluşturma mekanizmalarındadır. Fiyat oluşturma mekanizmalarına göre borsalar; Merkezi ve Ademi Merkezi BorsalarToplu Açılış Fiyatı Sürekli MüzayedeSerbest PazarlıkYüksek Teknolojili BorsalarMerkezi ve Ademi Merkezi BorsalarMerkezi borsalarda, bütün borsa üyeleri birbirleriyle merkezi borsa yönetiminin nezareti altında alım – satım yaparlar. Desantralize borsalarda ise; “specialist”ler vardır. Bu kişiler, belli şirketlerin menkul kıymetlerinin alım – satım işlemlerini kendilerine bırakılmış, bu şirketler üzerinde ihtisaslaşmış borsa üyeleridir. Bu şirketler, büyüklüğüne göre tek veya birkaç şirket olarak, specialistlere bırakılır. Diğer üyeler bu şirket veya şirketlerin hisse senetlerini yalnız bu specialistlere satabilir veya alabilirler. Seans açılmadan önce toplu açılış fiyatı yöntemiyle her şirket için açılış fiyatları bulunur. Specialist bu açılış fiyatına göre bir alım bir de satım ilan eder. Buna çift kotasyon denir. Bu fiyatları seans boyunca belli limitler içerisinde değiştirebilir. Fakat mutlaka bir fiyat vermek ve alım – satım yapmak zorundadır. New York Borsası specialist borsadır ve specialistler resmi bir nitelik taşırlar. Bu tip borsalarda bir anlamda, her specialist etrafında küçük bir borsa oluşur ve bu sebeple de ademi merkezi borsa olarak nitelendirilirler. Toplu Açılış Fiyatı Sürekli Müzayede Bazı borsalar açılış fiyatına büyük bir önem duymaktadır. İktisattaki “en çok miktarda arz ve talep karşılaştıran fiyat en doğru fiyattır” kuralından hareket etmektedir ve açılış fiyatının toplu olarak bulunması öngörülür. Bunun için de açılış seansı için ayrı borsa emirleri veya yazılı borsa emirleri verilir ve bunlar toplu halde eksperler tarafından değerlendirilir. Eksperler ise açılış emirlerini tasnif eder, şirketlere ayırır ve her şirketin her hisse senedi için bordrolar dökerler. Aynı hisse senedi için verilen borsa emirlerini yüksek fiyattan düşük fiyata doğru sıraya sokarlar. Ortadaki fiyat sütununun bir tarafına alış bir tarafına satış emirlerini miktar olarak girerler. Her iki tarafında da emir bulunan fiyatlar arasından açılış fiyatı bulunur. Açılış fiyatı hem alış hem de satış emri içeren fiyatlar içinden en büyük miktarda alım – satımı gerçekleştiren fiyattır. Bu gibi borsalarda günlük işlem hacminin büyük bir kısmı açılış fiyatıyla karşılandığından işlem hacmi sınırlı borsalarda daha sonraki sürekli müzayede bölümü için yeterli iş hacmi kalmaz. bu borsalar toplu açılış fiyatı ile sürekli müzayede arasında tercih yapmak zorundadırlar. Genellikle specialist kullanan Desantralize borsalar tarafından tercih edilen ve dünyada çok az sayıda borsada uygulanan bu sistemde hem toplu açılış fiyatı, hem de sürekli müzayede uygulanabilmesi için bir hayli yüksek iş hacmi ihtiyacı duyulur. Bu nedenle de New York, Brüksel, Amsterdam, Frankfurt, Tokyo II. Pazarı gibi borsalarda uygulanmaktadır. Sürekli müzayede çeşitli şekil ve görüntülerde uygulanabilmektedir. Orta çaptaki borsalarda en çok rastlanan ve özellikle Uzakdoğu borsalarında görülen sürekli müzayede şekli duvarlardaki panolarda uygulanmaktadır. Her şirketin bir panosu ve bu pano üzerinde bir alış bir de satış bölümü bulunmaktadır. panolardaki bu bölümlere alış ve satış emirleri borsa üyeleri tarafından yazılabildiği gibi bağırarak verilen borsa emirlerinin borsa memurları tarafından da panolara yazılması veya elektronik tablolarda gösterilmesi mümkündür. Serbest Pazarlık Bu sistemde herhangi bir fiyat oluşturma mekanizması yoktur. Borsa üyeleri borsa salonlarında aralarında serbestçe pazarlık ederler. Pazarlık sonunda anlaşan iki borsa üyesi, pano usulünde olduğu gibi havuza ya da havuzlardan birine giderek 3 nüsha fiş doldurup imzalayarak, saat ve tarih alıcı ve satıcıda kalır. Havuzdaki katip gerçekleşen bu kayıtlara geçirme işlemi bilgisayara işlem şeklinde olur ve son işlemle oluşan yeni fiyat, anında duvarlardaki elektronik tablolarda ve kayan yazı bantlarında görülür. Bu sistemin en büyük avantajı basitliğidir. Pazarlık yaparak anlaşmak için borsa salonuna gelmek bile şart değildir. Dışarıda varılan bir anlaşma bile borsada tescil ettirilebilir. Sisteme örnek ise; Tokyo Klasik Borsası, Kore Borsası ve Madrid Borsası gösterilebilir. Yüksek Teknolojili Borsalar Diğer borsa sistemleri, bu sistemlerin basit ve ilkel şekilleridir. Gelişmiş ülkelerde borsalar bu üç sistemden hangisi uygulanırsa uygulansın, ileri teknoloji ve bilgisayarlarla donatılmıştır. Bu yüzden, karmaşık elektronik sistemlerle donatılmış borsalarda hangi sistemin uygulandığını teşhis etmek kolay değildir. Bilgisayar Terminalli Borsalar Londra Borsası, Tokyo Borsası elektronik bölümü başta olmak üzere, birçok Avrupa, Amerika ve Uzakdoğu Borsası tam kompüterize edilmiş, borsa salonunda insanların toplandığı borsaların aksine, sadece bilgisayar bakım elemanlarının bulunduğu bilgisayar borsalarıdır. Borsadaki bilgisayarın terminalleri borsa üyelerinin iş yerlerine uzatılmış olup, işlem yapmak için kimse borsaya gelmemektedir. Buna karşılık BIST gibi kompüterize borsalardan bazılarında işlemler yine borsa salonunda bir araya gelinerek fakat bilgisayar üzerinden yapılmaktadır.Devamı: Borsanasiloynanir.org
Gayrimenkul Yatırımında Değer Kazancını Tahmin Etme
İşletme kuranlar ile Yatırımcıların en çok sordukları soru, ne zaman kendini amorti ederek bana kar bırakır? Öncelikle şunu belirtelim kı bunun net bir cevabı olamaz sadece tahminler olur. Bu ileri dönük planlarda ne kadar net rakamlar ve verilerle doğru tahminlerde bulunulursa o kadar başarılı olur. Yatırıma göre ayrı hesaplama yöntemleri vardır. Bunun içinde konuşunda uzman birinden destek almanız yada işinizde uzman olmanız lazım. Yatırımın amacı elindeki nakit varlığı değerlendirme yollu ile değer yitirmesinin önüne geçmek kazanç sağlayarak varlıklı hayat sürmektir. Demek ki öncelik değer erimesinin önüne geçilmesidir. Onun içinde yatırımdan beklenen değer artısı tüfe ve faizlerden daha yüksek olmasıdır ki o zaman yatırım olur. Genelde bu hesaplamalarda alım İle satış arasındaki fark kar gözü ile bakılır ki bu çok yanlış yaklaşımdır. Kar bütün giderler ve değer kayıplarından sonra elde kalan nakittir iste bizi zengin eden o noktadır. Yatırım olarak borsa, forex, işletme için yatırımlar harcamalar ve teçhizat, makina yatırımı, altın, döviz, gayrimenkul olarak karsımıza çıkıyor. Bazılarından kısa zamanda yüksek oranlarda kar elde edilse de risk durumunda yüksek ve konusunda uzman olmak gerekiyor. Konut, arsa ve tarla yatırımı risksiz ve geliri garantili olduğundan dolayı en çok ve ilk akla gelen yatırım aracı oluyor. Gayrimenkul yatırımında İleri doğru değer artısını tahmin etmek için alım yapılan fiyat ile bölgede değer artısı ve kaç yıl sonra elden konutunuzu satmaya karar verdikten sonra hesaplamak çok kolay oluyor. Yıllık artısı % 15 olan 150.000 TL satın alınan bir konutun 4 yıl sonraki değerini öğrenmek istiyorsunuz burada hemen bileşik faiz hesaplaması devreye giriyor. İsteyenler formülle hesaplasın daha çok dört işlemle nasıl hesaplanır ona bakalım. Alım fiyatı 150.000 işe bir yıl sonra 150.0000.15+150000 = 172500 TL Konutun bir yıl sonraki fiyatı = 1725001.15= 198375 İkinci yıl fiyatı 1983751.15= 228.131 TL 3. yıl Fiyatı 228.1311.15 262.350 TL olur 4, yıl fiyatı işe 301.703 tl olarak 4 yılda yüzde yüz kar artışı oldu 4 yılık zamanda kira geliri olarak aylık 600 den 12 ay sonraki yıl 50 TL artarak 4 yıllı tamamlasın Birinci yıl 600*12= 7200 İkinci yıl da 650 den 7800 sonraki yıl da 700 den 8400 sonraki yılda 750 den 9000 tl Toplamda kira geliri = 32.400 tl Kiradan gelen kar. Konut fiyatı 301.703 Alım fiyatı 150.000 tl kar 151000 tl + 32400 TL kira dan toplamda 184.000 TL Karınız olur Gider olarak da alım ve satımda danışmanlık ücretlerini + tabu harçlarını, vergilerini, bakım onarım ile kredi faizlerini de ekleyerek totalden çıkarsa net rakam bulunur. İşletme yönetiminde hesaplamalar daha farklı yapılır. Ayrıca alımda ne kadar düşük fiyat ile konut yatırım kriterlerine uygun olursa alımda da kar elde edildiğinden daha yüksek kazanç olur.
Reklam