Düşmanımın Başına Gelmesin Diyeceğiniz Bir Vaziyet: Yanarak Ölmek
Ölüm düşüncesi pek çoklarımız için büyük bir gizem ve kaçınılmaz bir korku unsuru. Peki ya nasıl öleceğiz? İşte bu daha rahatsız edici bir soru.
Ölümlerin en acısı hakkında varılmış bir ortak kanı bulunmuyor.
Fakat toplumda yanarak ölme konusunda yoğunlaşan bir kanaat var.
Çoğumuz ufak çaplı da olsa bir yanık tecrübesi yaşamışızdır. Bu acının vücudun tamamını kaplaması ve bu acıyı hissederek hayata veda etmek düşüncesi de bu yüzden insanın uykularını kaçırır.
Gelin bir zaman yolculuğu yapalım...

...ve ortaçağa dönelim. Muktedirin hoşuna gitmeyen işlere imza attınız ve kazığa bağlanıp yakılma cezasına çarptırıldınız.
Başınızdan geçecek olanlar aşağı yukarı şöyle olacak:
Eğer ateş harlıysa şanslısınız...
'Bu nasıl şans?' demeyin. Yükselen kuvvetli alevin ihtiva ettiği karbon monoksit gazı, alevler bedeninizi sarmadan sizi boğarak öldürecek. Sizden geriye kalanlar yanıp kül olurken siz çoktan göçmüş olacaksınız.
Ama eğer ateş ağırsa…
Önce vücudunuz alev alacak, bedeninizin her noktası yanacak ve hayatta kalmanıza yetecek kadar kanınızı kaybettiğinizde ölmüş olacaksınız. Yani hipovolemi ve solunum sisteminin ortadan kalkması.
Hayati fonksiyonlarınızı devam ettirecek kadar kana sahip olduğunuz sürece ölmüyorsunuz. Bedeniniz yanıp kavrulurken dahi oracıkta her şeyi hissediyorsunuz.
Yanan bir mumun alevine avcunuzu yaklaştırdığınızda ya da uzun süre yanan çakmağın metaline dokunduğunuzda hissettiklerinizin binlerce katı, vücudunuzun her noktasına sirayet ediyor. İşte yanarak ölmek tam olarak böyle bir şey.
Kendinize dikkat edin.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!


Yorum Yazın