onedio
Etkileyici 5 Film Müziği | Dram
Filmcilik artık endüstriyelleşip sektör haline geldiğinden bu yana filmler müzikleri ile bir bütün halinde kabul edilir. Ve bu konuda öyle soundtrackler var ki, çalındığı sahneyi izleyicinin gözlerinde canlandırır.Dram kategorisinde etkileyici 5 film müziği
“Ben Bu Şarkıyı Nereden Biliyorum?” Dedirtecek 7 The Piano Guys Cover’ı
Not: Tüm bu başlık ve görsele bakıp 'Amaan piyano-çello enstrümental cover!' derseniz pişman olursunuz. Afrika davulları peşinizi bırakmaz!'The Piano Guys’ın yarattığı etkinin sebebi hem enstrümanın tek başına yapabildikleri hem de ortaya acayip samimi bir iş çıkarabilmeleri. Batman film müziklerinden Adele şarkılarına kadar muazzam yorumları bulunan The Piano Guys için şimdiden tüylerinizi diken diken edebilirsiniz.
Bach'ın Besteleri Karısının mı?
Johann Sebastian Bach hakkında ilginç bir iddia ortaya atan Profesör Martin Jarvis, birçok eserin ünlü besteci tarafından değil, karısı Anna Magdalena tarafından yapıldığını öne sürdü.Dünyaca ünlü besteci Johann Sebastian Bach hakkında ilginç bir iddia ortaya atıldı. Avusturalya’daki Charles Darwin Üniversitesi profesörü Martin Jarvis, Johann Sebastian Bach’ın bestelediği onlarca eserinin aslında karısı Anna Magdalena tarafından bestelendiğini öne sürdü.Bach’ın, aralarında Goldberg Varyasyonları’nın da yer aldığı eserlerinin aslında ikinci karısı Anna Magdalena’ya ait olduğunu iddia eden Profesör, “Bach’a atfedilen onlarca yapıtı karısının bestelediği kanısına vardım” dedi.8 YILLIK KRİMİNAL ÇALIŞMAİddiasını ilk olarak 2006’da ortaya atan profesör, geçtiğimiz sekiz yıl boyunca Bach’ın el yazısı, imzası ve yapıtlarını inceledi. Adli tıp uzmanlarından da yardım alan Jarvis, notalardaki el yazılarının ve mürekkep kullanımının Bach’a değil, eşine ait olduğunu belirledi.Profesör amacının yetenekli bestecilerin hep erkek olduğu yolundaki inanışını tersine çevirmek olduğunu söyleyerek, tarih kitaplarına Anna Magdalena da girebileceğini belirtti. Belgeleri inceleyen adli tıp uzmanı Heidi Harralson da, “Bilimsel olarak bu iddiayı makûl kabul etmek için sebeplerimiz var” açıklamasıyla bestelerin Bach’ın eşi Anna’ya ait olabileceğine dikkat çekiyor.BELKİ DE ERKEK İSMİ KULLANIYORDUDünya müzik tarihinin doğru kabul ettiği bilgilere göre Anna Magdelana, Bach’ın son yıllarında üzerinde çalıştığı besteleri yalnızca kağıda geçiriyordu. Ancak araştırmacılar Anna’nın bu notaları birinden duyar gibi değil; kendi aklından geçer gibi yazdığı kanısına vardı. Kendi el yazısıyla birçok düzeltme de yapmış olması, Anna’nın asıl besteci olduğunu kanıtlar nitelikte bulunuyor. Araştırmacılara göre bu teori, ‘kadın besteciler’le ilgili akıllarda oluşan birçok soruya da yanıt verir nitelikte.Heidi Harralson, “Belki de kadın besteciler ün kazanabilmek için erkek isimlerini kullanıyorlardı” diyor. 1701 yılında doğan Bach’ın ikinci eşi Anna Magdalena, yetenekli bir şarkıcıydı. Çift, 1721’de evlendi. Profesör Jarvis’e göre, ikili 1713 yıllarının başında tanıştı. Anna’nın ölümünden sonra birçok el yazısı yok edildi.Written by Mrs. Bach adlı bir belgesel üzerinde çalışan Profesör Martin Jarvis, filminde Anna Magdalena’nın yaşamını anlatacak. TELEGRAPH
90'lı Yıllara Damga Vurmuş Unutulmuş Şarkılar!
90'lı yıllar Türk Pop Müziği'nin altın çağıdır, bu dönemde çıkan birçok grup ve şarkıcılar döneme damgasını vurmuş olup birçok hit şarkıya imza atmışlardır. Günümüzde ise bu isimlerden sadece birkaçı müzik hayatlarına devam etmiştir. 90'lı yıllara özlemin arttığını günümüzde sıkça yapılan cover parçalardan anlıyoruz. Biz de burdan yola çıkarak sizlere unutulmuş ama aaa evet vardı diyebileceğiniz bir liste hazırladık....
En İyi 15 Hans Zimmer Film Müziği
Hepsi birbirinden kaliteli, dinledikçe insanı başka diyarlara götüren Hans Zimmer müziklerinden derlediğim en iyi 15 Soundtrack.. Keyifle dinleyiniz...
Derdi Çöpsüz Kalmak Olan İskandinavların Müziklerini Sevmemiz İçin 10 Farklı Neden
Üstün ırk diye adamlara boşuna demiyorlar. Sinema, edebiyat (özellikle polisiye) konusundaki fark yaratan üretkenlikleri, uzun bacak boyları, iyi kalpli olmaları derken İskandinavları öve öve bitiremeyiz. Müzikte nasıl başarılı olduklarını da size anlatalım dedik.Fazla oksijen, temiz hava, karanlık gök, sıcakkanlı insanlar, yetenek, sevgi, saygı, evlerde toplanıp şarkı söylemeler, çoluk, çocuk tombalak konsere gitmek, keçi kafası yemek, merdivensiz kuleler inşa etmek (bkz: Round Tower) gibi gibi şeylerin müzikle birleşmesine hazır mısınız?
90'larda Diskoteklerimizi Tutuşturan Dans Şarkıları
90'lı yıllarda henüz şimdiki bar-club ortamı oluşmamışken diskoteklerimiz vardı. Gençler tüm danssal maharetleri için önce MTV - MCM gibi kanallar seyreder , oradan kaptıkları dans figürlerini de gerek parende atarak gerek yerde ötesi berisine gelmiş kaplumbağa gibi fır fır dönerek diskoteklerde sergilerlerdi. Tabii bu durum milenyumun gelişiyle değişti İşte şimdi huzurlarınızda naçizane 90'ların en hit olmuş diskotek-dans şarkıları.
Kültür Şoku Yaşatacak Kadar Hınzır 14 Türkü
Bazı yöresel türkülerimizin günümüz şarkıcılarının 'gel gel hiç acımayacak, bir güzellik yapsana gece bende kalsana' tadında sözleri olduğunu biliyorsunuz elbette. Bu hınzır türkülerimizden birkaç tanesini derledim, ama yörelere indikçe ne türküler çıkabilir potansiyeli tahmin edebiliyorum. Sizin oralardan garip sözleri olan türküleri yorumlara bekliyorum.
'The Endless River' İçin Bir Teaser Daha Yayınlandı
Kasım ayında yayınlanacak yeni Pink Floyd albümü The Endless River ‘dan şimdiye kadar parçalardan sesler duyduğumuz teaser’lar izlemiştik. Grubun son yayınladığı teaser’daysa kayıtlardan görüntüler ve kısa röportajlar yer alıyor!Bantmag
Nirvana' nın Efsane Şarkısı "Smells like teen spirit"e Yapılmış En İyi 6 Cover
Nirvana' nın 1991 yılının sonbaharında piyasaya çıkardığı Nevermind albümü gruba tüm dünyada tanınma fırsatı sunmuş albümün içerisindeki efsane şarkı 'Smells like teen spirit' listelerde haftalarca kalarak kırılması güç bir rekora imza atmıştı...  Lafı fazla uzatmadan  Wikipedia'dan şarkı hakkında ki bilgiyi size direkt kopyalıyorum ve iyi dinlemeler diliyorum ...  'Smells Like Teen Spirit', (Türkçe: Gençlik Ruhu Gibi Kokuyor) grunge rock grubu Nirvana'nın ikinci stüdyo albümü Nevermind'den çıkan açılış şarkısı ve ilk teklidir. Kurt Cobain, Krist Novoselic ve Dave Grohl yazılmış ve yapımcılığı Butch Vig tarafından üstlenilmiştir.'Smells Like Teen Spirit'in başarısı ilk önce Nevermind albümünü Billboard 200'de 1991 sonlarında zirveye sürüklemiş ve 11 Ocak 1992'de albüm zirveye yerleşmiştir. Şarkı ABD'nın çoğunlukla alternatif şarkıları içerdiğiMainstream Rock listesinde de zirvede yer almıştır.  Şarkı ABD Billboard Hot 100 listesinde 6 numarada yer almıştır. Parça adını Tobi Vail adlı eski sevgilisinin kullandığı 'Teen Spirit' adlı parfümünden esinlenilerek almıştır. Şarkı the Rolling Stone dergisinin oluşturduğu tüm zamanların en iyi 500 şarkısı listesinde 9 numarada yer almıştır. Aynı zamanda VH1 kanalının yaptığı 90'ların en iyi 100 şarkısı listesinde 1 numaraya yerleştirilmiştir.
En Romantik Aşk Şarkıları
etiket
Herkesin dinlemekten bıkmadığı özel parçalar vardır. Bunların geneli özellikle aşk şarkılarıdır. Sizi alıp bir yerlere götürür. Bunlar duygularınızı en yoğun yaşadığınız şarkılardır.Herkes müzik dinlemekten keyif alır, yalnız öyle bir aşk şarkıları vardır ki yüreğinizi darmaduman eder. Sevgilinizle dinlemekten keyif aldığınız sizin şarkınız olan özel şarkılar da vardır. O şarkı artık ikinizin şarkısı olmuştur.  Özel günlerinizin yansıması en romantik dakikalarınızın fısıltısıdır. Bedeninizden girer, ruhunuzdan büyük bir huzurla çıkar. Güzel müzik tınıları olan, gerek enstrümantal gerek aşk dolu sözlerle yazılan parçalar en duygulu olanlarıdır. Eşsiz olan, en çok dinlenen muazzam şarkılar vardır. Bunların içimizde ki yeri apayrıdır. Kimisi ayrılıkların en hüzünlü parçaları, kimisi en güzel günlerinizin en mutlu dakikalarınızın yansımasıdır. Sevgilinizin gözlerinin içine bakarak, ya da onu düşleyerek dinlediğiniz şarkılar, hepsi sizler için yapılmış hepsi zamanla sizlerin şarkısı olmuştur.Hemen hemen çoğumuz en romantik en duygusal ve en can alıcı romantik müzikleri telefonlarımıza, bilgisayarlarımıza ve mp3 çalarlarımızın müzik listesine ekleriz. O şarkılar bizim için vazgeçilmezdir.
Fazıl Say'dan 'Türkiye Hükümeti'ne Açık Mektup'
Dünyaca ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say'ın eserlerinin seslendirileceği iki konserin, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın (CSO) yeni sezon programından çıkartılmasının yankıları sürüyor. HDP'li Tüzel ile CHP'li Ağbaba konuyu Meclis'e taşırken, Özerk Sanat Konseyi Bakanlığın hangi sanatsal yeterlilikle bu kararı verdiğini sormuştu. Fazıl Say Çin'de turnesi sırasında  'Türkiye Hükümeti'ne açık mektup' başlıklı bir yazı kaleme aldı ve 'Korkma sanattan sanatçılardan, karşındaki 'askeri güç' filan değil, karşındaki müzisyen, tiyatrocu, dansçı... İnsan... Sade vatandaş... Sadece şaşkınlık ve küçümseme ile karşılanıyor bu tutum. İstediğin bu mu?' ifadelerini kullandı. İşte o mektup;'Sayın Başbakan, Sayın Kültür Bakanı ve Tüm Yetkililer;Size bu mektubu Pekin'den yazıyorum, bu akşam Çin'de konserim var. Programda kendi eserlerim var. Ben Japonya'da turnedeyken, 3 eserim Ankara'da programdan çıkarılmış, olay Türkiye'de ve dünyada tepki ile karşılanmış. Hoş bir durum değil. Size söylemek istediklerim var. Umarım okursunuz ve bir insanı anlamaya çalışırsınız...Ne zaman gerçekten 'güçlü' olunur biliyor musunuz? Hem doğuyu, hem batıyı, hem de ikisinin sentezini en iyi şekilde varettiğinizde. Ankara'da çalınması yasaklanan 'İstanbul Senfonisi' eseri işte bu yüzden dünyanın her yerinde çalındı. Daha geçen hafta Tokyo Senfoni Orkestrası çaldı. İstanbul Senfonisi, 80 kişilik batı orkestrasının en önünde, Ney, Kanun, Bendir ve Kudüm ile çalınan bir eserdir. İstanbul'u müzik ile anlatır. Eserin sözleri yoktur. 2010'daki ilk seslendirilişinden sonra dünya üzeri 50'den fazla orkestra bu eseri repertuvarına almıştır. Hemen hemen tüm Türk orkestraları da çalmıştır. Bu eser ile ben 2013 ECHO Klassik ödülünü kazandım, klasik müzikteki en mühim ödüllerden biridir. Daha da önümüzdeki tarihte nice çalınışları olacak.Bununla gurur duyabil. Korkma bundan, bu eser sadece bir müzik eseri. Gel bu bütün dünyada şaşkınlık ve öfke yaratan 'yasakçı' tutumunu değiştirebil. Yıkıcı olma. Gel bu eseri Ankaralılar da dinleyebilsin. Bırak kim neyi seviyorsa sevsin. Destek ol buna. Fazıl Say'ın 56 eseri var. 3 tanesi Ankara'da çalınamadı diye hiç bir şey değişmiyor Fazıl Say için. Dünya, bu 'yasakçı' tutumu ayıplıyor sadece. Türkiye'de de kimse daha iyi hissetmiyor bir müzisyene boykot uygulaması getirildiğinde. Sen de iyi hissetmiyorsun. Gel bunu değiştirebil. Kaybeden sadece bu kararı veren oluyor. Korkma el uzatabilmekten. Hatta 'bu eseri orkestramız olmayan şehirlerimize de götürelim' diyebil. Uzat elini. Merak etme değeri bilinir. Katar'da bile dünyanın en pahalı opera prodüksiyonları yapılıyor...Farklı yaşam tarzları korku ve tehdit altında kalırsa, bu çok sağlıksız bir toplum dokusu yaratmakta. Ne ezen mutlu olur ne de ezilen. Bırak Türkiye sanatta da dünya ile yarışsın. Gel operaları, tiyatroları, orkestraları kapatma, bırak izleyen izlesin, seven sevsin, halk karar versin neyin iyi olduğuna. Hatta, daha iyi olması için bütçelerini bile arttır, dünya yarışında varolsunlar, bırak ne yapıyorlarsa yapsınlar, 21. yüzyıldayız, özgür bir dünyadayız, pozitif kılabil dünyayı, 'Türkiye'de iyi sanat yapılıyor' dedirt tüm dünyaya.Korkma sanattan sanatçılardan, karşındaki 'askeri güç' filan değil, karşındaki müzisyen, tiyatrocu, dansçı... İnsan... Sade vatandaş...Yıllardır karşı karşıya geldik. Bu hükümet ile bir türlü anlaşamadık. Başka sansürler, konser iptalleri, hep bizi karşı karşıya getirdi. Hep tuhaf karşılandı. Kimse mutlu olmadı. Gel Antalya'da dünya çapında bir müzik festivali yaratmış bu ekibi işine geri koy, o festivali biz yarattık, emeğimizle, düşüncemizle, yaratıcılığımızla, hakkımızdır. Hatta bu başarılı ekibe başka imkanlar bile tanı, 'gelin diğer başka şehirlerimizde de yeni festivaller yaratalım' diyebil. 'Gelin beraber büyüyelim' diyebil. Korkma bundan.Fazıl Say'ın dünya üzeri her yıl 100-130 konseri var. İstersen incele. 'Kimdir bu?' diye bir kere olsun bak, anlamaya çalış. Bir Türk vatandaşı. Tüm eserlerinin konusu Türkiye olan bir sanatçı. Her yıl 30'dan fazla ülkede 100-130 konseri var. Bak, 3-4 konserimi iptal edince ne benim için bir şey değişiyor ne de başkası için. Sadece şaşkınlık ve küçümseme ile karşılanıyor bu tutum. İstediğin bu mu? Bu ülke on yıllarca bu yanlışlar yüzünden kaybetmedi mi? Dünya'da pek çok sanatçı var, aralarında dinlere inananı, inanmayanı, budist olanı, deist olanı, ateist olanı var. Kimse sanatçıları bu yüzden sorgulamıyor. Açık olabilelim.Türkiye'nin dünya üzerinde tanınan bir kaç sanatçısı var. Ve bu noktaya şans eseri gelinmiyor, yarışmalar kazanılıyor, ödüller kazanılıyor, dünya üzeri yüzlerce şehirde binlerce konser vererek on yıllar süren bir emeğin karşılığında bir yere varılıyor ve hiç kolay değil o noktaya varmak.Lütfen bir kere olsun anlamaya çalışın.Saygılar,'