article/comments
article/share
Haberler
Zamanda Şimdi Ama Hangi Şimdi?

etiket Zamanda Şimdi Ama Hangi Şimdi?

google-g-white cross-white onedio-o-white
Onedio’yu Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin plus-blue

İnsanın yaşadığı şimdi hangisidir ve ölüm anındaki son “şimdi”nin evrensel süresi nedir neler oluyor?

Daha önceki yazımda akıp giden bir zaman olmadığını söylemiş ve öyleyse bizim yaşadığımız nedir? Neyi deneyimliyoruz konusunu işledim. Ayrıca yine aynı konuda uzmanlardan sıklıkla duyduğumuz geçmiş ve geleceğe takılmamak, “şimdi”yi yaşamak “an” da kalmak gibi tavsiyeleri de duyuyoruz, biliyoruz. Dolayısıyla bu bölümde zamandaki “şimdi” konusundan bahsedeceğim. Ayrıca bu evrende ve zamanda yaşayan biz insanlar ölümlü olduğumuzu da biliyoruz ve ölümü çok merak ediyoruz. Bir kısmımız ölüm sonrası inançlara sahip, bir kısmı da yaşamın doğada başlayıp bittiğine inanıyor. Dolayısıyla bölümün sonunda bizlerin yaşadığı son şimdi, yani ölüm anında neler olabileceğine bilimsel veriler ışığında kurgusal olarak değineceğim.

İçeriğin Devamı Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Evet bilim zaman doğrusal olarak akıp geçmiyor “an”larda, “şimdi”lerde ilerliyor diyor.

Evet bilim zaman doğrusal olarak akıp geçmiyor “an”larda, “şimdi”lerde ilerliyor diyor.

Ancak hareketler ve hızlar çok farklıdır O zaman şimdi nedir, bir süresi var mıdır?. Bu zaman konusu onlarca yıldır bilim insanlarının meşgul etmiş ve araştırmalar yapmışlardır. Fakat henüz bir çözüm yoktur. Yani sorun hâlâ ortadadır. Örneğin Köln Üniversitesi Prof. Claus Kiefer şöyle açıklıyor.

“Kuantum kütleçekiminde zaman iyi tanımlanmış bir kavram değildir; buna rağmen dinamiğin tanımında merkezi bir rol oynar.”

 Kiefer, kanonik kuantizasyon, kuantum kütleçekimi yaklaşımları arasında başlıca yöntemlerden birini teşkil etmektedir. Bu bildiride, söz konusu yaklaşımın temel kavramsal sorunları gözden geçirilmektedir. Bu sorunların büyük bölümü, temel denklemlerde bir zaman parametresinin bulunmayışıyla karakterize edilen zaman problemi etrafında yoğunlaşmaktadır. Çalışmada, tam kuantum kütleçekimi çerçevesinde zamanın anlamı ve yarıklasik zamanın bir yaklaşım olarak yeniden elde edilmesi tartışılmakta; bu kapsamda Hilbert-uzayı problemi de ele alınmaktadır. Bildiri, zamanın oku ile kuantumdan klasikliğe geçiş olgusunun değerlendirilmesiyle sona ermektedir. Tuesday, 28 August 2007 (Oxford University Press 2007). Benzer şekilde dünyanın birçok Üniversitesinde bilim adamları tarafından hâlâ incelenmekte tartışılmakta ve kaynaklarında bulunmaktadır.

İşte bu konuda yazıştığım dünyanın önde gelen fizikçilerinden Richard Muller, “Şimdi” Zamanın fiziği adlı kitabın da yazarıdır.

İşte bu konuda yazıştığım dünyanın önde gelen fizikçilerinden Richard Muller, “Şimdi” Zamanın fiziği adlı kitabın da yazarıdır.

Konuyu ona sordum. Muller den çok ilginç ve ayrıntılı bir cevap aldım, onu paylaşacağım. Yalnız muller benim bazı sorularımı teknik olarak ayrıntılı açıkladığı için konumuzla ilgili olan kısmını aktaracağım. Ayrıca Prof. Muller, benim bazı yorumlarıma da katılmadığını söylemiş ve düzeltme yapmış. Muller’e sorduğum soru ve düşüncelerimi vererek devam edeyim. 

“Literatüre göre, 'zaman'ın 'şimdi' adı verilen anlardan oluştuğunu ve olay anlarının ardışık olarak gelmesi olduğunu biliyoruz. Ancak zamanın kütle çekimi ve hıza göre değiştiğini de biliyoruz. Peki, 'şimdi'nin süresi bu zaman değişimleriyle birlikte değişiyor mu? Eğer değişiyorsa, standart bir 'şimdi' yoktur. Değişmiyorsa, matematiksel olarak 'Planck zamanı' adı verilen temel, standart bir 'şimdi' olmalıdır.

Planck zaman 10²+43 tür. Bu zamanı temel alırsak, bilim insanlarının bahsettiği evrenin ilk saniyesi, , ardışık dizilmiş trilyonlarca andan oluşur. Bu bağlamda, gözlerimizi bir kez kırptığımızda, varsayılan olarak bize göre trilyonlarca 'şimdi'nin geçtiği anlamına gelir.

Soru şu: Bilim 'şimdi' dediğinde, Planck zaman birimini mi kastediyor? Bu konuda beni aydınlatabilirseniz çok minnettar olurum. Prof. Muller şu cevabı verdi.

Bazı soru ve yorumlarınıza yanıt vermeye çalışayım. 

Planck zamanı, kuantum fiziğiyle uyumlu olan en küçük zaman aralığıdır. Bir 'şimdi' değil, bir aralıktır. Üstelik zamanın veya uzayın kuantize olup olmadığını bilmediğimiz için, Planck zamanının fiziksel gerçekliği bile kesin değildir. Eğer bu zamanı temel alırsak, bilim insanlarının  bahsettiği evrenin ilk saniyesi, 10²+43 Planck zamanından (yani yan yana dizilmiş trilyonlarca andan) oluşur. 

Evet, her saniye bu devasa sayıda Planck zamanından oluşur. Bu bağlamda, gözümüzü bir kez kırptığımızda, varsayılan olarak trilyonlarca 'şimdi' geçmektedir.

Tabii, zamanın kuantize olduğunu varsayarsak. Ancak bunun bir kanıtı yok.

Rich

Konuya aşına olmayanlar için açıklayayım, Kuantize etmek; devam eden (sürekli) fiziksel büyüklüğü, yalnızca belirli ve sabit değerler (kesikli adımlar) alabilecek hale getirme işlemidir. Örnek olarak saatlerde saniyeyi gösteren yelkovan her saniyede durarak adım adım ilerler. 

Konuya dönersek, Muller, tam bir bilim adamı kimliğiyle ama beni de kırmayarak cevap yazmıştır. Benim varsayımsal kurgumu literatüre uygun olarak “eğer zamanın kuantize olduğunu varsayarsak” şartıyla bu olabilir demiştir. Muller’in kitabında da bahsettiği “şimdi”, bir hacmi olan, geometrik bir nokta değil, metaforik olarak, konu olarak nokta diyor. Planck zamanı10²+43 rakamı bizim bizim dünya zamanı referans alınarak bulunmuştur. Kısaca Prof. Muller, “eğer zaman kuantize olursa” şartıyla benim söylediğim bir göz kırpma suremizin içerisinde trilyonlarca şimdi olduğunu doğrulamıştır. 

Evet bilim zamanın kuantize olup olmayacağını tartışıyor. Ancak öncelikle şunu belirteyim, evren de kuantize veya değil, nesneler, parçacıklar dahil 10²-35 (Planck uzunluğu) sınırına, tabiidir. Olan biten her şey minimum Planck uzunluğu ölçeğinde varoluyor. Bu ölçeğin altı var değildir, yok olarak kabul edilir. Tabi, zaman nesne olmadığı için buna tabi değildir. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi zaman dördüncü boyuttur. Bu boyutlar olmadığında, zaman potansiyel olarak vardır. Yani önce diğer üç boyutun var olmasına bağlıdır, ancak öyle zaman tezahür edebilir. Özetlersek Zaman; fiziksel hareket ve etkileşimin içinde zorunlu olarak beliren, fiziğe bağımlı bir büyüklüktür. Hareket fiziksel olduğu ölçüde, ona bağlı tanımlanan zaman da fiziksel statü kazanır.

İşte bu gerçekten yola çıkarsak; zaten evren, zamanı kuantize vaziyetinde kullanabiliyor. Zira tüm nesneler özünde titreşimlerden oluşur. Evrenin temel yapıtaşı olan enerji salınım (frekans) şeklinde hareket eder. Frekans, hertz (Hz) ile gösterilir, birim saniyedeki titreşim sayısı olarak verilir. Temel düzeyde, yani atom altı seviyede, doğanın işleyiş kuralları ve yapı taşları kuantizedir ve olasılık barındırır. Öyleyse demek ki evren frekans sayısı ile kuantize denilebilecek hareket aşamalarıyla işlerini yürütüyor. frekans' üzerinden işlem yaptığı için, zamanı adım adım (diskret) hisseden bir mekanizma gibi çalışır. Öyleyse zaman, matematiksel ve yapısal olarak ne olursa olsun,evren de onu kullanan bir hareketten, olgulardan bağımsız değildir. Tekrarlarsak amiyane bir tabirle evet zaman kuantize olmayabilir ama evren kuantize yani parçacıklı ilerlediği için doğal olarak zamanında parçacıklı, kuantize şeklinde tezahür ediyor diyebiliriz.

Bu gerçekten yola çıkarsak, Planck zamanı standart şimdi olursa, aynı evrendeki fizik varlıklar olarak bizlerin bir saniyelik göz kırpma süresinde trilyonlarca şimdinin olması gibi ortaya çok ilginç ve de çok tuhaf bir durum çıkıyor.

miro.medium.com

Bu tuhaf durumun doğru anlaşılması için bunu bir benzetme ile açıklayayım. 

Diyelim ki çok hızlı tam da Planck zamanı hızında (10²+43) çekim yapabilen özel tasarlanmış bir kamera geliştirdik. Sonra merak ettik ve bu kamera ile bir göz kırmamızın videosunu çektik. O zaman bu bir saniyelik göz kırpmamız özel kameramızın hızından dolayı trilyonlarca kareden oluşan bir video filmi elde ederiz.  Peki bu videoyu izlemeye kalksak ne olur? Öncelikle günümüz video oynatıcılar bizim normal görsel hareket algımıza göre saniyede ortalama 24, 60 arası kare oynatmaya ayarlıdır. Şimdi eğer çektiğimiz bu bir saniyelik videoyu günümüzdeki bir oynatıcı ile izlemeye kalksak ne görürüz? Sadece fotoğraf gibi duran gözünüzü görürsünüz. Gerçekte gözünüz hareket ediyor video normal hızında ilerliyor ama o kadar uzun ki, bu bir saniyelik görüntünün tamamını izlemeyebilmek için bırakın bizim ömrümüzü dünyanın hatta evrenin ömrü bile yetmez. Matematiksel olarak hesaplandığında, evrenin bugüne kadarki tüm ömrünü trilyonlarca defa baştan sona yaşasanız dahi, o 1 saniyelik göz kırpma videosunun gösterimi bitmemektedir.

Özetlersek bu açıdan bakıldığında, bizim algıladığımız şimdi, içinde trilyonlarca standart şimdi barındıran bir paket şeklinde bir sonuçla karşılaşırız.

Peki bu olası fizik zamanın durumun biz insanları ilgilendiren kısmı yani kullandığız şimdi nedir? Bildiğiniz gibi bizler fizik varlığımıza göre dizayn olmuş bir zaman algısına sahibiz. Literatürde bu durum “Umwelt” ismiyle geçer. Bunun için nöro bilimci Prof.David Eagleman kulak verelim.

“Umwelt; Biyolojimizin Hapishanesindeyiz: Her canlı, kendi biyolojisinin izin verdiği kadar bir gerçekliği deneyimler ve ilginç bir şekilde, algıladığı bu daracık kesiti nesnel gerçekliğin tamamı zanneder. Oysa dışarıda algılayamadığımız devasa bir 'görünmez' gerçeklik akmaktadır.” David Eagleman İncognito S. 80-85

Buna sivriseği örnek vereyim. İnsanın Hareket/Zaman Algısı Birimi: Ortalama saniyede 60 kare (60 Hz) Sivrisineğinki ise Ortalama saniyede 250 kare (250 Hz) İşte bu yüzden sivrisineği yakalayamayız, zordur. Çünkü bizim hareketimiz ona ağır çekim gibi geldiği için kaçabilmektedir.

Şimdi bu gerçekler ışığında fikir yürütürsek başlıkta verdiğim öldüğümüzde neler olabilir konusundan bahsedeyim? Tabi metafizik inançlarla değil, doğrudan mevcut fiziğimiz biyolojimizin buna müsait olması çizgisinde yorumlayacağım.

Her neyse, yukarıda da açıkladığım gibi Planck zamanını standart bir şimdi olarak değerlendirirsek, insanın, ölüm anında son saniye de bu biyolojik yapımıza milyarlarca trilyonlarca yıl yaşayacak sonuç akıbeti yaşatabilir.

Her neyse, yukarıda da açıkladığım gibi Planck zamanını standart bir şimdi olarak değerlendirirsek, insanın, ölüm anında son saniye de bu biyolojik yapımıza milyarlarca trilyonlarca yıl yaşayacak sonuç akıbeti yaşatabilir.

Etrafındaki yakınları normal bir saniye olarak yaşar ama ölen insan o son bir saniyede her ne yaşıyorsa sonsuz olarak hissederek algılayarak yaşar. Hani canınızın çok yandığı şiddetli bir baş ağrısı yahut da daha şiddetli başka vücut ağrıları olduğunda zaman size çok uzun gibi gelir. İşte bu çektiğiniz aynı acıyı son bir saniyede trilyonlarca yıl süre birebir yaşar gibi algılarsınız. Tabi bu aynı zamanda mutlu olacağınız durumları da aynı şekilde trilyonlarca yıl bire bir algılar şekilde yaşarsınız demektir. Doğanın fizik yapısı buna müsaittir.

Tabii burada doğal olarak şu soru aklınıza gelebilir akıbetimiz de acı veya mutluluk yaşayacağımıza kim ya da ne karar verecek? İlginçtir bu soruya hem biyolojik açıdan hem de ölüm sonrası yaşama inanç açısından aynı cevap verilebilir. Zira insanın akıbetine karar verecek, delil olacak en uygun unsur, vicdanıdır. Hakkaniyet duygusu içerisinde evrilmiş olan ve bireysel ve sosyal yaşamında çok etkili olan vicdan, tıpkı uçaklardaki kara kutu gibidir. Eğer biyolojik bir kusur yoksa, vicdan, siz neyi niçin ne niyetle yaptığınızı bilir ve kayıtlıdır. Mekanizması basitçe şudur; “kendinize ve sevdiklerinize yapılmasını istemediğiniz şeyleri başkalarına da yapmayın” kriteri ile iş görür.  beynimizdeki ayna nöronlar aynı zamanda tam bir empati makinası gibi çalışır. 

Tabi, Ölüm sonrası yaşama, cennet ve  cehennem gibi ödül ve ceza sistemine inananlar için bunu idrak etmek kabullenmek çok kolay olacaktır.

İnstagram

X

Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio'nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio

Yorumlar ve Emojiler Aşağıda chevron-right-grey
Reklam

Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

category/test-white Test
category/gundem-white Gündem
category/magazin-white Magazin
category/video-white Video
category/eglence BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
0
0
0
0
0
0
0
Yorumlar Aşağıda chevron-right-grey
Reklam