Biri Olimpiyat Maratonunu Arabayla Tamamladı, Şampiyona Zehirli Madde Verildi: 1904’ün İnanılmaz Olayları
Bir atlet yarışın önemli bir bölümünü otomobille geçti, bir diğeri koşarken şeftali ve elma yemek için durdu. Olimpiyat şampiyonu Thomas Hicks ise bitiş çizgisine ulaşabilmek için striknin ve konyak aldı. Modern Olimpiyat tarihinin en tuhaf yarışlarından biri, 1904 yılında ABD’de böyle yaşandı.
Bugün bir olimpiyat maratonu denildiğinde aklımıza disiplinli sporcular, profesyonel antrenörler, beslenme programları ve sıkı güvenlik önlemleri geliyor. Peki ya size bir olimpiyat maratonunda bir sporcunun otomobile bindiğini, diğerinin yarış sırasında meyve molası verdiğini ve şampiyonun kendisine verilen tehlikeli bir maddeyle ayakta tutulmaya çalışıldığını söylesek?
Bunlar bir komedi filminin senaryosu değil.
30 Ağustos 1904’te, ABD’nin St. Louis kentinde düzenlenen Olimpiyat Oyunları’nın erkekler maratonunda yaşanan gerçek olaylar.
Üstelik bu yarışın hikâyesi, yalnızca sporcuların tuhaf davranışlarından ibaret değildi. Kavurucu sıcaklık, yetersiz su imkânı ve bugünkü standartlardan oldukça uzak organizasyon koşulları, maratonu adeta bir hayatta kalma mücadelesine dönüştürmüştü.
Kavurucu sıcaklıkta başlayan yarış
1904 Olimpiyat Maratonu yaklaşık 40 kilometrelik bir parkurda düzenlendi. Bugün standart maraton mesafesi 42,195 kilometre olsa da bu mesafe henüz uluslararası ölçekte kesinleşmemişti.
Yarış günü sıcaklık yaklaşık 32 dereceye ulaşmış, yüksek nem koşulları da sporcuları zorlamıştı. Parkur; tozlu, bozuk ve engebeli yollardan geçiyordu. Koşucuların önünden ve yanından geçen otomobiller de havaya toz kaldırıyor, nefes almayı daha da güçleştiriyordu.
Fakat organizasyonun en tartışmalı kararı suyla ilgiliydi.
Yarışın baş organizatörü James Sullivan, fiziksel efor sırasında su tüketimini azaltmanın etkilerini incelemek istiyordu. Bu nedenle parkurda resmî olarak yalnızca bir su istasyonu bulunuyordu. Sporcular, yarışın önemli bir bölümünde susuzlukla mücadele etmek zorunda kaldı.
Bugün sporcu sağlığı açısından son derece sakıncalı kabul edilecek bu yaklaşım, o dönemde egzersiz bilimiyle ilgili tartışmaların bir parçasıydı.
Yarış başladıktan sonra yaşananlar ise koşulların ne kadar tehlikeli olduğunu gözler önüne serecekti.
Olimpiyat şampiyonu olmaya karar verdi ama otomobile bindi
Yarışın en dikkat çekici isimlerinden biri Amerikalı atlet Fred Lorz’du.
Lorz, yarışın yaklaşık dokuzuncu milinde kramplar yaşadı ve koşmayı bıraktı. Ancak maratondan tamamen çekilmek yerine, kendisini takip eden otomobillerden birine bindi.
Yaklaşık 11 mil boyunca otomobille ilerledi. Araç bozulunca yeniden koşmaya başladı ve stadyuma ulaştığında yarışı ilk bitiren sporcu oldu.
Seyirciler onu şampiyon sanarak alkışladı. Lorz, ABD Başkanı Theodore Roosevelt’in kızı Alice Roosevelt ile fotoğraf çektirecek kadar ileri gitti.
Ancak bu sahte zafer uzun sürmedi.
Lorz’un yarışın önemli bir bölümünü otomobille geçtiği ortaya çıkınca diskalifiye edildi. Atlet, davranışını bir şaka olarak açıkladı. Yetkililer ise olimpiyat maratonunda böyle bir şakaya izin vermedi.
Lorz’un cezası daha sonra kaldırıldı. Üstelik 1905 Boston Maratonu’nu bu kez yarışı gerçekten koşarak kazandı.
Böylece Lorz’un hikâyesi, spor tarihindeki en sıra dışı hile vakalarından biri olarak hafızalara kazındı.
Şampiyonun ayakta kalabilmesi için striknin ve konyak verildi
Fred Lorz’un otomobille yolculuğu dikkatleri üzerine çekmişti. Ancak yarışın gerçek galibi Thomas Hicks’in yaşadıkları çok daha ürkütücüydü.
Amerikalı atlet, yarışın son bölümüne doğru ciddi biçimde bitkin düşmüştü. Susuzluk ve fiziksel yorgunluk nedeniyle koşmaya devam etmesi giderek zorlaşıyordu.
Hicks’in destek ekibi, onu ayakta tutabilmek için o dönemde uyarıcı olarak kullanılan striknini yumurta akıyla karıştırarak verdi. Daha sonra bu karışımın yanında konyak da kullandılar.
Striknin, günümüzde güçlü bir zehir olarak bilinen bir maddedir ve özellikle kemirgenlere karşı kullanılan zehirlerle ilişkilidir. Ancak 20. yüzyılın başlarında küçük dozlarının uyarıcı etkisi yaratabileceği düşünülüyordu. Modern spor hekimliği ve doping kuralları henüz gelişmediğinden, bu tür tehlikeli uygulamalar dönemin spor anlayışında yer bulabiliyordu.
Hicks’in durumu giderek kötüleşti. Yüzünün renginin solduğu, bacaklarını kaldırmakta zorlandığı ve bitiş çizgisinin hâlâ çok uzakta olduğunu düşündüğü aktarılıyor.
Destek ekibi ona ikinci kez striknin ve yumurta akı verdi; bu kez yanında konyak da kullandı. Ayrıca vücudunu ılık suyla silerek toparlanmasına yardımcı olmaya çalıştılar.
Hicks, son bölümde neredeyse yürümekte bile zorlanıyordu. Stadyuma ulaştığında koşusu, normal bir atletin bitiş çizgisine yaptığı güçlü bir depar olmaktan çok uzaktı.
Buna rağmen yarışı tamamladı.
Fred Lorz’un diskalifiye edilmesinin ardından Thomas Hicks, 3 saat 28 dakika 53 saniyelik derecesiyle olimpiyat şampiyonu ilan edildi. Yarış sonrasında kendisini toparlayabilmesi için dört doktorun yardımına ihtiyaç duydu.
Burada önemli bir ayrıntı var: Hicks’in aldığı striknin ve konyak, yarışın en çarpıcı tarihsel ayrıntılarından biri olsa da zaferini yalnızca bu maddelere bağlamak doğru olmaz. Kesin olarak söyleyebileceğimiz şey, kendisine bu maddelerin verildiği ve yarışın son bölümünde ciddi fiziksel sıkıntılar yaşadığıdır.
Yarış sırasında şeftali ve elma yiyen Kübalı atlet
1904 maratonunun bir diğer unutulmaz karakteri Félix Carvajal’dı.
Kübalı eski posta görevlisi, ABD’ye gidebilmek için para toplamıştı. Yolculuğunda parasını kaybettiği ve St. Louis’e ulaşmak için yürümek ve otostop çekmek zorunda kaldığı anlatılıyor. Bu ayrıntılar tarihsel kaynaklarda aktarılan hikâyenin parçaları olsa da her ayrıntıyı kesin biçimde doğrulanmış bir gerçek gibi sunmamak gerekiyor.
Carvajal, yarışa geldiğinde profesyonel atletlerin alışılmış kıyafetlerinden oldukça farklı bir görünümdeydi. Uzun pantolon, uzun kollu gömlek ve günlük ayakkabılarla start çizgisinde yerini aldı.
Yarış sırasında da kendi tarzından ödün vermedi.
Bir noktada otomobille seyahat eden kişilerin şeftali yediğini gördü ve onlardan meyve istedi. İsteği karşılanmayınca iki şeftaliyi alıp koşarken yediği anlatılıyor.
Daha sonra bir meyve bahçesinde durarak elma yedi. Tarihsel anlatımlara göre yediği elmaların bozuk olması nedeniyle mide krampları yaşadı ve bir süre dinlenmek zorunda kaldı. Ancak elmaların durumuna ilişkin ayrıntıyı kesin bir tıbbi tespit gibi değerlendirmemek gerekiyor.
Bütün bu aksiliklere rağmen Carvajal yarışı bırakmadı ve dördüncü sırada tamamladı.
Madalya kazanamadı ama sıra dışı yarış deneyimi, 1904 maratonunun en akılda kalıcı hikâyelerinden biri hâline geldi.
Bir atlet köpeğe yakalandı, bir diğeri yarışı bırakmak zorunda kaldı
1904 maratonunda yaşanan tuhaflıklar bunlarla da sınırlı değildi.
Güney Afrikalı atlet Len Tau’nun parkur sırasında bir köpek tarafından kovalandığı ve bu nedenle rotasından uzaklaştığı aktarılıyor. Bu olay, yarışın güvenlik ve organizasyon açısından ne kadar sorunlu olduğunu gösteren ayrıntılardan biriydi.
Başka sporcular da kramp, aşırı yorgunluk ve fiziksel sıkıntılar nedeniyle yarışı tamamlayamadı.
Yarışa başlayan sporcuların önemli bir bölümü bitiş çizgisine ulaşamadı. Böylece olimpiyatların en önemli atletizm etkinliklerinden biri, sporcuların dayanıklılığını ölçmenin ötesinde, organizasyonun eksikliklerini de ortaya koydu.
Bu yarış neden hâlâ konuşuluyor?
1904 Olimpiyat Maratonu’nu tarihsel açıdan önemli kılan şey yalnızca otomobille yarışan bir atlet ya da striknin verilen bir şampiyon değildi.
Bu yarış, dönemin spor anlayışının sınırlarını da gözler önüne seriyordu. Sporcu sağlığı için yeterli önlem alınmıyor, suya erişim sınırlı tutuluyor ve performansı artırmak amacıyla kullanılan maddelerin riskleri bugünkü ölçütlerle değerlendirilmiyordu.
Olimpiyatlar aynı zamanda St. Louis Dünya Fuarı ile birlikte düzenlenmişti. Organizasyon, fuarın gösterileri arasında geri planda kalırken, fuar kapsamında düzenlenen ve ırkçı bakış açısını yansıtan “Anthropology Days” etkinlikleri de dönemin ayrımcı anlayışının bir göstergesi olarak tarihe geçti.
Bu nedenle 1904 maratonu yalnızca tuhaf olayların yaşandığı bir yarış değildir. Modern Olimpiyatların bugünkü kurallarına, güvenlik standartlarına ve sporcu sağlığı anlayışına nasıl uzak bir noktadan başladığını da gösterir.
Bugün maraton koşucularının su istasyonlarından yararlanması, sağlık ekiplerinin gözetiminde yarışması ve yasaklı maddeler konusunda sıkı kurallara tabi olması doğal kabul ediliyor.
1904’te ise bir atlet yarışın önemli bir bölümünü otomobille geçebiliyor, bir diğeri koşarken meyve molası veriyor ve şampiyonun bitiş çizgisine ulaşabilmesi için kendisine striknin ile konyak veriliyordu.
Belki de bu yüzden St. Louis maratonu, olimpiyat tarihinin en tuhaf yarışlarından biri olarak hatırlanıyor.
Çünkü bazen spor tarihine geçen şey, bir sporcunun ne kadar hızlı koştuğu değil; bir yarışın ne kadar inanılmaz bir hâl alabildiğidir.
Keşfet ile ziyaret ettiğin tüm kategorileri tek akışta gör!

