Hayal, Merak, Düşünceler
Hayal, Merak, Düşünceler ‘Hayat zorsa, ona inan ben daha zorum.’‘İnsan istemediği sürece asla yeteneği yoktur.’Yıllar önce izlediğim bir dizide bir şarkı söyleniyordu. O şarkı nedense beni duygusal olarak etkilerdi. ‘Oysa bir umutlu insanı yaşatan’ sözleriyle başlıyordu. Umut denince aklıma nedense hep o şarkı geliyor. Umut aslında hep vardır. Hep içindeydi yaşantıların, hiç yok olmadı. Yaşantımızda hayal, merak ve düşünceler vardır. Yaşam var oldukça bu üçü her zaman bizimle olacaktır. Hayal, merak ve düşünceler insana yön veren etmenlerden bazılarıdır. Yeter ki kullanmasını bilelim. Hiçbir zaman bunlardan uzak durmayalım. Hayata olumlu yönden bakıp, düşüncelerimizi olumlu yapalım. Ama bazen ne istediğimizi bilemiyoruz. Günler hep aynı, monoton bir yaşam sürdürüyoruz. Durum böyle olunca sıkıntılar ortaya çıkıyor. Bu durumda insanı yaşatan nedense hep mutluluklardır.Umut aslında insanı ayakta tutan yaşama sevinci veren bir kıvılcımdır. Umut ışığını yitiren yaşamda bir tat almaz. Kap karanlık bir odada küçücük bir ışık ortama nasıl bir enerji getiriyorsa umutta insan için bir çıkıştır. Işığın yandığı yerde umut yeşerir. Aslında bütün mesele olmak yada olmamaktır.Bilim ve teknolojinin gelişmesinin birinci aşaması hayallerdir. Hayal eden insan üretkendir. Hayaller insanda umudu tetikler.Tüm tasarımlar hayalle başlar. İnsanlar düşüncelerini hayallere aktarır. Bazen bir rüyada bazen bir düşte... Düşünce zihinde gerçeklesen anlık iletimlerdir. Düşünceler genelde bir soruna çözüm olur. Eğer düşüncelerimizi bir kâğıda veya projeye aktaramazsak yok olup giderler. İnsanlar bir ürünü tasarlarken ilk önce hayal eder. Devamında düşünceyi kâğıda aktarıp çizim yapar daha sonra tasarlar.Merak öğrenmenin bir adımıdır. İnsanlar bir konuyu merak eder ve daha sonra öğrenir. Sorunlara çözüm ya ihtiyaçtan ya da meraktan ortaya çıkar. Meraklarımız bize yol gösterir. Öğrenilmek istenilen ne varsa eğer iyiyse hayatı olumlu yönünde etkiler. Kişinin kendine geliştirmesine yardımcı olur. Düşünce genelde aklımıza gelen fikirlerdir. Fikirlerimize sahip çıkıp yaşantımıza uygularsak geleceğe bırakacağımız bir eserimiz olur.Mademki bu dünyaya geldik bari arkanızda bıraktığız bir eserimiz olsun. Hayal merak ve düşünceler insan var olduğu sürece he zihinlerde yerini alacaktır. Hatta olara sahip çıkıp yaşantımızı uygularsak neden istediklerimiz gerçekleşmesin? Hayal dünyamızı kapılarını sonuna kadar açıp istediğimiz gibi düşünüp hayal kurabilirsiniz? Hayal kurmak için istediğiniz kadar malzemeden çalabilirsiniz!Meraklar öğrenme yeteneğimizi geliştirip düşüncelerimiz hayatta bir adım önde olmanıza vesile olur. Şimdi sizlere hayal meral ve düşüncelerinizle baş başa bırakıyorum hadi ne düşünüyorsunuz! Hayal et, tasarla, uygula. Hayallerinizin peşinden koşun!Yahya KARAKURT / Teknoloji ve Tasarım Öğretmeni
Nedir Bu Hedefsizlik?
Nedir Bu Hedefsizlik? Hedef deyince genelde soyut bir kavram akla gelir. Uzun vadede soyut gözükse de zamanla somut hale gelmektedir. Hedef vizyonu olan ve belli bir misyona sahip insanların gündeminde hiç eksik olmaz.Hedef; belli bir amaca varmak için planlanan nihai sonuca ulaşma çabalarıdır. Hedef denince genelde Montaigne’in sözü aklıma gelir.’’Hedefi olmayan gemiye hiç bir rüzgâr yardımcı olamaz.’’Burada aslında insanın bir hedefi olması gerektiği vurgulanmaktadır. Hedefi olmayan insanların rastgele bir yaşam tarzları olur. Bir benzetme yapacak olursak, sonbaharda rüzgârın yaprakları sürüklediği gibi, hedefsiz insanların da nereye gideceği belli değildir. Rüzgar onları güzel bir yere götürürse şanslıdır. Yanlış bir yere götürme ihtimalide unutulmamalıdır. Gözlem bazen bilgiye ulaşmamıza yardımcı olur. İyi bir gözlem yapan insan sorunların kaynağını bulur. Sorunlar aslında bazen çözümü içinde barındırır. Yeter ki isteyelim. Başarı kendiliğinden gelmez. Hiçbir başarı tesadüf değildir. Başarmak için planlı olmak gerekir. Yaptığım gözlemlerde hedefsiz birçok insan görmekteyim. Zamanın değerli olduğunu unutup boş yere vakitlerini geçirmektedirler. Mantıklı düşünen bir insan sorumluluklarının farkında olur. Sorumluluk sahibi insanlar kendini geliştirmek için çaba sarf ederler. Ne yazık ki toplumumuzda amaçsız insan sayısı çoktur. Aynı şekilde olumlu gözükse de gelecekle ilgili hiçbir hedefi olmayan öğrencilerde var. Bu öğrenciler ne bir kitap okur, ne de bir sorumluluğunu yerine getirir. Planlı İnsan Neler Yapar?1. Geleceğe dair hayaller kurar.2. Kendini geliştirmek için kitap okur, araştırma yapar.3. Vizyonu ve misyonu olur.4. Bir plan dâhilinde çalışır.5. Gerektiği yerde nasıl davranacağını bilir.6. Esnek olur ama çalışmasını zamanında yapar.7. Yazma yeteneğini geliştirmek için günlük tutar yâda öyküler yazar.8. Zaman planlaması yapar.9. Ailesi ve çevresindeki insanlarla kaliteli zaman geçirir.1 Boş vakitlerini iyi değerlendirir. Yapılması gerekeni ertelemez. Bilgisayarda ve televizyonda geçireceği zamanı dengeli ayarlar. Hedefin birinci ayağı hayal kurmaktır. Kurulan bir hayalin gerçekleşme ihtimali olmasa bile insanı hayata bağlar. Sorumluluk bilinci ve amacı gerçekleştirme duygularının oluşmasına vesile olur. Hayaldan hedefe süresince çalışmalar zaman alır. Ama neticede istediğini elde eden insan mutlu olur. Mutlu olmak, geleceğe güvenle bakmak için hayal ve hedeflerimizin eksilmemesi dileğiyle…Sevgilerimle...Sevgilerimle…Yahya KARAKURT- Eğitmen
Üniversite Final Sınavlarındaki 10 Değişik Öğrenci Tipi
Bariz bir şekilde çalışmamışlardır.Muhtemelen 1 gece evvel arkadaşlarının öğrenci evinde 'sınava çalışacağız' ayağına sabaha kadar dizi/film izleyip uykusuz kalmışlardır.Yüzlerindeki umursamaz ve bitkin ifadeden de bunu rahatlıkla anlayabilirsiniz
Yaşayan En Büyük Panayır: Pavli Panayırı
Eylül ayı yaklaşırken heyecan başlar Pehlivanköy’ de. Pavli panayırı 1910 yılından beri Panayır geleneğini aksatmaksızın sürdürüyor. Çatalca ve Pavli panayırları Trakya’daki son iki panayır. Pavli Pehlivanköy’ün eski adı. Pavli demeyi tercih eder eskiler… Ama Pavli deyince panayır gelir akla… Bu renkli panayırı elimden geldiğince fotoğraflamaya çalıştım.. Aslı Bağdadioğlu’nun sesinden Pavli Panayırı
'Sünni, Alevi ile Evlenip Çocuk Yaparsa Ölür'
Amasya'da Mehmet Paşa Ortaokulu'nda din öğretmeni olan Arslan'ın derste 'Bir Sünni, Alevi ile evlenirse yüz kırk kırbaç cezası ile cezalandırılır, çocuk yaparsa ölür' dediği ileri sürüldü. Veliler suç duyurusunda bulundu. Cumhuriyet gazetesinden Mehmet Menekşe'nin haberine göre, Amasya’nın Gümüşhacıköy ilçesi Mehmet Paşa Ortaokulu’nda din dersi öğretmeni Abdussamet Arslan derste, “Bir Sünni Alevi ile evlenirse yüz kırk kırbaç cezası ile cezalandırılır, çocuk yaparsa ölür”, “Kurtuluş Savaşı’na yardım eden bayanların başı kapalı olduğu için biz bu savaşı kazandık, bugün olsa kazanamayız”, “Bugün eteğini kısaltan yarın lisede en değerli şeyini kaybeder” şeklinde sözler söyledi. Velilerin şikâyeti üzerine soruşturma başlatılırken, okul müdürü Yakup Doluer olayın abartıldığını ileri sürerek, “Ben ne soruşturma açtım ne de inceleme başlattım. Öğretmen masum, bir suçu yok. Bu olayın üzerine gidersek diğer öğretmenler de artık ders anlatırken ağzından bir şey kaçırmamak için rahatsız olacak. Bütün toplumu kucaklayıp, kazanmamız lazım” diye konuştu. Din dersi öğretmeni Abdussamet Arslan’ın açıklamalarıyla ilgili olarak okul yönetimi ve ilçe milli eğitim müdürlüğüne suç duyurusunda bulunan öğrenci velisi Ulaş Söylemez şunları, “O öğretmen, şortla gezmenin günah olduğunu söylüyor. Bir kız öğrencinin eteğine dokunarak katlayıp katlamadığını kontrol ederek ‘Siz şimdi eteğinizi böyle kısaltıyorsunuz, liseye gidince de en değerli şeyinizi kaybediyorsunuz’ diye konuşuyor. Erkek öğrencilere anne ve kız kardeşlerinin başlarını kapatmaları için telkinlerde bulunuyor. Alevi ile Sünni evliliklerinin günah olduğunu savunuyor. Öğretmenin bu tutumu çocuklarımızın psikolojini bozdu. Öğrenci velileri olarak öğretmen hakkındaki şikâyetimizi gidebildiği yere kadar götüreceğiz” dedi. 'BU NE BİÇİM ZİHNİYET' “Bu ne biçim öğretmen, bu ne biçim zihniyet?” ifadesini kullanan öğrenci velilerinden Sebiha Yürekli de şöyle konuştu: “Bir Sünni'nin bir Alevi ile evlenmesi durumunda 140 kırbaçla cezalandırılması gerektiğini nasıl söyler? Şoktayız ve ne diyeceğimizi bilmiyoruz. Bu öğretmen Türkiye’nin getirildiği durumdan cesaret alıyor. Her şeyimize karışıyorlar. Okul müdürü Yakup Doluer’e şikâyet ediyoruz o olayı kapatmaya çalışıyor ve ‘İşi tatlıya bağlayalım, büyütmeyelim’ diyor. Bu öğretmeni buradan alıp başka bir okula verdiklerinde de orada bu işlere devam edecek. Bu zihniyet değişmeli. Biz veliler olarak bu işin peşini bırakmayacağız.” EĞİTİM-SEN: ÜZERİ KAPATILMAK İSTENİYOR Gümüşhacıköy’de geçen yıllarda da bu tür olaylar yaşandığını, bu gibi insanların ceza almak yerine ödüllendirildiğini söyleyen Eğitim-Sen Gümüşhacıköy Şube Temsilcisi Emrah Parlak ise şu görüşleri kaydetti: “Gümüşhacıköy’de cinsiyet ve mezhep ayrımcılığını nedense son yıllarda sık sık yaşamaya başladık. Şimdi de Mehmet Paşa Ortaokulu’nda din dersi öğretmeni kız öğrencilere kapanması için baskı yapıyor, etek boylarını ölçüyor, etek boyu kısa olanın en değerli şeyini kaybedeceğini, Sünni birinin Alevi ile evlendiğinde 140 kırbaç vurulacağını söylüyor. Bu öğretmen bunları söylemek için cesareti yöneticilerden alıyor. Birçok veli ile görüştük ve olayın doğru olduğunu tespit ettik. Bu olaydan okul müdürünün de ilçe milli eğitim müdürünün de haberi olduğunu öğrendik ancak nedense üzerine gidilip de ilgililerden hesap sorma yerine bu olayı kapatmaya çalıştıklarını tespit ettik. Demokratik, laik bir ülkede eğitim camiasında bir öğretmen bunu konuşabiliyorsa burada yönetim boşluğu var demektir. Biz Eğitim-Sen temsilciliği olarak bunun takipçisi olacağız.” OKUL MÜDÜRÜ: ABARTILDI “Bunların hepsi duyum. Din dersinde, din gereği uzun eteğin giyilmesi gerektiği, eteklerin çok kısa olmaması gerektiği üzerinde konuşulmuş. Önce çok afaki şeyler duyar gibi olduk, sonra o öğrencileri çağırdık, anlatmalarını istedik” diyen Mehmet Paşa Ortaokulu Müdürü Yakup Doluer ise sözlerini şöyle sürdürdü: “Öğrenciler bana ‘Hocam biz bu konuyu evde yorumlayarak konuştuk da öyle anlaşıldı, olay bizim yorumladığımız gibi değil’ dediler. Bu ifadeleri ilçe milli eğitim müdürlüğüne gönderdik. Öğretmen masum, bir suçu yok. Bu olayın üzerine gidersek diğer öğretmenler de artık ders anlatırken ağzından bir şey kaçırmamak için rahatsız olacak. Velilere, öğretmenin artık bu konulara girmeyeceği konusunda garanti verdim. Hocamızı çağırdım ve müfredatta ne varsa onu anlatmasını, Allah ile kul arasına girmemesini söyledim. Ben ne soruşturma açtım ne de inceleme başlattım. Şikâyet üzerine öğrencilerin ifadelerini alıp ilçe milli eğitim müdürlüğüne verdim. Bütün toplumu kucaklayıp, kazanmamız lazım.” Radikal