Tecavüz Haberleri

Tecavüz ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Tecavüz ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

16 Yaşındaki Tecavüz Mağduruna Kürtaj Engeli
Tecavüz sonucunda hamile kalan 16 yaşındaki anne adayının kürtaj başvurusunu mahkeme, “Anne yönünden sorun yaratmadığı ve başka bir zorunluluk hali olmadığı sürece gebeliği sonlandırmak ceninin yaşam hakkının ihlali sayılır” gerekçesiyle reddetti. 16 yaşındaki F.T.’nin kürtaj olmak istemiyle Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurmasına neden olan olaylar zinciri 4 ay önce başladı. Yolda yürürken bir tinercinin saldırısına uğradığını, kendisine koklatılan bir madde yüzünden bayıldığını, kendisine geldiğinde boş bir arazide olduğunu ve bir şey hatırlamadığını anlatan genç kız ilk başta bu olayı polise ve ailesine söylemedi. 4 aylık hamile Aradan 4 ay geçtikten sonra rahatsızlanan ve annesiyle hastaneye giden genç kızın burada yapılan muayenesi sonucunda 16 haftalık hamile olduğu ortaya çıktı. Genç kızın ailesi ailesi hemen bebeğin alınması için girişimlerde bulunduysa da hastane kürtajın yasal süresi olan 10 haftalık sürenin aşılmış olması nedeniyle savcılıktan izin alınmasını istedi. Savcı kürtaj talep etti Anadolu Cumhuriyet Savcılığı’na başvuran T.’nin ailesi 16 yaşındaki kızlarının cinsel istismar sonucu hamile kaldığını ve bebeği doğuracak ruh halinde olmadığından kürtaj izni verilmesini talep etti. Başvurunun acil olması nedeniyle başvuruyu inceleyen savcı gerekli kürtaj kararının verilmesi için dosyayı Sulh Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. ‘Ruh sağlığından önemli’ Gelen talebi değerlendiren Sulh Ceza Mahkemesi ise şok bir karara imza atarak kürtaj için izin vermedi. Mahkeme hakimi kararında, Anayasa’nın 17. ve 90. maddesi gereğince iç hukukun parçası olan İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 2. maddesinde düzenlenen yaşam hakkının korunmasının devletin görevi olması ve kararlarda kürtajın bir hak olarak tanımlanmaması, günümüzde ceninin yaşam hakkına sahip olduğu, anne yönünden sağlık sorunu yaratmadığı veya diğer bir zorunluluk hali olmadığı sürece gebeliği sonlandırmanın yaşam ihlali sayılacağını belirtti. ‘Hayatı tehdit ediyorsa...’ Kararda kürtajın yapılması için gereken şartlar ise şöyle sıralandı: “Nüfus planlanması kanuna göre gebelik annenin isteği üzerine 10. haftadan önce sonlandırılabilir. 10. haftadan sonra ise annenin hayatını tehdit etmesi ve doğacak çocuğun gelecek nesiller için ağır maluliyete neden olacağı hallerde raporla kürtaj yapılır. Ancak hekim bu kürtaj sonrası 24 saat içinde müdahale yapılan kadının kimliğini ve müdahale gerekçesini sağlık ve sosyal yardım müdürlükleri ile hükümet tabipliklerine bildirmek zorundadır.” Mahkeme ayrıca 7 gün içinde itirazın Asliye Ceza Mahkemesi’ne yapılmasını da tutanağa geçirdi. UZMANLAR KARARA NE DEDİ? Hukuka aykırı Baro Kadın Hakları Merkez Başkanı Hale Akgün: Böyle durumlarda kürtaj yapılmasında hiçbir engel yok. Mahkemenin kürtaja hayır demesi hukuka aykırıdır. Adli vakalarda doktor raporuyla da kürtaj gerçekleştirilebilir. 20. haftadan sonra adli vakalarda anne ve bebek sağlığı için kürtaj yapılabilir. Bu da psikolojik sağlık raporuyla gerçekleştirilebilir. Hayatı kararacak Van Kadın Derneği (VAKAD) Gönüllüsü Zozan Özgökçe: 16 yaşındaki bir kız çocuğunun anne olması mantıklı mı? Okulu, yaşamı, hayati tehlikesi ne durumda bunları soruşturmak gerekiyor. Binlerce kadın bu tür vakalarda hayatını kaybetti. Kızın hayatı berbat olacak. Mahkemenin verdiği karar yasal bir karar değil. Hukuka aykırıdır. Kürtaj yapılmalı Soyal Hizmet Uzmanları Dernek Başkanı Kahraman Eroğlu: Ailesi ve yetkililer çocuğa yardım etmeli. Yıllarca sosyal hizmet uzmanlığı yapmış biri olarak düşüncem, doğacak çocuk her türlü tehlikeyi beraberinde getirecektir. Aileye ve kız çocuğuna sıkıntı yaratacaktır. Bebeğin alınması hem 16 yaşındaki kız çocuğunu hem de ailesini sıkıntıdan kurtaracak. TCK’NIN 99’UNCU MADDESİ Yasa ‘Kürtaj yapılır’ diyor Savcı mahkemeden kürtaj izni isterken Türk Ceza Kanunu’nun 99. maddesinin 6. fıkrasından yola çıktı. kanun maddesinde, “Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması hâlinde, süresi yirmi haftadan fazla olmamak ve kadının rızası olmak koşuluyla, gebeliği sona erdirene ceza verilmez. Ancak, bunun için gebeliğin uzman hekimler tarafından hastane ortamında sona erdirilmesi gerekir” deniyor. BÜLENT AYDOĞDU / VATAN İSTİHBARAT
12 Yaşındaki Öğrenciye Tecavüz Girişimi
Tunceli’nin Pertek ilçesine bağlı Çataksu Köyü’nden, Pınarlar Köyü’ndeki okula öğrenci taşıyan minibüs şoförü 40 yaşındaki Hamit P., 12 yaşındaki kız öğrenci S.A.’ya tecavüze kalkıştığı iddiasıyla tutuklandı. Adliye binası önünde toplanan ve geç saatlere kadar ayrılmayan yaklaşık 2000 kişilik öfkeli kalabalığın, aynı zamanda köy korucusu olan Hamit P.’yi linç girişimi güçlükle önlendi.Pertek’in Çataksu Köyü ve mezralarında taşımalı sistemle öğrenim gören öğrencileri, Pınarlar Köyü’ndeki Gazi Osman Paşa İlköğretim Okulu’na getirip götüren 40 yaşındaki Hamit P., bugün ders bitiminde yine minibüsüne aldığı öğrencileri köylerine götürmek üzere yola çıktı. Çataksu’ya bağlı mezralara uğrayarak öğrencileri bırakan servis minibüsünde en son S.A. adlı öğrenci kaldı. Kız öğrencinin ineceği Köçekler Mezrası yakınında minibüsü durduran sürücü Hamit P. S.A.’ya tecavüze kalkıştı. Kız öğrencinin çığlıkları üzerine durumu fark eden mezradakiler hemen olay yerine gelerek müdahale etti. Sürücü Hamit P.’yi minibüsten tekme tokat indiren köylüler, jandarmaya haber verdi ve onu gelen ekibe teslim etti. Gözaltına alınan Hamit P., Pınarlar Jandarma Karakolu’ndaki sorgusunun ardından Pertek Adliyesi’ne sevk edildi. Olayın duyulması üzerine aralarında kadınların da bulunduğu kalabalık adliye önünde toplandı. Öfkeli kalabalığın tepkisi giderek artarken, ‘Tecavüzcüyü bize verin, cezasını biz verelim’ sloganları yükselmeye başladı. Kalabalığın şüpheli Hamit P.’yi linç girişimine karşı Pertek İlçe Emniyet Amirliği ekipleri ve jandarma linç girişimine karşı güvenlik önlemi aldı ve Tunceli’den ilçeye takviye Çevik Kuvvet ekipleri sevk edildi. Savcılıktaki sorgusunun ardından çıkarıldığı nöbetçi mahkemede şüpheli Hamit P., ‘cinsel istismar’ suçlamasıyla tutuklandı ve güvenlik gerekçesiyle Elazığ’a sevk edilmesi kararlaştırıldı. Göstericilerin ayrılmaması ve tepkilerini sürdürmesi nedeniyle şüpheli Hamit P., adliye binasından çıkarılamadı. Kalabalığın adliye binasına girmesi güçlükle önlenirken, Tunceli Vali Yardımcısı Kenan Eskin, Emniyet Müdürü Hayati Yılmaz, Jandarma Komutanı Albay Yurdakul Akkuş da ilçeye gelerek göstericilerle görüştü. Emniyet Müdürü Hayati Yılmaz, göstericilere yaptığı konuşmada, “Şüpheli yakalanarak tutuklanmıştır. Hukuka herkesin saygılı olması gerek. Biz her zaman sizlerle birlikteyiz, sizlerle birlikte bundan sonra da bu tür şeyleri engellemek için elimizden gelen çabayı sarf edeceğiz. Lütfen buradan dağılın bizde zanlıyı cezaevine gönderelim” dedi. Göstericiler, tutuklanan Hamit P.’yi görmek istediklerini, kendilerine gösterilmese bile basının görüntü almasına izin verilmesini istedi. Tecavüz zanlısı Hamit P.’nin adliyeden çıkarılması sırasında yaşanan arbede ve göstericilerin fırlattığı taşlardan birinin kafasına isabet ettiği Pertek İlçe Emniyet Müdürü Nurettin Gezerel yaralandı. Aldığı darbe ile yere yığılan Gezerel, güvenlik güçleri tarafından İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldükten sonra burada gelen ambulansa Pertek Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Başında açılma olan Gezerel ameliyata alındı. Vali Yardımcısı Eskin, Emniyet Müdürü Yılmaz, Jandarma Komutanı Albay Akkuş, Pertek Kaymakamı Memiş İnan ile toplantı yaptı ve durum değerlendirilerek gerekli önlemler alındı. Hem yetkililerin hem de araya giren Perteklilerin çabasıyla ikna edilen kalabalık geç saatlerde dağıldı.Zete
Hindistan'da Bu Kez İhtiyar Heyeti Emriyle Tecavüz
Hindistan'ın Batı Bengal eyaletinde farklı kabileden bir erkeğe aşık olan genç kadının, yaşadığı köyün ihtiyar heyetinin emri ile toplu tecavüze uğradığı bildirildi. Yetkililer, pazartesi günkü saldırının ardından hastaneye kaldırılan 20 yaşındaki genç kadının durumunun ağır olduğunu ve saldırı ile bağlantıları tespit edilen 13 kişinin tutuklandığını açıkladı. Eyalet başkenti Kalküta'nın 180 kilometre kuzeyindeki Subalpur köyünde yaşayan genç kadının ailesi, polise ihtiyar heyetinin olayı örtbas etmek için kendilerinden 25 bin rupi (yaklaşık 400 dolar) para istediğini söyledi. Ailenin söz konusu miktarı ödeyememesi üzerine ihtiyar heyetinin, köy erkeklerine genç kadına tecavüz emri verdiği öğrenildi. Ailesinin ancak olaydan iki gün sonra Birbhum bölgesinde bir hastaneye götürdüğü genç kadın ise tüm gece boyunca sayamadığı kadar çok kişinin tecavüzüne uğradığını söyledi. İhtiyar heyetinin başkanının da tutuklananlar arasında yer aldığı belirtildi. Sabah
Kaddafi'nin Korkunç Haremi!
Libya’nın devrik lideri Muammer Kaddafi’nin ardından özel hayatıyla ilgili korkunç bir ayrıntı ortaya çıktı. Buna göre Kaddafi’nin sarayında genç kızların seks kölesi olarak kullandığı ve zorla tutulduğu hücreler bulunuyordu.DIŞ HABERLER/ milliyet.com.trAlbay Kaddafi’nin sarayındaki bu hücrelerde Kaddafi genç yaştaki kızlara ve hatta erkeklere tecavüz ediyordu. Yüzlerce genç kız saraydaki bu tüyler ürpertici hücrelerde zorla tutuldu.İşin daha da ürkütücü tarafı eski diktatörün okulları ziyaret ederek kendine kurbanlar seçmesi… Kaddafi’nin seks hücrelerindeki yatak odaları 70’lerin tarzına uygun dekore edilmişti. İkiz bir yatağın bulunduğu bu odada Kaddafi 14 yaşındaki genç kızlara tecavüz ediyordu.
Ünlülerin En Çok Beğendiği Filmler Listesi
Ünlülerin de tıpkı bizim gibi birer insan olduklarını düşünürsek elbette onlarında beğendikleri filmler, müzikler vb. şeyler vardır. Gerek hayranlıkla filmlerini izlediğiniz oyuncuların, eserlerini hayranlıkla dinlediğiniz şarkıcıların ve bir çok tanınmış ismin en beğendikleri filmlerden seçmeler yaptık ve karşınıza sunduk. Eğer içlerinden birisini seçip izlemeye karar verirseniz, şimdiden iyi seyirler.
Kaçırdığı Eski Eşine Önce Arkadaşı Sonra Kendisi Tecavüz Etti
Antalya'da boşandığı 26 yaşındaki eşini kaçıran ve ormanlık alanda önce arkadaşı sonra da kendisi tecavüz eden İbrahim Kos ile arkadaşı Dinçer Kara 24'er yıl hapis cezasına çarptırıldı.Polisteki ifadesinde 9 Nisan 2013 günü eski eşi İbrahim Koz tarafından telefonla arandığını belirten H.B. şunları anlattı:'Eski eşim kızımızın hasta olduğunu söyledi. Ben de kızımı görmek için şehir merkezindeki bir alışveriş merkezinin önüne gittim. Bu sırada arkamdan gelen servis minibüsüne zorla bindirildim. Aracın içinde eski eşim ve arkadaşı vardı. Şehir merkezinden çıkana kadar bağırmamam için ağzımı kapattılar. Daha sonra Mazıdağı bölgesinde ıssız bir yere minibüsü park ettiler. Bu esnada eski eşim üzerimdeki giysileri çıkarmaya çalıştı. Direnmem nedeniyle başarılı olamayınca bana tokat atıp, 'Senin hayatını karartacağım' dedi. Bu esnada arkadaşı gelerek ellerimi tuttu.''Eşi sigara yakıp seyretmiş'İlk önce eski eşinin kendisine tecavüz ettiğini ileri süren H.B., 'Eski eşim işini bitirince arkadaşına işaret ederek, 'Sıra sende' dedi. Bunun üzerine Dinçer Kara da tecavüz etti. Eski eşim de sigara yakıp bizi izledi. Bu sırada Dinçer K., 'Herkesle kendi isteğinle yatıyorsun. Bizimle yatmışsın çok mu. Biri eski eşin biri de arkadaşı ne olacak sanki' dedi' diye konuştu.'İntihar etmek istemiş'H.D., Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki bugünkü ifadesinde ise şunları söyledi:'Polise gitmemem konusunda ölümle tehdit ettiler. Daha sonra aynı minibüsle şehir merkezine bırakıp kaçtılar. İntihar etmeyi düşündüm. Yakınlarıma veda mesajları attım. Bu sırada eski eşim kızımı benim yanıma getirdi. Kendisiyle vedalaştım. Sonra yakınlarım benden habersiz polise haber vermiş. Ben de kararımı değiştirip şikayetçi oldum. Benim asıl endişem 8 yaşındaki kızımın bu ahlaksız adamın yanında kalması. Belki de bana yapılan iğrençliği çocuğuma yapmaya kalkacaklar.'H.B.'yi iffetsizlikle suçlayan İbrahim Koz ve Dinçer Kara ise, 'H.B. bizimle rızasıyla ilişkiye girdi. Kendisini zorlamadık, tehdit etmedik. Sırf daha sonra rahat hareket etmek için böyle bir iftirada bulundu. Beraatimizi ve tahliyemizi talep ediyoruz' dedi.İndirim uygulanmadıMahkeme kısa aranın ardından İbrahim Koz ile Dinçer Kara'ya, 'tecavüz' suçundan önce 15'er yıl hapis verdi. Mahkeme, olay sonrası H.B'nin ruh sağlığı bozulduğu için bu cezayı 18'er yıla çıkardı. Mahkeme ayrıca iki sanığı 'hürriyeti tahdit' suçundan da 6'şar yıl hapse mahkum etti. Mahkeme, sanıkların cezasında indirim yapmadı.'Yeni bir yaşam istiyorum'Duruşma sonrası yaptığı açıklamada yeni bir hayata başlamak istediğini belirten H.B., 'Yeni bir yaşama başlamak istiyorum. Çocuğumla birlikte artık uzak bir şehirde, kendime yeni yaşam kurmak istiyorum. Eski kocama verilen ceza sonunda derin bir oh çekerek 'Adalet yerini buldu' dedim. Allah beni bir daha o adamla karşılaştırmasın' diye konuştu.'Bu ceza örnek olsun'H.B.'nin avukatı Ahmet Çevik ise cezalarda indirim değil, artırım yapıldığına dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:
Facebook’un Hayatlarımızda Yarattığı 7 Değişiklik
Sadece 10 yıl olmasına rağmen tüm dünyaya ulaşan ve sosyal medya kavramını tam anlamıyla karşılayan Facebook çok başarılı oldu. Şimdiye kadar herhangi bir şirketin yapabileceğinden çok daha fazla insana ulaştı. 1.2 milyarın üzerinde kullanıcısıyla, Facebook dünya popülasyonunun %17′sinin aktif olarak kullandığı bir platform, üstelik bu rakam Çin’in neredeyse tamamını dışında bırakıyor çünkü Çin Hükümet’i tarafından bloklandı. Şirket hem mobil hem de gelişen pazarlarda yerini alırken, gelecek on yıl içinde 1 milyar insanın daha Facebook’a üye olma ihtimali de Facebook’un başarısının devamının geleceğini garantiler nitelikte. Facebook’ta insanlar bir sürü farklı paylaşım yapıyorlar ve olayın asıl yanı bu gibi görünürken, Facebook aslında dünyayı etkileyen durumlara yol açtı. İşte Facebook’un hayatlarımıza iyi ya da kötü yaptığı değişikliklerin en önemli 7 tanesi.1. Facebook İletişim Şeklimizi Değiştirdi Facebook dünyayı daha küçük bir hale getirdi bu da açıkça fakat tartışmaya açık olarak Facebook’un yaptığı en önemli değişiklik. İster uzakta olan eski bir lise arkadaşınızla sohbet edin, isterseniz de koridorun sonundaki odada olan ev arkadaşınızla yazışın, Facebook sevdiğiniz insanlarla iletişim halinde olmanızı ya da ara sıra görüşebildiğiniz insanlarla iletişim kurmanızı sağlayarak kendisini ve durduğu yeri sağlamlaştırdı. Facebook’un ilk günden beri ücretsiz olması da önemli bir nokta. Kullanıcılar kendi kişisel bilgilerini Facebookla paylaşarak “ödeme” yapıyor olsalar da finansal olarak Facebook hesabına sahip olmak için 5 kuruş ödeme yapılmıyor. Aslında bedava olduğu için Facebook 1 milyarın üzerinde kullanıcıya ulaşabildi ve bu kadar çok insanın Facebook kullanması, insanların kullanmaya devam etmesini sağlıyor. Gartner’da tüketici teknolojileri araştırma direktörü Brian Blau,“ Dünya’nın her tarafından insanları çevrimiçiyken sosyalleştirmek daha önce sahip olduğumuz bir durum değildi” diyor ve devam ediyor; “Evet, Myspace popülerdi, ama Facebook’un popüler olduğu şekilde değil. 1 milyar insanın aynı anda Bir şey yapmalarını sağlamak diğer hiçbir şirketin ulaşamadığı bir başarı.”2. Facebook Hayatlarımızı Paylaşma Şeklini Değiştirdi Facebook artık hayatımızı paylaşabileceğimiz tek sosyal ağ değil ama kesinlikle paylaşım yapılan en büyük sosyal ağ. Fotoğraflarımız, düşüncelerimiz, favori videolarımız, filmler ve kitaplar, bunlar hep kişiseldi ama şimdi sosyal profile entegre edilmiş durumda ve bu fazla paylaşımdan öyle ya da böyle hepimiz sorumluyuz. Biz yıllardır paylaşırken, işler gittikçe daha da kolaylaşmaya başladı. Minyatür bilgisayarlar, yüksek kaliteli kameralar neredeyse herkesin cebinde, paylaşım yapabilme şansımız hep var. 2013′de Facebook kullanıcıları saniye başına yaklaşık 41 bin gönderi yaptılar. Bu dakikada 2.4 milyon gönderi yapıldığı anlamına geliyor. Eski Facebook çalışanı  Josh Elman’ın söyledliği gibi “ Facebook yüzünden paylaşım yapmak artık insani bir dürtü”.3. Facebook İçerik Tüketme Şeklimizi Değiştirdi Eğer insanların tüketim şekillerini değiştirmezseniz, insanların paylaşım şekillerini de değiştiremezsiniz. Facebook kullanıcıları sadece kendi kişisel hayatları hakkında paylaşım yapmıyorlar aynı zamanda kendileri için öenmli olan haber ve içerik paylaşımı da yapıyorlar. Politik haberler, spor haberleri, komik video paylaşımları Facebook’ta hep gördüğümüz paylaşım türü. Haber Kaynağı (News Feed) hiç bitmeyen bir içerik girişine sahip, platformda bağlı olduğunuz kişi ya da şirketler sürekli içerik paylaşıyor. Haber Kaynağı 2006′da ilk kez tanıtıldıktan sonraTwitter, Pinterest ve LinkedIn de dahil olmak üzere bir sürü sosyal site tarafından benimsendi. Haber Kaynağı kusursuz değil, algoritmaları sürekli değişiyor ve gönderiler her zaman kronolojik sırayla görünmeyebiliyor, haberleri ve etkinlikleri ekranınıza geldiğinde organize tutmak çok zor olabiliyor. Facebook hala her kullanıcı için alakalı reklamlar sağlamak için uğraşıyor. Bu insanların Facebook’tan haber almalarını durdurmuyor. Kabaca 18-24 yaşları aralarındaki kişilerin %71′i interneti ana haber kaynakları olarak görüyor, 30′larında olan kişilerin %30′u ise haberlerini spesifik olarak Facebook’tan alıyor. Mark Zuckerberg’in Haber Akışı için büyük planları var, bütün Facebook kullanıcıları için dünyanın en iyi “kişiselleştirilmiş gazetesi”ni yaratmak istiyor ve bu  insanların neyi, ne zaman görmek istediklerini belirlemek anlamına geliyor. Facebook çoktan haberleri tüketim şeklimizi değiştirdi, şuanda bu değişimi mükemmelleştirmek istiyor.4. Facebook Mahremiyete Bakışımızı Değiştirdi Facebook’un elinde çok fazla veri var ve bu verilerin çoğu kullanıcılardan elde ediliyor. Facebook adımızı, okulumuzu, arkadaşlarımızı, tuttuğumuz takımı biliyor. Ne tarz markadalardan hoşlandığımızı ve dinlediğimiz müziği de biliyor. 1 milyardan fazla Facebook kullanıcısı bunun farkında ve kullanıcılar için bu kabul edilebilir bir durum. Mahremiyet’le ilgili problemler konuşulmaya başlandı çünkü sanki Facebook yukarıda bahsettiğimden daha fazla şey biliyor ve kullanıcılarından hangi bilgileri topladığı da çok açık değil. Gizlilik ayarları çok sık değişiyor ve bu kullanıcıların bu değişikliklere adapte olmasını zorlaştırıyor. Nelerin mahrem olduğu ve Facebook’un hangi bilgileri almakta özgür olduğu bir tartışma konusu. 2011′in Haziran ayında Facebook’un kullanıcı bilgilerini NSA ile paylaştığına dair bazı raporlar gün yüzüne çıktı fakat Facebook bunu yalanladı. Bu bilginin doğruluğu ya da yanlışlığı kanıtlanmadı.5. Facebook Ortadoğu’yu Değiştirdi Facebook’un kollektif gücünün bir örneği, 3 yıl önce Ortadoğu’da Arap Baharı diye bilinen ayaklanmalarla alt üst olurken ortaya çıkmıştı. Facebook ayaklananların liderlerinin haber paylaşmalarına izin verdi. Tunus’ta bu dönemde 2 milyon kişinin Facebook üzerinden iletişim içinde olduğu rapor edildi. Mısır’da neredeyse yarım milyon insan sosyal ağ üzerinden protestolar hakkında haberleştiler. Facebook ayrıca saldırı olmaması için ve liderlerin kimliklerinin gizli kalması için bu sayfaları özel olarak korudu. Kimliği açıklanmayan bir Tunus’lunun Facebook’tan “devrimin GPS’i” olarak bahsetmesi de Facebook’un bu dönemde ne kadar aktif olduğunu kanıtlıyor.6. Facebook Zorbalık Kavramını Değiştirdi İnternet zalim bir ortam, sanal zorbalığı önleyebilecek bir şey yok ne yazık ki. Zorbalar kendilerini bilgisayar arkasına saklayıp Facebook’ta hiç hoş olmayan şeyler yapabiliyorlar. Facebook’un yapısı kolay hedefler yaratabiliyor, ve 14-24 yaş arası kişilerin %40′ı elektronik ortamda tacize uğradıklarını bildirdi. Başka nerede bir tacizci, kurbanını bu kadar iyi takip edebilir ki? Geçen Eylül’de, 12 yaşında Florida’lı bir kız aylar süren sanal zorbalığa mağruz kaldığı için intihar etti. Nisan ayında ise 17 yaşında genç bir kız intihar ederek öldü. İntihar etmesinin sebebi tecavüz.e uğradıktan sonra o görüntülerin internete ve sosyal medya sitelerine yayılmasıydı. Facebook bu tür olayları engellemeye çalışıyor. Kullanıcılar zorbalığı şikayet edebilir ve o insanları engelleyebilirler. Fakat bu önlemler insanların zarar görmesini ne oranda engelleyecek, bunu tahmin etmek zor, çünkü ister sanal olsun ister gerçek bir zorba, zorbadır.7. Facebook İşletmelerin Müşterileriyle İletişim Şeklini Değiştirdi Sosyal medyanın özellikle Facebook’un yükselmesiyle, marklar, müşterileriyle nasıl başa çıkacaklarını düşünmeye başladılar. Eğer biri bir marka ile ilgili Facebook ya da Twitter’da şikayet ederse şimdi markaların müşteri servisleri hemen cevap veriyorlar çünkü bir markanın en az isteyeceği şey bir müşterinin sosyal medya üzerinden o markayı şikayet etmesi ve insanları haberdar etmesi. Bu yüzden markaların sosyal medya’dan sorumlu çalışanları olması gerekiyor, genel olarak büyük markalar bunu yapıyor fakat bazıları bu konuda yavaş ve bu o markalar için pek hayırlı değil. 10 yıldır Facebook dünyayı değiştiriyor ve böyle giderse (ki öyle görünüyor) değiştirmeye de devam edecek. 1 milyardan fazla kullanıcıyla gelecek 10 yılın Facebook’la nasıl değişeceğini hep beraber göreceğiz.
Rahatsız Etmekte Sınırları Aşan 11 Yasaklı Film
Seksin, şiddetin, vahşiliğin dozajı çok çok fazla olmasından dolayı bazı filmler bazı ülkelerde yasaklanmıştır. Bu filmler adeta lanetlidir; seyircisini belli bir süre hayata da küstürebilir. Bu snuff filmleri dünyada yasaklanan filmler olarak ele almak da gerekebiliyor. Listemizde Türkiye'de yasaklanmış filmler de var. İçinde korku filmlerinden gerilime, maceraya ve dini öğeleri içeren filmleri de bulabilirsiniz. İşte bu yasaklı filmlerle ilgili bir derleme yaptık. 1 numarada 60'dan fazla ülkede yasaklanan film de bulunuyor. Şimdiden söyleyeyim bu filmlerin çoğunu hiç izlemek istemeyeceksiniz! Not: Fragmanların içerikleri +18'dir. Şiddet ve cinsel içerik barındırır!
"Başbakanımız Kasımpaşa'nın Aslanıydı, Ben de Gülü..."
Muazzez Ersoy: Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi T24 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi Kasımpaşalı olan şarkıcı Muazzez Ersoy , “Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi. Bizim evin karşı köşesinde arkadaşlarıyla toplanıp sohbet ederlerdi. Erdoğan Kasımpaşa’nın aslanıdır, ben de gülü” dedi. Şarkıcı Muazzez Ersoy Hürriyet gazetesinden İzzet Çapa ’ya konuştu. İzzet Çapa’nın Muazzez Ersoy ile yaptığı söyleşi şöyle: Gelin Hatice Hanım’dan başlayalım... Tanır mısınız kendilerini? (Gülüyor) Tanımaz mıyım? Tanırım, hem de kendim kadar iyi... Gerçek adım Hatice Yıldız... Peki Hatice Yıldız’dan Muazzez Ersoy yaratmak hangi cin fikirlinin eseri... Assolistliğe başladığım günlerde Pembe Köşk Gazinosu’nun sahibi rahmetli Cahit Bey, “Kızım sesinin rengi, okuma tavrın bana Muazzez Abacı’yı çağrıştırıyor; bence bundan sonra sahne adın Muazzez Ersoy olsun” dedi. Yıldızlar karması gibi... Hiç aklınıza gelmedi mi bu ismin Muazzez Abacı ile Bülent Ersoy’un karışımı olduğu... Biraz öyle olmuş ama ben daha sonraları fark ettim. Çok gençtim o zamanlar... Adınızı divalardan alacak kadar şanslıymışsınız. Çocukluk yıllarınızda da bu kadar ballı mıydınız? Ne balı ayol! Kasımpaşa’da babaanneden kalma iki katlı ahşap bir evde dünyaya geldim. Üst katta iki oda bir sofa, aşağıda ise yemek odası ile mutfak vardı. Banyo ve tuvalet de evin dışında taşlık dediğimiz bir yerdeydi. Asla kimseye muhtaç değildik ama varlıklı bir aile olduğumuz da söylenemezdi. Valide hanım ve peder bey neyle iştigal ediyorlardı? Babam şofördü, dolmuşçuluk yapıyordu. Annem ise Tekel sigara fabrikasında çalışıyordu. Bütün gün orada sigara kutuları keser, akşam da eve gelip yemek, çamaşır, ütü derken pert olup yatardı. Bir de ben varım tabii uğraştığı... Hatice Yıldız’ın içindeki “yıldız” nasıl ortaya çıktı? O zamanlar Kasımpaşa, müzisyenler semtiydi... Ben de onların içinde büyüdüm. Okulda arkadaşlarımızla kurduğumuz koronun solistiydim. Mahallelinin “Sesin çok güzel” sözleri daha o yıllarda beynime işlemişti. Haydi artık çıkın şu sahneye, mahalleli de ben de derin bir nefes alalım... Keşke o kadar kolay olsaydı ama olmadı... Önceleri ufak ufak mahalledeki düğünler, sünnetler, nişanlarda söylemeye başladım. Bu arada bir mağazada da tezgahtarlık yapıyorum... Ama işin doğrusu, aklım fikrim şarkıcılıkta. Derken Gaziosmanpaşa’daki minik bir tavernadan teklif geldi. Peki peder beyin tepkisi neydi sahneyle bu kadar “içli dışlı” olmanıza? Duysa öldürürdü! Bu yüzden korkudan uzun süre ondan saklamak zorunda kaldık. Ya valide sultan? Annem sahneye çıkmamı çok istiyordu. Doğum günümde onun hediye ettiği bilezikleri satıp, sahne elbisesi diktirdim kendime. Ayakkabı almak için para yetmeyince, babamın cebinden tırtıkladım. Çarli’nin Melekleri işbaşında... Yok o kadar değil. Küçük oyunlar çevirdiğimizi kabul ediyorum. Ama dayanamadık, her şeyi göze alıp sonunda babama anlattık durumu. İzin çıktı da rahat bir “oh” dedik... Her şey halloldu da tek bir pürüz kaldı; şöhret olmak! Tavernada çalışırken diğer şarkıcılar anneme “Senin kızda gelecek var, abla onu bir menajere götürsene” demişler. Ben menajer nedir bilmiyorum o zamanlar ama Allah’tan rahmetli annem çok iyi anlardı bu işlerden. Neyse, elimden tutup bir organizatöre götürdü beni... O da Pembe Köşk Gazinosu’nun sahibi Cahit Çeki... Ve Sindrella, Pembe Köşk’ün kapısından içeri girer... Senin Sindrella biraz korkak çıktı, elim ayağım titriyordu heyecandan... Cahit Bey, arkadaşları ile oturmuş çay içiyordu. “Haydi bakalım bir dinleyelim seni” dedi. Önce bir şarkı okudum, sonra bir daha, bir daha... Baktım bir tebessüm yayılmış yüzüne... Bana dönüp “Kızım sen bu gazinoda assolist olacaksın” dedi... “Burası odan, bunlar da ekibin” diye gazinoyu gezdirmeye başladı... Donup kalmıştım. Bir günde assolist olunca insan donup kalır tabii... Bir günde olur mu yahu! Üç ay boyunca her gün sazlarla prova yaptım. Hazırlık dönemi bittiğinde podyumda nasıl yürüyeceğimi, sahnede nasıl mikrofon tutacağımı öğretmek için hoca tuttular. Parıltılı dünyaya Sindrella’nın prensini konuşmak için biraz ara verelim. Ah sevgili İzzet, benim hiç prensim olmadı ki... Ben ilk evliliğinize atıfta bulunmuştum... Kendisine “oğlumun babası” demeyi tercih ediyorum. Teyzemin kızı nişanı atınca bohçayı almak annemle bana düşmüştü. Yok artık kuzeninizin eski nişanlısıyla mı evlendiniz? Olur mu öyle saçma şey! İlk eşim, teyzemin kızının nişanlısının ağabeyiydi. Muazzez Hanım, siz çok bilinmeyenli denklemle evlenmişsiniz, haberiniz yok... O kadar karışık değil bitanem. Nişan bohçasını almaya gittiğimizde tanıştık. 15-16 yaşında ya vardım ya yoktum... İnsan 16 yaşında aşık olabilir ama evlenip “küçük gelin” olmak fazla radikal değil mi? Yaşım tutmadığı için annemle babamın muvafakatı ile evlendim. Ama gerçekten sevmiştim onu. Sevdim seni bir kere, başkasını sevemem” diyemediniz ama... Maalesef diyemedim ve ayrıldık. Demek ki o sorumluluğu üstlenmek için sevgi yetmiyormuş. Bugün o yaşta evlenmenin kader olduğunu anlıyorum. Ayrıldığımızda oğlum dokuz aylıktı, hiçbir şeyin farkına bile varmadı. Boşanmayla birlikte tekrar zor günler başladı herhalde... Haliyle... Bebeğimi anneme bırakıp tekrar tezgahtarlığa döndüm. Baktım o işin sonu da yok; etraftaki herkes de “sesin güzel” diyor, şarkıcılıkta şansımı bir kere daha denemek istedim. Rabbim de yardım etti, demek ki doğru bir adım atmışım. Neden Türk sanat musikisi? Rahmetli annem Şehzadebaşı Direklerarası Korosu’nda yıllarca ders almış. Türk müziğini onun sayesinde sevdim. Bütün bildiklerini bana aktarırdı. Bir de Bülent Ersoy ile Muazzez Abacı’dır beni sanat müziğine bağlayan... Zeki Müren’i unutmayalım... Vefatından hemen önce yanındaydınız... TRT’deki son programına gelmesi için Zeki Bey’i kendi cipimle Bodrum’dan aldırıp İzmir’e göndermiştim. Biz de İstanbul’dan uçakla gitmiştik. Stüdyoda karşılaştık; şık bir kalem hediye ettim ona. Bir merhaba diyebildim, zaten her şey beş dakika içinde olup bitti... Allah rahmet eylesin diyelim... Son zamanlarda pek ortalıkta görünmüyordunuz... Küçük bir dinlenme arası vermiştim. Bazen bir denyoluk da gelmiyor değil. Çekip gitsem, bıraksam sahneyi diyorum ama hiçbir zaman bunu yapamayacağımı da biliyorum. Zeki Bey gibi sahnelerde öleceğim ben de... Bir görünüp bir kayboluyorsunuz. Karabatak gibisiniz. Aslında kaybolmadım, insanlar öyle sanmış olabilir. Çünkü dört sezondur TRT Müzik’te program yapıyorum, değişik müzikallerde sahne aldım ama fazla röportaj yapıp ortalarda olmadığım için böyle bir algı oluştu... Biz de nostalji şarkılar bitti diye dükkanı kapattınız sandık. O şarkılar asla bitmez... Evet, zaten “şarkılarla geldiniz”... Biraz da yeni albümden bahsedelim. Son albüm “Şarkılarla Gel”e dört beste ekledik. Muzaffer Özpınar ile hazırladık. Onun gibi insanların artık nesli tükeniyor. Muzaffer Hoca, okyanuslarda bambaşka bir balık. Sağ olsun günlerce hasta hasta çalıştı stüdyoda... Pembe Köşk’ün prensesi, “Nostalji Kraliçesi”ne nasıl dönüştü? Tamamen annemin arzusuydu. Nostalji albümleri yaparken katiyen çok satmak düşüncesinde değildik... Annemin gençliğinde aldığı 45’lik plakları taşıdığı küçük bir çantası vardı. Yalnız kaldığında o plakları dinleyip eski günlere dönerdi... Taş plaklardan kasete, kasetten dijitale... Anneniz size bir bakıma “Teknolojiye uy kızım” mesajı vermiş. Aynen öyle. Biliyorsun plaklar zamanla çiziliyor, kırılıyor... Bir gün “Kızım şu çantamdaki plaklardan bir kaset yapsan da rahatça dinlesem” dedi. Amacı aslında sadece buydu. Ama nostalji serisi resmen bir devrim yaptı Türkiye’de. Siz de beklemiyordunuz galiba bu kadar ilgiyi... Yalnız ben mi? Benim gibi pek çok insan şoke oldu. Tek üzüntüm rahmetli annemin o şarkıları dinleyemeden vefat etmesi. Nostalji albümleri bu kadar çok sattı, Muazzez Ersoy da hanları hamamları kaptı mı? Yemin ederim hanlarım hamamlarım yok ama gönlü de benim kadar zengini yok. Annenizin albümlerin başarısını görmemesi oldukça üzmüş sizi... Bak sana bir şey söyleyeyim mi, annem de, babam da vefat ettiğinde sahnedeydim. Annemin ölümünde Kemer’de iki konserim vardı. Bari son bir kez yüzünü göreyim dedim, açtılar kefeni, anamın yarım yüzünü görünce hüngür hüngür ağlamaya başlamışım... Sahneye çıktınız mı o gece? Çıktım tabii... Bırak hanları hamamları, diğer tarafa giderken bir peçete bile götüremiyorsun yanında. Şeker paketi gibi beyaz bezin iki ucunu kıvırıp insanı sokuyorlar içine. Han hamamın olsa ne fark eder... Hepsi burada kalıyor, yapabildiğin iyilikleri yanında götürüyorsun sadece. Şifreyi çözmüş biri olarak hiç mi sanatçı kaprisi yok Muazzez Ersoy’un? Olmaz olur mu tabii ki var (gülüyor). Kulisimde su, çay, meyve suyu mutlaka olsun, lütfen içki getirmeyin... Tamam getirmeyiz de hiç mi içki kullanmadınız? Hayatta sürmem ağzıma. Gençliğimde bir-iki kere likör içtim o kadar. Alkolün olduğu yerde ben yokum. Şarkıda “Kasımpaşalıyım, eli maşalıyım” der ama siz hiç öyle durmuyorsunuz, bu nasıl Kasımpaşalılık? (Gülüyor) Annem ve babam son derece modern ama inançlı insanlardı. Düşün, ben 4-5 yaşındayken gece yorgunluktan uyukluyan annemi dürter “Yatmadan önce haydi duamızı okuyalım” derdim. Anacığım da o kadar yorgun olmasına rağmen uyumadan önce bana duamı okuturdu... Annemin tüm öğrettikleri sayesinde, saygının ne kadar önemli bir değer olduğunu fark edip ona göre yaşadım hep. Oğlunuzdan konuşmayı pek sevmiyorsunuz galiba ama biraz da ondan bahsetsek... Kasımpaşa’daki evimizde annem, ben ve oğlum birlikte akşam yemeği yerdik. Rahmetli, dantelden takkeler örmüştü. Yemekten sonra o başlıkları takar, mahallemizdeki Kuran öğretmenine giderlerdi. Oğlum Ender çok iyi Kuran okur. Mesleği nedir, imam mı? Yok, bilgisayar uzmanı... Web master mı ne diyorlar... O konuda uçmuş... Sert bir anne midir Muazzez Ersoy? Çok küçük yaşta evlendiğim için oğlumla beraber büyüdük sayılır. Anneme “anne” derdi, bana da “dızdız”... Onunla ana oğul gibi değil, daha çok abla kardeş gibi yetiştiğimiz için yeri geliyor dertleşiyoruz, yeri geliyor kavga ediyoruz. Evli mi şimdi Ender? Evlenmişti ama boşandı. Onun hayatına hiç müdahale etmem, karışmam. Daldan dala atlıyorum ama bu kebapçılık işi nereden çıktı? Aslında hiç aklımda yoktu. Uzun süre birlikte çalıştığım şoförümün Adana’da kebapçılık yapan Şenol adlı bir yeğeni varmış. Turneye çıktığımızda hep Şenol Bey’in (Kolcuoğlu) dükkanında karnımızı doyururduk. Muhteşem kebaplar yapardı... Gide gele ahbap olduk... Sonra da ortak oldunuz herhalde... İstanbul’da bir şube açmak istiyordu. Ortağı bunu yarı yolda bırakınca şoförümle dertleşmişler, “Dükkanı Muazzez abla, sen, ben birlikte açalım” demiş Şenol. Beni ikna edene kadar göbekleri çatladı resmen, çünkü kebapçılık hiç aklımda olmayan bir şeydi... “Kebaptan da, nostalji kadar iyi anlarım” mı diyorsunuz? Yok estağfurullah... Ama Rabbim’in de yardımıyla dükkan açıldığı günden beri herkes kuyrukta bekliyor... Laf aramızda ben de kebaba bayılırım... Aslında söyledikleri gibi kilo yapmaz. Izgara gibi piştiği için yağı akıp gider. Birlemiş Milletler Yüksek Komiserliği’nde “iyi niyet elçisi” olarak çalışıyorsunuz... Tam olarak ne iş yapar iyi niyet elçisi? Benim en önemli görevim, mülteci durumundaki insanların, sığındıkları ülkenin vatandaşları kadar hakları olduğunu kamuoyuna duyurmak... Angelina Jolie gibi geziyor musunuz siz de ülke ülke? Onun kadar gezmiyorum çünkü bu sayı Birleşmiş Milletler’in düzenlediği organizasyonlara bağlı. Suriye’deki olaylar başlamadan önce Şam’a gittim, oradaki mülteci kamplarını, yardım depolarını gezdim; bazı mülakatlara katıldım. Görseniz o çocuklar ne kadar perişan haldeler. Anne bir tarafta, baba bir tarafta... Yürek burkan, paramparça hayatlar... Angelina ve sizden başka dünyada kaç kişi bu işi yapıyor? Ben seçildiğimde dokuz kişiydik, sanırım şimdi 13 oldu... Film artisti ya müzisyen mi seçilenlerin hepsi? Yoo hayır, sanatçısı da var modacısı da... Bildiğim toplumun sevdiği, saydığı insanların seçildiği... Teklif size nasıl geldi? Birleşmiş Milletler’den aradılar direkt olarak... Şaşırmadınız mı “Neden ben” diye? Çok şaşırdım, çok da mutlu oldum... Tabii ki düşünüyor insan bu kadar kalabalık bir ülkede neden beni seçiyorlar diye? Nedenmiş peki? Kendi kriterlerine göre yaptıkları bir seçimmiş. O zaman Birleşmiş Milletler’in başında Kofi Annan vardı. Amerika’da buluşup görüşecektik ama yerine Ban Ki-moon geçti, onunla da henüz bir araya gelemedik. Siz de Angelina Jolie gibi bir mülteci çocuğu evlat edinmeyi düşünüyor musunuz? İstemez miyim... Bosna’ya gittiğimde, Sırplar’ın tecavüz ettiği kadınların istemedikleri çocuklarını bıraktıkları bir yuvaya götürdüler beni. Koli koli oyuncak götürmüştüm, çocukların gözlerindeki sevinci bir görsen... Orada üç yaşında mavi gözlü dünyalar güzeli bir kız çocuğu ile karşılaştım. Alıp İstanbul’a getirmeyi teklif etseydiniz... Teklif etmediğimi nereden biliyorsun? “Ne olur, annesi istememiş, buraya bırakmış. Bu kızı bana verin, evlat edineyim. Prensesler gibi büyütürüm” diye yalvardım ama maalesef prosedür gereği olmadı... Peki Ebru Polat’ın Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na mektup yazıp “Daha genç ve dinamik bir kişi olarak” sizin yerinize iyi niyet elçisi olmak istemesini nasıl yorumluyorsunuz? Ne diyeyim... Polemiğe girmeyi sevmiyorum ama ben olsam böyle bir şey için kimseyi arayamazdım... Son derece faal olduğunuz anlaşılıyor ama iyi niyet elçisi olduğunuz bile pek çok kişi tarafından bilinmiyor... Ben Birleşmiş Milletler’le resmi protokolü basının önünde imzaladım; bilmemeleri mümkün değil. Ama Türkiye’de, Amerika’da olduğu gibi önem verilmiyor bu işlere. Orada Angelina Jolie’nin yaptığı bir aktiviteyi vermek için kanallar yayını kesiyor. Somali’den Suriye’ye kadar pek çok yeri gezdim ama maalesef haber olmadı. Bazı şeylerin ortaya çıkmasını da siz istemiyorsunuz galiba... Mesela Ankara’da yaptırdığınız hastane... Sevmiyorum bu tür konuları konuşmayı ama lösemili çocuklar için yaptırdığım hastanenin açılışını Süleyman Demirel yapmıştı. Daha sonra TRT Genel Müdürlüğü’nün yanındaki evimi de oraya bağışladım... Magazin Gazetecileri Derneği’nin ödül töreni gecesinde Ahmet Kaya’ya saldırılırken siz de oradaydınız. Bu konuda herkes konuştu, bir tek sustunuz... Neden? Konuşmadım, çünkü ne olduğunu bile anlayamadım. Bir anda ortalık karıştı. Neredeydiniz o anlarda? Sahneye yakın yuvarlak bir masada oturuyorduk. Baktım çatallar, bıçaklar havada uçuşuyor. Yanımdakiler de ayağa kalkıp oraya doğru gittiler. Ben kaldım mı tek başıma... Bir uğultu bir gürültü, kıyamet koptu. “Oradaydım ama hiçbir şey görmedim” diyorsunuz yani... Sonradan gelip anlattılar. O geceden hatırladığım gerçekten başka bir şey yok... Özlemez miyim! Resmen bir cevher yuvasıdır Kasımpaşa, kimler çıkmadı ki oradan... Hasan Kaçan, Büyükşehir Belediye Başkanımız Kadir Topbaş, Başbakanımız... Ne düşünüyorsunuz Sayın Erdoğan hakkında? Şunu bütün kalbimle söyleyebilirim ki, Kasımpaşa’dan bir aslan çıktı... Türkiye’nin lideriydi, şimdi de dünya lideri... O zamanlardan hatırlıyor musunuz kendisini? Evet, Başbakanımız beyefendi, mahallenin en yakışıklı gençlerinden biriydi. Bizim evin karşı köşesinde arkadaşlarıyla toplanıp sohbet ederlerdi. Erdoğan Kasımpaşa’nın aslanıdır, ben de gülü…