Google Earth Haberleri

Google Earth ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Google Earth ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

trend-arrow

Popüler İçerikler

Başbakan'a "Bide Ne" Soruları
'Villaların parasını ödediniz mi, kirayla mı oturacaksınız?'Topbaş Urla villalarındaki bideyi uzun uzun ayrıntılı anlattıBaşbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 'dostuma ait ve 35 yıl önce yapıldı' dediği Urla'daki villaların Google earth'teki görüntülere göre 2012 sonrasında yapıldığının ortayla çıkması ve tuvaletlerde bide kullanılıp kullanılmayacağıyla ilgili ayrıntılı telefon konuşmaları TBMM gündemine taşındı. CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, Başbakan Erdoğan'ın yanıtlaması istemiyle TBMM'ye sunduğu soru önergesinde Urla'daki villalar ve Erdoğan'ın Latif topbaş ile tuvalet malzemeleri hakkında yaptığı sohbeti gündeme getirdi. '35 yıl önce inşa edildi' dedi Oran, önergesinde Başbakan Erdoğan'ın 11 Şubat 2014 günü Başbakanlık Binası'nda yaptığı açıklamada, 'Urla ile ilgili olay şahsımla alakalı değil. O söylenen yer 35 yıl önce inşa edilmiş bir yerdir. Son 5 yıl içerisinde senede 3 - 5 gün gittiğim, ailece görüştüğüm, çok sevdiğim dostuma ait olan bir yerdir. Orası hazine arazisi değildir, onların kendi mülküdür' dediğini anımsattı. Umut Oran, Başbakan'a şu soruları yöneltti: Google earth'te binalar görünmüyorUrla'da size ait olduğu iddia edilen villaların bulunduğu arsanın Google earth'ün 2012 tarihli görüntülerde boş olduğu görülmektedir. Bu villaların inşa tarihi nedir, müteahhitti kimdir, son bir yılda inşa edildiği ortaya çıkan bu villalar için neden 35 yıl önce inşa edilmişlerdir diye söylediniz?Dostunuz villası için neden kızınız ilgileniyor? Size ait olmayan ve 'bir dostunuza' ait olduğunu ifade ettiğiniz villaların tuvaletleri, havuzu, bahçe yapısı gibi teknik ayrıntılarıyla ilgilenmesi için kızınız Sümeyye Erdoğan'ı siz mi görevlendirdiniz? Dostunuza ait villalar için neden bizzat kızınız tüm ayrıntılarla ilgileniyor? Topbaş'a 'Bide ne?' diye sordu Kamuoyuna yansıyan konuşmalarda villaların banyosunda yapılacak olan tuvaletlerle ilgili olarak Latif Topbaş'ın sizin talimatınızı beklediği, bu kapsamda size 'yanlış anlamadıysam sen bana yatak odasının üstündeki banyonun üstünde iki ayrı tuvalet olsun dedin. İkisinde de alafranga tuvalet yanına da birer tane bide olsun dedin değil mi?'  diye sorduğu, sizin de kendisine 'bide ne?' dediğiniz daha sonra Latif Topbaş'ın detaylı bir şekilde bide tanımı yaptığı 'tuvaletten kalkıp orada fışkiyeyle yıkamak için taharet almak için ona lüzum var mı' yönünde bilgilendirmede bulunduğu bunun üstüne de sizin 'yok' diyerek bide yapılmaması yönünde talimat verdiğiniz görülmektedir. Villaların parasını ödediniz mi, kirayla mı oturacaksınız? Size ait olmayan ve mülkü sizde bulunmayan bir evin tuvaletine bide yapılmaması yönünde talimat vermenizin sebebi nedir, ilgili villa yapıldıktan sonra sizin kullanımınıza mı tahsis edilecektir, bu villanın sizin kullanımınıza tahsis edilmesi karşılığında Latif Topbaş'a tarafınızca verilecek ücret ne kadardır, aranızda herhangi bir kira sözleşmesi var mıdır, kira sözleşmesinden kaynaklanan vergiler ödenmiş midir?'
"Latif Topbaş'ın Urla'daki Villa İnşaatı 35 Değil, Sadece 2 Yıllık"
Zaman gazetesinde yer alan bir haberde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla 1. derece sit alanına yapılan Urla’daki villaların inşasına Latif Topbaş’ın söylediği gibi 35 yıl önce değil 2 yıl önce başlandığı yazıldı.Yapılaşmanın tamamen yasak olduğu 1. derece sit alanına yapılan Urla’nın Zeytineli köyündeki villalarla alakalı yeni bir iddia ortaya atıldı. Gülen cemaatinin yayın organı Zaman gazetesinin haberine göre villalar 35 yıl değil iki yıl önce yapılmış. İspanya Başbakanı Mariano Rajoy ile düzenlediği ortak basın toplantısında sorulması üzerine Başbakan Erdoğan, kendisine ait olduğu iddia edilen birinci derecedeki sit alanında bulunan villaların şahsıyla alâkası olmadığını belirterek, “Önce Urla’daki olay, şahsımla alâkalı değil. Önce bu gazete, iddiasını ispatla mükelleftir. Söylenen yer, 35 yıl önce inşa edilmiş bir yerdir. Şu anda yargı sürecinde olan burayla ilgili şahsa niye yöneltmiyorsunuz da bana yöneltiyorsunuz? Bunu patronlarına sor önce. Şahsımla bunun zerre kadar alâkası yok. Çok sevdiğim bir dostuma ait olan bir yerdir. Orası Hazine arazisi değil, kendi mülküdür” ifadelerini kullanmıştı. Söz konusu villaların sahipleri arasında bulunan işadamı Mustafa Latif Topbaş da yaptığı açıklamada, söz konusu araziyi 35 yıl önce yedi arkadaşıyla birlikte satın aldığını aktararak şunları söyledi: “Aynı yıl başladığımız inşaatlar, zaman içinde gelişen biçimde bugün bölgedeki köy yapılaşması çerçevesinde kendimiz, çocuklarımız ve çalışanlarımız için yaptırdığımız, her biri 80 metrekareyi geçmeyen 20-22 yazlık ev, cami ve hayvan barınaklarından oluşmaktadır. Bundan yaklaşık 15 yıl sonra evlerimizin bulunduğu alan, tıpkı komşu köy arazileri gibi 1. derece tabii sit ilan edilince buna itiraz şeklinde verdiğimiz tepkiler, bölgedeki köylü komşularımızın tepkilerinden farksızdır.” Hacılar Koyu’nu gösteren 2010 ve 2014 yıllarına ait iki fotoğrafın ise halen 1. derece sit alanı olan bölgeye yeni villalar yapılmaya devam ettiğini gözler önüne serdiği iddia edildi. Bölgeyle ilgili sosyal medyada Google Earth tartışmaları sürerken söz konusu yerin 2010 ve 2014 yıllarında çekilen iki fotoğrafı yan yana getirildiğinde, daha önce ağaçlık olarak görülen koydaki bölgeye, dört yeni villanın daha yapıldığı ifade edildi.Zete
Anıtkabir'e 3 Boyutlu Sanal Ziyaret
Anıtkabir internet üzerinden 3 boyutlu sanal ziyarete açıldı. 23 Nisan'a özel 'Anıtkabir'e 3 boyutlu sanal ziyaret' 4 başlık altında gerçekleştiriliyor. Anıtkabir'in girişi, Aslanlıyol, Mozole ve Tören alanı bölümleri ziyaret edilebilen alanlar arasında. Google Earth üzerinden açılan uygulamaya, 3dkonut.com internet adresinden de ulaşılabiliyor. CNN TÜRK
20. Yüzyılın Okunması Gereken 50 Romanı
Edebiyat, yaratıcılığa dayanan bütün sanat dallarında olduğu gibi, özneldir. Belirli ve herkes için geçerli ölçütlerle değerlendirilemez bu alanda verilen eserler. Yine de edebiyat eserlerini, çağdaşları ve toplum üstündeki etkilerinden yola çıkarak bir değerlendirmeye tutabiliriz. Özellikle söz konusu olan tür romansa, onların kendinden sonraki eserleri nasıl etkilediği, öbür yazın türleri üstündeki etkisinin ne olduğu ve okurların gözünde nasıl bir yer edindikleri önemlidir. Bunun içindir ki onlarca yıl önce yazılmış bir roman hâlâ okunur, edebiyat dünyasını ve bireyleri bugün de etkilemeye devam eder. Aşağıda, 20. yüzyılda yazılan ve mutlaka okunması, anlaşılması gereken 50 roman listesi yer alıyor. Kitapların sıralaması yazıldıkları yıllara göre yapılmıştır. 1. Şikago Mezbahaları (1906) – Upton Sinclair İşçi sömürüsünü ve Amerika’daki yetersiz gıda güvenliğini sergileyen roman, Başkan Roosevelt’in 1906′da sağlıkla ilgili iki yasayı geçirmesine neden oldu. 2. Dönüşüm (1915) – Franz Kafka Dönüşüm, varoluşçuluğu temele alan mükemmel romanlardan biridir. Kafka’nın karakteri Gregor Samsa, bir sabah uyandığında kendini bir böcek olarak bulur. Bu böcek metaforu ise bütün toplumsal rahatsızlıklara cesaret kırıcı bir bakış açısı sunar. 3. Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi (1916) – James Joyce Bu yarı otobiyografik roman, cinselliğe, sürgüne, sömürgeciliğe ve estetiğe bir yolculuk yapar. Kitap, Joyce’un kendisiyle mücadelesine ayna tutmaktadır. 4. Siddhartha (1922) – Hermann Hesse Roman, yalnızca Siddhartha Gautama’nın hikâyesini anlatmaz, Siddhartha’yı yüce Buda olarak tanımlar, çünkü ana karakter ona benzer bir aydınlanma yolu izler. Yolculuğu boyunca karşılaştığı herkes ve yaşadığı her olay, Siddhartha’ya değerli bir katkıda bulunur. 5. Muhteşem Gatsby (1925) – F. Scott Fitzgerald Caz çağının alegorisi olma özelliği taşıyan ünlü roman, “Amerikan Rüyası”nın çöküşünü, lüks bir hayat süren bir adamın hüzünlü hikâyesi yoluyla anlatır. 6. Döşeğimde Ölürken (1930) – William Faulkner Bilinçakışı yöntemiyle yazılan romanda, on beş farklı anlatıcının ağzından karışık bir düzende aile bireylerinden birisinin gömülme arzusu yerine getirme çabası anlatılır. 7. Mübarek Toprak (1931) – Pearl S. Buck Dünya Savaşı’ndan sonra, bir çiftçi ve karısının yaşam savaşının betimlemesi özelliği taşıyan roman, çiftçinin ve ailesinin, yaşamlarını kontrol etme hikâyesini zaman ve yer kavramlarını aşarak anlatır. 8. Dalgalar (1931) – Virginia Woolf Sansür döneminde kadınların arzularını ve eşcinselliğini oldukça keskin hatlarla ve açıksaçıklıkla araştıran Woolf, bu kavramların “edepli toplum” değerlerinden öte bir yerde düşünülmesi için okurlarına meydan okur. Arkadaşları karşılıklı bir trajedide hemfikir olurken birçok fikir ve felsefe nihai feminist hareketin belirginleştiğini ima eder. 9. Fareler ve İnsanlar (1937) – John Steinbeck Büyük bunalım boyunca fakirlik ve eziyetle mücadele eden iki göçmen işçinin trajik ve tozlu hikâyesi, Steinbeck’in en meşhur eserlerindendir. Kahramanlarının birbirleriyle olan ilişkisini ve etraflarındaki umutsuzluğu inceleyen bir eserdir. 10. Tanrıya Bakıyorlardı (1937) – Zora Neale Hurston Antropolog Hurston, Karaib ve ya Afrika soyundan gelen Amerikalıların kişisel deneyimerine ışık tutmak için Amerika’nın güneyi ve Karayipler ile ilgili araştırmasına dikkat çeker. 11. Sessiz Gezegenin Dışında (1938) – C.S. Lewis Lewis, Narnia gibi canlı ve hayal gücü kuvvetli bir dünyada, insan içgörüsüne bazı fantastik yaratıklarla uzaylı manzaraları yerleştirerek bilimkurguyu çözmeye çalışır. 12. Hoşça Kal Berlin (1939) – Christopher Isherwood Bir hiciv geçidi, eksantrik ve grotesk figürlü, ilginç hikâyeler dizisi, Berlin’deki Nazi saldırısının öncesinde ana karakter Isherwood’un başına gelen olaylardan esinlenerek ortaya çıkmıştır. 13. Altın Gözde Yansımalar (1941) – Carson McCullers Carson McCullers, ABD’nin güneydoğu eyaletlerinden birinde, barış zamanı bir ordugâhta geçen bu romanında, beş kişinin yalnızlıkları, düşleri, saplantıları, başarısızlıkları ve zaaflarından bir “insani cehennem” örüyor. 14. Yabancı (1942) – Albert Camus Varoluşçu bir roman olarak etiketlenmesine rağmen, Camus, politika, felsefe, edebiyat ve din gibi çok geniş bir açıdan alır sorunları. Romanda bir katilin hayatında gittikçe artan absürt ve ruhsuz olayları anlamlandırma çabası yer alır. 15. Başka Sesler Başka Odalar (1948) – Truman Capote Old South, etrafında bir viraneye dönüşürken genç bir çocuk tanımadığı akrabalarıyla yaşamak için gönderilir ve kendisini insanlığın anlamını, onun güzel ve karmaşık yapılarını sorgularken bulur. 16. 1984 (1949) – George Orwell 1984, şimdiye kadar yazılmış en etkili politik ve distopik romanlardan biridir. Bu tartışmasız klasik, bireyin toplumla olan ilişkisini dikkatli bir biçimde irdeler. Sadık bir sosyalist olan Orwell, komünizm, faşizm ve totalitarizmin mantıksal aşırılıklarını ortaya çıkarmak niyetindedir ve bunu büyüleyici ve korkunç anlatımı ve diliyle yazmıştır. 1951 yılında yayımlanmasına rağmen, Salinger’in ikonik, isyankâr antikahramanı Holden Caulfield hâlâ yaşamaktadır ve Amerikan toplumunun iki yüzlülüğünü ve sahtekârlığını dile getiren güvenilmez bir ses olarak da okunmaktadır. 18. Görülmeyen Adam (1953) – Ralph Ellison Çok az roman insan hakları hareketinden önce Afroamerikan toplumunun duygularını Görülmeyen Adam kadar iyi yakalamıştır. Ellison, marjinalleşme, hayal kırıklığı ve çağdaşlarını değersizleştirme gibi kavramları politik bir bireşime dönüştürmektedir. 19. Sineklerin Tanrısı (1954) – William Golding Makro konuya mikro bir bakış getiren roman, bir uçak kazasından sonra adaya sıkışan, orada uygarlık çatışmalarına ve farklı gruplaşma yolları arayan ve bunu, gücü güvence altına almak için yapan İngiliz okul çocuklarının hikâyesini anlatır. 20. Lolita (1955) – Vladimir Nabokov Birçok okur romanın merkezindeki tartışma yaratan pedofili ilişkiyi görüp, romanın özünü atlamıştır. Lolita, kurbanla kurban eden arasındaki çizginin bulanıklaşmasını özenle inceler. 21. Şafak Tapınağı (1956) – Yukio Mişima İnsan zihninin gizli kalmış yerlerini usta bir anlayışla anlatan Mişima, tapınaktaki evi tarafından büyülenen genç Budist’in deliliklerini ve eziyetlerini incelemektedir. 22. Zen Kaçıkları (1958) – Jack Kerouac Beat neslinin temel taşı olarak bilinen Kerouac, özgür Zen Kaçıkları’nda konformist Atom Çağı’nda, toplumun gittikçe sertleşen anlam arayışını net bir biçimde gösterir. 23. Gece (1958) – Elie Wiesel Çok az roman, soykırımın onur kırıcı ve iç burkan korkularını toplama kampında geçen, yarı otobiyografik, didaktik ve trajik bu roman kadar iyi anlatabilir. 24. Parçalanma (1958) – Chinua Achebe Igbo lideri Okonkwo, kabilesinin hem içerde hem de İngiliz kolonisi gibi dış kaynaklarla parçalanmasını izlemektedir. Bu roman postkolonyel edebiyat tarzında şimdiye kadar yazılmış en aydınlatıcı ve provokatif eserlerden biridir. 25. Bülbülü Öldürmek (1960) – Harper Lee Lee’nin bu uzun eseri, zorlukların içinde dürüstlüğü devam ettirme ve toplumsal ahlakı sürdürebilme mesajlarını taşıyan, içerik bakımdan zengin bir romandır. 26. Madde 22 (1961) – Joseph Heller Heller, bu kara mizah ögeleri barındıran romanında, absürt hükümet bürokrasisi yoluyla savaşa ve şiddete ciddi eleştiriler gönderir. 27. Otomatik Portakal (1962) – Anthony Burgess Özgür iradenin sınırlarını ve doğasını sorgulayan bu provokatif ve distopik roman, sokak çetelerinin acımasızlığıyla hükümetin yaptığı tuhaf deneyleri konu edinir. 28. Guguk Kuşu (1962) – Ken Kesey Zihinsel sağlık enstitüsü ve MKULTRA’da edindiği tecrübelerle ortaya çıkan Kesey’nin tartışmalı romanı, toplumun yanlış anlaşılan, aşağılanan ve gözden kaçanlarına bir ışık tutmaktadır. 29. Kedi Beşiği (1963) – Kurt Vonnegut Kedi Beşiği’nde teknoloji, din, bilim ve soğuk savaş, nüktedan ve kırıcı bir mizaha kurban gitmektedir ki bu eser aynı zamanda ana ilkeleri de ayrıntılı biçimde inceler. 30. Herzog (1964) – Saul Bellow Mektup tarzında düzenlenen bu roman, orta yaş bunalımına yenik düşen ana karakter Moses Herzog’un zihnine bir gedik açar. 31. Paris Bir Şenliktir (1964) – Ernest Hemingway Bu yaratıcı romanda Hemingway, 1920′li yıllarda Paris’te bir göçmen olarak edindiği tecrübeyi ve sayısız önemli yazar ve sanatçıyla olan iletişimini dile getirir. 32. Kişisel Bir Sorun (1964) – Kenzaburo Oe Ailevi sorumluluk ve gerçeklerden kaçış bu romanın merkezini oluşturur. Bir babanın, yeni doğan zihinsel engelli oğlundan uzaklaşmak gibi yüz kızartıcı kararı ve bu karardan kendini alkole ve kadınlara vererek vazgeçmesi anlatılır. 33. Maus Hayatta Kalanın Öyküsü (1972) – Art Spiegelman Spiegelman’in babasıyla olan hasarlı ilişkisini düzeltme çabalarını anlatan ilginç bir hikâyeyle çerçevelenen iki ciltlik bu roman, soykırım edebiyatı ve grafik roman tarzına önemli bir örnektir. 34. Gravity’s Rainbow (1973) – Thomas Pynchon II. Dünya Savaşı’nın tuhaf ve postmodern bir yorumu olan bu roman, birbirinden farklı gerçek konu ve fikirleri araştırırken 73 bölümde 400′ü aşkın karakteri uzun uzun anlatır. 35. Suttree (1979) – Cormac McCarthy Ortada hiçbir neden yokken varlıklı bir adam, lüks hayatını terk edip Tennessee nehrindeki tekne evine kendini hapseder. Orada birçok kötü insanla karşılaşır, kendisi ve çevresi hakkında çok şey öğrenir. 36. Alıklar Birliği (1980) – John Kennedy Toole Şimdiye kadar Pulitzer kazanmış ve aynı zamanda sevimli bir absürt tarzı olan romanlardandır. Toole, trajik ve gülünç olan New Orleans’ın bir portesini çizer. 37. The Color Purple (1982) – Alice Walker Walker, 1930′ların Georgia’sında geçen bu romanında, o zamanlar görmezden gelinen bir grup olan Afroamerikan kadınların var olma mücadelesini ele alıyor. 38. Beyaz Gürültü (1985) – Don DeLillo Postmodern bir ana karakter olan Jack Gladney ve ailesi, yerel bir felaketin ardından kendi varoluşlarını incelemeye başlar. 39. Watchmen (1986) – Alan Moore Watchmen, soğuk savaş, Thatcherizm ve Reaganizm hakkında yorum yapan, geleneksel süper kahraman mitoslarını tahlil eden, yarı gafik tarzında yazılmış bir romandır. 40. Mutfak (1988) – Banana Yoshimoto Tokyo’da kederin, yenilginin, aşkın ve yemeğin merkeze alındığı bir kitap olan Mutfak, Yoshimoto’nun ilk romanıdır ve toplum tarafından askıya alınan hayatın sınırlarına dikkatle bakan bir romandır. 41. Biz (1988) – Yevgeny Zamyatin 1920-1921 yılları arasında yazılan fakat 1988′e kadar basılmayan bu Zamyatin romanı, iki farklı Rus devriminden edinilen deneyimlerle ortaya çıkan totaliter, kötücül ve distopik bir geleceği anlatır. 42. A Good Scent from a Strange Mountain (1992) – Robert Olen Butler Vietnam savaşından kısa bir süre sonra Louisina’da kendi yalnız hayatlarını dokumaya başlayan göçmenler, gaziler, fahişeler ve öbür yabancılaştırılmış insanları konu alan bir kitaptır. 43. Snow Crash (1992) – Neal Stephenson Cyberpunk hareketinin temel taşlarından biri olan ve oldukça titizlikle yazılan bu roman, Second Life gibi metaverselerin, Google Earth gibi evrensel servislerin ve internet kültüründeki dil temelli fikirlerin nihai doğuşunu doğru bir biçimde öngörmüştür. 44. Art & Lies (1994) – Jeanette Winterson Benlik, cinsellik, yaratıcılık hakkında sorular soran, Picasso’nun, Sappho’nun hayatını içeren büyülü gerçekliğin postmodern bir eseridir. 45. Life After God (1994) – Douglas Coupland Coupland, hayatlarında din olmadan yetişen bireyler ile maneviyatı ve anlamı bulmada sayısız yolları deneyen insanları karşılaştırır. 46. Fight Club (1996) – Chuck Palahniuk Palahniuk, bu ilk romanında Amerikan toplumunun yalnızca yapay şeyler üretmek için insan doğasını kısıtlamasına ve baskı altına almasına derin ve keskin bir ayna tutar. 47. The Lives of Animals (1999) – J.M. Coetzee Coetzee, insanoğlunun hayvanlara gösterdiği farklı davranışlarla veganizmden esinlenerek yazdığı bu romanda, bu iki bakış açısını dengeleyerek eserine yansıtmaktadır 48. Saksı Olmanın Faydaları (1999) – Stephen Chbosky Anlatıcı Charlie, aslında parçası olmak istediği dünyadan ayrılma ve tecrit hissi ile büyüyen yeni nesil için, yeni çağın Çavdar Tarlasında Çocuklar’daki Holden Caulfield’i gibi davranır. 49. Places Left Unfinished at the Time of Creation (1999) – John Phillip Santos Santos, ailesinin mirasını anmak ve araştırmak için gelecek, geçmiş ve günümüz arasında bir köprü kurar. Bunu yaparken Meksika geleneğinin parçalarıyla süslenmiş hikâyelere ve arkeolojik duyarlılığı olan bir tarih bilincine yer verir. 50. Sputnik Sweetheart (1999) – Haruki Murakami Çok az yazar Murakami’nin anlattığı gibi karşılıksız aşkı ve kaybı anlatabilir. Yazarın şiirsel ve çağrışımsal tarzıyla bezenmiş roman, bireylerin kendilerini bir bütün olarak toplumdan uzaklaştırmasını ve bunun yarattığı yalnızlığı yansıtır. Temaya, milliyetlere, toplumların kökenine, geçen yıllara ya da kabul gören başarı düzeyine aldırmadan, bu elli kitabın yazarı, okurlara yeni fikir ve bakış açısı kazandırmayı başarmıştır. Bazıları toplum tarafından göz ardı edilen grupların ya da bireylerin sözlerini yansıtmıştır, bazıları dışta olanı açıklamak için içsel bir bakış sergilemiş, bazıları da insanlık için olası kaderleri doğru varsaymıştır. Her durumda tümü de uygarlığın nerede başladığını ve şimdi nerede olduğunu anlatan, okunmayı hak eden romanlardır. (Onlineaccredittedegrees) | Notosoloji
20. Yüzyılın Okunması Gereken 50 Romanı
Edebiyat, yaratıcılığa dayanan bütün sanat dallarında olduğu gibi, özneldir. Belirli ve herkes için geçerli ölçütlerle değerlendirilemez bu alanda verilen eserler. Yine de edebiyat eserlerini, çağdaşları ve  toplum üstündeki etkilerinden yola çıkarak bir değerlendirmeye tutabiliriz. Özellikle söz konusu olan tür romansa, onların kendinden sonraki eserleri nasıl etkilediği, öbür yazın türleri üstündeki etkisinin ne olduğu ve okurların gözünde nasıl bir yer edindikleri önemlidir. Bunun içindir ki onlarca yıl önce yazılmış bir roman hâlâ okunur, edebiyat dünyasını ve bireyleri bugün de etkilemeye devam eder. Aşağıda, 20. yüzyılda yazılan ve mutlaka okunması, anlaşılması gereken 50 roman listesi yer alıyor. Kitapların sıralaması yazıldıkları yıllara göre yapılmıştır.Bu güzide listeyi Onlineaccredittedegrees'ten Notosoloji çevirmiş. Dilimize kazandırdığı için teşekkür ederiz!
Dişsiz Dev Dinozor Göklerin Hakimiydi
Fosiller üzerindeki yeni araştırmalar, kanat genişliği 12 metreye ulaşan dev dişsiz pretozorların bir zamanlar göklerin tek hakimi olduğunu gösteriyor. Bilim insanları, 'Azhdarchidae' familyasında yer alan dev pretozorların 60 milyon yıl önce gökyüzünü kapladığını ve Kretase döneminin sonlarında ekosistem üzerinde çok önemli bir rol oynadığını gösterdi. Dev boyutlarına rağmen dişleri olmayan pretozorun, 90 milyon yıl önce mikroskobik deniz canlılarının ölümüyle baş gösteren kitlesel yok oluşta ortadan kalkan, dişe sahip akrabalarının yerini aldığı düşünülüyor. Araştırmada yer alan Rusya Bilim Akademisi'nden Alexander Averianov, 'Dişli dev kuşlardan dişsiz olanların gökyüzünü kaplaması, ekosistem üzerinde halen çok az anladığımız önemli değişimlere sebebiyet verdi' ifadesini kullandı. ZooKeys dergisinde yayımlanan araştırma, fosil kayıtlarına göre uçan ilk omurgalıların 220 milyon yıl önce ortaya çıktığını savunuyor. Farsça'da 'Ejder' anlamına gelen 'azdarha' kelimesinden türeyen 'Azhdarchidae' familyası, dev boyutları nedeniyle havalanmak için koşması gereken kuşları temsil ediyor. Bu familyaya özgü dişsiz dinozorların 70 milyon yıl önce Kretase döneminin sonlarında yaşadığı düşünülüyor. Eksiksiz ve iyi korunmuş fosilleri en zor bulunan canlılardan olan Azhdarchidae familyasının, bu sebeple yaşadıkları dönem de kesin olarak anlaşılamıyor. Bugüne kadar Azhdarchidae pretozorlarına ait 51 kemik ve üç fosil izini inceleyen Averianov, 'dev kuşların birçok iklimde yaşayabildiğini ancak ağırlıklı olarak göl ve nehir kenarlarıyla kıyı şeritlerini tercih ettiklerini' belirtti. Averianov, bugüne kadar bulunan fosillerin eksik ve iyi korunmamış olmasından dolayı bilim insanlarının birçok Azhdarchidae türüne ait kayıt oluşturduğunu ancak bu bilgilerin kesin olmadığını ifade etti. Araştırmacılar, pretozorların geçmişi hakkında daha fazla bilgi edinmek için Google Earth aracılığıyla fosillerin dağılım haritasını çıkaran Ptero Terra veri tabanına başvuracak. Kaynak: Al Jazeera