Görüş Bildir

Joe Biden Haberleri

Joe Biden ile ilgili tüm haberler, içerikler, galeriler, testler ve videolar Onedio’da. Joe Biden ile ilgili son dakika haberleri ve gelişmelerini, yeni içerikleri de bu sayfa üzerinden takip edebilirsiniz.

Popüler İçerikler

Ukrayna'daki Saldırıya Soruşturma
Kiev ülkenin doğusunda Rusya yanlısı gruplarla yaşanan ve 3 kişinin öldüğü çatışma için soruşturma başlatacak. ABD Başkan Yardımcısı Biden da bugün Kiev'e gidiyor. Ukrayna İçişleri Bakanlığı çatışmanın Rusya yanlılarına ait bir kontrol noktasında yaşandığını açıkladı. Açıklamada, 'Dört araç içinde kimliği belirsiz kişiler kontrol noktasına geldi ve nöbet tutanlara ateş açtı. Ateşe ateşle karşılık verildi. Üç kişi vurularak öldü, üç kişi de yaralandı' denildi. Bakanlık, silahlı grubun cesetleri ve yaralıları alarak bölgeden ayrıldığını duyurdu. Çatışmayla ilgili soruşturma başlatılacağını açıkladı. Kontrol noktasına saldırıyı kimin düzenlediği netlik kazanmış değil. Rusya yanlısı gruplar ve Moskova saldırıdan aşırı sağcı 'Sağ Sektör' grubunu sorumlu tutuyor. Sağ Sektör ise tam tersini söylüyor. Çatışmadan Rus özel güçlerini sorumlu tutuyor. Kiev de Rusya'nın soruşturma olmaksızın 'kendi sonuçlarına varmasının endişe verici' olduğu görüşünde. Cenevre anlaşması tehlikede Slavyans'taki çatışmada Ukrayna'daki tansiyonu düşürmek için Cenevre'de perşembe günü varılan anlaşmadan bu yana ilk can kayıpları yaşandı. Rusya ve Ukrayna anlaşmaya uyulmaması konusunda birbirlerini suçluyor. Ukrayna hafta sonunda bölgedeki askeri operasyonuna paskalya arası verdiğini duyurmuştu. Ancak Rus yanlısı grupların hükümet binalarını işgale devam etmeleri halinde operasyonun süreceğini belirtmişti. Bu gruplar işgal ettikleri binalardan ayrılmadı. Bu, Cenevre'de varılan anlaşmanın da koşullarından biriydi. ABD takipte Ukrayna'da yaşananlar ABD'nin de yakın takibinde. Başkan Yardımcısı Joe Biden bugün Ukrayna'ya gidiyor. Biden salı günü Devlet Başkan Vekili Aleksandr Turçinov ve Başbakan Arseniy Yatsenyuk ile görüşecek. Gündemde Ukrayna ekonomisini istikrara kavuşturma ve anayasal reform var. Kırım'daki gemiler döndü Kırım'ın Rusya'ya ilhakından sonra bölgeden ayrılması istenen Ukrayna donanmasına ait 7 gemi ise Odessa'ya ulaştı. Ancak kaptan mürettebatın Rus güçlerine katıldığını ve bölgede kaldığını söyledi. Kırım 16 Mart 2014’te yapılan ve Tatarların boykot ettiği referandum sonucuna dayanarak Rusya tarafından ilhak edilmişti. Bölgeyi anavatanları olarak gören Tatarlar 1944 yılında Sovyet lideri Stalin tarafından yurtlarından sürgün edilmiş, yerlerine Ukraynalı ve Rus nüfus yerleştirilmişti. Ukrayna eski Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç'in görevden alınmasıyla sonuçlanan gösterilerin başladığı Kasım ayından bu yana krizde. Kriz, Kırım'ın ilhakının ardından Rusya yanlısı grupların birçok şehirdeki hükümet binalarını işgal etmeye başlamasıyla ülkenin doğusuna yayılmıştı. Kiev de bunun üzerine bölgede operasyon başlatmıştı. Kaynak: Al Jazeera, Reuters
Ukrayna'da Askeri Uçak Vuruldu
Ukrayna Hava Kuvvetlerine ait bir askeri uçak, Ukrayna'nın doğusunda keşif uçuşu görevi sırasında vuruldu. Ukrayna Savunma Bakanlığı, uçağın güvenli biçimde Kiev'e iniş yaptığını duyurdu. Rus yanlısı ayrılıkçı militanların kamu binalarını işgal etmeye devam ettiği Slaviansk şehri üzerinde uçarken vurulan keşif uçağının gövdesine birkaç merminin isabet ettiği belirtildi. Uçağa ateş açanın kim olduğu henüz bilinmiyor. Antonov-30 tipi uçağın pilotlarının sağlık durumunun ise iyi olduğu belirtildi. Askeri uçağa düzenlenen saldırı, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın Kiev temaslarının gerçekleştiği gün oldu. Ukrayna geçici hükümetine seslenen Biden, ülkenin ikinci kez Turuncu Devrimi gerçekleştirme şansı yakaladığını belirterek, '25 Mayıs'taki Cumhurbaşkanlığı seçimi Ukrayna tarihinin en önemli seçimi olacak' dedi. Biden, ABD'nin geçici Ukrayna yönetimine 50 milyon dolarlık yardımda bulunacağını da açıkladı. Yardımın 11 milyon dolarlık bölümü seçimlerin düzenlenmesi için kullanılacak. Beyaz Saray sözcüsü Jay Carney de, Rusya'ya yönelik yeni yaptırımların 'birkaç gün' içinde devreye girebileceğini ifade etti. 17 Nisan'da Rusya, Ukrayna, AB ve ABD'nin Cenevre zirvesinde uzlaşmasına karşın taraflar birbirlerini anlaşmaya uymamakla suçluyor. Ukrayna ve ABD, Rusya'nın Doğu Ukrayna'daki Rus yanlılarının silah bırakması için somut adım atmasını istiyor. Rusya ise, Cenevre anlaşması gereği Avrupa yanlısı göstericilerin Kiev meydanlarını boşaltması gerektiğini söylüyor.BBC Türkçe
ABD'den KKTC'ye Diplomatik Ziyaret
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Kıbrıs'ta Rum ve Türk tarafları ile görüşecekABD Başkan Yardımcısı Joe Biden , Kıbrıs müzakerelerine katkıda bulunmak amacıyla 21-23 Mayıs tarihleri arasında Lefkoşa’da olacak. Biden’in ziyareti ABD’den KKTC’ye, 52 yıl aradan sonra en üst düzeyde ziyaret olacak. En son 1962 yılında ABD eski başkanlarından Lyndon Johnson, başkan yardımcılığı döneminde Ada’ya gitmişti. Johnson, 1964 yılında dönemin Türkiye Başbakanı İsmet İnönü’ye Kıbrıs uyarısı yaptığı mektupla biliniyor. Ada’daki Türk ve Rum kaynaklar, Başkan Yardımcısı Biden’in kalabalık bir ekiple geleceğini ve KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Rum lider Nikos Anastasiadis ile görüşeceğini duyurdu. Biden’in taraflardan kısa sürede Kıbrıs sorununu çözmelerini isteyeceği belirtiliyor. ABD Başkan Yardımcısı’nın bir diğer gündem maddesi ise, doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz yatakları olacak. Doğalgaz kaynakları ve Türkiye bağlantısıyla ilgili bir diğer açıklama ise, ABD’nin Kıbrıs Büyükelçisi John Koenig’den geldi. Koenig, Rum Fileleftheros gazetesinde yayınlanan röportajında doğu Akdeniz doğalgazının Türkiye üzerinden boru hattıyla Avrupa’ya ulaşmasının seçenekler arasında bulunduğunu söyledi. ABD elçisi, Kıbrıs sorununda, Rum ve Türk liderlere özellikle güvenlik alanında yardımda bulunabileceklerini belirtti. Koenig, Ada’da bulunacak bir çözümde Rum ve Türkler arasında güvenlikle ilgili büyük uçurum bulunduğuna dikkat çekerek, tarafların istemesi halinde yardımcı olacaklarını, NATO’nun devreye girip girmeyeceğini konuşmak için ise, çok erken olduğunu ifade etti.t24.com.tr
'Tazminatı Ödemeyeceğiz'
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Türkiye'yi Barış Harekatı nedeniyle mahkum ettiği tazminatın ödenmeyeceğini açıkladı. Davutoğlu 'Kıbrıs'ta mahkeme baskısıyla çözümü kabul etmiyoruz' dedi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Liberya Dışişleri Bakanı ile düzenlenen ortak basın toplantısında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararını değerlendirdi. Davutoğlu, 'Tazminatı ödemeyi gerekli görmüyoruz' dedi. Davutoğlu Kıbrıs sorununun çözümü için mahkemeler üzerinden uygulanacak baskıyı hiçbir zaman kabul etmeyeceklerini söyledi: 'Bu tür durumlarda Türkiye direncini her zaman göstermiştir. Eğer bütün bu sorunlar çözülecekse masa Kıbrıs'ta, oraya iki taraf da iyi niyetle gelmelidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin gösterdiği iyi niyet gibi herkesin iyi niyetini ortaya koyması gerekir. Taraflardan birini hukuken tanımıyoruz. Tanımadığımız devletle ilgili bir kararı mahkeme empoze edemez.' 'Hukuk bağlamında karşılığı yok' AİHM kararının berrak olmayan bir zemine dayandığını belirten Davutoğlu, mahkemenin yetkisini aştığını savundu. Davutoğlu Barış Harekatı sırasında Kıbrıs'ta kaybolanlarla ilgili teknik çalışmalar sürerken verilen kararı doğru bulmadıklarını açıkladı. Davutoğlu KKTC Türkleriyle ilgili de bir karar verilmesi gerektiğini savundu. Davutoğlu kararın Kıbrıs'ta çözüm müzakereleri sürerken alınmasına da tepki gösterdi: 'Tam yıllardan sonra Ada'da momentum oluşmuşken, taraflarda bir farkındalık oluşmuşken, ortak bildiri zemininde görüşme trafiği başlamışken Türkiye'nin sanki Kıbrıs tarafının tek sorunuymuş gibi davrandığına, kararın iyi niyetli olmadığına ve kapsamlı çözüme en büyük darbeyi vurduğuna inanıyoruz. Böyle bir zamanda bu karar mandiardır.' Biden'ın Kıbrıs ziyareti Davutoğlu ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın Kıbrıs'a gidecek olmasının son derece önemli olduğunu söyledi: 'Sorunu Türkiye ve KKTC açık yüreklilikle konuşmaya hazırdır ancak çözüm parametreleri bellidir. Müzakere platformu çerçevesinde her girişimi, taraflara eşit muamelede bulunacak adımları önemli buluruz.' ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile Çarşamba günü bir telefon görüşmesi yapacağını söyleyen Davutoğlu, taraflarla temasları olacağını da açıkladı. Davutoğlu, 'Herkesin yapacağı katkı sadece Ada'ya değil Doğu Akdeniz'e de kalıcı barışı getirecektir.' dedi. 'Müzakereler etkilenmez' Davutoğlu'nun bu açıklamasından kısa bir süre önce de Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Davutoğlu'nun Biden'dan önce Ada'yı ziyaret edebileceğini açıkladı. Atalay, AİHM kararının müzakere sürecini etkilemeyeceğini söyledi. AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da AİHM kararının 'zamanlaması bakımından hiçbir faydası olmayacak bir karar olduğunu' belirtti. Kararı hem hukuki hem siyasi uygulanabilirlik açısından sakıncaları olduğunu söyledi. Müzakerelerin seyri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasındaki sorunların çözümünü iki kesimin siyasi eşitliği temelinde çözmeyi amaçlayan barış müzakereleri, iki buçuk yılın ardından Şubat 2014'te yeniden başladı. Birleşmiş Milletler aracılığıyla iki tarafın liderlerinin buluşmasıyla başlayan görüşmeler kapsamında, müzakereciler Atina ve Ankara'ya da ziyaretlerde bulundu. Türkiye tazminatı ödemeyecek AİHM’nin 12 Mayıs 2014 Pazartesi günü verdiği bir kararla Türkiye’yi 1974 Barış Harekâtı nedeniyle 90 milyon Euro tazminata ödemeye mahkûm etmesini Türkiye ‘hukuki zeminden yoksun bulduğunu’ açıkladı. AİHM tazminatın 30 milyon Euro'luk bölümü harekât sırasında kaybolanların ailelerine, 60 milyon Euro'luk bölümü de Karpaz bölgesinde kalan Rumların gördüğü manevi zararın karşılığı olarak belirledi. Türk Dışişleri Bakanlığı AİHM’nin kararının uygulanma kabileyeti olmadığını da yazılı bir açıklamayla vurguladı. Tazminatı ödemeyeceğini de açıkladı. Bakanlık da Salı günü yaptığı açıklamada, adadaki soruna çözüm bulunması başlatılan müzakerelerin devam ettiğini hatırlattı. Kıbrıs Barış Harekatı Kıbrıslı Rumların ve Türklerin ortaklığında 1960’da kurulmuş olan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Yunanistan’daki cunta yönetimine bağlamak isteyen Rum EOKA örgütü, 15 Temmuz 1974 ‘te adada darbe yaptı. Kıbrıs’taki Türklere yönelik saldırıların artması üzerine Türkiye, 1960’ta imzalanan; Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantör ülkeleri statüsü veren anlaşmaya dayanarak 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a askeri harekât düzenledi. Harekâttan sonra Yunanistan'daki Cunta idaresi çöktü. Karşılıklı göçlerle nüfus bakımından homojen ve birbirinden ara bölgeyle ayrılan iki kesim meydana geldi. Kaynak: Anadolu Ajansı ve Al Jazeera
Ada'ya Çözüm 'Gaz'ı
ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Rusya’yla iplerin kopma noktasına geldiği bir dönemde yeni enerji umudu Kıbrıs’ı ziyaret ediyor. Biden Ada'da Rum lider Anastasyadis ve dini liderlerle görüştü. Bölünmüş Kıbrıs, BM tarihinin çözülmeyi bekleyen en eski sorunlarından biri. Kıbrıs açıklarında dev gaz rezervlerinin bulunması çözüm umudunu doğururken, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden son 25 yılda Kıbrıs’ı ziyaret eden en üst düzey Amerikalı diplomat oldu. Biden, Güney Kıbrıs lideri Nikos Anastasyadis ile enerji ve bölgesel gelişmeleri konuştu. Biden Rum başkanlık köşkündeki ziyaretçi defterine de “Kıbrıs’ta ve sizlerle olmaktan mutluyum. İki bölgeli, iki toplumlu çözüm çabalarını takdir ediyoruz. Stratejik çıkarlarımızı güçlendirme çabalarınızı da takdirle karşılıyoruz. Stratejik çıkarlarımız bir çözüm sonrasında daha da güçlenecektir” ifadelerini yazdı. 'Dini liderler olumlu bir dil kullanmalı' ABD Başkan Yardımcısı Rum Başpiskoposluk binasında Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskopos'u Hrisostomos ve Başmüftü Talip Atalay'ın da aralarında olduğu dini liderlerle görüşme yaptı. Kıbrıs başmüftüsü Atalay görüşme sonrası yaptığı açıklamada Biden'ın kendilerine 'Dini liderler olumlu bir dil kullanmalı, siyasi bir dil kullanmamalı' dediğini aktardı. Ardından KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile görüşecek. Üç isim Kuzey Kıbrıs ile Güney Kıbrıs arasındaki tampon bölgede birlikte yemek yiyecek. Ziyaret, desteklediği Rus yanlısı milislerle Ukrayna’yı parçalama noktasına getiren Moskova’yla Batı’nın arasının soğuk savaş sonrası en gergin olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Rus gazına bağımlı Avrupa Birliği’nin Putin yönetimine yaptırımlar açıklasa da sesini fazla yükseltemediği krizde, Brüksel yeni enerji kaynağı olarak Güney Kıbrıs’ı gösteriyor. Reuters’a konuşan Amerikalı bir diplomat, Rusya’yla yaşanan kriz sonrası AB’nin yeni enerji kaynaklarına yöneldiğini saklamazken, “Kıbrıs sularında hidrokarbon bulunmasının ardından Ada bölgenin ekonomik ve enerji lideri olabilir” dedi. Ukrayna krizi ve yeni arayışlar Rum Milletvekili Takis Hacıdemetriu Ukrayna krizinin Ada’yı birleştirme şansı doğurduğunu belirtirken, “Ukrayna krizi ve gaz rezervleri bölgedeki fırsatları sermayeye çevirme, çıkarlarımızı daha da genişletme ve Kıbrıs’ta çözüm şansı yarattı” dedi. Kıbrıs’ı Rusya’ya alternatif kılacak haber geçen yıl ABD’li Noble Enerji Şirketi'nin aramaları sırasında geldi. Şirket Kıbrıs açıklarında 147 milyar metreküp gaz rezervi olduğunu açıkladı. Bu rakam Güney Kıbrıs’ın 100 yıllık enerji ihtiyacını karşılamaya yetiyor. Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verilerine göre, 2013 yılında 47 milyar metreküp doğalgaz harcayan Türkiye’nin de üç-dört yıllık ihtiyacını karşılayabilir. 147 milyar metreküp gaz rezervi Enerji devi ülkelerle karşılatırıldığında çok büyük bir miktar değil. İran’ın kanıtlanmış doğalgaz rezervleri, Güney Kıbrıs’taki doğalgazın yaklaşık 183 katı. Dünya doğalgaz piyasası için Güney Kıbrıs açıklarındaki gaz çok büyük bir miktar sayılmasa da, Amerika merkezli German Marshall Fund’un Eylül 2013’te yayınlanan “Kıbrıs ve İsrail için doğalgaz ihraç olasılıkları” raporuna göre ekonomik gelişme ve enerji güvenliği açısından dikkate alınması gereken bir rakam. Bu rezerv bile hem Ada’da hem de AB’de heyecan yaratmış durumda. Güney Kıbrıs Rum Kesimi, Ada’nın varsa tüm enerji rezervlerini keşfetmek için ENI, Korea Gas Corp ve Total şirketlerini de bu yaz Ada’da enerji aramaya davet etti. Ada’nın AB için ana gaz transit noktalarından birisi haline gelmesi için de Avrupa Birliği ülkelerini Kıbrıs'a yatırım yapmaya çağırdı. Diplomatlar Biden’ın ziyaretinde Rusya’yla Batı arasındaki krizin de görüşüleceğini söyledi. ABD, Ukrayna’daki krizi ‘provoke ettiği’ gerekçesiyle Rusya’ya daha sert yaptırımlar uygulanmasında diretirken, IMF’in kredileriyle ekonomisini zar zor doğrultmaya çalışan Rum Kesimi buna karşı çıkıyor. Çünkü Güney Kıbrıs Rum Kesimi, AB ülkeleri arasında Rusya’nın en önemli ticari ortaklarından biri. Rum kaynaklar, Biden’ın KKTC ile Rumlar arasındaki barış görüşmelerinde ‘heyecan verici’ bir açıklama yapmayacağı görüşünde Kaynak: Al Jazeera, Reuters
Köşk'te Harita Üzerinde Zirve...
Musul'daki Türk konsolosluğunun basılmasının ardından Köşk'te kritik Musul zirve düzenlendi. Toplantıya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ömer Önhon katıldı. Harita üzerindeki Musul zirvesinde tüm seçeneklerin masaya yatırıldığı belirtiliyor. Dışişleri Bakanlığı ise Musul'daki konsolosluk baskınında 49 Türk'ün rehin alındığını duyurdu. Bakan Ahmet Davutoğlu'ndan da çok çarpıcı açıklamalar geldi. Davutoğlu, 'Kimse Türkiye'nin gücünü test etmesin' dedi. Türkiye'nin Musul'daki konsolosluğuna yönelik IŞİD baskını ve 49 kişinin rehin alınmasının ardından Başkent'te kritik saatler yaşandı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün başkanlığında Musul'daki gelişmelerin ele alındığı zirveye Toplantıya Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ömer Önhon katıldı. Çankaya Köşkü'ndeki zirve 2 saat 10 dakika sürdü. 19.30'da başlayan zirveye, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile telefon görüşmesi yapan Başbakan Erdoğan, saat 20.00'de katıldı. Zirveye ilişkin dağıtılan fotoğraf ve harita görüntüsü dikkat çekti. Türkiye için tüm seçeneklerin masada olduğu belirtiliyordu. Milliyet
IŞİD Telafer'e Saldırdı, Erdoğan 'Hafife Alınamaz' Dedi
Başbakan Erdoğan, 'Artık olayı Musul olarak değerlendirmekten öte bir süreç yaşanıyor. Olay tamamıyla bir Irak olayı haline gelmiştir ve tüm eyaletlere bu ateş sıçramıştır' dedi.Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğuna düzenlenen baskınla ilgili, 'Maalesef içeride bazı siyasette sorumluluk bilinci içerisinde davranması gerekenlerin, tahrik içerisinde olduklarını görüyorum ve bu süreci ne yazık ki oradaki vatandaşlarımızı yok farzederek değerlendiriyorlar. Bize adeta tahrik ifadeleriyle yükleniyorlar. Tabii biz bu tahriklere gelemeyiz' dedi. Başbakan Erdoğan, Trabzon Valiliğindeki temaslarının ardından Büyükşehir Belediyesine geçti. Erdoğan, Valilik binasından çıkışta, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başbakan Erdoğan, Musul'daki olaylarla ilgili temaslarının sorulması üzerine, 'Artık olayı Musul olarak değerlendirmekten öte bir süreç yaşanıyor. Artık olay tamamıyla birIrak olayı haline gelmiştir ve Irak'ın genelinde hemen hemen tüm eyaletlere doğru bu ateş sıçramıştır' diye konuştu. 'İç dış tahrikler çok büyük rol oynuyor' 'Bu IŞİD unsurlarının bir olayı olmaktan daha da öteye geçti. Şu anda adeta bir mezhep çatışmasına, belki de bir mezhep savaşına gidecek' diyen Erdoğan, şunları kaydetti: 'Burada iç dış tahrikler çok büyük rol oynuyor. Şu anda biz oradaki özellikle gerek Başkonsolosluk mensuplarını, gerek tır şoförlerimizi gerek diğer Türk vatandaşlarımızın hayatını çok çok önemsiyoruz. Bunun için de attığımız, atacağımız adımlara çok dikkat ediyoruz. Maalesef içeride bazı siyasette sorumluluk bilinci içerisinde davranması gerekenlerin, tahrik içerisinde olduklarını görüyorum ve bu süreci ne yazık ki oradaki vatandaşlarımızı yok farzederek değerlendiriyorlar. Bize adeta tahrik ifadeleriyle yükleniyorlar. Tabii biz bu tahriklere gelemeyiz. Şu anda sürekli olarak arkadaşlarım bu işin sorumluluğunu taşıyanlar başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, şahsım, Genelkurmay Başkanım, ilgili bakan arkadaşlarım, MİT, yoğun bir şekilde bu işi anbean takip ediyoruz. Burada öncelikle birincil adımımız oradaki vatandaşlarımızı, kardeşlerimizi salimen ülkemize getirebilmektir. Bunun için her türlü görüşmeler, şu anda sürdürülüyor, yapılıyor. Önce bunları bir defa halletmemiz lazım.' 'Uluslararası boyutta da takibini yapıyoruz' 'Bunun dışında bizden şu anda bazı beklentiler var.' ifadesini kullanan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti: 'Biz bu olayı ulusal boyutta olmaktan öte uluslararası boyutta da takibini yapıyoruz. Biliyorsunuz ben üç gün içerisinde Joe Biden ile iki kez görüşme yaptım, uzunca bir görüşme. Niçin Joe Biden ile bu görüşmeyi yaptım? Çünkü Irak dosyası Amerika'da Joe Biden'ın elindedir. Joe Biden'ın elinde olması hasebiyle bu görüşmeleri kendisiyle yaptım. Nitekim evvelsi akşamki yaptığım görüşmede kendileri de Sayın Başkan ile görüşme halindeydiler. Oradan çıkarak bu görüşmeyi yaptık. Kendileriyle nelerin yapılabileceği hususunu görüştük. Tabii medyaya bazı şeyler yansıyor biliyorsunuz bu tür süreçlerde sağlıklı olduğunu konuşmak yanlış olur. Bunun yanında tabii aynı şekilde komşu ülkelerle bu görüşmelerimiz devam ediyor. Aynı şekilde şu anda İran ile ilgili arkadaşlarım görüşmelerini yapıyor. Suud ile filan görümeler yapılıyor.' Ankara'da geniş katılımlı toplantı yapılacak Başbakan Erdoğan, bu akşam Ankara'ya döner dönmez geniş katılımlı bir toplantı yapacaklarını belirterek, bu toplantıda konuyu tekrar değerlendireceklerini bildirdi. Telafer'deki gelişmelere de değinen Başbakan Erdoğan, 'Bugün son bir gelişme Telafer gelişmesidir. Telafer gelişmesi tabii hafife alınamaz gelişmedir. Malum Telafer'de Türkmenlerin ağırlık olduğu yapı var. Bu Türkmen kardeşlerimizin de biliyorsunuz yarıya yakını Sünni'dir, yarıya yakını Şia'dır. Böyle bir durum orada söz konusu. Orayı da yakın takipte bulunduruyoruz ve akşam döner dönmez arkadaşlarımızla yapacağımız toplantıyla birlikte ne tür adımlar atacağız, bunların kararını alacağız.' Erdoğan, Musul Başkonsolosluğu personelinin sağlık durumlarıyla ilgili bir sıkıntı olup olmadığının sorulması üzerine de 'Herhangi bir sıkıntı o noktada yok. Temennimiz bir an önce salimen dönmelerini sağlamak' ifadesini kullandı. Babalar Günü Tüm babaların babalar gününü tebrik ettiğini de dile getiren Başbakan Erdoğan, 'Allah tüm evlatları annesiz ve babasız bir yaşamda inşallah her türlü gücü onlara lütfetsin diyorum. Tabii biz bu arada Soma'da 301 babanın özellikle şehadetine tanık olduk ve o aileler tabii bugün onlar babasız. Hanımlarına, yavrularına özellikle sabırlar diliyorum' dedi. 'Babalar olarak dünyada bizim de sorumluluklarımız var' ifadesini kullanan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: 'Bu sorumlulukları da gerek ailelerimiz, gerek milletimiz, gerek ülkemiz, gerek vatanımız, ülkemizin birliği, beraberliği vatanımızın çok daha muasır medeniyetler seviyesi üstüne çıkması için büyük bir seferberlik halinde sürdürmemiz lazım. Her babanın malum ülkemizde çeşitli alanlarda, çeşitli görevleri söz konusu, siyasette, bilimde, sanatta, sporda aklınıza ne gelirse ve hepimiz bulunduğumuz yerlerde makamlarda bu görevlerimizi başarılı bir şekilde eğer ifa edecek olursak inanıyorum ki Türkiyemizi bizler 2023'te muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmada, ilk 10'a sokmada çok çok büyük merhaleler katedebiliriz. Bizler bu inanç içerisindeyiz, yüklendiğimiz Türkiye'deki siyasetten gelen başbakanlık göreviyle bunu yürütüyoruz. Tüm kabinedeki arkadaşlarım bunun sorumluluğu içerisinde bunu sürdürüyoruz ve inşallah 2023'e de bu umutla, bu duyguyla ulaşacağımıza inanıyorum. İşte bu son gelişen biliyorsunuz ekonomideki ortaya çıkan performans bize bunu gösteriyor ve inanıyorum ki ikinci çeyrek, üçüncü çeyrek ve bu yılın sonunda tümüyle 2014'ü başarıyla noktalayacağız. Ben sizlere de çok çok teşekkür ediyorum. Birliğimiz beraberliğimiz ve dayanışmamızın tabii ki bizim için en büyük güç olduğunu da bugün bir baba olarak hatırlatmak istiyorum. Tabii bir baba olarak bir şeyi daha hatırlatmak istiyorum, aman üç çocuğu, annelerle beraber, el ele, ihmal etmeyin diyorum, en az üç çocuk...' Valilik binasından belediye binasına kadar yürüyen Erdoğan, yol boyunca vatandaşlarla sohbet etti. Muhabir: Kurbani Geyik, Enes Kaplan | AA
Bugün Mutlaka Okumanız Gereken 10 Köşe Yazısı
Musul’daki diplomatlarımız ve tır şoförlerinin kaçırılmasıyla, dünya kamuoyu bir anda IŞİD’i keşfetti! Yüzleri kapalı, siyah bayraklı adamlar, ekranlarda derinlemesine analizler yerine çağdaş bir gulyabani hikâyesi gibi aktarılıyor. Oysa IŞİD, çok ürkütücü; ancak bir o kadar da tanıdık. Grup, aslında 2005’de Felluce’de başlayan Sünni isyanının Suriye’deki unsurlarla birleşmiş hali. İçinde Türk ve Kürt asıllı T.C. vatandaşları da var, Balkan kökenli ya da Avrupa pasaportlu Müslümanlar da... Üstelik iki yıldır da sınır bölgelerimizde hâkimiyet kurmuş durumda. İşte, IŞİD’le ilgili bilinmeyenler: SÜNNİ İSYANI 2011’DE BAŞLADI Dünya kamuoyu Mısır ve Kuzey Afrika’da Arap Baharı’na odaklanmışken, aslında Irak’ta da bir cins kalkışma yaşanıyordu. 2011 yılında Bağdat’ın Kuzeyindeki Sünni Anbar eyaletinde Maliki rejiminin aşırı mezhepsel politikalarına karşı barışçıl gösteriler başladı. Maliki ülkeyi “kutuplaştırdıkça”, Sünniler muhalefet bayrağını yükseltti. 2011 yılında Anbar’da, aynı Tahrir Meydanı ya da Gezi gibi çadırlar, protesto yürüyüşleri, basın açıklamaları vardı. Ancak, Maliki yönetimi, bu isyanı yüzlerce kişinin ölümüne, binlercesine gözaltına alınmasına neden olan kanlı bir biçimde bastırdı. Irak’taki mevcut IŞİD rüzgârı, o isyanın bir uzantısı.
'Türkiye’nin Hedef Halinde Görülmediği Açıktır'
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türk Konsolosluğu'nu basan IŞİD'in rehin aldığı Türklerle ilgili yeni bir gelişme olmadığını açıkladı.televizyonların Ankara temsilcileriyle bir araya gelen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.Arınç'ın açıklamalarından satır başlarıMusul'da yaşanan olaylara odaklandık. Bu yurttaşlarımızın bir an önce sağ salim Türkiye'ye ulaştırılmasını diliyoruz.'TÜRKİYE'NİN REFLEKSİ SEVİNDİRİCİ''Böyle bir olay karşısında Türkiye'de bir refleks oluştu bu çok sevindirici. Bizler kendi aramızda bazen birbirimize kızabiliyoruz, eleştirilerde bulunabiliyoruz. Sadece muhalefet olarak demiyorum. BDP de HDP de sorumlu açıklamalarda bulundular, bunlar sevindiricidir.Ama Musul olayında herkes birlik oldu.Meclis'te de Dışişleri bakanımıza eleştiride bulunuldu ama genel olarak tek amaç yurttaşlarımızın kurtarılması istendi.''SİZLERE MÜJDELİ BİR HABERİM YOK''Sabah itibariyle sizlere müjdeli bir haberim yok. Bir takım görüşmeler yaptım ama olumlu gelişmeler var. Çok hassas davranıyoruz. Örgütü biliyoruz, adını biliyoruz, amacı biliyoruz.Türkiye’nin çabalarını sekteye uğratmamalıyız.Karşımızda bir devletle konuşmak görüşmek noktasında değiliz. Bu örgütü etkileyebilecek unsurların çok hassas bir şekilde devrede olması gerekir. Devletimiz bu çabayı gösteriyor.Kandil akşamı herkes dua etti, dua manevi bir araçtır.Bir hükümet ne yapması gerekiyorsa fazlasını yapıyor. Bu kardeşlerimizi kucaklayacağız inşallah.''ŞOFÖRLERİMİZ DE EMİN BİR YERDE''Şoförlerimizin emin bir yerde olduklarını biliyoruz. Serbest bırakıldıkları noktasında bazı açıklamalar var ama buna katılmam şu anda mümkün değil. Bir yerden Türkiye'ye doğru veya kendi araçlarını alıp Türkiye'ye dönebilecek noktada şu anda değiller.Onlar (şoförler) ve konsolosluk görevlileri can emniyetleri bakımından çok güvenli yerdeler. Kendileri ile zaman zaman telefon irtibatı sağlanabiliyor. Orada, küçük yavrumuz da dahil olmak üzere, kendilerine hiçbir fena muamelede bulunulmuyor.Ümit ediyorum ki çok kısa bir zaman içinde bugün hayırlı bir haberi, bir müjdeyi alabilecek noktadayız ama kırılganlık devam edebilir, çünkü karşımızda bir devletle, bir hükümetle konuşmak görüşmek veya bu konuda bir çaba göstermesini istemek noktasında değiliz.Karşımızdaki örgüt bellidir, bu örgütü etkileyebilecek unsurların en iyi şekilde, çok hassas biçimde devrede olması gerekiyor, ben konuda hükümetimizin gereken her türlü çabayı yaptığını ve gösterdiğini biliyorum.İnşallah, ümit ediyorum ki bugün Cuma'nın güzelliğinde bu kardeşlerimizi kucaklamak ve onların kurtulduklarını, en azından salimen güvenli bir yerden Türkiye'ye doğru yola çıktıklarını hep beraber duyabiliriz.''IRAK GENELİNDE 120 BİN CİVARINDA VATANDAŞIMIZ VAR''Bir panik doğurmaması açısından bakanlığımız ikinci bir tedbir olarak internet sayfasından duyuruları kaldırdı. Bugün tekrar yenilenebilir. Bildiğimiz kadarıyla Irak genelinde 100 ile 110 bin civarında yurttaşımız var. Kürt bölgesinde 20 bin yurttaşımız var. Ortalama 120 bin civarında vatandaşımız var. Şu an büyük bir can güvenliği endişesi yok.''TÜRK HAVA YOLLARINDA YETERLİ KAPASİTE YOK''Türk Hava Yolları veya diğer hava yolları bakımından yeterli kapasite olmadığı görüldü. Yüksek talep karşısında bunlar bir noktada tıkandı. İlave uçak seferleri yapılacaktır. Bir kısmına Irak Merkezi hükümeti tarafından izin gerekiyor. Bunun kısa sürede yapılması gerekli. Erbil havalimanında sorun yok. Ek uçak seferleri fazlasıyla yapılabilir. Karayolundan güvenli seyahat açısından verilen istikametlerin takibi gerekiyor. Yurttaşlarımızın birisinin bile burnunun kanamasını istemeyiz. Ek tedbirler gündeme gelecektir.'DAVUTOĞLU'NUN İSTİFASI'Kılıçdaroğlu'nun istifa istediğine dair bir söz yok. Yapılan görüşmeden sonraki açıklamayı Faruk Loğoğlu yaptı. Kılıçdaroğlu'nun ağzından duymadık. Loğoğlu'nun siyasi bedel gerekir sözü söylendiğinde yadırganmayacak bir sözdür. Her olayın arkasından bir siyasi sorumluluk olabilir. Maden faciasının arkasından da olduğu gibi. Buna karşılık o bakanın bir cevabı mutlaka vardır. Sayın Kılıçdaroğlu edebe aykırı şekilde 'Türkiye'nin gelmiş geçmiş en çapsız bakanı' ifadesini yüzüne söylemişti. Şimdi siyasi bedel demişse biraz daha edepli söylemiş demektir. Eğer bir siyasi bedel varsa bunun karşılığı verilir. Kılıçdaroğlu'nun bu sözü söylemesi de çok önemli değil. Meclis kürsülerinde de söyleniyor. Önemli olan sayın Bakan'ın verdiği bilgilerdir. CHP hükümeti bu konuda destekleyeceğini söylemiştir. Gensoru'yu geri çektiler. İç politika malzemesi yapmayacaklarını söylediler. Buna teşekkür etmek gerekir. 'En çapsız' ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu'nun dün sadece bunu söylemiş olmasına teşekkür etmek gerekir.'IŞİD İLE PAZARLIK YAPILDI MI, TÜRKİYE'DEN DESTEK ALDI MI?'Pazarlık diye bir şey söz konusu değil: Örgüt orada bazı cezaevlerini boşalttı. Irak'ın genelinde pek çok mahkum var. Örgüt taban bulamıyor. Bunları kullanıyor. Suriye'deki olaylarda da iki üç yıl sonra Esad rejimi ile birlikte çalışmak üzere veya karşı mücadele amacıyla gelen 5-6 örgüt var. Bu örgütlerin Türkiye'den yardım aldıkları ifade edilmiştir. Ancak elimizdeki kayıtlara göre kesinlikle hiçbir şekilde buradan bilinçli olarak Suriye veya Irak'ta çarpışmak için gidenlere ne izin ne fırsat verilmiştir. Hatta ihbar edilen olmuşsa geçiş yapacak amacı budur şeklinde ihbar gelmişse, bu kişiler derdest edilmiş ve geldikleri yere gönderilmiştir. Hiçbirinin geçişine izin verilmemiştir. Suriye'deki rejimin 4 yıl sonra bile Lübnan'dan Şİİ militanlar tarafından Esed'in yanında çarpışmaya başladıklarını biliyoruz. Bunlara karşı bazı örgütler Esed'e karşı çatışmaktadır. Suriye'nin kuzeyinde PYD ile de bu örgütler çatışıyor. Pek çok örgütün elinde silah var. Böyle karmaşık bir yapıda Türkiye'den insani yardım dışında dışarda çarpışan bu örgütler ÖSO dahil olmak üzere silah yardımı ve silahlı güç geçişine izin verilmemiştir. Bunu batılı dostlarımızla konuştuğumuzda da Türkiye'nin bu konuda hassas davrandığını söylüyorlar. Avrupa'dan da dahil olmak üzere bazıları cihatçı anlayışları sebebiyle çatışma noktalarına gidebilir uyarısı yapılmakta. Biz sınırlarımızda tedbir aldık. Bu sınırların bir kısmı da başka güçlerin elinde. Türkiye'den yardım gitmiş midir sorunusa kesinlikle hayır diyoruz. Ama Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarından da bu örgütlere 3-5 kişinin katılımı sözkonusudur. Nasıl gitmişlerdir, Avrupa'dan mı Kafkaslardan mı veya Türkiye'den mi tespit edemediğimiz anlarda kısıtlı sayılı kişlierin geçmiş olması muhtemeldir. Avusturyalı Alman Balkanlardan gelen varsa, Selefi Cihatçı anlayışla kavga ediyorsa, Türkiye'nin sınırını aştığı anlamına gelmez. Türkiye için bu minimum seviyededir.Biz kesinlikle herhangi bir şekilde bu örgütlerle ilişkil içinde değiliz. BMGK'nın terörle mücadele konusunda ve finansman konusunda aldıkları bütün tedbirlere biz uyuyoruz. Mutlaka bu kararlarla bakanlar kurulu kararımızla iştirak etmiş durumdayız.''HEDEFLERİ TÜRKİYE DEĞİL''Yurttaşlarımızın can güvenliğinin birinci öncelikli olduğu bir yerde örgütü ele almak örgütün hedeflerini varacağı noktaları veya oradaki faaliyetlerinde geldiği noktaları açık biçimde ortaya koymak durumunda değilim. Şu andaki gayretlerinden faaliyetlerinden Türkiye'nin bir hedef haline gelmediği ve öyle görülmediği açık ve ortadadır. Türkiye'ye yönelik bir eylem sözkonusu değildir. Konsolosluğumuz Türk toprağıdır. Ama oraya yapılan saldırı ve rehin alma olayı elbette bunun Türkiye'ye yönelik ayrıca bir anlamı olduğunu göstermez. Türkiye toprakları hedef değildir. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim.'ANKARA 'TESLİM OLUN' ÇAĞRISI YAPTI MI?'Bu soruyla Musul konusunu kapatalım. Çok hassas bir noktadayız. Olaylar anı anına takip edilmektedir. TBMM'de MHP'li milletvekili bir gün önce bunlar biliniyordu da niçin şunlar yapılmadı şeklinde bir konuşması ve bu konuşmaya atfen bazı vekillerin laf attıklarını biliyorsunuz. Bizim haber kaynaklarımız çok güçlüdür. Ne olduğunu ve ne olacağını biliyoruz. Sayın Oğan'ın haber kaynağı çok yakınındaki biri olabilir. Ama biz bakanlığımızın elde ettiği bütün bilgileri kamuoyu ile her an paylaşma durumunda değiliz. Bunların bir mahremiyeti olacaktır. Sinan Oğan kadar rahat değiliz. O en yakınındaki kişi, gerekirse söylerim kim olduğunu, bunu Meclis kürsüsüne götürerek şov yapmasını vatanseverlik olarak görmüyoruz. Bizim elbette işgal ihtimalinden haberimiz vardı. Bunun için gereken her tedbir alınmıştır. Orada bayrağımız dalgalanmaktadır. Güvenlik güçleri elleri tetikte beklemektedir. İçeride 30 güvenlik gücü vardı ama kadın, bebek ve çocuk da vardı. Çatışma halinde hepsinin can güvenliğinin tehlikeye düşeceğini biliyoruz. Kuşatmayı yapan veya konsolosluk önünde 1000'e yakın silahlı güçle 'burayı terk edin' diyenlere karşı akıl ve düşünce çatışın talimatı mı verir yoksa güvenli bir şekilde orayı terk edin talimatı mı verir? Sayın Bahçeli gibi 'direğe tırmanan adamı alnının çatısından vurcaksın' sözünün arkasında değiliz. Kızılelma'da Mogadişu baskınına karşı askerlerimizin yaptığını zevkle izleyebilirsiniz. Orası Mogadişu... Ama 1000 kişiden bahsediyoruz. Her birinde otomatik silah var. Tank var... Bunlar sizi oradan çıkarmaya zorluyor. Güvenliğimiz açısından ve bilgilerimiz açısından her şey yapıldığına göre o kahraman polislerimize siz böyle hareket edin demek doğru bir harekettir. Dünyanın her ülkesinde bu böyle yapılır. Bunu bir cesaretsizlik olarak görmeyin. Bunu yanlış bir karar olarak da görmeyin. Birinin kahramanlık taslamasını gerekli görmüyoruz. Reel politika yapıyoruz. Doğru olan yapılmıştır. İnşallah o arkadaşlarımıza en kısa zamanda kavuşacağız.'KONSOLOSLUK NEDEN BOŞALTILMADI?''100 km öteden yürümeye başladılar konsolosluğu boşaltıp bayrağı indirip sıvışalım gidelim.' diyemezsiniz. Böyle bir şey olsa Türkiye ne hale gelirdi? O zaman siz bize ne söylerdiniz? Biz son noktaya kadar olayları takip edip içerideki insanların hayatlarının endişesi için en doğru kararı verdiğimizi düşünüyorum.'TÜRKİYE'DE IŞİD MİLİTANLARI VAR MI?'Çok bilgi kirliliği var. Kasım ayında ben ABD'ye gitmiştim. Başkan yardımcısı Joe Biden ile bir buçuk saat görüştük. Bölgemizdeki olayları da görüştük. Suriye ve Irak konusu gündeme geldi. ABD de biliyor ki Türkiye'de bir taban bulabilmiş değiller. Şüphesiz dünyanın her ülkesinde olduğu gibi burada da aşırı unsurlar olabilir. Bunların yayın organları hatta radyoları bile olabilir. Ama bunlarla işbirliğine azmetmiş bir topluluktan bahsedemezsiniz. Türkiye başka bir ülke değil. Ferden bu işe ilgi duyan veya kandırılmış, Çeçenistan'dan Afganistan'dan bir coğrafyaya gidip de cihad edeyim diyen 3-5 kişi olabilir. Bunlar dikkate alınacak sayıda değildir. 3 bin tane var diyorlar. Kesinlikle böyle bir şey yok. Böyle bir şeyden söz edilemez. Türkiye aşırı radikal unsurlara karşı hiçbir zaman tavizkar olmamıştır.'KOMUTANLIK BAHÇESİNDE BAYRAK İNDİRME SKANDALI'Bayrağı indiren kişinin eylemi suçtur. Çirkin yakışıksız bir harekettir. Bunun sivil bir alanda başıboş bir yerde emsalinin yüzlerce olduğu tenha bir yerde indirilmesinden farkı şudur ki olay askeri bir bölgede cereyan etmektedir. Korunan bir yerdedir. Ya nöbetçisi vardır veya girilmesi yasaktır. Şimdi TRT'nin bahçesinden bayrağın indirilmesine nasıl bakacaksak, askeri bölgede nasıl yapılacağına biraz farklı bakmalıyız. Buraya birinin girmesi doğru değildir bir kere. Yukarı çıkmış bayrağı indiriyor. Müdahale edeceksiniz. Bu işi yapmasını engelleyeceksiniz. Alıp indirdiyse koşup yakalayacaksınız adalete teslim edeceksiniz.''Bunlar neden yapılmadı? Bunlar o bölgede güvenliği sağlamakla görevli, bayrak, kule nöbeti yapan, asker polis ne varsa onların sorumluluğundaki bir iştir. Neden buna izin ve imkan verildi? Niçin bu adam yakalanmadı? Sorumlular o sırada görevliler kimse onlardır. Onlardan hesabı sorulacaktır. Sayın Bahçeli başka bir şey söylüyor. 'Alnının çatısından vurarak indirmek haktır' diyor. Helalliğine karışmam ama hukuktur dersen yanlış olur. Sen hukuku bilmiyorsun. Hukuk bu değildir. Türkiye hukuk devletiyse her suç işleyenin karşılığı bağımsız mahkemede verilir. Bu fiili yapan kişi yakalandığı zaman cezası ağır olur. TCK'nin 300. maddesinde bu hareket 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir. İdam cezası kalkmıştır. Adam öldürmenin cezası da bellidir. Bayrak indirmenin cezası da alnının çatısından vurmak değildir. BBP genel başkanı da halletmek lazımdı diyor. Yanında da Kılıçdaroğlu var. Vurup geberteceksin diyor. Kılıçdaroğlu ne diyor peki? Çok terbiyesizce saygısızca diyor ki: 'Bülent Arınç gayet net açıkladı asker bir şey yapmayacak isterse garnizon işgal edisin' dedi. Ben böyle bir şey söylemedim. O da askerin kurşun atmasının alnının çatısından indirilmesini istiyor. Üçü anlaştılar. Bozkurt işaretinin olumlu sonuçları bunlar. Hangi ülkede yaşıyoruz? Bunlar Türkiye'yi idare ederse halimiz ne olur? Her halt işleyeni alnının çatısından vursak cesetten geçilmez Türkiye. Elindeki idam mahkumu asamamış insanlar alnının çatısından vurmaktan bahsediyor. Böylesine milliyetçilik söylemleri gerçek milliyetçilik değildir. CHP gibi sosyal demokrat bir parti de bunu istiyor.'HSYK KARARNAMESİ'Buna 'Kıyım Kararnamesi' denilemez. Bunu söyleyenler bir siyasi amaç taşıyorlar olabilirler, çünkü bu tür kararnameler bir daire tarafından yapılıyor. Burada bir haksızlık söz konusu ise bu kişilerin itiraz etme hakları bulunabiliyor. Eskiden yoktu bu. Eskiden HSYK 5 üyeydi. Şimdi 22 üye, 3 daire halinde çalışabiliyor ve aldıkları kararların hepsinin bir itiraz mercii var. Dolayısıyla itiraz ve temyiz mercii olan bir yerde kıyımdan bahsedilemez. Adalet Bakanlığı'nın kararnamede kimin nereye gideceği üzerinde herhangi bir tasarrufu söz konusu değildir. Daire bunları kendisi yapar.'BAŞBAKAN OLACAK MI?'Hiçbir şekilde başbakan olma niyetim yok, hiçbir şekilde böyle bir göreve üstlenme niyetim yok, hiçbir şekilde ara dönemdi, şu dönemdi, bu dönemdi böyle bir şeyin hesabını yapmam, kulisini yapmam, kulis yapmak isteyenlere izin ve fırsat vermem, benim adım Bülent Arınç. 'Efendim siz böylesiniz ama bir görev düştü diyelim' bu başka bir şey ama başkaları gibi ben bu dönemde 'filan olsun' diye kulis yapan, ona arka çıkan, onun lehine konuşan, bol bol gıybet yapan insanlardan olmam, izin vermem, birilerinin beni veya bir başkasını kullanmasına kesinlikle razı olmam. Ben bu işin içinde yokum, herkes hesabını ona göre yapsın, herkes rahat olsun, birileri benim varlığımdan rahatsız olmasınlar.''ALLAH TAYYİP BEY'E YARDIM ETSİN''Yeter artık! Yeter çektiğim çile, kahvaltı yapmaya geliyorum kafamda bin tane şey! Artık bizim de aklı selim düşünmeye ihtiyacımız var. Türkiye yönetlimesi en zor ülkelerden biri. Allah Tayyip Erdoğan’a yardım etsin, bizim işimiz çok zor! ErdÇelik gibi sinirleri var, tam bir lider. Ben bu işte yokum böyle bilin!'haberler.com
Başbakan Erdoğan'dan Sürpriz ABD Görüşmesi!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile telefonda görüştü.Başbakan Erdoğan ve Biden'ın, görüşmede Irak başta olmak üzere bölgesel konularda görüş alışverişinde bulunduğu, ülkenin toprak bütünlüğünün ve siyasal birliğinin korunması, terörle mücadelede başarı sağlanması için acilen bir mutabakat hükümeti kurulması gerektiğine dikkati çektikleri öğrenildi. Görüşmede, Irak'ta tutulan Türk vatandaşlarının salimen yurda dönmelerinin sağlanması konusu da ele alındı.Star