Görünenin Ötesindeki Yankı: Meltem Beyazgül
Bir insanı tanımak, biyografisindeki tarihlere bakmakla değil, satır aralarındaki sessizliği okumakla başlar. Meltem Beyazgül ile karşılaştığınızda hissedilen tam olarak da budur: Profesyonelliğin ardında, deneyimle yoğrulmuş sakin bir bilgelik. Hayatın gri tonlarına teslim olmak yerine, kendi renklerini cesurca sürdüğü bir yolun yolcusu…Bu röportajda yalnızca başarı basamaklarını değil, düşerken tutunduğu dalları, zirvedeyken hissettiği yalnızlığı ve aynaya baktığında gördüğü gerçek Meltem’i konuşacağız.
90’lar Uçurum ve Zirve
Arkadaşlar herkese sevgiler.Geçtiğimiz günlerde podcast’e inanılmaz güzel bir bölüm yükledik. Bu bölümümüzde arkadaşım Hande öyle güzel bir konu belirledi ki 80’lerde doğup 90’ları yaşamış şanslı kişiler olarak bizler bu sohbetten inanılmaz keyif aldık. Yaklaşık bizim yaşlarımızda olanların o yılları keyifle anacağı, küçüklerinse belki şaşıracağı belki haline şükredeceği belki de son derece imreneceği ama eminim o yıllara dair çok şey öğreneceği bir sohbet dinleyecekler. Okumaya sevdalılar içinse bir imkan oluşturalım bu sohbeti köşeme ekleyelim istedik.Röportaja geçmeden önce arkadaşım Hande’ye bu projesi, harika zekası ve emeği için çok teşekkür ediyorum.
Arabesk Kültürün Vazgeçilmez Hazzı Üzerine Hikayeler
Gece yarısı İstanbul'un dar sokaklarında, bir taksinin camından sızan dumanlı bir melodi gibi yayılır arabesk. Faruk, eski bir göçmen çocuğu, direksiyon başında, radyonun cızırtılı sesiyle yalnızlığını paylaşır. 'Batsın bu dünya' diye mırıldanır Orhan Gencebay'ın sesi, sanki Faruk'un kalbine saplanan bir hançer gibi. Bu müzik, sadece notalardan ibaret değildir; o, bir halkın yaralı ruhunun feryadı, vazgeçilmez bir hazdır ki, acıyı bala çevirir, gözyaşını şaraba. Arabesk, Türkiye'de doğmuş bir fırtına, kırsaldan şehre savrulanların hikayesini anlatır – bir kültür ki, hüzünle dans eder, kaderle kucaklaşır. Bu haz, kökleri derinlere inen bir ağaç gibi, Anadolu'nun toprağından beslenir, dalları ise modern şehrin betonuna uzanır. O, sadece bir müzik türü değil; bir yaşam biçimi, bir isyan çığlığı, bir teselli kaynağıdır: bırakın da “Batsın bu dünya…”
Taylor Swift’in Eski Sevgililerine Yazdığı İnce Göndermeli Parçalar
Hepimiz biliyoruz ki Taylor Swift’le sevgili olmak, dünya çapında bir hit şarkının başrolü olmak demek! Bazıları 'yine mi eski sevgilileri?' dese de Taylor, bu aşk acılarını nakde çevirmeyi ve Grammy’leri toplamayı çok iyi biliyor.İşte dinlerken 'Keşke ben de bu kadar kaliteli laf sokabilsem' diyeceğiniz, Taylor Swift’in eski sevgililerine gönderdiği o unutulmaz şarkılar! 👇
Bir Enstrüman Olsaydın Hangisi Olurdun?
Aslında hepimiz bir enstrümanın ruhunu taşıyoruz. Kimimiz piyano kadar sakin, kimimiz elektro gitar kadar hareketli! Peki sen bir enstrüman olsaydın hangisi olurdun? Soruları cevapla, sonucu birlikte öğrenelim. 👇
Spor Salonunda Kendini Rocky Sanmana Sebep Olan 13 Şarkı
Spor salonuna üye olurken hepimizin hayalinde o epik montaj sahneleri vardı... Hani şu karların içinde koştuğumuz, tek elle şınav çektiğimiz ve sonunda bir dağın tepesine çıkıp 'DRAGOOOO!' diye bağırdığımız sahneler. Ama gerçekler? Genelde bozuk bir klima, ter kokusu ve 'Kardeşim kaç setin kaldı?' diye soran bir abi...Ancak her şeyi değiştirecek bir sihir var: O doğru şarkı!Hazırsan çiğ yumurtanı iç (şaka şaka, sakın yapma) ve listeye geçelim şampiyon!
Platoniklerin Milli Marşı Olan Şarkılar
Kalbinin anahtarını birine teslim etmişsin ama onun bundan haberi bile yok, değil mi? 'Göz göze gelsek her şeyi anlayacak' diye beklerken, o muhtemelen akşam ne yiyeceğini düşünüyordur.Platonik aşk; dünyanın en tatlı belası, en masum heyecanı ve bazen de en kaliteli melankolisidir. İşte 'Bu şarkı beni anlatıyor!' diyeceğin, platoniklerin milli marşı haline gelmiş o efsane listemiz: