Görüş Bildir
onedio.com, UNICEF Türkiye Milli Komitesi ve Make a Wish Türkiye resmi destekçilerindendir. Bu projenin tüm geliri Make a Wish ve UNICEF Türkiye Milli Komitesi'ne bağışlanmaktadır.
Yelda Cumalıoğlu Profil Resmi

Yelda Cumalıoğlu

Tesellisiz Felsefe

icon

Hakkında

Destek Medya Grup Başkanı. Hacettepe İktisat mezunu olmakla beraber şimdilerde İstanbul Üniversite'sinde Felsefe öğrenimi görüyor. 15 sene Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık'ta çalıştıktan sonra kendini tamamen yazım sektörüne adadı. Sabah gazetesinde uzun yıllar köşe yazıp, röportajlar yaptı. Yayımlanmış kitapları var. Üretmeyi, keşfetmeyi, öğrenmeyi seyahat etmeyi, sporu, dalmayı, yemek yapmayı ve piyano çalmayı çok seviyor. Evli ve iki delikanlı annesi.
icon

Tüm İçerikler

görsel

Rüzgâra Dur, Söz Sus Demeyen Bir Kadın: Tomris Uyar

“İnsan içinde yaşadığı toplumdan tiksinerek intihar edebilir...” diyordu Tomris Uyar bir yazısında. Tiksinerek intihar etmek! Ve ne tuhaf ki bu sözü 12 Eylül döneminde tanıklık ettiği toplumun çürümüşlüğü üzerine yazıyordu. Acıdır, aradan geçen 36 yıla rağmen memlekette yozlaşma ve çürüme bir türlü son bulamadı.
30 Kasım 2020
görsel

Ela Gözlü Pars: Celile

Osmanlı’nın en güzel kadınıydı Celile... İki cenahtan da paşa kızı... Cemiyetin gözdesiydi. Ünlü devlet adamı Nâzım Paşa’nın oğlu Hikmet Bey’le evlendi. Daha ilk gece yatağa girdiklerinde anladı yaptığı evliliğin hayalindekine hiç benzemediğini. Doruklarda dolaşmayı seven bir kadındı Celile... Hayallerine sınır koymayanlardan... Yanında uyuyan adamın doğru kişi olmadığını anlamıştı daha ilk gecelerinde. Oysa kimler yoktu Celile’nin aşk ateşiyle yanıp kavrulan? Mesela Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminin en muktedir isimlerinden biri olan Cemal Paşa, hep gözünün içine bakmıştı Celile’nin.Hayal kırıklığıyla başlayan evliliğini hemen öyle kolayca bitirmedi Celile. Dönemin kadınlarının yaptığını yaptı ve mutluymuş gibi göründü etrafa karşı.Ama nereye kadar?
22 Kasım 2020
görsel

Fena Halde Komünist ve Âşık: Bertolt Brecht

– Sen benim için ne yaptın sevgili?– Ben bugün bizim için sana emek verdim...Bertolt Brecht’i tanımak, zihinde ve yürekte eyleme dönüşebilecek bir yangını başlatma gücüne sahip olması açısından çok değerlidir.Çağdaş tiyatronun dehasıdır o her şeyden önce...Genç bir nihilist olarak başladığı mücadele dolu hayatına karakterli bir komünist olarak devam etmiş, kıymetli bir dava adamıdır. Üstelik kirli siyasete hiç bulaşmadan eserleriyle ve fikirleriyle varlık gösterebilmiştir Nazi faşizminin baskısı altında. Hayatı fikirlerle dolu olduğu kadar kadınlarla da doluydu.Sürgünden sürgüne gönderilirken karısıyla birlikte sevgililerini de almıştı yanına. Bir arada kalamazlarsa, Hitler faşizmine karşı koyamayacaklarına inanmışlardı sanki. Aşkta da komün kalmanın bir değeri olmalıydı.Birlikte güçlü, mutsuz ama ümitliydiler. Tiyatronun Asi Çocuğu                                                                                      Savaşan kaybedebilir ama                                                                                      savaşmayan zaten kaybetmiştir...
21 Kasım 2020
görsel

Edepsiz Bir Bilge: Gore Vidal

Dili sivri, gözü kara, karizmatik, eğlenceli, huysuz ve skandallara alışkın, üstelik “Empati yapmayı severim. Bana âşık olanların yerine geçip, kendime bakıyorum da; gerçekten doğru bir tercih yapmışlar” diyecek kadar narsis bir adam Gore Vidal. Şüphesiz ki çok iyi bir yazar, senarist ve siyaset yorumcusu ancak yaşamı, karakteri, düşünceleri ağır geliyor alışılmışa, yalan dolan düzene...
19 Kasım 2020
görsel

Ölümsüz Bir Fahişe

“It’s better to burn out than to fade away” der Neil Young, “My My Hey Hey” adlı şarkısında... 'Yanmak, kaybolup gitmekten daha iyidir!'İşte tam da bu parçayı dinlerken aklıma bir soru takıldı. Bir fahişe olsan ve yirmi üç yaşında dünyaya gözlerini kapasan unutulup yok olmak mı istersin yoksa “elit bir fahişe” olarak yüzyıllara taşınıp, ilhamınla yapılan eserlerle ölümsüzleşmek mi?
20 Ekim 2020
görsel

İdam Edilen Filozoflardan Tesellisiz Felsefeye

MÖ 350’li yıllarda “Bütün insanlar doğaları gereği bilmek isterler” derken bilginlerin öğretmeni Aristoteles ve nasıl bildiğimiz konusunda tüm felsefe tarihi boyunca akıl mı, algı mı, duyu mu, sezgi mi, hatırlama mı tartışmaları sürerken günümüz insanının kendinden bu kadar uzaklaşabileceği öngörülemezdi.Giderek artan teknolojik imkânlara sahip olan yeni dünya insanı dünyayı, evreni, hücrenin yapısını vs. bilim adına anlamaya çalışırken, dünyevi ve kapitalist hazların tuzağında maalesef özünü bilmeyi unuttu ve doğaya karşı geldi. Yeni dünya insanı artık büyük şirketlerin dayattığı gündemle gerçekte ne istediğini, ne olduğunu bilmeden kırmızı çizmeye, glütensiz ekmeğe, o gün mutlaka seyretmesi gereken filme, hissetmesi söylenen duyguya, yapması gereken diyetlere mahkûm oldu. Giderek mutsuzlaşan ve duygularını bile tanımlayamayan, kalbi yağ bağlamış insanoğlu teselliyi şarkıların acıklı sözlerinde, alışverişte, anti-depresanlarda hatta vitaminlerde aramaya başladı. Toplumsal değerler yerini bireyselliğe bırakırken doğal olarak da filozoflar tahtlarını gurulara hatta çok da acı olarak tarikat şeyhlerine devrettiler.
13 Eylül 2020