Görüş Bildir
onedio.com, UNICEF Türkiye Milli Komitesi ve Make a Wish Türkiye resmi destekçilerindendir. Bu projenin tüm geliri Make a Wish ve UNICEF Türkiye Milli Komitesi'ne bağışlanmaktadır.
Uzm. Klinik Psikolog Şule Arslan  Profil Resmi

Uzm. Klinik Psikolog Şule Arslan

Zarif Yalanlar

icon

Hakkında

Adanalıyım, 12 senedir Manavgat'ta yaşıyorum. Klinik Psikoloji Yüksek Lisansımın ardından bitmeyen öğrenme yolculuğunda hala seyahat ediyorum. 9 senedir bireysel psikoterapi hizmetleri ve çocuk/ergen psikolojik danışmanlığı, aile ve çiftlere yönelik danışmanlık yapmaktayım. Yeni yerler keşfetmeyi, yeni insanlar tanımayı seviyorum. Bir de kedileri, denizi, yazmayı çizmeyi bunları da çok seviyorum. :))
icon

Tüm İçerikler

görsel

Yalnızlık ve Tek Başınalık

Hayattaki güçlü ve zayıf yönlerinizi anlamak daha mutlu ve daha doyurucu bir hayat yaşamak için neye ihtiyacınız olduğunu belirlemenize yardımcı olacaktır. Özellikle konu yalnızlıksa üzerine yazılacak çok fazla şey var… Çoğu kişi için yalnızlık cehennemin ortasında gibi hissettirirken çoğu kişi için de cennettin ta kendisi olabilir. Nitekim yalnızlığı ıstırap yapan şey yükümü paylaşacak kimsenin olmaması değil “sadece kendi yüküm var” düşüncesidir.
19 Kasım 2021
görsel

Son Pişmanlık Neye Yarar?

Çoğu zaman insanlar kendilerine güç veren, manevi destek sağlayan kişilerin etraflarında oluşunu sıradan bir şeymiş gibi görürler. Kırıcı davranışların, yersiz kaprislerin ve gelişi güzel tavırların sergilenmesi hep bu yüzdendir. Gün gelir devran tersine döner ve garanti olarak düşünülen arkadaşlık ya da sahip olunan bir şey kaybedildiğinde gerçeğin ve hatanın ağırlığı hissedilir. Hayatımızdaki birçok şeyin değerini ancak sahip olduklarımıza şükrederek ve onlara sahip çıkarak anlayabiliriz. Aksi takdirde beklenmeyen kayıplar insanı sudan çıkmış balık gibi şaşkın bir duruma sokabilir. Dolayısıyla bazı şeylerin tecrübesi insana ağır gelebilir. Bu nedenle hayatı ertelemeyin çünkü hayat çok kısa…
30 Eylül 2021
görsel

Anneler mi Yoksa Çocuklar mı Daha Kaygılı?

Hayatta hazırlığını yapmanın aşırı keyifli olduğu şeyler vardır. Arefe akşamı bayramlıkları hazırlamak. Tatile gidilecekse akşamdan bavulu kapatmak, okulların açılmasına daha haftalar varken kendini kırtasiyede bulmak gibi… Buna yeni alınan bir kitabın sayfalarını hızlıca karıştırmayı da ekleyebilirim.  Uzun bir aradan sonra okulların yüz yüze eğitime açıldığı bugünlerde çoğu çocuk için bu durum çok keyif vericiyken bazı aileler için de kâbusa dönüşebiliyor. Bütün yaz özgürce vakit geçirdikten sonra yeniden okulun kurallı ortamına dönmek hem çocuk hem de anne babanın düzeni açısından farklılıklar yaratabiliyor. Yaşanılan travmatik olayların elbette etkisi çok büyük. Tüm dünyayı etkisi altına almış korona virüsünün ardından ülkede yaşanan yangınlar, seller ve depremler çoğu çocukta güvenlikleriyle alakalı yoğun korku ve kaygı geliştirmelerine neden oldu ne yazık ki. Bu durumda kaygı yönetimini sadece çocuklardan beklememek gerekir.
14 Eylül 2021
görsel

İsmail Balaban Survivor'da Gelin - Kaynana Türkiye'de Yarışıyor

Açık konuşmam gerekirse Survivor izleyen birisi değilim ancak sosyal medyada gündem konusu olunca merakıma yenik düşüp nedir İsmail Balaban mevzusu diye izleyince aslında çok da şaşırtıcı bir durumla karşılaşmadım. Hangimiz böyle bir duruma yabancıyız ki değil mi ama? Durumun dünden bugüne mi olduğunu, evveliyatının olup olmadığını bilemesek de ben bu yazımda benzer birçok durumun ülkemizde ne kadar çok yaşandığı üzerine yazmak istedim. Konunun milyonlarca kişi önünde konuşulması, mahremiyet mevzusu, reyting meselesine falan hiç girmeyeceğim çünkü bu bambaşka bir yazının konusu olur. Ben biraz gelin-kaynana ilişkilerinden bahsetmek istiyorum bu yazımda
6 Mayıs 2021
görsel

Tavşan Ralph'in Empatlara İhtiyacı Var!

Bir iki gündür sosyal medyayı sallayan SaveRalph videosu bir çoğumuzun adeta yüreğini dağladı. Humane Society International'ın başlattığı kampanya ile kısa sürede sosyal medyanın en çok izlenen ve paylaşılan videosu olan bu kısa filmde dermatolojik testlerde kullanılan tavşanlar konu ediliyor. Güzellik ve estetik uğruna başka canlılara ne denli acı ve zarar verdiğimizi anlamak ve daha fazla empati duygumuzu geliştirmek bu evrende sadece bizlerin olmadığını hatırlamak için oldukça çarpıcı bir video olmuş. Videoyu izlerken tavşanın acısını ağrısını hissettiğiniz oldu mu? Ya da başkalarının üzüntülerini kederlerini en derinden hisseder misiniz? Çoğunlukla ortamdaki negatif enerjiyi üzerinize mıknatıs gibi çektiğiniz olur mu? “Bende mi bir sorun var” diye düşünebilirsiniz ancak belki de sadece empatsınızdır. Onlar için yeryüzünün denge merkezi ya da lotus çiçekleri diyebiliriz. Çünkü empatlar, oldukça yüksek düzeyde duyarlı insanlardır. Hemen hemen her şeyi hissederler ve duygularını çok belli ederler.
16 Nisan 2021
görsel

Azalırken Çoğalmak Mümkün mü? Minimalizmi Keşfetmek

Less is more “Az, çoktur” sözüne yürekten inanıyorum. Geçen hafta Netflix’te The Minimalists adlı bir belgesel izledim. İki arkadaş, Joshua Fields Millburn ve Ryan Nicodemus'un umutsuzca mutluluk arayan her ikisi de çok başarılı yönetici olmalarına rağmen gittikçe daha fazla depresifleşen, stresli ve mutsuz hissetmelerinin nedenlerini anlatıyorlardı. 'Her şeye sahibiz ancak neden mutlu değiliz?' diye soruyorlardı kendilerine. Belki de çokça bizim de kendimize sorduğumuz gibi…Joshua ve Ryan, daha minimalist yaşamak ve daha azına sahip olmakla mutluluk, sakinlik ve zenginlik bulmayı öğrenmek için başarılı kariyerlerinden vazgeçiyorlar ve ortak kaleme aldıkları kitapları Minimalizm'i tanıtmak için ABD'yi dolaşıp hikayelerini paylaşıyorlardı. Minimalizm (sadeleşmek) yavaşlamak, yavaşlayarak ve farkına vararak hayatı daha yüksek kalitede yaşamak demek. Benim de size tam da bu konuyla alakalı bir tavsiyem var 'Yavaş yavaş azalın, azalarak çoğalın'.Nasıl sadeleşebiliriz, nasıl azalabiliriz? Azaldıkça nasıl çoğalabiliriz?Öncelikle amacım kimseyi minimalist yapmak değil😊 Ancak denemeye çalışmak eminim birçok konuda fayda sağlayacak her birimizde. Minimalizm kişiye özeldir, herkes kendi minimal yaşamını kendi belirleyebilir. Çünkü insan ihtiyaçlarına, hayata yaklaşımına, uğraşlarına ve hatta sevdiklerine göre farklılık gösterir ama kendine özel olmaktan uzaklaşırsa da tek tip olmaktan kurtulamaz, kendi yolunda bir başkasının kopyası gibi oluverir, oysa bizim minimalizmde amacımız dahasade yaşayarak fazlalıktan arınıp kendine daha da yaklaşmak ve özüne yetebilmek. Kısacası bahsi konu olan tüm teknikleri kendinize göre adapte edebilirsiniz;)Hadi gelin daha minimal yaşayarak nasıl üretkenliğimizi artırabiliriz bir bakalım.
13 Nisan 2021
görsel

Nefret Ettiğiniz Birisini Nasıl Unutabilirsiniz?

Sizi rahatsız eden bir şeyi aklınızdan çıkarmaya çalışmak ne kadar zorlayıcı değil mi? Üstelik bu nefret ettiğiniz bir düşünce ya da biriyse durum iki kat zorlayıcı ve can sıkıcı olabilir. Peki nefret ettiğimiz bir kişiyi ya da bir şeyi unutmak mümkün mü? Mesela eski sevgilinizi :)Athena’nın bayıldığım “yalan” parçasındaki o dizeler gibi “AŞK NEFRETE NE YAKINSIN!!” Tıpkı madalyonun iki yüzü gibi. Aşk, ne güçlü bir duygu nefret de öyle. Ünlü İskoç yazar Arthur Conan; 'tutkulu bir aşk, güçlü bir nefretin ikiz kardeşidir' diye anlatıyor aşk ve nefret arasındaki ince çizgiyi... Öyleyse, hakkında bu kadar güçlü duyguların olduğu birini nasıl unutursun?
23 Mart 2021
görsel

Başarılı Birlikteliklerin Sırrı

Aşk duygusu içerisinde yer alan en temel bileşenler; sıkı dostluk, tutku ve bağlılıktır. Aşkın devamı için; eşlerin birbirlerine zaman ayırmaları, birbirleriyle iyi arkadaş olabilmeleri, serbest zamanları beraber paylaşma konusunda istekli olmaları, aralarındaki tutkunun ve bağlılığın korunması konusunda istekli ve gayretli olmaları önemli etkenlerdir.
5 Mart 2021
görsel

Siz Hangi Sevgi Dilini Kullanıyorsunuz?

Eğer sevginizi, eşinizin (partnerinizin) anlamadığı bir dilde ifade ediyorsanız, sevgi gösterdiğinizi ve onu sevdiğinizi anlamayabilir. Genellikle eş problemlerinin özünde anlaşılmadığı veya sevilmediği düşüncesi yatar. Sorun muhtemelen iki ayrı dili konuşmanızda :)Belki kocanız cesaret verici sözler duymak istiyor ama siz bir akşam yemeği pişirmenin onu neşelendireceğini düşünüyorsunuz. O kendisini hala kötü hissederken, siz hayrete düşüyorsunuz.Belki de eşiniz, çocuklardan ve televizyondan uzakta sizinle beraber olmayı çok arzuluyor. Ona verdiğiniz çiçek de ona değer verdiğinizi anlatmıyor.Dr. Chapman”5 Sevgi Dili” kitabında insanların sevgi dillerini beş başlık altında topluyor ve bunlar bilinip, buna göre davranıldığında her türlü insan ilişkisinin daha verimli olacağını iddia ediyor.
16 Şubat 2021
görsel

Yeni Yılda Üç Dileğinizden Biri Seks Olsun

Kışın kendini iyiden iyiye hissettirdiği bu günlerde depresif hissetmemiz çok olağan bir durum. Şimdiden çoğumuzun özlem duyduğu sıcak havalar vücudumuzdaki molekülleri hızlandırarak hareket etmeyi, yiyecekleri sindirmeyi ve düşünmeyi kolaylaştırdığından bizi daha mutlu hissettiriyordu. Ne yazık ki gün ışığından artık daha az yararlanmamız bizi daha depresif hissettirir oldu. Bunlar yetmez gibi üstüne sokağa çıkma yasaklarının gelmesi aktivitelerimizi de kısıtlandı. Yılın bu zamanı kendine özgü bir dolu stresle gelse de aynı zamanda bunlardan kurtulmak için bazı fırsatlar da sunuyor. Kendimizi ve partnerimizi daha iyi tanımak gibi. Birçok magazin dergisi daha kaliteli seks için ya da partnerinizi daha iyi tanımanız için onlarca ipucu verir ancak çok az kaynak bedenimizle ilgili şey söyler. Peki sevişirken bedenimizde neler oluyor?
28 Aralık 2020
görsel

Çocuk Ruhundaki Depremler ve Enkazları

2020’nin sonlarına doğru yaklaşırken bir felaketi daha geride bıraktık. Aslında geride bırakabildik mi ya da ne kadar bırakabileceğimizi sanırım zaman gösterecek.  Elif ve Ayda… İki güzel çocuk… Bizlere umudun hep var olduğunu gösterdi. Asla pes etmemeyi, mücadele etmeyi. Adeta umudun sembolü oldular minicik elleriyle, gülüşleriyle. Kurtarma ekibindekiler Ayda için “enkazdan çıkmamış gibi güzeldi ve zeytin gözleriyle telaşsız bize bakıyordu bizi bekliyordu” dediler.  Peki Elif ve Ayda gerçekten korkmamış mıydı? Travmatize oldular mı olmadılar mı? Sizce Elif ve Ayda deprem sonrası hayatlarına nasıl devam edecekler?
4 Kasım 2020
görsel

Hava Katil Biz Kurban

İçime fenalık geldi. Gözlerimi bile açamıyorum.Grip gibi bi şey oldum.Halsizlikten kırılıyorumİsteksizlik diz boyuSenin de mi saçların dökülüyor?Son güneşler bunlarMotivasyonum yok, hava tam depresyona girmelikBizi hep bu havalar mahvetti… inanmayacaksınız ama evet bizi bu “havalar” mahvetmiş olabilir. Hemen hemen herkesin mevsim dönüşlerinde hissedebildiği bir takım ruhsal ve bedensel belirtilere verilen genel isim olarak ele alınıyor bahar yorgunluğu.  Mevsimsel duygulanım bozukluğu (SAD), mevsimlerle birlikte gelen ve giden bir depresyon türüdür. Genellikle sonbaharın sonlarında ve kışın başlarında başlar ve ilkbahar ve yaz aylarında kaybolur. Bazı kişilerde ilkbahar veya yaz aylarında başlayan depresyon epizotları vardır ancak bu çok daha az yaygındır. İşte havanın ruh halinizi etkilemesinin hiç farkına varmadığınız 4 belirtisi.
28 Ekim 2020
görsel

Kırmızı Oda'yı Neden Çok Sevdik?

Yayınlandığı ilk günden bu yana reytingleri tavan yaptıran Kırmızı Oda dizisi son zamanlarda sosyal medyanın da en çok rastlanan paylaşımlarından oldu. Peki adından bu kadar bahsettiren bu dizinin çekici olan yanı nedir?Konuyu biraz genel anlamda değerlendirecek olursak dizilerin toplumu besleyen bir yanının olmasından başlayabiliriz. Öyle ki bir toplum için en büyük zararlardan birisi kültür bozulmasıdır. Yıllardır ne kültürel değerlerimizin işlendiği ne de doğalhayatın içinden bir dizi izleyebiliyoruz. Varsa yoksa şiddet, kan davası, gözü yaşlı mağdur kadınlar, zengin adam fakir kız dizileri… geldiğimiz noktaya bakacak olursak hadsizlikten beslenen bir toplum olup çıktık çünkü hemen her açtığınız programda gelinler kaynanaları çekiştiriyor, kaynanalar gelinleri, apartmanlar yarışıyor komşular birbirinin evini, yemekteyiz/sofradayız yarışmalarında yemekten çok birbirini yiyen eline sağlık bile demekten aciz bir grup insanı izleyip duruyoruz. Doğal olarak da önüne gelen karşısındaki insanı hadsizce, fütursuzca eleştirme hakkı görür oldu. Bu nedenle kırmızı odanın;
9 Ekim 2020
görsel

CİNekolog Kimdir?

Günümüzün cinci hocaları olan eski Türk toplumlarındaki kamlar büyü yapabilen, manevi dünyayla iletişim kurabilen insanlardı. Dolayısıyla da hastalıklara neden olan yaratıklarla iletişime geçerek bu hastalıkları tedavi edebileceğine inanılırdı.  O dönem elbette (placebo etkisiyle) hastanın iyileşeceğine inanmasının aslında iyileşmenin yolu olduğunu düşünürsek, büyücülerin hekimlikte büyük ölçüde başarılı olduklarını tahmin edebiliriz. Bu yüzden, okuyup üflemek o dönemin en etkili tedavilerinden olmuş olsa gerek. Ne yazık ki günümüzün teknolojisi bu etkiyi kırmaya hala yetmiyor ki bilime inanmak yerine cinci hocalar tarafından kandırılmaya devam edebiliyoruz.
8 Ekim 2020
görsel

Fenomenlerin İki Yüzü

İnsanın kazanma ve elde etme hırsı hız kesmeden hatta artarak ‘daha çok kazanma, elde etme, tüketme’ çılgınlığı şeklinde devam ediyor. Yani nefes aldığımız her an sürekli tüketen ve tüketerek hissedebilen insanlara dönüştük. Ne yazık ki yeni nesil insanlar olarak da hesapsızca ve fütursuzca çevreyi, eşyayı, insanı, duyguları ve değerlerimizi tüketmeye devam ediyoruz.Son zamanlarda SMA’lı bir çocuğun annesinin yardım çağrısı hepimizin yüreklerini dağladı… Bir anne zaten maddi imkanları olmadığı için çaresiz sosyal medya fenomenlerinden yardım talebinde bulunuyor ancak çoğu bu haberi yayınlamak için bu çaresiz anneden ücret talep ediyor. Geçtiğimiz yıllarda ünlü sanatçıların naaşıyla selfie çekme kavgası,falanca beachte denize girebilmek için şu kadar takipçinin olması ve filanca marka arabayla gelinmiş olması şartları/talepleri… Peki biz ne zaman böyle duyarsız bir toplum olduk? Duygularımızı mı yitirdik, değerlerimizi mi unuttuk? Ne oldu, neler oluyor bize?
28 Eylül 2020
görsel

Merhamet Nasıl Gelişir?

Dünya ne yazık ki hiçbir zaman biz insanlar için acılardan, kaygılardan, güçlüklerden tamamen kurtulmak için güvenli ya da huzurlu bir ev olmadı. İçinde bulunduğumuz süreç başlı başına zor olmakla birlikte her geçen gün daha da zor hale getiren birçok durumla karşılaşıyoruz. Özellikle 2020 yılına girdiğimizden bu yana sürekli trajik haberlere maruz kaldık. Yangınlar, depremler, terör olayları, siyasi huzursuzluklar, korona virüs ve şiddet olayları…
15 Eylül 2020