Görüş Bildir
onedio.com, UNICEF Türkiye Milli Komitesi ve Make a Wish Türkiye resmi destekçilerindendir. Bu projenin tüm geliri Make a Wish ve UNICEF Türkiye Milli Komitesi'ne bağışlanmaktadır.
Selda Terek Profil Resmi

Selda Terek

Karşı Pencere

icon

Hakkında

Yazar, editör, çevirmen, eğitmen. ODTÜ, İşletme Fakültesi mezunu. 25 senenin üzerinde profesyonel iş geçmişi var. 2008'den beri kitapları basılmakta. "Karşı Penceredeki Kadın", "Lirik Prenses", "Amigdala", "Aşk O Kadar Aşk", "Duygu Koleksiyoncusu", "İnadına Yaşanan Zararına Aşklar", "Mahrem Gölgeler", "Son Toksine Kadar"... kitaplarından bazılarıdır. Halen Editörlük ve çevirmenlik yapmakta, yazarlık eğitimleri vermektedir.
icon

Tüm İçerikler

görsel

Bu Yangını Ben Çıkardım!

Bu yangını da öncekileri de ben çıkardım. Sonrakileri de ben çıkaracağım.
4 Ağustos 2021
görsel

Dere Otu Sormaya Komşuya Gitmek

Size üç benzemezden bahsedeceğim. Bu benzemez olaylar beni bir tek çıkarıma sürüklüyor:  Birincisi; Birkaç yıl önce arkadaşlarla Roma gezimiz sırasında Vatikan’a da uğramıştık. Vatikan dediğin, Hristiyanlık dininin Katolik mezhebinin yönetim merkezi olan, hepi topu 1000 kişilik bağımsız bir şehir devleti. Oldukça turistik. Çevresi yüksek duvarlarla kaplı ve gün boyunca kameralarla izlenmekte. Papa’nın sözleri kanun niteliğinde. Orada enteresan bir şeye tanık olmuştuk:
17 Haziran 2021
görsel

Ailecek Sedat Peker Videoları İzliyoruz, Elimizde Çekirdek

Bu ülkede olan biten hiçbir şey beni şaşırtmıyor. Şaşıracak yerlerime kramp girdi zahar.Bacaklarımı, topuklarımı, aşil tendonlarımı severim, bu yüzden kendini “serdengeçti”, “fedai” diye tanıtan enteresan tiplerden uzak durmam gerektiğini bilirim. Neme lazım? Ancak malum zatın videolarındaki kitapları görerek tetiklendim. Diyeceğim ki “Reklam almış”, almaz çünkü ağır abilerde “Buna mı kaldık mantığı” var ya. Eyvallah.  Benim işim kitaplarla ya, e dikkatimi çekiyor haliyle. Kıskanmadım değil. Reklamın iyisi kötüsü olmaz derler... Takdir edilmek güzel şey. Bundan sonraki kitaplarımın alt başlıklarına daha manalı (örneğin: “Basarsan damarıma, okurum canına” vb.) sözler kullanmaya gayret edeceğim ki belki günün birinde... Hadi inşallah.
24 Mayıs 2021
görsel

Penis Kıskançlığı ve Salgın Günlerinde Ayakta İşemek!

1856-1939 yılları arasında yaşamış, Avusturyalı nörolog ve psikanalizin babası kabul edilen Sigmund Freud’un cinsellik konusunda ortaya attığı konulardan biri de “penis kıskançlığı” olmuş. Konu hâlâ tartışılmakta.  Freud’a göre kız çocuklarının, erkek çocuklarının penisleri olduğunu fark etmeleri ve kendilerinde olmayan bu organın nedenini sorgulamaları ile başlıyor her şey. “Kız çocuk bir penise sahip olmak istiyor ve bunun yokluğu altında eziliyor.” Freud’un savı bu...  Laf! Sanırım ailem, erkek ve kadının üremedeki fonksiyonlarının ne olduğunu, biri olmadan diğerinin bir işe yaramayacağını gayet uygun bir dille anlatmış olsa gerek, ben de kız çocuğuydum bir zamanlar ama böyle bir kıskançlık yaşadığımı hiç hatırlamıyorum. Yahu neden kıskanayım erkeğin orasını burasını?
21 Mayıs 2021
görsel

Error!

“Benim sistem ‘error’ verdi. Hata kodu! Hem de pandeminin tam 15. ayında...” “Ayol yüzdük sonuna geldik, acık daha duraydın,” dedim, yok, ı ıh! İstiap haddini aşmış. Arayabileceği tüm teknik servisler tam kapanmaya geçmiş. Şu ünlü düşünürlerin nihilist yaklaşımları hasıl olmuş içinde. “Kendimi Salomé yüzünden kafayı sıyıran Nietzsche gibi hissediyorum. Bir hiççilik, bir yokçuluk sardı varoluşumu ki sorma” diyor. “ ‘Var’ süsü veren bir ‘yok’um ben...”Her şey anlamdan ve değerden yoksunmuş... Ve sanki bundan sonra anlamdan ve değerden muaf bir yaşama alışmak gerekiyormuş ama o alışmak istemiyormuş. Sosyal medyada turlamak, Bitcoin akıbetine bakmak, günlük Corona tablosu verileri, kaçamak komşuculuklar, filmler ve hatta seks bile artık haz vermiyormuş ona. İnançlar üzerinden yapılan saçma kavgalardan yılmış. Televizyonda haberleri izlediği, hele ki birbirine çemkiren siyasetçileri gördüğü anda evde kalın bir halat arıyormuş.“O niye o?” dedim. Bulamadığı için henüz asmamış kendini. Hayatı boyunca spor yaparak zinde tuttuğu bedenini bile salmış. “Vah vaaah!” dedim. “Sahiden zor işin senin.” Tam dokuz kilo almış, daha da alırmış, ne olacakmış? Hatta o hep kaçındığı patates cipslerine gömülmüş, evi cips ve birayla doldurmuş. Zalimliği ve acımasızlığı ile ün salmış Papaz Rasputin gibi yiyerek ölmek istediğini söyledi. “Rasputin öyle mi öldüydü ya? Şüphem var, neyse bakarım sonra Google’a. Bana bak, pandemiden sebep biliyorsun her halini ama sanırım pandemi olmasa da sen çıldırmak için mutlaka bir sebep bulurdun.”Böyle uzadı gitti konuşma. Kapattık telefonu ama negatif biriyle konuşunca sağlıklı kalamıyorsunuz, ben de bittim. İçime sıkıntılar bastı. Mutsuzluk salgını var, üstelik telefondan bile bulaşıyor. Adına her ne kadar “depresyon” deseler de şu mutsuzluk, aynı mutluluk gibi, bulaşıcı. “E git bi’ doktora al Prozac’ını rahatla.” Yok. Bence rahatlamak istemiyor. “Tut bir işin ucundan.” O da yok. Öyle bir yayılmış ki tabii bunalıma girer. Bunalıma girmeyecek birileri varsa o da umudunu ve çabasını yitirmeyenlerdir. Adamın her şeyi var, aklı ve amacı yok.
11 Mayıs 2021
görsel

Hayatın Hakkını Vermek

Genelde mutlu bir insanım. Hayata komedi gözlüklerinden bakarım çünkü. Bu nedenle bana sordular; “Hayatın hakkını vermek konulu Tv’de bir canlı yayına 31 Aralık 2020 gecesi katılır mısın?” diye. “Olur” dedim düşünmeden ama aileden veto yedim ve derhal o oluru olmaza çevirdim.
12 Nisan 2021
görsel

İhanetin Saç Telleri...

Şu erkekler ne zaman vazgeçtiler avcılıktan? Av gelip önlerine 2,80 yatıp “Al beni, götür mağarana, sonra da ye afiyetle!” dediğinden beri mi? Avın kendisi, yani ceylan, bunu avcıya, yani aslana, gerçekten dedi mi bilmiyorum ama bu tarz bir şeyler yaptığı ve işin içine ettiği kesin.
4 Nisan 2021
görsel

Aşk Uğruna Tacını Terk Etmek...

İngiltere Kralı VIII. Edvard’ın hikayesini duyduğumda “Vaay!” dedim. “Aşkı uğruna krallığını terk edebilecek güçteki erkeğe kral derim ben.” Ancak sonra biraz daha işin içine girince, gerçeğin görünenden farklı olabileceği çıktı ortaya.
28 Mart 2021
görsel

Ayrımcılığı Yok Etmek, Önce Kadınların “Kadınlar” Demeyi Bırakmasıyla Olacak

İki temel konu var bu yazıda: 1- Şiddet, 2- Cinsiyet ayrımcılığı. Çorba edip koydum önünüze.Tarihinin, en iptidai zamanlarından beri insanoğlunun karşılaştığı şiddet eylemi, bireysel ve toplumsal bir “zihniyet bozukluğu” olarak algılanmıyor ama maalesef öyle. “Kadına şiddet” kavramı ise içinde cinsel dürtüleri de barındıran, sosyal, psikolojik, ekonomik, eğitimsel ve gelişimsel altyapı bozukluğu olan, sadece ülkemize has değil, dünya çapında bir “şiddet alt başlığı”, bir insanlık sorunu...
8 Mart 2021
görsel

Neden Bir Türlü Gelişemedik?

Bak ne diyeceğim: “Yapabileceğimize inanmayarak önce biz baltalıyoruz sistemi.” Açıklayayım:İlkokul yıllarından hatırlarım; Türkiye gelişmekte olan ülkeler kategorisine girer. Tevellüt eskidi, neredeyse bin yaşına geldim, Türkiye hala gelişmekte olan ülkeler kategorisinde. Neden? Neden bir türlü gelişmiş ülke olamıyoruz? Gelin bukonunun üzerine mercek tutalım ve politik, ekonomik, sosyoekonomik boyutunu sona bırakarak önce kişisel boyutuna odaklanalım, madde madde inceleyelim. İşte ilk etapta aklıma gelen birkaç özelliğimiz:
26 Şubat 2021
görsel

Siyasete Şefkat Lazım!

Platon (Eflatun) M.Ö. 427 ila M.Ö. 347 yılları arasında yaşamış olan önemli bir Antik Yunan filozofudur. Devlet, Sokrates'in sağlıklı ve mutlu bir toplum hayatı için düşündüğü devlet modelini anlatan Platon'un bir eseridir. Günümüzdeki devlet felsefesi üzerinde temel kaynaklardan biri olması açısından önemlidir. Aynı zamanda mutluluk felsefesi üzerine yazılmış bir metindir. Günümüzde “Devlet” kavramı halkın o kadar üstünde ki yüzyıllar önce devletin halkın hizmetinde bir kurum olması gerektiğini söyleyen Platon’dan beri hiç yol alamadığımızı görmek epeyce üzücü.  Bir zamanlar Siyasetçiler birbirlerine “sayın” diye hitap ediyorlardı ya şimdi? https://www.youtube.com/watch?v=rVZvbYdmpAs “Siyasete gireyim mi?” diye sorsa kızım, “Aman ha evlerden uzak!” diyeceğim neredeyse. “Ülken için bir şeyler yapacaksan çalış ve işini iyi yap. Çaycıysan, en iyi çayı sen yap, kuaförsen en iyi saçı sen kes, öğretmensen çocuklara her şeyi öğretemezsin ama onlara en iyi şeyi, ‘öğrenmeyi’ ve ‘araştırmayı’ öğretebilirsin... Ama siyasetten uzak dur.” Bunu söyler ve utanırım. Çünkü öğüten bir çark. Hatalıyım biliyorum. “Gir ve ilkeli ol” demem gerekirken kıyamıyorum evladıma çünkü ortam çok şefkatsiz.
4 Şubat 2021
görsel

WhatsApp Baby?

- Vay başımıza gelen!- Neeeey! WhatsApp bizim bilgileri alıp, ses kaydımızı kullanıp bankadaki hesaplarımızı mı çekecek?- Birader senin ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu? Bu Kovid’den bile kötü bi haber. Ben yengene ne derim? Bizim bir erkek grubumuz var. Na orada sadece paylaştıydım 2020 Pirelli güzellerini. Bi de ara sıra işte Okşan Ablan’la malum paylaşımlarımız vardı. Müjgan beni boşayacak, yandım.- Ayy ciddi misiniz? Ben onayladım bile, ne yapacağım şimdi? Gidip hesaplarımı boşaltayım bari.- Ben çoktan Telegram’a geçmiştim, geleceği gören adamız burada, sadece sakalımız yok.
12 Ocak 2021
görsel

500 Yıl Sonra Hangi Eser Konuşulacak?

Rönesans döneminde yaşamış İtalyan hezârfen, filozof, astronom, mimar, mühendis, mucit, matematikçi, anatomist, müzisyen, heykeltıraş, botanist, jeolog, kartograf, yazar Leonardo di ser Piero da Vinci, günümüzde yaşasaydı ve “Bakın ne yaptııııım!” diye Mona Lisa tablosunu bitirir bitirmez Facebook’a koysaydı kaç “like” alırdı dersiniz? Ya da şöyle sorayım, “16 senede yaptım ben bunu” diyerek eserini kolunun altına aldığı gibi bugünün Fevk-el beşerinin sarayının yolunu tutsa, vaktiyle yapabildiğini yapabilir miydi? Yani tabloyu 13 kilo altın karşılığında satabilir miydi? Altının ons fiyatına bakarak cevap veriyorum: “Hayır!” Peki, o halde beş asır önce, boya dediğimiz nesne henüz tavukta kalsiyumken, eserler günümüze kıyasla çok daha zor koşullarda yapıldığı için mi bugün böylesine paha biçilmezler? Bugünden 500 sene sonraya kalacak eserler de öyle mi olacaklar?  Hiç sanmıyorum. Çünkü tüketim toplumlarıyız ve büyük bir açgözlülükle tükettiğimiz ne varsa yerine çok daha büyük bir iştahla (kapitalizmin iştahı) tüketilecek yeni, daha fazla, daha lezzetli, daha günaha teşvik eden, daha dahası üretilmekte. Tarihçiler, geçmişe yönelik gizemleri dedikodu ile açıklamayı seviyorlar mıdır bilmem ama benim geçmişten taşınan sıra dışı hikâyelere bayıldığım kesin. Zamanın biteviye devinimi içinde bu renkli çıkarımlar da olmasa, inanın çekilmez bir uğraş olurdu tarih. Tabii bu işin şakası. Sayısız inceleme ve uzman yorumunun çarpıştırıldığı tarih arşivlerindeki, birbirine benzer ama detayda mutlaka farklılıkları olan yüzlerce hikâye arasından birini gerçek kabul edecek olursak, sanırım birazdan size anlatacağımı seçerdim çünkü içinde “aşk” var. Evet aşk var hem de en yasağından, gizem var hem de en tehlikelisinden, zekâ var hem de en parlağından... Ne mutlu ki zamanı geldiğinde her şeyi ayan beyan ortaya koyan bilim, henüz bu konuyu tam olarak çözebilmiş değil de hala bu satırları yazabiliyoruz.
20 Aralık 2020
görsel

Eril Faillik Nedir?

Günümüz edebiyatçılarından Hasan Ali Toptaş’ın bir Twitter paylaşımı geldi bu sabah önüme.
9 Aralık 2020
görsel

Son Dakika Haberleri

Siz gündeme yetişebiliyor musunuz? Ben, hayır. Genellikle bir şeyleri kaçırıyorum hissindeyim. Bir kafesin içinde çarkı çeviren beyaz, sevimli bir deney faresi misali, bilmediklerimi  önüme katmış hep koşuyorum. Bu ne ürkütücü dünya böyle. Yaşanası değil billahi.
2 Aralık 2020
görsel

Kendi Kendinize Kaldığınızda Ne Yapıyorsunuz? Ben Kaçamak Yapıyorum

Durun size bir kaçamak hikâyesi anlatayım: Kahramanım evli, iki çocuklu, hoş bir kadın. Hayattan daha fazla haz almasını sağlayan kaçamaklar yapıyor sık sık. Hikayesi şu: Neredeyse her gece, evdeki herkesin uyumasını bekleyip kalkıyor yerinden, sessizce aralıyor yatak odası kapısını, kocasının huzurlu nefes alışverişine bakıp usulca süzülüyor dışarı, parmak uçlarına basarak geçiyor holü ve gece sessizliğinde çığlık gibi gıcırdayan ahşap merdivenleri mümkün olduğunca dikkatli inmeye çalışıyor. Çocukları kolay kolay uyanmıyorlar ama eşini uyandırmaktan çekiniyor.  Gündüzden koyuyormuş kafasına bu planı, her şeyi önceden ayarlıyormuş. O akşam da bol sarımsak koymuş akşam yemeğine ve uykuyu derinleştiren bitki çayları içirmiş aile fertlerine. Yemekten sonra kocasının ve oğlunun yüzüne baka baka sürekli esnemiş. Kızı zaten erkenden uyuyakalırmış. Bilirsiniz bulaşıcıdır esnemek, “Uykumuz geldi biz yatıyoruz” demişler. Kadın kıs kıs gülmüş içinden, amacına ulaşmış çünkü. Ve tüm gün boyunca hayalini kurduğu şeye kavuşmuş.Onunla birlikte olduğu zamanları hiçbir şeye değişemeyecek kadar çok haz alıyormuş; ekmek gibi, su gibi ihtiyacı varmış ona. Onsuz yaşayamayacağını anlayalı çok olmuş ama kocası ve çocukları yanındayken, her kafadan bir ses çıkarken kolay değilmiş birliktelikleri. 
23 Kasım 2020
görsel

ABD Seçimlerinin Sonucuna Kuantum Yorumu

Sosyal medyada kedi esprileri, çuvalların üzerine yatan insanlar, sahte pusula damgalayanlar dolanmaya başlayınca dedik ki “Amaan biliyoruz biz bunları. Ayrıca dünyanın derdi bizi mi gerdi?” Evet, sanırım biraz öyle. Günümüzde “projeksiyon” diye bir kavram var ya, hani liderlerin geçmişte ettikleri laflara, gaflara, kampanya döneminde bol keseden sarf ettikleri sözlere bakarak geleceği tahmin ediyoruz ve başımıza ne gelir, hangisi ABD’nin başkanı olursa hakkımızda hayırlı olur diye düşünüyoruz ve bu amcaların kafalarını kaşıyışlarından bile bir mana çıkarmaya çalışıyoruz ya, işte onu kastediyorum, siyasi yorumcularımız günlerce televizyonlarda konuştular da konuştular. Boşa koydular dolmadı, doluya koydular almadı.Sonuçta Donald Trump’a, Hillary Clinton karşısında üstünlük sağlayan ABD’nin muhafazakar ve daha az eğitimli kesimi, bu sefer aynı performansı Joe Biden’a karşı gösteremedi. Vah!
10 Kasım 2020
görsel

Emoji Çılgınlığı! Ne Onunla Ne de Onsuz...

Emojilerin, ilk olarak 1999 yılında,  Shigetaka Kurita isimli bir Japon arayüz tasarımcısı tarafından oluşturulduğunu biliyor muydunuz? Kurita bu ikonları arkadaşlarının yüz ifadelerinden ilham alarak Japonya merkezli bir telefon operatörü olan DoCoMo’nun mobil platformu için üretmiş. Dijital ortamda yüzlerce ikon tasarlamış. Bu ikonlar başta arkadaşları arasında popüler olmuş, daha sonra da tüm Japonya’ya yayılmış. Sonrası malum; yaygın kullanımı, yazılım şirketlerinin bu ikonları telefonlarla beraber yaymasıyla gerçekleşti ve neredeyse emojisiz iletişim kuramaz olduk. Apple bu konuda da bir dünya markası oldu.
19 Ekim 2020
görsel

Cinsel İlişkiye Girdiğiniz Kişiye Benzeyeceğinizi Biliyor musunuz?

Mahrem enerjinizin ilişki esnasında nelere yol açtığını biliyor musunuz? Enerji yüklü iki kablonun birbirine bağlanması gibi, partnerinizle auralarınızın bağlandığını ve enerji akışı yaşadığınızı, karıştığınızı hiç aklınıza getirmiş miydiniz? Getirin bundan sonra çünkü cinsellik esnasında enerjileriniz dans ediyor, birbirinize bulaşıyorsunuz.
11 Ekim 2020
görsel

Linç, Duygudan Sonuca Varmaktır!

Sadece homojen ve cahil toplumlara özgü değil bu, sosyal medya kullanımının çığ gibi büyüdüğü hızlı tüketim toplumlarında da yaşam aynı büyük tehdidin gölgesinde: LİNÇ!
30 Eylül 2020
görsel

Karşı Pencere

“Gördüğünün yarısına inan, duyduklarının hiçbirine”  demiş Edgar Allan Poe...  Umarım demiştir, hiç ama hiç emin değilim, gözüm pek tutmuyor bu mecrayı. Sözü beğendim, kullanmak istedim, internete inandım. Ama aynı sözü Şems-i Tebrizî’nin, Shakespeare’nin ya da Aşık Veysel’in ettiği de oluyor. Aman ha dikkat!
18 Eylül 2020