Görüş Bildir
onedio.com, UNICEF Türkiye Milli Komitesi ve Make a Wish Türkiye resmi destekçilerindendir. Bu projenin tüm geliri Make a Wish ve UNICEF Türkiye Milli Komitesi'ne bağışlanmaktadır.
Dr.Selçuk Topal Profil Resmi

Dr.Selçuk Topal

Kaostan Kozmosa

icon

Hakkında

Astrofizikçi. Akademisyen. Oxfordlu Uzaylı. Uzayı konuşur, yazar, videosunu çeker. Kaostan Kozmosa Evrenin Hikayesi kitabının yazarı. İnsanoğlunun bu gezegende yok olmayacağına, kozmik denize yelken açacağına inanır. Nevi şahsına münhasır, uluslararası ödüllü, gönüllü projesi #gelecekuzayda bilimi ülke sathına yayar.
icon

Tüm İçerikler

görsel

Türkiye Uzay Ajansı Burslu Öğrenci Gönderiyor ve Birkaç Öneri

2018 yılının Aralık ayında resmi olarak kurulan Türkiye Uzay Ajansı (TUA) için yurtdışına burslu öğrenci gönderiliyor. 1416 sayılı yasa kapsamında Milli Eğitim Bakanlığı TUA’nın belirlediği alanlarda 30 öğrenciyi yurtdışına yüksek lisans ve doktora öğrenimi için gönderecek (duyuru için buraya tıklayabilirsiniz). Başvurular 21 Ekim - 1 Kasım tarihleri arasında MEB üzerinde gerçekleşecek. MEB YLSY bursunun güncel koşullarına MEB’in ilgili sayfasından buradan ulaşabilirsiniz.
20 Ekim 2021
görsel

Uzaya Dolmuş Göndermeye Az Kaldı!

İnsanoğlunun eleştirebileceğiniz tüm o kötü yönlerine rağmen (kendisi dahil tüm canlılığı itinayla katletmeye devam etmesi, kokuşmuş siyaset vb. gibi) Dünya yüzeyinde inşa ettiği ilk yapılardan uzayda ‘evler’ inşa edebilecek düzeye gelmesi gerçekten inanılmaz.
26 Temmuz 2021
görsel

Tüm Absürt Ay İsimlendirmeleri

Gök cisimleri kültürleri her zaman derinden etkilemiştir. Mitolojik hikayelerdeki kahramanların mekanı o nedenle göklerdir. Günahkar insanoğlu ise yeryüzünde yaşamaya mahkumdur. Gök cisimlerinde meydana gelen herhangi bir değişim tanrıların bize söylemek istediği şeylerle alakalı olmalıdır. Ve her gök olayıyla yeryüzündeki canlılar arasında bir ilişki kurmak da kaçınılmazdır. Eski kültürler açısından bakıldığında, yani bilimin henüz doğmadığı zamanlarda, inanılan şeyler bunlardı. Ve elbette Dünya’nın biricik uydusu Ay da bundan nasibini almıştır. Bu yazıda gereksiz Ay isimlendirmelerinin bir listesini ve o isimlendirmelerin anlamlarını bulacaksınız.
4 Temmuz 2021
görsel

Eğer Evren Genişliyorsa Neden Andromeda ve Samanyolu Galaksisi Çarpışacak?

20. yüzyılın belki de en önemli keşiflerinden biri evrenin genişliyor olmasıdır. Evrenin belli bir kesri her saniye belli bir hızda genişler. Peki evren genişlerken neden bizim galaksimiz Andromeda’ya doğru bodoslama gidiyor? Günümüzden yaklaşık 4 milyar yıl sonra olmasını beklediğimiz bu çarpışma hiçbirimizi aslında ilgilendirmiyor (zaman ölçeğini dikkate alırsak!)  ancak merak etmekten de kendimizi alamıyoruz. Evren genişliyorsa bu neden oluyor?Bu sorunun bol görselli ve animasyonlu yanıtını (diğer birçok alakalı konu ile birlikte) yeni hazırladığım videoda bulabilirsiniz.  YouTube kanalıma abone olup 130’un üzerinde başka video ile aklınızdaki kozmik sorulara yanıtlar bulabilir ve yeni videoları vakit kaybetmeden izleyebilirsiniz.
31 Mayıs 2021
görsel

Gecenin Üçünde Bir Düşünce Egzersizi, Yaşadığımız Çağ, Gerçeklik, Üniversitelerin Varlığı

Gecenin üçünde ağlayan bebek sesiyle uyanıp klasik fizik ile kuantum fiziği ilişkisi ve modernizm ile postmodernizm ilişkisi arasında bir bakış açısı benzerliği olabileceğini düşünmeye başlamak biraz garip görünebilir. Ancak insan beyninin size ne zaman ne düşündüreceği belli olmaz. Akabinde, içinde bulunduğumuz ve türlü türlü ekranlardan beynimize giren bilgi kaosunun ortasında, neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edemediğimiz sanal dünya ile sarmalanmış bir post-truth (gerçek ötesi) çağında, adeta 200.000 yıl önce yaşamış atalarımız gibi yine ve sadece sezgilerimizle baş başa kalmış olmayı düşünmek… Dediğim gibi beyninizin sizi ne zaman ‘rahatsız’ edeceği belli olmaz. Bu yazımda bolca soru bulacaksınız. Yanıtları ise size bırakıyorum.
13 Mayıs 2021
görsel

Modernizm, Postmodernizm ve Giderek Bir Kaosa Sürüklenen Toplum

Bir başka felsefe kokulu yazı ile karşınızdayım. İnsanın düşünce dünyasının ve dolayısıyla toplumun değişimi, gelişimi, evrimi hakkında düşünmeyi ve yazmayı seviyorum. Nitekim, her ne kadar uzmanlık alanım atmosfer dışı olsa da ben de bu atmosfer altında yaşıyorum. Bu yazıda hepimizin muhtemelen sıkça duyduğu ve genelde dar anlamlarına takılıp kaldığı iki kavramdan bahsedeceğim. Bu iki kavrama geçmeden önce bazı tanımlar yapmak gerek. Modernleşme bir toplumun tarım toplumundan sanayi toplumuna doğru olan tarihsel dönüşümü iken modernlik ise akılcılık, laikleşme, özgürlük, insanın doğa üzerindeki hakimiyeti ve  pratikte ise sanayi toplumunun sorunlarına atıfta bulunan bir kavramdır (Alain Touraine, 1988).Oxford Sözlük tanımına göre ise modernizm gelenekselin aksine modern fikirler, yöntemler ve materyallerin kullanıldığı, 20. yüzyılın erken zamanlarında sanatta, mimaride ve edebiyatta görülen bir harekettir. Aynı sözlüğe göre ise postmodernizm modernizme bir tepki olarak (ancak zıttı değil) 20. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan bir akımdır.Postmodernite modernitenin ötesinde bir toplumsal gelişimi ifade ederken, postmodernleşme ise moderniteden postmoderniteye geçiş sürecini temsil eder (Smith 2005). Modernizm ve postmodernizm çok geniş tanımlara sahiptir. Bu yazıda (dilim döndüğünce) bu iki kavram hakkında daha çok felsefi ve toplumsal bakış açısıyla konuşacağım. Elbette kendi görüşlerimi de paylaşacağım.
14 Nisan 2021
görsel

Edmund Husserl ve Fenomenoloji ‘Şeylerin Kendisine Dönüş’

Bir astrofizikçi (ve felsefeyi de anlamaya çalışan biri) olarak bazen ‘uzay hesaplarını bir kenara bırakıp’ direkt olarak uzaydan ziyade daha çok insan ve onun evren içindeki yerini irdeleyen kısa felsefi araştırma (biraz akademik) yazıları yazmayı planlıyorum. Bu yazı öyle bir yazı olacak. Bu yazıda fenomenoloji isimli felsefi yaklaşımdan bahsedeceğim.
3 Nisan 2021
görsel

Milli Uzay Programı Açıklandı. Peki Bizi Yerden Ne Kadar Yükseğe Çıkaracak?

Önümüzdeki 10 yıl içerisinde gerçekleştirilmesi hedeflenen uzay programımızın başlıkları kamuyla paylaşıldı. Önce başlıklara bakalım. Biraz daha detay içeren görüşlerimi ise akabinde belirteceğim.
10 Şubat 2021
görsel

2020 Bize Çok Şey Öğretti

Maske takmayı öğrendik. Birçok maske üreticisinin bu durumdan bile kâr etmeyi düşünecek kadar acımasız olduğunu da öğrendik. İnsan sadece ve sadece tüketiciymiş, ölürken bile bu böyleymiş, bunu çok iyi öğrendik.
9 Ocak 2021
görsel

2020 Yılında Uzay

2020 yılı yeryüzünde virüsün hüküm sürdüğü bir yıl olsa da atmosfer dışında, yani uzayda muhteşem keşiflerin ve çalışmaların olduğu dolu dolu bir yıl oldu. Bu yazıda 2020’nin en muhteşem uzay keşif ve çalışmalarına bakacağız. Eğer ben okuyamıyorum izlemek daha iyi oluyor dersen işte sana başka yerde bulamayacağın video:Uzay Dolu Bir Yıl: 2020
5 Ocak 2021
görsel

Yeryüzündeki Toprak Savaşları Uzaya Yayılıyor!

İnsanoğlu hiç olmadığı kadar hızlı bir şekilde uzayda yayılmaya devam ediyor. Geçmişte bize çok büyük görünen uzay gün geçtikçe daha kolay ulaşılabilen bir yer haline geliyor. Son birkaç hafta içerisinde birer birer hayata geçen projeler bir sonraki ‘savaş alanının’ uzay olacağını açık bir şekilde gösteriyor. Son birkaç haftanın önemli uzay gelişmelerine ve bunun gelecek yansımalarına gelin hep beraber bir göz atalım.
29 Aralık 2020
görsel

İlginç ve Ekstrem Özellikleriyle Güneş Sistemi

13,82 milyar yaşındaki bir evrende yaklaşık 4,5 milyar yaşında bir yıldız etrafında dolanan yine aynı yaşlarda bir gezegen üzerinde yaşıyoruz. Gezegenimiz gerçekten çok özel. Bu yazıda içinde bulunduğumuz Güneş Sistemi’ni ilginç ve ekstrem özellikleriyle tanıyacağız. Bu sayede gezegenimizin ne kadar eşsiz bir yer olduğunu eminim bir kez daha anlamış olacağız.
21 Aralık 2020
görsel

2020 Fizik Nobelinin 100 Yılı Aşan Hikayesi

Bu yılki fizik dalı Nobel madalyaları kara delikler üzerine ciddi çalışmalar yapan üç bilim insanına verildi. Bu yazıda kara deliklerin doğası üzerine 100 yılı aşkın süredir yapılan çalışmaların kısa bir özetini ve Nobel’e uzanan o uzun yolu bulacaksınız.Bugün adına kara delik dediğimiz bu garip cisimlerin olabileceğini söyleyen ilk kişiler 18. yüzyılda yaşamış John Michell ve Pierre-Simon Laplace’dı. Başka bir yazımda kara deliklerin ne olduğundan bahsetmiştim. Yazının geri kalanını okumadan önce o yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Yazım şurada.Eğer kara deliğe düşersek ne olur diye merak ediyorsanız işte hazırladığım ve başka bir yerde bulamayacağınız özel video.Hikayemize evrene bakış açımızı değiştiren genel görelilik teorisinin ortaya atıldığı tarihten başlayalım. Sene 1915. Birinci Dünya Savaşı sürekli açılan yeni cephelerle devam ediyordu. O cephelerden birinde bir fizikçi vardı. Alman fizikçi Karl Schwarzschild. Schwarzschild rahatsızlanıp hastaneye kaldırıldı. Ancak bilimsel araştırmalarına devam ediyordu. Umuyorum günümüzün tembel öğrencileri Schwarzschild’ın bu çalışma azmini örnek alır. Toplumsal mesajı da verdikten sonra cephedeki Schwarzschild’a geri dönelim. Einstein genel görelilik makalesini aynı yıl yayımlamıştı. Makalenin Schwarzschild’in eline geçmesi uzun sürmedi. İki hafta makale üzerinde çalışan Schwarzschild sonunda çok ilginç bir bulguya ulaştı. Bir noktadan sonra ışığın bile kaçamadığı cisimler olmalıydı. Schwarzschild Einstein’ın alan denklemlerini çözerek küresel simetrik ve dönmeyen bir kütle etrafındaki bükülmüş uzayzaman örtüsünü tanımladı. Hayat bazen (aslında çoğu zaman) çok acımasızdır. Schwarzschild çözümü bulduktan yaklaşık 4 ay sonra hastalıktan öldü. Ancak onun tanımladığı Schwarzschild Yarıçapı kara delikleri anlayabilmek için bugün hâlâ kullanılıyor. Kara deliklerde olay ufku dediğimiz dönüşü olmayan bir ‘kabuk’ (kara delikleri üç-boyutlu olarak hayal edin) bulunuyordu.1930’lara gelindiğinde radyo astronomi gelişmeye başlamıştı. Galaksimizin derinliklerinden gelen radyo sinyallerinin belirlenmesi çok uzun sürmedi. Farklı dalga boylarına özgü teleskoplar ve ölçüm cihazları yapmaya devam eden insanoğlu önce içinde bulunduğu galaksiyi, daha sonra ise trilyonlarca başka galaksiye ev sahipliği yapan evreni daha iyi anlamaya devam ediyordu. Acaba o güçlü radyo sinyallerinin kaynağı ne olabilirdi? Bu uzunca bir süre soru işareti olarak kalacaktı. Ancak o gün hiç kimse bu kaynakların bazılarının galaksi dışından geldiğini düşünmüyordu.1950’lerin sonunda, bizden 730 milyon ışık yılı ötede (1 ışık yılı yaklaşık 10 trilyon km’ye eşittir!) ve galaksimizin toplam ışınım gücünden 1000 kat daha fazla ışınım gücüne sahip bir kuazar keşfedildi. Kuazarlar önceleri galaksi merkezlerinde konumlanmış bir çeşit dev yıldız zannedilse de bazı galaksilerin merkezlerinde görülen bu tarz ekstrem kompakt objeler bugün Aktif Galaksi Çekirdekleri (AGN) olarak sınıflandırılmaktadır. AGN içeren galaksi merkezleri süper kütleli kara deliklerin baskın olduğu galaksi merkezleridir. Bizim galaksimiz AGN içermiyor. Yani ekstrem bir kara deliğe sahip değil. Bunu da anlayabilmek için 50 yıl beklemek gerekecekti.1965 yılında Roger Penrose yeterince yoğun herhangi bir cismin genel göreliliğin önerdiği şekilde kara delik oluşturabileceğini gösterdi. O güne kadar yapılan hesaplar küresel simetrik bir maddenin içe çökmesini dikkate alırken Penrose küresel simetrinin olmadığı durumlarda ne olacağını araştırdı ve matematiksel fizikçi olarak ‘hapsedilmiş yüzey’ (trapped surface) adı verilen bir çözüm önerdi. Penrose bunu yapabilmek için yeni matematiksel metotlar icat etmek zorunda kalmıştı. Küresel simetrik bir kara delik için Shwarzschild yarıçapından daha küçük herhangi bir yüzey hapsedilmiş yüzey oluyor. Hapsedilmiş yüzeyin kara deliğin küresel simetrik olup olmamasına bağlı olmadığı anlaşıldı. Penrose, bir kez hapsedilmiş yüzey oluştuğunda merkezdeki tekilliğin oluşmasının kaçınılmaz olduğu sonucuna vardı.Penrose’un 1965 tarihli makalesindeki kara delik çizimine dikkat ederseniz hapsedilmiş yüzeyi geçtiğiniz anda, kara deliğin merkezini işaret eden radyal doğrultu artık zaman oluyor. Yani artık mekanın bir anlamı yok. Artık anlam ifade eden tek şey zaman! Ve merkezdeki tekillikte zaman da sonlanıyor. Kara deliğin olay ufkundan geçen bir cismin neden geri dönemeyeceğini (veya neden dönmesinin inanılmaz derecede zor olacağını) Penrose şöyle açıklıyordu: Hapsedilmiş yüzeyden içeri girildiğinde radyal eksen artık zamandır (Yıldızlararası filminde dev kara deliğe giren Cooper’ı hatırlayın! Zamanla nasıl da oynuyordu!).
10 Aralık 2020
görsel

Uzay Efsaneleri

Uzay istisnasız her kesimden insanın dikkatini çekmektedir. Bu harika bir şey olsa da birçok hatayı ve şehir efsanesini de beraberinde getirir. Bu yazıda bazı uzay efsanelerine açıklamalar getirmeye çalışacağım.
29 Kasım 2020
görsel

Ay’a İnsan Gönderildi mi? Yoksa İzlediğimiz Bir Hollywood Filmi miydi?

ABD’nin Apollo görevlerinin üzerinden 50 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen bu konu hâlâ tartışılıyor. Düz dünya konusu da buna benzer bir şey ama o dipsiz kuyuya bir başka yazıda gireceğiz. Ay’a gidilmediğini söyleyen insanların klasik iddialarına bir göz atalım ve bilim ışığında yanıtlar verelim. Sonra neden derste öğretmenimizi dinlememiz gerektiğini daha iyi anlayalım. Demek ki top oynamak için kaçıp dersi asmamak gerekiyormuş. Nitekim Ay hakkındaki bazı iddiaları basit temel bilgilerle çürütebilirsiniz. O halde gelin, Ay’a gidilmediğini söyleyenlerin bazı iddialarına bakalım.
27 Ekim 2020
görsel

Astrofizikçi Olmanın Avantajları ve Dezavantajları

Her mesleğin kendine has avantajları ve dezavantajları vardır. Astrofizikçiler (veya astronomlar) için de bir istisna söz konusu değildir. Bizim mesleğin de iyi ve kötü yanları bulunmaktadır. Şimdi gelin astrofizikçi olmanın bazı havalı ve çileli yanlarına bir göz atalım.
17 Ekim 2020
görsel

İnsanlığın Uzay Yolcuğundaki Önemli Dönüm Noktaları

İlk insanlar kafalarını kaldırıp o yıldızlı gecelerde evreni seyre daldıklarında muhtemelen birçok şeyi merak etmişlerdir. O merak mitolojik kahramanları yaratacak kadar çılgın düzeye ulaşmış olsa da muhtemelen ilkel insan ‘tanrıların mekanı ’gökyüzüne bir gün çıkacağını hayal dahi etmemiştir. Ancak bugün geldiğimiz düzeye bakılırsa bizler ‘cennetlere’ ulaştık. Artık gökyüzü ve hatta uzay insanoğlunun sıradan uğrak yerleri haline geldi. Peki insanlığın mağaradan uzaya olan bu yolculuğu ne zaman büyük sıçramalar yaşadı? Gelin bazı önemli dönemeçlere bir göz atalım.
6 Ekim 2020
görsel

Kara Delik Nedir? Ne Değildir?

İnsanların hakkında bir nebze de olsa bilgi sahibi olduğu ya da en azından duyduğu en tanınmış uzay fenomeni sanırım kara deliklerdir. Kara delikler herkesin ilgisini çekse de acaba kaçımız onlar hakkında doğru bilgilere sahibiz? Bu yazı bu sorunun cevabını sizler için verebilir.
26 Eylül 2020
görsel

Uzayın Gelecek 50 Yılı

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra patlak veren Soğuk Savaş dönemi boyunca uzayın iki ana aktörü vardı: ABD ve Rusya. Ancak bugün durum çok değişti. Özel şirketlerin hiç olmadığı kadar uzayda söz sahibi olduğu, hatta uzay ajanslarına teknoloji geliştirdiği bir çağa girdik.
12 Eylül 2020