Görüş Bildir
onedio.com, UNICEF Türkiye Milli Komitesi ve Make a Wish Türkiye resmi destekçilerindendir. Bu projenin tüm geliri Make a Wish ve UNICEF Türkiye Milli Komitesi'ne bağışlanmaktadır.
Prof.Dr.Rıfat Kamaşak Profil Resmi

Prof.Dr.Rıfat Kamaşak

Fikir(siz)siniz

icon

Hakkında

Yönetim ve strateji profesörü. Yeditepe'de Dekan. Oxford, Exeter, Durham, M'sex, İstanbul mezunu. Stratejik yönetim, girişimcilik, bilgi ve inovasyon yönetimi, eşitlik, farklılık ve kapsayıcılık çalışıyor.
icon

Tüm İçerikler

görsel

Olmayan Çin Ekonomi Modeli Bize Uyar mı?

Genelde bir konu hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamayı yeğliyorum. Bu yüzden ülkemizin benimseyeceği yeni ekonomi modeli ortaya atıldığı zaman biraz nefes alıp ne yazabilirim diye düşündüm. Çünkü hayatım boyunca almış olduğum ekonomi ve işletme eğitimleri bu ortaya atılan mekanizmanın nasıl işleyeceği konusunda bana yardımcı olmuyorlardı. Çin’in izlediği model acaba neydi? Ne zaman izlenmişti? En önemlisi bahsi geçen o modeli (!) Çin mevcut küresel ekonomik düzende artık kullanıyor muydu? Bize uyar mıydı? Uydurulur muydu? Kafamda deli sorular…
20 Aralık 2021
görsel

Stratejik Esneklik Nedir? Ne Kadar Esneyip Ne Kadar Esnetebiliyoruz?

Stratejik esneklik kavramını en basit şekilde dinamik koşullara hızlı cevap verebilme becerisi olarak tanımlayabiliriz. Aslında stratejik esneklik kavramının temelleri seneler önce Charles Darwin’in meşhur 'Ne en güçlü olan tür hayatta kalır, ne de en zeki olan... Değişime en çok adapte olabilendir, hayatta kalan!' söylemiyle piyasalara sunulmuştur. Darwin’in bu söylemi yanar döner janjanlı meyve tabağı ile servis edildiğinde stratejik esneklik (flexibility) ya da çeviklik (agility) ifadeleri ile karşımıza çıkmış ve terminolojide hak ettiği yeri almıştır.
16 Ekim 2021
görsel

Gene Dış Güçler, Emperyalist Oyunlar ve Küresel Senaryolar (mı)?

Ormanlarımız yanıyor, yol geçen hanına dönen ülkemde demografik yapı değişiyor, enflasyon ve faizde dünya rekorları kırıyoruz… Hayırlı bir şey yok… Neyse ki hepsinin sebebi belli: Küreselciler, Amerika’nın tehlikeli oyunu, AB’nin Türkiye düşmanlığı ve diğer dış güçler. Bütün dünya bizimle uğraşıyor, herkesin gözü bizim üzerimizde, niye ki ola?
30 Temmuz 2021
görsel

Voodoo Ayinciliği Geleceğin Mesleği Olabilir mi?

Üniversite sınavları yaklaştığında televizyonlarda ve diğer medya mecralarında sık sık geleceğin ideal mesleklerini tanımlayanlar, program kontenjanları dolsun diye genç insanları bir yerlere yönlendirenler ve hatta meslek pazarlamacıları ile karşılaşmak hiç sürpriz olmaz. Bu dönemlerde benim de en fazla muhatap olduğum sorular; hocam nasıl bir tercih yapalım? Ne önerirsiniz? Geleceğin meslekleri nelerdir?
30 Haziran 2021
görsel

Dünyada En Kolay Şey Bir Takımın Taraftarı Olmak mıdır?

Umberto Eco’ya göre evet! “An itibarı ile bu takımı tutuyorum dersin ve tutarsın. İşte bu kadar basit.” der üstat. Bana göre ise hayır, hiç de o kadar kolay değildir. Bir takım tutmak, onun taraftarı olmak yükte hafif pahada ise çok ağır olabilir. Bu söylem ile Umberto Eco muhtemelen seyirciden bahsediyordu taraftardan değil. Parayı verip stadyum ya da salonda görüş alanı güzel bir yerden bilet alıp, spor müsabakası bitiminde görevini tamamlayarak bir sonraki müsabakayı bekleyen kişi seyircidir. Seyirci izler, keyif alır, güzel zaman geçirir ve evine döner. Seyirciliğin temelinde hedonizm odaklı bir tür tüketicilik, müşterilik vardır.
4 Haziran 2021
görsel

Ülke İmajları Tüketime Dönük Algıları Nasıl Etkiliyor?

Mağazada televizyonu çok beğenen bir beyefendi, müşteri temsilcisine sorar: -Acaba bu Çin mi yoksa Japon Sony’si mi? -(Müşteri Temsilcisi) Efendim bildiğiniz üzere Sony bir Japon markası ama Çin’de aynı kalite standartları ile üretim gerçekleştiriyor. -Yok, Çin malları kalitesiz oluyor.  Kahve makinesi almaya giden iki kişi aralarında konuşur:  -Makine güzele benziyor ama bu markayı daha önce hiç duymamıştım… -(Arkadaş) Alman malıymış sağlamdır. -Evet, bence de alalım. Bu tür söylemleri son on yıla kadar oldukça sık duyduk. Doğuştan küresel (born global) olarak adlandırılan firmaların ortaya çıkması ile birlikte bu söylemlerin sıklığı azalsa da hâlâ duymaya devam ediyoruz. Dışarıdan gelen uyarıcıların zihinsel süreçlerden geçerek anlamlı deneyimlere çevrilmesini ifade eden algı aslında tüm hayata bakışımızı şekillendiriyor. Ancak bu yazıda sadece tüketim alışkanlıklarımıza olan etkisine değineceğiz. Algının tüketim alışkanlıklarına olan etkisi “insanlar rasyonel değil duyguları ile hareket ederler” söylemini bir kez daha doğrularken bunun bilincinde olan firmalar da tüketici algısını yönetmek için çeşitli stratejiler belirliyor, uygulamalar gerçekleştiriyor. Tüketici algısını etkileyen ve firmaların bu amaçla pazarlama stratejilerine entegre ettikleri temalara baktığımızda ülke imajlarının oldukça ön planda olduğu görülüyor.  Dünya üzerinde tarihsel olarak olumlu imaja sahip ülke firmaları arasında küresel marka haline gelememiş olanlar bile ülkelerinin pozitif imajı sayesinde tüketici nezdinde son derece olumlu izlenim yaratabiliyor ve bu durum firmalara uzun dönemde müşteri kazandırabiliyor. Kısacası ülke imajı firmalar için bir tür bedava reklam anlamına geliyor. Popüler İtalyan hayat tarzı, sağlam Alman ürünü, yüksek Japon teknolojisi...
20 Mayıs 2021
görsel

Uzaktan Eğitimin Açığa Çıkardığı 7 Eğitimsel Defo

Pandemide oynanan pandomimlerden bir tanesi de eğitim alanında gerçekleşti. Bu arada ülke olarak sabah kalktığımızda birden bire geleneksel eğitimden vazgeçip milyonlarca öğrencinin eğitim faaliyetlerine devam edebilmeleri için alternatif metotlar bulma zorunluluğunun hiç kolay bir iş olmadığını kabullenerek, her şeye rağmen ülke olarak bu işin altından eksiğiyle, gediğiyle kalkabildiğimizi düşünüyorum. Bu anlamda genel olarak eğitim camiasını takdir etmekle birlikte bazı eğitimsel defolarımızın ortaya çıktığı gerçeğini de göz ardı etmemiz gerekiyor.
19 Mayıs 2021
görsel

Toplumsal Aşağılık Kompleksinin 7 Önemli Göstergesi

Aşağılık kompleksi, kişiyi diğerlerinden daha değersiz ve yetersiz hissettiren duygular bütünü olarak tanımlanabilir. Aşağılık kompleksine sahip kişiler sürekli olarak kendilerini başkaları ile karşılaştırma ve bunun sonucunda kendilerini küçük görme eğilimindedirler. Bu kişiler hep başkalarına hayrandırlar.
8 Mayıs 2021
görsel

Emperyalizmin En Büyük Gücü: Bizi Bizden Daha İyi Tanımak

Emperyalizm, “yayılmacılık” ya da “bazı ulusların diğer başka uluslar üzerinde kendi çıkarları doğrultusunda hareket edebilme gücü” olarak tanımlanabiliyor. Geçmişi yaklaşık 1500’lü yıllara kadar dayanan emperyalist anlayış, günümüzde artık coğrafi yayılmacılık gibi direkt sonuçlar üretmese de kontrol edilmek istenen uluslara nüfuz edebilmek amacı ile halen etkin olarak kullanılabiliyor. Emperyalistlerin diğer uluslar üzerinde egemenlik edinebilmek için başvurdukları yöntemlerin en başında militarist rejimler oluşturmak, ülke içi askeri darbelere zemin hazırlamak ve kendilerine hizmet edecek siyasi liderleri iktidara getirmek oluyor. Lüks tüketim ile gereksiz alt ve üst yapı yatırımlarını pompalayarak ekonomik bağımlılık yaratmak ve kontrol etmek istedikleri toplumlara çıkarları yönünde din, mezhep, ideoloji ve demografi temelli sosyolojik kodlar yüklemek diğer yöntemler arasında yer alıyor.
27 Nisan 2021
görsel

Rockçıların Duygusal ve Yumuşak Kalpli Olduklarını Gösteren 6 Özellik

İnsan hakları, eşitlik, farklılık ve kapsayıcılık alanlarında gerek sosyoloji gerekse yönetim temelli araştırmalar yapan birisi olarak bugün rock müziğin bu alana olan desteğini yazmaya karar verdim, tabii ki bir rockçı olarak! Başlıkta yumuşak kalpli yerine yufka yürekli ifadesini kullanacaktım ama mevcut gündemde yanlış anlaşılmalara (!) sebebiyet vermeme adına böyle bir tercihte bulundum, ne olur ne olmaz.
6 Nisan 2021
görsel

Kolektif Yaşam Kültürüne Sahip İnsanlar İşletmelerde Neden Takım Ruhu Oluşturamıyor?

Hollandalı yazar ve sosyal psikolog Geert Hofstede, ülkelerarası kültürel farklılıkları açıkladığı ünlü modelinde Türkiye’nin bireysel ya da kolektif kültür boyutunun kolektif tarafında yer aldığını ifade etmektedir. Yani insanlar bireyselliğin aksine gruplarla ve toplumun geneliyle yüksek bütünleşme sağlayabilmekte ve kararlarını toplumun değer yargılarına göre şekillendirmektedir.
1 Nisan 2021
görsel

Farklılıklar Zenginliğimizdir, Dışlamayalım Kucaklayalım

Bireylerin cinsiyet, din, dil, ırk, etnik köken, yaş, engellilik, eğitim ve politik tercihler açısından gösterdikleri farklılıklar ya da çeşitlilikler nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmaları maalesef toplumsal bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. İş yerindeki ücret ve fırsat eşitsizliklerinden, mobbing uygulamalarına, vergi, hukuk, eğitim ve sağlık sistemindeki dezavantajlardan, toplumdan dışlanmaya kadar çeşitli şekillerde karşımıza çıkan bu durum aslında dünyanın birçok ülkesinde az ya da çok görülebiliyor.
22 Mart 2021
görsel

Strateji, Boğaziçi Üniversitesi ve İstanbul Sözleşmesi

Amaç ve hedeflerimize ulaşabilmemizi sağlayacak, her türlü çevresel etki ve veriyi göz önünde bulundurarak geleceğe dönük aldığımız kararlara stratejik kararlar diyoruz. En basit tanım bu. Bizi hedeflerimize ulaştırması beklenen bu stratejik kararları da akılcı ve uyumlu bir kurgu ile hayata geçirmeye çalışıyoruz ki bu da işin uygulama kısmı. Ancak bu stratejik kurguyu en baştan hatalı formüle ettiğimizde belirlenen hedeflere ulaşamamanın ötesinde arzu etmediğimiz sonuçlar ile de karşı karşıya kalmamız mümkün. İşte bu yüzden hedefe giderken oluşturduğunuz stratejik kurgu hayati önem arz ediyor.
21 Mart 2021
görsel

İngilizce ile Sınavımız Biter mi?

Cevabı en baştan vereyim, hayır bitmez! Neden bitmeyeceğini anlatmadan önce ise yabancı dil öğrenme ve konuşma performansı açısından ülke olarak nerede olduğumuzun bir resmini çekip size sunayım. 2020 senesine ait, ülkelerdeki İngilizce eğitim durumunu araştıran en ciddi kurumlardan birisi olan Education First raporunu inceledim. Bu rapor her sene düzenli olarak yayınlanıyor ve dünyada oldukça itibar görüyor. Education First tarafından yapılan ve 100 ülkeden yaklaşık 2.2 milyon kişinin katıldığı test sonuçlarına göre hazırlanan İngilizce Yeterlilik Endeksinde (English Proficiency Index) yerimiz dünya sıralamasında 69’unculuk iken, 33 Avrupa ülkesi arasında 32’ncilik. Sıralamanın karşılığı düşük seviye olarak geçerken, en düşük seviye 77. Sıradan itibaren başlıyor. Yani en diplere çok da uzak değiliz. Tek bir rapora göre bukararı vermeyelim dersek, Avrupa Birliği eğitim komisyonu raporları ve OECD’nin ülkelerdeki eğitim kalitesine dönük araştırma çıktıları da Education First bulgularını destekliyor. O zaman hadise net: İngilizce öğrenme ve konuşma konusunda çok ciddi sorunluyuz.
9 Mart 2021
görsel

Güvensizlik Üzerine Kurulu Sistemde Polisiye Tedbir İle Kopya Çektirmeme Çabaları

Sosyal düzenin karşılıklı güven değil de güvensizliğe dayalı olarak kurulduğu toplumlarda paranoyanın artması nedeni ile yaşam oldukça sinir bozucu bir hal alabilir. Özel ya da kamu hangi alanda olursa olsun herhangi bir aksiyon gerçekleştirmek istediğinizde herkes birbirinin gözünde potansiyel suçlu, yalancı, üçkağıtçı, dolandırıcı, fırsatçı vb. etik dışı davranışlara meyilli şahsiyetler olarak görülür. Bu durumu toplumun her alanında deneyimlemek mümkündür.
27 Ocak 2021
görsel

Komplo Teorilerine İnanmalı mıyız?

Covid-19 pandemisi ile tüm dünyada geleceğin nasıl şekillenebileceğine dair bir tahmin furyası başladı. Virüsün laboratuvar ortamında kasıtlı olarak üretilmesinden, aşının artan dünya nüfusunu azaltmak amacı ile insanlarda kalıcı genetik hasar bırakarak öldürmesine ya da üreme yeteneğini etkilemesine, insanların yerini robotların alması ve hatta tamamen dünyayı robotların yönetmesinden, mevcut para sisteminin dünyayı kontrol edebilmek amacı ile dijitalleştirilmesine kadar bir sürü söylem…
22 Ocak 2021
görsel

Akademik Özgürlük mü Yoksa Özerklik mi?

Bence akademik özgürlük diye bir şey yoktur. Sadece özgürlük vardır ya da yoktur. Bir ülkede yaygın olarak özgürlük varsa, ülkenin bütün kurum ve ortamlarında da özgürlüğü doğal olarak deneyimlersiniz.
14 Ocak 2021
görsel

2020 Bir Şans Yılı Olabilir mi?

Yorulduk, sıkıldık, üzüldük. Canlarımız kayboldu, sevdiklerimiz elimizden kaydı gitti. Hoşumuza gitmeyen deneyimler yaşadık. Evet, evet aslında tam da bunu vurgulamak istiyordum. Dünyaca, ülkece, toplumca bizde olumlu duygular yaratmayan deneyimler yaşadık ama adı üzerinde, sadece deneyim! Deneyim insanoğlunun öğrenme sürecindeki en önemli yapıtaşı. Acaba bu deneyimler gelecekte daha bilinçli, daha isabetli kararlar almamıza, kendimiz ve sonraki nesiller için daha güzel bir gelecek inşa etmemize yardımcı olacak mı? Ben toplum olarak bu sene çok değerli edinimlere sahip olduğumuzu düşünüyor ve 2020’yi bir şans senesi olarak değerlendiriyorum.
31 Aralık 2020
görsel

Mış Gibi Yapan Ülke Çocuğu Olmak

Zordur! Hele içerisinde yaşamayı arzu ettiğiniz ülkenizin gelecekte daha fazla refah, özgürlük ve mutluluk üreten bir ülke olması hayaline sarıldıysanız, daha da zordur. Çok küçük yaşlarda hissetmiştim “mış gibi yapan ülke çocuğu olduğumu”… İstanbul Beşiktaş Barbaros Bulvarına doğru sahil yolundan dönerken trafik ışıklarının bulunduğu yerde tam yolun ortasında koca bir çınar ağacı vardı. Bütün yol o ağaca göre düzenlenmişti, tam yolun göbeğindeydi. Ağaca verdiğimiz önemi göstermek için o ağacın orada olduğunu düşünüp gururlanıyordum. Sonra özellikle geceleri bir sürü insan yolun tam ortasındaki o ağaca çarparak yaşamını kaybetti. Gencecik insanların yaşamları uğruna ağaçlarımızı ve yeşili koruyorduk. Buna benzer durumları birçok yerde görüyordum. İstanbul Kozyatağı’nda köprüye giden yolun tam ortasında iki ağaç benzer şekilde bir sürü yaşam kaybına, kazaya ve trafik yoğunluğuna yol açıyordu. Ama biz ağaçlarımızı koruyorduk, yeşile önem veren bir ülkeyiz falan derken birden zümrüt gibi ormanlarımızın korkunç bir hızla katledildiğinin farkına varmaya başladım. Seneler içerisinde rant için, üst ya da alt yapı için ya da kontrol edilmeyen, umursanmayan yeşil alanların bireylerce ırzına geçildiğine şahit olmaya başladım. Üç beş çınar ağacı göstermelik yol ortasında kesilmemek adına bırakılırken, hektar hektar orman alanlarımız yok ediliyordu. Uçakla seyahat ederken piste iniş ve kalkışlarda bu durum daha fazla gözle görülür hale gelmişti.
21 Aralık 2020
görsel

Örtülü Müfredat ile Kültürel Dayatma ve Ön Yargı Yaratma Sorunsalı

İnsanoğlunun doğduğu andan itibaren başlayan ve okul hayatı ile sistematik olarak devam eden öğrenme yolculuğunda eğitim materyalleri oldukça kritik bir rol oynuyor. Yapılan birçok araştırma, özellikle yabancı dil öğreniminde kullanılan materyallerin içerdiği kelimeler, resimler, şekiller ve diyaloglar vasıtasıyla öğrenicilerin dış dünyaya karşı olan algılarının bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde manipüle edilebildiğini gösteriyor. Asıl amacı eşitlik, adalet ve objektiflik kıstaslarına dayalı bilgi aktarımı olan eğitim müfredatlarının bu tür manipülatif mesajlar içeren yan etkilerine örtülü müfredat (hidden curriculum) adı veriliyor.
20 Aralık 2020
görsel

İnşaat İle Büyüyememek

Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden birisi olarak tarif edilir inşaat ben kendimi bildim bileli. Hatta ekonominin büyümesi ile inşaat sektörünün büyümesi hep paralel gider ya da götürülmeye çalışılır. Kötü bir şey midir inşaat yapmak ya da inşaat sektörü vasıtası ile ekonomik değer yaratmak? Hayır, tabii ki değildir. Peki, inşaat sektörüne bağımlı olarak büyümek ya da ekonomik büyüme için tüm yatırımları inşaat sektörüne yönlendirmek? Evet, işte bu problematik bir durumdur.
14 Aralık 2020
görsel

Sizi Bilemem Ben Katar’ı Seviyorum

Son günlerin popüler tartışması, Katar’a satılmak! Varlık Fonu’nun Borsa İstanbul'un yüzde 10'luk payını Katar'a satması sonrası iyice alevlenen tartışma neredeyse Katar ve Katarlıları linç etme noktasına geldi. Ne yapmış Katarlılar? Pandeminin özel etkisiyle dünya tarihinin en zor ekonomik koşullarının yaşandığı esnada üstelik Türkiye’nin de bu zor koşullarda diğer ülkelerden daha da negatif ayrıştığı bir dönemde parasını ödeyip kimsenin suratına bakmadığı malı almak. Katarlıların suçu bu! Katar birçok ülkeye yatırım yapıyor, bunların başında da Birleşik Krallık geliyor. Londra’nın değerli gayrimenkul yatırımlarının belki yarısından fazlası Katar, Rus, Çin ve diğer Körfez ülkelerine ait. Katar Londra Borsasının toplam %10.3’lük hissesini de satın almış, başka yatırımlara da devam edecek. Yapsınlar, paraları da var helali hoş olsun.
1 Aralık 2020
görsel

Çalıştığımız Kuruma Körü Körüne Bağlanmamızın 8 Temel Nedeni

Çalışanların psikolojik, sosyal ve kültürel nedenlere dayalı olarak kurumlarına aidiyet ve sadakat ile bağlanması ve bu bağlılığın yarattığı kurumsal ve bireysel çıktılar yönetim ve örgütsel davranış alanlarının önemli konuları arasındadır. Neredeyse yapılan tüm akademik araştırmalar, kuruma olan bağlılık ile çalışan performansı arasında pozitif bir ilişki bulmaktadır. Yani ey çalışan, kurumuna bağlı ol, kendini iyi hisset ve bu da performansına yansısın diyen işveren perspektifine sahip bir sürü araştırma… Genelde araştırmalar bireyleri kuruma bağlayan olumlu faktörleri bir bir sayarak çalışan bağlılığını normatif olarak çok iyi bir durum olarak nitendirirken, bu patolojik bağlılığı yaratan olumsuz nedenlere hiç dokunmazlar. Çalıştığı kuruma bağlı olması ve kurumla özdeşleşmesi beklenen bir çok insana “Peki kurum sana bağlı mı?” diye sorduğumda neredeyse hiçbirisinin düşünmeden “evet” dediğine şahit olmadım. Amatör ruhla kurumuna sadakat ile bağlan ama kurum senden faydalanamadığını düşündüğünde profesyonelce işten ayrıl hatta kovul (!).
29 Kasım 2020
görsel

Aziz Nesin Öykülerine Destek Atan 7 Kalkınma Endeksi

Ekonomiye ait istatistiklere bayılıyoruz. Büyüme rakamları ise özellikle favorimiz. Büyüdük mü küçüldük mü? Küçüldükçe büyür müyüz? Boşver büyüklük bizde kalsın küçük kalsak olmaz mı? Eksi büyüdük kaçıncı el artıya geçeriz? Falan filan… Peki, ekonomik büyüme bu kadar önemli mi? Evet önemli, ekonomik büyüme bireylerin ülkelerindeki yaşam standartlarını ve refah seviyelerini olumlu etkiliyor. Ancak gelişmişlik, medeniyet ya da kalkınma düzeyi sadece ekonomik göstergeler ile belirlenmiyor, hatta daha önemli göstergeler var. Bu göstergeleri içeren ve uluslararası bağımsız kuruluşlarca hazırlanan bazı endeksler var ve ülkelerin kalkınma düzeyleri hakkında bilgi edinmek isteyen birey ya da kurumlar bu endekslere bakabiliyorlar. Seneler önce ülkemizin kalkınma potansiyelini öykülerinde mizahi bir dille ustaca anlatan Aziz Nesin o dönemlerde gözlem harici hangi verilerden yararlandı bilmiyorum ama yaşadığımız dönemde onu destekleyen bir takım kalkınma endeks verileri mevcut gibi görünüyor. Uluslararası kuruluşların yayınladıkları endeksleri ve Türkiye’nin endekslerdeki görünümünü herhangi bir yorum ilave etmeden aşağıda derledim, hepsi Google taraması ile bulunabilir.
22 Kasım 2020
görsel

Yeni Ekonomik Reform Programı Ne Kadar Yeni?

Kompleks problemlerin basit çözümleri vardır ve hep yanlıştır der Einstein. İşte ekonomi de böyle bir şeydir. Zannedilir ki para ve maliye politikalarındaki değişiklik ile yapılacak birkaç hokus pokus her şeyi düzeltir. Merkez Bankası faiz arttırırsa döviz kuru şak diye düşer, vergileri arttırınca tüketime meyil ve paralelinde enflasyon düşer, ithalat azalır falan filan. Ekonominin düzelmesi ya da kötüye gitmesi hep ekonomi, finans ve mali enstrümanlar ve bu enstrümanları kullananların aldığı kararlar ile ilişkilendirilir. Bu enstrümanların kullanımı tabii ki etkilidir ama ekonominin gidişatında asıl belirleyici değildir.
16 Kasım 2020
görsel

Amerikan Seçimlerinin Ardından: İnsan Haklarının Fendi Ekonomiyi Yendi

Aylardan beri Amerikan seçimleri ile yatıp kalkan dünya sonunda Joe Biden-Kamala Harris ikilisinin zaferine şahitlik etti. Bu seçim sonucunun bizim ülkemiz açısından tam olarak ne gibi sonuçlara yol açacağını önümüzdeki günlerde görecek olsak da ben Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni yönetiminin ulusal çıkarları çerçevesinde Türkiye’yi kaybetmek istemeyeceği ancak seçmenlerine verdiği bazı vaatleri tutmak adına ülkemize bazı sorunlar yaşatabileceğini düşünüyorum.
9 Kasım 2020
görsel

Zihinsel ve Düşünsel Bir Depreme İhtiyacımız Var!

80’li yılların ikinci yarısıydı. Beyazıt Meydanı’ndan geçip Kapalıçarşı’daki mağazamıza giderken İstanbul Üniversitesi giriş kapısının önünde bekleyen başörtülü kız öğrencileri görürdüm. İçeri giremezlerdi. Eğitim hakları ellerinden alınan bu insanlar kamusal alan adı verilen uyduruk tanımlama nedeniyle devlet kurumlarında da çalışamazlardı. Bu militarist ve faşist sistematik ülkeye senelerce patinaj yaptırdı, kalkınma yolunda büyük zaman ve enerji kaybına uğradık. Aslında farklılık ve çeşitliliği zenginlik olarak görüp bunu ülkenin lehine kullanmak yerine, 12 Eylül darbesi ile atılan toplumsal ayrıştırmanın temelleri güçlendiriliyordu.
4 Kasım 2020
görsel

Bir Garip Ar-Ge Hikayesi

İnovasyon performansını besleyen en önemli parametre araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) faaliyetlerinin varlığı. Ülkemizde de birçok işletme bu doğrultuda Ar-Ge merkezleri kurmakta. T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı istatistiklerine göre 2020 senesi itibari ile ülkemizde 1239 Ar-Ge ve 371 tasarım merkezi faaliyet gösteriyor ve bu merkezlerde yaklaşık 73.000 kişi çalışıyor. Gayrisafi yurtiçi hasıladan Ar-Ge faaliyetlerine ayrılan oran yaklaşık %1 ve bu oran Türkiye’yi Global İnovasyon Endeksi’nde 39. sıraya yerleştiriyor. Yani Ar-Ge için çok da fena sayılmayacak bir para harcıyoruz. Ancaaaak, Ar-Ge’ye yaptığımız yatırımlar açısından 39. sırada yer alırken inovasyon başarısı açısından 51. sıradayız. Yani harcadığımıza oranla daha düşük çıktı yaratıyoruz. Hadi bunun potansiyel sebeplerine bakalım.
15 Ekim 2020
görsel

Covid-19’un Sorumlusu: Çalışanlar

Aylardan beri beş harf iki rakamdan oluşan söylem Covid-19 tüm dünyayı tabir caizse esir aldı ve etkisini devam ettiriyor. Yaşanan sağlık, sosyal ve ekonomik sorunlar için üretilen çözümler arasında belki de tartışılmayı en fazla hak eden ekonomik olanlar. Üretilen çözümlerin amacı ekonominin motoru olarak adlandırılan işletmelerin faaliyetlerine devam ederken, çalışanların da bu kaotik dönemde geçim kaygılarını en aza indirmek. Ama sürece baktığımızda ekonomik, sosyal ve hatta psikolojik olarak en fazla etkilenenlerin çalışanlar olduğunu görüyoruz. Devletler Covid-19’dan etkilenirken, işletmeler Covid-19 ve devletin yetersiz ekonomik politikalarından etkileniyor. Yöneticiler bunların yanında işletme sahiplerinin kaygılarından etkileniyor. Çalışanlar ise bahsettiğimiz etkenler üzerine bir de kendini işletme sahiplerine göstermek isteyen sınır tanımaz yönetici davranışlarından etkileniyor. Zincirde en zayıf halka olarak görünen çalışanlar Covid-19’un her türlü etkisini şiddetle iliklerine kadar yaşıyor. Nasıl mı? Hadi gelin inceleyelim.
12 Ekim 2020
görsel

Türkiye’nin İnovasyon Karnesi

İnovasyon yeteneği ile ekonomik büyüme ve kalkınma arasında oldukça anlamlı pozitif bir ilişki var. Doğal olarak inovasyon küresel ölçekte değer gören bir faaliyet olarak karşımıza çıkmakta. Ülkemizde de yüksek rekabet gücü elde etmek isteyen birçok işletme inovasyon kapasitesini geliştirmeye çalışıyor. Bu doğrultuda özellikle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın önderliğinde birçok kamu ve özel sektör işletmesince araştırma geliştirme (ar-ge) merkezleri kuruluyor, yatırımlar yapılıyor, teşvikler veriliyor. Peki biz ülke olarak bu konuda dünyada ne durumdayız? Ülkelerin inovasyon performansına ait en detaylı ve güvenilir değerlendirmeler Global İnovasyon Endeksi (Global Innovation Index) isimli raporda yer alıyor. Gelin o zaman 2020 senesine ait bu son rapora Türkiye’nin durumunu da görebilmek için bir göz atalım:  Global İnovasyon Endeksi hesaplanırken 7 bileşen dikkate alınıyor: 1) Ülkenin inovasyon, hukuk ve ticaret ile ilgili kurumlarının mevcudiyeti ve kalitesi 2) Beşeri sermaye ve bilimsel araştırma kapasitesi3) Altyapı4) Pazar gelişmişliği5) İşletmelerin ve kullanılan iş modellerinin kalite ve seviyesi6) Bilgi ve teknoloji temelli çıktılar7) Yaratıcılık temelli çıktılar.
5 Ekim 2020
görsel

Şirketlerin Politik Aşkları ve Hormonlu Performansları

Politik ilişkilere dayalı iş yapmak özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülke (emerging markets) firmalarınca oldukça rağbet görüyor. Aslında yönetim literatüründe şirketlerin devlet, politikacılar, bürokratlar ve yerel yönetimler ile arasındaki ilişkileri ele alan bir konu var: Kurumsal Politik Faaliyetler (Corporate Political Activities).Şirketlerin dönem dönem seçimlerde iktidara gelmesini istediği parti ya da liderleri desteklemesi, lobi faaliyetlerinde bulunması, seçim ya da tanıtım kampanyalarına finansal yardımlarda bulunması, iktidarı başarılı göstermek amacı ile elindeki kaynakları kullanması ve bürokratları yönetim kurullarına alması gibi aktiviteleri içeren kurumsal politik faaliyetler yönetim araştırmalarında oldukça tartışılan konulardan bir tanesi.
24 Eylül 2020
görsel

İtiş Kakış Girişimcilik…

Yükseköğretim Kurumları Sınav (YKS) sonuçları açıklandı ve binlerce genç geleceklerine yön verecek üniversite programlarına kayıt hazırlıklarına başladı. Bu gençler mezun olduktan sonra iş dünyası ekosisteminin en önemli dinamiklerini oluşturacaklar. Dünyada ve ülkemizde diş hekimliği, hukuk ve tıp harici alanlar öğrencilere direkt mesleki yeterlilik kazandırmıyor. Olsun kazandırmasın zaten itiştirildikleri yer belli, girişimcilik… Bir girişimci kafasıdır gidiyor, hadise belli. Ey genç (!) girişimci ol şirketini kur, parayı koyacak yer bulamayacaksın.
11 Eylül 2020