Görüş Bildir
onedio.com, UNICEF Türkiye Milli Komitesi ve Make a Wish Türkiye resmi destekçilerindendir. Bu projenin tüm geliri Make a Wish ve UNICEF Türkiye Milli Komitesi'ne bağışlanmaktadır.
Gülşah Elikbank Profil Resmi

Gülşah Elikbank

Sihirli Kelimeler

icon

Tüm İçerikler

görsel

Tiyatro Mevsimi Başladı

Pandeminin en başında, ilk kapatılan yerler malumunuz sinema ve tiyatrolar olmuştu. Bir de okullar… Aslında her yeri kapatıp açık tutmamız gereken üç yer, çok uzunca bir süre kapalı kaldı. Elbette bunlar olmayan kültür ve eğitim politikamızın bir yansımasıydı. Toplumlar seçimleri ile yol alırlar. Biz de kültür ve sanatı değil, ekonomiyi seçtik fakat şu an geldiğimiz ekonomik nokta, pek de doğru bir seçim yapmadığımızı söylüyor sanki.
27 Kasım 2021
görsel

Edebiyat Bir İşe Yarar mı?

Çok sevdiğim yazar Elias Canetti’nin Kendini Beğenmişliğin Komedisi adlı oyununda yazı derslerimde roman yazmanın neden gerekli olduğunu anlatırken kullandığım bir hikaye vardır.
12 Kasım 2021
görsel

Dünyanın Bir Ütopyaya Gerçekten İhtiyacı Var mı?

Yeni bir dünya ancak yeni bir dille, farklı bir söylemle mümkün. İnsanın değişimi bugünden yarına olacak kısa bir evrim değil elbette. Bize yüzyıllarca sürmüş gelen insanlık tarihi evrenin yaşıyla kıyaslandığında henüz bebeklik döneminiyaşıyor. Kısacası henüz çok yolumuz var. Bu yolu nasıl yürüyeceğimiz ise her şeyi değiştirecek. Bugüne kadar çok da başarılı bir yolculuk yaptığımız da söylenemez. Dünya çapında sıcak savaş yaşamayan ilk nesil bu yüzyıla ait ne de olsa. Ben her zaman çıkış yolunun sanattan geçtiğini söyleyenlerdenim. Hayatın anlamsızlığını aşıp insanın kendi görkemine yakışan bir role bürünmesi için gereke cüret sanatın içinde gizli. Her insanın içinde bir sanatçı yaşıyor olabilir fakat gerçek sanatçılar yaratmaya, üretmeye ve bunu paylaşmaya cüret edenlerdir. Sanat bir cesaret işidir, kendini aşmanın etkin bir yoludur.
18 Eylül 2021
görsel

İnsan Ne ile Yaşar?

Gücün insanı yozlaştırdığını söylerler, ama aslında daha doğrusu gücün yozlaşmaya yatkın insanları kendine daha çok çektiğidir.
7 Eylül 2021
görsel

Yaşamı Sahiden Ciddiye Alan Kaldı mı?

‘Hayatı çok ciddiye almayın. Daha ondan canlı kurtulan olmadı.’ Elbert Hubbard çok haklı. Ama bir şekilde yaşamaya devam edeceksek, hakkını da vereceğiz; bir gün biteceğini bilerek... İlham aldığım birçok kadın var. Onlardan biri olan Betül Mardin'in biz kadınlara tavsiyelerini çok değerli bulurum. Sizinle de paylaşmak istedim:~ Hep çalışacaksın. Üreteceksin. Beynin meşgul olacak, hep koşturman gereken işler olacak.~ Günceli takip edeceksin. Haber izle, dergi, kitap, gazete oku. Gündemi yakala. Her konuda kendini update et. Yeni çıkan kitapları da bil, yeni açılan lokantaları da, bu sene moda olan renkleri de.~ Evlilik ise şart değil, kafanı takma. Gerekli de değil. Hatta şöyle söyleyeyim: One problem less! (Bir problem eksik!)~ Bazı şeyleri kabul edeceksin. Bütün kadınların seni sevmesine imkân yok! Demek ki bazı kadınlara dikkat edeceksin.~ Erkeklere gelince, aynı anda birkaçını sevmeyeceksin. Ama onların böyle bir yeteneğinin olduğunu bileceksin.
23 Ağustos 2021
görsel

Tarımın Sanatı Olur mu?

Tarım ve sanat. İlk telaffuzda alakası yok gibi duran iki farklı kelime. Oysa nasıl da birbirinin içindeler. Geçtiğimiz günlerde İzmir’de, Köy-Koop Başkanı Neptün Soyer ve yazar Buket Uzuner ile benim moderatörlüğümde, Karşıyaka Belediyesinin “Kent’te Sanat Söyleşileri” programında bir araya geldik. “Kent’te Sanat Söyleşileri” benim yazdığım sloganıyla; şehre rengini, ruhunu ve neşesini yeniden kazandıracak olan sanatla hayatın diğer önemli alanlarını, kıymetli konuklarla yan yana getiren bir açık hava etkinliği.
26 Temmuz 2021
görsel

Kırık Kalpler Duası

Kırgınlık ve kızgınlık arasındaki araf, uçsuz bucaksız bir uçuruma benzer. Hangi adımı atacağınız sonucu pek de değiştirmez üstelik. Uçurumların sonu, ayrılıktır. Sadece kırgın olsanız, birkaç esaslı cümle, biraz sitem, birkaç damla gözyaşı sorunu çözebilir. Sadece kızgın olsanız, tonu yükseltilerek yürekten dökülen sözler, çarpıp çıkılan kapılar, gönlünüzü soğutabilir. Oysa ikisi bir aradaysa her yön çıkmaz sokaktır. Hangi cümleye yaslansanız, karşıdaki boşluğa çarpıp size geri dönecektir, anlar ve susarsınız. Susmak, kabullenmeye değil, keskin bir reddedişe denk düşer bazen. Ne de olsa bugüne kadar, hangi cümlenin hangi yalana, bahaneye dolandığını öğrenmişsinizdir. Gerçeğin hançerini kendi elinizle kendi kalbinize sokmaya razısınızdır. Çünkü hiçbir yalanın şefkatine ihtiyacınız yoktur.
3 Temmuz 2021
görsel

Bir Roman Kahramanı Nasıl Yaratılır?

Her yeni romanım yayınlandığında ilk sorulan sorulardan biri kahramanın ben olup olmadığıdır. Ben de buna hem evet hem de hayır, diye yanıt veririm her zaman.
4 Haziran 2021
görsel

Hayatınızda Bir Devrim Yapmaya Ne Dersiniz?

Çok sevdiğim bir söz var: Bir çocuğu büyütmek bütün köyün işidir. Fakat ya bütün köy sevgisiz, şefkatsiz kalmışsa… Ya bu köyde artık sevmek, sevilmek hatırlanmıyorsa? Sevilmeyen çocuk çevresinde düşman kişiler görmeye alıştığı için, yetişkin yaşama ulaştığında insanların kendisine daima karşı olacakları düşüncesiyle haklarını savaşarak almayı yeğler, diyordu Adler. Sevgisiz büyütülen çocukların dehşetini yaşıyoruz dünya olarak.
28 Mayıs 2021
görsel

Oyunun Kurallarını Değiştirmeye Var mısınız?

“Dünya bir oyun sahnesi, bizler de birer oyuncuyuz...” , demişti Shakespeare. Uzun zamandır hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, görünenleri görenin algı ve bilgisinin etkilediğinin farkındayız. Kuantum fiziğindeki gelişmeler gerçekle hayal arasındaki çizginin ne kadar ince olduğunu hepimize gösterdi.
16 Mayıs 2021
görsel

Şimdi Size Kaybolan Yıllarınızı Verseler

Dünyayı 20 yaşında nasıl görüyorsa 50 yaşında da aynı gören insan, hayatının 30 yılını boşa harcamış demektir, diyordu sevdiğim bir sanatçı. Bugünlerde sosyal medyada bir 20li yaşlar fotoğraf paylaşım furyası başladı malumunuz. Kendiminki de dahil tüm o eski fotoğraflara bakınca bu yaşlarımızın daha güzel olduğunu düşündüm.
6 Mayıs 2021
görsel

Duygularımızı Kaybettik, Hükümsüzdür

Farkında mısınız, toplum olarak her birlikte ağır bir travmanın içinde kısılıp kalmış gibiyiz. Fakat bu durum pandemi ile ortaya çıkmadı. Salgın felaketi zaten içinde olduğumuz açmazı iyice büyüttü, bizi kapana kıstırdı. Bir çözümsüzlük yumağı içinde debelenirken üzerine İzmir depremi geldi. İzmir kim ne derse desin bu ülkenin gözbebeği şehirlerinden biridir. Herkesin bu şehirde yürekten sevdiği bir yakını, güzel bir anısı belki de gençlik hayalleri vardır. Bu sebeple bu şehirde yaşanan yıkım ülkenin her evinde ağır bir sarsıntıya yol açtı. Lakin toplum olarak öyle travmatize anların ortasındaydık ki, duygularımız dört bir yana savruldu. Olayın sıcağıyla kimse tam olarak ne hissettiğini, düşündüğünü anlayamadı. Tutunacak bir dal, olası bir mucize aradı herkes.  Yakın çevresi tarafından soğukkanlılığı ile tanınan ben bile, enkaz altından çocukların bedenleri çıkmaya başladıkça, dağıldım.
4 Mayıs 2021
görsel

Neden Birbirimizi Anlamıyoruz?

Edebiyat insanı anlama sanatıdır. Yazdığım her romanda yapmaya çalıştığım, insan ruhuna yaklaşmaya, dokunmaya çalışmaktır. Kimi zaman bir babanın zihnine sokulmak, kimi zaman aldatılan bir kadının… Herkesin kendince haklı sebepleri vardır aslında. Edebiyatın işi kimseyi yargılamadan, herkesi dinlemektir. Dinlemek, duymaya eş düşer edebiyatta üstelik. Gerçek yaşamın içinde çok nadirdir bu.
1 Mayıs 2021
görsel

Gerçeğe Uyanmak İster misiniz?

İnsan dünyaya gözlerini açıp onu idrak etmeye başlar başlamaz kendine sorduğu ilk sorulardan biridir: Neden buradayım? Ya da belki felsefenin ilk sorusu olan “ben kimim?” ile başlar kendi varlığını sorgulamaya. Bilinç kendine gelir gelmez soru üretmeye başlar.
27 Nisan 2021
görsel

Dracula’nın Bir Prens Olduğunu Biliyor muydunuz?

Yıl henüz 2004… İstanbul’dan Bükreş’e yönetimini üstlendiğim grup otellerden birinin açılışı için gitmiştim. Romanya henüz bir Avrupa Birliği ülkesi değil ve komünizmin soğuk etkileri halen görülüyor ülkede. Bize ülkeyi anlatan rehberimiz, gelmişken mutlaka Transilvanya’ya geçmemiz gerektiğini söylüyor. Vaktimiz de olunca, atlayıp arabaya Bükreş’ten iki saat süren bu yolculuğa çıkıyoruz. O zaman bu yolculuğun hayatımı tamamen değiştireceğini bilmiyorum elbette...
22 Nisan 2021
görsel

Kaderinizi Değiştirmek İster misiniz?

Dünyada olabilecek her bir olay için misal aleminde sayısız ihtimal uyur. Siz ağzınızdan çıkardığınız sözlerle o ihtimalleri uyandırırsınız. Güzel kelimeler söyleyin ki güzel ihtimaller uyansın. İnsanın kaderine müdahalesi buradadır, der Mevlana. Olasılıklar evreni bizim düşünemeyeceğimiz kadar çok ihtimali içerir. Büyüleyiciliği buradan gelir. Korkutuculuğa da. Çünkü her bir karar yeni bir yol demektir. Her seçim nasıl bir vazgeçişse, her seçim de bir sorumluluk demektir. Bin düşünüp bir adım atmak bu sebeple önemlidir. Kelimeler, düşler, söylenmeyenler... Hepsi evrenin görkemli varlığında bir öneme sahip. Seçme hakkınız var ama bedelleri ödemek koşuluyla...İnsanın belki de hayattan aldığı ilk esaslı ders: Hiçbir acı öldürmüyor. Acı çekmekle ilgili en ürkütücü şey bu. Çünkü bazı geceler öyle kalbiniz acıyor, nefesiniz öyle kesiliyor ki; bu kederle nasıl hayatta kalınabilir, anlamıyorsunuz.Yaşamın içinde, bıçak sırtı bir zaman diliminde, iyileşmek için çırpınıyorsunuz ve çok geç anlıyorsunuz, bir kez kalbinizden yara aldıysanız iyileşemezsiniz. Tam unuttum dediğinizde, küçücük bir tesadüf size sızınızın yerini hatırlatır. Unutmak, yok saymaya yetmez.Bu ilk dersi aldıktan sonra, gelecek yeni darbelere karşı gardınızı alıyorsunuz ve bu sizi kalbiyle mesafeli bir insana dönüştürüyor. Bir süre sonra ne siz ne de bir başkası artık kalbinizin yolunu bulamıyor.
18 Nisan 2021
görsel

Sevgilimizin Malı mıyız?

Gün geçmiyor ki sosyal medya yeni ve şaşırtıcı konuları gündeme taşımasın. Bugünlerin konusu da her söylediği ve yaptığı ile bir şekilde şimşekleri üzerine çekmeyi başaran Şeyma Subaşı’nın söylediği cümle… Giydiği bir t-shirt’ün üzerinde “Sevgilimin Malıyım” yazıyormuş hanımefendinin ve bu yazının yazdığını bilerek mi giymiştiniz sorusuna verdiği yanıt- ben sevgilimin malı olmaktan mutluyum-  insanımızı yine ikiye bölmeye yetmiş.
4 Nisan 2021
görsel

Pudra Şekerine Batırılmış Hayatlar

Geçtiğimiz hafta sosyal medya genç bir adamın lüks arabasında çekilmiş görüntülerle sarsıldı malumunuz. Olay tüm ülkeye yayıldıktan sonra beklenen açıklama geldi ve kokain “sandığımız” şeyin pudra şekeri olduğunu açıklayarak yüreklerimize un serptiler. Vedat Milor’un bunca yıldır pudra şekerinin burundan çekildiğini bilmiyordum, paylaşımı sonrası ise ani bir geri adım geldi ve bu sefer de çekilen maddenin tam da sandığımız şey olduğunu ama zavallı genç adamın pırıltılı yaşamlara özenmesi yüzünden bu batağa sürüklendiğini öğrendik. İş biraz daha uzasa, korkarım suçlu biz çıkacaktık.
2 Nisan 2021
görsel

Yeni Çağın İnsanları: Uykusuzlar

Karşılaştığımız önemli sorunlar, onları yarattığımız sırada sahip olduğumuz düşünce düzeyiyle çözülemez, demişti Einstein. Hayat herkes için farklı zorluklar içeriyor. Dünyaya eşit şartlarla gözümüzü açmadığımız gibi, bu adaletsizlik yaşam boyu devam da edebiliyor. Fakat içinde bulunduğumuz kozayı yırtıp oradan rengârenk bir kelebek olarak çıkmak da mümkün. Bizim eğitim sistemimizde eksik bırakılan en önemli şey, düşünmeyi öğrenmek bana kalırsa. Biz daha çok ne düşünmemiz gerektiğini söyleyen, sınırları bizim için önden çizen, katı bir gerçekliğin parçası olarak yetişiyoruz. Oysa doğru olan, ne düşüneceğinizi değil nasıl düşüneceğinizi öğrenmeniz. Yaratıcılık ancak böylesi özgür bir fikir ortamında gerçek anlamıyla yeşerebilir.
21 Mart 2021
görsel

Sevda Kelimeleri ve Ayrılık Kelimeleri

İnsan bir diğerini sadece anlattıklarıyla değil, anlatamadıklarıyla da tanır. Sustuklarıyla da duyar. Hakikatin çoğu bu sessizliğin içindedir zaten. Doğru kişiyle karşılaştığımızda tüm seslerin susup başka bir dilin konuşulmaya başlaması bundandır.
15 Mart 2021
görsel

Kadın Değil Erkek Sorunu Var

Dünya ülkeleri pandeminin iyice darlaşan kıskacı ile uğraşırken, 29 Aralık günü Türkiye’de bir öğretim görevlisi kadın eski sevgilisi tarafından yakılarak öldürüldü. Bir diğeri eski eşi kafasına sıkılarak, diğeri oğlu tarafından pompalı tüfekle öldürüldü.
30 Aralık 2020
görsel

Ruh Eşinizi Nasıl Bulursunuz?

Aşka dair çok söz söylenmiş, üzerine yüzlerce roman yazılmıştır ama yine de hiçbiri bize aradığımız o yanıtı verememiştir. Sebebini hiç düşündünüz mü? Herkesin aşağı yukarı bir fikrinin olduğu ama kapıyı çaldığı vakit, çocuk gibi acemi hissettiren o duygu nedir? Dahası insan neden bir başkasına hayatını adamak ister? Ben hep Evrenin yaratılışına dair düşünürken şöyle derim: İnsanın amacı dünyanın mucizesine tanıklık etmektir. Evren insanla anlamlıdır. Aşk da böyledir esasında. İnsan da kendi yaşamına eşlik edecek, yanında onun gelişimine tanıklık edecek, elini tutacak birini arar.
24 Aralık 2020
görsel

Kendinizi ve Acınızı Dönüştürmek Elinizde

İnsan, kendi çizilmiş sınırları içinde, günden güne kalbindeki genişlemeyle, bilindik yolları aşmak istiyor. İçindeki potansiyel, dünyanın ondan beklediğinden çok daha fazla ne de olsa. İnsan, bilendir çünkü. Hem var olduğunu bilen, hem de öleceğini bilen… Bildikleriyle baş etmek o kadar kolay değildir. Sanat, bu sarsıcı gerçekle yüzleşmenin, gerektiğinde çarpışmanın yegâne yoludur.
19 Aralık 2020
görsel

Anneler ve Kızları, Babalar ve Oğulları

Freud’un altını çizdiği konulardan biridir, anne ve babamızın hatalarını aynen tekrarlama arzumuz / saplantımız vardır. Bunu bilinç düzeyinde fark etmek yıllar alır. Onca hatadan sonra gün gelir insan aynaya bakar ve hiç görmek istemediği bir manzarayla karşılaşır. Bunu düşünerek ve aslında tecrübe ederek, Yalancılar ve Sevgililer romanımda şöyle yazmıştım:
14 Aralık 2020
görsel

Yaşamınızın Bir Sanat Eserine Dönüşmesini İster Misiniz?

İnsanın dünyaya gelişi, dalganın kıyıya vurması gibidir. Gelir ve geri döner, diyen bilge, insana ölümlülüğünü, dünyadaki geçiciliğini nasıl da zarif bir dille anlatır. Dar bir bakış açısıyla baktığımızda, hayat nasıl da uçucu, dünle bugün arasında anlamsız bir kavga gibi değil mi? Öyleyse neden bazı insanlar bu yaşama bir iz bırakmanın peşinde? İnsanın anlam arayışı neden var olduğu günden beri bitip tükenmek bilmedi? Çünkü insan ne kadar rasyonel, mantıklı bir varlık gibi gözükse de, tüm önemli kararlarını duygularıyla alan anlaması güç bir varlık. Belki de bu sebeple, birçoğu yaşamın son çeyreğine geldiğinde bir telaşa, derin bir hüzne kapılıyor. Geride boşa geçtiği düşünülen onca yıl varken ve ileride sayılı yıllar kalmışken, başka türlü düşünmek elden gelir mi sanki? Peki, benlik bilincine kavuştuğu üç yaşından itibaren öleceği bilgisine sahip olan insan nasıl oluyor da zamanı böyle umarsız harcayabiliyor? Çünkü bir hayali, bir planı yok… Hayatın tasarlanabilen bir şey olduğunu, yaşamı üzerinde tek söz sahibinin kendisi olduğunu çok geç fark ediyor.
4 Aralık 2020
görsel

Sevgilinizle Mutsuzluğa da Var mısınız?

Keşke mutluluğa ya da mutlu ilişkilere dair birçok yerde iddia edildiği gibi sihirli formüller sahiden olsaydı. Fakat yok… Ama mutsuzluğa dair var. En azından neleri yaparsak bir ilişkide ya da hayatta mutsuz oluruz aslında biliyoruz. Bu bildiklerimizden bilmediklerimizi çıkarırsak belki mutluluğa bir adım daha yaklaşırız.
27 Kasım 2020
görsel

Elif’in Minik Eli ve Ayda’nın Gülüşü

Baştan belirteyim, bu pek romantik bir yazı olmayacak. İnsan yapısı gereği rasyonel bir varlık değil farkındayım. Hepimizi duygularımız yönetiyor. Fakat bazen duyguları bir kenara bırakıp acı gerçekleri konuşmak gerekiyor ve bugün; o gün.Geçtiğimiz hafta İzmir Urla’da evimin çalışma odasında yakalandım depreme. İstanbul’da 99 depremini yaşamış biri olarak, depremin sarsıntı gücüne göre yıkımını tahmin edebilecek bir deneyimim var. Evim müstakil olduğu için korkum sadece anneme ve kızımın yaralanmasına dairdi ama hemen o anda aklıma, bu şiddette bir depremde yıkılabilecek yerler olduğu geldi. İlk olarak da; İzmir Bayraklı… Bilmeyenler için söyleyeyim; bu bölge sermayenin güdülemesi ile İstanbul Maslak’adönüştürülmeye çalışılan yeni plazaların mantar gibi ürediği ama aslında zemini son derece bozuk bir yer. Bu bir sır değil, bölgenin binalarının zaten çürük raporları var. Zemin etütleri de ortada…
3 Kasım 2020
görsel

Sıradanlığın Zulmü Var Bu Topraklarda

Patronun köle gibi çalışmanı ister. Ailen, onların istediği gibi biri olmanı. Sevgilin ise sürekli değişmeni ister. Kimse olduğun gibi görmek istemez seni. Herkes kendi icat ettiği gibi bakar sana. Sonuç olarak bambaşka bir insan olursun, demişti Aziz Nesin.Ne kadar haklı değil mi? Hepimiz biricik özelliklere sahipken sıradanlığın zulmüne uğruyoruz. Peki ama neden kendimiz olamıyoruz? Neden dünya buna izin vermiyor? Yönetilmesi kolay olan, aynı olandır çünkü. Tek tip, tahmin edilebilir, parlak, gösterişli ama içi boş. İçi doldukça alıp bir yerden bir yere koymak zor olur ne de olsa.
14 Ekim 2020
görsel

Neden Artık Kimse Aşık Olamıyor?

Kırgınlık ve kızgınlık arasındaki araf, uçsuz bucaksız bir uçuruma benzer. Hangi adımı atacağınız sonucu pek de değiştirmez üstelik. Uçurumların sonu, ayrılıktır. Sadece kırgın olsanız, birkaç esaslı cümle, biraz sitem, birkaç damla gözyaşı sorunu çözebilir. Sadece kızgın olsanız, tonu yükseltilerek yürekten dökülen sözler, çarpıp çıkılan kapılar, gönlünüzü soğutabilir. Oysa ikisi bir aradaysa her yön çıkmaz sokaktır. Hangi cümleye yaslansanız, karşıdaki boşluğa çarpıp size geri dönecektir, anlar ve susarsınız. Susmak, kabullenmeye değil, keskin bir reddedişe denk düşer bazen. Ne de olsa bugüne kadar, hangi cümlenin hangi yalana, bahaneye dolandığını öğrenmişsinizdir. Gerçeğin hançerini kendi elinizle kendi kalbinize sokmaya razısınızdır. Çünkü hiçbir yalanın şefkatine ihtiyacınız yoktur.
3 Ekim 2020
görsel

Beddua Kırk Kapı Dolaşır

Bu hafta hepimizi sarsan bir intihar haberi okuduk, gencecik bir insan hayatını bir ev ve araba almanın peşinde tüketmek istemediğini söyleyip, yorulduğu için pes etti ve aramızdan ayrılmayı seçti. Camus, insanın ilk yanıt vermesi gereken soru; intihar edip etmeyeceğidir, demişti. Evet, yaşam günden güne daha da zorlaşıyor, nefes alıp vermek bile güç geliyor bazı sabahlar insana. Ne uğruna ne yapıyoruz? Bu soruyu herkes kendisine soruyor. Bazıları yanıtı bulamayacağından emin olduğu için, soruyu yok saymayı öğreniyor o kadar. Fakat Peter Ustinov’un dediği gibi, karamsarlık romantik bir tutku, iyimserlik ise bir görevdir. Bu görevi hepimiz hatırlamalı ve birimiz düştüğünde, diğerini kaldırırken bunu kulağına fısıldamalıyız. Aklın kötümserliğin karşı, iradenin iyimserliğine tutunmalıyız. Başka çıkar yol yok. Karanlık taraf her geçen gün güçleniyor. İnsanlar umudunu kaybettikçe, bireysellik adı altında bencilleştikçe, daha çok kazanmak için bir diğerinin daha az kazanmasına yol açtıkça; dibe batıyoruz.
25 Eylül 2020
görsel

Mutsuzluğa Doyum Olur mu?

“Gerçekten önemli bir tek felsefe sorunu vardır: İntihar.” diyen Albert Camus, yankılanıyor zihnimde. Avusturyalı yazar Peter Handke’nin annesinin intiharı üzerine yazdığı romanı Mutsuzluğa Doyum’u okuyorum soluk almaya bile çekinerek. Acı ve matem her satırda öyle yoğun ki, sanki bir an gülümsemeye kalkışsam saygısızlık edeceğim bu yasa. Ama hissettiğim kaygı bunun ötesinde, biliyorum. Her iyi romanda olduğu gibi, okuduklarım beni kendi içime gömdüğüm kedere götürüyor. Mutlu olmak bir başkasına bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir, kararını almamı sağlayan Uykusuzlar romanımı yazmama neden olan ve aslında tüm hayatımı değiştiren o güne…Mutlu olmak bir başkasına bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir. Sevdiğiniz birini, söylemek istediğiniz onca söz ve birlikte yaşamak istediğiniz onca hayal varken, aniden yitirmek… Bir insanın hayatına kendi eliyle son vermesi, onun elinden tutmayı başaramamış olmanın derin kırgınlığı… Bunun size hissettirdiği sonsuz çaresizlik, kelimelerin anlamını ölüm karşısında kaybetmesi. Fakat her kederin onu derinde yaşayıp tüketene sunduğu dersler de var. Sevgi sözcüklerine hasret büyümüş biri olarak, benim sevgimde ve şefkatimde cömert olmamı sağlamıştır bu acı. Kalbimden ne geçiyorsa, hesaba kitaba bulamadan, kalbimden dilime vurmasına özen gösteririm. Sarılmak istediğimde sımsıkı sarılırım, sadece sesini duymak istedim, diye telefonlar açarım, biraz gecikse ya hiç gelmezse diye korkuya kapılırım, geldiğinde sanki yıllardır hasretmişim gibi boynuna dolanırım.
21 Eylül 2020
görsel

Unutmak da Sevdaya Dâhil

Uzun ve yorucu yolların sonunda varacağımız kapı hep aynıdır; yalnızlık...
8 Eylül 2020