Yüksek Öğrenime Giriş sistemi de değiştirildi

-

Yüksek Öğrenime Giriş sistemi de değiştirildi

Yüksek Öğrenime Giriş sistemi de değiştirildi

Türk Eğitim Sisteminde değişiklik yaparak laik eğitimden din eksenli eğitim sistemine geçmeyi hedef alan 6287 sayılı “İlköğretim ve Eğitim Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” bugün (10 Nisan 2012) Cumhurbaşkanı tarafından yayıma gönderilmiştir. Yasa, bugün ya da yarınki Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecektir. Baştan sona mevcut Anayasa’ya aykırılık içeren Yasa konusunda Anayasa Mahkemesi’ne dava açmaktan başka çare kalmamıştır.
Yasa’da, yükseköğretimle ilgili olarak da iki değişiklik ve düzenleme yapılmaktadır. Birincisi, yükseköğretime giriş sistemi değiştirilmektedir. İkincisi, kimi üniversitelere gelip geçici siyasetçilerin adları verilmektedir.
1) Yükseköğretime geçiş sistemi değişikliği:
Yasanın 14. maddesiyle 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası’nın 45. maddesi değiştirilerek, yükseköğretime geçişte yeni bir yöntem öngörülmektedir.
Değişiklikten önceki düzenlemede;
- Yükseköğretime sınavla girileceği; sınav yönteminin YÖK tarafından belirlenip, uygulamasının ÖSYM tarafından yapılacağı,
- Sınav sonuçlarının değerlendirilmesinde, adayların ortaöğretimdeki başarılarının dikkate alınacağı,
- YÖK tarafından saptanacak yöntemle, orta öğretim başarısının giriş sınav puanlarına yansıtılacağı,
- Meslek lisesini bitirenlere “aynı alanda” bir yükseköğretim programını tercih etmeleri durumunda “ek puan” verileceği;
- Meslek lisesini bitirenlerin kendi alanlarındaki önlisans programlarına sınavsız girebilecekleri; önlisansı bitirenlerin başarı durumuna göre ve belli kontenjan dahilinde kendi alanlarındaki lisans programına geçiş yapabilecekleri,
kurala bağlanmıştı. Bu düzenlemeye göre, gerek ortaöğretim başarı notunun merkezi sınav puanına yansıtılacak bölümünün, gerek meslek liseliler için ek puanın hesaplanmasında esas olacak “katsayıyı” belirleme yetkisi YÖK’ündü.
Yapılan değişiklikle;
- Katsayı sistemi kaldırılmakta, böylece YÖK’ün farklı katsayı uygulama yetkisine son verilmektedir.
- Ortaöğretim başarı notunun merkezi sınav puanına etkisi azaltılmakta, yöntemi de değiştirilmektedir. Yeni düzenlemeye göre artık, ortaöğretim başarı notunun merkezi sınav puanını etkileme yöntemi YÖK tarafından belirlenmeyecektir. Yöntem doğrudan yasada getirilmektedir.
- Meslek lisesini bitirenler yönünden mevcut kurallar aynen korunmaktadır.
Yeni düzenlemeye göre sistem şöyle işleyecektir: Ortaöğretim bitirme başarı notlarının en düşüğü 250 (teklifte 100 idi. Komisyon’da yeniden eski durumuna dönüştürülmüştür), en yükseği 500 kabul edilerek, tüm adayların ortaöğretim başarı puanları bulunacaktır. Bu “ortaöğretim başarı puanının” % 12’si merkezi sınav puanına eklenecektir.
Kendi alanlarında lisans programlarını tercih eden meslek lisesi mezunlarına verilecek ek puan ise, ortaöğretim başarı puanının % 4’ü olacaktır. (Teklifte % 6 olan oran, Komisyon’da % 4’e düşürülmüştür.)
2) Yasa’yla, “Kayseri Abdullah Gül Üniversitesi”nin adı, “Abdullah Gül Üniversitesi”; “Rize Üniversitesi”nin adı, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi; “Zonguldak Karaelmas Üniversitesi”nin adı, “Bülent Ecevit Üniversitesi”; “Konya Üniversitesi”nin adı da “Necmettin Erbakan Üniversitesi” olarak değiştirilmektedir.
Bunun bir başlangıç olduğu, uygulamanın giderek yaygınlaştırılacağından kaygı duyulmaktadır.
Siyasetleri halkın ancak belli kesimini mutlu eden siyasilerin, bunlar Cumhurbaşkanı ve Başbakan olsalar bile üniversiteye adlarının verilmesini onaylamak ve anlamak olanaksızdır ve evrensel üniversite geleneğine aykırıdır. Bu adlar verilirken adı üniversiteye verilenlerin buna karşı çıkmamaları ise, olayı daha da anlaşılmaz kılmaktadır.
Geçmiş dönemde cumhurbaşkanları ve siyasiler bu gibi olaydan özenle kaçınmışlardır. Tek olumsuz örnek Süleyman Demirel Üniversitesi’dir. Olumsuz örneğin ortadan kaldırılması yerine bunu gerekçe yapmak anlayış sınırlarımızın dışındadır. Aranırsa o uygulamada bile “50 yıla yakın süre siyasetçi olarak ülkeye hizmet etmek” gibi bir gerekçe bulunabilir.
Üniversitelere rastgele ad konulması son derece yanlış bir uygulamadır. Ancak devlet kurucularının ve tüm insanlığa hizmet edenlerin adları üniversiteye verilebilir. Bunun yanında, belki tarihsel, kültürel ve toplumsal yönden ortak değer durumuna gelen kişilerin adlarının üniversiteye verilmesi de kabul edilebilir.
Siyasetçilerin adının üniversitelere verilmesinin, kişiliklerine bağlı sakıncaları da olabilir. Bu gibilerin öncesinde ve sonrasında özel yaşamlarında oluşacak olumsuzlukların üniversitelere yansıması kaçınılmaz olacak ve “üniversite” kavramıyla, birer bilim yuvası olan (olması gereken) üniversitelerin niteliğiyle bağdaşmayacaktır.
Nitekim bu yasa değişikliğiyle adı üniversiteye verilen kimi siyasetçilerin çeşitli nedenlerle mahkumiyetlerinin bulunduğu göz önüne alınırsa, sanırım değerlendirmelerimizin haklılığı ortaya çıkacaktır.
Bülent SERİM (YÖK Eski Üyesi)

Haberin Tamamı İçin: http://www.odatv.com/n.php?n=yuksekogret...

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Abdullah GülBaşbakanBilimKayseriÖğrenci Seçme Yerleştirme MerkeziRecep Tayyip ErdoğanSüleyman DemirelTercih
Görüş Bildir