Büyük Ustaya Veda

-
5 dakikada okuyabilirsiniz

Metin Erksan Hayatını Kaybetti

Metin Erksan Hayatını Kaybetti

Susuz Yaz', 'Sevmek Zamanı', 'Acı Hayat', 'Kuyu', 'Yılanların Öcü' gibi önemli yapıtlara imza atan yönetmen Metin Erksan yaşamını yitirdi.

Türkiye sinemasının efsane yönetmenlerinden Metin Erksan hayata veda etti. Berlin’de Altın Ayı kazanarak Türkiye sinemasına ilk büyük uluslararası ödülü getiren ‘Susuz Yaz’, ‘Sevmek Zamanı’, ‘Acı Hayat’ ve ‘Kuyu’ gibi klasiklerin yaratıcısı Erksan, geçen hafta böbrek yetmezliği teşhisiyle hastaneye kaldırılmıştı. 1929’da Çanakkale’de doğan Erksan, 1952 yılında ‘Karanlık Dünya/Aşık Veysel’in Hayatı’ belgeseliyle adım attığı Yeşilçam’da kendine has bir uslup yaratmış, ‘Sevmek Zamanı’ ve ‘Kuyu’...

Haberin Tamamı İçin:

'Türk Sineması Metin Erksan’ı 30 Yıl Önce Kaybetmişti'

'Türk Sineması Metin Erksan’ı 30 Yıl Önce Kaybetmişti'

Türk sinemasının öncü isimlerinden 83 yaşında hayatını kaybeden Metin Erksan’dan son 30 yıldır bir film dahi izleyememiştik. Beyazperdenin bu entelektüel muhalifinin en olgun çağlarına pranga vuran kimdi!

Metin Erksan’ı çoktan kaybetmiştik; katili de Yeşilçam idi. Provokatif bir cümle değil bu, bir realitenin ifadesi. Öldüğünde 83 yaşındaydı Metin Erksan, film yapmayı bıraktığında ise 53 yaşında... Bir yönetmenin olgunluk dönemi olması gereken son 30 yıldır Metin Erksan’dan bir film olsun izleyemedik. Yeşilçam ekonomik krizle çöker, Türkiye’de sinema anlayışı kökten değişirken Metin Erksan’ın öncülüğünden mahrum kaldık.

Metin Erksan misali, delilik ile dahilik arasındaki ince sınırda bulunduğu için yaratıcılığı birer patlama gibi ortaya çıkan bir sanatsal kişiliği kaldıramayacak bir piyasaydı Yeşilçam. Arz ve talep dengesi belirli bir formüle göre koşullanmıştı; “alan memnun satan memnun” olduğu için farklı çıkışlara ve auteur sinemasına pek az yer verirdi. Metin Erksan ise döneminin Avrupa sinemasına entegre olabilecek bir entelektüel muhalifti. Gruplara, akımlara, cephelere dahil olamayacak kadar kuşkucu ve bireyci idi. Yakıştığı ortamı bulsa avangard çalışmalarıyla bir kanon oluşturabilecekti.

Mesleki intihara giden yolda Erksan

Yeşilçam, ele avuca sığmaz Metin Erksan’ı yetmişli yıllarda öldürdü. Belki de Metin Erksan, 1964 yılında “Susuz Yaz” ile Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazandıktan sonra bile yönetmenlerin bağımsız film üretemeyeceği Yeşilçam’da çalışmaya devam ederek “mesleki intihar” etmiştir. Tartışmacı, kavgacı, uzlaşmaz bir kişiliğe sahip olduğu sır değildir. Onu ayakta tutan da Batı kültürüne özgü bir sanatı ısrarla bu toprağa özgü kılmaya çalışma inadıydı. “Sevmek Zamanı” ile Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne katıldığı zaman jüride onun filmini değerlendirebilecek kimse olmadığını söyleyerek Yeşilçam’a meydan okudu.

Yeşilçam kalıplarını kıran yönetmen

Sık sık piyasa koşullarında film çekmek zorunda kalmasına rağmen öncü bir yapıt olan “Gecelerin Ötesi”ndeden başlayarak “Yılanların Öcü”, “Susuz Yaz”, “Kuyu” gibi toplumsal gerçekçi filmlerle yüzünü bu toprağın insanlarına döndü. Toplumu çapraz sorguya aldı. Ama bu tavrı çok daha bireyci ve deneyci bir film olan “Sevmek Zamanı”nı yapmaktan alıkoymadı onu. Sıradışı kişiliği ve insan psikolojisine yönelik merakıyla kanatlandırdı hayalgücünü.

Bugün, yükselişini gururla izlediğimiz yeni Türkiye sinemasını Lütfi Akad ile birlikte en çok etkileyen ustanın, Metin Erksan olması tesadüf değil. Yeşilçam kalıplarını kıran, denenmemişi deneyen, birçok ilke imza atan yönetmendir, o. Kurtuluş Kayalı, “Metin Erksan Sinemasını Okumayı Denemek” kitabında bir entelektüel sineması olarak irdeler onun yapıtlarını. Metin Erksan, çok okuyan, çok düşünen, çok tartışan biridir. Zaman zaman aşırıya kaçsa, heyecana kapılsa, haksızlık etse de... Bu enerjisini ve birikimini filmlere kanalize edebilse sinemamız çok daha ileri bir yerde olacak ve çok daha ilginç filmlerle anılacaktı!

GEÇMİŞİ UNUTMAK OLMAZ, OLMADI NİTEKİM - Metin Erksan

“Şimdi bir de ‘biz yeni sinema kuracağız’ diye ortaya atılanlar var. Olmaz. Yeni bir sinema kuramazsın. Topyekun eskiyi sen bırakacaksın, inkâr edeceksin ve sinema kurmaya kalkacaksın. Türkiye’de gerek milli sinema taraftarlarının gerekse uluslar arası sinema taraftarlarının yaptığı çok büyük hatalar vardı. Geçmişi tamamen inkâr edip geçmişi tamamen unutturmaya çalışıp yeni bir sinema kurmak. Bu olmaz ve olmadı nitekim. Türk sineması nasıl film yapar? Türk sineması nedir? Bunun üzerinde bugüne kadar da ne sinemanın içindeki kişiler -bir iki kişi haricinde, ben varım bunların başında- ne de sinemanın örgütleri durmadı. Şöyle böyle on beş yıldır Türkiye’de üniversite öğrenimi var, hiçbir üniversite durmadı bunun üzerinde. Üniversite dışında birtakım araştırmacılar var onlar da durmadılar.”

Argos, No: 12 (Ağustos 1989)

Erksan’ın ardından...

  • İhsan Kabil film eleştirmeni

Türk sinemasının ayrıksı yönetmenlerinden biriydi Metin Erksan. Hep farklı bir çizgi ortaya koydu. Özel şeyler yapmak istedi. İnsan faktörünü, toplumsal gerçekçi bir dille işledi. ‘Yılanların Öcü’ her ne kadar toplum değerleriyle çatışan bir film olsa da ‘Sevmek Zamanı’ ile bunu dengeledi. 1960’tan sonra filmlerindeki siyasi dozun fazlalığını fark etti daha orta yollu bir tutum izledi.

  • Nedim Hazar gazeteci-yazar

Metin Erksan yerel olduğu kadar evrensele de açık bir sinemacıydı. Yaklaşım perspektifi ne olursa olsun belli bir özgünlükle ele aldığı her öykü onun elinde bambaşka bir derinliğe bürünüyor, çok güçlü edebi ve görsel metinler dökülüyordu perdeden dışarıya.

  • Hülya Koçyiğit sanatçı

Duyduğumdan beri yüreğim yanıyor. Atıf Yılmaz, Halit Refiğ, Ömer Lüffi Akat ve şimdi de Metin Erksan. Ulusal sinemamızın temellerini kuran gerçek kahramanlar... Kendi yaşamlarından ödün vererek çok başarılı işleri imza attılar. Benim ilk öğretmenim aslında, yeteneğimi keşfeden kişi. Dediğim gibi yüreğim yanıyor.

  • Atilla Dorsay film eleştirmeni

    Herhalde Türk sinemasında yaratıcı yönetmen kavramının ilk ve olasılıkla hala en güçlü örneğidir. Tutkularıyla, saplantılarıyla, biçimsel kaygılarıyla, kendince toplumsal ve siyasal meselelere olan ilgisi ve bunu alabildiğince bireysel bir tavırla birleştirme özelliğiyle benzersiz bir insandı. Belki başlıca kusuru ya da talihsizliği zamanından önce doğması sayılabilir.

  • Mehmet Açar film eleştirmeni

Haberin Tamamı İçin:

Metin Erksan'ın Vasiyeti Yerine Geliyor

Metin Erksan'ın Vasiyeti Yerine Geliyor

Türk sinemasının önemli yapıtlarına imza atan ve önceki gün tedavi gördüğü hastanede vefat eden ünlü yönetmen Metin Erksan (83), bugün İstanbul'da toprağa verilecek.

Metin Erksan için ilk tören Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenecek.

Erksan'ın cenazesi Teşvikiye Camisi'nde öğleyin kılınacak namazın ardından vasiyeti üzerine Boğaziçi Üniversitesi kampüsü içinde yer alan Nafi Baba Tekkesi olarak bilinen Rumelihisarı Şehitlik Dergahı'ndaki aile mezarlığına defnedilecek.

Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SESAM) Başkanı Yılmaz Atadeniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mevlevi bir aileden gelen Metin Erksan'ın vasiyeti üzerine Nafi Baba Tekkesi olarak bilinen Rumelihisarı Şehitlik Dergahı'ndaki aile mezarlığına defnedileceğini belirtti.

Buraya defin için Bakanlar Kurulu kararı gerekmediğini öğrendiklerini ve Mezarlıklar Müdürlüğü'nden de gerekli iznin alındığını ifade eden Atadeniz, "Metin Erksan'ın vasiyeti bu yöndeydi. Yerine getirdiğimiz için çok mutluyuz" dedi.

Haberin Tamamı İçin:

Büyük Ustaya Veda

Haber detayları için lütfen kaynak adresine tıklayınız.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AltınAltın PortakalAntalyaBakanlar KuruluİntiharİstanbulSinema
Görüş Bildir