Uğur Batı Yazio: Küçük Şeyler Nasıl Büyük Değişiklikler Yaratır?

20PAYLAŞIM
Yazio Banner

Küçük şeyler, nasıl büyük değişiklikler yaratır? Hiç düşündünüz mü? Birkaç soru soralım:

– New York’ta suç oranı, 90’lı yılların ortalarında nasıl birdenbire düştü?

– Tanınmamış bir romancı nasıl oluyor da en iyi satanlar listesine giren bir kitap yazabiliyor?

– Susam Sokağı gibi televizyon programları, çocuklara okuma öğretme konusunda neden bu kadar başarılı?

– Paul Revere’in ünlü uyarısı neden başarılı oldu?

New Yorker yazarı Malcolm Gladwell, Tipleme Noktası (The Tipping Point) adlı parlak ve çığır açıcı kitabında, toplumumuzdaki önemli değişimlerin neden çoğu zaman birdenbire ve beklenmedik bir şekilde gerçekleştiğini inceliyor.

Gladwell’e göre, fikirler, davranış, mesajlar ve ürünler çoğunlukla bulaşıcı hastalık gibi yayılıyor. Nasıl tek bir hasta grip salgını başlatabilirse, metrodaki birkaç kaçak yolcu ve grafiti sanatçısı bir metro suç dalgasının başlangıcı olabilir ya da memnun bir müşteri, yeni bir restoranın boş masalarını doldurabilir.

Bunlar sosyal salgınlardır ve havalandıkları -yani kritik kitleye ulaştıkları- an tipleme noktasıdır. Gladwell bizi, yeni fikir ve trendlerin doğal dölleyicisi olan özel kişiliklerle, ağızdan ağıza reklam olgusunu yaratanlarla tanıştırıyor. Gladwell fikirleri bulaşıcı yapan şeyin ne olduğu konusunda ipuçları bulmak için moda trendlerini, çocuk televizyon programlarını ve Amerikan Devrimi’nin ilk günlerini analiz ediyor ve sosyal salgınların nasıl başlatıldığını ve sürdürüldüğünü görmek için piyasa uzmanları ve başarılı satışçılarla görüşüyor. 

Tipleme Noktası (The Tipping Point- Gladwell, 2002), bir entelektüel macera hikâyesi ve hayal gücüne sahip birinin doğru konumlandırılmış bir manivela koluyla dünyayı yerinden oynatabileceğine dair derin umutlarla dolu bir mesajla, değişim için yol haritası sunuyor. Bilginize...

Pek çok farklı nörobilim araştırmasına göre yaşanan her deneyim, beyni farklılaştırır. Beyin, yapısı itibariyle deneyimlere değişerek cevap verebilen bir organdır. Yazında beynin bu özelliği, beynin esnekliği (plastisite) olarak adlandırılır. Plastisite, yaşam boyu süren bir süreçtir. Yani beyimiz hep esnektir. Doğumla birlikte son derece hızlı olan gelişim, kısa zaman içinde genç sinir hücreleri birbirleriyle milyonlarca bağlantı kurar. Bunun sonucunda dev bir iletişim ağı oluşur. Bunun ardında ergenlik dönemine doğru tutumlar, alışkanlıklar, inançlar, beceriler büyük oranda oluşur.

Bunu unutma:

“Beyinden geçmişteki bir şeyi hatırlaması istendiğinde mutlaka yeni bağlantılar kurması gerekir. Bu arada istenen bilgi ne kadar eskiyse, o kadar fazla bağlantı gerekir.”

Ergenlik sonrasında sinir hücreleri arasında yeni bağlantıların oluşum hızı yavaşlamaya başlar. Artık sadece çok kullanılan bağlantılar aktiftir. Ergenlik sonrası dönem bir anlamda “ayıklama” dönemidir. Kullanılmayan sinir hücrelerinin ayıklanmasından söz ediyoruz. Aynı durumdan ötürü, uyaranları daha hızlı algılama ve bunlara hızlı yanıt verebilme yeteneği gelişir. İşte bu işlem nedeniyle zaman içinde yetişkin beyninin bir konuya odaklanma, hatırlama becerileri artar ve değişim, gelişim gibi süreçleri daha net irdeleyebilir duruma gelir. Burada düzenli, olağan, pratik, kalıcı bir değişimden söz ediyoruz. Böyle olunca da “değiştim” mesajının beyinde irdelenmesi daha sağlıklı olmuş demek oluyor.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir