Türkiye'deki Zenginlerle Avrupa'daki Zenginler Neden Birbirlerinden Çok Farklı Görünüyor?

547PAYLAŞIM

Bu da yeni tartışma konumuz oldu.

Her şey Fransa'dan Türkiye'ye Erasmus öğrencisi olarak gelen genç kadının dikkat çeken sözleriyle başladı.

Koç Üniversitesi'ne geldiğinde şok yaşadığını söyleyen Léa Rodier adlı öğrenci, Türkiye'deki gençlerin gösterişçiliğine inanamadığını; Fransa'da çok zengin ailelerin çocuklarının bile mütevazı yaşadığını söyledi.

👇

Erasmus Öğrencisinin Fransa ve Türkiye'deki Özel Okul Öğrencileri Karşılaştırması Herkesi Biraz Düşündürecek! - onedio.com
Erasmus Öğrencisinin Fransa ve Türkiye'deki Özel Okul Öğrencileri Karşılaştırması Herkesi Biraz Düşündürecek! - onedio.com

Konu hemen farklı kültürlerdeki zengin insanların farklı tutumlarına ve bunun sebeplerine geldi.

UgurAytac01

Dünyada medeniyeti en erken oturtan toplumlara sahip olduğu için Avrupa zenginliği de eskiye dayanıyor.

Soylu ve yüzlerce yıllık servete sahip olan ailelerin sayısı oldukça fazla. Fransız Devrimi, başta Fransa olmak üzere tüm Avrupa zenginlerini etkiledi. Zamanla kendilerini koruma ve gizleme yoluna girdiler.

Avrupa'daki güçlü ve çoğunluğu oluşturan orta sınıf, zenginlerin de kamufle olmasını sağladı.

Şöyle ki; orta sınıf fazla, alım gücü yüksek olunca ortak bir düzen oluştu. Gelir uçurumlarının olmaması ortak bir ahlak anlayışının gelişmesine sebep oldu ki Avrupa'da zenginler ve orta sınıf neredeyse ayırt edilemeyecek hale geldi. Zenginlerin yüksek vergilerden kaçınmak için veya bu orta sınıf ahlakı gereği kendini gizlemesi Avrupa'da kabul gören bir durum.

Gerçek ve köklü zenginlerin gösterişten uzak durmasının bir diğer sebebi de kendilerini yeni zengin sınıfından ayırmak.

Dünyanın neredeyse her yerinde yeni, birkaç kuşaktır zengin olanların çok daha gösterişçi olduğunu görürsünüz. Hatta fakir kişiler bile gösteriş yaparak kendilerini ait olmadıkları bir sınıfta hissetmeye çalışırlar. Yani gerçek zenginlerin gösteriş yapmamasının altında bile aslında üstten bakan, kibirli bir yan da var.

Avrupa'yı bir kenara bırakırsak, gelir uçurumu olan toplumlarda gösterişin de çok daha yüksek olduğunu görüyoruz.

Türkiye, Rusya, Hindistan, Arap ülkeleri... Zengin ve fakir arasında büyük uçurumlar olan ülkelerde gösterişçilik daha yaygın. Bunun sebeplerinden biri zenginliğin Avrupa'daki gibi örgütlü bir tepki çekmemesi. İnsanlar "bir gün ben de zengin olursam aynısını yaparım" düşüncesine sahip olduklarından zenginlere nefret değil, içten içe hayranlık duyuyor.

Hava atabiliyor olmak da bu tür ülkelerdeki insanların gösteriş motivasyonlarından biri.

Avrupa'da örneğin lüks bir arabayla hava atmak zor, çünkü zaten orta sınıfa mensup olan biri biraz daha düşük modelini satın alabilecek güçte. Oysa fakir ülkelerde herhangi bir şeyle, ona ulaşamayacak çok insan olduğu için hava atmak kolaylaşıyor.

Gerçek zenginler sadece kendi aralarında anlaşılan zenginlik ögelerini kullanmayı tercih ediyor.

Zenginler sonradan görmelerin ilk koşacağı markalar yerine daha bilinmeyen, özel tasarımcıları ve sadece bilenlerin tanıyacağı şeyleri tercih ediyor. Böylece düşük gelirliler olarak bu kişilerin zengin olup olmadıklarını anlayamıyoruz. Dünyada yaklaşık 1000 kişi tüm giysilerini haute couture (dünyanın en eski modaevlerine özel dikim) tercih ediyor örneğin. Ancak bu kişilerin kim olduklarını bilmiyoruz.

Mütevazılık geleneğinin altında aslında servetlerini koruma çabası da yatıyor.

Doğdukları andan itibaren zenginliğin tadını sonuna kadar çıkaran, her istediklerine sahip olan çocukların şımarıklığının gelecekte para değeri bilmemeye yol açacağının bilincinde olarak çocuklarını paranın değerini bilerek yetiştirmeye özen gösteriyorlar. Böylece servetlerinin kısa sürede yok olmasını engellemeye, nesiller arasında aktarılmasına çalışıyorlar. Sonradan zengin olanlar ise "ben görmedim, çocuğum görsün" mantığıyla yaşıyor.

Kısacası gerçek zenginlerin mütevazılığında da, sonradan görme görgüsüzlükte de iki yüzlülük var.

Biri kendini mütevazı göstererek tepki çekmemeye çalışıyor, diğeri kendini pahalı materyaller üzerinden tanımlayarak sınıf kaygısı güdüyor. Bu açıdan bakılınca insan özünde aynı; sadece kibrinin şekli değişik.

Peki siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Bu içerikler de ilginizi çekebilir;

Ayrıcalıklı Aileden Gelen Başarılı İnsanlar "Zor Yollardan Geçtim" Yalanını Neden Çok Seviyor? - onedio.com
Ayrıcalıklı Aileden Gelen Başarılı İnsanlar "Zor Yollardan Geçtim" Yalanını Neden Çok Seviyor? - onedio.com
Sosyal Medyanın Gözümüze Soktuğu Gelir Uçurumu ve Bunun Yol Açtığı Sorunlar Hakkında Konuşmamız Lazım - onedio.com
Sosyal Medyanın Gözümüze Soktuğu Gelir Uçurumu ve Bunun Yol Açtığı Sorunlar Hakkında Konuşmamız Lazım - onedio.com
Tek Videoyla Başlamıştı: YouTuber Nil Sani, Tepkiler Yüzünden Tüm Videolarının Erişimini Türkiye'ye Kapattı - onedio.com
Tek Videoyla Başlamıştı: YouTuber Nil Sani, Tepkiler Yüzünden Tüm Videolarının Erişimini Türkiye'ye Kapattı - onedio.com
BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
xvala

Batı zenginliği, tepki çekmesin diye sade görünüyor Ortadoğu'da şükretme din baskısı vb olduğu için zengin olabildiğince görgüsüzlüğünü ortaya döküyor neticede tüm dünyada fakir sömürülüyor zenginliği gösterme şekilleri farklı amaç aynı 'Lüksün içinde suç vardır' sözünü kim dediyse ne doğru söylemiş, lüks içinde yaşamasının sebebi orada fakirin alın teri vardır, kapitalizm kar yapmadan ilerleyemez, her defasında kar yapmak zorundadır, kar yoksa, yok olur, iflas eder, bu sebeple zenginler dünyanın %20'ni oluşturur geriye kalan %80 sınıf, zengin %20 için çalışır bu döngü böyle devam eder... ama nereye kadar? TR gibi gibi ülkelerde zenginliğe hayranlık duyulur ee yalnız bu hep böyle gitmez, sistem tıkanacak bir yerde, son yıllarda dünyaya bakarsanız toplumsal olaylarda ara ara patlamalar oluyor İngiltere'de siyahiler ayaklandı, Fransa'da sarı yelekliler Türkiye'de Gezi Tunus , Yunanistan vb sınıfsal tepkilerdir dünyanın kaynakları sınırlı, insanların tüketimide sınırlı olmak zorundadır!

maresalizm

tek bildiğim şey fakir olduğum bcvnsbvnbvm

hakan-yucel

parayı kazanmak beceri işi, harcamak kültür işidir. Paranı harcama şeklin kültür seviyesinin alameti farikasıdır.

kopekbaligi-eti

Duy da inanma :D:Dd Ultra zenginler gizli kibirden giyiniyorlarmış :D:D Mark senin bilgilerini moda sektörüne falan sattığı için sen bir yerde Mark'ın ürünüsün. Hiç dükkanında sattığı deterjan paketi gibi giyinen esnaf gördün mü? Yalnızca aptallar modayı takip eder. Diğerleri de bu aptal kitlelerin sırtından geçinirler. Adam yaptığı işle anılmak istiyorsa neden başkalarının markalarının borsa değerini yükseltsin ki? Ayrıca senin hormonlarını 7 kuşak bozacak kimyasallara sahip on bin dolarlık kıyafetleri ancak sen gibi aptallar giyer. Facebook'un serverlarını da üstüne giyemeyeceğine göre.. Toplumun ortalaması üstünde bir zekaya sahip olmak kibir anlamına gelmez. Yüksek ahlak sahibi kişiler gezegenine bağlıdır ve modayı takip etmezler. Çingenelikle stratejinin farkı var yani. Para bunu değiştiremez.

kopekbaligi-eti

Paraya bu yüzden şeytani gözle bakılır zaten. Ancak paranın enerjik olayı kişinin içindekini büyüteçle dışarı yansıtmasıdır. Bu açıdan para sihirlidir. Baphomet'in de buna benzer çok yanlış bilinen efsaneleri vardır ancak Baphomet de para gibi bir enerji varlığıdır. Mason ilan edilmemek için anlatmakla uğraşamıycam şimdi. Kısaca yarın kaldırım taşı evrendeki en değerli madde olsa insan yine içindekini onu bahane ederek ortaya çıkaracak bir neden bulur kendine. Sonunda taşlar ve taş zenginleri genellenerek suçlanır.

kopekbaligi-eti

En ufak para size geldiği zaman yanında gizli bir anlaşma getirir; 'gerçekten zengin olmak istiyor musun?' Eğer sadece finansal zenginlik istiyorsanız para size onu getirir ancak bedelini ödetir. Zenginlik ikiz bir kelimedir. Avrupa sanayi devrimiyle birlikte finansal özgürlüğü istedi ancak sonra aydınlanmayı da yaşadı. Yani hem zenginleşti hem zenginleşti. Bugün güçlü olmalarının sebebi bu. Çünkü zenginlik iki ayaklı bir canlıdır. Bir bacağı yorulursa diğeri bedeni taşır. İçlerinde mercedese tav olacak çiğlik kalmayana kadar içsel manada da zenginleştiler. Gerçekten zengin olmak istiyorsanız bulduğunuz her paranın %80'ini içinize %20'sini dışınıza yatırın.

kopekbaligi-eti

Haute couture olayına gelince, bu dikimevleri doğaya çok özen gösteren kişilere aittir. Evrenden aldığını bir şekilde kendisinden çıkmasın diye geri vermek isteyenler bu yerlere diktirirler, zekat gibi düşünün. Fark ettiyseniz zenginlerin varı yoğu aileleri ve henüz doğmamış nesilleridir. Anlayacağınız şekilde gelecek nesillerin zekatını bu gibi yollardan verirler. Ama geri kalan kitle 'bunlar birbirine mesaj veriyor, bunlar aynı tarikattan galiba' diye komplo üretir ve zengin olmaya karşı bir direnç geliştirir. Kalıplaşmış dogmatik inançlarla yönetilenler kitlelerdir, bu insanlarsa evrenin mantığıyla çalışırlar. New age gibi felsefelere karşı yapılan söylemler buralardan çıkıyor çünkü herkesin bilmesini istemiyorlar, mesela KAtolik kilisesinin baskısı gibi... çünkü bu herkesin kolayca uygulayabileceği, her şeye giden kısa fakat en az yürünmüş yoldur.

kopekbaligi-eti

Ha, neden kitlelerin üzerinden geçiniyorlar, bu kötülük değil mi derseniz; evrende buna özgür seçim denir. Herkesin kendine belirlediği bir fiyat veya değer vardır. Yani sen istemezsen ben senin g.tünü mercedesim var diye sevemem(!)

berkay-kucuk

Güzel bir yazı dizisi olmuş. Ben Türkiye'de asgari ücret ile maaşımın yarısını vergi olarak veriyorken, milyar dolarlık şirketlerin vergileri her affa uğradığın da bütün zenginleri diri diri yakıp porsche'larına bindirip denize atmak istiyorum, bizim gibiler için de bir yazı dizin var mı?

kopekbaligi-eti

İçindeki yok etme arzusunun kendini yok etme ve değersizlik hissinden geldiğini görünce kendi yazı dizin başlayacak zaten. Zenginlere vereceğin hiçbir zarar seni zenginlinleştirmeyecek ve başkasını yok etmek seni iyileştirmeyecek. Aksine bu, zenginliğin kötü bir şey olduğu düşüncesini daha da perçinleyecek ve zengin olmaya karşı bir direnç geliştireceksin, yukarıda yazmıştım bunu. Bir yazı dizisi değil ama bir alıştırma/meditasyon verebilirim; kafanın içinde tarafsız ve kuralsız bir alan aç ve karanlıkta yatarken fırsatın ve tüm imkanların olsaydı kimi nasıl yok etmek istediğini detayları ile uzun bir film gibi düşün ve tüm hisleri en organik şekillerde hisset. Her şeyi anlayacaksın. Alışkanlığa dönüştürme, kısa bir itiraf gecesi olarak kalsın. Gerçekleri görebilirsen kendine daha fazla saygı duymaya başlayacaksın. Çünkü yapabileceklerinin sınırının olmadığını kendi iç göründe göreceksin.

kopekbaligi-eti

Eğer belki şanslıysan aynı enerjiyi yok etmek yerine yaratmak için kullanmak üzere kendin için harekete geçeceksin.

xvala

Yazdıklarına bakınca harbi iyi saçmalamışsın, bu kafaya nasıl ulaştın acaba, The Secret kitabını çok okudun zaar :D

kopekbaligi-eti

Secret nedir bilmiyorum. Kafaya nasıl ulaşılır kenar mahalle müptezeli olmadığım için onu da bilmiyorum maalesef. O yüzden bilmediğim şeyler için yorum yapamayacağım. Ancak yazdıklarımın sende güçlü duygular uyandırdığı belli. Zaman ayırıp sonuna kadar okuduğun için teşekkürler.

berkay-kucuk

Ben bunun "kendimi yok etme arzusu'ndan" ziyade Themis'in zenginleri görmediği için kızıyorum. He dersen ki kendini yok etme arzun yok mu? Yok. Kendimi pek sevmem lakin insanın en temel içgüdüsü hayatta kalmak dolayısıyla birinin kendisini yok etme arzusuna kapılması için, bundan başka çıkarının kalmaması gerektiğini veya psikolojik sorunları olduğunu düşünüyorum ayrıca zenginliğin kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum, zenginlerin adaletin terazisini satın alabildikleri için şahıslarından nefret ediyorum. Zenginlere zarar vermenin beni iyileştirmeyeceğini söylemişsin lakin zamanında "bu milletin amına koyacağız" diyen zengin şahsı bir odaya kapatıp işkence edip iyileştirmek isterdim ta ki o kişi artık intihar edebilecek kadar çaresiz kalıncaya kadar. Tavsiyene gelirsek, zaten ben bunu yapmadan uyuyamıyorum.

berkay-kucuk

Benim nefretim zenginliğe değil, zenginlere. Zenginlik/fakirlik bizim evrimimiz de büyük yer tutuyor, bugün eline 100.000.000 dolarlık çek verilse benim gibi kaç kişi o çeki red edebilir ki? Gücü reddetmek çok güçlü insanların yapabileceği bir şey, adeta binlerce yıllık insan evrimine siktir çekmek, gerçi bu paragrafı neden yazdım onu da bilmiyorum. velhasıl kelam, son 2 cümlene gelirsek diyeceğim şudur; Ben gerçekleri gördükçe kendimden daha fazla nefret ediyorum, başkalarından nefret etmek, kendinden nefret etmekten daha kolay, ayrıca gerçek dediğimiz nedir ki? Tarihi bile kazananlar yazıyor iken...

kopekbaligi-eti

Söylediklerini anladım ve yine de kendi pozitif açımdan görüyorum. Ancak belli ki söylediğin şeyler kalıplaşmış bir hayat dersinin yansımaları. Ne söylersem söyleyeyim tersine çeviremem. Daha doğrusu başkasının hayat dersine karışmaktan her zaman kaçınırım. Dilerim başarılı şekilde çıkarsın içinden. Sevgiler.

baris-cakici1

Her geçen gün iğrenç ortadoğu toplumunda doğduğum için lanet ediyorum

Görüş Bildir