Türkiye Bu Tadı Seviyor

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Türkiye Bu Tadı Seviyor

Türkiye Bu Tadı Seviyor

Bir takımın değil Türk futbolunun efsane ismi Yılmaz Vural spor yaşamını ve önümüzdeki sezon planlarını GQ'ya anlattı. Röportaj: Ebru Çapa Fotoğraf: Begüm Özpınar

İşbu metin, bir yol hikayesi. Birazı bizim Elazığ’a yaptığımız yol, birazı Elazığ’da gerçekleştirdiğimiz röportajın birkaç gün sonrasında Sanica Boru Elazığspor’dan ayrılan Yılmaz Vural’ın İstanbul’a dönüşünde yaptığı yol ve en çok da Vural’ın 60 yıllık ömrünün 34 yılını kaplayan futbol hayatı boyunca kat ettiği o uzun yol.

15 Mayıs, 06:35 Elazığ uçağı kalabalık. Bir sakinleştirici için ruhumu şeytana satabilirim. Üstümüze başımıza bir parça Yılmaz Vural kaderi bulaştığından şüpheliyim. Geçen hafta röportaj için randevulaşırken Yılmaz Vural’ın telefonda söyledikleri çınlıyor kulağımda. Dedesinin ona Yılmaz ismini koyarken, sırtına ne mene bir yük yüklemiş olduğundan bahsetmişti gülerek. İnsanlar isimlerini kader gibi taşırmış. Hayatta onun payına da yılmamak düşmüş. Hiçbir işi kolay olmazmış ama o isteği gerçekleşene kadar yine de yılmazmış. Fakat Allah beni inandırsın, hakikaten hiçbir işi öyle hemencecik, kolaycacık olmazmış.

Bizim ahvalimiz de şöyle: Son beş yıldır fena halde uçuş korkusu yaşayan biri olarak, sabah uçağını kaçırmayayım diye uyumadım. Gül gibi bahar gecesinin ortasında, bir anda akıllara ziyan bir fırtına patladı. Üstüne bir de saat 03.00’te THY grevi başladı. Atatürk Havalimanı’nın girişine 500 kişilik Çevik Kuvvet yığıldığına dair haberleri okuya okuya, uçaktaki personelin nasıl bir haleti ruhiye içinde olduğuna dair endişelene endişelene, gergef gibi havaalanına ulaştım.

Uçakta tabii ki uyuyamadım; yanımdaki dehşet sıkıcı iki yuppie’nin şirket dedikodularını dinleye dinleye Elazığ’a vasıl olduk. Hava buzzz.

Begüm’le şehir merkezine ulaştık. Vural’a geldiğimizi bildiren bir SMS attım. Cevap yok. Bir saat kadar, uyuyordur diye bekledikten sonra aramaya başladım. Ve nihayet 15.00’e doğru ondan ses çıkana kadar, bilmem kez kaç telefon edip bilmem kaç SMS atarak, şehri bir baştan bir başa yürüyüp bir yerlerde pinekleyip bekledik. Sonunda telefonu açtı. Malatya’daymış, iyi mi! Bir üniversite seminerine gitmiş. “Sıkıntı yok Ebrucum” tonunda, tesise gidip beklememizi söyledi; öyle yaptık. Vardığımızda bizi, Vural’ın bizden az önce geldiği fakat imza töreni için tekrar ayrıldığı konusunda bilgilendirdiler.

Malum, 8’inci haftaya 3 puanla girerek ligden düşme paniğine kapılan Elazığspor’un, can simidi hesabına Vural’ın getirilişini müteakip elde ettiği başarı (Bizim röportajı yaptığımız günün ertesi hafta Sanica Boru Elazığspor, ligi 43 puanla 13’üncü olarak kapattı) şehri mutluluğa gark etmiş, Yılmaz Vural’ı kahraman pozisyonuna konuşlandırmış vaziyette. Üç günlük imza etkinlikleri düzenlenmiş, Vural halkla kucaklaşıyor.

Onu beklerken 16.00’da antrenman olduğu haberini almamız hoş oldu. Akşam uçağıyla da döneceğiz, nasıl olacak da olacak şeklinde bir kaşıntı tuttu. Bu arada Yılmaz Vural, gayet gamsız bir üslupla, hallolur makamından çalıyor. Bilin bakalım? Halloldu.

Önden fotoğraflar çekildi. Vural, 16.00’da antrenmana girdi. Birebir konuşurken kedi gibi gülümseyip adeta fısıldayan adamın maç esnasında saha kenarında nasıl bambaşka bir “şey”e dönüşebildiğine bizzat tanık olduk. Ki söz konusu bir antrenman maçı olduğu için nispeten sakindi. Buna rağmen anlatılmaz yaşanır diyorum, başka da bir şey demiyorum. Övgüsünde de, yergisinde de kor gibi ateşli, şık bir hamle karşısında “Mamma mia!” diye bağırarak sevinçle zıplayan, 60’lık bir delikanlı.

Antrenman sonrası kollarından çekiştiren insanlarla uzun konuşmalar yaptı (Ahtapot olsa işi kolaylaşacak, beher kolunda dörder kişi!), bana bir buçuk saatlik röportaj verdi, bize kısa bir toplantıya gireceğini söyleyip “Azıcık bekleyin, çıkışta yemek yeriz” dedi ve önce futbolcularla, sonra yönetimle toplantıya girdi. Ayrıldığımızda hâlâ toplantıların birindeydi. Bizi tüm itirazlarımıza rağmen, havaalanına bırakması için yardımcısı İlhan Var’a teslim etti. 22.00’ye doğru telefonla arayarak havaalanına rahat varıp varmadığımızı sorup, uğurlayamadığı için özür diledi.

Bu arada girmiş olduğu da, gelecek sezon kalacak mı gidecek mi kararını belirleyecek olan kader toplantısı! Nasıl geçtiğini sordum, henüz bir şey belli değilmiş. Ki bu konuya bilahare döneceğiz.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AntrenmanElazığsporFırtınaİstanbulMalatyaTürk Hava Yollarıfutbol
Görüş Bildir