Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Tunç Akkoç Yazio: Pandemide Çıraklıktan Ustalığa Hakikat Yolculuğu…

11PAYLAŞIM
Yazio Banner

2019’un Aralık ayında Wuhan’dan yayılmaya başlayan virüs hayatımıza damga vurdu ve hızla sağlığımızı tehdit eden pandemiye döndü. Zaman hızla akıp geçti, geçmeye de devam ediyor. Dile kolay iki yıldır her gün vaka tablolarını inceliyoruz.

Çok şey öğrendik ama hala usta olduk mu, işte o soru işareti.

Hadi birlikte bakalım; hala çırak mıyız yoksa ustalaştık mı?

Pandemide Çıraklık…

Tüm dünya bir anda yeni tip korona virüs ile mücadeleye başladı.  Uzun süre virüsü çözmeye ve anlamaya çalıştık. Bu dönem bizim için çıraklık dönemi oldu.

Virüsün bilimsel olarak tanımlanması, genetik yapısının ortaya çıkartılması, virüsün bulaşma yolları, bıraktığı hasarlar, tedavi yaklaşımları ve korunma yollarını öğrenmek bu sürecin içinde yer aldı.

Hayatta hiçbir şeyin çırağı olmadan ustası olunmuyor tabi. Olanlar da tekrar başa dönüyor.

Hesapta olmayan, alışık olmadığımız bir yaşam tarzına ister istemez girdik. Ülkelerin sağlık sistemleri zorlandı. Yeni sürece alışmak için zorla da olsa disipline olduk. Her gün vaka tabloların inceledik. Yorumlar yaptık. “Maske-Mesafe-Temizlik” üçlüsünü dilimize pelesenk ettik, dolaştık. Hayatımızın geri kalanı için önemli kararlar aldık.

Süreçte ülkeler kendi sağlık sistemleri üzerinden pandemi ile başa çıkmaya çalıştı, bilim insanları televizyon programlarında ellerinden geldiği kadar bilgi vermeye çalıştı. Sağlık çalışanlarının üzerine büyük yükler bindi. Riskler alındı. Her cephede bir savaş gibiydi. Ülkenin çoğu eve kapandı ve beklemeye başladık. Bilinmedik sorulara bilinmedik cevaplar aldık.

Global ekonomide ciddi sorunlar yaşadık. Sosyal devlet politikaları sorgulandı. Kimi sektör aldı başını gitti ama birçok sektör kepenk indirme durumuna geldi.

65 yaş üstü büyüklerimizi ve 18 yaş altı kardeşlerimizi eve kapattık. Vaka ve kayıp sayılarımız artmaya devam etti. Kimi ülkeler (İngiltere gibi) sürü bağışıklığının peşine gitti. Ama bir sonraki basamakta işe yaramadığını gördü.

İşin ilginci virüsü yok sayan insanlarla da karşılaştık. Hastalığın bir komplo teorisi olduğunu ileri süren videolar izledik.

Kafalar karıştı ve sonra çıraklıktan kalfalığa doğru hakikat yolculuğuna çıktık.

Pandemide Kalfalık…

Bu dönemin bizim için önemi büyüktü. Virüs hakkında her türlü tanımlama yapıldı ve aşı çalışmaları hızla başladı. İlk faz çalışmaları gönüllüler üzerinde yapıldı. Hızla bazı aşılar acil kullanım onayı aldı.

Önceki bir yazımda söylediğim gibi dünya açık bir laboratuvara döndü.

Korunma ve koruma politikaları genişledi. Çıraklık döneminde sıkılaşan önlemler zamanla, özellikle ekonomik sebeplerden dolayı gevşetildi. Hasta-vaka sayıları açıklama politikası zihin bulandırdı. Açıklamalar tekrar vaka sayılarına dönünce şaştık kaldık. Tekrar önlemler arttı. Tabi bu dönemde bir yaz dönemini geçirdik.

Oysa biz her şey bitiyor sanmıştık.

Bu süreçte tüm bilim insanları bu pandemiden tek kurtuluş yolunun toplumsal bağışıklıkla olacağını üzerine basa basa söylediler. Bunun da toplumun %60-65’ini aşılamayla başarabileceğimizi yoksa daha büyük sorunlar ile karşılaşacağımızı belirttiler.

Bu arada virüs kendini aştı. Mutasyondan mutasyona koştu. Hindistan per perişan oldu. Hepsini izledik…

Hatırlayın lütfen, ikinci kapanmayı neden yaşadık. Evde oturmak için değil, aşılanmanın hızlanması ve toplumsal bağışıklığı arttırmak içindi aslında her şey. Bana göre biz bu süreci iyi değerlendiremedik. Bunu ben hem bir bilim insanı hem de sade bir vatandaş olarak söylüyorum. Tabi ki burada bir suçlu aramıyorum. Ama Keşke’lerim var.

Keşke.. Daha fazla aşıyı ülkemize soksaydık.

Keşke…Yerli aşılarımız daha hızla sisteme girseydi

Keşke…Daha kapsamlı kapansaydık.

Keşke…Daha çok canımızın hayatını kurtarsaydık…

Keşkelerle geçti kalfalık dönemi…

Peki şimdi usta olduk mu?

Pandemide Ustalık Dönemi…

Bu dönemi aşılamanın yoğun olarak yapıldığı dönem olarak anmak istiyorum.

Ülkemize ciddi sayıda doz geldi. Güncel olarak milyon doz günlük yapılmaya başlandı. Aşılama yaşı hızla düştü. Bunların hepsi sevindirici.

Tabi bu süreçte yeni sorularla karşılaştık.

Çin aşısı mı Alman aşısı mı…

Bana bununla ilgili çok soru geldi ve gelmeye devam ediyor. Yıllardır immünoloji ile çalıştığım ve uzmanlık alanım olduğu için çok normal. Benim cevabın ise tek. Hangisini bulursanız öncelikli olarak olun. Zamanla yeni aşılama politikaları geliştirilecek. Belki bu aşılamalar rutine girecek. Hepsini zaman içinde göreceğiz.

Hep söylediğim gibi dinamik bir süreçteyiz…

Şimdi yaz geldi. Tatiller başlıyor. Hepimiz çok sıkıldık.

Aman aşı olmadan bağışıklık gelişmeden tatile çıkmayalım. Emin olun tekrar sar başa yaparız. Vaka sayılarının çok düşmesini beklemek de yanlış. Tabi ki virüs ile karışılacağız. Ancak hastalığı ağır atlatmayacağız ve bu kadar çok bulaştırmayacağız.

Yeni varyantlar çıkacak mı göreceğiz. Ama öncelikle tüm varyantlar etki eden aşılarımızı olalım.

Bu kadar sistemli giden bilimsel yaklaşımda bir de aşı karşıtları ortaya çıktı. Aslında tarih sürecince onlar hep vardı.

Muhaliflik her zaman sitemleri güçlendirir ancak bilimsel temele dayanmayan ve doldur boşalt cümlelerle insanları yanlış yönlendiren muhalifler sağlığımızı tehdit boyutuna getirirler.

Aşı karşıtlığını her yönü ile bir sonraki yazımda görüş ve önerilerinize sunacağım.

Sağlıcakla…

Instagram

Linkedln

Twitter

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir