The Tall Man – Sır

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

The Tall Man – Sır

The Tall Man – Sır

Amerikan sinemasının özgün filmlere yöneldiğini görmek herkesi şaşırtabilir. Ancak şaşırmanıza gerek yok doğrusu. Çünkü yönetmeni Fransız Pascal Laugier, kendi ülkesinde yaptığı orijinal işlerle tanınıyor. Tabii bu da yapımcıların iştahlarını kabarttı. Bunun üzerine hemen Laugier ile bağlantıya geçildi.

Özellikle de Martyrs’ın yönetmeni olarak tanınmasında filmin popülerliğinin büyük payı var. Oyuncularını henüz uluslararası starlara dönüştüremese de, yönetmenini bir nevi Hollywood yıldızlarıyla üst ligte oynama fırsatı verdi. Özellikle de korku filmleriyle hayran kitlesi ediniyorsanız. Eninde sonunda Hollywood’a yolunuzun düşeceği aşikardır.

Filmin konusunu kısaca özetleyeyim. Küçük bir kasabada küçük çocuklar kaçırılmaktadır. Görgü tanıklarının çoğu uzun boylu bir adamdan bahseder. Bu yüzden de halk arasında Uzun Boylu Adam yani Tall Man adı verilen kişinin gerçekleştirdiği olaylar neticesinde korku hakimdir. Kasabanın sağlıktan sorumlu kişisi hemşire Julia Denning’in oğlunun kaçırılmasıyla olaylar farklı bir boyut alır. Çünkü kasabanın delisi Trish bu olayların aslında farklı bir gizeme bağlandığını düşünüyordur. Kasabanın hiç konuşmayan sessiz kızı Jenny ise olanları bilir, tanık olur. Fakat herkesin olduğu gibi bu kasabada onun da gizemli bir düşüncesi vardır diye özetlenebilir. Çok ayrıntıya giremedim, çünkü filmin olayı biter yoksa.

Tall Man, konusuyla korku filmini anımsatsa da, aslında kendi içinde sürprizli bir drama denilebilir. Çünkü korku öğeleri dışında kendince mesaj verip bunun dramaya yatkın özelliklerini sürprizi olarak izleyicilere sunuyor. Ne demek istediğimi anlatamadıysam, bunu bir örnekle zenginleştireyim. “The Village – Köy” filmini hatırlarsınız. Film tamamiyle içinde barındırdığı unsurlarıyla bir korku filmi olduğunu gösteriyordu. Ancak filmi sonuna kadar izleyenlerin fark ettiği üzere, film başlı başına bir dramaydı. Hatta bu yüzden de çoğu sinema sever hayal kırıklığına uğradı. Bunun nedenlerinin başında yönetmeninin korku filmleri üretmesi olarak gösterilebilir ama aslında perde arkasında korku filminden çok drama olmasıyla alakalı bir durum olduğu aşikar. Bu filmde de böyle bir ilişki söz konusu olduğunu söyleyebiliriz.

Filmin ilk yarısında resmen korku türüne hizmet eden maskeli bir adamın gerçekleştirdiği eylemleri görürken, klişelerden klişe beğenen bir senaryonun içinde olduğumuzu hissediyoruz. Ancak ne hikmetse senarist kendinde ben aslında bu hikayeyi anlatmıyorum der gibi, 360 derece konuyu değiştirerek, aslında bu filmi izleyiş amacımız olan korku filmi izliyorum zihniyetini değiştirerek, seyirciyi aptal yerine koymaya çalışıyor. Tabii bu akıllı adamımızın tek sorunu bu uygulamayı yaparken son derece zorlama bir iş gerçekleştirdiğini fark edemeyişi olduğu söylenebilir.

Nitekim hikaye son beş dakikasında o kadar hızlı ve zorlama bir son hazırlıyor ki, Jessica Biel’in harika portresini unutuyorsunuz. Çünkü kafanız karışıp aptala dönüyorsunuz. Ağzınızdan tek bir cümle çıkıyor: “Bu muydu?”.. Evet bu cümle çıkıyor. Çünkü filmi izledikten sonra vakit kaybı yaşadığınız gerçeği beyninize hakim olan sonuç oluyor.

Tamam farklılık adına çok kasılmış ve filmin beğenenleri de çıkacaktır. Ama bana sorarsanız, film sınıfta kalıyor. 106 dakikanın 80′inde farklı, 17′sinde farklı ve 4-5 dakikasında farklı işlere göz kırpmaya çalışmak, aynı yapbozun içindeki renklerin arasında kaybolmanızı sağlıyor. Hayır, böyle filmler yaparak zamanınızı siz kendiniz harcamış oluyorsunuz ama benim üzüldüğüm kısım, bunca oyuncu performansının heba edilmesi oluyor.

Sonuç olarak korku filmi kalbi altında izleyenler hayal kırıklığına, drama kalıbı altında izleyenler de daha çok korku filmi izlemiş gibi olacak. Kimseye yaranamayan bu filmi tavsiye etmiyorum. Sırf meraktan izlemek isteyenlere tavsiye edilir. Yoksa başka örneklere yönelin derim.

Haktan Kaan İçel

Benzer Yazılar:

Dead Man’s Shoes (2004)

Cosmopolis

Boy Wonder (2010)

The Woman in Black – Siyahlı Kadın

The Thing (2011)

Kill List (2011)

Yazar HKİManşet, Sinebakış.

Bu yazıya yazılan yazıları RSS üzerinden takip edebilirsiniz RSS 2.0.

Yorum yazabilir veya geri izlemede bulunabilirsiniz.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Sinema
Görüş Bildir