Syriza Sözlerini Tutabilecek mi?

-

Yunanistan'da seçimin galibi Syriza, yakın zamana kadar Euro’dan ve NATO’dan çıkmaktan söz ediyordu. Ancak seçim yaklaştıkça bu fikirlerinden geri adım attı. Syriza’nın önceliği AB ile mali yardım pazarlığı yapmak. Türkiye ile ilişkilerde de yeni önerilerde bulunmuyor.

Yalnızca Yunanistan’ı değil, Avrupa Birliği’ndeki anlayışı da değiştirerek, AB vatandaşlarının tercihlerinin daha fazla dikkate alındığı yeni bir Avrupa sözü veren radikal sol Syriza, 25 Ocak Pazar günü yapılan seçimlerden beklendiği gibi birinci parti olarak çıktı.

Syriza, oyların yüzde 99'unun sayıldığı durumda, 300 sandalyenin 149'unu kazanmış görünüyor. Yani tek başına iktidar için gereken 151 milletvekilinden iki eksik. Son oylar da sonucu değiştirmesze, olası koalisyon ortağı, Syriza’nın seçmenlere verdiği sözleri ne kadar tutacağını da belirleyecek.

Ayrıca Syriza, eğer tek başına iktidar olamazsa, hükümet kurmak için zamana karşı da yarışmak zorunda. Çünkü yasalar gereği, koalisyon hükümeti kurabilmesi için yalnızca üç günü var.

Syriza’nın 40 yaşındaki Başkanı Alixis Tsipras, oyunu kullanırken, gazeteciler fotoğraf çekebilmek için biraz beklemesini istemişti. Her dört Yunanistan vatandaşından birinin işsiz olduğu ülkede, orta sınıfların da desteğini almayan başaran Tsipras da bunun üzerine, “Sonsuz bir sabrım vardır. Beş sene bugün için bekledik, beş dakika daha bekleyebilirim” diye yanıt verdi ve devam etti:

"Bugün çok iyimserim. Yunanistan halkı tarih yazacak ve demokrasiye geri dönüleceği, toplumun birliğinin ve onurun geri kazanılacağına ilişkin kuvvetli bir mesaj verecek. Geleceğimizin kemer sıkma politikalarda değil ortak Avrupa’da olduğunun mesajını verecek. Bu bizim demokrasimizin, dayanışmamızın ve işbirliğimizin geleceği. Sol için zaman geldi.”

Tsipras’ın seçim zaferi konuşması

Tsipras, Pazar günü yaptığı seçim zaferi konuşmasında da, kutlamalar yapacaklarını ama Pazartesi gününden itibaren sıkı bir bir biçimde çalışmaya başlayacaklarını söyledi. Syriza lideri, seçim zaferlerinin Avrupa’da kemer sıkma politikalarıyla mücadele eden diğer halklar için de zafer olduğunu vurguladı ve Avrupa ile adelet temelinde yeniden müzakereler yapacaklarını söyledi.

İşi o kadar kolay olmayabilir

Ancak Syriza’nın işi hiç de kolay olmayabilir. Bir yandan seçim vaatlerini yerini getirip, bir yandan da Syriza’nın olası iktidardan rahatsız duyacaklarını, seçim kampanyaları sırasında hiç de gizlemeyen AB ve uluslararası finans kurumlarıyla, ülkesinin geleceği konusunda sıkı pazarlıklar yapmak zorunda kalacak.

AB’den ve uluslararası kuruluşlardan 317 milyar Euro borç alan Yunanistan’ın yapısal ekonomik reformlar yapmasını ve kemer sıkma politikasına devam etmesini öngören ekonomik uyum programı Şubat sonunda bitecek. Ülke için 7,2 milyar euroluk yeni bir mali yardıma ihtiyacı var. Syriza hükümeti bu yeni mali yardım için AB, AB Merkez Bankası ve IMF ile pazarlık yaparken epey zorlanacağa benziyor.

Nitekim sandık çıkış anketlerinin ilk sonuçları gelir gelmez bu zorlu pazarlıkların da ilk sinyali geldi. Alman Merkez Bankası Bundesbank Başkanı Bundesbank Jens Weidmann “yeni hükümetten, gelinen noktanın ve şimdiye kadar başarılanların sorgulanmamasını umuyoruz” dedi ve Yunanistan'ın mali yardım desteğine ihtiyacı olduğunu belirterek yeni hükümetin tutamayacağı sözler vermemesini umduklarını söyledi.

Syriza’nın seçim vaatleri arasında büyük özelleştirmelerden geri dönülmesi; neo-liberal ekonomik uygulamalara son verilmesi, kamu harcamalarının arttırılması; emekli maaşlarının kesintilerden önceki haline döndürülmesi; toplumun en yoksul kesimlerine bedava elektrik, ısınma ve ulaşım; gelir durumuna göre kira yardımı; vatandaşların bankalara ödeyemediği borçların yeniden yapılandırılması vardı.

Syriza örneği Avrupa’daki diğer ülkeleri de etkileyebilir

Syriza, Yunanistan borçlarının bir kısmının silinmesi için müzakerelerde bulunma vaadinde bulunmuştu. Oysa Yunanistan’a borç verenler bu ihtimale hiç sıcak bakmıyor. Bu yalnızca, AB vatandaşlarına yeni yükler getireceği gerekçesiyle değil, mali yardım programı altındaki İrlanda ve Portekiz’in de kendi borçlarının bir kısmının silinmesini isteyebileceği için AB çevrelerini endişelendiriyor.

Syriza’nın seçimlerdeki başarısının diğer AB ülkelerindeki sol ve radikal sol partiler için de itici güç olabilmesi gündemde. Özellikle İspanya’da kemer sıkma politikalarına karşı olan ve gittikçe güç kazanan Podemos Partisi’nin Yunan seçimlerinde solun kazandığı başarıyı bu senenin sonunda İspanya’da yapılacak seçimlerde tekrarlaması mümkün.

Euro bölgesi sorgulanabilir

Syriza hükümeti, Euro Bölgesi’nin varlığının ve yapısının daha fazla sorgulanmasına da yol açabilir. Syriza, 2004’de kurulduktan sonra Yunanistan’ın Euro bölgesinde olmasına karşı olduğunu vurguluyordu ancak zaman içinde bundan geri adım attı. Syriza’nın Başkanı Tsipras açık bir biçimde Yunanistan’ın Euro bölgesinden çıkmasını savunmadığını söyledi. Yunanistan halkının büyük bir çoğunluğu da buna karşı.

Syriza, Yunanistan’ın Euro’dan çıkışının bütün Avrupa Bölgesini etkileyeceğini, diğer AB ülkelerinin de bunu istemedikleri için, yeni Yunanistan hükümetiyle pazarlık yaparken, bazı kolaylıklar sağlayabileceğini düşünüyor ancak bunun ne kadar gerçekçi olduğu önümüzdeki günlerde belli olacak.

Eğer, Syriza’nın bu planı işe yaramazsa ya da Syriza planladığı gibi, uyum programını müzakere etmek için gerekli zamanı kazanamazsa, Yunanistan’ın likidite sıkıntısı yaşaması ve Euro bölgesinden çıkarak kendi parasını basması da düşük bir ihtimal olarak görülse de gündeme gelebilir.

Türkiye ile ilişkilerde yeni bir şey yok

Syriza, Yunanistan ve Avrupa’da, ‘protest parti’ olarak tanımlansa da, Türkiye ile ilişkilerde mevcut Yunan partilerden daha farklı bir şey söylemiyor. İkili ilişkiler de ve Kıbrıs sorunun çözümünde karşılıklı egemenlik haklarına saygı ve uluslararası anlaşmalara bağlılığa vurgu yapıyor.

Syriza 2013’de yaptığı kongresinin sonuç bildirgesinde yaşlanan ve gittikçe daha az refah üreten Avrupa’nın, Çin, Rusya, ABD ve Türkiye gibi güçler arasında kaldığını öne sürmüş ve neo-liberal politika uygulamaya devam ettikçe, kendisini yok etmeye biraz daha yaklaştığını söylemişti. Aynı belgede Türkiye ile ilişkileri tanımlarken, Türk dış politikasının ve “agresif diplomasisinin” zaman zaman dostluk beyanlarıyla çeliştiğini öne sürmüştü ancak Türk ve Yunan halklarının birbirlerine karşı olacak farklılıkta olmadığını da vurgulamıştı. Belgede “İyi komşuluk ilişkileri, barış, dostluk, egemenlik haklarına karşılıklı saygı, BM kararları ve uluslararası hukuk temelinde güçlendirilmelidir” görüşüne de yer vermişti.

Syriza’nın dış politika konusundaki sözcülerinden milletvekili Nandia Valavani, Epikaria haftalık dergisine 22 Ocak 2015’de verdiği söyleşide benzer görüşleri dile getirdi. Türk-Yunan işbirliğine özellikle ekonomik, kültür, turizm, ulaşım, enerji ve çevre konularında özel önem atfettiklerini bu ilişkilerin geliştirilmesi için çalışacaklarını belirtti ancak bunun yalnızca egemenlik haklarına karşılıklı saygı çerçevesinde yapılacağını vurguladı.

Valavani, Yunan hava sahasının Türkiye tarafından daha sık ihlal edildiğini de öne sürmüş bu ve benzeri sorunların aşılması için aktif bir biçimde diplomatik kanalları kullanacaklarını ifade etti. Aynı söyleşide Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tek taraflı ilan ettiği münhasır ekonomik bölgede doğalgaz arama hakkının da olduğunu söylemiş, enerji satrancında Yunanistan’ın uluslararası oyuncuların piyonu olmasına izin vermeyeceklerini de eklemişti.

Syriza lideri Tsipras, seçimlerden önce yaptığı bir açıklamada ilk yurtdışı gezisini de Güney Kıbrıs’a yapacağını ilan etti.

NATO ve İsrail ile askeri ilişkilere de karşıydı

Syriza, 2013’deki parti kongresi sonuç bildirgesinde NATO’ya ve İsrail ile ilişkilere de karşı olduğu notunu düşmüştü. Yunanistan’ı, Avrupa, Balkan ve Ortadoğu ülkesi olarak tanımlayan Syriza, temel dış politika ilkelerini de şöyle açıklamıştı:

“Kıbrıs sorununun ilgili BM kararları ve uluslararası anlaşmalar çerçevesinde çözümü, NATO’dan çekilme, ülkedeki bütün yabancı askeri üslerin kapatılması, Yunanistan’ın Ortadoğu çatışmalarına neden olabileceği için İsrail ile bütün askeri işbirliğine son verilmesi, Yunanistan sınırları dışında kalan bütün savaş bölgelerinden Yunan askerlerinin olmaması ilkesi.”

Aynı bildirgede Syriza, barış ve nükleer silahsızlanmanın da öncelikleri arasında olduğunu bu iki konuyu da demokrasi mücadelesinin bir parçası olarak gördüğünü vurgulamıştı.

Ancak seçimlerin yapılmasına az bir zaman kala 14 Ocak 2015’de twitter üzerinden dış politikaya ilişkin soruları yanıtlayan Syriza lideri Tsipras, bu konuda da geri adım atmış, Yunanistan’ın NATO içindeki rolünü desteklediklerini ancak NATO karşısında boyun bükmeyeceklerini ve uluslararası meşruluk ilkesi çerçevesinde harekete edeceklerini söyledi. Tsipras, Avrupa ve Arap ülkeleri arasında da barış köprüsü olmak istediklerini ve Filistin’i destekleyeceklerini de vurguladı.

Koalisyon ortağına ihtiyacı olacak mı?

Syriza’nın başkanı Tsipras seçim kampanyaları sırasında, kiminle koalisyona gideceği konusunda açıklama yapmaktan çekinmişti. Ancak seçmenleri, kemer sıkma politikalarına devam edeceğini açıklayan partilerle de ülkenin içinde bulunduğu durumdan sorumlu tuttuğu partilerle de Syriza’nın koalisyon kurmasına karşı.

Syriza, tek başına iktidar olamazsa, olası koalisyon ortaklarından biri, çıkış anketlerine göre yüzde 3,5 ile 4,5 oranında oy alması beklenen sağcı ANEL. İktidardaki Yeni Demokrasi Partisi'nden ayrılan bir grup milletvekilinin kurduğu bu parti de kemer sıkma politikalarına karşı. Ama bununla birlikte kiliseye olan yakınlığı, yasadışı göçmenlerle mücadele konusunda daha kararlı bir tutum takınılmasını istemesi nedeniyle Syriza ile koalisyon kurmasını güçleştirebilir.

ANEL seçim kampanyaları sırasında yaptığı reklamda, kendi lideri Panosu Kammenos’u adı tıpkı Syriza lideri gibi Alexis olan bir çocuğunun oyuncak treninin yoldan çıkmasına engel olurken gösteriyor ve reklam Kammenos’un, “Biz ülkenin güvenlik vanası olacağız” demesiyle son buluyordu.

Seçimlerden 3. Parti olarak çıkmaya aday ve sandık başı anketlerine göre yüzde 6,4 ile 8 arasında oy alması beklenen Potami, Syriza’nın olası koalisyon ortaklarından biri. Geçen sene kurulan Potami, yani Nehir Partisi. Avrupa yanlısı. Syriza’nın aksine kemer sıkma politikalarına devam edilmesini isteyen ve merkez sol politikalar öneren Potami görüşlerinden dolayı değil, eski bir TV gazetecisi olan lideri Stavros Theodorakis in popülerliği nedeniyle tanınıyor.

Ayşe Karabat | Al Jazeera

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriAvrupa BirliğiBirleşmiş MilletlerÇinFilistinIMFİrlandaİspanyaİsrailMerkez BankasıNATOPortekizRusyaSavaşTwitterYunanistan
Görüş Bildir