Kesab'da Ne Yaşandı?

 > -
Kesab'da Ne Yaşandı?

Türkiye'nin de sınırının bulunduğu Suriye'nin Keseb kasabasında, geçen cuma Suriye Ordusu ile muhalifler arasındaki çatışmalar şiddetlendi.

Ermenilerin ağırlıklı olarak yaşadığı Keseb, geçen haftasonu muhalifler tarafından ele geçirildi.

CivilNet.am internet televizyonu, kasaba halkının Lazkiye'ye göç etmeye başladığı haberini geçti.

23 Mart Pazar günü ise Türkiye, sınır ihlali yaptığı gerekçesiyle Suriye'ye ait MIG savaş uçağını düşürdü. Hatay Valisi Celalettin Lekesiz, uçağın Keseb kasabasının batısına düştüğünü belirtti.

Suriyeli yetkililer, Keseb'in muhalifler tarafından ele geçirilmesine Türkiye'nin destek sağladığını iddia ettiler.

Suriye Enformasyon Bakanı Ümran el-Zubi, Suriye devlet kanalına verdiği röportajda, Başbakan Erdoğan'ın sürekli olarak desteklediği muhaliflerin Keseb'i işgal ettiğini söyledi.

Suriye Dışişleri Bakanı ise Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'ne ve Güvenlik Konseyi'ne bir mektup yazarak, Keseb'e saldırıyı gerçekleştirenlere yardım eden Türkiye hükümetine karşı gerekli işlemlerin yapılması gerektiğini söyledi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı bir yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye'nin Keseb'i işgal eden muhaliflere yardım ettiği iddiasının mesnetsiz ve gerçek dışı olduğu belirtildi ve Kesebli Ermenilerin Türkiye'ye gelebilecekleri çağrısı yapıldı.

Yaşananlar üzerine birbiriyle çelişen birçok bilgi ve açıklama paylaşıldı. Ermenistan internet televizyonu CivilNet.am muhabiri Harut Ekmanian ve ABD'li Profesör Keith David Watenpaugh ile görüştük, onlara Keseb kasabasında neler yaşandığını sorduk.

Gazeteci Harout Ekmanian, Keseb'in bir senedir kuşatma altında olduğunu ve 21 Mart'ta muhaliflerin kasabayı ele geçirdiğini söylüyor.

Gazeteci Ekmanian'a göre muhalifler kasabaya birçok yerden giriş yapmış ve bu yerlerin arasında Türkiye sınırı da bulunuyor. Türkiye-Keseb sınırının yaklaşık bir yıldır güvenlik gerekçesiyle kapalı olduğu bildiriliyor.

Şu an Beyrut'ta bulunan ve Suriye Ermenileri üzerine çalışma yürüten, ABD Kaliforniya Üniversitesi öğretim görevlisi Profesör Keith David Watenpaugh da Ekmanian'ın iddialarını doğruluyor:

"Keseb'e giren Suriyeli olmayan cihatçı militanlar ve Suriyeli muhaliflerin Hatay'dan giriş yaptığı açık. Gizli de olsa burada Türkiye hükümetinin bir desteği var. Düşürülen Suriye uçağı da, Türkiye ordusunun desteğine dair bir kanıt oluşturabilir."

Çoğu Ermeni olan kasaba halkının pijamalarla kaçtığı haberlerini doğrulayan Ekmanian, saldırı sonrasını şöyle anlatıyor: "Güneş batarken kasabada neredeyse kimse kalmamış. Herkes 65 kilometre ötedeki Lazkiye'ye kaçmış. Pek çok insan pijamasıyla kaçmak zorunda kalmış çünkü hiç kimse Türkiye sınırından bir hareketlenme olacağını düşünmemişti."

Ekmanian, yaklaşık 600 ailenin kaçtığını ve çoğunun Lazkiye'ye sığındığını söylüyor. Herhangi bir can kaybı veya yaralanma olmaksızın Lazkiye'ye ulaşan ailelerin kiliselere ve Ermeni ailelerin yanına yerleştirildiğini sözlerine ekliyor.

İçlerinden biriyle görüşmek istediğimi ilettiğimde ise, kimliklerini açıklamadan dahi konuşmak istemediklerini söylüyor.

Keseb'i ele geçiren militanların hangi örgüte bağlı olduğu ise ayrı bir tartışma konusu.

Bazı kaynaklar Keseb'i ele geçiren militanların El Nusra gibi El Kaide bağlantılı örgütlere mensup olduklarını söylüyor.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise yaptığı açıklamada Özgür Suriye Ordusu ve Türkmenlerin kasabayı hakimiyet altığına aldığını ifade etti.

Aynı soruyu Ekmanian'a yönelttiğimde, Keseb'in birkaç örgütün denetimi altında olduğunu belirtiyor:

"Keseb'in büyük bir çoğunluğunun El Nusra, Şam el-İslam ve Ansar el-İslam örgütleri tarafından işgal edildiğini, bu örgütlerin resmi sosyal medya hesaplarından öğrendim. El Nusra'nın El Kaide'nin

Suriye ayağı olduğu herkesçe biliniyor. Ayrıca bölgede saldırıya katılan Türkmen örgütleri de olmuş. Zaten Keseb'in etrafındaki yerleşim yerlerinde çoğunlukla Türkmenler yaşıyor ve onlar da Suriye rejimine karşı savaşıyorlar."

Gazeteci, Keseb'ten gelen "Haçları söküyorlar, kiliselere zarar veriyorlar" haberlerini değerlendiremeyeceğini çünkü içeriden bilgi alamadıklarını söylüyor.

ABD'li akademisyen Keith David Watenpaugh ise BBC'ye yaptığı değerlendirmede, Suriye'deki Ermenilerin uzun süredir Türkiye'nin Suriye'ye müdahale ederek, soykırıma devam etmesinden korktuğunu belirtti.

Watenpaugh, Keseb ve Hatay'daki Vakıflıköy'ün Osmanlı İmparatorluğu'ndan bu yana dokunulmamış olan son iki tarım köyü olduğunu söyledi. ABD'li akademisyene göre Ermeniler için Keseb; yalnızca tatillerinde gidilen turistik bir yer değil, aynı zamanda soykırım öncesi Ermenilerin yaşadıkları evlerin görülebildiği kültürel bir miras.

Bu nedenle Suriye Ermenileri arasında korkunun arttığını belirten Watenpaugh, "Evlerine dönememekten ve Orta Doğu'daki Ermeni tarihine son bağlarının da kopmasından endişeleniyorlar" diyor.

Geçen hafta BBC'nin 'Newshour' programına konuşan Keseb'li bir Ermeni, Ekmanian ve Watenpaugh'un söylediklerine paralel bir tablo çizmişti. Keseb'ten ayrılmak zorunda kalan Ermeni çiftçi, yaşadıklarını ı:

"Son üç senedir yerel halktan siviller kasabamızı korumaya çalışıyorlardı. Cuma gecesi sınırdaki Türk askerlerinin çekildiğini görmüşler. ... Sabaha karşı 4.00 gibi Türkiye tarafından silahlı militanları

taşıyan kamyonlar gelmeye başlamış. Biz silah seslerini duyduk. Militanlar, kasabanın yakınındaki Suriye polis kontrol noktalarına sabaha karşı 5.30 civarında saldırdılar."

"Polis kontrol noktalarına havan topları ile saldırdılar. Türkiye sınırını yakın köylerden çok sayıda patlama sesi geldi. O anda militanların kim olduğunu anlayamadık. Sabah 6.30 gibi insanlar ne

olduğunu anlamaya başladı ve kasabanın merkezinden uzaklaştılar."

"Evlerimizi yanımıza hiçbir şey alamadan terk etmek zorunda kaldık. Ben çıkmadan önce üstümü bile değiştiremedim. Sadece birkaç parça kıyafet ve seyahat belgelerimizi alabildik. Motosiklerlerle, arabalarla kasabanın merkezinden uzaklaştık. Bazılarımız doğrudan Lazkiye'ye gitti, bazılarımız ise çatışmanın biteceğini düşünerek etraftaki köylere ilerledi."

"Türkiye sınırından silah sesleri ve roketler geliyordu. Ben çocuklarım, 88 yaşındaki babam ve kanser hastası olan annemle kaçtım. Biz kasabayı ilk terk edenler arasındaydık. Lazkiye'ye giderken çok sıkıntı çekmedik."

"24 saat sonra daha fazla kişi Keseb'ten ayrılıp Lazkiye'ye geldi. Hepimiz Lazkiye'deki Ermeni kilisesinde buluştuk. Lazkiye'deki Ermeniler bizi evlerinde misafir ettiler."

"Sayıları elliyi bulan bazı yaşlı Ermeniler kasabada kaldılar. Kasabadaki komşularımı aradığımda, anadili Arapça olmayan birileri cevap verdi ve bana 'Allahuekber' dedi. Aralarında Tunuslu ve Çeçen militanlar olduğunu da duydum."

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Ahmet DavutoğluAmerika Birleşik DevletleriBaşbakanBirleşmiş MilletlerHatayKanserPolisSavaşSosyal MedyaSuriye
Görüş Bildir