Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Sosyal Sorumluluk Bilincinin Vardığı Yepyeni Bir Düzenin Mükemmel Şifresi: 'Ortak Değer'

-

Son yıllarda şirketler, kurumsal sosyal sorumluluk projelerini ve stratejilerini dönüştürüyor. Başlarda toplum için ‘hayırlı bir şeyler’ yapma güdüsüyle gerçekleştirilen bağışlar, artık daha kurumsal yapıda ve bir strateji ekseninde ele alınmakta. 

Bu dönüşüm sayesinde ‘kurumsal vatandaşlık’ kavramı giderek ön plana çıkarken, sürdürülebilirlik konusu da kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin odak noktasını teşkil ediyor. Peki bu değişim, dönüşüm nasıl gerçekleşmekte, bu anlamda dünyamızda ve Türkiye'de neler oluyor? Bu konuyu sizler için inceledik.

1. Öncelikle kurumsal vatandaşlık kavramı nedir?

Kurumsal vatandaşlık kavramı şirketlerin, tüzel kişiler olarak gerçek kişilermiş gibi topluma karşı bazı sorumluluklar taşıdıkları bilincine dayanan bir kavram. 

Bugün dünyada 8 bini aşkın şirket, ‘kurumsal vatandaşlık’ kriterlerine uymak amacıyla Birleşmiş Milletler’in Küresel İlkeler Sözleşmesini (Global Compact) imzalamış bulunmakta.

2. Bugün dünya ekonomisinin yaklaşık %90’ı özel sektör tarafından yönetiliyor.

Buradan hareketle özel sektörün sürdürülebilir kalkınma yolunda atacağı adımlar da büyük öneme sahip. Birleşmiş Miletler’in 2002 yılında belirlediği Binyıl Kalkınma Hedefleri (Millenium Development Goals, MDGs), geçtiğimiz yıla kadar uygulandı.

3. MDG hedefleri sayesinde, 1990 yılından bu yana dünyadaki 'aşırı yoksulluk' oranı %50'den fazla azaltıldı.

Ve bu ilerleme, gündemin bir numaralı hedefinin ötesine geçilmesini sağladı. Ayrıca yoksulluğun azaltılması, halk sağlığı, okula kayıt, eğitimde cinsiyet eşitliği gibi birçok alanda gerçekten kayda değer ilerlemeler kaydedildi. 

Birçok şirket de kurumsal sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik stratejilerini bu hedefler çerçevesinde şekillendirdi.

4. 2015 Eylül’ünde ise, önümüzdeki 15 yıl boyunca uygulanacak olan 'Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri' açıklandı.

Belirlenen yeni hedefler 2030 yılına kadar her şekilde ve her yerdeki aşırı yoksulluğu sona erdirmek, adaletsizlikleri azaltmak ve çevresel sürdürülebilirliği sağlamak amaçlarına yönelik 17 maddeyi barındırıyor.

BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ni açıklayarak başlattığı bu yeni dönem; şirketlerin başarısının artık sadece ekonomik anlamda değil, içinde bulundukları topluma ve __çevreye sağladıkları faydayla orantılı olacağını ortaya koyuyor.

5. Ve gelelim başlığımıza. Son yeni düzenin şifresi: ‘Ortak Değer’

Harvard Üniversitesi İşletme Bölümü'nde ekonomi ve yönetim bilimleri profesörü, bilim adamı Michael Porter ve aynı kurumda akademisyen olan Mark Kramer, bu durumu daha önceden görerek yeni bir kavramın gelişmesinde öncülük ettiler: 

Toplumsal ihtiyaçlarla iş dünyasının entegre edilmesi anlamına gelen 'Shared Value' (Ortak Değer).

6. İkilinin araştırmalarında yaptığı şu tespit, bugün gelinen noktayı açıkça özetliyor:

“Şirketlerin amacı artık yalnızca kar etmek olarak değil, ortak değer yaratmak olarak yeniden tanımlanmalı… Bu tanım küresel ekonomideki inovasyon ve verimlilik anlayışını da iyi bir noktaya getirecek. Aynı zamanda kapitalizmi ve onun toplumla ilişkisini de yeniden biçimlendirecek. 

Hepsinden önemlisi, ortak değerin nasıl yaratılacağını öğrenmemiz, iş dünyasının yeniden meşrulaştırmak konusundaki en iyi şansımız olacak.”

7. Peki ‘Ortak değer’ yaratan projeler nasıl oluyor? Bir örnek olarak Unilever’e bakalım.

Hızlı tüketim şirketlerinden Unilever, Sürdürülebilir Yaşam Planı dahilinde Hindistan'da hayata geçirdiği Shakti projesiyle 65 bin kadına iş hayatına katılma fırsatı sundu. Şirket bu projesiyle her yıl daha fazla kadın girişimciye ulaşmayı ve iş fırsatı sunmayı hedefliyor.

8. Bir başka örnek Nestle.

Diğer yandan Nestle, Türkiye’de hayata geçirdiği “Fıstığımız Bol Olsun” projesiyle en önemli hammaddelerinden biri olan antep fıstığının üretiminde kalite ve verimi artırmayı hedefini, Güneydoğu Anadolu bölgesindeki ekonomik refaha katkı sağlayacak şekilde dönüştürüyor.

9. Elbette bu örnekleri daha da çoğaltmamız mümkün.

Bugün dünya devi birçok şirket, ekonomik değerin ötesinde ‘ortak değer yaratma’ misyonuyla sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluk stratejilerini geliştirmeyi sürdürüyor.

10. Ülkemizde ise sosyal sorumluluk, kısa bir süre öncesine kadar halen hayırseverlik gibi algılanmaktaydı.

Yine de, uluslararası şirketlerin bu tarz girişimleriyle yeniden şekilleniyor. Türkiye’nin 2000’lı yılların başında Global Compact inisiyatifiyle tanışmasında da bu şirketlerin ciddi payı var.

11. Bugün ise Türkiye dünyanın on birinci, Avrupa’nın ise altıncı en büyük ulusal ağlarından biri konumunda.

Türkiye'de bugün 311 imzacı kurum var. Birleşmiş Milletler’in 2020 yılında ulaşmayı hedeflediği 20.000 imzacı arasında Türkiye’den daha fazla şirketin, daha fazla kurumun yer alması için çalışmalar sürüyor.

12. Kısacası bu yeni dönem, şirketlerin en önemli amacı olan 'ekonomik büyüme' ile birlikte, değer yaratmasına odaklanıyor.

Hayata geçen bu tarz projeler ise, kurumsal sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik konusunda diğer şirketler için rehber görevi görmeye devam ediyor.

Fatma Çelenk

Harvard Business Review Türkiye

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
no-name

Değerleri insanlar yaratmalı, şirketler değil.

Başlıklar

BilimBirleşmiş MilletlerHindistan
Görüş Bildir