Soma Davası: 'Gaz Maskesi Sadece 15 Dakika Çalıştı'

 > -

Soma’da 301 maden işçisinin yaşamını yitirdiği Soma Davası’nın 4. grup duruşmaları bugün başladı. Dün görülecek olan duruşma iki günlük yas nedeniyle bugüne ertelenmişti. Tam 12 saat süren oturumda katliamdan son anda kurtulan madenci Arif Dudu ifadesinde gaz maskesinin sadece 15 dakika çalıştığını belirtti ve "Bize daha önce madene girmeden önce 15 dakika eğitim verildi ve bir kağıt imzalatılarak madene indirdiler. 15 dakika eğitimle madende çalışmaya başladık. Tatbikat bile yaptırılmadı" diye konuştu. Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde dinlenen mağdur işçiler savcılıktaki ifadelerinin aksine şikayetçi olmadıklarını söyledi. İşçilerin ifade değiştirmeleri madenci yakınlarının büyük tepkisini çekti.

Soma'da geçen yıl 13 Mayıs'ta meydana gelen faciada, 301 madencinin yaşamını yitirmesi ardından başlatılan adli soruşturmada, haklarında, 'Olası kastla öldürme', 'Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma', 'Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama' suçlarından 301 kez, 2 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılan toplam 46 sanığın yargılanmasına, Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Dünkü duruşmanın, mağdur avukatlarının talebi, sanık avukatlarının da, itiraz etmemesiyle, Ankara'daki terör saldırısından dolayı ertelenmesi üzerine yapılamayan tanık dinlemelerine bugün başlandı.

Cumhuriyet'ten Emre Döker'in haberine göre, duruşma salonunun çevresi, önceki duruşmalarda olduğu gibi yine polis bariyerlerinde kapatıldı. Ancak son zamanlarda artan terör olaylarından olayı, hem duruşma için önlem alan polis sayısının arttırıldığı hem de kendi can güvenliklerine yönelik de silahlı nöbetçilerin bulunduğu gözlendi. Otobüslerle Soma'dan gelen ölen madencilerin yakınları arama noktasından topluca geçerek, "Soma'yı unutmadık, unutturmayacağız" pankartı arkasında, ellerince kaybettikleri işçilerin fotoğraflarıyla yürüdü. Yine KESK başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum örgütü de duruşma salonu çevresinde pankartlar açıp madenci yakınlarına destek verdi. Duruşmayı HDP İzmir milletvekili Müslüm Doğan da izledi.

Soma'da katliamdan son anda kurtulun madencilerin ifadeleri kan dondurdu. Kazada, H panosunda bulunan Arif Dudu, kazanın olduğundan haberli olmadığını belirterek, "Yangından sonra çıkmak istedik, 'iş bitmeden çıkmak yok' dediler. Olay anında haberimiz olsaydı bir çok kişi kurtuldu" dedi. Olayı H panosundayken haber aldıklarını belirten Dudu, "Vardiya bitti daha yeni çıkacaktık. Elektrikler kesildi, havalandırma kesildi buna rağmen 'işi bitireceksiniz' dediler. Patlamadan haberimiz yoktu. Sonra patlama olduğunu öğrendik. Daha öncede bu tip yangınlar olduğu için önemsemedik hatta aramızda şakalaşıyorduk, küçük bir olay sandık. Daha önce ocakta aynısı olmuştu trafo patlamıştı. Nefesliğe giderek bekledik. Duman üzerimize gelmeye başlamıştı. Etrafımdaki herkes bayılmaya başladı. Seslendim cevap veren yoktu. Az ilerde iki üç kişi gördüm yanlarında oksijen tüpü vardı. orada oksijen tüpünden bir müddet nefes aldık. gece 11'de oradan çıktık. Yolda yaşayan insan yoktu" dedi.

Gaz maskesinin sadece 15 dakika çalıştığını belirten Dudu, "Demir olan kısmı ateş gibi yanıyordu. Çok ısınmıştı. Bize daha önce madene girmeden önce 15 dakika eğitim verildi ve bir kağıt imzalatılarak madene indirdiler. 15 dakika eğitimle madende çalışmaya başladık. Tatbikat bile yaptırılmadı" diye konuştu.

"Kömür çıksın da ne olursa olsun"

Katliamdan bir ay öncesinde madende sıcaklığın önemli oranda artığını belirten Dudu'ya mahkeme başkanı Aytaç Ballı, "Bu durumu kimseye söyledin mi?" diye sordu. Dudu ise, "Söyleseydim de bir şey fark etmezdi ki, Onların derdi kömürdü. Kömür çıksın da ne olursa olsun. Adamlar 1 dakikanın hesabını yapıyorlar. Zaten ısınmayı herkes biliyordu" dedi.

"Taşeron bizim çalıştırdığı kadar para kazanıyordu"

Park Teknik AŞ'den sonra Soma Kömürleri AŞ'ye devredilen madende çalışanların taşeronlara aktarıldığını da itiraf eden Dudu, "Bizi taşeron çavuş Ahmet Şengül'e verdiler. Zaten madenin içi askeriye gibi. Rütbe rütbe. Şengül bizi çalıştırdığı kadar para kazanıyordu. O nedenle bize baskı yapıyordu. Şirkette ona baskı yapıyordu. Bize 'Ya çalışın ya gidin, yapmayacaksan yapacak çok işçi var' deniyordu. İşçiler ne kadar çalışsa da her zaman fazlasını istiyorlardı. Biz madende ilerleme yapamazsak Ertan Ersoy direk Ahmet Şengül'ü buluyordu"

elile yazık etmişler"dedi.

Müfettişlerin geleceğini herkes biliyordu

AKP hükümetinin soruşturma izni vermediği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişleriyle ilgili de konuşan Dudu, madende denetim yapacak müfettişlerin geleceği tarihin herkes tarafından bilindiğini, ona göre madende aksaklıkların giderildiğini de açıkladı. Dudu şöyle konuştu

"Müfettişlerin geleceğini biliyorduk. Ana yolları temizliyorduk. Bize 'müfettişler gelecek ayağınızı denk alın' deniyordu. 5 yıldır çalışıyorum benim çalıştığım en sondaki H panosuna müfettiş geldiğini görmedim. Gelseydi zaten haberimiz olurdu. Ama hiç gelmedi."

Dudu, mesai saatleri içinde yukarı çıkmaları halinde amirlerin kendilerini "köpek azarlar" gibi azarladığını da anlattı.

İşletme Müdürü Akın Çelik ise Dudu'ya doğrudan sorular yöneltmesi mağdur avukatlarının tepkisine neden oldu. "Sanık olduğunun farkında değil", "Tanıklara baskı kuruyorlar" diye tepki gösteren avukatlar, sanıkların doğrudan soru soramayacağını söyledi.

Sanık avukatları mahkeme başlamadan önce mağdur ailelerinin kendilerine küfür, hakarette bulunduğunu gerekçe göstererek salonun boşaltılmasını isteyen dilekçeyi mahkemeye sundu. Bu durum aileleri isyan ettirdi.

Sanık avukatlarından Yusuf Koçyiğit de, Afyok Kocatepe Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Ali Sarışık'a madende yaptırılan incelemenin raporunu mahkemeye sundu. Raporda madende kendinden yanma olmadığı, topuk yangınının bulunmadığı belirtiliyor. Bu rapora tepki gösteren mağdur avukatlarından Selçuk Kozağaçlı, "Sanıklar tarafından işletilen madende parasını kendi ödediği bilirkişiye yaptırılan raporun kıymeti yoktur. Delile yazık etmişler" dedi.

Maden işçileri ifadelerini değiştirip şikayetlerini geri aldı

Soma davasının öğleden sonraki bölümünde dinlenen facianın tanığı mağdur işçiler savcılıktaki ifadelerinin aksine şikayetçi olmadıklarını söyledi. İşçilerin ifade değiştirmeleri madenci yakınlarının büyük tepkisini çekti.

Manisa Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden Soma Davasının dördüncü duruşmasında faciadan yaralı olarak kurtulan işçilerin tanık olarak dinlenmesine devam edildi. Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde Sadettin Özkoç, Orhan Turan, Serkan Turan ve Tevfik Sert ile devam edildi.

"İstim borusuyla hayata tutundu"

301 işçinin hayatını kaybettiği Soma Eynez Maden Ocağı faciasında ölümlerin en çok yaşandığı bölge olan S3 panosunda temiz hava geçen istim borusuna delik açarak hayatta kalmaya başaran ve olay anından yaklaşık 5 saat sonra madenden çıkarılan üretim ustası Sadettin Özkoç’un olay anını anlattığı sırada mahkeme salonunda bulunan aileler gözyaşlarına boğuldu. ‘Yaşam odası olsa kurtulurduk’ diyen Özkoç, facianın olduğu ana kadar iş güvenliği ile ilgili herhangi bir riskle de karşılaşmadığını anlattı. 

Olaydan önce madene kendi evine girdiği gibi güvenli girdiğini kaydeden Özkoç, aynı güveni artık hissetmediğini de söyledi. Faciada hayatını kaybeden arkadaşları için ‘Yüce Rabbim onların kaderini öyle yazmış, benimkini böyle” diyen Özkoç özellikle taşeron çavuşlardan üretim baskısı gördüklerini söyledi. Olaydan 2-3 ay öncesinden bir üretim baskısı yapılmaya başlandığını anlatan Özkoç, “Dört kasa çıkarmamız gereken yerden altı kasa çıkarmamızı istemeye başladılar. Çavuşun verdiği işi bitirdiğimiz zaman erken çıktığımız da olurdu. Olay yeri bulunduğum alana 500-600 metre uzakta olduğu için şikayetçi değilim. Eynez Maden Ocağında çalışmaya devam ediyorum.” dedi.

Müşteki avukatlarından Can Atalay Sadettin Özkoç’un Eynez Maden Ocağında çalışmaya devam ediyor olması nedeniyle kendisine soru sormayacaklarını belirtti.

Bütün ifadelerini değiştirdi şikayetini geri aldı

Faciadan sağ kurtulan bantçı Orhan Turan da savcılıkta verdiği ifadeleri değiştirerek şikayetini geri alan işçiler arasında yer aldı. Facianın ardından Eynez Maden Ocağında çalışmaya devam eden Turan, 2007 yılından bu yana madencilikle uğraştığını ve facianın olduğu gün aldığı koku gibi bir kokuyla şimdiye kadar hiç karşılaşmadığını anlattı. Gaz maskesini sadece 10 dakika kullanabildiğini ve 10 dakikanın ardından maskenin ısınmaya başladığını anlatan Turan, daha sonra maskeyi çıkardığını ve cebindeki falçata ile istim borusuna ağzının gireceği genişlikte bir delik açtığını bu şekilde de hayatta kaldığını söyledi. Savcılıkta verdiği ifadelerin birçoğuna ‘Hatırlamıyorum’ diyerek cevap veren Turan’a mahkeme salonunda tepkiler yükseldi. 

Tepkilerin artması üzerine ailelerden bazıları dışarı çıkmak zorunda kaldı. Savcılıkta şikayetçi olduğunu belirten Orhan Turan mahkeme heyetine şikayetçi olmadığını söylemesi üzerine müşteki avukatlarından Selçuk Kozağaçlı, “Savcılıkta eziyet gördünüz mü?, Savcının size bir kastı mı var?, Size bir teklif mi geldi? Neden ifadenizi değiştirdiniz?” şeklinde soruları üzerine sanık ve müşteki avukatları arasında bir süre sözlü atışma yaşandı. Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı’nın tarafları uyarması ile duruşmaya devam edildi.

Vardiya amiri İsmail Adalı ( Solda )

"İsmail Adalı küfür etti işçileri dövdü"

Savcılıktaki ifadesinde şikayetçi olan ancak mahkemedeki ifadesinde şikayetçi olmadığını söyleyen Serkan Turan isimli madenci ise sadece 1,5 sene madenci olarak çalıştığını ve toplu çıkışın ardından bir fırında çalışmaya başladığını belirtti. Eynez Maden Ocağında taban alma ekibinde çalıştığını anlatan Serkan Turan’ın özellikle İşletme Baş Mühendisi İsmail Adalı hakkında söyledikleri ise kan doldurdu. Olay günü saat 13.30-14.00 civarlarında İsmail Adalı’nın kendi çalıştıkları S1 klasik ayağa gelerek ‘Nasıl iş yapıyorsunuz?' diyerek bağırıp çağırdığını ve iş bitene kadar kimsenin madenden çıkmayacağını söylediğini aktaran Serkan Turan, bunun üzerine çavuşuna malzemeci olduğunu ve dışarı çıkması gerektiğini söylediğini ve kimseye aldırış etmeden dışarı çıktığını belirtti. Dışarı çıkarken arkasından bir duman geldiğini ve bunun gelip geçici olduğunu düşündüğü için toz maskesi ile tişörtünü ıslatarak yüzüne doladığını söyledi. 

Bu durumda düşe kalka çıkış kapısına geldiğini ve içeri girmek isteyenlere içeride yoğun duman olduğunu söyleyen Serkan Turan içeri girenlerin kendisini dinlemediğini ve 4-5 dakika sonra 4 kişiden 3’ünün ölü olarak dışarı çıkarıldığını anlattı. Olayın bu kadar büyük olduğunu tahmin edemediği için maske kullanmadığını anlatan Turan, daha sonra maddene tahlisiye ekiplerinin girdiğini söyledi.

Küfrün İsmail Adalı için normal bir davranış olduğunu öne süren Serkan Turan, iki arkadaşına da gözünün önünde İsmail Adalı tarafından tokat atıldığını ileri sürdü. Serkan Turan’ın iddialarına mahkeme salonundaki maden şehidi yakınları tarafından da yüksek sesle onaylanırken duruşma salonu yine karıştı. 

Serkan Turan’ın ifadesinin ardından sanık avukatları, tutuklu sanıklar ve tutuksuz sanıklar adeta soru yağmuruna tuttu. Müşteki avukatları, sanık avukatları tarafından tanığa yöneltilen ‘Madenden kaçtınız yani’ şeklindeki sorusuna tepki gösterdi. Müşteki avukatları ile birlikte maden şehidi yakınları da tartışmaya müdahil olunca duruşma salonu yine karıştı. Mahkeme başkanının uyarıları sonrası duruşmaya Tevfik Sert’in ifadesinin alınmasıyla devam edildi.

Serkan Turan ise mahkeme çıkışında kendisine kimse tarafından bir baskı yapılmadığını sürekli mahkemeye gidip gelmemek için şikayetçi olmaktan vazgeçtiğini söyledi.

Cumhuriyet ve Ajanslar

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ
Görüş Bildir