Sokak Fotoğrafçılığı: Atget'ten Cartier-Bresson'a

 > -
2 dakikada okuyabilirsiniz

Sokak Fotoğrafçılığı: Atget'ten Cartier-Bresson'a

Sokak Fotoğrafçılığı: Atget'ten Cartier-Bresson'a

Sokak fotoğrafçılığı, dünyada ve ülkemizde Cartier-Bresson,Brassai,Doisneau gibi isimlerle herkese tanıdık olan,fotoğrafik türler arasında en yaygın olan ve belki de en çok sevilenidir.Bununla birlikte sokak fotoğrafçılığı tam olarak nedir? Konularını hangi bakış açısıyla ortaya koyar ve bu bakış açısı belgesel fotoğrafçılıktan nasıl farklılık gösterir? Atget ,Kertesz,Bovis,Rene-Jacques,Brassai,Doisneau,Cartier-Bresson ve daha birçoğuna baktığımızda zarif bir şekilde yazılmış olan bu kitapta iyi bilinen ve çokça kullanılan illüstrasyon ve bağlantılı çalışmalarla, Empresyonist sanatla Paris sokak fotoğrafçılığının akrabalığını, dönemin edebiyat akımlarıyla ve Baudelaire’den Philippe Soupault’a kadar yazarlarla olan karmaşık ilişkisini çözümlediğini görebiliriz.Sokak fotografçılğının kökenlerinin izini süren Clive Scott, fotoğrafçı stüdyoyu terkettiğinde,sokak fotoğrafçısının türün sevilen-satıcılar,aşıklar,girişimciler- gibi konularını yakalarken ve kadrajlarken ona nelerin vesile olduğu sorularını gündeme getiriyor.Bunu yaparken de Scott şiirsel olsa bile türü değil bireyi, sokağın ’gerçekliğini’değil ‘romantizmi’ni keşfederek sokak fotografçılığını açığa çıkarmaya çalışıyor.

Ülkemizde de bu türün en çok bilinen ve sevilen fotoğrafçılarının başında Cartier –Bresson gelir.Ancak buna karşın Türkiye’de fotoğrafla ilgili külliyatın son derece sınırlı olması fotoğrafın bu türü ve kökenleri hakkındaki bilgimizi de sınırlamıştır.

Son yıllarda ülkemizde fotoğrafın hem bir sanat dalı olarak,hem profesyonel düzeyde hemde amatör düzeyde büyük bir ivme kazanması üniversitelerde hızla yeni Fotoğraf Bölümlerinin açılması ,fotoğraf galerilerin çoğalması,müzelerin fotoğraf bölümlerine yer vermesi gibi birçok nedenden dolayı fotoğrafın gündelik hayatımızda giderek daha fazla yer alacağının işaretleri olarak görmek mümkün. Bu anlamda elimizdeki bu çeviri ülkemizde sokak fotoğrafçılığının nasıl ele alınması gerektiği,ya da bir sokak fotoğrafçılığı tarihi ya da geleneğimiz olup olmadığı, artık nüfusumuzun ağırlıklı kesiminin kentlerde yaşadığı düşünüldüğünde sokak fotoğrafçısının kentle ilişkisini nasıl kuracağı sorularını da sorduruyor.

“ Fotoğraf tarihimize baktığımızda, panayırları,lunaparkları, kentlerin ruhunu yansıtan, edebiyata, resime, göndermeler yapan fotoğraflar bulmak pek olanaklı değil. Bunun yanında üretilmiş ama açığa çıkamamış birikimler hakkında da fazla bir bilgiye sahip değiliz. Örneğin Orhan Veli’nin “İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı”sını ya da sevgililerini anlattığı “Tak takıştır / Sür sürüştür / İnadına gel /Piyasa vakti / Söz olurmuş / Olsun; / Dostum değil misin?” dizelerini, Ahmet Muhip Dranas’ın “Fahriye Abla”sını, Vedat Türkali’nin İstanbul şiirindeki “Ve bir kuruşa Yenihayat satan / Tophanenin karanlık sokaklarında /Koyun koyuna yatan / Kirli çocuklarınla bekle bizi” dizelerini, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir”indeki kentlerin ruhunda eski ve yeninin çatışmasını, matine arasında elinde Çamlıca gazozuyla muziplik yapmaya hazırlanan afacanı, kırda gizlice piknik yapan genç sevgilileri de bulmak zor.”

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

İstanbul
Görüş Bildir