Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Şimdi Korkunç Bir Şey Olacak

 > -

Şimdi Korkunç Bir Şey Olacak

Nick Hornby, Neil Gaiman, Lemony Snicket, Jonathan Safran Foer’in de yer aldığı Şamatcı Şuçlular ve Daha Fazlası on bir hikâyelik bir derleme. Bu öykülerde şekere bulanmış yaşamlar, koyu pembe periler gibi sıkıcı şeyler yok.

Bu hafta, garanti yakacağım sizi Marmara çırası gibi! Ruhlarınızı makineden yeni çıkmış ıslak çamaşır gibi silkeleyeceğim! Gözlerinizi, atmosfere girmiş meteorlar gibi düşüreceğim yerlerinden! Beyninizi tencerede yağı, tuzu görmüş mısır gibi patlatacağım! Ben size daha ne diyeyim, ne vaat edeyim? Kendinizi bana ve akışa bırakırsanız hiç canınız yanmayacak, hatta bu işin sonunda “dünya mars” bacınız olmamı isteyeceksiniz. Şimdi… size “ŞS, DCOSK ve HNHBO, BDOKDKOBŞ, KBÜ, SCT, GGV, PKE, LFABA ve TOBBBH”den bahsedeceğim ve bu iş tamam olacak! Yoksa zaten, sizi yaşama bağladığını bildiğim, ancak sizin büyük olasılıkla görmediğiniz, ensenizden ruhlar odasına bağlanan etten sicimi kesmek zorunda kalacağım. İnanın, bunu yapmamı kesinlikle istemezsiniz. Çünkü bu eylemin sonunda cavlağı çekeceğiniz gibi, dünyanın en sıkıcıları, eğlenceden hiç anlamayanları listesinde de üst sıralara yerleşeceksiniz!

Ama önce, hangi ahval ve şerait içinde olursanız olun, Lemony Snicket’e ulaşmaya çalışmayacağınıza, ona herhangi bir şey göndermeye kalkışmayacağınıza, aman işte, kısacası bana rakip olmayacağınıza dair, Neil Gaiman ya da Jonathan Safran Foer üzerine yemin edeceksiniz (ışın kılıcını öpenlerin yeminleri de sayılacaktır).

İşte geliyor: “Çok güzel bir haberim var! Prenses Düğünçiçeği’nin Prens Elmaağacı’yla evlenmesinin şerefine, şekerden yapılmış Şehir Meydanı’nda bir Oyuncak Ayı geçit töreni düzenleyeceğiz!” Şaka şaka, bu hikâyelerde şekere bulanmış yaşamlar, koyu pembe periler, anne babasının sözünden çıkmayan (nasıl yani?) çocuklar, yetmiş malzemeyle yapılan Noel ikramları tarifleri, konuşan kâğıt ağırlıkları gibi sıkıcı şeyler yok.

“ŞS, DCOSK ve HNHBO, BDOKDKOBŞ, KBÜ, SCT, GGV, PKE, LFABA ve TOBBBH” dedikleri, Şamatacı Suçlular, Dost Canlısı Olmayan Su Kabarcıkları, Ve Hakkında Ne Hissettiğinize Bağlı Olarak, Belki De O Kadar Da Korkutucu Olmayan Başka Şeyler, Kayıp Bir Ülke, Sahipsiz Cep Telefonları, Gökyüzünden Gelen Varlıklar, Peru’da Kaybolan Ebeveynler, Lars Farf Adlı Bir Adam ve Tam Olarak Bitiremediğimiz Başka Bir Hikâye adlı, her biri ayrı bir çizer tarafından desenlenmiş, on bir hikâyelik (ya da on hikâye ve bir çizgi roman) derlemenin bahsini size açmaktan mutluluk ve heyecan duyuyorum. Kitabın adını okurken bile soluksuz kalmanız boşuna değil! Nick Hornby, Neil Gaiman, Jon Scieszka, Jonathan Safran Foer ve Lemony Snicket başta olmak üzere okuyanın aklını uçuracak bir rüya takım kurmuşlar kitapta: George Saunders, Kelly Link, Richard Kennedy, Sam Swope, James Kochalka, Jeanne Du Prau ve Clement Freud da takımın geri kalan isimleri. Biz sözde yetişkinler için ‘çocuksu masumiyet’e dair şaşırtıcı, güldürücü, ürkütücü hikâyeler fışkırmaya hazır bekliyor kapağın arkasında.

Nick Hornby ironisi

Maça, Nick Hornby’yle başlıyoruz. Hornby’nin Küçük Ülke’si, yazarın her zamanki ironisini taşıyan ve romanlarını bile aşan bir ustalıkla yazılmış, yaşadığı Şampina adlı ülkenin ne kadar küçük olduğunu (bir ucundan bir ucuna bir dakikada yürünebilecek kadar!) öğrenen Stefan’ın futbolla ve Şampina halkıyla imtihanını anlatıyor. Kendi posta pulu, parası, televizyonu, hapishaneleri, hava ve deniz kuvvetleri olmadığı halde milli bir futbol takımı olan Şampina’da, görevini yapma sırası, babası bacağını sakatladığı için Stefan’a geliyor. Futbola bayılanların bile Şampina için oynamaktan sıkıldıkları, futbolu aptalca bulan ve zaten hiçbir spor dalında başarılı olmayan tombul Stefan takımda oynamayacağını kesin bir dille belirtiyor. Ancak annesinin, ev işlerinden arta kalan zamanlarda, Şampina’nın “başkan”lığı görevini de yürüttüğünü ve bu direnci kırabilecek yaptırımlara sahip olduğunu düşünemiyor. Cezası şöyle kesiliyor Stefan’ın: “Şampina’nın bir vatandaşı olarak, muhtemelen kıymetini bilmediğin birçok hakka sahipsin. Okulumuza devam ediyorsun. Bu kafeyi kullanıyorsun. Dükkândan şekerler ve kurabiyler satın alıyorsun. Sokaklarımızda ve yollarımızda yürüyorsun. Bu haklar şimdi senden geri alındı.” Hikâyenin geri kalanında Stefan sadece sürekli 28-0 gibi skorlarla yenilen takıma hiç beklenmedik bir katkıda bulunmakla kalmıyor, benim gibi futbolu “kenar-adamı”, “gol-atan” gibi ifadelerle seyreden insanlar için futbola dair bir bakış açısı da kazandırıyor.

George Saunders’in Aşırı Kaygılı Baba ve Koca Lars Farf’ı, ailesinin güvenliğini kafaya çok fazla kafaya takıp işi paranoyaya vardıran baba ve koca Lars Farf’ın öyküsü. Hikâyenin özünün özünü soracak olursanız: Farf Çözümlemesine vardığını söyleyebilirim: “Sevgisiz yaşarsanız, sakalınızda çirkin görünen şeyler kalır.” Ama siz Farf Hipotesinin alıcısı da olabilirsiniz pekâlâ: “Sevginin korkuya neden olduğunu fark etmişti. Seversek, onu kaybetmekten korkmaya başlıyorduk. Sevmeyi bırakınca, korku azalıyordu bu yüzden korkudan kurtulmak için, sadece Sevmeye son vermek yeterliydi.”

İlk kez bu derlemede tanıştığım Kelly Link’in Canavar’ı ise (Neil Gaiman affet beni yalvarırım), kitabın en sıkı öyküsü. Kamp ateşi etrafında anlatılan hikâyeler ekseninde pek acayip sorular sorduran bir korku hikâyesi. Benim gibi, sabaha karşı gece lambasıyla hafifçe aydınlanan odasından çıkıp karanlık koridordan geçerek karanlık yatak odama, gözlerinde dehşetle ve muhtemelen koridorda hiçbir canavar onu mideye indirmediği için şükrederek koşan, dört yaşında bir çocukla yaşayan biri için… Nasıl desem… Yüreğime korku salan bir öykü. Kızım günün birinde o canavardan kaçmak yerine ona beni sunmaya kalkarsa korkusunu kalbime saldığını söyleyebilirim.

Cowlick Yarışları Richard Kennedy’nin elinden çıkma olsa da, Keloğlan masallarımızla, Ezop’un fabllarıyla akrabalık taşıyan bir masal diyebilirim. Eski Batı’da geçen bu hikâyede, eskinin eşkiyalarını zekâsıyla yola getiren bir veledin peşine takılıyoruz.

Jon Scieszka’nın Her Biri Ayrı Satılır’ı kitaptaki sadece en kısa hikâye değil; bir erkek ve kız çocuğunun hani neredeyse reklam diliyle yürüttükleri bir diyalog olmasıyla da, diğer hikâyelerden ayrılıyor. “Rahatlamayı nasıl telaffuz edersin?” diye soruyor kız. “Bir tane alana ikincisi bedava,” diye karşılık veriyor oğlan. Biz de bu diyalogları okurken, bu tarz diyaloglara kulak misafiri olmamız yakındır diye düşünüyoruz.

San Swope’un Seymour’un Son Dileği adlı hikâyesi, başlığının (en azından bende) çağrıştırdığı gibi ölmeden önceki dileğe işaret eden bir hikâye değil. Sadece kedileri seven bir gulyabaninin oğlu; “koca bir kalbi”, ancak “küçük bir beyni” olan Seymour’un, annesinin sevgisini kazanmasını anlatıyor. Öyküde yer alan bütün bürokratların “kadın” olmasına dair ne hissetmeli karar veremedim ama, Seymour’un avcuna düşen perinin şu yorumu periler âlemini birbirine katmazsa ben de gulyabani olayım!: “Eğer siz kendi işinize bakarak etrafta uçuşuyor olsaydınız ve küçük bir çocuk gelip sizi yapış yapış elleriyle kavrasaydı ve sonra onun size değil, sizin ona üç dilek hakkı vermeniz gerekseydi ne olurdu!”

Çocuklarıyla oraya buraya sakladıkları notlarla iletişim kuran bir ebeveynin Peru’ya gitmesiyle, onlar dönene kadar hayatta kalmaya çalışan oğullarının hikâyesi Grimble ise, Clement Freud’dan, derlemenin hüznü en ağır basan hikâyesi.

Freud’un hemen ardından gelen James Kochalka’nın Savaşçı Biraderler: Kaşıklı-E ve Gergin 3 Mor Yağmacılara Karşı adlı çizgi roman formatındaki hikâyesi sadece görselliğiyle bile gülerken midenizin bedeninizi terk etmesine neden olabilir. İki kahramanın diyalogları hakkında size fikir verecek bir sıfat bulmakta zorlanıyorum: fantastik, komik, bombastik??

Sıra geldi Neil Gaiman’a ve onun Güneşkuşu’na… Zengin (biri hariç) ve gürültücü beş kişiden oluşan Epikür Kulübünün Güneşkuşu’nun etinin peşine düşmesini anlatan Gaiman, bir yandan Anka Kuşu mitinin çağdaş bir yorumunu yaparken, okuyucuyu sürekli “şimdi korkunç bir şey olacak” gerilimiyle karşı karşıya bırakmayı başarıyor. Gaiman’ın, aralarında hayali hayvanların da bulunduğu hayli uzun bir menü üzerinden anlattığı kurmaca sadece sempatik değil, her zamanki gibi çarpıcı.

Jeanne DuPrau’nun, bir oğlan çocuğunun parkta bir cep telefonu bulmasının hikâyesini anlattığı Kada Telefonu, tuhaf ve alışılmadık şeylerden hoşlananları kesinlikle tatmin edecek bir öykü. Jonathan Safran Foer’in Altıncı Bölgesi ise, yazarın Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın adlı romanından seçilmiş bir pasaj.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Mısırcep telefonufutbol
Görüş Bildir