Seviyoruz Merkez!

 > -
5 dakikada okuyabilirsiniz

Seviyoruz Merkez!

Behzat Ç. bu akşam son bölümüyle veda ediyor. Televizyon hafızamızda baş köşeye oturan bu cesur politik polisiye diziyi, unutulmaz bölümleri ve efsaneleşen sahnelerini anımsatarak uğurluyoruz...

2011 Ocak’ı. Eşim askerden dönmüş; birbirinden habersiz iki ayrı insan kendisini şu cümleyle karşılıyor: “Abi bir şey kaçırmadın, bir tek ‘Behzat Ç.’ diye bir dizi başladı işte… Hemen ona başla!” 19 Eylül 2010 Pazar akşamı Star TV’de başlayan ‘Behzat Ç.’ her şeyin birbirini tekrar ettiği bu memlekette, akıntıya karşı kürek çekmekten bıkkınlık geçiren, yine de iyi şeyler olacağı umudunu ayık tutan bir kısım insan için böyle bir şeydi işte. Belki de yerli ekranda görüp görebileceğimiz en cesur, en taraflı, en politik diziydi. Üstelik olaylar bir emniyet mensubunun etrafında geçiyordu!

Epey arıza, ağzı bozuk, çaktırmadan da fena halde romantik Ankara Cinayet Büro Amiri Behzat Ç. ve ekibinin tarafı hep vicdandan, zayıftan, yoksuldan, gelmeyeceklerine emin oldukları zaman bile adaletten ve hakikatten yana oldu. Emniyet Teşkilatı’ndaki ‘derin’ yapılanmaya kafa tuttular; politik cinayetleri, Cumartesi Anneleri’ni, LGBT bireylerin yaşadığı ayrımcılığı ve daha nicesini ince ince anlattılar. Evet bazı cinayetler ‘o kadar da’ zekice değildi; evet bazı eylem sahneleri ‘komik’ geliyordu gözümüze. Ama zaten biz de Behzat Ç.’yi ‘kusursuz cinayeti’ anlatan bir polisiye olarak değil, içimizi acıtan bir dolu şeyi çekinmeden söyleyen dikbaşlı bir dizi olarak seviyorduk. Tıpkı gerçek hayatımızda belki yanımıza yaklaştırmayacağımız bu ‘kaba saba’ adamları, sonsuz bir güven ve samimiyet hissi verdikleri için sevmiş olmamız gibi.

Bir yığın Behzat Ç. müptelasının benzer hislerde olduğunu düşünerek birinci çoğul şahısla yazayım: Tamam biliyoruz, bu akşam bitecek olan sadece bir dizi... Ama biz yine de Behzat’ı, Harun’u, Hayalet’i ve Akbaba’yı çok özleyeceğiz…

Eserin yaratıcısı Emrah Serbes ve senaristi Ercan Mehmet Erdem başta olmak üzere tüm ekibe bu unutulmaz iş için teşekkür ederiz.

Efsane bölümler

HRANT DİNK SUİKASTI Hrant Dink cinayetinin dördüncü yıldönümüne denk gelen, ‘Güvercin Tedirginliği’ adlı 16’ncı bölümde, Dink cinayetine tıpatıp benzer bir hikâye izledik. Azınlıklar ve Ermeniler üzerine çalışan, 301’den yargılanan ve milliyetçi kesimlerden tehdit alan Prof. Barış Öncü’nün 17 yaşında, beyaz bereli biri tarafından katledilişini işlendi. Karakol sahnesinde, katillere “Siz de arkadan vurup onurumuzu kurtardınız öyle mi!” denilmişti.

FESTUS OKEY CİNAYETİ: 24’üncü bölümde, Peter isimli siyahi bir erkeğin cesedi bulunur. Üzerinden sekiz paket kokain çıkan maktulün, ırkçı bir cinayete kurban gittiği anlaşılır: Polis memuru Çetin, kız kardeşinin siyahi biriyle olmasını istememiş, Peter’i karakolda vurup, cebine kokain koyduktan sonra yol kenarına atmıştır. Peter, 2007’de Beyoğlu’nda gözaltına alınan ve polis kurşunuyla öldürülen Nijeryalı mülteci Festus Okey’in babasının adıydı.**

CUMARTESİ ANNELERİ: 44’üncü bölümünde, bir annenin 30 yıl önce polis tarafından öldürülen ve ‘kaçtı’ denilen oğlu için feryadı ekranlara geldi. Oğlu Düzgün, döneminde gözaltına alınan ve işkence ile öldürülen ‘Cumartesi Annesi’, Behzat Ç.’den oğlunun kemiklerini, hiç olmadı katillerini bulmasını istedi. Behzat, teşkilat içinde ciddi bir direnişle karşılaşmasına rağmen olayın üzerine giderek cinayeti aydınlatırken, işkenceci polislerin zamanaşımına güvenerek sergiledikleri rahat tavır dikkat çekti. Bölümün sonunda ekranda ‘Cumartesi Anneleri’nin oturma eylemi, fonda Bandista’nın şarkısı ‘Benim Annem Cumartesi’, bir dolu evde de

TV’lerine yapışmış insanlar vardı...

TRANS CİNAYETLERİ: 48’inci bölümünde Behzat Ç. iki kişinin saldırısına uğrayan bir transı görerek müdahale eder ancak saldırıya uğrar. Olayın peşini bırakmaz ve Ankara’da translara saldıran şahısları bulur. Saldırılardan bıkarak eylem yapan translar ise olayın faillerini yakaladığı için Behzat Ç.’ye karanfil verir.**

KADIN CİNAYETİ 67’nci bölüme, Narkotik Şubesi Amiri Suna’nın intihar etmeden önce kadın cinayetlerindeki artışı ifade etmek için attığı “Yüzde bin dört yüz!” çığlığı damgasını vurdu. Adalete inanmayan Suna, birkaç bölüm boyunca canilerin ve tecavüzcülerin peşine düştü. ‘Kesik parmak cinayetlerinin’ failinin o olduğu uzun süre ortaya çıkmadı. Listesindeki isimleri tamamladıktan sonra da kafasına silahı dayayıp “Sadece beş dakika daha yaşamak istedim, öldürülen bütün kadınlar gibi” diyerek tetiği çekti.

ANADİLDE EĞİTİM: Kürtçe “Dilimiz onurumuzdur” ve (KCK operasyonları kapsamında tutuklanan profesör Büşra Ersanlı’ya ithafen) “Kübra Hoca’ya özgürlük” gibi sloganların atıldığı protesto gösterisinin yer aldığı 80. bölümde, duruşma salonunda “Savunmamı anadilde yapacağım” diyen sanığa, hâkim şöyle dedi: “Siz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı değil misiniz? Türkçe bilmiyor musunuz?” Sanık avukatından el cevap: “Efendim biliyorsunuz, bu konuyla ilgili tasarı Meclis’te İnsan Hakları İnceleme Kurulu tarafından kabul edildi. İfadelerinin kendi anadillerinde alınmasını talep ediyorum.” Karar mı? Şöyle oldu: “Sanıkların, mevcut delillerin durumu, delilleri karartma şüphesi ve kaçma şüphesi göz önüne alınarak tutuklanmalarına...”**

BEŞ ADAM, TEK MEKÂN 78’inci bölüm Türkiye televizyon tarihine verilmiş bir reji dersi gibiydi; o akşam ilk kez tamamı tek mekânda (Akbaba’nın evi, hatta salonu!) geçen bir dizi bölümü izledik. Dahası nefis bir tirat atılmıştı o gece Behzat Ç. tarafından. Beyninin içinde ağlayıp duran bir çocuk vardı, kafasının içi bir ölü bebeği doğurmaya çalışan ana rahmi gibiydi. Sırtında morluklarla, yitirilmiş bir aklın kalıntılarına sövdü. Sonra... Sonrası hep beraber menemen pişirildi, çay içildi...

LEZBİYEN ÇİFT HİKÂYESİ: “Peki hamile bırakmayı nasıl başardınız?” Harun’un şoklarının en sahicilerinden biri buydu. Lezbiyen bir kadının öldürülmesinin izini sürdükleri dizide Harun, çiftlerden birinin nasıl hamile kaldığına akıl erdirememiş, bütün bölüm boyunca bunu sorgulamıştı.**

EĞİTİM ZAİYATI 78’inci bölümde Cinayet Büro ekibi kışladaydı. ‘Eğitim zaiyatı’ olarak açıklanan kışlada asker ölümleri, tertipçilik, disko cezası, işkence, erlere verilen mantık ve insanlık dışı cezalar... Hele bir de sonunda bir ‘eğitim zaiyatı’nın babasının tiradı vardı ki onunla birlikte sorduk bir kere daha:

“Ne uğruna amirim?”: “Asker nedir amirim, asker annenin babanın komutana emanetidir. Emanete böyle mi sahip çıkıyorlar amirim? Eğitim zaiyatıymış, külliyen yalan... Eziyet ede ede öldürmüşler çocuğu...”

Hayalet’ten Ilgın’a, dışarıdan içeriye hapislik mektubu

Gazeteci Ilgın tutuklanır, Hayalet öylece kalır; uğruna çalıştığı adalet mekanizması, sevdiğini söyleyemeden elinden alır Ilgın’ı. Çok şey anlatmak ister, biradan aldığı destek en azından mektubu vermeye yarar. İçindekileri dökebilmek değildir yaptığı; içinde kalmasın diye dener. Çok da normal olmayan bir adamdan; mücadeleci, yalnız ve ‘normal’ sayılamayan bir kadına; söyleyemediklerinin bir de yazılamamış halidir. Tek bir sayfada; hayatı, aşkı, mesleği, adaleti sorgulamaya kalkar, tam yapamaz. Ama anlarız, normal olmayan adamlar kalbinden geçtiği gibi diyemez hislerini; zaten diyebilseydi tüm gemileri yakması gerekirdi. /Ayşen Aksakal

‘Seviyorum merkez!!!’

Kazmalar kazması, hatta öküz beylerin önde gideni Harun’un sıvı cesaretle dolup taşması ve bildiğin insan gibi seviyorum bile diyememesi, Emniyet teşkilatını aşkla tanıştırıyor! Az şey mi, bütün bürokratik soğukluk içinde, kafayı bulmuş, fena halde âşık bir polisin koca teşkilata aşkını itiraf etmesi! Bence çok “cool”. Ve tabii beceriksiz erkek modelinin şapşallığını ayan beyan göstermesi de, kadın olarak içimin yağlarını eritti. Yani “Seviyorum Amirim”! /Nazan Özcan

‘Biz de mutsuz olalım...’

İlk Behzat kadını Bahar, “Mutsuz oluruz” dediğinde Behzat, “Mutsuz olalım, hep mutlu olunacak diye bir kural yok ki biz de mutsuz olalım” demişti. Bölümler geçti, bu kez “Benden bir bok olmaz, biz seninle hep kavga ederiz, mutsuz oluruz” diyen Behzat’a savcı Esra’dan tokat gibi bir yanıt geldi: “Biz de mutsuz olalım, ne var? Biz de mutsuz oluruz! Ben seninle mutsuzluğa da varım.”

Haberin Tamamı İçin:

Behzat Ç.'de Son Hesaplaşma

Haber detayları için lütfen kaynak adresine tıklayınız.

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AnkaraBehzat ÇEşcinselİntiharPolisStar tvçaydizihamilekadınlartrans
Görüş Bildir