Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Sevimli Bir Polisiye

-
3 dakikada okuyabilirsiniz

Sevimli Bir Polisiye

Ayna Paramparça, elden bırakmadan okunan türden bir roman. Parçalanmış benliğe sahip psikopat dâhi katiller bu romanda da var.

Türkiye’de yazılan dedektif romanlarında polisler her zaman ahlakçı değildir, hatta rüşvet kabul eden, yasadışı yollara başvuran, dayak atan polisler en az mert ve dürüst meslektaşları kadar romanlara akseder. Cüneyt Ülsever, Ayna Paramparça adlı yeni romanında emniyet müdürlüğünün her türlü görevlisini karakterleri arasına yerleştiriyor. Roman, yazarın Azrail Aynası adlı eserinin devamı niteliğinde ancak yeni kahramanlar giriyor kurguya.

Konu, İstanbul emniyet müdürlüğünün yeni bir birim kurmasıyla başlar. İl emniyet müdür yardımcısının açıklamasına göre, ülkemizde cinayetler bir anlık öfke sonucu gerçekleşir. Önceden planlanmış sofistike suçlar değildir. Ancak son yıllarda düzensiz şehirleşme sonucu artık seri katiller ortaya çıkmıştır. Bu yüzden seri katiller ve toplu katliamlarla baş edecek Özel Cinayetler Büro Amirliği adı altında yeni bir birim kurulur. Büronun başına da ABD’nin en seçkin üniversitelerinde suç üzerine eğitim görmüş, başarılı akademik kariyere sahip, bir o kadar da güzel ve çekici Deniz adında bir kadın getirilir. Emrinde ise Ülsever’in önceki romanlarının da kahramanı olmuş “Üçlü Çete” vardır.

Üçlü çete, lise yıllarından beri yakın arkadaş olan, her biri farklı özelliklere sahip aynı yaşlarda üç başkomiserden oluşur. Kısaca “Özel Büro” dedikleri birim, Yıldız sarayı bahçesindeki Istabl-ı Amire-i Ferhan olarak anılan eski ahırların olduğu yere yerleştirilir. Bu yeni yerlerinde çalışmaya başlayan ekibe sekreter, şoför, özel arabalar da tahsis edilir. Maaşları da artar. Böylece bilimsel yöntemlerle araştırma yapacakları bir ortam kurulur. Hemen de çalışmaya başlarlar.

Erotizm ve şiddet

O günlerde İstanbul’da seri cinayetler işleniyordur. Üç başkomiser bir doktordan şüphelenip onu gözaltına alırlar fakat delil yetersizliği yüzünden tutuklayamazlar. Etrafta dolaşan bir seri katil herkesin sinirlerini germeye yeter; ayrıca birimin başına getirilen amirleri Deniz de çok hırslı bir kadındır ve ekiptekilerle zorlu bir ilişki başlar. Aslında üçlü çetenin ikisi amirlerinin güzelliğine hayran oldukları için kolayca etki altına girerler; sorun çetenin en şüpheci ve en zeki başkomiseri Harun ile Deniz arasındadır. Deniz hakkında bildiğimiz şeylerden biri: “sınıfında kendisi dışında başarılı öğrencilere tahammül edemezdi.” Öte yandan Harun’u da şöyle tanıyoruz: “... çok zekiydi. Çok araştırmacıydı. Bilimsel metodolojiyle düşünmeye çok yatkındı. Ama bir o kadar da hırslı, elde ettiğiyle yetinmeyen, hayatta hep daha fazlasını isteyen tiplerdendi. (...) Bir kadının, hele hele ondan daha başarılı ve zeki bir kadının amiri olmasını hazmedememişti.” İki karakter arasında gerginlik böyle başlar. Birbirlerine güvenmeyen, diğerinden kötülük bekleyerek çalışırlar. Okur da bu nedenle başlarına gelecek kötülükleri bekler.

Ülsever az sayıda karakter kullanıyor. Bu sayede konu hiç dağılmadan, hep aynı katilin etrafında yoğunlaşıyor. Cinayet çözülme aşamasını da karakterlere detaylıca anlattırarak okurun zihninde iyice şekillenmesini sağlıyor. Sonuçta bir polisiye romanın başarısı, yarattığı gerilim, merak ve zeki detaylarda yatar. Fazla karmaşık bir hale gelmeden okurun zevkle keşfedeceği şekle sokulduğunda ve okura doğru tahmin yapacak alan bırakıldığında keyifli olur. Ülsever bunu başarıyor. Olaylar aşama aşama çözülüyor ve sonlarına doğru gittikçe geriliyor. Karakterler için endişelenmeye başlıyoruz çünkü yazar bize onların göremedikleri şeyleri gösteriyor.

Az olaya odaklandığı için aynı olay bazen birkaç kez anlatılıyor. Örneğin, yeni amirlerini merak edip geçmişini araştıran Harun, Deniz’i lise yıllarından tanıyan bir dostundan Deniz’in geçmişini öğreniyor. Daha sonra Deniz yeni sevgilisine geçmişini anlatırken aynı ifadeleri kullanıyor. Romanda beni rahatsız eden ender şeylerden biri bu oldu; yazar aynı şekilde anlattırmak yerine yeni bir açı getirebilirdi konuya. Aynı olayı farklı açılardan göstermek yazarlar için faydalı bir araçtır, böylece bakış açıları artar ve derinlik kazanır kurgu. Aynı kalıp sözlerle konuşan karakterler ise, diyalogları da doğallıktan koparır.

Fakat dediğim gibi bu romanın genelinde bir kusur olarak görünmüyor. Bu noktada kaybettiği bir şey varsa, bunu yarattığı heyecanlı ivmelerle görünmez kılıyor. Roman ayrıca çok yerinde erotizm kullanıyor. Deniz hem çok çekici hem de dominant bir karakter. Erkeklerle hep sorunlu iktidar ilişkileri kuruyor; ya hükmeden ya da hükmedilen olma arasında uçlara kayan bir ruh hali var. Bu onun en büyük zaafı.

Haberin Tamamı İçin:

Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

Amerika Birleşik DevletleriİstanbulKatilRüşvetolay
Görüş Bildir