Bu içerik Onedio üyesi kullanıcı tarafından üretilmiş, Onedio editör ekibi tarafından müdahale edilmemiştir. Siz de Onedio’da dilediğiniz şekilde içerik üretebilirsiniz.

Sesil Aktürk Yazio: Yeryüzü Günlüğü

48PAYLAŞIM
Yazio Banner

Bugün 22 Nisan 2021, “Dünya Günü”. İlk olarak 1969’da John McConnell tarafından Unesco Dünya Konferansı’nda; dünyamızı korumak ve karşı karşıya kaldığı tehditlere dikkat çekmek amacıyla ortaya atıldı. 20 milyon kişinin katıldığı ilk güçlü kamuoyu tepkisi, Wisconsin Senatörü Gaylard Nelson’un desteği ve Dennis Hayes’in organizatörlüğünde 22 Nisan 1970 yılında geldi ve Amerika Birleşik Devletleri ilk kez “Temiz Hava” ve “Temiz Su” yasalarını hazırladı.

Dünya etkinlikleri çerçevesinde bu yıl da “Yaşam İçin Su” teması işlense de dünyanın acilen çözmesi gereken beş temel sorunu var. Pek farkında olmadığımız ya da farkındalığımızı hayat hareketlerimize yansıtmadığımız bu sorunlar aslında hayatta kalmak için yaptığımız günlük aktivitelerden bile önce geliyor.

Peki dünyamızın ne gibi sorunları var ve bu sorunları çözmek için neler yapabiliriz?

Hava kirliliği ve ilkim değişikliği en temel beş sorunun başında geliyor.

Atmosferin ve okyanus sularının karbonla dolması, atmosferik karbondioksit ve kızılötesi dalgaların uzunluğundaki radyasyonu emip tekrar yansıtarak havayı, toprağı ve okyanus yüzeyini ısıtıyor. 

Dünya genelinde sera gazı salınımları son 10 yıldır her yıl %1.5 oranında artıyor. Endüstriyel faaliyetler atmosferik karbondioksit yoğunluğunu son 200 yıl içinde 280 ppm’den (Her milyondaki partikül miktarı) 400 ppm’e yükseltti. Dünya Sağlık Örgütü, bir süre önce 2012’de gerçekleşen her dokuz ölümden birinin kanserojen veya kirli havadaki diğer zehirli maddelerden kaynaklanan hastalıklara dayandığını açıkladı.

Dünyada tüm bunlar olurken, Trump yönetimi Paris anlaşmasından çekileceğini ABD’nin küresel iklim yatıştırma çabalarını durduracağını belirtti ve hatta “Petrol ve Gaz” endüstrileri için ulaşılabilir federal sahaların ölçülerini de genişletti. Çin bugün hala dünyanın en büyük kömür tüketicisi.

Ormanların yok edilmesi karşı karşıya olduğumuz ikinci önemli sorun.

İçeriği canlı türü bakımından zengin vahşi ormanlar yok ediliyor. Şu anda yeryüzünün yaklaşık %30 ‘u ormanlarla kaplı ama 11 bin yıl önce, tarımın başlangıcında yeryüzünde bunun iki katı kadar orman vardı. Dünyanın ciğerleri Brezilya’da yağmur oranları son 10 yılda büyük oranda zararlar gördü. Bu tropikal kuşakta, büyük baş hayvan otlaklarını soya fasulyesi ve palmiye yağı ekimini mümkün kılan coğrafyada, her yıl 7.3 milyon hektar orman yok edilmekte.

Soyları tükenmekte olan vahşi hayvan türleri, bugün etleri, dişleri ya da çeşitli “tıbbi” ürünler için avlanmakta.

Geçenlerde en son beyaz gergedan da avcılar tarafından öldürüldü. Gergedanların avlanması sex gücünü arttıran ilaçların kaynağı olduğu efsanesine dayanıyor. Köpekbalıklarının yüzgecinden yapılan “Egzotik” Köpekbalığı Çorbası için her yıl avlanan tonlarca köpekbalığı yüzgeci alındıktan sonra tekrar denize bırakılıyor oysa yüzgeçleri olmadan nefes almaları ve yüzmeleri imkânsız. Fil dişlerinden elde edilen “Hediyelik Eşya” lar, kalbimizin her daim kanayan yarası Taji, ülkemizde avcılık (!) adına leyleklerin bile vurulması, bakmaya kıyamadığımız karaca ve geyiklerin açık arttırmayla avcılara satılması tüm bunlar ve daha fazlasının ve tek sorumlusu insan. Eğer, her şeyin teorisi içinde biz yani, insan, ağaç, kedi tek bütün ve bir ise o halde hangi “lezzet” bir canlının inciniyor olmasından önemli olabilir ki?

Dünya Doğa Kaynaklarını Koruma Birliği’nin (IUCN) listesine sürekli yeni tehdit altında olan türler ekleniyor ve liste uzamaya devam ediyor.

Toprak degradasyonu

Aşırı otlatma, mono kültür tarım ( yani belirli bir bitki türünün bir bölgede çok yaygın olarak uzun yıllar boyunca yetiştirilmesine dayanan yöntem), erozyon, zeminin sıkılaştırılması, cins değişikliği gibi toprağa zarar verilmesine yol açan birçok faaliyet sebebi ile her yıl 12 milyon hektarlık kısmı ciddi hasar görüyor.

Aşırı nüfus artışı

İnsan nüfusu dünya çapında hızlı biçimde artmaya devam ediyor. 20. yüzyıla 1.6 milyonla giriş yapan insanoğlu, bugün 6.5 milyar dolayında. Tahminlere göre bu rakam 2050 yılında 50 milyara ulaşacak. En büyük artış ise, Afrika kıtası ile Güney ve Doğu Asya’da gerçekleşiyor. Sürekli artış gösteren küresel nüfus, gittikçe artan refah düzeyiyle birleştiğinde, başta su olmak üzere hayati önem taşıyan doğal kaynaklar üzerinde daha büyük baskıya yol açıyor ve bu daha da kuvvetlenecek.

Peki çözüm ne?

Fosil yakıtlar yerine yenilebilir enerji kullanmak, yeniden ağaçlandırmanın hızlandırılması, tarımda emisyonları azaltmak, endüstriyel üretim süreçlerini değiştirmek. Yenilebilir kaynaklar için gerekli yatırımları yapmak ve bunların önündeki siyasi ve finansal sorunları kaldırmak için gereken adımların hızlıca atılması, bizi çözüme götürecek harika bir başlangıç olabilir

Ormanlardan kalan kısımları ve hâlihazırda yok edilmiş alanları imara açmak yerine yeniden ağaç ekerek restore etmek kaybettiklerimizi geri kazanmak için iyi ve adil bir çaba olurdu.

Sadece yasadışı avlanma değil, avcılık tamamen kaldırılmalı ve vahşi doğa ticaretine karşı koruma mekanizmaları üretilmeli ve geliştirilmeli. Yeryüzündeki bio-çeşitliliğin kaybının durdurulup güçlendirilmesi için siyasi ve toplumsal çaba ve işbirliği gerek.

Toprağın korunması ve yenilenmesi için nöbetleşe ekim, taraçalama yoluyla su tutmaya kadar bir dizi tekniği hayata geçirmeli ve gezegen üzerinde yaşayan tüm insanların faydalanması adına adil bir biçimde yapılmasını sağlayacak uygulamalar devreye girmeli.

Çocuk yapma hakları kadınların kendilerine bırakıldığında ortalama doğum oranlarında ciddi bir düşüş yaşanması bekleniyor, elbette eğitim ve temel sosyal hizmetlere erişebilmeleri sağlandığında…

Hayattan geçip giderken bıraktığımız, bütün çocukların, ağaçların, yılanların, keçilerin, kuşların giyebileceği türden olsa, keşke daha iyi bir dünyayı hayal edebilsek ne güzel olurdu. Çünkü rüyaların yapıldığı malzemeden yapılmayız biz ama elbette kâbusların da. Sınırları bırakıp birbirimizin şarkılarını söylediğimiz daha iyi bir dünya hayali ile seçtiğim 11 şarkı...

1) İnsan İnsan / Cem Adrian ( Fazıl Say 2013 / İlk Şarkılar )

Fazıl Say’ın 2013 çıkışlı albümü “İlk Şarkılar” da yer alan şarkının sözleri, Türk Hurufi şairi Muhyiddin Abdal’a ait. Albümde 10 şarkı var. Solist olarak Serenad Bağcan, bazı şarkılarda ise Cem Adrian, Güvenç Dağüstün, Burcu Uyar ve Selva Erdener yer alıyor. Albümde viyolonselde Çağ Erçağ, flütte Bülent Evcil, kemanda Pelin Halkacı Akın, kanunda Hakan Güngör ve vuralı sazlarda Aykut Köselerli gibi isimlerle çalışılmış.

2) Dmitry Hvorotovsky / Zhuravli

Dağıstanlı şair Rasul Gamzatov Hiroşima’da “Hiroşima Barış Anıtı Parkın’nı ziyaret ettiğinde, parkta 2 yaşındaki Sadako Saseki ile karşılaşır. Şehirdeki radyoaktif kirlenme sonucunda lösemiye yakalanan küçük kız, parkın havası onu öyle etkiler ki yaşadıklarının ağırlığı şairin kaleminden dökülür ve şu ünlü dizeleri yazar;

“ Bazen, kan tarlalarından 

Geri dönmeyen askerlerin

Dünyayı terk etmediğini

Ama beyaz turnalara dönüştüğünü hissediyorum”

Şiir Gamzatov’ un ana dili Avar dilinde yazıldığı için, oyuncu ve şarkıcı Mark Bernes şiiri yeniden düzenler ve Yahudi asıllı Rus besteci Yan Abramovich Frenkel tarafından bestelenir. Ilk kez 9 Temmuz 1969’da kaydedilen şarkı hala tüm Rusya’da en çok sevilen şarkılardan biri.

3) Martynas / Hungarian Dance No:5 in G

Litvanya’lı Martynas Levickis 2013 yılında çıkarttığı “Martynas” albümünde yer verdiği Alman Romantik Akımı’nın en önemli bestecilerinden olan Johannes Brahms Hungarian Dance No:5 in G’ün aranjörlüğünü Haywood ile birlikte üstlendi. Albümde aynı zamanda  Bizet’in Carmen Operası, Rodriguez’in La Cumparsita’si, Beethoven’ın No:7 In A Op. 92 ‘i gibi ünlü opera ve bestelere de yer veren Martynas “Dünya Akordion Yarışması” birincisi ve aynı zamanda otuz uluslararası ödülün sahibi.

4) Marcio Faraco / Paris

Brezilya’da yaşayıp çalıştıktan sonra ülkesini terk edip Fransa Paris’e yerleşmeye karar veren, şarkıcı, besteci, yapımcı ve gitarist Marcio Faraco’nun; 2014 yılında çıkan albümü “Cajueiro”da yer alan “Paris” şarkısı, aşkın sancılı dönemlerinden bahsediyor. “Yağmurlu bir gün olacak, diğerleri gibi bir gün..”

5) Nina Zilli / L’uomo Che Amava le Donne

Asıl adı Maria Chiara Fraschetta olan 1980 doğumlu Nina Zilli, ilk Single’ı “50Mila” yı çıkardıktan sonra, 2010 Sanremo Müzik Festivali’nin “Amatör Sanatçılar” kategorisinde katıldı. İlk ticari başarısını “Semper Lontano” albümüile elde etti. Albümde yer alan şarkılardan biri olan L’uomo Che Amava le Donne bencil bir sevgiliyi ve onun vazgeçilmesi zor güzelliğinden anlatıyor.

6) Alessandro Magnanni / Secret Lover

Alessandro Magnanini’nin 2009 yılında Schema Records’dan çıkarttığı Someway Still I Do albümünde yer alan enfes bir şarkı. Beste Alessandro Magnanini ve Stefania Ravanettiye ait vocalde Jenny B. var.

7) Vibraphonic / To Know You is To Love You

Çok sevdiğim şarkılardan bir tane daha, Vibraphonic’in 1995 yılında çıkarttığı albümü Vibraphonic 2’de yer alan şarkının vocalinde Lennox Cameron var.

8) Caribbean Jazz Project / Libertango

Libertango 1974 yılında Milan’da kaydedildi ve piyasaya çıktı. Adını, İspanyolca özgürlük anlamına gelen “ Liberdad” ve “Tango” kelimelerinden alan şarkı Klasik Tango’dan Tango Nuevo’ya geçişi simgeliyor. Şarkı bugüne kadar birçok sanatçı tarafından çalındı ve söylendi. Her yorumu güzel çünkü kötü söylenemeyecek kadar enfes bir şarkı. Caribbean Jazz Project’in yorumu hele 4.44 deki davulu dinlerken insanın ruhu notalara binip gidiyor.

9) Caetano Veloso / Voce Nao Me Ensinou a Te Esquerer

1942 Brezilya doğumlu şarkıcı, gitarist, yazar siyasal aktivist Caetano Veloso yüzyılın en iyi şarkı sözü yazarlarından biri. Kız kardeşi Maria Bethania ile Tropicalisimo müzik akımına katkıları ile biliniyor. “Bana unutmayı Öğretmedin” in sözleri yine Brezilyalı şarkıcı ve söz yazarı Fernando Mendes tarafından yazıldı, Jose Wilson ve Lucas tarafından bestelendi. Prodüktörlüğünü ise Hugo Bellard üstlendi.

10) Sal da Vinci / Maruzella

Maruzella, Festival Italiano’ da birinci, Sanremo Müzik festivalinde üçüncü olan 1969 NY doğumlu İtalyan aktör ve şarkıcı Sal da Vinci’nin 2009 yılında çıkarttığı albümü

11) Haris Alexiu / Próti Forá Syngnómi

Aniden dünyasının tersine dönmesi ile çıplak ellerin ne demek olduğunu anlayan ve ilk kez üzülen birinin hikayesi dökülüyor Haris Alexiu’nun muhteşem sesinden…

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!

ONEDİO ÜYELERİ NE DİYOR?

Yorum Yazın
Görüş Bildir