Seren Serengil, İzzet Çapa`Ya Konuştu

 > -

Seren Serengil, İzzet Çapa`Ya Konuştu

Seren Serengil, İzzet Çapa`Ya Konuştu

Bazı insanlar vardır üzerindeki parıltıyı kazırsanız altından hiç beklemediğiniz bir kişilik çıkar. Seren de işte onlara tipik bir örnek ama olumlu anlamda. Üzerindeki yıldız tozunu üflediğiniz zaman, son derece içten, deli dolu, çılgın hesapsız kitapsız bir kadın çıkıyor ortaya

Seren Serengil'in Afrika fotoğrafları o kadar çok konuşuldu ki biz de onun için sahte bir Afrika yarattık; sahte maymunları, sahte kaplanlarıyla... Ama bu kez deklanşörün arkasında bir "fotoğraf sihirbazı" vardı: En son süpermodel Alessandra Ambrosio'nun fotoğraflarını çeken ve pek çok starın peşinde koştuğu Emre Ünal'ın objektifine emanet ettik Seren'i... Emre'nin sağ kolu Apo'nun da yardımıyla kusursuz kareler çıktı ortaya. Düşünün, beni bile yakışıklı çekmiş, ellerine sağlık...

Bakıyorum yine leoparlara bürünmüşüz. Tabii, zaten bir leoparın bir de benim modam geçmez. Çünkü ikimizin de dokusunda asalet var.

Vay, iddialı başlıyoruz... Öyle de bitiririz.

Yıllar önce seni Şişli'de ortaokul formanın üzerinde vizon kürkle gezerken görürdüm, iddia o günlerden yadigâr galiba. (Gülüyor...) Onu bırak, annem ilkokula da kürkle gönderirdi beni.

Yok devenin bale pabucu. İnan doğru. O zamanlar Fiorucci diye meşhur bir marka vardı. Annem de oradan çok güzel bir tavşan kürk almıştı. Öğretmenim annemi arıyor "Kızınızı okula kürkle gönderiyorsunuz" diye...

Nevin Hanım ne demiş?"Tabii gönderirim. Kendi kürkümü kesip giydirmiyorum ki, bu yaş grubu için yapıldıysa bu kürk benim kızım niye giymesin" demiş.

Peki ya okuldaki arkadaşların yadırgamıyor muydu? Hayır, hepsi varlıklı kesimden çocuklardı ama hiçbiri benden iddialı değildi. Annemle babamın tek çocuğuyum, onlar boşanınca annem beni el bebek gül bebek büyütmüş işte.

'5 YAŞINDA MAKYAJA BAŞLADIM'

Nereden geliyor bu gösterişe düşkünlük?"Gösteriş" demeyelim ama şık olma isteği annemden geliyor. Anneannem Grace Kelly'ye benzeyen çok şık ve hoş bir İtalyan. Annem de ona çekmiş. Herkes sofra kurma adabını da yemek yemeyi de giyim tarzını da önce ailesinden görür, öğrenir. Annem Thierry Mugler'ler giyen bir kadındı. Ben de onun kızıyım sonuçta. Onu görerek, giyimden makyaja hafif taklit ederek büyüdüm.

Kaç yaşında başladın "boyanmaya"? 5-6 yaşında. 8 sene bale yaptım. Küçücükken müsamerelerde anneler kızlarını boyardı. Ama sadece yanaklarına allık sürerlerdi. Ben annemin makyaj çantasını alır kendim boyanırdım.

Hadi ya... Kırmızı ruj falan sürerdim, annem silmek istediği zaman kıyameti koparırdım. Maçka'daki MOS'a giderdik. "Saçımı Muammer yapacak" derdim, çırak falan kabul etmezdim. Onlar da koltuğa yastık koyardı, saçlarımı Muammer yapardı. O zamandan belliymiş ne olacağım.

'EVDEN KAÇIP KAPICI DAİRESİNDE YEMEK YERDİM'

Şöhretli baba ve güzel anne sende travmaya yol açmış olabilir mi? Hem de nasıl... Ünlü bir adamın ve her şeyi bilen mükemmeliyetçi bir annenin kızısın. Yapman ve asla yapmaman gerekenler var. Güzel bir kızsın, gözler üstünde. Doğru yurtdışına gönderildim. "Aman iyi okusun, piyano çalsın, lisanı olsun" dediler. Kiminle arkadaşlık edip etmeyeceğime bile karışılıyordu. Mesela Nişantaşı'nda otururken apartmanımızın kapıcısının kızıyla arkadaşlık ediyordum. Küçüklüğümden beri insan seçmedim. Onların dairesine inip yer sofrasında yemek yerdim.

Helal olsun Küçük Seren'e! Ama bu Annem duyana kadar devam etti.

Bu kadar zenginlik içinde seni "yer sofrasına" çeken neydi? Başka hayatlar. Annemle babam ayrıldığında 5 yaşındaydım. Farklı hayatlara hep özendim. O sofrada anne baba çocuklardan oluşan bir aile vardı. Oradaki huzur, mutluluk beni çekiyordu. Bir dayanışma vardı. Kızlar harçlıklarını çıkarabilmek için kapıda toka satardı.

Sen de alıyordun herhalde... Yok canım, annemin tokalarını aşırıp onlarla birlikte satıyordum. Bir gün annem yakaladı. "Bizi rezil edeceksin. 'Öztürk Serengil'in kızı toka satıyor' diyecekler. Bir daha o kızlarla görüşmeyeceksin" dedi.

Sen tabii dinlemedin. Yok canım, asansörle fırt diye kaçıyordum aşağıya. Hiç unutmuyorum, kızın adı Gülten'di. Oradan taşınana kadar hep arkadaşım oldu.

'HİÇ ANNEMİN AKILLI KIZI OLMADIM'

Nevin Hanım'ın kuralları Hammurabi Kanunları'nı aratmıyormuş maşallah. Her zaman dediklerinin yapılmasını ister. Yapılmadığı zaman küser. En sevdiği cümle "Bak gördün mü dediğim çıktı" dır... Arkadaşların veya kocan onun kriterlerine uymazsa yandın! Vazgeçirmek için mücadeleden hiç yılmaz.

Biraz faşistlik mi var ne? (Gülüyor...) Dominant diyelim biz yine de...

Seni "Güzel kızım" diye mi, "Akıllı kızım" diye mi severdi?"Akıllı kızım" hiç olmadım. (Kahkahalar...) Ona göre akıllı olmak hayatı satranç gibi sırasıyla ve hamlesiyle oynamak. Çok stratejik geliyor bu. Çarpışmayı ve zoru seviyorum. Hasar alsam da fark etmiyor. Başkalarının yaşadığı hayata uzaktan seyirci olup eleştirmekle ömrümü tüketmek istemiyorum. Bugün kendine "Akıllı kadın" dedirtebilmen için prestijli bir soyadı olan, maddi gücü yüksek ama hiç sevmediğin bir adamla evlenmen gerekiyor. Ben bunu yapamam.

Yoksa o güçlü adamın altında ezilmekten mi korkuyorsun? Her zaman güçlü bir ailenin ferdi oldum. Kimsenin parasına ihtiyacım olmadı. Belki de o yüzden bu kadar müdanasızım. Ama kişilik olarak dünyanın en zengin adamıyla da olsam "Bana şunu al bunu al" diyemem. Allah da dedirtmesin. Hayatlar büyüdükçe mutsuzluklar artıyor. Yaşça büyük, çok kuvvetli bir adam formatı bana cezbedici gelmiyor.

Kendinden güçsüz bir erkekle beraber olup aşkı "Seren formatına" sokma egosu olmasın bu? İnşa etmeyi çok sevdiğim bir gerçek. Karşımdakinin giyimine, tarzına, davranışlarına bir şeyler katmayı seviyorum. Beraber yükselmeyi, bir yerlere gelebilmeyi anlamlı buluyorum.

Of çok yorucu değil mi? Evet yorucu ve zor bir yol belki ama benim tercihim. Her erkek böyle bir kadına sahipse çok şanslı olduğunu düşünmeli. Bu bir format değil altın tepside sunulan bir hayat. Anlayana...

'SEVGİ, SADAKAT VE İTAAT İSTİYORUM'

Adamın giyimine kuşamına kadar karışıyorsun ama..."Bu kıyafetle bu ayakkabıyı giyersen iyi olur" diyorum. Bence bilen bir kadınla beraber olmak önemli.

"Alkışlanmak" istiyor olma? Tespitlerin çok doğru. Ama bu bana özel bir şey değil. İlkokuldan beri "aferinler" için yüksek not almaya çalışmaz mıyız? Büyüdükçe de eşimizden, çevremizden bekleriz "aferinleri". Alkışlanmak teşvik edicidir, insanın böyle bir beklentisi olması doğal bana göre.

Aslında tüm bunlar kontrol için... "Dominant Geyşa"... Tabii ki emek veren ve fedakârlık yapan bir kadının beklentisi daha fazla olacaktır. Hazır bir hayata konmamıştır, kocasıyla mücadele etmiştir, fazlasını beklemeye hakkı vardır. Sadece sadakat ve saygı istiyorum. Verdiklerim karşısında, bunlar yerine getirilmesi zor talepler değil.

Bence sen kendine itaat edilmesini istiyorsun. Günümüzün kadını erkekten ev, araba, mücevher ister. Ben sadece sevilmek ve sadakat beklerim. Bu itaat sayılıyorsa evet, itaat istiyorum.

'AYRILDIĞI KADININ ARKASINDAN KONUŞAN ERKEK DÜZEYSİZDİR'

"Annem dominant diyorsun", asıl diktatör sen olmayasın! Boşanana kadar babam hep zirvedeydi. Sonrasında da Öztürk Serengil'di ama konumu aynı değildi. Her yönüm anneme çekmemiş ama bu konuda birebir benzeriz.

Senin gibi asi bir kızın olsaydı ne yapardın? Doğru olanı söyler ama kararlarını kendisine bırakırdım.

Gözlerinde hep bir hüzün var, mutlu musun mutsuz mu anlamak imkânsız... Mutlu bir ömür kimde var ki bende olsun İzzet? Gözlerimde hüzün olması çok normal. En güzel oyuncaklara, en şık elbiselere sahip ama asla mutlu bir ailesi olamayan küçük Seren sonrasında özlem duyduğu aileyi kendi kurmanın peşine düşer. Başaramaz. Deli gibi çocuk sahibi olmak ister. Olamaz. Üzüntüsü bol bir hayat...

İlgi değil ama sevgi eksikliği durumu Tabii. Çocuğu olanlara boşanmamalarını tavsiye ediyorum. Annem annelik görevlerini eksiksiz yerine getirdi. Yine de bir elinden annenin bir elinden babanın tuttuğu çocukluğun yoksa, sevgi eksikliğini ömür boyu hissediyorsun.

Korkuyor muyuz Nevin Hanım'dan? Hâlâ çekinirim.

Maddiyattan dolayı mı bu çekingenlik? O konuda da çekinirim ama hâlâ üzerimde etkisi var. Mesela yanında bacak bacak üstüne atmam. İçkim, sigaram zaten yok.

Şimdiki erkek arkadaşınla tanıştı mı? Evet ve ilk defa birini beğendi.

Bu sefer "Annem beğendi" diye korkuyor olabilir misin? Annemin bana bu konuda muhalefet olmaması büyük konfor. En azından kafamın etini yiyen yok. Bırakmış kendi halime, mutluyum. Bu sefer de fazla huzurlu oldu bu iş. (Gülüyor...)

Çok paran var mı? 10 senedir çalışmadım. Babamın bize bırakmış olduğu, annemden gelen paralar var...

'Annemden zam isteyeceğim'

Aylık ne kadar "maaşa bağladı" seni Nevin Hanım? Rakam söylemeyeyim ama, yetmiyor zam isteyeceğim. Enflasyon var. (Gülüyor...)

Kenara koyuyor musun peki verdiği paranın bir kısmını? Onun verdiği parayı ayın 15'inde bitiriyorum.

Ev, araba falan senin üstüne mi? Benim üstüme almaz. Elim fazla açık diye korkup güvenmiyor bana. Beni kandırırlarmış... Öyle diyor. (Gülüyor...)

Akıllı kadın Nevin Hanım. Allah razı olsun. Öyle yapmasaydı bugün kötü projelerde yer almak zorunda kalacaktım.

'Babam zamanın bütün starlarıyla birlikte olmuş'

Rahmetli baban Öztürk Serengil dedikleri kadar zampara bir adam mıydı? Zamanın bütün starlarıyla beraber olmuş. Annem çok güzel bir kadın olmasına rağmen onu bile aldatmış. O konuda dosyası kabarık.

'Sonunda beğeneceğiniz bir erkek buldum'

Sen istemiyorum desen de karşına hiç zengin bir adam çıkmadı mı? Çıktı tabii ki. Ama karşımdakinin imkânlarını kullanmayı kendime yakıştırabilen biri değilim. Kimsenin evinde gidip oturmam, kimse bana "Al harçlığın" diyemez. Erkeğin parası olmuş olmamış fark etmiyor. Bana eşit birisi tercihim.

Şimdiki erkek arkadaşın Oğuz Bey bundan önceki koca prototipine pek uymuyor. Bak sen de böyle düşünüyorsun. Hiçbiriniz bana yıllardır kimseyi yakıştıramadınız. Neyse yanımda görünce beğeneceğiniz birini buldum sonunda, hepinizin çenesi kapansın diye.

Nedir Oğuz'u farklı kılan? Oğuz'la 2 ay sonra birinci senemizi kutlayacağız. İyi gidiyor, beraber yaşıyoruz, evlilik kararı aldık ama hâlâ vakitsizlikten plan program yapamadım. Birkaç ay içinde evleniriz diye düşünüyoruz ama kasmıyoruz. İnsan birbirinden emin olunca, aman kaçırmayayım endişesi yok. Farklılığı, bu yaştaki başarıları ve mesuliyeti olması. Aileden gelen özellikleri de cabası. Oğuz İstanbul Genç Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı. Maneviyatı çok güçlü biri. Onun insanlığını seviyorum.

Seninle olmanın zorluğunun farkında mı? Beni ve konumumu anlayıp taşıyabilecek durumda Allah'tan. Bir kız arkadaşıyla oturup bir yerde limonata içerse ertesi gün "Seren'i aldatıyor" diye gazetelere çıkacağının bilincinde. Ben bunları söylemeden durumun farkındaydı.

"ÂŞIK DEĞİLİM AMA KENDİMDEN HOŞLANIYORUM"

Seren, sen kendine âşık olabilir misin? Aşık değilim ama hoşlanıyorum kendimden.

Acaba ilişkilerini yürütememenin sebebi bu olabilir mi? Aynaya çok bakar mısın? Hem de nasıl. Araba kullanırken, evde, fotoğraf çektirirken, her fırsatta bakarım. Çok güzel bir yüzüm var bakmaya doyamıyorum. (Gülüyor...)

Nevin Hanım Twitter'daki yazışmalarını takip ediyor mu? Maşallah her şeyden haberi var.

O nasıl oluyor? Bir gün ona gidecektim "Hastayım gelemiyorum" dedim. Twitter'a da "Yemekteyiz" deyip resim koymuştum. Annemden bir mesaj: "Afiyet olsun!"

Zehir Hafiye Nevin... İpler her daim elinde. Okuldayken 2 puanla teşekkürü kaçırmışım. Sınıfta oturuyorum, baktım kapının önünden krape saçlarıyla annem geçiyor. Meğer din hocasıyla konuşmaya gelmiş.

Ne konuşacakmış ki? Ben de onu sordum "2 puan için senin teşekkürünü yiyor" dedi. "Sakın ha anne" dedim. Rezilliğe bak, lise 2'deyim bu arada.

Bu kadar önemli mi senin için teşekkür? Yok canım, umurumda bile değil. Ama annem aldı o teşekkürü.

Niye? Eve gelen arkadaşlarına "Kızım göster teşekkürünü" demek için. 4 yıl her gün piyano dersi aldım. Sokağa çıkamazdım.

Sıkı yönetim yani... Aynen öyle. Hep klasik çalmak zorundaydım. Akşamları arkadaşları gelir, "Seren çal bakayım bilmem ne etüdünü" . Piyanonun başına geçip çalarım, hepsi alkışlar. Hoşuna gidiyor kadının...

Peki onlar gidince? Bütün arabesk şarkıları çalardım. Dışım Prenses Kate ama içimde bir Feriha'lık var.

'Deniz kenarında değil diye üniversiteden vazgeçtim'

Bir ara sahneyi bırakmıştın 2000'de her şeyi bıraktım. Mimar Sinan Üniversitesi Fotoğraf Bölümü'nü kazandım ama gitmedim.

Neden? Okulum deniz kenarında değildi çünkü...

Anlamadım. Anlaşılmayacak bir şey yok.

Dur, kafamı karıştırma, önce neden her şeyi bırakmak istediğini anlat. Rakiplerimle aynı kulvarda oynamıyorduk. Kiminin sevgilisi kanal sahibi, kiminin ki gazete. Benim programım yayından kaldırılıp onunki konuyor. Donanım olarak hepsinden iyiyim ama çark başka türlü işliyor.

Bunu fark edince... Bu mesleği yapamayacağımı anlayıp okulu bıraktıktan 10 yıl sonra üniversite sınavına girdim. Dediğim gibi Mimar Sinan'ın fotoğraf bölümünü kazandım.

Mimar Sinan deniz kenarında. Ama fotoğrafçılık bölümü Beyazıt'taymış. Zannettim ki Mimar Sinan otel lobisi gibi, deniz ayaklarının altında... "Sizin kampüs Beyazıt'ta" dediler, dünya başıma yıkıldı.

'SAHNEYE ÇIKTIĞIM İLK GÜN AŞAĞI İNDİRİLDİM'

Ve vazgeçtin dişi Ara Güler olmaktan. Vazgeçtim. Artık ders almak gibi sürekliliği olan şeyler istemiyorum hayatımda. O dersleri aldım zaten. 16 yaşında sahneye çıktım. Aynı gece de indirildim.

Niye? 21 yaşından küçükler çıkamıyordu sahneye. Bir şarkı bile söyleyemedim, o geceki müşteriler şanslıydı anlayacağın. (Kahkahalar...)

Evde nasıl Seren? Evde tam bir kahya gibiyim; ayağımda çizmeler, köpeklerimle ilgileniyorum. Ama hep bakımlıyım. Sabah kalktığımda bile...

Ful makyaj? O kadar değil tabii. Evimi de otel gibi yaptım. Çok oda sevmem. Otel gibi derken dekorasyon anlamında söylüyorum. Mesela evdeki 4 odanın duvarlarını yıktım, 100 metrekarelik yatak odası yaptım.

Nevin Hanım'ın kontrolü devam mı? Eskisi gibi değil. Ama yine de sözü geçer.

Arkadaşlarına piyano resitali verdirtmiyor yani hâlâ. (Gülüyor...) Bayılır aslında "Seren gel biraz piyano çal bize" demeye. O aldırdı ya dersleri, kendi başarısı gibi görüyor.

'Gülben Ergen'e kadın olarak üzüldüm'

Biraz magazin turu yapalım. "Gülben'i (Ergen) hayatım boyunca affetmem" demiştin, sonra baktık Twitter'da ateşkes sağlanmış... Kızgınlığım geçti, üzüntülü günler geçirmesi de beni etkiledi. Ama bugün eskisi gibi arkadaş değiliz.

"Kızgın değilim ama yaram kapanmadı" mı diyorsun? Bir kanama yok yaramda. Bende enteresan boyutlarda merhamet var. Onun boşanması, çocuklarının olması, kilo alması... Bir kadın olarak bunlara üzüldüm.

O yüzden mi gittin Gülben'e? Herhalde. İnanmayacaksın belki, evindeyken 15 sene önceki Gülben'le konuşuyormuşum gibi hissettim. Atlas'ı, çocukları gördüm. Orada sahici bir anneydi.

Buzlar biraz olsun eridi desene? Kızgınlığım, üzüntüm zaten oraya giderken bitmişti. Ha "Arkadaşlık yapar mısın" dersen yapmayız. Ama hep iyi olmasını temenni ederim. Bunu gerçekten isterim.

"Hülya Avşar'ın evine kaçtım"

Hülya (Avşar) ile aran hep iyiydi ama... Eskisi kadar görüşmesek de onun yeri ayrıdır. Ya ben Hülya'nın evine kaçmıştım biliyor musun? Türk filmlerindeki zengin ev sahnelerinin pek çoğu bizim evde çekilirdi.

Başka ev mi bulamıyorlar? Babam hepsinin arkadaşı ya. Okuldan çıkıp eve gelirdim, bir bakarım salonda Gülşen Bubikoğlu, Perihan Savaş, İbrahim Tatlıses, Kadir İnanır, Hülya Avşar. Hülya Avşar'a hayran oldum. Çok güzel bir kadındı.

Kaç yaşında tanıştın Hülya'yla? Ortaokuldaydım. O zaman "Abla" diyorum tabii. Sonra Hülya Abla "Bir gün bize gel, kal" dedi. Birkaç kez gittim, samimiyeti ilerlettik. Her yerde Hülya Avşar diye kıyamet kopuyor. Onu gördükten sonra hayatım değişti.

Artist olmaya mı karar verdin? Yok canım, 15-16 yaşındayım daha. Hülya'nın saçları afroydu, onun gibi olsun diye gittim perma yaptırdım. Yandı saçlarım, iğrenç bir sarı oldu. Okula gittiğimde hoca "Bu saçla içeri giremezsin" demez mi?

Hocayı bırak Nevin Hanım ne dedi bu işe ? Saçlarımı görünce çıldırdı. Okula almadılar da diyemiyorum. Müthiş kavga ettik, 2-3 parça eşyamı valize koyup Hülya'ya gittim. Emral Abla annemi aradı "Merak etme kız bizde" dedi.

Orada mı kaldın? Bir süreliğine. Zaten Hülya da bırakmak istemiyor. Hem hayranıyım hem aynı yatakta yatıyoruz hem de film çekimlerine gidiyoruz. Hayatımı yaşıyorum yani.

Okula gitmiyor musun bu arada? Saçlarım yüzünden 3 gün gitmedim. Ardından 3 ay Hülya gerçek anlamda benim veliliğimi yaptı. Adresimi de onların evinden gösterdik. İşte o zaman özendim ona. Gerçekten çok güzel bir kadın ve çok üşütük. İdolümdü, onun gibi olmayı kafaya koymuştum.

Bu kadar gündemdesin ama markalaşamıyor Seren Serengil. Marka için kariyer yeterli değil, kendine yönelik algıları yönetmeyi iyi bilmek lazım. İnsanların bana karşı algılarında bazı yanlışlıklar gördüm ama bunları düzeltmeye çalışmadım, umursamadım. Bir prenses hiçbir zaman prenses gibi hareket etmek için uğraşmaz.

Tevazuuna hayranım. Ondan en beklenmedik hareketleri görebilirsiniz. Ama sonradan zengin olmuş biri İngiliz Kraliyet ailesinden gelmiş gibi çıkar ortaya. Algılarınıza öyle yerleşir, marka olmuştur bile. Ben buna aldırmıyorum.

Misafir sanatçı gibisin. Bir varsın bir yoksun. Unutulup bitmekten korkmuyor musun? Aksine, korkmadığım için bitmiyorum. Dünyanın hiçbir yerinde her daim ortalıkta olmuyor starlar. Bizde bu sistemi bir tek Tarkan uyguluyor, o yüzden ulaşılmaz zaten. Ben de inandığım bir projeyi yaptıktan sonra 2 yıl evde oturabilirim.

Ya o inandığın projeyi bulamazsan? Saçma sapan işler yapmaktansa bulana kadar beklerim. Bu hem riski azaltıyor hem beni özletiyor.

Seren bir şey diyeceğim sana... De izzet

Derhal televizyona ve sahnelere dönüyorsun! Tamam da niye hiddetlendin?

Sadece köpeklerini gezdirmek, evlenip bulaşık yıkamak için çok fazlasın. Hepsini yapsam?

Yok sen beceremiyorsun hepsini aynı anda! Zılgıt mı yedik şimdi?

Ben annene benzemem. Ne güzel programın vardı, kendine hayrın yok ama milleti barıştırıyordun! Ama daha yeni belgesel çektim.

Ne yaparsan yap ama bir şey yap!

İzzet ÇAPA

Haberin Tamamı İçin:

BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER!
Helal olsun!
Hoş değil!
Yerim!
Çok acı...
Yok artık!
Çok iyi!
Kızgın!
YORUMLAR İÇİN TIKLAYINIZ

Başlıklar

AltınEvlilikGülben ErgenGülşenİngiltereİstanbulNişantaşıÖztürk SerengilSavaşSeren SerengilTarkanTwitterZamzam
Görüş Bildir